- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-102. Tekâsur Sûresi (Okuma Parçası)
1. أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ
2. حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ
3. كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
4. ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
5. كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ
6. لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ
7. ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ
8. ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ
1. Çokluk kuruntusu sizi oyaladı.
2. Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz (ölüp mezara girdiniz).
3. Hayır! Yakında bileceksiniz.
4. Elbette hayır! Yakında bileceksiniz.
5. Hayır! Kesin bilgiyle bilseydiniz (önceden kavrasaydınız).
6. Andolsun ki cehennemi mutlaka göreceksiniz.
7. Sonra onu yine kesin bir gözle (gözünüzle) göreceksiniz.
8. Nihayet o gün, size verilen nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Konu Özeti ve Açıklaması:
Tekâsur Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 102. suresi olup Mekke'de nazil olmuştur ve 8 ayettir. "Tekâsur", mal, mülk, evlat ve makam gibi dünya varlıklarını çoğaltma yarışına girmek demektir. Sure, insanların bu geçici dünya tutkularının asıl gayeden (ahiretten) uzaklaştırdığını, ölümle kabre girinceye kadar bu hırsın sürdüğünü ve gerçeğin ancak ahirette veya ölüm anında kesin olarak anlaşılacağını vurgular. Son ayet ise verilen tüm nimetlerden hesaba çekileceğimizi bildirir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
التَّكَاثُرُ (Et-Tekâsur / Çokluk yarışı):
Anlamı: Çoğaltma tutkusu, mal ve evlat çokluğu ile övünme.
Cümle: أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ (Çokluk kuruntusu sizi oyaladı.) -
الْمَقَابِرُ (El-Makâbir / Kabirler):
Anlamı: Mezarlar, kabir yerleri.
Cümle: حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ (Nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.) -
عِلْم (İlm / İlim, bilgi):
Anlamı: Bilgi, idrak, şuur.
Cümle: عِلْمَ الْيَقِينِ (Kesin bilgi ile.) -
يَقِين (Yakîn / Kesinlik):
Anlamı: Şüphe bırakmayan kesin bilgi ve gerçek.
Cümle: بَلَغَ دَرَجَةَ الْيَقِينِ (Kesinlik derecesine ulaştı.) -
جَحِيم (Cahîm / Cehennem):
Anlamı: Şiddetli ateş, cehennem.
Cümle: لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ (Andolsun cehennemi göreceksiniz.) -
عَيْن (Ayn / Göz, kaynak):
Anlamı: Göz, bizzat görme, pınar.
Cümle: عَيْنَ الْيَقِينِ (Gözle görülmüş kesinlik.) -
يَوْم (Yevm / Gün):
Anlamı: Zaman dilimi, gün.
Cümle: يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ (O gün nimetten...) -
نَعِيم (Naîm / Nimet):
Anlamı: Bolluk, refah, maddi ve manevi nimetler.
Cümle: لَتُسْأَلُنَّ عَنِ النَّعِيمِ (Nimetten sorguya çekileceksiniz.) -
حَيَاة (Hayât / Yaşam):
Anlamı: Hayat, yaşayış.
Cümle: الْحَيَاةُ الدُّنْيَا مَتَاعُ الْغُرُورِ (Dünya hayatı aldatıcı geçimliktir.) -
دُنْيَا (Dunyâ / Dünya):
Anlamı: İçinde yaşadığımız geçici âlem.
Cümle: حُبُّ الدُّنْيَا رَأْسُ كُلِّ خَطِيئَةٍ (Dünya sevgisi her hatanın başıdır.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
أَلْهَا (Elhâ / Oyaladı):
Kökü: ل ه و / Mazi fiil
Cümle: أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ (Çokluk kuruntusu sizi oyaladı.) -
زُرْتُمْ (Zurtüm / Ziyaret ettiniz):
Kökü: ز و ر / Mazi fiil + zamir
Cümle: حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ (Kabirleri ziyaret ettiniz.) -
تَعْلَمُونَ (Ta'lemûne / Biliyorsunuz, bileceksiniz):
Kökü: ع ل م / Muzari fiil
Cümle: سَوْفَ تَعْلَمُونَ (Yakında bileceksiniz.) -
تَرَوُنَّ (Teraünne / Göreceksiniz):
Kökü: ر أ ي / Muzari fiil (tekitli)
Cümle: لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ (Andolsun cehennemi göreceksiniz.) -
تُسْأَلُنَّ (Tus'elünne / Sorguya çekileceksiniz):
Kökü: س ا ل / Meçhul muzari fiil
Cümle: لَتُسْأَلُنَّ عَنِ النَّعِيمِ (Sorguya çekileceksiniz.) -
آمَنَ (Âmene / İman etti):
Kökü: ء م ن / Mazi fiil
Cümle: آمَنَ الرَّسُولُ (Peygamber iman etti.) -
عَبَدَ (Abede / İbadet etti):
Kökü: ع ب د / Mazi fiil
Cümle: اعْبُدُوا رَبَّكُمُ (Rabbinize ibadet edin.) -
شَكَرَ (Şakere / Şükretti):
Kökü: ش ك ر / Mazi fiil
Cümle: لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ (Şükrederseniz artırırım.) -
خَلَقَ (Halaka / Yarattı):
Kökü: خ ل ق / Mazi fiil
Cümle: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ (Gökleri ve yeri yarattı.) -
عَمِلَ (Amile / Çalıştı):
Kökü: ع م ل / Mazi fiil
Cümle: عَمِلُوا الصَّالِحَاتِ (Salih ameller işlediler.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
حَتَّى (Hattâ / Kadar):
Anlamı: -e kadar, -inceye dek (Gâye edatı).
Cümle: حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ (Kabirleri ziyaret edinceye kadar.) -
كَلَّا (Kellâ / Asla):
Anlamı: Kesinlikle hayır, asla (Red edatı).
Cümle: كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ (Asla! Yakında bileceksiniz.) -
سَوْفَ (Sevfe / Yakında):
Anlamı: Yakın gelecekte (İstikbal edatı).
Cümle: سَوْفَ تَعْلَمُونَ (Yakında bileceksiniz.) -
ثُمَّ (Summe / Sonra):
Anlamı: Ardından, sonra (Atıf harfi).
Cümle: ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ (Sonra asla, yakında bileceksiniz.) -
عَنْ (An / -den, -dan):
Anlamı: -den, hakkında (Harf-i cer).
Cümle: عَنِ النَّعِيمِ (Nimetten...) -
لَـ (Lâm / Kasem lamı):
Anlamı: Kesinlik ve tekit bildirir (Andolsun).
Cümle: لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ (Andolsun göreceksiniz.) -
بِـ (Bi / İle, -de):
Anlamı: Vasıta ve pekiştirme anlamı katar.
Cümle: عِلْمَ الْيَقِينِ (Kesinlikle...) -
فِي (Fî / İçinde):
Anlamı: -de, -da, içinde (Harf-i cer).
Cümle: فِي كِتَابٍ مُبِينٍ (Apaçık kitaptadır.) -
وَ (Ve / Ve):
Anlamı: Bağlaç, ve (Atıf harfi).
Cümle: وَالْعَصْرِ (Asra yemin olsun ki...) -
مَا (Mâ / Ne, olumsuzluk):
Anlamı: Soru veya olumsuzluk edatı.
Cümle: مَا عِنْدَكُمْ يَنْفَدُ (Sizdeki tükenir.)
Tekâsur Suresi 33 Soruluk Kapsamlı Test



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.