- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-101. Kâria Sûresi
Kâria Suresi, Kur'ân-ı Kerim'in 101. suresidir ve Mekke döneminde nâzil olmuştur. 11 ayetten oluşan sure, adını ilk ayetinde geçen ve "şiddetle vuran, çarpan, yürekleri hoplatan büyük felaket" anlamına gelen الْقَارِعَةُ kelimesinden almaktadır. Surede kıyamet kopuşunun dehşeti, insanların etrafa saçılmış kelebekler gibi olacağı, dağların atılmış renkli yünler gibi havada uçuşacağı tasvir edilir. Ardından insanların amellerinin tartılacağı mizan gününe geçilerek, iyilikleri ağır gelenlerin hoşnut bir hayat yaşayacağı, kötülükleri ağır gelenlerin ise varış yerinin Hâviye (kızgın cehennem uçurumu) olacağı haber verilir.
Kâria Suresi (Okuma Parçası)
1. الْقَارِعَةُ
2. مَا الْقَارِعَةُ
3. وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْقَارِعَةُ
4. يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ
5. وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ
6. فَأَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ
7. فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ
8. وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ
9. فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ
10. وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ
11. نَارٌ حَامِيَةٌ
1. Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Yürekleri hoplatan büyük felaket!
2. Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket?
3. Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin?
4. O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır.
5. Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır.
6. İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse,
7. Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır.
8. Ama kimin de tartıları hafif gelirse,
9. İşte onun anası (varacağı yer) Hâviye'dir.
10. Sen Hâviye'nin ne olduğunu ne bileceksin?
11. O, kızgın bir ateştir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
الْقَارِعَةُ (El-Kâria):
Anlamı: Kapıyı çalan, vuran, yürekleri hoplatan büyük felaket (Kıyamet).
Cümle: الْقَارِعَةُ مَا الْقَارِعَةُ (Kâria, nedir o Kâria?) -
النَّاسُ (En-Nâs):
Anlamı: İnsanlar, halk.
Cümle: يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ (O gün insanlar kelebekler gibi olur.) -
فَرَاش (Ferâş):
Anlamı: Kelebekler, pervaneler.
Cümle: كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ (Dağılmış kelebekler gibi...) -
جِبَال (Cibâl):
Anlamı: Dağlar (Cebel kelimesinin çoğulu).
Cümle: وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ (Dağlar yün gibi olur.) -
عِهْن (İhn):
Anlamı: Renkli yün, atılmış yün.
Cümle: كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ (Atılmış renkli yünler gibi.) -
مَوَازِين (Mevâzîn):
Anlamı: Tartılar, mizanlar (Mîzân kelimesinin çoğulu).
Cümle: مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ (Kimin tartıları ağır gelirse...) -
عِيشَة (Îşet):
Anlamı: Yaşam, geçim, hayat.
Cümle: فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ (O, hoşnut bir hayat içerisindedir.) -
أُمّ (Ümm):
Anlamı: Anne, asıl, sığınak, varılacak yer.
Cümle: فَأُمُّهُ هَاوِيَةٌ (Onun anası/sığınağı Hâviye'dir.) -
هَاوِيَة (Hâviye):
Anlamı: Uçurum, derin çukur, cehennem adı.
Cümle: وَمَا أَدْرَاكَ مَا هِيَهْ نَارٌ حَامِيَةٌ (Hâviye'nin ne olduğunu bildin mi? O kızgın bir ateştir.) -
نَار (Nâr):
Anlamı: Ateş.
Cümle: نَارٌ حَامِيَةٌ (Kızgın bir ateş...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
يَكُونُ (Yekûnu / Oluyor, olacak):
Kökü: ك و ن (Kâf-Vâv-Nûn) / Mazi: كَانَ
Cümle: يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ (İnsanların olacağı gün...) -
ثَقُلَتْ (Sakület / Ağır geldi):
Kökü: ث ق ل (Se-Kaf-Lâm) / Mazi fiil (dişil)
Cümle: مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ (Kimin tartıları ağır geldi...) -
خَفَّتْ (Haffet / Hafif geldi):
Kökü: خ ف ف (Hâ-Fâ-Fâ) / Mazi fiil (dişil)
Cümle: وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ (Ve kimin tartıları hafif geldi...) -
أَدْرَى (Edrâ / Bildirdi):
Kökü: د ر ي (Dâl-Râ-Yâ) / Mazi fiil
Cümle: وَمَا أَدْرَاكَ (Sana ne bildirdi?) -
بَثَّ (Besse / Saçtı, yaydı):
Kökü: ب ث ث (Bâ-Se-Se) / Mazi fiil (İsm-i mef'ulü: مبثوث)
Cümle: كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِ (Dağıtılmış kelebekler gibi...) -
نَفَشَ (Nefeşe / Didikledi, kabarttı):
Kökü: ن ف ش (Nûn-Fâ-Şîn) / Mazi fiil (İsm-i mef'ulü: منفوش)
Cümle: كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِ (Didiklenmiş yün gibi...) -
رَضِيَ (Radiye / Razı oldu, hoşnut oldu):
Kökü: ر ض ي (Râ-Dâ-Yâ) / Mazi fiil (İsm-i faili: راضية)
Cümle: عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ (Hoşnut olunan bir hayat...) -
حَمَى (Hamâ / Korudu, ısıttı):
Kökü: ح م ي (Hâ-Mîm-Yâ) / Mazi fiil (İsm-i faili: حامية)
Cümle: نَارٌ حَامِيَةٌ (Kızgın ateş...) -
جَاءَ (Câe / Geldi):
Kökü: ج ي ء (Cîm-Yâ-Hemze) / Mazi fiil
Cümle: جَاءَ الْحَقُّ (Hak geldi.) -
عَلِمَ (Alime / Bildi):
Kökü: ع ل م (Ayn-Lâm-Mîm) / Mazi fiil
Cümle: عَلِمَ الإِنْسَانُ (İnsan bildi.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
مَا (Mâ - Soru / Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Ne? / Değil.
Cümle: مَا الْقَارِعَةُ (Kâria nedir?) -
يَوْمَ (Yevme - Zaman zarfı / edat):
Anlamı: -de, günü, o vakit.
Cümle: يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ (İnsanların olduğu gün...) -
كَـ (Kâf-ı Teşbih - Harf-i cer):
Anlamı: Gibi, tıpkı.
Cümle: كَالْفَرَاشِ (Kelebekler gibi...) -
فِي (Fî - Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, de/da.
Cümle: فِي عِيشَةٍ رَاضِيَةٍ (Hoşnut bir hayat içinde...) -
أَمَّا (Ammâ - Şart / Detay edatı):
Anlamı: -e gelince, amma ve lâkin.
Cümle: فَأَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ (Kimin tartıları ağır gelinceye gelince...) -
مَنْ (Men - İsmi mevsul / Şart edatı):
Anlamı: Kim, her kim ki.
Cümle: مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ (Kimin tartıları ağır gelirse...) -
وَ (Vâv - Atıf harfi):
Anlamı: Ve, ile.
Cümle: وَتَكُونُ الْجِبَالُ (Ve dağlar olur...) -
لَا (Lâ - Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Değil, yok, -me/-ma.
Cümle: لَا رَيْبَ فِيهِ (Onda şüphe yoktur.) -
ثُمَّ (Summe - Atıf / Bağlaç edatı):
Anlamı: Sonra, dahası.
Cümle: ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ (Sonra yakında bileceksiniz.) -
بِـ (Bi - Harf-i cer):
Anlamı: İle, -de / -da.
Cümle: بِالْآخِرَةِ (Ahiret ile / ahirete...)
Kâria Suresi 33 Soruluk Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.