- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-109. Kâfirûn Sûresi
Mekke döneminde nazil olan Kâfirûn Sûresi, İslam'ın inanç esaslarında ve tevhid ilkesinde asla taviz verilmeyeceğini, hak ile batılın (iman ile küfrün) kesin çizgilerle birbirinden ayrıldığını vurgulayan temel surelerden biridir. Müşriklerin Hz. Peygamber'e dini konularda uzlaşma teklif etmesi (bir süre onların ilahlarına ibadet etme, onların da Allah'a ibadet etmesi teklifi) üzerine inmiştir. Sûre, "Sizin dininiz size, benim dinim banadır" düsturuyla inançta uzlaşmazlığı ve inanç özgürlüğünü en net biçimde ortaya koyar.
Kâfirûn Suresi (Okuma Parçası)
1. قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ
2. لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ
3. وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ
4. وَلَا أَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ
5. وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ
6. لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ
1. De ki: Ey kâfirler!
2. Ben sizin taptıklarınıza tapmam.
3. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.
4. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim.
5. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
6. Sizin dininiz sizin, benim dinim banadır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
الْكَافِرُونَ (El-Kâfirûn / Kâfirler):
Anlamı: İnkâr edenler, gerçeği örtenler.
Cümle: قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ (De ki: Ey kâfirler!) -
دِين (Dîn / Din):
Anlamı: Yol, şeriat, inanç sistemi, hesap.
Cümle: لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ (Sizin dininiz size, benim dinim banadır.) -
عَابِد (Âbid / İbadet eden):
Anlamı: Kulluk eden, ibadette bulunan kimse.
Cümle: وَلَا أَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ (Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim.) -
عَبْد (Abd / Kul):
Anlamı: Köle, kul, insan.
Cümle: إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ مُطِيعٌ (Şüphesiz Allah'ın kulu itaatkârdır.) -
رَبّ (Rabb / Rab):
Anlamı: Terbiye eden, sahip, Yaratıcı.
Cümle: رَبِّيَ اللَّهُ لَا شَرِيكَ لَهُ (Rabbim Allah'tır, O'nun ortağı yoktur.) -
قَلْب (Kalb / Kalp):
Anlamı: Yürek, gönül, merkez.
Cümle: فِي قَلْبِهِ نُورُ الْإِيمَانِ (Onun kalbinde iman nuru vardır.) -
حَقّ (Hakk / Hak):
Anlamı: Gerçek, adalet, doğru.
Cümle: جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ (Hak geldi, batıl zail oldu.) -
بَاطِل (Bâtil / Batıl):
Anlamı: Asılsız, yanlış, hurafe.
Cümle: إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا (Şüphesiz batıl yok olmaya mahkumdur.) -
إِيمَان (İmân / İman):
Anlamı: Güven, inanma, tasdik etme.
Cümle: الْإِيمَانُ قُوَّةٌ لِلْقَلْبِ (İman kalp için bir kuvvettir.) -
عَهْد (Ahd / Söz):
Anlamı: Söz verme, antlaşma, ahit.
Cümle: أَوْفُوا بِالْعَهْدِ إِذَا عَاهَدْتُمْ (Söz verdiğiniz zaman ahdinizi yerine getirin.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
قُلْ (Kul / De!):
Kökü: ق و ل (Kaf-Vâv-Lâm) / Mazi: قَالَ
Cümle: قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ (De ki: Ey kâfirler!) -
أَعْبُدُ (A'budu / İbadet ediyorum):
Kökü: ع ب د (Ayn-Bâ-Dâl) / Mazi: عَبَدَ
Cümle: لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ (Ben sizin taptıklarınıza tapmam.) -
تَعْبُدُونَ (Ta'budûne / İbadet ediyorsunuz):
Kökü: ع ب د (Ayn-Bâ-Dâl) / Muzari fiil
Cümle: مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِهِ (O'ndan başka taptığınız şeyler...) -
عَبَدْتُمْ (Abedtum / İbadet ettiniz):
Kökü: ع ب د (Ayn-Bâ-Dâl) / Mazi fiil + fail zamiri
Cümle: مَا عَبَدْتُمْ مِنْ قَبْلُ (Önceden taptıklarınız...) -
خَلَقَ (Halaka / Yarattı):
Kökü: خ ل ق (Hâ-Lâm-Kaf) / Mazi fiil
Cümle: خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ (İnsanı alaktan yarattı.) -
عَلِمَ (Alime / Bildi):
Kökü: ع ل م (Ayn-Lâm-Mîm) / Mazi fiil
Cümle: عَلِمَ اللَّهُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ (Allah kalplerinizdekini bildi.) -
جَاءَ (Câe / Geldi):
Kökü: ج ي ء (Cîm-Yâ-Hemze) / Mazi fiil
Cümle: جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ (Hak geldi, batıl yok oldu.) -
عَمِلَ (Amile / Çalıştı, yaptı):
Kökü: ع م ل (Ayn-Mîm-Lâm) / Mazi fiil
Cümle: مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهِ (Kim salih amel işlerse kendi lehinedir.) -
نَصَرَ (Nasara / Yardım etti):
Kökü: ن ص ر (Nûn-Sâd-Râ) / Mazi fiil
Cümle: إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ (Allah'ın yardımı geldiği zaman...) -
تَابَ (Tâbe / Tövbeli oldu):
Kökü: ت و ب (Tâ-Vâv-Bâ) / Mazi fiil
Cümle: وَتَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوا (Tövbe etmeleri için onlara tevbe nasip etti.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
لَا (Lâ / Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Değil, -mez / -maz.
Cümle: لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ (Ben sizin taptıklarınıza tapmam.) -
يَا (Yâ / Nida harfi):
Anlamı: Ey! (Seslenme edatı).
Cümle: يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ (Ey insanlar, Rabbinizden sakının.) -
مَا (Mâ / İsmi mevsul / Olumsuzluk):
Anlamı: Şey ki, ne, -diği şey.
Cümle: مَا عَبَدْتُمْ (Taptığınız şeyler.) -
وَ (Vâv / Atıf harfi):
Anlamı: Ve.
Cümle: وَلَا أَنْتُمْ عَابِدُونَ (Ve siz ibadet edenler değilsiniz.) -
أَنْ (En / Nasb edatı):
Anlamı: -mek, -mak (Mastarlaştırma edatı).
Cümle: أُرِيدُ أَنْ أَتَعَلَّمَ (Öğrenmek istiyorum.) -
فِي (Fî / Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, de/da.
Cümle: الْخَيْرُ فِي هَذَا الدِّينِ (Hayır bu dindedir.) -
مِنْ (Min / Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan.
Cümle: خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ (İnsanı bir alaktan yarattı.) -
إِلَى (İlâ / Harf-i cer):
Anlamı: -e, -a doğru, kadar.
Cümle: ذَهَبْتُ إِلَى الْمَسْجِدِ (Camiye gittim.) -
عَلَى (Alâ / Harf-i cer):
Anlamı: Üzerinde, üzere.
Cümle: أُولَئِكَ عَلَى هُدًى (Onlar hidayet üzerindedirler.) -
لِـ (Li / Harf-i cer):
Anlamı: İçin, -e ait.
Cümle: لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ (Sizin dininiz size, benim dinim banadır.)
Kâfirûn Suresi Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi (40 Soruluk)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.