☝­čôľ─░brahimi ´Ě║ Muhammedi ´Ě║ Hanif ─░slam­čôľ☝﷽­É░â­É░á­É░»☝­čôľěž┘ä┘ůěş┘ůě»┘Őěę☝Muhammediyye­čôľ☝­É░â­É░á­É░»༺ěž┘ä┘ä┘ç ěú┘âěĘě▒ ༻

☝ěž┘ä┘ůěş┘ůě»┘Őěę☝ěž┘äěžěž┘ůěž┘ů ě│┘Őě» ┘ůěş┘ůě» ┘çěžě┤┘ů┘Ő ěž┘ä┘ů┘łě│┘ł┘Ő ­čôľ ě╣┘ä┘Ő ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ ┘ł ěž┘äě│┘ćěę☝

Online Arap├ža Dersleri Video ─░zle,Arap├ža Sarf,Arap├ža Nahiv Video,Arap├ža Dilbilgisi Video,Online Arap├ža dilbilgisi Dersleri,islami ilimler,Kuran tefsiri video izle,islami dini sohbet izle,─░slami sorular cevaplar,Muhammediyiz-Arap├ža Dersleri Temel ─░slami ─░limler-Arap├ža Dersleri,Online Arap├ža Dersleri Video,─░slami ilimler Video Dersleri,

Ayetlerle Kuranda Yahuda ve d├Ânemi Yahudilik

☝https://www.muhammediyye.org/
­čôľ-ěž┘ä┘ůěş┘ů┘Őěę ě╣┘ä┘Ő ěž┘ä┘âě¬ěžěĘ ┘ł ěž┘äě│┘ćěę ěž┘äěÁěş┘Őěşěę-­čôľ

YAHUD─░LER-YAHUD─░L─░K ┼×├╝phesiz, iman edenler(le) Yahudiler, H─▒ristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret g├╝n├╝ne iman eder ve salih amellerde bulunursa, art─▒k onlar─▒n Allah kat─▒nda ecirleri vard─▒r. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard─▒r. (2/62) ─░├žinizden cumartesi g├╝n├╝ azg─▒nl─▒k edip de, bu y├╝zden kendilerine: A┼ča─č─▒l─▒k maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz. (2/65) ┼×imdi (ey m├╝minler!) onlar─▒n size inanacaklar─▒n─▒ m─▒ umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir z├╝mre, Allah'─▒n kel├óm─▒n─▒ i┼čitirler de iyice anlad─▒ktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi. (2/75) (M├╝naf─▒klar) inananlarla kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒nda "─░man ettik" derler. Birbirleriyle ba┼čba┼ča kald─▒klar─▒ vakit ise: Allah'─▒n size a├žt─▒klar─▒n─▒ (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz kat─▒nda sizin aleyhinize h├╝ccet getirmeleri i├žin mi onlara anlat─▒yorsunuz; bunlar─▒ d├╝┼č├╝nemiyor musunuz? derler. (2/76) Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de a├ž─▒k├ža yapt─▒klar─▒n─▒ da Allah bilmektedir. (2/77) ─░├žlerinde bir tak─▒m ├╝mm├«ler vard─▒r ki, Kitab'─▒ (Tevrat'─▒) bilmezler. B├╝t├╝n bildikleri kulaktan dolma ┼čeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar. (2/78) Elleriyle (bir) Kitap yaz─▒p sonra onu az bir bedel kar┼č─▒l─▒─č─▒nda satmak i├žin "Bu Allah kat─▒ndand─▒r" diyenlere yaz─▒klar olsun! Elleriyle yazd─▒klar─▒ndan ├Ât├╝r├╝ vay haline onlar─▒n! Ve kazand─▒klar─▒ndan ├Ât├╝r├╝ vay haline onlar─▒n! (2/79) ─░srailo─čullar─▒: Say─▒l─▒ birka├ž g├╝n m├╝stesna, bize ate┼č dokunmayacakt─▒r, dediler. De ki (onlara): Siz Allah kat─▒ndan bir s├Âz m├╝ ald─▒n─▒z -ki Allah s├Âz├╝nden caymaz-, yoksa Allah hakk─▒nda bilmedi─činiz ┼čeyleri mi s├Âyl├╝yorsunuz? (2/80) Hay─▒r! Kim bir k├Ât├╝l├╝k eder de k├Ât├╝l├╝─č├╝ kendisini ├žepe├ževre ku┼čat─▒rsa i┼čte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devaml─▒ kal─▒rlar. (2/81) ─░man edip yararl─▒ i┼č yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devaml─▒ kal─▒rlar. (2/82) Vaktiyle biz, ─░srailo─čullar─▒ndan: Yaln─▒zca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yak─▒n akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye s├Âz alm─▒┼č ve "─░nsanlara g├╝zel s├Âz s├Âyleyin, namaz─▒ k─▒l─▒n, zek├ót─▒ verin" diye de emretmi┼čtik. Sonunda az─▒n─▒z m├╝stesna, y├╝z ├ževirerek d├Ân├╝p gittiniz. (2/83) (Ey ─░srailo─čullar─▒!) Birbirinizin kan─▒n─▒ d├Âkmeyece─činize, birbirinizi yurtlar─▒n─▒zdan ├ž─▒karmayaca─č─▒n─▒za dair sizden s├Âz alm─▒┼čt─▒k. Her ┼čeyi g├Ârerek sonunda bunlar─▒ kabul etmi┼čtiniz. (2/84) Bu misak─▒ kabul eden sizler, (verdi─činiz s├Âz├╝n tersine) birbirinizi ├Âld├╝r├╝yor, aran─▒zdan bir z├╝mreyi yurtlar─▒ndan ├ž─▒kar─▒yor, k├Ât├╝l├╝k ve d├╝┼čmanl─▒kta onlara kar┼č─▒ birle┼čiyorsunuz. Onlar─▒ yurtlar─▒ndan ├ž─▒karmak size haram oldu─ču halde (hem ├ž─▒kar─▒yor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onlar─▒ kurtar─▒yorsunuz. Yoksa siz Kitab'─▒n bir k─▒sm─▒na inan─▒p bir k─▒sm─▒n─▒ ink├ór m─▒ ediyorsunuz? Sizden ├Âyle davrananlar─▒n cezas─▒ d├╝nya hayat─▒nda ancak r├╝svayl─▒k; k─▒yamet g├╝n├╝nde ise en ┼čiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklar─▒n─▒zdan asla gafil de─čildir. (2/85) ─░┼čte onlar, ahirete kar┼č─▒l─▒k d├╝nya hayat─▒n─▒ sat─▒n alan kimselerdir. Bu y├╝zden ne azaplar─▒ hafifletilecek ne de kendilerine yard─▒m edilecektir. (2/86) Andolsun biz Musa'ya Kitab'─▒ verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler g├Ânderdik. Meryem o─člu ─░sa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, R├╗hu'l-Kud├╝s (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) g├Ânl├╝n├╝z├╝n arzulamad─▒─č─▒ ┼čeyleri s├Âyleyen bir el├ži geldik├že ona kar┼č─▒ b├╝y├╝kl├╝k taslad─▒n─▒z. (Size gelen) peygamberlerden bir k─▒sm─▒n─▒ yalanlad─▒n─▒z, bir k─▒sm─▒n─▒ da ├Âld├╝rd├╝n├╝z. (2/87) (Yahudiler peygamberlerle alay ederek) "Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hay─▒r; k├╝f├╝r ve isyanlar─▒ sebebiyle Allah onlara l├ónet etmi┼čtir. O y├╝zden ├žok az inan─▒rlar. (2/88) Daha ├Ânce k├ófirlere kar┼č─▒ zafer isterlerken kendilerine Allah kat─▒ndan ellerindeki (Tevrat'─▒) do─črulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip ├Â─črendikleri ger├žekler kar┼č─▒lar─▒na dikilince onu ink├ór ettiler. ─░┼čte Allah'─▒n l├óneti b├Âyle ink├órc─▒larad─▒r. (2/89) Allah'─▒n kullar─▒ndan diledi─čine peygamberlik ihsan etmesini k─▒skand─▒klar─▒ i├žin Allah'─▒n indirdi─čini (Kur'an'─▒) ink├ór ederek kendilerini harcamalar─▒ ne k├Ât├╝ bir ┼čeydir! B├Âylece onlar, gazap ├╝st├╝ne gazaba u─črad─▒lar. Ayr─▒ca k├ófirler i├žin al├žalt─▒c─▒ bir azap vard─▒r. (2/90) Kendilerine: Allah'─▒n indirdi─čine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inan─▒r─▒z, derler ve ondan ba┼čkas─▒n─▒ ink├ór ederler. Halbuki o Kur'an kendi ellerinde bulunan Tevrat'─▒ do─črulay─▒c─▒ olarak gelmi┼č hak kitapt─▒r. (Ey Muhammed!) Onlara: ┼×ayet siz ger├žekten inan─▒yor idiyseniz daha ├Ânce Allah'─▒n peygamberlerini neden ├Âld├╝r├╝yordunuz? deyiver. (2/91) Hat─▒rlay─▒n ki, T├╗r da─č─▒n─▒n alt─▒nda sizden s├Âz alm─▒┼č: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, s├Âylenenleri anlay─▒n, demi┼čtik. Onlar: ─░┼čittik ve isyan ettik, dediler. ─░nk├órlar─▒ sebebiyle kalplerine buza─č─▒ sevgisi dolduruldu. De ki: E─čer inan─▒yorsan─▒z, iman─▒n─▒z size ne k├Ât├╝ ┼čeyler emrediyor! (2/93) (Ey Muhammed, onlara:) ┼×ayet (iddia etti─činiz gibi) ahiret yurdu Allah kat─▒nda di─čer insanlara de─čil de yaln─▒zca size aitse ve bu iddian─▒zda do─čru iseniz haydi ├Âl├╝m├╝ temenni edin (bakal─▒m), de. (2/94) Onlar, kendi elleriyle ├Ânceden yapt─▒klar─▒ i┼čler (g├╝nah ve isyanlar─▒) sebebiyle hi├ž bir zaman ├Âl├╝m├╝ temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir. (2/95) Yemin olsun ki, sen onlar─▒ ya┼čamaya kar┼č─▒ insanlar─▒n en d├╝┼čk├╝n├╝ olarak bulursun. Putperestlerden her biri de arzular ki, bin sene ya┼čas─▒n. Oysa ya┼čat─▒lmas─▒ hi├ž kimseyi azaptan uzakla┼čt─▒rmaz. Allah onlar─▒n yapmakta olduklar─▒n─▒ eksiksiz g├Âr├╝r. (2/96) De ki: Cebrail'e kim d├╝┼čman ise ┼čunu iyi bilsin ki Allah'─▒n izniyle Kur'an'─▒ senin kalbine bir hidayet rehberi, ├Ânce gelen kitaplar─▒ do─črulay─▒c─▒ ve m├╝minler i├žin de m├╝jdeci olarak o indirmi┼čtir. (2/97) Kim, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mik├óil'e d├╝┼čman olursa bilsin ki Allah da ink├órc─▒ k├ófirlerin d├╝┼čman─▒d─▒r. (2/98) Andolsun ki sana apa├ž─▒k ├óyetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onlar─▒ ancak fas─▒klar ink├ór eder. (2/99) Ne zaman onlar bir antla┼čma yapt─▒larsa, yine kendilerinden bir gurup onu bozmad─▒ m─▒? Zaten onlar─▒n ├žo─ču iman etmez. (2/100) Allah taraf─▒ndan kendilerine, yanlar─▒nda bulunan─▒ tasdik edici bir el├ži gelince ehl-i kitaptan bir gurup, sanki Allah'─▒n kitab─▒n─▒ bilmiyormu┼č gibi onu arkalar─▒na at─▒p terkettiler. (2/101) S├╝leyman'─▒n h├╝k├╝mranl─▒─č─▒ hakk─▒nda onlar, ┼čeytanlar─▒n uydurup s├Âylediklerine t├óbi oldular. Halbuki S├╝leyman b├╝y├╝ yap─▒p k├ófir olmad─▒. L├ókin ┼čeytanlar k├ófir oldular. ├ç├╝nk├╝ insanlara sihri ve Babil'de H├órut ile M├órut isimli iki mele─če indirileni ├Â─čretiyorlard─▒. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan i├žin g├Ânderildik, sak─▒n yanl─▒┼č inan─▒p da k├ófir olmayas─▒n─▒z, demeden hi├ž kimseye (sihir ilmini) ├Â─čretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, kar─▒ ile koca aras─▒n─▒ a├žacak ┼čeyleri ├Â─čreniyorlard─▒. Oysa b├╝y├╝c├╝ler, Allah'─▒n izni olmadan hi├ž kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni de─čil de zarar vereni ├Â─črenirler. Sihri sat─▒n alanlar─▒n (ona inan─▒p para verenlerin) ahiretten nasibi olmad─▒─č─▒n─▒ ├žok iyi bilmektedirler. Kar┼č─▒l─▒─č─▒nda kendilerini satt─▒klar─▒ ┼čey ne k├Ât├╝d├╝r! Ke┼čke bunu anlasalard─▒! (2/102) E─čer iman edip kendilerini k├Ât├╝l├╝kten korusalard─▒, ┼č├╝phesiz, Allah taraf─▒ndan verilecek sevap daha hay─▒rl─▒ olacakt─▒. Ke┼čke bunlar─▒ anlasalard─▒! (2/103) (Ey m├╝minler!) Ehl-i Kitaptan k├ófirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hay─▒r indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini diledi─čine verir. Allah b├╝y├╝k l├╝tuf sahibidir. (2/105) Dediler ki: "Yahudi veya H─▒ristiyan olmayan hi├ž kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onlar─▒n kendi kuruntular─▒d─▒r. De ki: "E─čer do─čru s├Âzl├╝yseniz, kesin-kan─▒t─▒n─▒z─▒ (burhan) getirin." (2/111) Bil├ókis, kim muhsin olarak y├╝z├╝n├╝ Allah'a d├Ând├╝r├╝rse (Allah'a hakk─▒yla kulluk ederse) onun ecri Rabbi kat─▒ndad─▒r. ├ľyleleri i├žin ne bir korku vard─▒r, ne de ├╝z├╝nt├╝ ├žekerler. (2/112) Yahudiler dediler ki: "H─▒ristiyanlar bir ┼čey (herhangi bir temel) ├╝zere de─čillerdir"; H─▒ristiyanlar da: "Yahudiler bir ┼čey ├╝zere de─čillerdir" dediler. Oysa onlar, Kitab─▒ okuyorlar. Bilmeyenler (bilgisizler) de, onlar─▒n s├Âylediklerinin benzerini s├Âylemi┼člerdi. Art─▒k Allah, k─▒yamet g├╝n├╝ anla┼čmazl─▒─ča d├╝┼čt├╝kleri ┼čeyde aralar─▒nda h├╝k├╝m verecektir. (2/113) "Allah ├žocuk edindi" dediler. H├ó┼č├ó! O, bundan m├╝nezzehtir. G├Âklerde ve yerde olanlar─▒n hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun e─čmi┼čtir. (2/116) Sen onlar─▒n dinlerine uymad─▒k├ža, Yahudi ve H─▒ristiyanlar senden kesinlikle ho┼čnut olacak de─čillerdir. De ki: "┼×├╝phesiz do─čru yol, Allah'─▒n (g├Âsterdi─či) yoludur." E─čer sana gelen bunca ilimden sonra onlar─▒n heva (arzu ve tutku)lar─▒na uyacak olursan, senin i├žin Allah'tan ne bir dost vard─▒r, ne de bir yard─▒mc─▒. (2/120) Dediler ki: "Yahudi veya H─▒ristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hay─▒r, (do─čru yol) Hanif (muvahhid) olan ─░brahim'in dini(dir); O m├╝┼čriklerden de─čildi." (2/135) "Biz, Allah'a ve bize indirilene; ─░brahim, ─░smail, ─░shak, Ya'kub ve esb├óta indirilene, Musa ve ─░sa'ya verilenlerle Rableri taraf─▒ndan di─čer peygamberlere verilenlere, onlardan hi├žbiri aras─▒nda fark g├Âzetmeksizin inand─▒k ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyin. (2/136) E─čer onlar da sizin inand─▒─č─▒n─▒z gibi inan─▒rlarsa do─čru yolu bulmu┼č olurlar; d├Ânerlerse mutlaka anla┼čmazl─▒k i├žine d├╝┼čm├╝┼č olurlar. Onlara kar┼č─▒ Allah sana yeter. O i┼čitendir, bilendir. (2/137) Allah'─▒n (verdi─či) rengiyle boyand─▒k. Allah'tan daha g├╝zel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin). (2/138) De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz oldu─ču halde, O'nun hakk─▒nda bizimle tart─▒┼čmaya m─▒ giri┼čiyorsunuz? Bizim yapt─▒klar─▒m─▒z bize, sizin yapt─▒klar─▒n─▒z da size aittir. Biz O'na g├Ân├╝lden ba─člananlar─▒z. (2/139) Yoksa siz, ger├žekten ─░brahim'in, ─░smail'in, ─░shak'─▒n, Yakub'un ve torunlar─▒n─▒n Yahudi veya H─▒ristiyan olduklar─▒n─▒ m─▒ s├Âyl├╝yorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah m─▒? Allah'tan kendisinde olan bir ┼čehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapt─▒klar─▒n─▒zdan gafil de─čildir." (2/140) Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba her t├╝rl├╝ ├óyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin k─▒blene d├Ânmezler. Sen de onlar─▒n k─▒blesine d├Ânecek de─čilsin. Onlar da birbirlerinin k─▒blesine d├Ânmezler. Sana gelen ilimden sonra e─čer onlar─▒n arzular─▒na uyacak olursan, i┼čte o zaman sen hakk─▒ ├ži─čneyenlerden olursun. (2/145) Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), ├Âz o─čullar─▒n─▒ tan─▒d─▒klar─▒ gibi tan─▒rlar. Buna ra─čmen onlardan bir gurup bile bile ger├že─či gizler. (2/146) Allah'─▒n indirdi─či kitaptan bir ┼čeyi (├óhir zaman Peygamberinin vas─▒flar─▒n─▒) gizleyip onu az bir paha ile de─či┼čenler yok mu, i┼čte onlar─▒n yeyip de kar─▒nlar─▒na doldurduklar─▒, ate┼čten ba┼čka bir ┼čey de─čildir. K─▒yamet g├╝n├╝ Allah ne kendileriyle konu┼čur ve ne de onlar─▒ temize ├ž─▒kar─▒r. Orada onlar i├žin can yak─▒c─▒ bir azap vard─▒r. (2/174) (Res├╗l├╝m!) ─░nk├ór edenlere de ki: Yak─▒nda ma─člup olacaks─▒n─▒z ve cehenneme s├╝r├╝leceksiniz. Oras─▒ kal─▒nacak ne k├Ât├╝ bir yerdir! (3/12) Allah'─▒n ├óyetlerini ink├ór edenler, haks─▒z yere peygamberlerin canlar─▒na k─▒yanlar ve adaleti emreden insanlar─▒ ├Âld├╝renler (yok mu), onlara ac─▒ bir azab─▒ haber ver! (3/21) ─░┼čte bunlar d├╝nyada da ahirette de ├žabalar─▒ bo┼ča giden kimselerdir. Onlar─▒n hi├žbir yard─▒mc─▒s─▒ da yoktur. (3/22) (Res├╗l├╝m!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) g├Ârmez misin ki, aralar─▒nda h├╝kmetmesi i├žin Allah'─▒n Kitab'─▒na ├ža─č─▒r─▒l─▒yorlar da, sonra i├žlerinden bir gurup cayarak geri d├Ân├╝yor. (3/23) Onlar─▒n bu tutumlar─▒: Bize ate┼č, sadece say─▒l─▒ g├╝nlerde dokunacakt─▒r, demelerinin bir sonucudur. Onlar─▒n vaktiyle uydurduklar─▒ ┼čeyler de dinleri hakk─▒nda kendilerini yan─▒ltm─▒┼čt─▒r. (3/24) Fakat, onlar─▒ gelmesinde ┼č├╝phe edilmeyen bir g├╝n i├žin toplad─▒─č─▒m─▒z ve hi├žbir haks─▒zl─▒─ča u─čramaks─▒z─▒n herkese kazand─▒─č─▒ ┼čeyler tastamam ├Âdendi─či zaman halleri nice olur? (3/25) (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onlar─▒n tuzaklar─▒n─▒ bozdu. Allah, tuzak kuranlar─▒n hay─▒rl─▒s─▒d─▒r. (3/54) Allah buyurmu┼čtu ki: Ey ─░sa! Seni vefat ettirece─čim, seni nezdime y├╝kseltece─čim, seni ink├ór edenlerden ar─▒nd─▒raca─č─▒m ve sana uyanlar─▒ k─▒yamete kadar k├ófirlerden ├╝st├╝n k─▒laca─č─▒m. Sonra d├Ân├╝┼č├╝n├╝z bana olacak. ─░┼čte o zaman ayr─▒l─▒─ča d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝z ┼čeyler hakk─▒nda aran─▒zda ben h├╝kmedece─čim. (3/55) Ey ehl-i kitap! ─░brahim hakk─▒nda ni├žin ├žeki┼čirsiniz? Halbuki Tevrat ve ─░ncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hi├ž d├╝┼č├╝nmez misiniz? (3/65) ─░┼čte siz b├Âyle kimselersiniz! Hadi hakk─▒nda bilgi sahibi oldu─čunuz konuda tart─▒┼čt─▒n─▒z; fakat bilgi sahibi olmad─▒─č─▒n─▒z konuda ni├žin tart─▒┼č─▒yorsunuz! Oysa ki Allah, her ┼čeyi bilir, siz ise bilmezsiniz. (3/66) ─░brahim, ne Yahudi idi, ne de H─▒ristiyand─▒: ancak, O hanif (muvahhid) bir M├╝sl├╝mand─▒, m├╝┼čriklerden de de─čildi. (3/67) Ehl-i kitaptan bir gurup ┼č├Âyle dedi: "M├╝minlere indirilmi┼č olana sabahleyin (g├Âr├╝n├╝┼čte) inan─▒p ak┼čamleyin ink├ór edin. Belki onlar (b├Âylece dinlerinden) d├Ânerler. (3/72) Sizin dininize uyanlardan ba┼čka hi├žbir kimseye inanmay─▒n. " (Res├╗l├╝m!) De ki: Do─čru yol ancak Allah'─▒n yoludur. Yine (onlar, kendi aralar─▒nda ┼č├Âyle dediler:) "Size verilenin benzerinin ba┼čka herhangi bir kimseye verildi─čine, yahut Rabbinizin huzurunda onlar─▒n size kar┼č─▒ deliller getireceklerine de (inanmay─▒n)." De ki: L├╝tuf ve ihsan Allah'─▒n elindedir. Onu diledi─čine verir. Allah'─▒n rahmeti geni┼čtir ve O her ┼čeyi hakk─▒yla bilir. (3/73) Ehl-i kitaptan ├Âylesi vard─▒r ki, ona y├╝klerle mal emanet b─▒raksan, onu sana noksans─▒z iade eder. Fakat onlardan ├Âylesi de vard─▒r ki, ona bir dinar emanet b─▒raksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onlar─▒n, "├ťmm├«lere kar┼č─▒ yapt─▒klar─▒m─▒zdan dolay─▒ bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah ad─▒na bile bile yalan s├Âyl├╝yorlar. (3/75) Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklar─▒n─▒ kitaptan sanas─▒n─▒z diye kitab─▒ okurken dillerini e─čip b├╝kerler. Halbuki okuduklar─▒ Kitap'tan de─čildir. S├Âyledikleri Allah kat─▒ndan olmad─▒─č─▒ halde: Bu Allah kat─▒ndand─▒r, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar. (3/78) Tevrat'─▒n indirilmesinden ├Ânce, ─░srail'in (Ya'kub'un) kendisine haram k─▒ld─▒klar─▒ d─▒┼č─▒nda, yiyece─čin her t├╝rl├╝s├╝ ─░srailo─čullar─▒na hel├ól idi. De ki: E─čer do─čru s├Âzl├╝ iseniz o zaman Tevrat'─▒ getirip onu okuyun. (3/93) Art─▒k bundan sonra her kim Allah'a kar┼č─▒ yalan uydurursa, i┼čte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler. (3/94) Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten ba┼čka bir zarar veremezler. Sizinle sava┼ča girecek olsalar, size arkalar─▒n─▒ d├Ân├╝p ka├žarlar. Sonra kendilerine yard─▒m da edilmez. (3/111) Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'─▒n ahdine ve insanlar─▒n (m├╝minlerin) himayesine s─▒─č─▒nmad─▒k├ža kendilerine zillet (damgas─▒) vurulmu┼čtur; Allah'─▒n h─▒┼čm─▒na u─čram─▒┼člar ve miskinli─če mahkum edilmi┼člerdir. ├ç├╝nk├╝ onlar, Allah'─▒n ├óyetlerini ink├ór ediyorlar ve haks─▒z yere peygamberleri ├Âld├╝r├╝yorlard─▒. Bu da, onlar─▒n isyan etmi┼č ve haddi a┼čm─▒┼č bulunmalar─▒ndand─▒r. (3/112) "Ger├žekten Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin s├Âz├╝n├╝ andolsun ki Allah i┼čitmi┼čtir. Onlar─▒n (bu) dediklerini, haks─▒z yere peygamberleri ├Âld├╝rmeleri ile birlikte yazaca─č─▒z ve diyece─čiz ki: Tad─▒n o yak─▒c─▒ azab─▒! (3/181) Bu, d├╝nyada iken kendi ellerinizle yapm─▒┼č oldu─čunuzun kar┼č─▒l─▒─č─▒d─▒r. Yoksa Allah kullar─▒na zulmetmez. (3/182) "Do─črusu Allah bize, (g├Âkten inen) ate┼čin yiyece─či (yak─▒p kor edece─či) bir kurban getirmedik├že hi├žbir peygambere inanmamam─▒z─▒ emretti" diyenlere ┼č├Âyle de: Size, benden ├Ânce mucizelerle, (├Âzellikle) dedi─činiz (mucize) ile nice peygamberler geldi. E─čer do─čru insanlar iseniz, ya onlar─▒ ni├žin ├Âld├╝rd├╝n├╝z? (3/183) Kimi Yahudiler, kelimeleri ‘konulduklar─▒ yerlerden' sapt─▒r─▒rlar ve dillerini e─čip b├╝kerek ve dine bir kin ve h─▒n├ž besleyerek: "Dinledik ve kar┼č─▒ geldik. ─░┼čit, -i┼čitmez olas─▒- ve ‘Raina' bizi g├╝t, bize bak" derler. E─čer onlar: "─░┼čittik ve itaat ettik, sen de i┼čit ve ‘Bizi g├Âzet' deselerdi, elbette kendileri i├žin daha hay─▒rl─▒ ve daha do─čru olurdu. Fakat Allah, onlar─▒ k├╝f├╝rleri dolay─▒s─▒yla lanetlemi┼čtir. B├Âylece onlar, az bir b├Âl├╝m├╝ d─▒┼č─▒nda, inanmazlar. (4/46) Ey ehl-i kitap! Biz, birtak─▒m y├╝zleri silip d├╝md├╝z ederek arkalar─▒na ├ževirmeden, yahut onlar─▒, cumartesi adamlar─▒ gibi l├ónetlemeden ├Ânce (davranarak), size gelenleri do─črulamak ├╝zere indirdi─čimize (Kitab'a) iman edin; Allah'─▒n emri mutlaka yerine gelecektir. (4/47) Kendilerini temize ├ž─▒karanlara ne dersin! Hay─▒r, Allah diledi─čini temize ├ž─▒kar─▒r ve hi├ž kimse k─▒l pay─▒ kadar haks─▒zl─▒k g├Ârmez. (4/49) Bak, nas─▒l da Allah ├╝zerine yalan uyduruyorlar; apa├ž─▒k bir g├╝nah olarak bu (onlara) yeter! (4/50) Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri g├Ârmedin mi? Putlara ve b├ót─▒la (tanr─▒lara) iman ediyorlar, sonra da k├ófirler i├žin: "Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha do─čru yoldad─▒r" diyorlar! (4/51) Bunlar, Allah'─▒n l├ónetledi─či kimselerdir; Allah'─▒n rahmetinden uzakla┼čt─▒rd─▒─č─▒ (l├ónetli) kimseye ger├žek bir yard─▒mc─▒ bulamazs─▒n. (4/52) Yoksa onlar─▒n m├╝lkten (h├╝k├╝mranl─▒ktan) bir nasipleri mi var? ├ľyle olsayd─▒ insanlara ├žekirdek filizi (kadar bir ┼čey bile) vermezlerdi. (4/53) Yoksa onlar, Allah'─▒n l├╝tfundan verdi─či ┼čeyler i├žin insanlara hased mi ediyorlar? Oysa ─░brahim soyuna Kitab'─▒ ve hikmeti verdik ve onlara b├╝y├╝k bir h├╝k├╝mranl─▒k bah┼čettik. (4/54) Onlardan bir k─▒sm─▒ ─░brahim'e inand─▒, kimi de ondan y├╝z ├ževirdi; (onlara) kavurucu bir ate┼č olarak cehennem yeter. (4/55) ─░man edip sonra ink├ór edenleri, sonra yine iman edip tekrar ink├ór edenleri, sonra da ink├órlar─▒n─▒ artt─▒ranlar─▒ Allah ne ba─č─▒┼člayacak, ne de onlar─▒ do─čru yola iletecektir. (4/137) Ehl-i kitap senden, kendilerine g├Âkten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha b├╝y├╝─č├╝n├╝ istemi┼čler de, "Bize Allah'─▒ apa├ž─▒k g├Âster" demi┼člerdi. Zul├╝mleri sebebiyle hemen onlar─▒ y─▒ld─▒r─▒m ├žarpt─▒. Bil├óhare kendilerine a├ž─▒k deliller geldikten sonra buza─č─▒y─▒ (tanr─▒) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apa├ž─▒k delil (ve yetki) verdik. (4/153) S├Âz vermeleri (ni takviye) i├žin T├╗r'u ba┼člar─▒na diktik de onlara, "Ba┼č e─čerek kap─▒dan girin" dedik, "Cumartesi g├╝n├╝ s─▒n─▒r─▒ a┼čmay─▒n" dedik. Kendilerinden sa─člam s├Âz ald─▒k. (4/154) S├Âzlerinden d├Ânmeleri, Allah'─▒n ├óyetlerini ink├ór etmeleri, haks─▒z yere peygamberleri ├Âld├╝rmeleri ve "Kalplerimiz k─▒l─▒flanm─▒┼čt─▒r" demeleri sebebiyle (onlar─▒ l├ónetledik, t├╝rl├╝ bel├ólar verdik. Onlar─▒n kalpleri k─▒l─▒fl─▒ de─čildir;) tam aksine k├╝f├╝rleri sebebiyle Allah o kalpler ├╝zerine m├╝h├╝r vurmu┼čtur; pek az─▒ m├╝stesna art─▒k iman etmezler. (4/155) Bir de ink├ór etmelerinden ve Meryem'in ├╝zerine b├╝y├╝k bir iftira atmalar─▒ndan; (4/156) Ve "Allah el├žisi Meryem o─člu ─░sa'y─▒ ├Âld├╝rd├╝k" demeleri y├╝z├╝nden (onlar─▒ l├ónetledik). Halbuki onu ne ├Âld├╝rd├╝ler, ne de ast─▒lar; fakat (├Âld├╝rd├╝kleri) onlara ─░sa gibi g├Âsterildi. Onun hakk─▒nda ihtil├ófa d├╝┼čenler bundan dolay─▒ tam bir karars─▒zl─▒k i├žindedirler; bu hususta zanna uymak d─▒┼č─▒nda hi├žbir (sa─člam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu ├Âld├╝rmediler. (4/157) Bil├ókis Allah onu (─░sa'y─▒) kendi nezdine kald─▒rm─▒┼čt─▒r. Allah izzet ve hikmet sahibidir. (4/158) Ehl-i kitaptan her biri, ├Âl├╝m├╝nden ├Ânce ona muhakkak iman edecektir. K─▒yamet g├╝n├╝nde de o, onlara ┼čahit olacakt─▒r. (4/159) Yahudilerin yapt─▒klar─▒ zul├╝m ve bir├žok ki┼čiyi Allah'─▒n yolundan al─▒koymalar─▒ nedeniyle (├Ânceleri) kendilerine helal k─▒l─▒nm─▒┼č g├╝zel ┼čeyleri onlara haram k─▒ld─▒k. (4/160) Menedildikleri halde faizi almalar─▒ndan ve haks─▒z (yollar) ile insanlar─▒n mallar─▒n─▒ yemelerinden dolay─▒ i├žlerinden ink├óra sapanlara ac─▒ bir azap haz─▒rlad─▒k. (4/161) Fakat i├žlerinden ilimde derinle┼čmi┼č olanlar ve m├╝minler, sana indirilene ve senden ├Ânce indirilene iman edenler, namaz─▒ k─▒lanlar, zek├ót─▒ verenler; Allah'a ve ahiret g├╝n├╝ne inananlar var ya; i┼čte onlara pek yak─▒nda b├╝y├╝k m├╝k├ófat verece─čiz. (4/162) ─░nk├ór eden ve ├óyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir. (5/10) S├Âzlerini bozmalar─▒ sebebiyle onlar─▒ l├ónetledik ve kalplerini kat─▒la┼čt─▒rd─▒k. Onlar kelimelerin yerlerini de─či┼čtirirler (kitaplar─▒n─▒ tahrif ederler). Kendilerine ├Â─čretilen ahk├óm─▒n (Tevrat'─▒n) ├Ânemli bir b├Âl├╝m├╝n├╝ de unuttular. ─░├žlerinden pek az─▒ hari├ž, onlardan daima bir hainlik g├Âr├╝rs├╝n. Yine de sen onlar─▒ affet ve ald─▒r─▒┼č etme. ┼×├╝phesiz Allah iyilik edenleri sever. (5/13) Yahudi ve H─▒ristiyanlar: "Biz Allah'─▒n ├žocuklar─▒y─▒z ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi g├╝nahlar─▒n─▒zdan dolay─▒ azabland─▒r─▒yor? Hay─▒r, siz O'nun yaratt─▒─č─▒ndan birer be┼čersiniz. O, diledi─čini ba─č─▒┼člar, diledi─čini azapland─▒r─▒r. G├Âklerin, yerin ve bunlar─▒n aras─▒ndakilerin t├╝m├╝n├╝n m├╝lk├╝ Allah'─▒nd─▒r. Son var─▒┼č O'nad─▒r." (5/18) "Ey Musa! Onlar orada bulunduklar─▒ m├╝ddet├že biz oraya asla girmeyiz; ┼ču halde, sen ve Rabbin gidin sava┼č─▒n; biz burada oturaca─č─▒z" dediler. (5/24) Ate┼čten ├ž─▒kmak isterler, fakat onlar oradan ├ž─▒kacak de─čillerdir. Onlar i├žin devaml─▒ bir azap vard─▒r. (5/37) Ey Peygamber, kalpleri inanmad─▒─č─▒ halde a─č─▒zlar─▒yla "─░nand─▒k" diyenlerle Yahudiler'den k├╝f├╝r i├žinde ├žaba harcayanlar seni ├╝zmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen di─čer topluluk ad─▒na kulak tutanlar (haber toplayanlar)d─▒r. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra sapt─▒r─▒rlar, "Size bu verilirse onu al─▒n, o verilmezse ondan ka├ž─▒n─▒n" derler. Allah, kimin fitne(ye d├╝┼čme)sini isterse, art─▒k onun i├žin sen Allah'tan hi├žbir ┼čeye malik olamazs─▒n. ─░┼čte onlar, Allah'─▒n kalplerini ar─▒tmak istemedikleridir. D├╝nyada onlar i├žin bir a┼ča─č─▒lanma, ahirette onlar i├žin b├╝y├╝k bir azab vard─▒r. (5/41) Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralar─▒nda h├╝k├╝m ver, ister onlardan y├╝z ├ževir. E─čer onlardan y├╝z ├ževirirsen sana hi├žbir zarar veremezler. Ve e─čer h├╝k├╝m verirsen, aralar─▒nda adaletle h├╝kmet. Allah ├ódil olanlar─▒ sever. (5/42) ─░├žinde Allah'─▒n h├╝km├╝ bulunan Tevrat yanlar─▒nda oldu─ču halde nas─▒l seni hakem k─▒l─▒yorlar da sonra, bunun arkas─▒ndan y├╝z ├ževirip gidiyorlar? Onlar inanm─▒┼č kimseler de─čildir. (5/43) Ger├žek ┼ču ki, biz Tevrat─▒, i├žinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmu┼č peygamberler, Yahudilere onunla h├╝kmederlerdi. Bilgin-y├Âneticiler (Rabbaniyun) ve y├╝ksek bilginler de (Ahbar), Allah'─▒n kitab─▒n─▒ korumakla g├Ârevli k─▒l─▒nd─▒klar─▒ndan ve onun ├╝zerine ┼čahidler olduklar─▒ndan (onunla h├╝kmederlerdi.) ├ľyleyse insanlardan korkmay─▒n, benden korkun ve ayetlerimi az bir de─čere kar┼č─▒l─▒k satmay─▒n. Kim Allah'─▒n indirdi─čiyle h├╝kmetmezse, i┼čte onlar, kafir olanlard─▒r. (5/44) Ey iman edenler, Yahudi ve H─▒ristiyanlar─▒ dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onlar─▒ kim dost edinirse, ku┼čkusuz onlardand─▒r. ┼×├╝phesiz Allah, zalimler toplulu─čuna hidayet vermez. (5/51) De ki: Allah kat─▒nda yeri bundan daha k├Ât├╝ olan─▒ size haber vereyim mi? Allah'─▒n l├ónetledi─či ve gazap etti─či, aralar─▒ndan maymunlar, domuzlar ve t├ó─čuta tapanlar ├ž─▒kard─▒─č─▒ kimseler. ─░┼čte bunlar, yeri (durumu) daha k├Ât├╝ olan ve do─čru yoldan daha ziyade sapm─▒┼č bulunanlard─▒r. (5/60) Yahudiler: "Allah'─▒n eli s─▒k─▒d─▒r" dediler. Onlar─▒n elleri ba─čland─▒ ve s├Âylediklerinden dolay─▒ lanetlendiler. Hay─▒r; O'nun iki eli a├ž─▒kt─▒r, nas─▒l dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan ├žo─čunun ta┼čk─▒nl─▒klar─▒n─▒ ve ink├órlar─▒n─▒ artt─▒racakt─▒r. Biz de onlar─▒n aras─▒na k─▒yamet g├╝n├╝ne kadar s├╝recek d├╝┼čmanl─▒k ve kin sal─▒verdik. Onlar ne zaman sava┼č amac─▒yla bir ate┼č alevlendirdilerse Allah onu s├Ând├╝rm├╝┼čt├╝r. Yery├╝z├╝nde bozgunculu─ča ├žal─▒┼č─▒rlar. Allah ise bozguncular─▒ sevmez. (5/64) E─čer onlar Tevrat'─▒, ─░ncil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'─▒) do─čru d├╝r├╝st uygulasalard─▒, ┼č├╝phesiz hem ├╝stlerinden, hem de ayaklar─▒n─▒n alt─▒ndan yerlerdi (yeralt─▒ ve yer├╝st├╝ servetlerinden istifade ederek refah i├žinde ya┼čarlard─▒). - Onlardan a┼č─▒r─▒l─▒─ča ka├žmayan (iktisatl─▒, mutedil) bir z├╝mre vard─▒r; fakat ├žo─čunun yapt─▒klar─▒ ne k├Ât├╝d├╝r! (5/66) Ger├žek ┼ču ki, iman edenlerle Yahudiler, sabi├«ler ve H─▒ristiyanlardan Allah'a, ahiret g├╝n├╝ne inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar i├žin korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklard─▒r. (5/69) Onlardan ├žo─čunun, ink├ór edenlerle dostluk ettiklerini g├Âr├╝rs├╝n. Nefislerinin onlar i├žin (ahiret hayatlar─▒ i├žin) ├Ânceden haz─▒rlad─▒─č─▒ ┼čey ne k├Ât├╝d├╝r: Allah onlara gazabetmi┼čtir ve onlar azap i├žinde devaml─▒ kal─▒c─▒d─▒rlar! (5/80) E─čer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmi┼č olsalard─▒ onlar─▒ (m├╝┼črikleri) dost edinmezlerdi; fakat onlar─▒n ├žo─ču yoldan ├ž─▒km─▒┼člard─▒r. (5/81) Andolsun, insanlar i├žinde, m├╝'minlere en ┼čiddetli d├╝┼čman olarak Yahudileri ve m├╝┼črikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bak─▒m─▒ndan en yak─▒n olarak da: "H─▒ristiyanlar─▒z" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtak─▒m) papaz ve rahiplerin olmas─▒ ve onlar─▒n ger├žekte b├╝y├╝kl├╝k taslamamalar─▒ nedeniyledir. (5/82) Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Res├╗lullah'─▒) kendi o─čullar─▒n─▒ tan─▒d─▒klar─▒ gibi tan─▒rlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, i┼čte onlar inanmazlar. (6/20) (Yahudiler) Allah'─▒ gere─či gibi tan─▒mad─▒lar. ├ç├╝nk├╝ "Allah hi├žbir be┼čere bir ┼čey indirmedi" dediler. De ki: ├ľyle ise Musa'n─▒n insanlara bir n├╗r ve hidayet olarak getirdi─či Kitab'─▒ kim indirdi? Siz onu k├ó─č─▒tlara yaz─▒p (istedi─činizi) a├ž─▒kl─▒yor, ├žo─čunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalar─▒n─▒z─▒n da bilemedi─či ┼čeyler (Kur'an'da) size ├Â─čretilmi┼čtir. (Res├╗l├╝m) sen "Allah" de, sonra onlan b─▒rak, dald─▒klar─▒ batakl─▒kta oynayadursunlar! (6/91) Yahudi olanlara her t─▒rnakl─▒ (hayvan─▒) haram k─▒ld─▒k. S─▒─č─▒rlardan ve koyunlardan, s─▒rtlar─▒na veya ba─č─▒rsaklar─▒na yap─▒┼čan veya kemi─če kar─▒┼čanlar d─▒┼č─▒nda i├ž ya─člar─▒n─▒ da onlara haram k─▒ld─▒k. ‘Azg─▒nl─▒k ve hakka tecav├╝zde bulunmalar─▒' nedeniyle onlar─▒ b├Âyle cezaland─▒rd─▒k. Biz ┼č├╝phesiz do─čru olanlar─▒z. (6/146) E─čer seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz geni┼č bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azab─▒, su├žlular toplulu─čundan uzakla┼čt─▒r─▒lamaz. (6/147) O g├╝n tart─▒ hakt─▒r. Kimin (sevap) tart─▒lar─▒ a─č─▒r gelirse, i┼čte onlar kurtulu┼ča erenlerdir. (7/8) Kimin de tart─▒lar─▒ hafif gelirse, i┼čte onlar, ├óyetlerimize kar┼č─▒ haks─▒zl─▒k ettiklerinden dolay─▒ kendilerini ziyana sokanlard─▒r. (7/9) (T├╗r'a giden) Musa'n─▒n arkas─▒ndan kavmi, zinet tak─▒mlar─▒ndan, b├Â─č├╝rebilen bir buza─č─▒ heykelini (tanr─▒) edindiler. G├Ârmediler mi ki o, onlarla ne konu┼čuyor ne de onlara yol g├Âsteriyor? Onu (tanr─▒ olarak) benimsediler ve zalimler oldular. (7/148) Musa'n─▒n kavminden hak ile do─čru yolu bulan ve onun sayesinde ├ódil davranan bir topluluk vard─▒r. (7/159) Onlara, deniz k─▒y─▒s─▒nda bulunan ┼čehir halk─▒n─▒n durumunu sor. Hani onlar cumartesi g├╝n├╝ne sayg─▒s─▒zl─▒k g├Âsterip haddi a┼č─▒yorlard─▒. ├ç├╝nk├╝ cumartesi tatili yapt─▒klar─▒ g├╝n, bal─▒klar meydana ├ž─▒karak ak─▒n ak─▒n onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmad─▒klar─▒ g├╝n de gelmezlerdi. ─░┼čte b├Âylece biz, yoldan ├ž─▒kmalar─▒ndan dolay─▒ onlar─▒ imtihan ediyorduk. (7/163) Rabbin, elbette k─▒yamet g├╝n├╝ne kadar onlara en k├Ât├╝ eziyeti yapacak kimseler g├Ânderece─čini il├ón etti. ┼×├╝phesiz Rabbin cezay─▒ ├žabuk verendir. Ve O ├žok ba─č─▒┼člayan, pek esirgeyendir. (7/167) Onlar─▒n ard─▒ndan da (├óyetleri tahrif kar┼č─▒l─▒─č─▒nda) ┼ču de─čersiz d├╝nya mal─▒n─▒ al─▒p, nas─▒l olsa ba─č─▒┼članaca─č─▒z, diyerek Kitab'a v├óris olan birtak─▒m k├Ât├╝ kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da al─▒rlar. Peki, Kitap'ta Allah hakk─▒nda ger├žekten ba┼čka bir ┼čey s├Âylemeyeceklerine dair onlardan s├Âz al─▒nmam─▒┼č m─▒yd─▒ ve onlar Kitap'takini okumam─▒┼člar m─▒yd─▒? ├éhiret yurdu sak─▒nanlar i├žin daha hay─▒rl─▒d─▒r. H├óla akl─▒n─▒z ermiyor mu? (7/169) Onlara (yahudilere), kendisine ├óyetlerimizden verdi─čimiz ve fakat onlardan s─▒yr─▒l─▒p ├ž─▒kan, o y├╝zden de ┼čeytan─▒n takibine u─črayan ve sonunda azg─▒nlardan olan kimsenin haberini oku. (7/175) Dileseydik elbette onu bu ├óyetler sayesinde y├╝kseltirdik. Fakat o, d├╝nyaya sapland─▒ ve hevesinin pe┼čine d├╝┼čt├╝. Onun durumu t─▒pk─▒ k├Âpe─čin durumuna benzer: ├ťst├╝ne varsan da dilini ├ž─▒kar─▒p solur, b─▒raksan da dilini sark─▒t─▒p solur. ─░┼čte ├óyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu b├Âyledir. K─▒ssay─▒ anlat; belki d├╝┼č├╝n├╝rler. (7/176) ├éyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmi┼č olan kavmin durumu ne k├Ât├╝d├╝r! (7/177) Onlar, kendileriyle antla┼čma yapt─▒─č─▒n, sonra her defas─▒nda hi├ž ├žekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir. (8/56) E─čer sava┼čta onlar─▒ yakalarsan, ibret almalar─▒ i├žin onlar ile (onlara verece─čin ceza ile) arkalar─▒nda bulunan kimseleri de da─č─▒t. (8/57) Yahudiler: "├ťzeyir Allah'─▒n o─čludur" dediler; H─▒ristiyanlar da: "Mesih Allah'─▒n o─čludur" dediler. Bu, onlar─▒n a─č─▒zlar─▒yla s├Âylemeleridir; onlar, bundan ├Ânceki ink├ór edenlerin s├Âzlerini taklid ediyorlar. Allah onlar─▒ kahretsin; nas─▒l da ├ževriliyorlar? (9/30) (Yahudiler) Allah'─▒ b─▒rak─▒p bilginlerini (hahamlar─▒n─▒); (h─▒ristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem o─člu Mes├«h'i (─░sa'y─▒) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek il├óha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan ba┼čka tanr─▒ yoktur. O, bunlar─▒n ortak ko┼čtuklar─▒ ┼čeylerden uzakt─▒r. (9/31) Allah'─▒n n├╗runu a─č─▒zlar─▒yla (├╝fleyip) s├Ând├╝rmek istiyorlar. Halbuki k├ófirler ho┼članmasalar da Allah n├╗runu tamamlamaktan asla vazge├žmez. (9/32) O (Allah), m├╝┼črikler ho┼članmasalar da (kendi) dinini b├╝t├╝n dinlere ├╝st├╝n k─▒lmak i├žin Res├╗l├╝n├╝ hidayet ve Hak Din ile g├Ânderendir. (9/33) Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve r├óhiplerden bir├žo─ču insanlar─▒n mallar─▒n─▒ haks─▒z yollardan yerler ve (insanlar─▒) Allah yolundan engellerler. Alt─▒n ve g├╝m├╝┼č├╝ y─▒─č─▒p da onlar─▒ Allah yolunda harcamayanlar yok mu, i┼čte onlara elem verici bir azab─▒ m├╝jdele! (9/34) Yahudi olanlara da, bundan ├Ânce sana aktard─▒klar─▒m─▒z─▒ haram k─▒ld─▒k. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlard─▒. (16/118) Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) k─▒l─▒nm─▒┼čt─▒. K─▒yamet g├╝n├╝ Rabbin, muhakkak onlar─▒n ihtilafa d├╝┼čt├╝kleri ┼čey hakk─▒nda aralar─▒nda h├╝k├╝m verecektir. (16/124) Bunlardan ilkinin zaman─▒ gelince, ├╝zerinize g├╝├žl├╝ kuvvetli kullar─▒m─▒z─▒ g├Ânderdik. Bunlar, evlerin aras─▒nda dola┼čarak (sizi) arad─▒lar. Bu, yerine getirilmi┼č bir vaad idi. (17/5) Sonra onlara kar┼č─▒ size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve o─čullarla g├╝c├╝n├╝z├╝ artt─▒rd─▒k; say─▒n─▒z─▒ daha da ├žo─čaltt─▒k. (17/6) Nihayet onu (kuca─č─▒nda) ta┼č─▒yarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen i─čren├ž bir ┼čey yapt─▒n! (19/27) Ey Harun'un k─▒z karde┼či! Senin baban k├Ât├╝ bir insan de─čildi; annen de iffetsiz de─čildi. (19/28) Bunun ├╝zerine Meryem ├žocu─ču g├Âsterdi. "Biz, dediler, be┼čikteki bir sab├« ile nas─▒l konu┼čuruz?" (19/29) ├çocuk ┼č├Âyle dedi: "Ben, Allah'─▒n kuluyum. O, bana Kitab'─▒ verdi ve beni peygamber yapt─▒." (19/30) "Nerede olursam olay─▒m, O beni m├╝barek k─▒ld─▒; ya┼čad─▒─č─▒m s├╝rece bana namaz─▒ ve zek├ót─▒ emretti." (19/31) "Beni anneme sayg─▒l─▒ k─▒ld─▒; beni bedbaht bir zorba yapmad─▒." (19/32) "Do─čdu─čum g├╝n, ├Âlece─čim g├╝n ve diri olarak kabirden kald─▒r─▒laca─č─▒m g├╝n esenlik banad─▒r." (19/33) ─░┼čte, hakk─▒nda ┼č├╝phe ettikleri Meryem o─člu ─░sa -hak s├Âz olarak- budur. (19/34) "Rahm├ón ├žocuk edindi" dediler. (19/88) Hakikaten siz, pek ├žirkin bir ┼čey ortaya att─▒n─▒z. (19/89) Bundan dolay─▒, neredeyse g├Âkler ├žatlayacak, yer yar─▒lacak, da─člar y─▒k─▒l─▒p d├╝┼čecektir! (19/90) Rahm├ón'a ├žocuk isnad─▒nda bulunmalar─▒ y├╝z├╝nden. (19/91) Halbuki ├žocuk edinmek Rahm├ón'─▒n ┼čan─▒na yak─▒┼čmaz. (19/92) (─░nsanlar) kendi aralar─▒nda (din ve devlet) i┼člerinin birli─čini bozdular. Halbuki hepsi bize d├Âneceklerdir. (21/93) Ger├žekten iman edenler, Yahudiler, y─▒ld─▒za tapanlar (Sabii) H─▒ristiyanlar, ate┼če tapanlar (Mecusi) ve ┼čirk ko┼čanlar; ┼č├╝phesiz Allah, k─▒yamet g├╝n├╝ aralar─▒n─▒ ay─▒racakt─▒r. Do─črusu Allah, her┼čeyin ├╝zerinde ┼čahid oland─▒r. (22/17) Art─▒k kimlerin (sevap) tart─▒lan a─č─▒r basarsa, i┼čte as─▒l bunlar kurtulu┼ča erenlerdir. (23/102) Kimlerin de tart─▒lar─▒ hafif gelirse, art─▒k bunlar da kendilerine yaz─▒k etmi┼člerdir; (├ž├╝nk├╝ onlar) ebed├« cehennemdedirler. (23/103) Yoldan ├ž─▒kanlar ise, onlar─▒n varacaklar─▒ yer ate┼čtir. Oradan her ├ž─▒kmak istediklerinde geri ├ževrilirler ve kendilerine: Yaland─▒r deyip durdu─čunuz cehennem azab─▒n─▒ tad─▒n! denir. (32/20) Ey insanlar! Allah'a muhta├ž olan sizsiniz. Zengin ve ├Âv├╝lmeye l├óy─▒k olan ancak O'dur. (35/15) O k├╝fredenler, b├Âl├╝k halinde cehenneme s├╝r├╝l├╝r. Nihayet oraya geldikleri zaman kap─▒lar─▒ a├ž─▒l─▒r, bek├žileri onlara: Size, i├žinizden Rabbinizin ├óyetlerini okuyan ve bug├╝ne kavu┼čaca─č─▒n─▒z─▒ ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. "Evet geldi" derler ama, azap s├Âz├╝ k├ófirlerin ├╝zerine hak olmu┼čtur. (39/71) Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralar─▒ndaki ├žekememezlik y├╝z├╝nden ayr─▒l─▒─ča d├╝┼čt├╝ler. E─čer belli bir s├╝reye kadar Rabbinden bir (erteleme) s├Âz├╝ ge├žmi┼č olmasayd─▒, aralar─▒nda hemen h├╝k├╝m verilirdi. Onlardan sonra kitaba v├óris k─▒l─▒nanlar da onun hakk─▒nda derin bir ┼č├╝phe i├žindedirler. (42/14) ─░┼čte sizler, Allah yolunda harcamaya ├ža─č─▒r─▒l─▒yorsunuz. ─░├žinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmi┼č olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. E─čer O'ndan y├╝z ├ževirirseniz, yerinize sizden ba┼čka bir toplum getirir, art─▒k onlar sizin gibi de olmazlar. (47/38) G├Âklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir. (55/29) Gizli konu┼čmaktan menedildikten sonra yine o yasaklanan─▒ yapmaya kalk─▒┼čarak g├╝nah, d├╝┼čmanl─▒k ve Peygamber'e kar┼č─▒ gelmek hususunda gizlice konu┼čanlar─▒ g├Ârmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'─▒n selamlamad─▒─č─▒ bir ┼čekilde selaml─▒yorlar. Kendi i├žlerinden de: Bu s├Âylediklerimiz y├╝z├╝nden Allah'─▒n bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne k├Ât├╝ d├Ân├╝┼č yeridir oras─▒! (58/8) G├Âklerde ve yerde olanlar─▒n hepsi Allah'─▒ tesbih etmektedir. O, ├╝st├╝nd├╝r, hikmet sahibidir. (59/1) Ehl-i kitaptan ink├ór edenleri, ilk s├╝rg├╝nde yurtlar─▒ndan ├ž─▒karan O'dur. Siz onlar─▒n ├ž─▒kacaklar─▒n─▒ sanmam─▒┼čt─▒n─▒z. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyaca─č─▒n─▒ sanm─▒┼člard─▒. Ama Allah (O'nun azab─▒), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, y├╝reklerine korku d├╝┼č├╝rd├╝; ├Âyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de m├╝minlerin elleriyle harap ediyorlard─▒. Ey ak─▒l sahipleri! ─░bret al─▒n. (59/2) E─čer Allah onlara s├╝rg├╝n├╝ yazmam─▒┼č olsayd─▒, elbette onlar─▒ d├╝nyada (ba┼čka ┼čekilde) cezaland─▒racakt─▒. Ahirette de onlar i├žin cehennem azab─▒ vard─▒r. (59/3) Bu, onlar─▒n Allah'a ve Peygamberine kar┼č─▒ gelmelerinden dolay─▒d─▒r. Kim Allah'a kar┼č─▒ gelirse bilsin ki Allah'─▒n cezaland─▒rmas─▒ ├žetindir. (59/4) Hurma a─ča├žlar─▒ndan, herhangi birini kesmeniz veya oldu─ču gibi b─▒rakman─▒z hep Allah'─▒n izniyledir ve O'nun yoldan ├ž─▒kanlar─▒ rezil etmesi i├žindir. (59/5) Allah'─▒n, onlardan (mallar─▒ndan) Peygamberine verdi─či ganimetler i├žin siz at ve deve ko┼čturmu┼č de─čilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini diledi─či kimselere kar┼č─▒ ├╝st├╝n k─▒lar. Allah her ┼čeye kadirdir. (59/6) Onlar m├╝stahkem ┼čehirlerde veya siperler arkas─▒nda bulunmaks─▒z─▒n sizinle toplu halde sava┼čamazlar. Kendi aralar─▒ndaki sava┼člar─▒ ise ├žetindir. Sen onlar─▒ derli toplu san─▒rs─▒n, halbuki kalpleri darmada─č─▒n─▒kt─▒r. B├Âyledir, ├ž├╝nk├╝ onlar akl─▒n─▒ kullanmayan bir topluluktur. (59/14) (Onlar─▒n durumu) kendilerinden az ├Ânce ge├žmi┼č ve yapt─▒klar─▒n─▒n cezas─▒n─▒ tatm─▒┼č olanlar─▒n durumu gibidir. Onlara ac─▒kl─▒ bir azap vard─▒r. (59/15) Tevrat'la y├╝k├╝ml├╝ tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap ta┼č─▒yan merkebin durumu gibidir. Allah'─▒n ├óyetlerini yalanlam─▒┼č olan kavmin durumu ne k├Ât├╝d├╝r! Allah, zalimler toplulu─čunu do─čru yola iletmez. (62/5) De ki: "Ey Yahudi olanlar, e─čer siz, (b├╝t├╝n) insanlardan ayr─▒ olarak yaln─▒zca sizlerin ger├žekten Allah'─▒n velileri (dost ve sevgili kullar─▒) oldu─čunuzu ├Âne s├╝r├╝yorsan─▒z, ┼ču halde ├Âl├╝m├╝ temenni edin; e─čer do─čru s├Âzl├╝ iseniz (bunu ├žekinmeden yap─▒n)." (62/6) Ama onlar, ├Ânceden yapt─▒klar─▒ndan dolay─▒ ├Âl├╝m├╝ asla temenni etmezler. Allah, zalimleri ├žok iyi bilir. (62/7) De ki: Sizin kendisinden ka├žt─▒─č─▒n─▒z ├Âl├╝m, muhakkak sizi bulacakt─▒r. Sonra da g├Âr├╝leni ve g├Âr├╝lmeyeni bilen Allah'a d├Ând├╝r├╝leceksiniz de O size b├╝t├╝n yapt─▒klar─▒n─▒z─▒ haber verecektir. (62/8) O g├╝n kimin tart─▒lan ameli a─č─▒r gelirse. (101/6) ─░┼čte o, ho┼čnut edici bir ya┼čay─▒┼č i├žinde olur. (101/7) Ameli ye─čni olana gelince. (101/8) ─░┼čte onun anas─▒ (yeri, yurdu) H├óviye'dir. (101/9)

Destek olmak isteyen karde┼člerimiz ileti┼čim formundan bize yaz─▒n─▒z Allah raz─▒ olsun.

  • Kur'anda
  • Mucizeler
  • Kavramlar
  • ☝­čôľ ěž┘ä┘ůěş┘ů┘Őěę ­čôľ☝

S.Muhammed Kayaalp el-Ha┼čimi (Musevi) Ks 

ěž┘äěžěž┘ůěž┘ů ě│┘Őě» ┘ůěş┘ůě» ┘çěžě┤┘ů┘Ő ěž┘ä┘ů┘łě│┘ł┘Ő

Arap├ža Dersleri-─░slami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-F─▒k─▒h-Fetvalar-─░r┼čadlar

Ayetlerle Kuranda Yahuda ve d├Ânemi Yahudilik Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝ěž┘äěžěž┘ůěž┘ů ě│┘Őě» ┘ůěş┘ůě» ┘çěžě┤┘ů┘Ő ěž┘ä┘ů┘łě│┘ł┘Ő☝ěž┘ä┘ůěş┘ů┘Őěę

Hi├ž yorum yok:

Yorum G├Ânder

Not: Yaln─▒zca bu blogun ├╝yesi yorum g├Ânderebilir.