- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-88. Gâşiye Sûresi
Gâşiye Suresi, Mekke döneminde inmiş olup 26 ayettir. Adını ilk ayetinde geçen ve kıyamet anlamlarına gelen "الْغَاشِيَة" (her şeyi kuşatan, bürüyen felaket) kelimesinden almıştır. Sûrede kıyametin dehşetli halleri, ahirette insan soyunun iki gruba ayrılacağı (yüzleri gülen muttakiler ve yüzleri perişan olan inkârcılar) tasvir edilir. Devamında Allah'ın kudretini ve birliğini kanıtlayan evrensel delillere (devenin yaratılışına, göğün yükseltilişine, dağların dikilişine ve yerin yayılışına) dikkat çekilerek inkar edenler uyarılır ve Hz. Peygamber'e (S.A.V.) tebliğ görevini hatırlatılır.
Gâşiye Suresi 1-16. Ayetler (Okuma Parçası)
1. هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ
2. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ
3. عَامِلَةٌ نَاصِبَةٌ
4. تَصْلَى نَارًا حَامِيَةً
5. تُسْقَى مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ
6. لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِنْ ضَرِيعٍ
7. لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِنْ جُوعٍ
8. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌ
9. لِسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
10. فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
11. لَا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً
12. فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
13. فِيهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌ
14. وَأَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌ
15. وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
16. وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ
1. (Her şeyi) kuşatan kıyametin haberi sana geldi mi?
2. O gün birtakım yüzler eğilmiştir (zillet içindedir).
3. Çalışmış, yorulmuştur.
4. Kızgın bir ateşe girerler.
5. Onlara kaynar bir pınardan içirilir.
6. Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur.
7. O ne besler ne de açlığı giderir.
8. O gün birtakım yüzler de mutludur.
9. Çabalarından dolayı hoşnutturlar.
10. Yüksek bir cennettedirler.
11. Orada boş bir söz işitmezler.
12. Orada akan bir pınar vardır.
13. Orada yükseltilmiş sedirler vardır.
14. Konulmuş kupalar (kadehler) vardır.
15. Sıra sıra dizilmiş yastıklar vardır.
16. Serilmiş halılar vardır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
الْغَاشِيَة (El-Gâşiyah):
Anlamı: Kuşatan felaket, kıyamet.
Cümle: هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ (Sana o kuşatan felaketin haberi geldi mi?) -
وُجُوه (Vücûh):
Anlamı: Yüzler, çehreler.
Cümle: وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ (O gün birtakım yüzler boyun eğmiştir.) -
نَار (Nâr):
Anlamı: Ateş, cehennem ateşi.
Cümle: تَصْلَى نَارًا حَامِيَةً (Kızgın bir ateşe girerler.) -
عَيْن (Ayn):
Anlamı: Pınar, çeşme, göz.
Cümle: فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ (Orada akan bir pınar vardır.) -
سُرُر (Surur):
Anlamı: Sedirler, yüksek yataklar.
Cümle: فِيهَا سُرُرٌ مَرْفُوعَةٌ (Orada yükseltilmiş sedirler vardır.) -
أَكْوَاب (Ekvâb):
Anlamı: Kupalar, kadehler, bardaklar.
Cümle: وَأَكْوَابٌ مَوْضُوعَةٌ (Ve konulmuş kupalar vardır.) -
نَمَارِق (Nemârik):
Anlamı: Yastıklar, minderler.
Cümle: وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ (Ve sıra sıra dizilmiş yastıklar vardır.) -
زَرَابِيّ (Zerâbiyyi):
Anlamı: Halılar, kıymetli kilimler.
Cümle: وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ (Ve serilmiş halılar vardır.) -
إِبِل (İbil):
Anlamı: Deve.
Cümle: أَفَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ (Deveye bakmazlar mı?) -
أَرْض (Ard):
Anlamı: Yeryüzü, toprak.
Cümle: وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ (Yeryüzüne nasıl yayıldığına bakmazlar mı?)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
خُلِقَتْ (Huliqat / Yaratıldı):
Kökü: خ ل ق / Mazi meçhul fiil
Cümle: كَيْفَ خُلِقَتْ (Nasıl yaratıldığına bakmazlar mı?) -
رُفِعَتْ (Rufiat / Yükseltildi):
Kökü: ر ف ع / Mazi meçhul fiil
Cümle: وَإِلَى السَّمَاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ (Göğe, nasıl yükseltildiğine [bakmazlar mı?]) -
نُصِبَتْ (Nusibat / Dikildi):
Kökü: ن ص ب / Mazi meçhul fiil
Cümle: وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ (Dağlara, nasıl dikildiğine...) -
سُطِحَتْ (Sutihat / Döşendi, yayıldı):
Kökü: س ط ح / Mazi meçhul fiil
Cümle: وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ (Yere, nasıl yayıldığına...) -
ذَكِّرْ (Zakkir / Öğüt ver):
Kökü: ذ ك ر / Emir fiili
Cümle: فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنْتَ مُذَكِّرٌ (Öğüt ver; çünkü sen ancak bir öğüt vericisin.) -
تَوَلَّى (Tevellâ / Yüz çevirdi):
Kökü: و ل ي / Mazi fiil
Cümle: إِلَّا مَنْ تَوَلَّى وَكَفَرَ (Ancak kim yüz çevirip inkâr ederse...) -
كَفَرَ (Kafera / İnkâr etti):
Kökü: ك ف ر / Mazi fiil
Cümle: مَنْ تَوَلَّى وَكَفَرَ (Yüz çeviren ve inkâr eden...) -
يُعَذِّبُ (Yuazzibu / Azap eder):
Kökü: ع ذ ب / Muzari fiil
Cümle: فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ (Allah ona en büyük azapla azap eder.) -
يَنْظُرُونَ (Yanzurûne / Bakıyorlar):
Kökü: ن ظ ر / Muzari fiil
Cümle: أَفَلَا يَنْظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ (Deveye bakmazlar mı?) -
تَسْمَعُ (Tesmeu / İşitiyorsun / İşitilir):
Kökü: س م ع / Muzari fiil
Cümle: لَا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً (Orada boş bir söz işitmezsin.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
هَلْ (Hel - Soru edatı):
Anlamı: Mı / mi (Soru sorulmasını sağlar).
Cümle: هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ (Sana Gâşiye'nin haberi geldi mi?) -
فِي (Fî - Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, de/da.
Cümle: فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ (Yüksek bir cennettedir.) -
مِنْ (Min - Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan.
Cümle: مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ (Kaynar bir pınardan...) -
عَلَى (Alâ - Harf-i cer):
Anlamı: Üzerine, üzere.
Cümle: لَسْتَ عَلَيْهِمْ بِمُصَيْطِرٍ (Sen onların üzerine zorba/hâkim değilsin.) -
لَا (Lâ - Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Değil, yok, -me/-ma.
Cümle: لَا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً (Orada boş söz işitilmez.) -
إِلَّا (İllâ - İstisna edatı):
Anlamı: -den başka, ancak, hariç.
Cümle: إِلَّا مِنْ ضَرِيعٍ (Kuru dikenden başka...) -
ثُمَّ (Summe - Bağlaç):
Anlamı: Sonra, dahası.
Cümle: ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُمْ (Sonra şüphesiz onların hesabı bize aittir.) -
أَمْ (Em - Bağlaç / Soru edatı):
Anlamı: Yoksa.
Cümle: أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ (Yoksa haber verilmedi mi?) -
وَ (Vâv - Atıf harfi):
Anlamı: Ve.
Cümle: وَالسَّمَاءِ وَالْأَرْضِ (Göğe ve yeryüzüne...) -
إِلَى (İlâ - Harf-i cer):
Anlamı: -e, -a doğru, kadar.
Cümle: إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ (Şüphesiz onların dönüşü bizedir.)
Gâşiye Suresi 1-16. Ayetler Dilbilgisi ve Kelime Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.