- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-200-239.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
200. فَإِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللَّهَ كَذِكْرِكُمْ آبَاءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- رَبّ (Rab): Rab, terbiye eden.
Cümle: رَبَّنَا آتِنَا (Rabbimiz, bize ver.) - دُنْيَا (Dünya): Dünya hayatı.
Cümle: فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ (Dünyada ve ahirette.) - آخِرَة (Âhiret): Ahiret yurdu.
Cümle: وَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ (Onun ahirette nasibi yoktur.) - حَسَنَة (Hasene): İyilik, güzellik.
Cümle: حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً (İyilik ver...) - نَار (Nâr): Ateş, cehennem.
Cümle: عَذَابَ النَّارِ (Ateşin azabı.) - حِسَاب (Hisab): Hesap.
Cümle: سَرِيعُ الْحِسَابِ (Hesabı çabuk gören.) - يَوْم (Yevm): Gün.
Cümle: فِي يَوْمَيْنِ (İki gün içinde.) - عَدُوّ (Aduv): Düşman.
Cümle: عَدُوٌّ مُبِينٌ (Apaçık düşman.) - أَمْر (Emr): İş, buyruk.
Cümle: وَقُضِيَ الْأَمْرُ (İş bitirildi.) - آيَة (Ayl / Âye): Mucize, delil.
Cümle: مِنْ آيَةٍ بَيِّنَةٍ (Apaçık bir mucizeden.) - قِيَامَة (Kıyame): Kıyamet günü.
Cümle: يَوْمَ الْقِيَامَةِ (Kıyamet günü.) - أُمَّة (Ümmet): Topluluk, ümmet.
Cümle: أُمَّةً وَاحِدَةً (Bir tek ümmet.) - رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: يَقُولُ الرَّسُولُ (Peygamber der ki...) - نَصْر (Nasr): Yardım.
Cümle: مَتَى نَصْرُ اللَّهِ (Allah'ın yardımı ne zaman?) - خَيْر (Hayr): Hayır, iyilik.
Cümle: مِنْ خَيْرٍ (Bir hayırdan...) - قِتَال (Kital): Savaş.
Cümle: كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ (Savaş üzerinize farz kılındı.) - شَهْر (Şehr): Ay.
Cümle: عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ (Haram aydan...) - خَمْر (Hamr): İçki.
Cümle: عَنِ الْخَمْرِ (İçkiden...) - مَيْسِر (Meyisir): Kumar.
Cümle: وَالْمَيْسِرِ (Ve kumardan...) - يَتِيم (Yetim): Yetim.
Cümle: عَنِ الْيَتَامَى (Yetimlerden...) - نِسَاء (Nisâ): Kadınlar.
Cümle: عَنِ النِّسَاءِ (Kadınlardan...) - عَهْد (Ahd): Söz, antlaşma.
Cümle: عَهْدَ اللَّهِ (Allah'ın ahdi...) - صَلَاة (Salât): Namaz.
Cümle: حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ (Namazlara devam edin.) - عَذَاب (Azab): Azap, ceza.
Cümle: عَذَابَ النَّارِ (Ateşin azabı.) - نِعْمَة (Nimet): Nimet.
Cümle: نِعْمَةَ اللَّهِ (Allah'ın nimeti.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- قَالَ (Kâle): Dedi.
Kökü: ق و ل / Cümle: مَنْ يَقُولُ (Kim der ki...) - آتَى (Âtâ): Verdi.
Kökü: أ ت ي / Cümle: رَبَّنَا آتِنَا (Rabbimiz bize ver.) - وَقَى (Vakâ): Korudu.
Kökü: و ق ي / Cümle: وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (Bizi ateş azabından koru.) - كَسَبَ (Kesebe): Kazandı.
Kökü: ك س ب / Cümle: مِمَّا كَسَبُوا (Kazandıklarından.) - ذَكَرَ (Zekere): Andı, hatırladı.
Kökü: ذ ك ر / Cümle: فَاذْكُرُوا اللَّهَ (Allah'ı anın.) - عَجِلَ (Ecile): Acele etti.
Kökü: ع ج ل / Cümle: مَنْ تَعَجَّلَ (Kim acele ederse...) - أَعْجَبَ (A'cebe): Hoşuna gitti.
Kökü: ع ج ب / Cümle: يُعْجِبُكَ قَوْلُهُ (Sözü hoşuna gider.) - ظَلَمَ (Zaleme): Zulmetti.
Kökü: ظ ل م / Cümle: فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ (Nefsine zulmetti.) - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Kökü: أ م ن / Cümle: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا (Ey iman edenler!) - اتَّقَى (İttakâ): Sakındı, korundu.
Kökü: و ق ي / Cümle: وَاتَّقُوا اللَّهَ (Allah'tan korkun.) - عَلِمَ (Alime): Bildi.
Kökü: ع ل م / Cümle: وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ (Bilin ki siz...) - حَشَرَ (Haşere): Topladı.
Kökü: ح ش ر / Cümle: تُحْشَرُونَ (Toplanacaksınız.) - عَمِلَ (Amile): Yaptı, işledi.
Kökü: ع م ل / Cümle: بِمَا تَعْمَلُونَ (Yaptıklarınızla...) - رَجَعَ (Recebe): Döndü.
Kökü: ر ج ع / Cümle: تُرْجَعُونَ (Döndürüleceksiniz.) - خَلَقَ (Halaka): Yarattı.
Kökü: خ ل ق / Cümle: خَلَقَكُمْ (Sizi yarattı.) - نَصَرَ (Nasara): Yardım etti.
Kökü: ن ص ر / Cümle: مَتَى نَصْرُ اللَّهِ (Allah'ın yardımı ne zaman?) - سَأَلَ (Seale): Sordu.
Kökü: س أ ل / Cümle: يَسْأَلُونَكَ (Sana soruyorlar.) - أَنْفَقَ (Enfeke): İnfak etti.
Kökü: ن ف ق / Cümle: يُنْفِقُونَ (İnfak ediyorlar.) - كَتَبَ (Ketebe): Yazdı, farz kıldı.
Kökü: ك ت ب / Cümle: كُتِبَ عَلَيْكُمُ (Üzerinize yazıldı.) - كَرِهَ (Kerihe): Hoş görmedi.
Kökü: ك ر ه / Cümle: وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْ (O sizin için hoşa gitmeyendir.) - صَدَّ (Sadde): Alıkoydu.
Kökü: ص د د / Cümle: وَصَدٌّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ (Allah yolundan alıkoymak.) - هَاجَرَ (Hâjere): Hicret etti.
Kökü: ه ج ر / Cümle: وَالَّذِينَ هَاجَرُوا (Ve hicret edenler...) - طَلَّقَ (Talleka): Boşadı.
Kökü: ط ل ق / Cümle: إِنْ طَلَّقْتُمُ (Eğer boşarsanız...) - أَرْضَعَ (Erdae): Emzirdi.
Kökü: ر ض ع / Cümle: يُرْضِعْنَ (Emzirirler.) - حَفِظَ (Hafiza): Korudu.
Kökü: ح ف ظ / Cümle: حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ (Namazlara devam edin.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَاللَّهُ سَرِيعُ الْحِسَابِ (Ve Allah hesabı çabuk görendir.) - فَـ (Fe): Tertip ve sebep edatı (o halde, f).
Cümle: فَاتَّقُوا اللَّهَ (O halde Allah'tan korkun.) - أَوْ (Ev): Terdit / seçenek edatı (veya).
Cümle: أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا (Veya daha şiddetli bir anışla.) - لَا (Lâ): Olumsuzluk edatı (değil, -ma/-me).
Cümle: وَلَا تَتَّبِعُوا (Ve uymayın.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / mevsul edatı (ne, -diği şey).
Cümle: وَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ (Onun ahirette nasibi yoktur.) - إِنْ (İn): Şart edatı (eğer).
Cümle: إِنْ أَرَادُوا إِصْلَاحًا (Eğer barışmak isterlerse...) - لَمَّا (Lemmâ): Henüz / ne zaman ki.
Cümle: وَلَمَّا يَأْتِكُمْ (Henüz size gelmediği halde...) - ثُمَّ (Summe): Terhipli atıf edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ أَفِيضُوا (Sonra akın akın gelin.) - أَمْ (Em): Muadele / soru edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ حَسِبْتُمْ (Yoksa sandınız mı?) - هَلْ (Hel): İstifham edatı (mi / mü?).
Cümle: هَلْ يَنْظُرُونَ (Bekliyorlar mı?) - قَدْ (Kad): Tahkik / pekiştirme edatı.
Cümle: وَقَدْ فَرَضْتُمْ (Kesin olarak farz kıldınız.) - سَـ (Sa): İstikbal edatı (-ecek / -acak).
Cümle: سَتَذْكُرُونَهُنَّ (Onları anacaksınız.) - لَوْ (Lev): Şart edatı (eğer... olsaydı).
Cümle: وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ (Eğer Allah dileseydi...) - أَنَّ (Enne): Tekit edatı (şüphesiz ki / ki).
Cümle: أَنَّ اللَّهَ غَفُورٌ (Şüphesiz Allah bağışlayandır.) - كَذَلِكَ (Ke-zâlike): Benzetme / beyan edatı (işte böyle).
Cümle: كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ (Allah işte böyle açıklar.)
Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-240-286.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
240. وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا وَصِيَّةً لِأَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا إِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِي مَا فَعَلْنَ فِي أَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍ وَاللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-240-286.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
240. وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنْكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا وَصِيَّةً لِأَزْوَاجِهِمْ مَتَاعًا إِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِي مَا فَعَلْنَ فِي أَنْفُسِهِنَّ مِنْ مَعْرُوفٍ وَاللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- وِصِيَّة (Vasiyyet): Vasiyet.
Cümle: وَصِيَّةً لِأَزْوَاجِهِمْ (Eşleri için vasiyet.) - مَتَاع (Metâ'): Geçimlik, fayda.
Cümle: مَتَاعًا إِلَى الْحَوْلِ (Bir yıla kadar geçimlik.) - حَوْل (Havle): Yıl, sene.
Cümle: إِلَى الْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ (Çıkarılmaksızın bir yıla kadar.) - مَعْرُوف (Ma'rûf): İyilik, meşru örf.
Cümle: مَتَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ (Örfe uygun geçimlik.) - مَوْت (Mevt): Ölüm.
Cümle: حَذَرَ الْمَوْتِ (Ölüm korkusuyla.) - فَضْل (Fadl): Lütuf, ihsan, fazilet.
Cümle: لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ (İnsanlara karşı lütuf sahibidir.) - أَلْف (Elf / Ülûf): Bin.
Cümle: وَهُمْ أُلُوفٌ (Onlar binlercesiydiler.) - قَرْض (Kard): Borç, ödünç.
Cümle: قَرْضًا حَسَنًا (Güzel bir borç.) - مَلِك (Melik): Hükümdar, kral.
Cümle: ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا (Bize bir kral gönder.) - نَبِيّ (Nebiyy): Peygamber.
Cümle: قَالُوا لِنَبِيٍّ لَهُمُ (Peygamberlerine dediler ki.) - عِلْم (İlm): İlim, bilgi.
Cümle: بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ (İlimde üstünlük.) - تَابُوت (Tâbût): Tabut, sanduka.
Cümle: أَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ (Tabutun size gelmesi.) - سَكِينَة (Sekîne): Sükûnet, huzur, güven.
Cümle: فِيهِ سَكِينَةٌ (İçinde sükûnet vardır.) - نَهْر (Nehr): Nehir, akarsu.
Cümle: مُبْتَلِيكُمْ بِنَهْرٍ (Sizi bir nehirle sınayacaktır.) - صَبْر (Sabr): Sabır, dayanma gücü.
Cümle: رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا (Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır.) - نُور (Nûr): Nur, ışık, aydınlık.
Cümle: مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ (Karanlıklardan nura/aydınlığa çıkarır.) - جَنَّة (Cenne): Cennet, bahçe.
Cümle: أَنْ تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ (Onun bir bahçesi olması.) - رِبَا (Ribâ): Faiz.
Cümle: وَحَرَّمَ الرِّبَا (Ve faizi haram kıldı.) - دَيْن (Deyn): Borç.
Cümle: إِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ (Borçlandığınızda.) - شَهِيد (Şehîd): Şahit.
Cümle: وَاسْتَشْهِدُوا شَهِيدَيْنِ (İki şahit bulundurun.) - يَوْم (Yevm): Gün.
Cümle: يَوْمًا لَا بَيْعٌ فِيهِ (Alışverişin olmadığı gün.) - أَجَل (Ecel): Süre, vade.
Cümle: إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى (Belirli bir süreye kadar.) - رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: آمَنَ الرَّسُولُ (Peygamber iman etti.) - قَلْب (Kalb): Kalp, yürek.
Cümle: لِيَطْمَئِنَّ قَلْبِي (Kalbimin tatmin olması için.) - حِكْمَة (Hikmet): Hikmet, doğru hüküm.
Cümle: وَآتَاهُ اللَّهُ الْمُلْكَ وَالْحِكْمَةَ (Allah ona mülk ve hikmet verdi.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- يَذَرُ (Yazeru): Bırakır.
Kökü: و ذ ر / Cümle: وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا (Ve eşler bırakırlar.) - خَرَجَ (Harace): Çıktı.
Kökü: خ ر ج / Cümle: فَإِنْ خَرَجْنَ (Eğer çıkarlarsa.) - بَيَّنَ (Beyyene): Açıkladı.
Kökü: ب ي ن / Cümle: يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ (Allah size açıklıyor.) - تَعْقِلُ (Ta'kılu): Aklediyorsunuz.
Kökü: ع ق ل / Cümle: لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ (Umulur ki akledersiniz.) - قَالَ (Kâle): Dedİ.
Kökü: ق و ل / Cümle: فَقَالَ لَهُمُ اللَّهُ (Allah onlara dedi ki.) - أَحْيَا (Ahyâ): Diriltti.
Kökü: ح ي ي / Cümle: ثُمَّ أَحْيَاهُمْ (Sonra onları diriltti.) - شَكَرَ (Şekere): Şükretti.
Kökü: ش ك ر / Cümle: لَا يَشْكُرُونَ (Şükretmezler.) - أَقْرَضَ (Akrada): Borç verdi.
Kökü: ق ر ض / Cümle: يُقْرِضُ اللَّهَ (Allah'a borç verir.) - قَاتَلَ (Kâtele): Savaşdı.
Kökü: ق ت ل / Cümle: نُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ (Allah yolunda savaşalım.) - بَعَثَ (Bease): Gönderdi / Diriltti.
Kökü: ب ع ث / Cümle: قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ (Talut'u size gönderdi.) - شَرِبَ (Şeribe): İçti.
Kökü: ش ر ب / Cümle: فَمَنْ شَرِبَ مِنْهُ (Kim ondan içerse.) - غَلَبَ (Ğalebe): Galip geldi.
Kökü: غ ل ب / Cümle: غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً (Çok topluluğa galip geldi.) - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Kökü: أ م ن / Cümle: آمَنَ الرَّسُولُ (Peygamber iman etti.) - كَفَرَ (Kefere): İnkâr etti.
Kökü: ك ف ر / Cümle: وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللَّهِ (Kim Allah'ı inkâr ederse.) - عَفَا (Afa): Affetti.
Kökü: ع ف و / Cümle: وَاعْفُ عَنَّا (Bizi affet.) - غَفَرَ (Ğafere): Mağfiret etti.
Kökü: غ ف ر / Cümle: وَاغْفِرْ لَنَا (Bizi bağışla.) - رَحِمَ (Rahime): Merhamet etti.
Kökü: ر ح م / Cümle: وَارْحَمْنَا (Bize merhamet et.) - نَصَرَ (Nasara): Yardım etti.
Kökü: ن ص ر / Cümle: فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ (Bize yardım et.) - حَرَّمَ (Harreme): Haram kıldı.
Kökü: ح ر م / Cümle: وَحَرَّمَ الرِّبَا (Ve faizi haram kıldı.) - كَتَبَ (Ketebe): Yazdı.
Kökü: ك ت ب / Cümle: فَاكْتُبُوهُ (Onu yazın.) - يَعْلَمُ (Ya'lemu): Bilir.
Kökü: ع ل م / Cümle: وَاللَّهُ يَعْلَمُ (Allah bilir.) - حَاسَبَ (Hâsabe): Hesaba çekti.
Kökü: ح س ب / Cümle: يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللَّهُ (Allah onunla sizi hesaba çeker.) - أَنْفَقَ (Enfaka): İnfak etti, harcadı.
Kökü: ن ف ق / Cümle: أَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ (Rızıklandırdıklarımızdan harcayın.) - دَعَا (Dea): Davet etti, çağırdı.
Kökü: د ع و / Cümle: ثُمَّ ادْعُهُنَّ (Sonra onları çağır.) - عَلِمَ (Alime): Bildi.
Kökü: ع ل م / Cümle: أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ (Şüphesiz biliyorum.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- لَا (Lâ): Olumsuzluk / nefy edatı (değil, yok, -me/-ma).
Cümle: لَا تَنَازَعُوا (Çekişmeyin.) - إِنَّ (İnne): Tekit / vurgu edatı (şüphesiz, muhakkak ki).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ لَذُو فَضْلٍ (Şüphesiz Allah lütuf sahibidir.) - مَنْ (Men): Şart / ismi mevsul edatı (kim ki).
Cümle: وَمَنْ يَتَوَكَّلْ (Kim tevekkül ederse.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / ismi mevsul edatı (şey, -eği).
Cümle: مَا فَعَلْنَ (Yaptıkları şey.) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mü/mı).
Cümle: هَلْ عَسَيْتُمْ (Acaba ... mi?) - لَعَلَّ (La'alle): Temenni ve ümit edatı (umulur ki).
Cümle: لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ (Umulur ki akledersiniz.) - لَوْ (Lev): Şart edatı (eğer -se).
Cümle: وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ (Eğer Allah dileseydi.) - قَدْ (Kad): Tahkik / pekiştirme edatı (kesinlikle, -di/-miş).
Cümle: قَدْ بَعَثَ لَكُمْ (Kesinlikle gönderdi.) - سَـ (Sa): İstikbal / gelecek zaman edatı (yakında, -ecek).
Cümle: سَيَقُولُ السُّفَهَاءُ (Seherler yakında diyecektir.) - أَمْ (Em): Muadele / soru edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ حَسِبْتُمْ (Yoksa sandınız mı?) - بَلْ (Bel): İdrab / vazgeçme ve düzeltme edatı (bilakis, aksine).
Cümle: بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ (Bilakis yüz yıl kaldın.) - إِذَا (İzâ): Zaman zarfı / şart edatı (şu zaman ki, olduğunda).
Cümle: إِذَا تَدَايَنْتُمْ (Borçlandığınız zaman.) - أَنَّ (Enne): Tekit / mastar harfi (şüphesiz ki, -diğini).
Cümle: أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (Allah'ın her şeye gücü yetdiğini.) - كَيْفَ (Keyfe): Soru edatı (nasıl?).
Cümle: كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتَى (Ölüleri nasıl diriltirsin?) - أَنَّى (Ennâ): Soru / hal edatı (nasıl, nereden?).
Cümle: أَنَّى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ (Mülk ona nasıl olabilir?)
"Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-200-286.ayetler"
20 Önemli Arapça Kelime ve Örnek Cümleler
-
الذِّكْرُ (Zikir / Anma):
Örnek Cümle: الذِّكْرُ يُطْمَئِنُّ الْقُلُوبَ. (Allah'ı anmak kalpleri huzura kavuşturur.) -
الدُّنْيَا (Dünya hayatı):
Örnek Cümle: الدُّنْيَا مَزْرَعَةُ الْآخِرَةِ. (Dünya ahiretin tarlasıdır.) -
الْآخِرَةُ (Ahiret):
Örnek Cümle: الْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَى. (Ahiret daha hayırlı ve süreklidir.) -
النَّصِيبُ (Pay, nasip):
Örnek Cümle: لِكُلِّ إِنْسَانٍ نَصِيبٌ مِنْ عَمَلِهِ. (Her insanın amelinden bir nasibi vardır.) -
الْحِسَابُ (Hesap):
Örnek Cümle: الْحِسَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَقٌّ. (Kıyamet günü hesap haktır.) -
الْفَسَادُ (Bozgunculuk, fesat):
Örnek Cümle: الْفَسَادُ يَضُرُّ بِالْمُجْتَمَعِ. (Fesat topluma zarar verir.) -
السِّلْمُ (Barış, huzur):
Örnek Cümle: ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ جَمِيعًا. (Hep birlikte barışa girin.) -
الْخَمْرُ (İçki, sarhoş edici):
Örnek Cümle: الْخَمْرُ أُمُّ الْخَبَائِثِ. (İçki bütün kötülüklerin anasıdır.) -
الْمَيْسِرُ (Kumar):
Örnek Cümle: الْمَيْسِرُ يُسَبِّبُ الْعَدَاوَةَ. (Kumar düşmanlığa yol açar.) -
الْيَتَامَى (Yetimler):
Örnek Cümle: إِصْلَاحٌ لِلْيَتَامَى خَيْرٌ. (Yetimleri iyileştirmek hayırlıdır.) -
النِّكَاحُ (Evlilik, nikah):
Örnek Cümle: النِّكَاحُ مِنْ سُنَّةِ الْأَنْبِيَاءِ. (Evlilik peygamberlerin sünnetindendir.) -
الْمَحِيضُ (Adet hali):
Örnek Cümle: الْمَحِيضُ أَذًى لِلنِّسَاءِ. (Adet hali kadınlar için bir eziyettir.) -
الصَّدَقَةُ (Sadaka):
Örnek Cümle: الصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ. (Sadaka günahları söndürür.) -
الْمَعْرُوفُ (İyilik, örfe uygun):
Örnek Cümle: الأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَاجِبٌ. (İyiliği emretmek vaciptir.) -
الْمُطَلَّقَاتُ (Boşanmış kadınlar):
Örnek Cümle: الْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ. (Boşanmış kadınlar iddet beklerler.) -
الرَّضَاعَةُ (Emzirme):
Örnek Cümle: الرَّضَاعَةُ حَقٌّ لِلطِّفْلِ. (Emzirme çocuğun hakkıdır.) -
الْمَهْرُ / الْفَرِيضَةُ (Mehir):
Örnek Cümle: الْفَرِيضَةُ وَاجِبَةٌ فِي النِّكَاحِ. (Mehir nikahta vaciptir.) -
الرِّبَا (Faiz):
Örnek Cümle: الرِّبَا مُحَرَّمٌ فِي الشَّرِيعَةِ. (Faiz şeriatta haram kılınmıştır.) -
التِّجَارَةُ (Ticaret):
Örnek Cümle: التِّجَارَةُ الْحَلَالُ مُبَارَكَةٌ. (Helal ticaret bereketlidir.) -
الدَّيْنُ (Borç):
Örnek Cümle: كِتَابَةُ الدَّيْنِ تَحْفَظُ الْحُقُوقَ. (Borcun yazılması hakları korur.)
Bakara Suresi 200-286. Ayetler Dilbilgisi, Kelime ve Paragraf Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.