- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
"Kuranla-Arapca-24. Nûr Sûresi-1-39.ayetler"
Konu Özeti
Nûr Sûresi, Medine döneminde inmiş olup 64 ayetten oluşmaktadır. İlk 39 ayet; toplumsal ahlak, iffet, zina suçunun cezası, iftira (ifk) hadisesi, evlere girme ve izin isteme (isti'zân) adabı, gözleri haramdan sakındırma (gadd-ı basar), örtünme ilkeleri, Allah'ın göklerin ve yerin nuru olduğunu belirten meşhur Nur Ayeti ile müminlerin mescitlerdeki ibadet hallerini ve inkar edenlerin amellerinin seraba benzediğini anlatan ilahi hükümleri kapsamlı bir şekilde ele alır.
Nûr Sûresi 1-39. Ayetlerin Arapça Metni ve Türkçe Çevirisi
Kelime Örnekleri (İsimler, Fiiller, Edatlar)
1. İsimler (20 Adet)
| Kelime (Arapça) | Anlamı | Örnek Cümle (Arapça / Türkçe) |
|---|---|---|
| سُورَة | Sûre / Bölüm | أَنْزَلْنَا سُورَةً عظيمة. (Büyük bir sûre indirdik.) |
| زَانِيَة | Zina eden kadın | الزَّانِيَةُ تُعاقَبُ بالجلْدِ. (Zina eden kadın değnekle cezalandırılır.) |
| بَيْت | Ev | دَخَلْتُ البَيْتَ بِإِذْنٍ. (İzinle eve girdim.) |
| بَصَر | Göz | يَغُضُّ المُؤْمِنُ بَصَرَهُ. (Mümin gözünü sakınır.) |
| عِفَّة | İffet, namus | الْعِفَّةُ شَرَفُ الإِنْسَانِ. (İffet insanın şerefidir.) |
| نُور | Nur, ışık | اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ. (Allah göklerin nurudur.) |
| ظُلُمَات | Karanlıklar | خَرَجنا مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ. (Karanlıklardan nura çıktık.) |
| مَسْجِد | Mescit, cami | ذَهَبْتُ إِلَى المَسْجِدِ لصلاة الجماعة. (Cemaat namazı için mescide gittim.) |
| رَجُل | Adam, erkek | جاءَ رَجُلٌ صالِحٌ. (Salih bir adam geldi.) |
| امْرَأَة | Kadın | تِلْكَ امْرَأَةٌ مُؤْمِنَةٌ. (O mümin bir kadındır.) |
| شَهَادَة | Şahitlik | قَبِلَ القاضي الشَّهَادَةَ. (Hakim şahitliği kabul etti.) |
| جِلْد | Cilt / Değnek vuruşu | الحَدُّ مِائَةُ جِلْدَةٍ. (Had cezası yüz değnektir.) |
| صَلَاة | Namaz | الصَّلَاةُ عِمَادُ الدِّينِ. (Namaz dinin direğidir.) |
| زَكَاة | Zekat | أَدَّى الرَّجُلُ الزَّكَاةَ. (Adam zekatını ödedi.) |
| تِجَارَة | Ticaret | التِّجَارَةُ حَلَالٌ. (Ticaret helaldir.) |
| طَاعَة | İtaat | طَاعَةُ اللَّهِ واجِبَةٌ. (Allah'a itaat vaciptir.) |
| فَاحِشَة | Fuhuş, ahlaksızlık | نَهَى الإِسْلَامُ عَنِ الفَاحِشَةِ. (İslam fuhştan sakındırdı.) |
| خَيْر | Hayır, iyilik | فَعَلْتُ خَيْراً كَثِيراً. (Çok hayır işledim.) |
| أَجْر | Ödül, ecir | لِلمُؤْمِنِ أَجْرٌ عَظِيمٌ. (Mümin için büyük ecir vardır.) |
| عَذَاب | Azap | الظَّالِمُونَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ. (Zalimler için elem verici azap vardır.) |
2. Fiiller (20 Adet)
| Kelime (Arapça) | Anlamı | Örnek Cümle (Arapça / Türkçe) |
|---|---|---|
| أَنْزَلَ | İndirdi | أَنْزَلَ اللَّهُ القُرْآنَ. (Allah Kur'an'ı indirdi.) |
| فَرَضَ | Farz kıldı | فَرَضَ اللَّهُ الصَّلَاةَ. (Allah namazı farz kıldı.) |
| جَلَدَ | Değnek vurdu | جَلَدَ الحاكِمُ الزَّانِيَ. (Hakim zaniye değnek vurdu.) |
| رَمَى | Attı / İftira attı | رَمَى الفَاجِرُ المُحْصَنَةَ. (Fasık, iffetli kadına iftira attı.) |
| تَابَ | Tövbe etti | تَابَ العَبْدُ إِلَى رَبِّهِ. (Kul Rabbine tövbe etti.) |
| أَصْلَحَ | Düzeltti / Islah etti | أَصْلَحَ الرَّجُلُ أَمْرَهُ. (Adam işini düzeltti.) |
| اِسْتَأْذَنَ | İzin istedi | اِسْتَأْذَنَ الضَّيْفُ قَبْلَ الدُّخُولِ. (Misafir girmeden önce izin istedi.) |
| غَضَّ | Kısıntı yaptı / indirdi | غَضَّ بَصَرَهُ عَنِ الحَرَامِ. (Gözünü haramdan sakındı.) |
| حَفِظَ | Korudu | حَفِظَ الشَّابُّ فَرْجَهُ. (Genç iffetini korudu.) |
| أَطَاعَ | İtaat etti | أَطَاعَ الوَلَدُ والِدَيْهِ. (Çocuk ana babasına itaat etti.) |
| كَفَرَ | İnkar etti | كَفَرَ الكَافِرُ بِنِعْمَةِ اللَّهِ. (Kafir Allah'ın nimetini inkar etti.) |
| آمَنَ | İman etti | آمَنَ المُؤْمِنُ بِاللَّهِ. (Mümin Allah'a iman etti.) |
| سَبَّحَ | Tesbih etti | يُسَبِّحُ الرَّجُلُ رَبَّهُ. (Adam Rabbini tesbih eder.) |
| خَلَقَ | Yarattı | خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ. (Allah gökleri yarattı.) |
| دَخَلَ | Girdi | دَخَلَ المُسْلِمُ المَسْجِدَ. (Müslüman mescide girdi.) |
| شَهِدَ | Şahitlik etti | شَهِدَ الشَّاهِدُ بِالحَقِّ. (Şahit hak ile şahitlik etti.) |
| عَلِمَ | Bildi | عَلِمَ اللَّهُ كُلَّ شَيْءٍ. (Allah her şeyi bildi.) |
| رَزَقَ | Rızıklandırdı | رَزَقَ اللَّهُ العِبَادَ. (Allah kullarını rızıklandırdı.) |
| نَهَى | Yasakladı | نَهَى النَّبِيُّ عَنِ الظُّلْمِ. (Peygamber zulmü yasakladı.) |
| غَفَرَ | Bağışladı | غَفَرَ اللَّهُ الذُّنُوبَ. (Allah günahları bağışladı.) |
3. Edatlar - Harfi Cerler Hariç (10 Adet)
| Kelime (Arapça) | Anlamı | Örnek Cümle (Arapça / Türkçe) |
|---|---|---|
| لَمْ | Olumsuzluk edatı (Mazi) | لَمْ يَحْضُرِ الطَّالِبُ. (Öğrenci katılmadı.) |
| لَنْ | Gelecek zaman olumsuzluk | لَنْ أُخْلِفَ الوَعْدَ. (Asla sözümden dönmeyeceğim.) |
| مَا | Olumsuzluk / İlgi edatı | مَا دَخَلَ الكَافِرُ الجَنَّةَ. (Kafir cennete girmedi.) |
| إِنْ | Şart edatı | إِنْ تَصْدُقْ تَنْجُ. (Doğru söylersen kurtulursun.) |
| أَوْ | Bağlaç (Veya / Ya da) | خُذْ كِتَاباً أَوْ دَفْتَراً. (Bir kitap veya defter al.) |
| ثُمَّ | Bağlaç (Sonra / Ardından) | خَلَقَ الإِنْسَانَ ثُمَّ أَمَاتَهُ. (İnsanı yarattı sonra onu öldürdü.) |
| بَلْ | İtiraz / Rücu edatı (Aksine) | مَا هُوَ كَاذِبٌ بَلْ صَادِقٌ. (O yalancı değil, aksine dürüsttür.) |
| لَكِنْ | İstidrak edatı (Ancak, lakin) | الجَوُّ بارِدٌ لَكِنْ جَمِيلٌ. (Hava soğuk ama güzeldir.) |
| كَأَنَّ | Benzetme edatı (Sanki) | كَأَنَّ القَمَرَ نُورٌ. (Sanki ay bir nurdur.) |
| لَيْتَ | Temenni edatı (Keşke) | لَيْتَنِي كُنْتُ مَعَهُمْ. (Keşke ben de onlarla olsaydım.) |
"Kuranla-Arapca-24. Nûr Sûresi-40-64.ayetler"
Konu Özeti
Nûr Sûresi'nin 40 ile 64. ayetleri arasında; inkârcıların içindeki derin karanlıklar ve manevi sapkınlıklar, kâinattaki tüm varlıkların ve göklerdeki uçan kuşların Allah'ı tespih etmesi, gece ile gündüzün ilahi hikmetlerle evirilip çevrilmesi, canlıların sudan yaratılış çeşitliliği, münafıkların iman iddiasında bulunup ilahi hükümlere karşı çıkmaları, müminlerin "işittik ve itaat ettik" teslimiyeti, Allah'ın müminlere yeryüzünde hâkimiyet ve güven vadetmesi, ev içi mahremiyet ve izin istemi (isti'zân) adabı ile Hz. Peygamber'e saygı ve ilahi emirlerin hatırlatılması kapsamlı bir şekilde işlenmektedir.
Nûr Sûresi 40-64. Ayetlerin Arapça Metni ve Türkçe Çevirisi
Kelime Örnekleri (20 İsim, 20 Fiil, 10 Edat)
1. İsimler (20 Adet)
| Arapça Kelime | Anlamı | Örnek Cümle ve Türkçesi |
|---|---|---|
| بَحْرٍ | Deniz | مَشَيْتُ بجانِبِ البَحْرِ. (Denizin kenarında yürüdüm.) |
| مَوْجٌ | Dalga | اِشْتَدَّ المَوْجُ في البَحْرِ. (Denizde dalga şiddetlendi.) |
| سَحَابٌ | Bulut | ظَهَرَتِ السَّحَابُ في السَّمَاءِ. (Gökyüzünde bulut belirdi.) |
| بَرَدٍ | Dolu | نَزَلَ البَرَدُ بغزارةٍ. (Dolu şiddetli bir şekilde yağdı.) |
| بَرْقٍ | Şimşek | رَأَيْتُ بَرْقًا لَامِعًا. (Parlak bir şimşek gördüm.) |
| لَيْلٍ | Gece | يُحِبُّ صَلَاةَ اللَّيْلِ. (Gece namazını sever.) |
| نَهَارٍ | Gündüz | العَمَلُ في النَّهَارِ مُفِيدٌ. (Gündüz çalışmak faydalıdır.) |
| دَابَّةٍ | Canlı / Hayvan | خَلَقَ اللَّهُ كُلَّ دَابَّةٍ. (Allah her canlıyı yarattı.) |
| صِرَاطٍ | Yol | اهْدِنَا الصِّرَاطَ المُسْتَقِيمَ. (Bizi dosdoğru yola ilet.) |
| قُلُوبٍ | Kalpler | فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ. (Kalplerinde hastalık vardır.) |
| مَرَضٍ | Hastalık | الشِّفَاءُ مِنَ المَرَضِ. (Hastalıkta şifa vardır.) |
| أَرْضٍ | Yer / Yeryüzü | خَلَقَ اللَّهُ الأَرْضَ. (Allah yeryüzünü yarattı.) |
| مَاءٍ | Su | شَرِبْتُ مَاءً بَارِدًا. (Soğuk su içtim.) |
| رِجْلَيْنِ | İki ayak | يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ. (İki ayak üzerinde yürür.) |
| رَسُولٍ | Elçi | آمَنَّا بِالرَّسُولِ. (Resule inandık.) |
| أَمْرٍ | İş / Emir | هَذَا أَمْرٌ عَظِيمٌ. (Bu büyük bir iştir.) |
| فِتْنَةٍ | Fitne / Bela | الحَذَرُ مِنَ الفِتْنَةِ. (Fitneden sakınmak gerekir.) |
| عَذَابٍ | Azap | لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ. (Onlar için elem verici bir azap vardır.) |
| بَيْتٍ | Ev | دَخَلْتُ البَيْتَ. (Eve girdim.) |
| طَيْرٍ | Kuş | طَارَ الطَّيْرُ في السَّمَاءِ. (Kuş gökyüzünde uçtu.) |
2. Fiiller (20 Adet)
| Arapça Kelime | Anlamı | Örnek Cümle ve Türkçesi |
|---|---|---|
| يَغْشَى | Kaplamak | يَغْشَى الليلُ الأَرْضَ. (Gece yeryüzünü kaplar.) |
| يُسَبِّحُ | Tespih eder | يُسَبِّحُ المُؤْمِنُ رَبَّهُ. (Mümin Rabbini tespih eder.) |
| خَلَقَ | Yarattı | خَلَقَ اللَّهُ الكَوْنَ. (Allah kâinatı yarattı.) |
| يَمْشِي | Yürür | يَمْشِي الطِّفْلُ بِهُدُوءٍ. (Çocuk sakin bir şekilde yürür.) |
| هَدَى | İletti / Hidayet etti | هَدَى اللَّهُ المُؤْمِنِينَ. (Allah müminleri hidayete erdirdi.) |
| قَالَ | Söyledi / Dediler | قَالَ الرَّجُلُ حَقًّا. (Adam doğru söyledi.) |
| آمَنَ | İman etti | آمَنَ المُؤْمِنُ بِاللَّهِ. (Mümin Allah'a iman etti.) |
| أَطَاعَ | İtaat etti | أَطَاعَ الوَلَدُ والِدَيْهِ. (Çocuk anne babasına itaat etti.) |
| حَكَمَ | Hükmetti | حَكَمَ القَاضِي بِالْعَدْلِ. (Hâkim adaletle hükmetti.) |
| خَافَ | Korktu | خَافَ الظَّالِمُ مِنَ الْعِقَابِ. (Zalim cezadan korktu.) |
| نَصَرَ | Yardım etti | نَصَرَ اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ. (Allah müminlere yardım etti.) |
| فَازَ | Kazandı / Başardı | فَازَ الْمُجْتَهِدُ بِالْجَائِزَةِ. (Çalışkan kişi ödülü kazandı.) |
| أَمَرَ | Emretti | أَمَرَ الْإِسْلَامُ بِالصِّدْقِ. (İslam doğruluk emretti.) |
| عَلِمَ | Bildi | عَلِمَ اللَّهُ كُلَّ شَيْءٍ. (Allah her şeyi bilir.) |
| صَبَرَ | Sabretti | صَبَرَ الْمُؤْمِنُ عَلَى الْبَلَاءِ. (Mümin belaya sabretti.) |
| شَكَرَ | Şükretti | شَكَرَ الْعَبْدُ رَبَّهُ. (Kul Rabbine şükretti.) |
| رَجَعَ | Döndü | رَجَعَ الْمُسَافِرُ إِلَى بَيْتِهِ. (Yolcu evine döndü.) |
| سَمِعَ | İşitti | سَمِعَ الْأَذَانَ فَذَهَبَ إِلَى الْمَسْجِدِ. (Ezanı işitti ve mescide gitti.) |
| عَمِلَ | Amel etti / Yaptı | عَمِلَ صَالِحًا فَنَالَ الْأَجْرَ. (Salih amel işledi ve ecri kazandı.) |
| وَعَدَ | Vadetti | وَعَدَ اللَّهُ الْمُتَّقِينَ جَنَّةً. (Allah muttekilere cennet vadetti.) |
3. Edatlar (Harfi Cerler Hariç - 10 Adet)
| Arapça Kelime | Anlamı | Örnek Cümle ve Türkçesi |
|---|---|---|
| إِنَّ | Şüphesiz / Gerçekten | إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ. (Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.) |
| قَدْ | Kesinlikle / Zaten | قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ. (Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir.) |
| لَا | Olumsuzluk / Asla | لَا تَكْذِبْ أَبَدًا. (Asla yalan söyleme.) |
| مَا | Ne / Olumsuzluk | مَا فَعَلْتُ هَذَا. (Bunu yapmadım.) |
| إِذْ | Hani / O zaman | إِذْ جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ. (Allah'ın yardımı geldiği zaman.) |
| إِذَا | -dığı zaman / Şart | إِذَا جَاءَ أَمْرُنَا. (Emrimiz geldiği vakit.) |
| بَلْ | Aksine / Bilakis | بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَاصِمُونَ. (Bilakis onlar düşman bir topluluktur.) |
| أَنْ | -mek / -mak (Mastar) | أُرِيدُ أَنْ أَتَعَلَّمَ. (Öğrenmek istiyorum.) |
| ثُمَّ | Sonra | ذَهَبْتُ إِلَى السُّوقِ ثُمَّ رَجَعْتُ. (Çarşıya gittim, sonra döndüm.) |
| أَمْ | Yoksa | أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ. (Onlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba kavmi mi?) |
Kuranla-Arapca-24. Nûr Sûresi-1-64.ayetler
Bu bölüm, Kur'an-ı Kerim'in 24. suresi olan سُورَةُ النُّورِ (Nûr Suresi) 1-64. ayetleri arasındaki temel hukuki, ahlaki ve toplumsal hükümleri, edebi sanatları, حُرُوفٌ مُقَطَّعَةٌ (Huruf-u Mukatta) ile başlayan giriş kısımlarını, zina ve iftira (kazf) cezalarını, لِعَان (Liân) usulünü, İfk hadisesini, غَضُّ الْبَصَرِ (gözü sakınma) ve hicap (örtünme) kurallarını, evlere izinle girilmesini (اسْتِئْذَان), آيَةُ النُّورِ (Nur Ayeti) ile ilahi nur misalini, mescitlerin imarını, evrensel varlıkların tesbihini ve toplumsal âdabı kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Aşağıdaki 40 soruluk interaktif test ile bu ayetlerin kelime dağarcığını, sarf-nahiv yönlerini ve mealî anlamlarını pekiştirebilirsiniz.
Nûr Suresi 1-64. Ayetler Paragraf, Dilbilgisi ve Kelime Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.