- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
"Kuranla-Arapca-22. Hacc Sûresi-1-40.ayetler"
Hacc Suresi 1-40. Ayetler (Okuma Parçası ve Meali)
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri (Hacc 1-40)
1. Arapça İsim Örnekleri (20 Adet)
- زَلْزَلَة (Zelzele / Sarsıntı)
Cümle: إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ (Şüphesiz kıyamet sarsıntısı büyük bir şeydir.) - مُرْضِعَة (Murdı'a / Emzikli kadın)
Cümle: تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ (Her emzikli kadın emzirdiğini unutur.) - حَمْل (Haml / Yük, Hamilelik)
Cümle: وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا (Her hamile kadın yükünü düşürür.) - سُكَارَى (Sukârâ / Sarhoşlar)
Cümle: وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى (İnsanları sarhoş gibi görürsün.) - تُرَاب (Turâb / Toprak)
Cümle: فَإِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ (Şüphesiz biz sizi topraktan yarattık.) - نُطْفَة (Nutfe / Damla suyu, Meni)
Cümle: ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ (Sonra bir nutfeden...) - عَلَقَة (Alaka / Aşılanmış yumurta, Embriyo)
Cümle: ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ (Sonra bir alakadan...) - مُضْغَة (Mudğa / Çiğnem et)
Cümle: ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ (Sonra biçimlenmiş bir çiğnem etten...) - أَرْحَام (Erhâm / Rahimler)
Cümle: وَنُقِرُّ فِي الْأَرْحَامِ مَا نَشَاءُ (Rahimlerde dilediğimizi tutarız.) - طِفْل (Tıfl / Çocuk)
Cümle: ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا (Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız.) - قُبُور (Kubûr / Kabirler)
Cümle: يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ (Kabirlerde olanları diriltir.) - خِسْرَان (Husrân / Hüsran, Kayıp)
Cümle: ذَٰلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ (İşte apaçık hüsran budur.) - أَنْهَار (Enhâr / Nehirler)
Cümle: تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ (Altından nehirler akar.) - جِبَال (Cibâl / Dağlar)
Cümle: وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدُونَ (Dağlar ve ağaçlar secde ederler.) - ثِيَاب (Siyâb / Elbiseler)
Cümle: قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ (Onlar için ateşten elbiseler kesilmiştir.) - حَدِيد (Hadîd / Demir)
Cümle: وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ (Onlar için demirden gürzler vardır.) - أَسَاوِر (Esâvir / Bilezikler)
Cümle: يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ (Orada bileziklerle süslenirler.) - أَوْثَان (Evsân / Putlar)
Cümle: فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْأَوْثَانِ (Putların pisliğinden kaçının.) - شَعَائِر (Şa'âir / Şiarlar, İşaretler)
Cümle: وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللَّهِ (Kim Allah'ın şiarlarını yüceltirse...) - مَسَاجِد (Mesâcid / Mescitler)
Cümle: وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فِيهَا اسْمُ اللَّهِ (İçinde Allah'ın adı anılan mescitler...)
2. Arapça Fiil Öرnekleri (20 Adet)
- اتَّقُوا (İttakû / Sakının) - Mazi: اِتَّقَى
Cümle: يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ (Ey insanlar, Rabbinizden sakının.) - تَذْهَلُ (Tezhelu / Unutur, Unutarak geçer) - Mazi: ذَهَلَ
Cümle: تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ (Her emzikli kadın unutur.) - يُجَادِلُ (Yucâdilu / Tartışır) - Mazi: جَادَلَ
Cümle: وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ (İnsanlardan kimi Allah hakkında tartışır.) - يُضِلُّ (Yudıllu / Saptırır) - Mazi: أَضَلَّ
Cümle: فَأَنَّهُ يُضِلُّهُ (Şüphesiz o, kendisini saptırır.) - خَلَقْنَا (Halaknâ / Yarattık) - Mazi: خَلَقَ
Cümle: خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ (Sizi topraktan yarattık.) - اهْتَزَّتْ (Ehtezzet / Harekete geçti, Depreşti) - Mazi: اِهْتَزَّ
Cümle: اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ (Toprak harekete geçer ve kabarır.) - يُحْيِي (Yuhyî / Diriltir) - Mazi: أَحْيَا
Cümle: وَأَنَّهُ يُحْيِي الْمَوْتَىٰ (Ve O, ölüleri diriltir.) - يَبْعَثُ (Yeb'asu / Diriltip kaldırır) - Mazi: بَعَثَ
Cümle: يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ (Kabirdekileri diriltir.) - يَعْبُدُ (Ya'budu / Kulluk eder) - Mazi: عَبَدَ
Cümle: مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَىٰ حَرْفٍ (Allah'a bir kenardan kulluk eden...) - انْقَلَبَ (Enkalabe / Geri döndü) - Mazi: اِنْقَلَبَ
Cümle: انْقَلَبَ عَلَىٰ وَجْهِهِ (Yüzüstü geri döndü.) - يَدْعُو (Yed'û / Dua eder, Çağırır) - Mazi: دَعَا
Cümle: يَدْعُو مِنْ دُونِ اللَّهِ (Allah'tan başkasına dua eder.) - يَسْجُدُ (Yesculu / Secde eder) - Mazi: سَجَدَ
Cümle: أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ (Göktekilerin Allah'a secde ettiğini...) - يُصَبُّ (Yusabbu / Dökülür) - Mazi Meçhul: صُبَّ
Cümle: يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُوسِهِمُ الْحَمِيمُ (Başlarının üstünden kaynar su dökülür.) - طَهِّرْ (Tahhir / Temizle) - Emir fiil, Mazi: طَهَّرَ
Cümle: وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ (Tavaf edenler için evimi temiz tut.) - أَذِّنْ (Ezzin / İlan et) - Emir fiil, Mazi: أَذَّنَ
Cümle: وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ (İnsanlar arasında haccı duyur.) - اجْتَنِبُوا (Ictenibû / Kaçının) - Emir fiil, Mazi: اِجْتَنَبَ
Cümle: فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ (Pislikten kaçının.) - سَخَّرْنَا (Sahharnâ / Boyun eğdirdik) - Mazi: سَخَّرَ
Cümle: كَذَٰلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ (Sizin hizmetinize böyle verdik.) - يَنَالُ (Yenâlu / Ulaşır) - Mazi: نَالَ
Cümle: لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا (Onların etleri Allah'a ulaşmaz.) - أُذِنَ (Uzine / İzin verildi) - Mazi Meçhul: أُذِنَ
Cümle: أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ (Savaş açılanlara izin verildi.) - يَنْصُرُ (Yensuru / Yardım eder) - Mazi: نَصَرَ
Cümle: وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ (Allah kendisine yardım edene kesinlikle yardım eder.)
3. Arapça Edat Örnekleri (Harf-i Cerler Hariç - 10 Adet)
- يَا أَيُّهَا (Yâ eyyuhâ / Nida / Çağrı Edatı)
Cümle: يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ (Ey insanlar, Rabbinizden sakının.) - إِنَّ (İnne / Tekit / Pekiştirme Edatı)
Cümle: إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ (Şüphesiz kıyamet sarsıntısı büyük bir şeydir.) - إِنْ (İn / Şart Edatı)
Cümle: إِنْ كُنْتُمْ فِي رَيْبٍ (Eğer bir şüphede iseniz...) - ثُمَّ (Summe / Atıf Edatı - Sonra)
Cümle: ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ (Sonra bir nutfeden, sonra bir alakadan...) - قَدْ (Kad / Tahkik / Kesinlik Edatı)
Cümle: ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ (Bu kendi ellerinin önceden sunduğu şeydir.) - مَا (Mâ / Nafi / Olumsuzluk Edatı)
Cümle: وَمَا هُمْ بِسُكَارَىٰ (Oysa onlar sarhoş değillerdir.) - لَنْ (Len / Gelecek Zaman Olumsuzluk Edatı)
Cümle: لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا (Onların etleri Allah'a asla ulaşmayacaktır.) - لَوْلَا (Levlâ / Şart Edatı - Olmasaydı)
Cümle: وَلَوْلَا دَفْعُ اللَّهِ النَّاسَ (Eğer Allah'ın insanları savması olmasaydı...) - إِلَّا (İllâ / İstisna Edatı - Ancak, -den başka)
Cümle: إِلَّا أَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللَّهُ (Sırf "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka...) - كَلَّا / بَلْ / أَلَمْ (Elem / Soru Edatı)
Cümle: أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ (Görmedin mi Allah'a secde edenleri?)
Kuranla-Arapca-22. Hacc Sûresi-41-78.ayetler
Konu Özeti
Hacc Suresi'nin 41 ile 78. ayetleri arasındaki bu bölümde; yeryüzünde güç ve imkân verildiğinde namaz kılan, zekât veren, iyiliği emredip kötülükten sakındıran müminlerin özellikleri vurgulanır. Önceki peygamberleri ve hakikatleri yalanlayan kavimlerin hazin sonları anlatılarak Allah'ın adaletine ve sünnetine dikkat çekilir. Kâinattaki ilahi deliller (yağmur, gece ve gündüzün değişimi, gemilerin denizde yüzmesi) aracılığıyla Allah'ın sonsuz kudreti ve birliği sergilenir. Bölümün sonunda müminlere Allah yolunda cihad etmeleri, rükû ve secdeyle ibadette bulunmaları, Hz. İbrahim'in milletine uymaları ve İslam bilinciyle kenetlenmeleri emredilir.
Ayetler ve Türkçe Çevirileri (41-78. Ayetler)
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (20 Adet)
-
الْأَرْض (El-Ard):
Anlamı: Yeryüzü, toprak.
Cümle: إِن مَّكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ (Eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek) -
الصَّلَاة (Es-Salât):
Anlamı: Namaz, dua.
Cümle: أَقَامُوا الصَّلَاةَ (Namazı kıldılar.) -
الزَّكَاة (Ez-Zekât):
Anlamı: Zekât, arınma, malın belirli payı.
Cümle: وَآتَوُا الزَّكَاةَ (Ve zekâtı verdiler.) -
الْمَعْرُوف (El-Ma'rûf):
Anlamı: İyilik, akla ve dine uygun güzel iş.
Cümle: وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ (İyiliği emrettiler.) -
الْمُنكَر (El-Munker):
Anlamı: Kötülük, dinen ve aklen reddedilen şey.
Cümle: وَنَهَوْا عَنِ الْمُنكَرِ (Kötülükten sakındırdılar.) -
عَاقِبَة (Âqibah):
Anlamı: Sonuç, akıbet.
Cümle: وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ (İşlerin sonu Allah'a aittir.) -
قَوْم (Qawm):
Anlamı: Kavim, topluluk, halk.
Cümle: قَوْمُ نُوحٍ (Nuh'un kavmi) -
قَرْيَة (Qaryah):
Anlamı: Memleket, şehir, yerleşim yeri.
Cümle: مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا (Helâk ettiğimiz nice memleket vardır.) -
ظَالِم (Zâlim):
Anlamı: Zulmeden, haksızlık yapan.
Cümle: وَهِيَ ظَالِمَةٌ (O zulmeder durumdayken) -
قَلْب (Qalb):
Anlamı: Kalp, gönül, akıl merkezi.
Cümle: قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا (Aklendikleri kalpleri olsun) -
عَذَاب (Azâb):
Anlamı: Azap, ceza, sıkıntı.
Cümle: بِالْعَذَابِ (Azap ile) -
رَسُول (Rasûl):
Anlamı: Elçi, peygamber, resul.
Cümle: مِن رَّسُولٍ (Bir elçi...) -
نَبِيّ (Nabiyy):
Anlamı: Nebi, haber getiren peygamber.
Cümle: وَلَا نَبِيٍّ (Ve nebi de...) -
عِلْم (İlm):
Anlamı: İlim, bilgi, bilme.
Cümle: أُوتُوا الْعِلْمَ (Kendilerine ilim verilenler) -
سَاعَة (Sâah):
Anlamı: Saat, kıyamet vakti.
Cümle: تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ (Kıyamet onlara gelinceye kadar) -
سَبِيل (Sabîl):
Anlamı: Yol, yöntem, cihet.
Cümle: فِي سَبِيلِ اللَّهِ (Allah yolunda) -
رِزْق (Rızk):
Anlamı: Rızık, nimet, geçimlik.
Cümle: رِزْقًا حَسَنًا (Güzel bir rızık) -
لَيْل (Layl):
Anlamı: Gece.
Cümle: يُولِجُ اللَّيْلَ (Geceyi sokar.) -
نَهَار (Nahâr):
Anlamı: Gündüz.
Cümle: فِي النَّهَارِ (Gündüzün içinde) -
بَحْر (Bahr):
Anlamı: Deniz, büyük su kütlesi.
Cümle: تَجْرِي فِي الْبَحْرِ (Denizde akar/yürür.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (20 Adet)
-
مَكَّن (Mekkene):
Anlamı: İktidar vermek, yerleştirmek, imkân tanımak.
Cümle: إِن مَّكَّنَّاهُمْ (Eğer onlara imkân ve iktidar verirsek) -
أَقَام (Akâme):
Anlamı: Yerine getirmek, kfüre/ikame etmek (namaz kılmak).
Cümle: أَقَامُوا الصَّلَاةَ (Namazı kıldılar.) -
آتَى (Âtâ):
Anlamı: Vermek, ihsan etmek.
Cümle: وَآتَوُا الزَّكَاةَ (Ve zekâtı verdiler.) -
أَمَرَ (Emere):
Anlamı: Emretmek, buyurmak.
Cümle: وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ (İyiliği emrettiler.) -
نَهَى (Nehâ):
Anlamı: Yasaklamak, sakındırmak.
Cümle: وَنَهَوْا عَنِ الْمُنكَرِ (Kötülükten sakındırdılar.) -
كَذَّب (Kezzabe):
Anlamı: Yalanlamak, tekzip etmek.
Cümle: وَإِن يُكَذِّبُوكَ (Eğer seni yalanlıyorlarsa) -
أَهْلَكَ (Ahleke):
Anlamı: Helâk etmek, yok etmek.
Cümle: أَهْلَكْنَاهَا (Onları helâk ettik.) -
سَار (Sâra):
Anlamı: Yürümek, gezmek, dolaşmak.
Cümle: أَفَلَمْ يَسِيرُوا (Yeryüzünde dolaşmadılar mı?) -
عَقَل (Aqale):
Anlamı: Akletmek, anlamak, düşünmek.
Cümle: يَعْقِلُونَ بِهَا (Onunla aklederler.) -
سَمِع (Sami'a):
Anlamı: İşitmek, duymak.
Cümle: يَسْمَعُونَ بِهَا (Onunla işitirler.) -
اسْتَعْجَل (İsta'jale):
Anlamı: Acele istemek, acele etmek.
Cümle: وَيَسْتَعْجِلُونَكَ (Senden acele azap istiyorlar.) -
أَخْلَف (Ahlefe):
Anlamı: Sözünden dönmek, hulf etmek.
Cümle: وَلَن يُخْلِفَ اللَّهُ (Allah asla sözünden dönmez.) -
أَرْسَل (Arsele):
Anlamı: Göndermek, salıvermek.
Cümle: وَمَا أَرْسَلْنَا (Ve biz göndermedik.) -
تَمَنَّى (Temennâ):
Anlamı: Temenni etmek, arzu etmek, okumak/dilemek.
Cümle: إِذَا تَمَنَّىٰ (Temenni ettiğinde / okuduğunda) -
نَسَخ (Nesaha):
Anlamı: Gidermek, hükmünü kaldırmak, kopya etmek.
Cümle: فَيَنسَخُ اللَّهُ (Allah giderir / nesh eder.) -
حَكَم (Hakeme):
Anlamı: Hükmetmek, karar vermek.
Cümle: يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ (Aralarında hükmeder.) -
هَاجَر (Hâcere):
Anlamı: Hicret etmek, göç etmek.
Cümle: وَالَّذِينَ هَاجَرُوا (Ve hicret edenler...) -
خَلَق (Khalaqa):
Anlamı: Yaratmak.
Cümle: لَن يَخْلُقُوا ذُبَابًا (Asla bir sinek yaratamazlar.) -
جَاهَد (Câhede):
Anlamı: Cihad etmek, gayret göstermek, savaşmak.
Cümle: وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ (Allah yolunda cihad edin.) -
عَلِم (Alime):
Anlamı: Bilmek.
Cümle: وَاللَّهُ عَلِيمٌ (Allah hakkıyla bilendir.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet - Harfi Cerler Hariç)
-
إِنْ (İn - Şart edatı):
Anlamı: Eğer, se/sa.
Cümle: إِن مَّكَّنَّاهُمْ (Eğer onlara iktidar verirsek) -
قَدْ (Qad - Tahkik / pekiştirme edatı):
Anlamı: Kesinlikle, -mıș/mif.
Cümle: فَقَدْ كَذَّبَتْ (Şüphesiz yalanlamıştı.) -
لَا (Lâ - Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Değil, -mez/-maz, yok.
Cümle: لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ (Gözler kör olmaz.) -
لَن (Len - Gelecek zaman olumsuzluk edatı):
Anlamı: Asla, kat'iyyen -meyecek.
Cümle: وَلَن يُخْلِفَ اللَّهُ وَعْدَهُ (Allah asla sözünden dönmez.) -
ثُمَّ (Summe - Atıf / Bağlaç edatı):
Anlamı: Sonra, ardından.
Cümle: ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ (Sonra onları yakaladım.) -
أَوْ (Ev - Bağlaç edatı):
Anlamı: Veya, ya da.
Cümle: أَوْ مَاتُوا (Veya ölenler...) -
لَوْ (Lev - Şart / Dilek edatı):
Anlamı: Eğer -seydi, sa bile.
Cümle: وَلَوْ اجْتَمَعُوا لَهُ (Toplansalar bile) -
هَلْ (Hel - Soru edatı):
Anlamı: -mi / -mı?
Cümle: هَلْ جَزَاءُ الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ (İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?) -
مَا (Mâ - Olumsuzluk / İsmi mevsul edatı):
Anlamı: Şey ki, -diği şey, değil.
Cümle: مَا عُوقِبَ بِهِ (Kendisiyle cezalandırıldığı şey) -
فَـ (Fâ - Takip / Rabıta harfi):
Anlamı: O halde, öyleyse, de/da.
Cümle: فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ (Öyleyse namazı kılın.)
Hacc Sûresi (1-78. Ayetler) Özet ve Okuma Parçası
Hacc Sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 22. sûresi olup hem Mekkî hem de Medenî ayetleri barındıran müstesna sûrelerden biridir. Sûrenin temel konuları; kıyamet sarsıntıları, ahiret inancı, insanın topraktan başlayıp evrilen yaratılış merhaleleri, şirk inancının batıllığı, hac ibadetinin Hz. İbrahim tarafından ilanı, kurban ibadetinin ruhu, mazlumlara yardım ve Allah yolunda cihad ile müminlerin ahlaki sorumlulukları üzerine kurulmuştur.
Sûrenin girişinde kıyamet gününün dehşeti يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ (O günü gördüğünüzde, her emzikli anne emzirdiği çocuğunu unutur) ayetiyle tasvir edilir. İnsanın yaratılış aşamaları مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ şeklinde detaylandırılarak dirilişin hakikati akli delillerle ispatlanır.
Sûrenin ilerleyen bölümlerinde hac ibadetinin insanlara duyurulması وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ emriyle Hz. İbrahim'e bildirilmiştir. Kurban kesilirken Allah'a ulaşanın etler veya kanlar değil, kalplerdeki takva olduğu لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنْكُمْ ayetiyle beyan edilmiştir. Sûre, müminlere rükû, secde, ibadet ve وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ çağrısıyla hitap ederek nihayete erer.
Hacc Sûresi Önemli Kelime Örnekleri
- السَّاعَةُ (Es-Sâah): Kıyamet saati, büyük buluşma anı.
- مُرْضِعَةٍ (Mürdıatin): Çocuğunu emziren anne.
- نُطْفَةٍ (Nutfe): Saf su, damla, sperm.
- عَلَقَةٍ (Alaka): Rahme tutunan pıhtı.
- مُضْغَةٍ (Mudğa): Bir çiğnem et görünümündeki aşama.
- الْحَجُّ (El-Hacc): Ziyaret etmek, hac ibadeti.
- مَنَاسِكُ (Menasik): Hac ritüelleri ve ibadet mahalleri.
- صَوَامِعُ (Sövami'): Hıristiyan manastırları.
- بِيَعٌ (Biya'): Havralar, kiliseler.
- صَلَوَاتٌ (Salavat): İbadethaneler, kiliseler.
- مَسَاجِدُ (Mesâcid): Secde edilen yerler, camiler.
Hacc Sûresi (1-78. Ayetler) 40 Soruluk Kapsamlı Test



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.