☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-50-149.ayetler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Ders1
  • Ders2
  • Sureler
  • Arapça Dersler
  • Arapça Ders Kitapları
  • ☝📖المحمدية📖☝

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-50-100.ayetler

Konu Özeti: Şuarâ Suresi'nin 50-100. ayetleri arasında, Hz. Musa ile Firavun'un sihirbazları arasındaki tarihi mücadelenin dönüm noktası, sihirbazların hakikati görüp anında iman etmesi, Firavun'un onlara yönelik şiddetli tehdit ve işkence cezaları, Hz. İbrahim'in tevhit mücadelesi ve putları eleştirmesi gibi kıssalar etraflıca işlenmektedir.

Şuarâ Suresi 50-100. Ayetler (Okuma Parçası)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
50. قَالُوا لَا ضَيْرَ إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ
51. إِنَّ نَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَا أَنْ كُنَّا أَوَّلَ الْمُؤْمِنِينَ
52. وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِي إِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ
53. فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِرِينَ
54. إِنَّ هَؤُلَاءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ
55. وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَائِظُونَ
56. وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَاذِرُونَ
57. فَأَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
58. وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
59. كَذَلِكَ وَأَوْرَثْنَاهَا بَنِي إِسْرَائِيلَ
60. فَأَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقِينَ
61. فَلَمَّا تَرَاءَى الْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَابُ مُوسَى إِنَّا لَمُدْرَكُونَ
62. قَالَ كَلَّا إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهْدِينِ
63. فَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى أَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ فَانْفَلَقَ فَكانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظِيمِ
64. وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ الْآخَرِينَ
65. وَأَنْجَيْنَا مُوسَى وَمَنْ مَعَهُ أَجْمَعِينَ
66. ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآخَرِينَ
67. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ ٱلْكَاذِبِينَ... (50-100. Ayetler bütünü)
Türkçe Meali / Çevirisi:
50. (Sihirbazlar) dediler ki: "Zararı yok; şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz."
51. "Biz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."
52. Musa'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.
53. Firavun şehirflere (asker toplamak üzere) adamlar gönderdi.
54. (Şöyle diyordu:) "Şüphesiz bunlar azınlıkta olan küçük bir topluluktur."
55. "Ve hakikaten onlar bizi öfkelendirmişlerdir."
56. "Şüphesiz biz ise uyanık ve hazırlıklı bir topluluğuz."
57. Derken onları bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
58. Hazinelerden ve şerefli makamlardan (uzaklaştırdık).
59. İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını varis kıldık.
60. Güneş doğarken (arkalarından) onları takip ettiler.
61. İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları, "Şüphesiz yakalandık" dediler.
62. Musa, "Asla! Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana hemen yol gösterecektir" dedi.
63. Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz yarıldı ve her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.
64. Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
65. Musa'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
66. Sonra diğerlerini suda boğduk.
67. Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır, ama çokları iman etmezler. (Devam eden 68-100. ayetler Hz. İbrahim'in kıssası ve tevhit delilleriyle sürmektedir.)

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • ضَيْر (Dayr): Zarar, ziyan.
    Cümle: قَالُوا لَا ضَيْرَ (Dediler ki: "Zarar yok.")
  • رَبّ (Rabb): Rab, terbiye edici, sahip.
    Cümle: إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ (Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz.)
  • خَطَايَا (Hatâyâ): Hatalar, günahlar.
    Cümle: يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَا (Rabbimiz hatalarımızı bağışlasın.)
  • عِبَاد (İbâd): Kullar.
    Cümle: أَسْرِ بِعِبَادِي (Kullarımı gece yola çıkar.)
  • مَدَائِن (Medâin): Şehirler.
    Cümle: فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَائِنِ (Firavun şehirle, ülkelere adam gönderdi.)
  • شِرْذِمَة (Şirzime): Azınlık grup, bölük.
    Cümle: إِنَّ هَؤُلَاءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ (Şüphesiz bunlar az bir topluluktur.)
  • جَنَّات (Cennât): Bahçeler, cennetler.
    Cümle: فَأَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ (Onları bahçelerden çıkardık.)
  • عُيُون (Uyûn): Pınarlar, kaynaklar.
    Cümle: وَعُيُونٍ وَكُنُوزٍ (Pınarlardan ve hazinelerden.)
  • كُنُوز (Kunûz): Hazineler.
    Cümle: وَتَرَكُوا كُنُوزًا (Hazineler bıraktılar.)
  • بَحْر (Bahr): Deniz.
    Cümle: اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ (Asan ile denize vur.)
  • عَصَا (Asâ): Asa, değnek.
    Cümle: فَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى أَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ (Musa'ya asan ile vur diye vahyettik.)
  • طَوْد (Tawd): Büyük dağ, kayalık.
    Cümle: كَالطَّوْدِ الْعَظِيمِ (Ulu bir dağ gibi oldu.)
  • آيَة (Âye): Delil, mucize, ayet.
    Cümle: إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً (Şüphesiz bunda bir ayet/ibret vardır.)
  • جَمْع (Cem'): Topluluk, ordu.
    Cümle: فَلَمَّا تَرَاءَى الْجَمْعَانِ (İki topluluk birbirini gördüğü vakit.)
  • صَاحِب (Sâhib): Arkadaş, dost, yoldaş.
    Cümle: قَالَ أَصْحَابُ مُوسَى (Musa'nın arkadaşları dedi ki.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • قَالَ (Kâle): Dediki.
    Cümle: قَالُوا لَا ضَيْرَ (Dediler ki: Zarar yok.)
  • يَنْقَلِبُونَ (Yenkalibûne): Dönüyorlar.
    Cümle: إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ (Biz Rabbimize dönücüleriz.)
  • نَطْمَعُ (Natma'u): Ümit ediyoruz, umuyoruz.
    Cümle: إِنَّ نَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لَنَا (Biz bağışlanmayı umuyoruz.)
  • يَغْفِرَ (Yagfire): Bağışlasın.
    Cümle: أَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا (Rabbimizin bizi bağışlamasını.)
  • أَوْحَيْنَا (Evhaynâ): Vahyettik.
    Cümle: وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى (Musa'ya vahyettik.)
  • أَسْرِ (Esri): Gece yola çıkar.
    Cümle: أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِي (Kullarımı gece yürüt.)
  • أَرْسَلَ (Arsele): Gönderdi.
    Cümle: فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ (Firavun gönderdi.)
  • أَخْرَجْنَا (Ahrecnâ): Çıkardık.
    Cümle: فَأَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ (Onları bahçelerden çıkardık.)
  • أَوْرَثْنَا (Evrasnâ): Varis kıldık.
    Cümle: وَأَوْرَثْنَاهَا بَنِي إِسْرَائِيلَ (Onları İsrailoğullarına varis kıldık.)
  • تَرَاءَى (Terâe): Görüştü, karşılaştı.
    Cümle: فَلَمَّا تَرَاءَى الْجَمْعَانِ (İki topluluk karşılaştığı zaman.)
  • يَهْدِي (Yehdî): Hidayet eder, yola iletir.
    Cümle: سَيَهْدِينِ (Bana yakında yol gösterecektir.)
  • اِضْرِبْ (İdrib): Vur!
    Cümle: اضْرِبْ بِعَصَاكَ (Asan ile vur!)
  • انْفَلَقَ (İnfeleka): Yarılıverdi.
    Cümle: فَانْفَلَقَ الْبَحْرُ (Deniz yarılıverdi.)
  • أَنْجَيْنَا (Encaynâ): Kurtardık.
    Cümle: وَأَنْجَيْنَا مُوسَى (Musa'yı kurtardık.)
  • أَغْرَقْنَا (Agraknâ): Boğduk.
    Cümle: ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآخَرِينَ (Sonra ötekileri boğduk.)

3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet - Harf-i Cer Harici)

  • لَا (Lâ): Olumsuzluk / Nehi edatı.
    Cümle: قَالُوا لَا ضَيْرَ (Zarar yok dediler.)
  • إِنَّ (İnne): Tekit edatı (Şüphesiz).
    Cümle: إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ (Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz.)
  • أَنْ (En): Masdar / Nasb edatı.
    Cümle: إِنَّ نَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ (Bağışlamasını umuyoruz.)
  • قَدْ (Kad): Tahkik / Yaklaşma edatı.
    Cümle: قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir.)
  • مَا (Mâ): Olumsuzluk veya mevsul edatı.
    Cümle: وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ (Onların çoğu mümin olmamıştır.)

Şuarâ Suresi 50-100. Ayetler Dilbilgisi ve Kelime Testi

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Şuarâ 50-100)

"Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-100-149.ayetler"

Konu Özeti:
Şuarâ Suresi'nin bu bölümünde, ahirette inkârcıların pişmanlıkları ve yardımcı bulamayışları ele alınmakta; ardından Nûh kavmi, Âd kavmi (Hz. Hûd) ve Semûd kavminin (Hz. Salih) peygamberlerini yalanlamaları ve başlarına gelen ilahi azap ibretli bir üslupla anlatılmaktadır. Peygamberlerin tebliğ metodları ve toplulukların inkârcı tutumları gözler önüne serilmektedir.

Şuarâ Suresi 100-149. Ayetler (Okuma Parçası)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
100. فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعِينَ
101. وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ
102. فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
103. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
104. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
105. كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ الْمُرْسَلِينَ
106. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
107. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
108. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
109. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ
110. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
111. قَالُوا أَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْأَرْذَلُونَ
112. قَالَ وَمَا عِلْمِي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
113. إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَى رَبِّي لَوْ تَشْعُرُونَ
114. وَمَا أَنَا بِطَارِدِ الْمُؤْمِنِينَ
115. إِنْ أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ مُبِينٌ
116. قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا نُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمَرْجُومِينَ
117. قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِي كَذَّبُونِي
118. فَافْتَحْ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
119. فَأَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ
120. ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقِينَ
121. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
122. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
123. كَذَّبَتْ عَادٌ الْمُرْسَلِينَ
124. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ
125. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
126. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
127. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ
128. أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ آيَةً تَعْبَثُونَ
129. وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ
130. وَإِذَا بَطَشْتُمْ بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ
131. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
132. وَاتَّقُوا الَّذِي أَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَ
133. أَمَدَّكُمْ بِأَنْعَامٍ وَبَنِينَ
134. وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
135. إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
136. قَالُوا سَوَاءٌ عَلَيْنا أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظِينَ
137. إِنْ هَذَا إِلَّا خُلُقُ الْأَوَّلِينَ
138. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ
139. فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَاهُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
140. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
141. كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلِينَ
142. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَالِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
143. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
144. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
145. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ
146. أَتَبْنُونَ فِي مَا هَاهُنَا آمِنِينَ
147. فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
148. وَرûرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ
149. وَتَتَّخِذُونَ صِYُونَ بُيُوتًا فَارِهِينَ
Türkçe Meali:
100. "Artık bizim için hiçbir şefaatçi yoktur."
101. "Ne de samimi bir dost."
102. "Keşke bizim için bir dönüş olsaydı da müminlerden olsaydık!"
103. Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır; ama yine de onların çoğu mümin olmamışlardır.
104. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
105. Nûh kavmi de peygamberleri yalanladı.
106. Hani kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
107. "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
108. "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaatsizlik etmeyin."
109. "Buna karşı ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir."
110. "Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
111. Dediler ki: "Sana sefil kimseler uyup dururken, biz sana hiç iman eder miyiz?"
112. Nûh dedi ki: "Onların yaptıklarına dair benim ne gibi bir bilgim olabilir?"
113. "Onların hesabı ancak Rabbime aittir; bir anlayabilseniz!"
114. "Ben inananları kovacak değilim."
115. "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
116. Dediler ki: "Ey Nûh! (Bu davadan) vazgeçmezsen, mutlaka taşa tutularak öldürülenlerden olacaksın!"
117. Nûh dedi ki: "Rabbim! Gerçekten kavmim beni yalanladı."
118. "Artık benimle onların arasında açık bir hüküm ver; beni ve benimle birlikte olan müminleri kurtar."
119. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri dolu gemi içinde kurtardık.
120. Sonra da geride kalanları suda boğduk.
121. Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır; ama yine de onların çoğu mümin olmamışlardır.
122. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
123. Âd kavmi de peygamberleri yalanladı.
124. Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
125. "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
126. "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
127. "Buna karşı ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir."
128. "Siz her yüksek tepede bir alamet bina edip eğleniyor musunuz?"
129. "Ebediyen kalacağınızı umarak sağlam saraylar ve kaleler mi ediniyorsunuz?"
130. "Tuttuğunuz zaman zalimler ve zorbalar gibi mi tutuyorsunuz?"
131. "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
132. "Size bildiğiniz nimetleri veren (Allah'tan) sakının."
133. "Size davarlar ve oğullar ihsan etti."
134. "Bağlar, bahçeler ve pınarlar lütfetti."
135. "Doğrusu ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."
136. Dediler ki: "Bize ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bizim için hepsi birdir."
137. "Bu (söylediklerin), evvelkilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."
138. "Biz azaba uğratılacak değiliz."
139. Böylece onu yalanladılar; biz de onları helâk ettik. Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır; ama yine de onların çoğu mümin olmamışlardır.
140. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
141. Semûd kavmi de peygamberleri yalanladı.
142. Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
143. "Şüphesid ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
144. "Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
145. "Buna karşı ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir."
146. "Siz buradaki nimetlerin (bağlar, bahçeler, pınarlar, ekinler) içinde güven içinde bırakılacak mısınız?"
147. "Bahçeler, pınarlar içinde,"
148. "Ekinler ve tomurcukları yumuşak hurmalıklar arasında?"
149. "Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz (şımartılmışçasına)?"

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • شَافِع (Şâfi'): Şefaatçi.
    Cümle: فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعِينَ (Bizim için hiçbir şefaatçi yoktur.)
  • صَدِيق (Sadîk): Dost, arkadaş.
    Cümle: وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ (Ne de samimi bir dost.)
  • كَرَّة (Kerrah): Dönüş, geri gelme.
    Cümle: فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً (Keşke bizim için bir dönüş olsaydı!)
  • آيَة (Âyet): Delil, ibret, alamet.
    Cümle: إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً (Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır.)
  • رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
    Cümle: إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ (Şüphesiz ben size güvenilir bir elçiyim.)
  • أَجْر (Ecr): Ücret, mükâfat.
    Cümle: وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ (Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.)
  • حِسَاب (Hisâb): Hesap.
    Cümle: إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَى رَبِّي (Onların hesabı ancak Rabbime aittir.)
  • نَذِير (Nezîr): Uyarıcı.
    Cümle: إِنْ أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ مُبِينٌ (Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.)
  • فُلْك (Fulk): Gemi.
    Cümle: فَأَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ (Onu ve beraberindekileri gemide kurtardık.)
  • رِيع (Rîc): Tepe, yüksek yer.
    Cümle: أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ آيَةً (Her yüksek tepede bir alamet bina ediyor musunuz?)
  • مَصَانِع (Mesâni'): Saraylar, kaleler.
    Cümle: وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ (Sağlam saraylar ediniyorsunuz.)
  • أَنْعَام (En'âm): Davarlar, hayvanlar.
    Cümle: أَمَدَّكُمْ بِأَنْعَامٍ وَبَنِينَ (Size davarlar ve oğullar ihsan etti.)
  • جَنَّة (Cenneh): Bahçe, cennet.
    Cümle: وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍ (Bağlar, bahçeler ve pınarlar lütfetti.)
  • عَذَاب (Azâb): Azap, işkence.
    Cümle: إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ (Ben büyük günün azabından korkuyorum.)
  • بُيُوت (Buyût): Evler.
    Cümle: وَتَتَّخِذُونَ بُيُوتًا فَارِهِينَ (Ustalıkla evler yontuyorsunuz.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • كَذَّبَتْ (Kezzebet): Yalanladı.
    Cümle: كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ الْمُرْسَلِينَ (Nûh kavmi peygamberleri yalanladı.)
  • تَتَّقُونَ (Tettekûne): Sakınırsınız.
    Cümle: أَلَا تَتَّقُونَ (Sakınmaz mısınız?)
  • أَطِيعُونِ (Etîûnî): Bana itaat edin.
    Cümle: فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ (Allah'tan sakının ve bana itaat edin.)
  • أَسْأَلُ (Es'elü): İstiyorum, soruyorum.
    Cümle: وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ (Sizden bir ücret istemiyorum.)
  • تَتَّبَعَ (Tettebea): Uydu, tabi oldu.
    Cümle: وَاتَّبَعَكَ الْأَرْذَلُونَ (Sana sefil kimseler uydu.)
  • تَشْعُرُونَ (Teşrûne): Hissedersiniz, anlarsınız.
    Cümle: لَوْ تَشْعُرُونَ (Bir anlayabilseniz!)
  • تَطْرُدْ (Ttrud): Kovmak, uzaklaştırmak.
    Cümle: وَمَا أَنَا بِطَارِدِ الْمُؤْمِنِينَ (Ben müminleri kovacak değilim.)
  • تَنْتَهَ (Tentehâ): Vazgeçmek, son vermek.
    Cümle: لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا نُوحُ (Eğer vazgeçmezsen ey Nûh!)
  • نَجِّ (Neccî): Kurtar.
    Cümle: وَنَجِّنِي وَمَنْ مَعِيَ (Beni ve beraberimdekileri kurtar.)
  • أَغْرَقْنَا (Ağraknâ): Boğduk.
    Cümle: ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقِينَ (Sonra geride kalanları boğduk.)
  • تَبْنُونَ (Tebnûne): Bina ediyorsunuz, kuruyorsunuz.
    Cümle: أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ آيَةً (Her yüksek tepede bina mi kuruyorsunuz?)
  • تَخْلُدُونَ (Tehludûne): Ebedi kalırsınız.
    Cümle: لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ (Umulur ki ebedi kalırsınız.)
  • بَطَشْتُمْ (Bateştüm): Yakaladınız, şiddetle vurdunuz.
    Cümle: وَإِذَا بَطَشْتُمْ بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ (Yakaladığınız zaman zorbalar gibi yakalarsınız.)
  • أَمَدَّ (Emedde): İhsan etti, bağışladı, uzattı.
    Cümle: أَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَ (Bildiğiniz şeyleri size ihsan etti.)
  • أَهْلَكْنَا (Ehleknâ): Helâk ettik.
    Cümle: فَأَهْلَكْنَاهُمْ (Böylece onları helâk ettik.)

3. Arapça Edat Örnekleri (Harfi Cer Hariç 5 Adet)

  • لَا (Lâ - Olumsuzluk / Nefy Edatı):
    Cümle: فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعِينَ (Şefaatçi yoktur.)
  • إِنْ (İn - Olumsuzluk / Şart Edatı):
    Cümle: إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ (Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir.)
  • أَمْ (Em - Atıf / İstifham Edatı):
    Cümle: أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُنْ (Öğüt versen de vermesen de...)
  • لَوْ (Lev - Şart Edatı):
    Cümle: فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً (Keşke bizim için bir dönüş olsaydı!)
  • قَدْ (Kad - Tahkik / Takrİb Edatı):
    Cümle: قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir.)

Şuarâ Suresi 100-149. Ayetler Dilbilgisi ve Kelime Testi

Şuarâ Suresi 100-149 Testi

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-50-149.ayetler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.