- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-90. Beled Sûresi
Beled Suresi (Okuma Parçası)
1. لَا أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ
2. وَأَنْتَ حِلٌّ بِهَذَا الْبَلَدِ
3. وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
4. لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي كَبَدٍ
5. أَيَحْسَبُ أَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
6. يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا
7. أَيَحْسَبُ أَنْ لَمْ يَرَهُ أَحَدٌ
8. أَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ
9. وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
10. وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
11. فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ
12. وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
13. فَكُّ رَقَبَةٍ
14. أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
15. يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
16. أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
17. ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِصَبْرٍ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ
18. أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
19. وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ
20. عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ
1. Andolsun bu şehre (Mekke'ye);
2. Ki sen bu şehirde ikamet etmektesin (oraya değer katıyorsun).
3. Andolsun babaya ve çocuklarına!
4. Andolsun ki biz insanı bir meşakkat (zorluk) içinde yarattık.
5. İnsan, kendisine hiç kimsenin gücünün yetmeyeceğini mi sanıyor?
6. "Yığın yığın mal harcadım" diyor.
7. Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?
8. Biz ona iki göz vermedik mi?
9. Bir dil ve iki dudak?
10. Ve ona iki yolu (hayır ve şerri) göstermedik mi?
11. Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
12. Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin?
13. Köle azat etmektir.
14. Veya açlık gününde yemek yedirmektir.
15. Yakınlığı olan bir yetimi,
16. Yahut toprağa bulanmış (sefil durumdaki) bir yoksulu.
17. Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye eden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
18. İşte bunlar amel defterleri sağından verilenlerdir.
19. Âyetlerimizi inkâr edenler ise sol ehli (uğursuzlar)dır.
20. Onların üzerine kilitlenmiş bir ateş vardır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
- الْبَلَدِ (El-Beled / Şehir): Şehir, belde.
Cümle: لَا أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ (Bu şehre yemin ederim.) - كَبَد (Kabad): Zorluk, meşakkat.
Cümle: خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي كَبَدٍ (İnsanı bir zorluk içinde yarattık.) - مَال (Mâl): Mal, servet.
Cümle: أَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا (Çok mal harcadım.) - عَيْنَيْنِ (Ayneyn): İki göz (tesniye).
Cümle: أَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ (Ona iki göz vermedik mi?) - لِسَان (Lisân): Dil.
Cümle: وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ (Bir dil ve iki dudak...) - شَفَتَيْنِ (Şafeteyn): İki dudak.
Cümle: خَلَقَ اللَّهُ لَهُ شَفَتَيْنِ (Allah ona iki dudak yarattı.) - الْعَقَبَة (El-Akabe): Sarp yokuş.
Cümle: فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ (Fakat o sarp yokuşu aşamadı.) - يَتِيم (Yetîm): Yetim, öksüz.
Cümle: أَوْ إِطْعَامٌ يَتِيمًا (Veya bir yetimi doyurmak...) - مِسْكِين (Miskîn): Yoksul, fakir.
Cümle: أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ (Yahut sefil bir yoksulu...) - نَار (Nâr): Ateş, cehennem.
Cümle: عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ (Onların üzerine kapanmış ateş vardır.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
- أُقْسِمُ (Uksimu / Yemin ederim): Muzari fiil.
Cümle: لَا أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ (Bu şehre yemin ederim.) - خَلَقْنَا (Halaknâ / Yarattık): Mazi fiil + fail.
Cümle: لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ (Şüphesiz insanı biz yarattık.) - يَحْسَبُ (Yahsubu / Sanıyor): Muzari fiil.
Cümle: أَيَحْسَبُ أَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ (Kimsenin kendisine gücü yetmeyeceğini mi sanıyor?) - أَهْلَكْتُ (Ehlektu / Harcadım, tükettim): Mazi fiil.
Cümle: أَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا (Yığın yığın mal harcadım.) - نَجْعَلْ (Nec'al / Kılarız, yaparız): Muzari fiil (cezmli).
Cümle: أَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ (Ona iki göz kıkmadık/vermedik mi?) - هَدَيْنَا (Hedeynâ / Hidayet ettik, gösterdik): Mazi fiil.
Cümle: وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ (Ve ona iki yolu gösterdik.) - اقْتَحَمَ (İktaheme / Atıldı, aştı): Mazi fiil.
Cümle: فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ (Fakat o sarp yokuşu aşamadı.) - أَدْرَاكَ (Edrâke / Bildirdi, ne bildirdi): Mazi fiil.
Cümle: وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ (Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin?) - آمَنُوا (Âmenû / İman ettiler): Mazi fiil (çoğul).
Cümle: مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا (İman edenlerden...) - تَوَاصَوْا (Tavâsov / Tavsiyeleştiler): Mazi fiil.
Cümle: وَتَوَاصَوْا بِصَبْرٍ (Birbirlerine sabrı tavsiye ettiler.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
- لَا (Lâ / Olumsuzluk ve pekiştirme edatı):
Cümle: لَا أُقْسِمُ بِهَذَا الْبَلَدِ (Yemin ederim ki...) - بِـ (Bi / Harf-i cer): Andolsun, ile.
Cümle: بِهَذَا الْبَلَدِ (Bu şehre...) - فِي (Fî / Harf-i cer): İçinde, de/da.
Cümle: فِي كَبَدٍ (Zorluk içinde...) - أَنْ (En / Nasb / mastar edatı): -mek, -mesi.
Cümle: أَنْ لَنْ يَقْدِرَ (Gücünün yetmeyeceğini...) - لَنْ (Len / Gelecek zaman olumsuzluk edatı): Asla ...meyecek.
Cümle: لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ (Asla kimse güç yetiremeyecek.) - لَمْ (Lem / Mazi olumsuzluk edatı): -medi, -madı.
Cümle: أَنْ لَمْ يَرَهُ أَحَدٌ (Onu hiç kimsenin görmediğini...) - مَا (Mâ / Soru ve ilgi edatı): Ne, ki.
Cümle: وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ (Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin?) - ثُمَّ (Summe / Atıf bağlacı): Sonra, dahası.
Cümle: ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا (Sonra iman edenlerden oldu.) - أَوْ (Ev / Terdit ve bağlaç edatı): Veya, ya da.
Cümle: أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ (Veya bir günde yemek yedirmek...) - عَلَى (Alâ / Harf-i cer): Üzerine, üzere.
Cümle: عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ (Üzerlerinde kilitlenmiş ateş vardır.)
Beled Suresi 33 Soruluk Dilbilgisi ve Anlam Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.