☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül 2026

Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve gramer ve kelime ezber testi ,örnek cümle ve kelimeler le beraber sitemize ekleniyor... 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi ve Örnek kelimeler ve örnek cümleler ve kelime ezber testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Kuranla-Arapca-38. Sâd Sûresi

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed   dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Ders
  • Konular
  • Testler
  • Arapça Dersler
  • Arapça Ders Kitapları
  • ☝📖المحمدية📖☝

Kuranla-Arapca-38. Sâd Sûresi-1-40.ayetler

Konu Özeti:
Sâd Sûresi'nin ilk 40 ayeti; Kur'an'ın hakikatini, Mekkeli müşriklerin Peygamberimize (SAV) karşı inatçı tutumlarını, geçmiş peygamberlerin (Hz. Nuh, Hz. Âd, Hz. Semud, Hz. Lût ve Firavun) inkarcı kavimlerinin akıbetlerini konu alır. Devamında Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın hayatından kesitler sunularة; onların Allah'a olan bağlıkları, tövbeleri, kendilerine verilen ilahi lütuflar, mülk, hikmet ve imtihanlar eksiksiz ve ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.

Sâd Sûresi 1-40. Ayetler (Okuma Parçası)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1. ص وَالْقُرْآنِ ذِي الذِّكْرِ
2. بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ
3. كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ
4. وَعَجِبُوا أَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هَذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌ
5. أَجَعَلَ الْآِلِهَةَ إِلَهًا وَاحِدًا إِنَّ هَذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ
6. وَانْطَلَقَ الْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلَى آلِهَتِكُمْ إِنَّ هَذَا لَشَيْءٌ يُرَادُ
7. مَا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي الْمِلَّةِ الْآخِرَةِ إِنْ هَذَا إِلَّا اخْتِلَاقٌ
8. أَأُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِنْ ذِكْرِي بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ
9. أَمْ عِنْدَهُمْ خَزَائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَزِيزِ الْوَهَّابِ
10. أَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَلْيَرْتَقُوا فِي الْأَسْبَابِ
11. جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْأَحْزَابِ
12. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْأَوْتَادِ
13. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَابُ لَيْكَةِ أُولَئِكَ الْأَحْزَابُ
14. إِنْ كُلُّ إِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ
15. وَمَا يَنْظُرُ هَؤُلَاءِ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ
16. وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ
17. اصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُدَ ذَا الْأَيْدِ إِنَّهُ أَوَّابٌ
18. إِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِشْرَاقِ
19. وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةً كُلٌّ لَهُ أَوَّابٌ
20. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَآتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ
21. وَهَلْ أَتَاكَ نَبَأُ الْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَ
22. إِذْ دَخَلُوا عَلَى دَاوُدَ فَفَرِزُوا مِنْهُمْ قَالَ لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغَى بَعْضُنَا عَلَى بَعْضٍ فَاحْكُمُ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَا إِلَى سَوَاءِ الصِّرَاطِ
23. إِنَّ هَذَا أَخِي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِي فِي الْخِطَابِ
24. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَى نِعَاجِهِ وَإِنَّ كَثِيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَا هُمْ وَظَنَّ دَاوُدُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ
25. فَغَفَرْنَا لَهُ ذَلِكَ وَإِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفَى وَحُسْنَ مَآبٍ
26. يَا دَاوُدُ إِنَّا جَعَلْنَاكَ خَلِيفَةً فِي الْأَرْضِ فَاحْكُم بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوَى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ إِنَّ الَّذِينَ يَضِلَّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ
27. وَمَا خَلَقْنَا السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًا ذَلِكَ ظَنُّ الَّذِينَ كَفَرُوا فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِ
28. أَمْ نَجْعَلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِدِينَ فِي الْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّقِينَ كَالْفُجَّارِ
29. كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُولُو الْلَّبَابِ
30. وَوََهَبْنَا لِدَاوُدَ سُلَيْمَانَ نِعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ
31. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُ
32. فَقَالَ إِنِّي أَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبِّي حَتَّى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ
33. رُدُّوهَا عَلَيَّ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْأَعْنَاقِ
34. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَانَ وَأَلْقَيْنَا عَلَى كُرْسِيِّهِ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ
35. قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
36. فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ رُخَاءً حَيْثُ أَصَابَ
37. وَالشَّيطَانَ كُلَّ بَنَّاءٍ وَغَوَاصٍ
38. وَآخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ
39. هَذَا عَطَاؤُنَا فَامْنُذْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
40. وَإنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفَى وَحُسْنَ مَآبٍ
Türkçe Meali:
1. Sâd. Öğüt dolu Kur'an'a yemin olsun ki (ki gerçek şudur):
2. Bilakis inkâr edenler bir gurur ve (haktan) ayrılık/muhalefet içindedirler.
3. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik de feryat ettiler; fakat kurtuluş anı değildir.
4. Kendilerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kâfirler, "Bu yalancı bir sihirbazdır" dediler.
5. "İlâhları tek bir ilâh mı yaptı? Doğrusu bu çok şaşırtıcı bir şeydir!"
6. İçlerinden önde gelenler, "Yürüyün, ilâhlarınıza (ibadete) sabırla devam edin; şüphesiz bu istenen (bize karşı kurulan) bir şeydir" diyerek kalkıp gittiler.
7. "Biz bunu son din (veya dönem) de işitmedik. Bu ancak uydurmadır."
8. "Öğüt aramızdan ona mı indirildi?" Bilakis onlar benim zikrimden (kitabımdan) şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmadılar.
9. Yoksa mutlak güç sahibi, çok lütfedici Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı?
10. Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü onların mı? Öyleyse (güçleri yetiyorsa) sebeplerle göklere çıksınlar!
11. Orada toplanmış hiziplerden (gruplardan) oluşan nice bir ordu bozguna uğratılacaktır.
12. Onlardan önce Nuh kavmi, Âd ve kazıklar (güç ve saltanat) sahibi Firavun da yalanlamıştı.
13. Semud, Lut'un kavmi ve Eyke halkı da. İşte bunlar da o hiziplerdir.
14. (Onlardan) her biri mutlaka elçileri yalanladı; böylece (üzerlerine) azabım hak oldu.
15. Bunlar da ancak bir tek ses/çığlık beklerler ki, onun da kesilmesi yoktur.
16. Ve "Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim payımızı hemen ver!" dediler.
17. (Ey Muhammed!) Onların söylediklerine sabret; güçlü kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Şüphesiz o, çokça Allah'a yönelen bir kimseydi.
18. Biz dağları onun emrine vermiştik; akşam vakti ve güneşin doğuşu sırasında (onunla birlikte) tespih ederlerdi.
19. Kuşları da toplu olarak (emrine verdik); hepsi O'na yönelmekteydi.
20. Onun mülkünü güçlendirmiş, kendisine hikmet ve sözün doğrusunu ayırt etme yeteneği vermiştik.
21. Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba tırmanmışlardı.
22. Hani Davud'un yanına girmişlerdi de o, onlardan ürkmüştü. "Korkma! Biz iki davacıyız; birimiz diğerine haksızlık etti. Şimdi aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme ve bizi dosdoğru yola ilet" demişlerdi.
23. "Şu kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu vardır; benim ise tek bir koyunum var. 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni yendi."
24. Davud, "Andolsun ki senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu ortakların birçoğu birbirine haksızlık eder; ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Ne var ki onlar da çok azdır" dedi. Davud bizim kendisini imtihan ettiğini anladı; hemen Rabbinden bağışlanma diledi, secdeye kapanıp Allah'a yöneldi.
25. Bunun üzerine biz de onu bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve güzel bir dönüş yeri vardır.
26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife kıldık; o halde insanlar arasında adaletle hükmet, sakın hevese uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlar için, hesap gününü unuttuklarından dolayı çetin bir azap vardır.
27. Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten dolayı vay o inkar edenlerin haline!
28. Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi kılacağız? Yoksa muttakileri günahkârlar gibi mi tutacağız?
29. Bu, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır.
30. Biz Davud'a Süleyman'ı verdik. Ne güzel kul! Şüphesiz o, çokça Allah'a yönelen biriydi.
31. Hani akşam üstü kendisine üç ayağı üstünde duran (veya hızlı koşucu) cins atlar sunulmuştu.
32. "Ben (dedi), mal sevgisini, Rabbimi anmaktan dolayı tercih ettim, nihayet (güneş) gizlendi."
33. "Atları bana geri getirin" dedi ve bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
34. Andolsun ki Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstüne bir ceset bıraktık; sonra da tövbe edip döndü.
35. "Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ver ki, benden sonra hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz sen çok lütfedicisin" dedi.
36. Bunun üzerine biz de rüzgârı onun emrine verdik; dilediği yere onun emriyle yumuşakça akıp giderdi.
37. Şeytanları da; her bir bina ustasını ve dalgıcı (emrine verdik).
38. Bukağılara bağlanmış diğerlerini de.
39. "İşte bu bizim bağışımızdır; dilersen başkalarına ver, dilersen tut; hesap sorulmaz."
40. Şüphesiz bizim katımızda onun için de bir yakınlık ve güzel bir dönüş yeri vardır.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • قُرْآن (Kur'ân): Kur'an-ı Kerim.
    Cümle: وَالْقُرْآنِ ذِي الذِّكْرِ
  • عِزَّة (İzzet): Üstünlük, gurur, onur.
    Cümle: فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ
  • قَرْن (Kern): Nesil, çağ.
    Cümle: كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْنٍ
  • مُنْذِر (Münzir): Uyarıcı, peygamber.
    Cümle: أَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ
  • سَاحِر (Sâhir): Sihirbaz, büyücü.
    Cümle: هَذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌ
  • إِلَه (İlâh): Tanrı, mabud.
    Cümle: إِلَهًا وَاحِدًا
  • رَحْمَة (Rahmet): Merhamet, lütuf.
    Cümle: خَزَائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ
  • مُلْك (Mülk): Egemenlik, mülkiyet.
    Cümle: أَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ
  • جُنْد (Cünd): Ordu, asker birliği.
    Cümle: جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ
  • يَوْم (Yevm): Gün, zaman dilimi.
    Cümle: قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ
  • عَبْد (Abd): Kul, hizmetkar.
    Cümle: وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُدَ
  • جَبَل (Cebel): Dağ.
    Cümle: سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ
  • طَيْر (Tayr): Kuşlar.
    Cümle: وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةً
  • حِكْمَة (Hikmet): Bilgelik, doğru hüküm.
    Cümle: وَآتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ
  • خَصْم (Hasm): Davacı, rakip.
    Cümle: نَبَأُ الْخَصْمِ

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • كَفَرُوا (Keferû): İnkâr ettiler.
    Cümle: بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا
  • أَهْلَكْنَا (Ehleknâ): Helak ettik.
    Cümle: كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ
  • عَجِبُوا (Acibû): Şaştılar.
    Cümle: وَعَجِبُوا أَنْ جَاءَهُمْ
  • جَاءَ (Câe): Geldi.
    Cümle: أَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ
  • قَالَ (Kâle): Dededi.
    Cümle: وَقَالَ الْكَافِرُونَ
  • اصْبِرْ (İsbir): Sabret (Emir).
    Cümle: اصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ
  • يَقُولُونَ (Yekûlûne): Söylüyorlar.
    Cümle: عَلَى مَا يَقُولُونَ
  • اُذْكُرْ (Uzkur): Hatırla (Emir).
    Cümle: وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُدَ
  • سَخَّرْنَا (Sehharnâ): Emre verdik.
    Cümle: إِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ
  • يُسَبِّحْنَ (Yusebbihne): Tespih ederler.
    Cümle: يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ
  • آتَيْنَا (Âteynâ): Verdik.
    Cümle: وَآتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ
  • دَخَلُوا (Dehalû): Girdiler.
    Cümle: إِذْ دَخَلُوا عَلَى دَاوُدَ
  • ظَلَمَ (Zaleme): Haksızlık etti.
    Cümle: لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ
  • آمَنُوا (Âmenû): İman ettiler.
    Cümle: إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا
  • اِسْتَغْفَرَ (İstegfere): Bağışlanma diledi.
    Cümle: فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ

3. Arapça Edat Örnekleri (Harf-i Cerler Hariç - 5 Adet)

  • قَدْ (Kad - Tahkik / Te’kid edatı): Kesinlik / -di.
    Cümle: لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ
  • إِنْ (İn - Nafiye / Olumsuzluk edatı): Asla, değil.
    Cümle: إِنْ هَذَا إِلَّا اخْتِلَاقٌ
  • مَا (Mâ - Nafiye / Olumsuzluk edatı): Değil, ne.
    Cümle: مَا سَمِعْنَا بِهَذَا
  • لَمَّا (Lemmâ - Nehyi cezm / Henüz edatı): Henüz -medi.
    Cümle: بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ
  • أَمْ (Em - İstifham / Atıf edatı): Yoksa.
    Cümle: أَمْ عِنْدَهُمْ خَزَائِنُ رَحْمَةِ

Sâd Suresi 1-40. Ayetler Dilbilgisi ve Kelime Testi (33 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Sâd 1-40)

Kuranla-Arapca-38. Sâd Sûresi-41-88.ayetler

Konu Özeti:
Sâd Sûresi'nin 41-88. ayetleri arasında sırasıyla şu temel konular işlenmektedir: Hz. Eyyûb'un ağır imtihanı, sabrı ve ardından Rabbi tarafından rahmete erdirilip şifaya kavuşturulması; Hz. İbrahim, İshak, Yakup, İsmail, Eşkel ve Zülkifl gibi peygamberlerin ihlası ve üstün vasıfları; takva sahipleri için hazırlanan Aden cennetlerinin eşsiz nimetleri; azgınların cehennemdeki şiddetli azapları ve birbirleriyle olan tartışmaları; Hz. Muhammed'in (s.a.v.) evrensel uyarıcılık görevi; Hz. Adem'in yaratılışı, meleklerin secde etmesi ancak İblis'in kibirlenerek karşı çıkması ve kovulması; son olarak da Kur'ân-ı Kerim'in tüm âlemler için büyük bir öğüt ve zikir olduğu vurgulanmaktadır.

Sâd Sûresi 41-88. Ayetler (Tam Metin)

وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ (41)
ارْكُضْ بِرِجْلِكَ هَذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ (42)
وَوَهَبْنَا لَهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَى لِأُولِي الْأَلْبَابِ (43)
وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِهِ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِّعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ (44)
وَاذْكُرْ عِبَادَنَا إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ أُولِي الْأَيْدِي وَالْأَبْصَارِ (45)
إِنَّا أَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ (46)
وَإِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ (47)
وَاذْكُرْ إِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ الْأَخْيَارِ (48)
هَذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَآبٍ (49)
جَنَّاتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ الْأَبْوَابُ (50)
مُتَّكِئِينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ (51)
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ (52)
هَذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ (53)
إِنَّ هَذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مَنفَادٍ (54)
هَذَا وَإِنَّ لِلطَّاغِينَ لَشَرَّ مَآبٍ (55)
جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمِهَادُ (56)
هَذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ (57)
وَآخَرُ مِنْ شَكْلِهِ أَزْوَاجٌ (58)
هَذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ لَا مَرْحَبًا بِهِمْ إِنَّهُمْ صَالُو النَّارِ (59)
قَالُوا بَلْ أَنْتُمْ لَا مَرْحَبًا بِكُمْ أَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا فَبِئْسَ الْقَرَارُ (60)
قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هَذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِي النَّارِ (61)
وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرَى رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْأَشْرَارِ (62)
أَتَخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْأَبْصَارُ (63)
إِنَّ ذَلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ النَّارِ (64)
قُلْ إِنَّمَا أَنَا مُنْذِرٌ وَمَا مِنْ إِلَهٍ إِلَّا اللَّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ (65)
رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ (66)
قُلْ هُوَ نَبَأٌ عَظِيمٌ (67)
أَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ (68)
مَا كَانَ لِي مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَإِ الْأَعْلَى إِذْ يَخْتَصِمُونَ (69)
إِنْ يُوحَى إِلَيَّ إِلَّا أَنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُبِينٌ (70)
إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ طِينٍ (71)
فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ (72)
فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ (73)
إِلَّا إِبْلِيسَ اسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ (74)
قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَالِينَ (75)
قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِنْهُ خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ (76)
قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ (77)
وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِي إِلَى يَوْمِ الدِّينِ (78)
قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ (79)
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ (80)
إِلَى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ (81)
قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ (82)
إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ (83)
قَالَ فَالْحَقَّ وَالْحَقَّ أَقُولُ (84)
لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ (85)
قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ (86)
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ (87)
وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍ (88)
Türkçe Meali (Tam Metin):
41. Kulmuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine şöyle nida etmişti: "Şüphesiz şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi."
42. "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su (su banyosu)."
43. Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir öğüt olmak üzere ona hem ailesini hem de yanındakileri bir kat daha fazlasıyla bağışladık.
44. "Eline bir demet sap al, onunla vur ve yemininde durmazlık etme." Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, daima Allah’a yöneliyordu.
45. Eller ve gözler sahibi kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u da an.
46. Biz onları, ahiret yurdunu hatırlatan ihlas sahibi kimseler kıldık.
47. Şüphesiz onlar katımızda seçkin, hayırlı kimselerdendir.
48. İsmail’i, Elyesa’yı ve Zülkifl’i de an. Hepsi de en iyilerdendir.
49. Bu bir zikirdir (öğüttür). Şüphesiz takva sahipleri için elbette güzel bir dönüş yeri vardır:
50. Kapıları kendilerine açılmış Aden cennetleri.
51. Orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler.
52. Yanlarında gözlerini sadece kocalarına çevirmiş yaşıt hanımlar vardır.
53. İşte hesap günü için size vaad edilen şeyler bunlardır.
54. Şüphesiz bu bizim rızkımızdır; onun asla tükenmesi yoktur.
55. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için de elbette kötü bir dönüş yeri vardır:
56. İçine girecekleri cehennem! Ne kötü bir döşaktır o!
57. İşte bu; onu tatsınlar: Kaynar su ve irin!
58. Ve bunlardan başka tattaşları olan türlü türlü azaplar!
59. (Cehennem bekçileri der ki:) "İşte sizinle beraber tazyikle giren bir topluluktur. Onlara merhaba yok! Şüphesiz onlar ateşe gireceklerdir."
60. (O gruba katılanlar) derler ki: "Asıl size merhaba yok! Bunu önümüze siz getirdiniz. Ne kötü bir duraktır bura!"
61. Derler ki: "Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır!"
62. Ve derler ki: "Bize ne oldu ki kendilerini kötü saydığımız adamları (bu dünyada) göremiyoruz?"
63. "Onları alaya alırdık yoksa gözlerimiz mi onlardan kaydı (göremedik mi)?"
64. Şüphesiz bu, cehennem ekinin birbiriyle çekişmesi ve tartışması kesin bir gerçektir.
65. De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Bir olan ve her şeye galip gelen Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
66. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan, mutlak üstünlük sahibi ve çok bağışlayan O'dur.
67. De ki: "Bu büyük bir haberdir."
68. "Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."
69. "Onlar tartışırken benim mele-i âlâ (yüce topluluk) hakkında hiçbir bilgim yoktu."
70. "Bana ancak, benim apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunuyor."
71. Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Şüphesiz ben çamurdan bir beşer yaratacağım."
72. "Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secde ederek kapanın."
73. Bunun üzerine meleklerin hepsi birlikte secde ettiler.
74. Yalnız İblis büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.
75. (Allah) dedi ki: "Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Büyüklük mü tasladın, yoksa yüce olanlardan mı oldun?"
76. (İblis) dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
77. Buyurdu ki: "Öyleyse oradan çık, çünkü sen kovulmuş birisin."
78. "Şüphesiz ceza gününe kadar lanetim senin üzerindedir."
79. (İblis) dedi ki: "Rabbim! Öyleyse insanların diriltileceği güne kadar bana mühlet ver."
80. Buyurdu ki: "Şüphesiz sen mühlet verilenlerdensin."
81. "O bilinen vaktin gününe kadar."
82. (İblis) dedi ki: "İzzetine yemin olsun ki, onların hepsini mutlaka azdıracağım."
83. "Ancak onlardan ihlaslı kulların müstesna."
84. (Allah) buyurdu ki: "İşte hak budur, ben de hak olanı söylüyorum:"
85. "Andolsun ki cehennemi senden ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."
86. De ki: "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğinden bir şey uyduranlardan değilim."
87. "O, âlemler için ancak bir öğüttür."
88. "Onun haberini elbette bir süre sonra bileceksiniz."

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • عَبْد (Abd / Kul):
    Cümle: وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ (Kulumuz Eyyûb'u an.)
  • شَيْطَان (Şeytan):
    Cümle: مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ (Şeytan bana bir yorgunluk verdi.)
  • رَحْمَة (Rahmet):
    Cümle: رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرَى (Katımızdan bir rahmet olarak.)
  • عَذَاب (Azap):
    Cümle: فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا (Ona kat kat azap artır.)
  • فِرَاش (Fırâş / Döşek, yatak):
    Cümle: فَبِئْسَ الْمِهَادُ (Ne kötü bir döşektir.)
  • أَزْوَاج (Ezvâc / Eşler, türler):
    Cümle: أَزْوَاجٌ مِّنْ شَكْلِهِ (Benzeri türler/eşler.)
  • صَدْر (Sadr / Göğüs):
    Cümle: شَرَحَ اللَّهُ صَدْرَهُ (Allah onun göğsünü genişletti.)
  • مَأْوَى (Me'vâ / Barınak, dönüş yeri):
    Cümle: لَحُسْنَ مَآبٍ (Ne güzel bir dönüş yeridir.)
  • حَمِيم (Hamîm / Kaynar su):
    Cümle: يَشْرَبُونَ حَمِيمًا (Kaynar su içerler.)
  • غَسَّاق (Gassâk / İrin):
    Cümle: حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ (Kaynar su ve irin.)
  • نَذِير (Nezîr / Uyarıcı):
    Cümle: إِنَّمَا أَنَا مُنذِرٌ (Ben ancak bir uyarıcıyım.)
  • بَشَر (Beşer / İnsan):
    Cümle: إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا (Ben bir beşer yaratacağım.)
  • طِين (Tîn / Çamur):
    Cümle: خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ (Beni ateşten yarattın.)
  • رُوح (Rûh / Ruh):
    Cümle: وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي (Ona ruhumdan üflediğimde.)
  • خَصْم (Hasm / Düşman, rakip):
    Cümle: هَذَانِ خَصْمَانِ (Bunlar iki düşman taraftır.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • ذَكَرَ (Zekere / Andı, hatırladı):
    Cümle: وَاذْكُرْ عَبْدَنَا (Kulumuzu an.)
  • نَادَى (Nādâ / Seslendi, nida etti):
    Cümle: إِذْ نَادَى رَبَّهُ (Rabbine seslendiği zaman.)
  • مَسَّ (Messe / Dokundu):
    Cümle: مَسَّنِيَ الضُّرُّ (Bana sıkıntı dokundu.)
  • وَهَبَ (Vehebe / Hibe etti, bağışladı):
    Cümle: وَوَهَبْنَا لَهُ أَهْلَهُ (Ona ailesini bağışladık.)
  • صَبَرَ (Sabara / Sabretti):
    Cümle: وَجَدْنَاهُ صَابِرًا (Onu sabırlı bulduk.)
  • أَنَابَ (Enâbe / Yöneldi, tevbe etti):
    Cümle: إِنَّهُ أَوَّابٌ (O daima Allah'a yönelendir.)
  • أَخْلَصَ (Ahlece / İhlaslı kıldı):
    Cümle: إِنَّا أَخْلَصْنَاهُمْ (Biz onları ihlaslı kıldık.)
  • دَعَا (Deâ / Davet etti, istedi):
    Cümle: يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ (Orada meyve isterler.)
  • طَغَى (Tağâ / Azdı, taşkınlık yaptı):
    Cümle: إِنَّ لِلطَّاغِينَ لَشَرَّ مَآبٍ (Azgınlar için en kötü dönüş vardır.)
  • صَلَى (Salâ / Yaslandı, ateşe girdi):
    Cümle: يَصْلَوْنَهَا (Ona (ateşe) girerler.)
  • ذَاقَ (Zâka / Tattı):
    Cümle: فَلْيَذُوقُوهُ (Onu tatsınlar.)
  • خَلَقَ (Haleka / Yarattı):
    Cümle: خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ (Beni ateşten yarattın.)
  • سَجَدَ (Sacede / Secde etti):
    Cümle: فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ (Melekler secde etti.)
  • اسْتَكْبَرَ (İstekbere / Kibirlendi, büyüklük tasladı):
    Cümle: إِلَّا إِبْلِيسَ اسْتَكْبَرَ (İblis hariç kibirlendi.)
  • أَخْرَجَ (Ahrece / Çıkardı):
    Cümle: فَاخْرُجْ مِنْهَا (Öyleyse oradan çık.)

3. Arapça Edat Örnekleri (Harf-i Cerler Hariç - 5 Adet)

  • وَ (Vâv-ı Atıf / Bağlaç edatı):
    Cümle: وَاذْكُرْ عَبْدَنَا (Ve kulumuzu an.)
  • فَ (Fâ-i Atıf / Takip ve sonuç edatı):
    Cümle: فَاخْرُجْ مِنْهَا (Öyleyse oradan çık.)
  • لَا (Lâ / Olumsuzluk edatı):
    Cümle: لَا مَرْحَبًا بِهِمْ (Onlara merhaba yok.)
  • إِنْ (İn / Olumsuzluk veya şart edatı):
    Cümle: إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ (O ancak bir öğüttür.)
  • مَا (Mâ / Olumsuzluk veya mevsul edatı):
    Cümle: مَا مَنَعَكَ (Seni ne men etti?)

Sâd Sûresi 41-88. Ayetler Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi (33 Soru)

Sâd Sûresi (41-88) Arapça Kelime ve Gramer Testi

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Kuranla-Arapca-38. Sâd Sûresi Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.