- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
ARAPÇA OKUMA PARÇALARI - 2
قصة إسلام سعد بن معاذ (Sa'd bin Muâz'ın Müslüman Oluşu)
وفي العام القادم أقبل إلى رسول الله -صلى الله عليه وسلم- اثنا عشر رجلاً من الأنصار، فبايعوه في العقبة، فكانت بيعة العقبة الأولى، ولمَّا انصرفوا أرسل رسول الله -صلى الله عليه وسلم- معهم مصعب بن عمير -رضي الله عنه- ليعلِّمهم القرآن والإسلام، وأقام في المدينة عند أسعد بن زرارة، فسمع بأمره سعد بن معاذ وأسيد بن حضير -رضوان الله عليهم أجمعين-، فتوجه إليه أسيد لكي ينهاه عن دعوة النَّاس، لكنَّه لمَّا سمع منه استجاب وآمن، ثمَّ ذهب سعد بن معاذ -رضي الله عنه- فسمع من مصعب -رضي الله عنه- وآمن أيضاً.
وتوجه مع أسيد بن حضير إلى القوم، فقال لهم سعد: "يا بني الأشهل، كيف تعلمون أمري فيكم؟ قالوا: سيدنا وأفضلنا، قال: فإنَّ كلام رجالكم ونسائكم عليَّ حرامٌ حتى تؤمنوا بالله ورسوله"، فما كان المساء حتى أسلموا جميعاً، واستمرَّ مصعب بدعوته في المدينة، فلم يبقَ فيها بيتٌ إلَّا ودخله الإسلام، وقد كان إسلام سعد بن معاذ -رضي الله عنه- نصراً كبيراً للإسلام وفتحاً مبيناً، وأشرقت شمس الإسلام في المدينة بإسلامه حتى أنارت قلوب الكثيرين، ثمَّ ظهر دور قبيلة بني عبد الأشهل لمَّا هاجر رسول الله -صلى الله عليه وسلم- إلى المدينة، فاستقبلوا المهاجرين وقاسموهم أموالهم وممتلكاتهم من غير منٍّ ولا أذى.
1. İsimler (الأَسْمَاءُ)
Anlamı: Mevsim, belirli zaman dilimi, sezon.
Örnek Cümle: كَانَ التُّجَّارُ يَجْتَمِعُونَ فِي مَوْسِمِ الْحَجِّ.
(Tüccarlar hac موسم'inde toplanırlardı.)
Anlamı: Biat, bağlılık yemini.
Örnek Cümle: كَانَتْ بَيْعَةُ الْعَقَبَةِ نَصْراً لِلإِسْلَامِ.
(Akabe biatı İslam için bir zaferdi.)
Anlamı: Kabile, soy, boy.
Örnek Cümle: عَاشَتْ قَبِيلَةُ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ فِي الْمَدِينَةِ.
(Beni Abdil Eşhel kabilesi Medine'de yaşadı.)
Anlamı: Zafer, yardım, başarı.
Örnek Cümle: تَحَقَّقَ النَّصْرُ بِفَضْلِ اللَّهِ وَتَوْفِيقِهِ.
(Zafer Allah'ın lütfu ve yardımıyla gerçekleşti.)
Anlamı: Elçi, peygamber.
Örnek Cümle: أَرْسَلَ اللَّهُ رَسُولاً لِيَهْدِيَ النَّاسَ إِلَى الْحَقِّ.
(Allah insanları hakka iletmesi için bir elçi gönderdi.)
2. Fiiller (الأَفْعَالُ)
Anlamı: Faydalanır, değerlendirir, fırsat bilir.
Örnek Cümle: يَسْتَغِلُّ الْمُؤْمِنُ وَقْتَهُ فِي طَاعَةِ اللَّهِ.
(Mümin vaktini Allah'a itaatte değerlendirir.)
Anlamı: İcabet etti, kabul etti, çağrıya uydu.
Örnek Cümle: اسْتَجَابَ سَعْدٌ لِدَعْوَةِ الْحَقِّ بِسُرْعَةٍ.
(Sa'd hak davete hızla icabet etti.)
Anlamı: Öğretiyor, eğitim veriyor.
Örnek Cümle: يُعَلِّمُ مُصْعَبٌ أَهْلَ الْمَدِينَةِ الْقُرْآنَ الْكَرِيمَ.
(Mus'ab Medine halkına Kur'an-ı Kerim öğretiyor.)
Anlamı: Yöneldi, gitti, hareket etti.
Örnek Cümle: تَوَجَّهَ الأَنْصَارُ إِلَى الرَّسُولِ لِلْبَيْعَةِ.
(Ensar biat etmek için Resulullah'a yöneldi.)
Anlamı: Paylaştı, bölüştü.
Örnek Cümle: قَاسَمَ الأَنْصَارُ أَمْوَالَهُمْ مَعَ الْمُهَاجِرِينَ.
(Ensar mallarını Muhacirlerle paylaştı.)
3. Edatlar (الأَحْرُفُ وَالأَدَوَاتُ)
Anlamı: -den, -dan (ayrılma/başlangıç edatı).
Örnek Cümle: خَرَجَ النَّاسُ مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ.
(İnsanlar Mekke'den Medine'ye çıktı.)
Anlamı: -e, -a (yönelme edatı).
Örnek Cümle: دَعَا الرَّسُولُ الْقَوْمَ إِلَى الإِسْلَامِ.
(Peygamber kavmi İslam'a davet etti.)
Anlamı: -e kadar, nihayetinde, hatta.
Örnek Cümle: اسْتَمَرَّتِ الدَّعْوَةُ حَتَّى دَخَلَ الإِسْلَامُ كُلَّ بَيْتٍ.
(İslam her eve girinceye kadar davet devam etti.)
Anlamı: İle, birlikte, beraberinde.
Örnek Cümle: سَافَرَ مُصْعَبٌ مَعَ الرِّجَالِ إِلَى الْمَدِينَةِ.
(Mus'ab adamlarla birlikte Medine'ye seyahat etti.)
Anlamı: İçin, aitlik, sebep bildirir.
Örnek Cümle: كَانَ إِسْلَامُ سَعْدٍ نَصْراً كَبِيراً لِلْمُسْلِمِينَ.
(Sa'd'ın Müslüman olması Müslümanlar için büyük bir zaferdi.)
4. Kelime ve Anlama Testi (20 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.