Kuranla-Arapca-8. Enfâl Sûresi-1-40.ayetler
Enfâl Sûresi 1-40. Ayetler (Okuma Parçası)
1. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ
Kuranla-Arapca-8. Enfâl Sûresi-1-40.ayetler
Enfâl Suresi 1-40. Ayetler ve Mealleri (Okuma Parçası)
1. يَسْـَلُونَكَ عَنِ الْأَنْفَالِ قُلِ الْأَنْفَالُ لِلَّهِ وَالرَّسُولِ فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- الْأَنْفَال (El-Enfâl): Ganimetler, fazlalıklar.
Cümle: يَسْـَلُونَكَ عَنِ الْأَنْفَالِ (Sana ganimetleri soruyorlar.) - مُؤْمِن (Mu'min): İnanan, mümin.
Cümle: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ (Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir.) - صَلَاة (Salât): Namaz, dua.
Cümle: الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ (Onlar namazı dosdoğru kılarlar.) - رِزْق (Rızık): Nimet, nasip.
Cümle: وَرِزْقٌ كَرِيمٌ (Ve cömertçe verilmiş rızık vardır.) - رَبّ (Rabb): Terbiye eden, sahip, Allah.
Cümle: عِنْدَ رَبِّهِمْ (Rableri katındadır.) - بَيْت (Beyt): Ev, konut, mesken.
Cümle: مِنْ بَيْتِكَ بِالْحَقِّ (Seni hak ile evinden çıkarmıştı.) - حَقّ (Hakk): Gerçek, adalet, doğru.
Cümle: يُحِقَّ الْحَقَّ (Hakkı gerçekleştirmek için.) - مَوْت (Mevt): Ölüm.
Cümle: إِلَى الْمَوْتِ (Ölüme doğru.) - طَائِفَة (Tâife): Grup, topluluk.
Cümle: إِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ (İki topluluktan biri.) - شَوْكَة (Şevket): Güç, silah, keskinlik, kudret.
Cümle: غَيْرَ ذَاتِ الشَّوْكَةِ (Silahsız/kuvvetsiz olanı.) - كَلِمَة (Kelime): Söz, kelime.
Cümle: بِكَلِمَاتِهِ (Kelimeleriyle/sözleriyle.) - بَاطِل (Bâtıl): Batıl, asılsız, boş.
Cümle: وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ (Ve batılı ortadan kaldırsın.) - مُجْرِم (Mücrim): Suçlu, günahkâr.
Cümle: وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ (Suçlular istemese de.) - مَلَائِكَة (Melâike): Melekler.
Cümle: مِنَ الْمَلَائِكَةِ (Meleklerden.) - بُشْرَى (Buşrâ): Müjde.
Cümle: إِلَّا بُشْرَى (Ancak bir müjdedir.) - نَصْر (Nasr): Yardım, zafer.
Cümle: وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ (Yardım ancak Allah katındandır.) - سَمَاء (Semâ): Gök, gökyüzü.
Cümle: مِنَ السَّمَاءِ مَاءً (Gökten su/yağmur.) - شَيْطَان (Şeytan): Şeytan.
Cümle: رِجْزَ الشَّيْطَانِ (Şeytanın pisliği/vesvesesi.) - قَدَم (Kadem): Ayak.
Cümle: وَيُثَبِّتَ بِهِ الْأَقْدَامَ (Ayakları sağlam bastırsın diye.) - عِقَاب (İkâb): Ceza, azap.
Cümle: شَدِيدُ الْعِقَابِ (Cezası pek şiddetlidir.) - نَار (Nâr): Ateş, cehennem ateşi.
Cümle: عَذَابَ النَّارِ (Ateş azabı.) - فِئَة (Fi'e): Grup, birlik, cemaat.
Cümle: إِلَى فِئَةٍ (Bir birliğe.) - غَضَب (Ğadab): Öfke, gazap.
Cümle: بِغَضَبٍ مِنَ اللَّهِ (Allah'ın gazabına uğramış.) - قَلْب (Kalb): Kalp, yürek.
Cümle: قُلُوبُهُمْ (Onların kalpleri.) - أَمْوَال (Emvâl): Mallar.
Cümle: أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ (Mallarınız ve çocuklarınız.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- سَأَلَ (Seale / Sordu):
Cümle: يَسْـَلُونَكَ عَنِ الْأَنْفَالِ (Sana ganimetleri soruyorlar.) - اتَّقَى (İttakâ / Sakındı):
Cümle: فَاتَّقُوا اللَّهَ (Allah'tan sakının.) - أَصْلَحَ (Asleha / Dzeltti, ıslah etti):
Cümle: وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ (Aranızı düzeltin.) - أَطَاعَ (Etâa / İtaat etti):
Cümle: وَأَطِيعُوا اللَّهَ (Allah'a itaat edin.) - ذَكَرَ (Zekere / Andı, hatırladı):
Cümle: إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ (Allah anıldığı zaman.) - وَجِلَ (Vecile / Ürperdi, korktu):
Cümle: وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ (Kalpleri ürperir.) - تَلَا (Telâ / Okudu):
Cümle: وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ (Ayetleri kendilerine okunduğu zaman.) - زَادَ (Zâde / Artırdı):
Cümle: زَادَتْهُمْ إِيمَانًا (İmanlarını artırır.) - تَوَكَّلَ (Tevekkele / Tevekkül etti):
Cümle: عَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ (Rablerine tevekkül ederler.) - أَقَامَ (Ekâme / İkame etti, kıldı):
Cümle: يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ (Namazı dosdoğru kılarlar.) - أَنْفَقَ (Enfeka / İnfak etti, harcadı):
Cümle: يُنْفِقُونَ (İnfak ederler.) - رَزَقَ (Razeka / Rızıklandırdı):
Cümle: رَزَقْنَاهُمْ (Onlara rızık verdik.) - أَخْرَجَ (Ahrece / Çıkardı):
Cümle: أَخْرَجَكَ رَبُّكَ (Rabbin seni çıkardı.) - جَادَلَ (Câdele / Tartıştı):
Cümle: يُجَادِلُونَكَ (Seninle tartışıyorlar.) - تَبَيَّنَ ( Tebeyyene / Açığa çıktı):
Cümle: بَعْدَ مَا تَبَيَّنَ (Açığa çıktıktan sonra.) - سَاقَ (Sâka / Sürdü, sevk etti):
Cümle: يُسَاقُونَ إِلَى الْمَوْتِ (Ölüme sürülüyorlar.) - نَظَرَ (Nazara / Baktı):
Cümle: وَهُمْ يَنْظُرُونَ (Bakıp durdukları halde.) - وَعَدَ (Veaade / Vaad etti):
Cümle: يَعِدُكُمُ اللَّهُ (Allah size va'dediyordu.) - وَدَّ (Vedde / Arzu etti, istedi):
Cümle: وَتَوَدُّونَ (İstiyordunuz.) - أَرَادَ (Erâde / İstedi, irade etti):
Cümle: وَيُرِيدُ اللَّهُ (Allah istiyor.) - قَطَعَ (Katea / Kesti):
Cümle: وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرِينَ (Kafirlerin ardını/kökünü kessin.) - أَبْطَلَ ( Abtale / Batıl kıldı, iptal etti):
Cümle: وَيُبْطِلَ الْبَاطِلَ (Ve batılı yok etsin.) - كَرِهَ (Kerihe / Hoş görmedi, kerih gördü):
Cümle: وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ (Suçlular istemese de.) - اسْتَغَاثَ (İstegâse / Yardım istedi):
Cümle: إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ (Rabbinizden yardım istediğinizde.) - اسْتَجَابَ (İstecâbe / İcabet etti, karşılık verdi):
Cümle: فَاسْتَجَابَ لَكُمْ (Size icabet etmişti.)
3. Arapça Edat Örnekleri [Harfi Cerler Hariç] (15 Adet)
- إِنْ (İn - Şart edatı): Eğer.
Cümle: إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ (Eğer müminler iseniz.) - إِنَّمَا (İnnemâ - Hasr/Tahsis edatı): Ancak, yalnız.
Cümle: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ (Ancak müminler [şunlardır].) - إِذَا (İzâ - Zaman zarfı / Şart edatı): Ne zaman ki, olduğunda.
Cümle: إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ (Allah anıldığı zaman.) - إِذْ (İz - Zaman zarfı): Hani, ... olduğu zaman.
Cümle: وَإِذْ يَعِدُكُمُ اللَّهُ (Hani Allah size va'dediyordu.) - لَا (Lâ - Olumsuzluk edatı): Asla, değil, -me/-ma.
Cümle: فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْأَدْبَارَ (Arkanızı dönmeyin.) - لَمْ (Lem - Cezmeden olumsuzluk edatı): -madı, -medi.
Cümle: فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ (Onları siz öldürmediniz.) - لَوْ (Lev - Şart edatı): Keşke, eğer (... olsaydı).
Cümle: وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ (Suçlular istemese de [olsa bile].) - أَنَّ (Enne - Tekit / Cümle bağlacı): -ki, ... olduğunu.
Cümle: أَنَّ اللَّهَ مَوْلَاكُمْ (Allah'ın sizin mevlânız olduğunu.) - كَأَنَّ (Keenne - Benzetme edatı): Sanki, tıpkı ... gibi.
Cümle: كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ (Sanki sevk ediliyorlarmış gibi.) - قَدْ (Kad - Tahkik / Pekştirme edatı): Kesinlikle, -miş/-mıștir.
Cümle: فَقَدْ جَاءَكُمُ الْفَتْحُ (Şüphesiz zafer gelmiştir.) - لَنْ (Len - Gelecek zaman olumsuzluk edatı): Asla, kat'iyyen (-ecek değil).
Cümle: وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ (Size asla fayda vermez.) - هَلْ (Hel - Soru edatı): Mı / mi?
Cümle: هَلْ وجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقّاً (Rabbinizin vaad ettiğini hak buldunuz mu?) - مَا (Mâ - Olumsuzluk / İsmi mevsul edatı): Değil, -en şey.
Cümle: وَمَا النَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ (Yardım ancak Allah'tandır.) - بَلْ (Bel - İrâd edatı / Aksine): Aksine, bilakis.
Cümle: بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَجْهَلُونَ (Bilakis onlar cahil bir topluluktur.) - سَـ (Sa- / Gelecek zaman eki): Yakında, -ecek/-acak.
Cümle: سَأُلْقِي (Yakında salacağım/atacağım.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.