- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-68. Kalem Sûresi-1-52.ayetler
Kalem Suresi, Mekke döneminde inmiş olup 52 ayettir. Adını ilk ayette geçen ve üzerine yemin edilen "el-kalem" kelimesinden alır. Sûre temel olarak Hz. Muhammed’in (s.a.v.) üstün ahlâkını vurgular, müşriklerin O'nun akıl sağlığı hakkındaki asılsız iddialarını reddeder, inkârcıların ve mal varlığıyla şımaranların akıbetini (Bahçe sahipleri kıssasıyla) gözler önüne serer. Peygamber Efendimize sabretmesini emreder ve Kur'an'ın âlemler için bir zikir/öğüt olduğunu belirterek sona erer.
Kalem Suresi 1-52. Ayetler (Okuma Parçası)
1. ن ۚ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
2. مَا أَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ
3. وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ
4. وَإِنَّكَ لَعَلَى خُلُقٍ عَظِيمٍ
5. فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
6. بِأَيْيِكُمُ الْمَفْتُونُ
7. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ
8. فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ
9. وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
10. وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَهِينٍ
11. هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ
12. مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
13. عُتُلِّ بَعْدَ ذَلِكَ زَمِيمٍ
14. أَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ
15. إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
16. سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ
17. إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
18. وَلَا يَسْتَثْنُونَ
19. فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ
20. فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ
21. فَتَنَادَوْا مُصْبِحِينَ
22. أَنِ اغْدُوا عَلَى حَرْثِكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَارِمِينَ
23. فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ
24. أَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْكِينٌ
25. وَغَدَوْا عَلَى حَرْدٍ قَادِرِينَ
26. فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوا إِنَّ لَضَالُّونَ
27. بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
28. قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
29. قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
30. فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ
31. قَالُوا يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ
32. عَسَى رَبُّنَا أَنْ يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِنْهَا إِنَّا إِلَى رَبِّنَا رَاغِبُونَ
33. كَذَلِكَ الْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
34. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ
35. أَفَجَعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ
36. مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
37. أَمْ لَكُمْ كِتَابٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
38. إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
39. أَمْ لَكُمْ أَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
40. سَلْهُمْ أَيُّهُمْ بِذَعِيكَ ذَلِكَ (أَيُّهُمْ بِذَلِكَ زَعِيمٌ)
41. أَمْ لَهُمْ شُرَكَاءُ فَلْيَأْتُوا بِشُرَكَائِهِمْ إِنْ كَانَ ظَكُونَ (إِنْ كَانُوا صَادِقِينَ)
42. يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
43. خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا 44. فَذَرْنِي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهَذَا الْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
45. وَأُمْلِي لَهُمْ ۖ إِنَّ كَذْبِي مَتِينٌ (إِنَّ كَيْدِي مَتِينٌ)
46. أَمْ لَسْتَ تَسَلُّهُمْ أَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَ
47. أَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
48. فَصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِ إِذْ نَادَى وَهُوَ مَكْظُومٌ
49. لَوْلَا أَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ لَنُبْذَ بِاهُ (لَنُبِذَ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ)
50. فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَجَكَعَهُ (فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ)
51. وَيُئِدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّ 52. وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ
1. Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına yemin olsun ki;
2-3. Sen Rabbinin nimeti sayesinde mecnûn değilsin ve şüphesiz senin için kesintisiz bir ecir vardır.
4. Ve şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.
5-7. Yakında göreceksin ve onlar da görecekler; hanginizin fitneye uğramış olduğunu... Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir; hidayete erenleri de en iyi bilendir.
8-13. Sakın yalanlayanlara itaat etme. Onlar istediler ki sen yumuşak davranasın, onlar da yumuşak davransınlar. Hiçbir yemin edici, aşağılık, çokça ayıplayıp laf taşıyan, iyiliğe mani olan, saldırgan, günahkâr, kaba ve hırçın kişiye itaat etme.
14-16. Mal ve oğullar sahibi oldu diye (büyüklük taslayana). Üzerine ayetlerimiz okunduğunda "Eskilerin masallarıdır" der. Yakında biz onun burnuna damga vuracağız.
17-33. Biz o bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi bunları da imtihan ettik... (Bahçe kıssası ve ahiret azabının büyüklüğü vurgulanır).
34-45. Kuşkusuz muttakîler için Rableri katında nimet cennetleri vardır... Kâfirlerin düzenlerine karşılık Allah'ın planı metindir.
46-52. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar borç altında mı eziliyorlar? Yoksa gayb yanlarında da onu mu yazıyorlar? Rabbinin hükmüne sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma... Ve o (Kur'an) âlemler için ancak bir z öğüttür.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri (Kalem Suresi'nden)
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- الْقَلَمُ: Kalem. Cümle: وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
- خُلُق: Ahlak, huy. Cümle: وَإِنَّكَ لَعَلَى خُلُقٍ عَظِيمٍ
- أَجْر: Ecir, mükâfat. Cümle: وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ
- مَال: Mal, servet. Cümle: أَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ
- جَنَّة: Cennet, bahçe. Cümle: إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ جَنَّاتِ النَّعِيمِ
- سَاق: Baldır. Cümle: يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ
- حُوت: Balık. Cümle: كَصَاحِبِ الْحُوتِ
- يَوْم: Gün. Cümle: يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ
- حَرْث: Ekin, tarla. Cümle: أَنِ اغْدُوا عَلَى حَرْثِكُمْ
- مِسْكِين: Yoksul, fakir. Cümle: لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْكِينٌ
- عَذَاب: Azap, ceza. Cümle: وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ
- قِيَامَة: Kıyamet. Cümle: إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ
- حَدِيث: Söz, hadis, Kur'an. Cümle: فَذَرْنِي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهَذَا الْحَدِيثِ
- رَبّ: Rabb, terbiye eden. Cümle: فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ
- ذِكْر: Zikir, öğüt. Cümle: وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- يَسْطُرُونَ: Yazıyorlar. Cümle: وَمَا يَسْطُرُونَ
- تُدْهِنُ: Taviz veriyorsun / yumuşak davranıyorsun. Cümle: وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ
- تُطِعْ: İtaat etme. Cümle: فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ
- تُتْلَى: Okunuyor. Cümle: إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا
- قَالَ: Dedі. Cümle: قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
- بَلَوْنَا: İmtihan ettik. Cümle: إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ
- أَقْسَمُوا: Yemin ettiler. Cümle: إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا
- يَتَخَافَتُونَ: Fısıldaşıyorlar. Cümle: وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ
- أَقُلْ: Söylemedim mi? Cümle: أَلَمْ أَقُلْ لَكُمْ
- يَعْلَمُونَ: Bilmektedirler / biliyorlar. Cümle: مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
- تَحْكُمُونَ: Hükmediyorsunuz. Cümle: كَيْفَ تَحْكُمُونَ
- تَدْرُسُونَ: Ders alıyorsunuz / okuyorsunuz. Cümle: فِيهِ تَدْرُسُونَ
- يَسْتَطِيعُونَ: Güç yetirebiliyorlar. Cümle: فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
- فَاصْبِرْ: Sabret! Cümle: فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ
- سَمِعُوا: İşittiler. Cümle: لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- فِي (Fî - Harf-i cer): İçinde, -de. Cümle: أَمْ لَكُمْ كِتَابٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
- عَلَى (Alâ - Harf-i cer): Üzerine, üzere. Cümle: وَإِنَّكَ لَعَلَى خُلُقٍ عَظِيمٍ
- مِنْ (Min - Harf-i cer): -den, -dan. Cümle: نِعْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ
- بِـ (Bi - Harf-i cer): İle, -de. Cümle: بِمَجْنُونٍ
- لَوْلَا (Levlâ - Şart/İstifham edatı): Olmasaydı / keşke. Cümle: لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Kalem Suresi 1-52. Ayetler Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.