☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül 2026

Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve gramer ve kelime ezber testi ,örnek cümle ve kelimeler le beraber sitemize ekleniyor... 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi ve Örnek kelimeler ve örnek cümleler ve kelime ezber testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Kuranla-Arapca-48. Fetih Sûresi

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed   dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Ders
  • Konular
  • Testler
  • Arapça Dersler
  • Arapça Ders Kitapları
  • ☝📖المحمدية📖☝

Kuranla-Arapca-48. Fetih Sûresi-1-29.ayetler

Yazan: S.Muhammed El-Haşimi Musevi | Derleyen: S.Muhammed El-Haşimi Musevi

Konu Özeti

Fetih Suresi, hicretin 6. yılında yapılan Hudeybiye Antlaşması sonrasında veya dönüş yolunda nazil olmuştur. Surede müminlere apaçık bir fetih müjdelenmekte, Hudeybiye Antlaşması'nın ve Rıdvan Biatı'nın Allah katındaki değeri vurgulanmaktadır. Ayrıca münafıkların ve geride kalan bedevilerin tutumları eleştirilmekte, Hz. Muhammed (SAV) ve ashabının üstün vasıfları, Allah'ın dini hâkim kılma vaadi ve müminlere vaat edilen büyük mükâfatlar detaylıca açıklanmaktadır.

Fetih Sûresi 1-29. Ayetler (Tam Metin ve Çeviri)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1. إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا
2. لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا
3. وَيَنصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا
4. هُوَ الَّذِي أَنزَلَ السَّكِينَةَ فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوا إِيمَانًا مَّعَ إِيمَانِهِمْ ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
5. لُّيُدْخِلَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ ۚ وَكَانَ ذَلِكَ عِندَ اللَّهِ فَوْزًا عَظِيمًا
6. وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّانِّينَ بِاللَّهِ ظَنَّ السَّوْءِ ۚ عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ ۖ وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ ۖ وَسَاءَتْ مَصِيرًا
7. وَلِلَّهِ جُنُودُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
8. إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
9. لِّتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلاً
10. إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَى نَفْسِهِ ۖ وَمَنْ أَوْفَى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
11. سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الأَعْرَابِ شَغَلَتْنَا أَمْوَالُنَا وَأَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَا ۚ يَقُولُونَ بِأَلْسِنَتِهِمْ مَّا لَيْسَ فِي قُلُوبِهِمْ ۚ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مَّنَ اللَّهِ شَيْئًا إِن أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًا ۚ بَلْ كَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
12. بَلْ ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَنقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ إِلَى أَهْلِيهِمْ أَبَدًا وَزُيِّنَ ذَلِكَ فِي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنتُمْ ظَنَّ السَّوْءِ وَكُنتُمْ قَوْمًا بُورًا
13. وَمَن لَّمْ يُؤْمِن بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَعِيرًا
14. وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ ۚ يَغْفِرُ لِمَن يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاءُ ۚ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
15. سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ إِذَا انطَلَقْتُمْ إِلَى مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ ۖ يُرِيدُونَ ان يُبَدِّلُوا كَلامَ اللَّهِ ۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا كَذَلِكَ قَالَ اللَّهُ مِن قَبْلُ ۖ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَا ۚ بَلْ كَانُوا لا يَفْقَهُونَ إِلا قَلِيلاً
16. قُل لِّلْمُخَلَّفِينَ مِنَ الأَعْرَابِ سَتَدْعَوْنَ إِلَى قَوْمٍ أُوْلِي بَأْسٍ شَدِيدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ أَوْ يُسْلِمُونَ ۖ فَإِن تُطِيعُوا يُؤْتِكُمُ اللَّهُ أَجْرًا حَسَنًا ۖ وَإِن تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّوْتُم مِّن قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
17. لَّيْسَ عَلَى الأَعْمَى حَرَجٌ وَلا عَلَى الأَعْرَجِ حَرَجٌ وَلا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ ۚ وَمَن يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا
18. لَّقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَأَنزَلَ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَأَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرِيبًا
19. وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً يَأْخُذُونَهَا ۗ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
20. وَعَدَكُمُ اللَّهُ مَغَانِمَ كَثِيرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هَذِهِ وَكَفَّ أَيْدِيَ النَّاسِ عَنكُمْ وَلِتَكُونَ آيَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا
21. وَأُخْرَى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ أَحَاطَ اللَّهُ بِهَا ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرًا
22. وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الأَدْبَارَ ثُمَّ لا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلا نَصِيرًا
23. سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلُ ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلاً
24. وَهُوَ الَّذِي كَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ عَنْهُم بِبَطْنِ مَكَّةَ مِن بَعْدِ أَنْ أَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْ ۚ وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا
25. هُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْقُوفًا أَن يَبْلُغَ مَحِلَّهُ ۚ وَلَوْلا رِجَالٌ مُّؤْمِنُونَ وَنِسَاءٌ مُّؤْمِنَاتٍ لَّمْ تَعْلَموهُمْ أَن تَطَؤُوهُمْ فَتُصِيبَكُم مِّنْهُمْ مَّعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍ ۖ لِّيُدْخِلَ اللَّهُ فِي رَحْمَتِهِ مَن يَشَاءُ ۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَبْنَا الْذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
26. إِذْ جَعَلَ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ اللَّهُ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَأَثَابَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوَى وَكَانُوا أَحَقَّ بِهَا وَأَهْلَهَا ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
27. لَقَدْ صَدَقَ اللَّهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ ۖ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِن شَاءَ اللَّهُ آمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لا تَخَافُونَ ۖ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ شَعْطًا قَرِيبًا / فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا
28. هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْحَقِّ وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ ۚ وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا
29. مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ ۚ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْمِنْ أَثَرِ السُّجُودِ...
Türkçe Meali (Özetlenmemiştir):
1. Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
2. Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin.
3. Ve sana şanlı ve üstün bir zaferle yardım etsin.
4. Müminlerin imanlarını bir kat daha artırsınlar diye kalplerine huzur ve güven (sekine) indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
5. (Tüm bunlar,) inanan erkekleri ve kadınları, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.
6. Ve Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkekleri ve kadınları, müşrik erkekleri ve kadınları azaba uğratması içindir. Kötülük çemberi onların başınadır. Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve cehennemi onlar için hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir.
7. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah üstündür, hikmet sahibidir.
8. Şüphesiz biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
9. Ey insanlar, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, O'na yardım edesiniz, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tespih edesiniz diye.
10. Şüphesiz sana biat edenler ancak Allah'a biat etmiş olurlar. Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Kim ahdini bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile yaptığı ahde vefa gösterirse, Allah ona büyük bir ecir verecektir.
11. Bedevilerden geride kalanlar sana şöyle diyeceklerdir: "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu, bizim için bağışlanma dile." Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. De ki: "Allah size bir zarar veya bir fayda dilerse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır."
12. Aslında siz, Resulün ve müminlerin ailelerine asla dönmeyeceklerini zannetmiştiniz. Bu, kalplerinize süslü gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
13. Kim Allah'a ve Resulüne inanmazsa, şüphesiz biz kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.
14. Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğini azaba uğratır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
15. Geride kalanlar, ganimetleri almaya gittiğinizde: "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyecekler. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz asla bizimle gelmeyeceksiniz. Allah önceden böyle buyurmuştur." "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Bilakis onlar, pek az şey anlayan kimselerdir.
16. Bedevilerden geride kalanlara de ki: "Siz ileride güçlü kuvvetli bir kavimle savaşmaya çağrılacaksınız; ya onlarle savaşırsınız ya da müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir ecir verir. Ama daha önce döndüğünüz gibi yine dönerseniz, sizi elem dolu bir azaba uğratır."
17. Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, O onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar; kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.
18. Andolsun ki Allah, ağacın altında sana biat ederlerken müminlerden razı olmuştur; kalplerindekini bilmiş, üzerlerine huzur indirmiş ve onlara yakın bir fetih vermiştir.
19. Ve alacakları birçok ganimetler de... Allah üstündür, hikmet sahibidir.
20. Allah size alacağınız birçok ganimet vaat etmiştir; bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki, bu müminler için bir delil olsun ve sizi dosdoğru bir yola iletsin.
21. Ve henüz güç yetiremediğiniz, fakat Allah'ın kuşattığı başka ganimetler de vardır. Allah her şeye kadirdir.
22. Eğer inkar edenler sizinle savaşsalardı, mutlaka arkalarını dönüp kaçarlardı; sonra ne bir dost bulabilirlerdi ne de bir yardımcı.
23. Bu, Allah'ın önceden beri yürürlükte olan kanunudur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
24. O, sizi onlara karşı galip getirdikten sonra, Mekke vadisinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah yaptıklarınızı görendir.
25. Onlar küfredenler, sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyanlar ve kurbanlıkları yerlerine varmaktan alıkoyanlardır. Eğer kendilerini bilmediğiniz inanmış erkekler ve inanmış kadınlar olmasaydı (çiğnemeniz durumunda bir vebal doğacak olmasaydı)... Allah dilediğini rahmetine sokar.
26. O zaman inkâr edenler, kalplerine cahiliye gurur ve taassubunu yerleştirmişlerdi; Allah da elçisinin ve müminlerin kalbine sükûnet ve huzur indirdi.
27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkusuzca Mescid-i Haram'a gireceksiniz.
28. O, elçisini hidayet ve hak din ile gönderendir; onu tüm dinlere üstün kılmak için. Şahit olarak Allah yeter.
29. Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler...

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • فَتْح (FetH): Zafer, açılış.
    Cümle: إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا (Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.)
  • رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
    Cümle: مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ (Muhammed Allah'ın elçisidir.)
  • نَصْر (Nasr): Yardım, zafer.
    Cümle: وَيَنصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا (Allah sana üstün bir zaferle yardım etsin.)
  • قَلْب (Kalb): Yürek, gönül (Çoğulu: قُلُوب).
    Cümle: أَنزَلَ السَّكِينَةَ فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ (Müminlerin kalplerine sekine indirdi.)
  • سَكِينَة (Sekîne): Huzur, güven, sakinlik.
    Cümle: فَأَنزَلَ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ (Üzerlerine huzur indirdi.)
  • جَنَّة (Cenne): Cennet (Çoğulu: جَنَّات).
    Cümle: يُدْخِلُ الْمُؤْمِنِينَ جَنَّاتٍ (Müminleri cennetlere koyar.)
  • عِزّ (İzz): Şeref, üstünlük, kudret.
    Cümle: وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا (Allah üstündür, hikmet sahibidir.)
  • شَاهِد (Şâhid): Şahit, tanık.
    Cümle: إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا (Biz seni şahit olarak gönderdik.)
  • مَال (Mâl): Servet, mal (Çoğulu: أَمْوَال).
    Cümle: شَغَلَتْنَا أَمْوَالُنَا (Mallarımız bizi meşgul etti.)
  • عَذَاب (Azâb): İşkence, ceza, azap.
    Cümle: يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا (Sizi elem dolu bir azaba uğratır.)
  • أَجْر (Ecr): Mükâfat, ecir, ücret.
    Cümle: فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا (Ona büyük bir ecir verecektir.)
  • شَجَرَة (Şecere): Ağaç.
    Cümle: إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ (Ağacın altında sana biat ederlerken.)
  • بَصِير (Basîr): Gören, hakkıyla bilen.
    Cümle: وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا (Allah yaptıklarınızı görendir.)
  • دِين (Dîn): Din, yol, şeriat.
    Cümle: وَدِينِ الْحَقِّ (Ve hak din ile.)
  • وَجْه (Vech): Yüz, çehre (Çoğulu: وُجُوه).
    Cümle: سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ (Nişanları yüzlerindedir.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • فَتَحَ (Feteha): Fethetti, açtı.
    Cümle: إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ (Şüphesiz biz sana fethettik/verdik.)
  • غَفَرَ (Gafere): Bağışladı, affetti.
    Cümle: لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ (Allah senin günahlarını bağışlasın diye.)
  • أَنْزَلَ (Enzale): İndirdi.
    Cümle: أَنزَلَ السَّكِينَةَ (Sekine indirdi.)
  • نَصَرَ (Nasara): Yardım etti.
    Cümle: وَيَنصُرَكَ اللَّهُ (Ve Allah sana yardım etsin.)
  • بَايَعَ (Bâie): Biat etti, sözleşti.
    Cümle: يُبَايِعُونَكَ (Sana biat ediyorlar.)
  • كَفَّ (Keffe): Çekti, engelledi.
    Cümle: وَكَفَّ أَيْدِيَ النَّاسِ (İnsanların ellerini çekti.)
  • أَرْسَلَ (Ersale): Gönderdi.
    Cümle: أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا (Seni şahit olarak gönderdik.)
  • أَخَذَ (Ehuze / Ye'huzu): Aldı / alıyor.
    Cümle: مَغَانِمَ يَأْخُذُونَهَا (Alacakları ganimetler.)
  • عَلِمَ (Alime): Bildi.
    Cümle: فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ (Kalplerindekini bildi.)
  • خَلَا (Halâ): Geçti, geride kaldı.
    Cümle: سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ (Önceden gelip geçen Allah'ın kanunu.)
  • كَفَرَ (Kefere): İnkâr etti.
    Cümle: الَّذِينَ كَفَرُوا (İnkâr edenler.)
  • عَمِلَ (Amile): Çalıştı, yaptı.
    Cümle: بِمَا تَعْمَلُونَ (Yaptıklarınızdan...)
  • صَدَقَ (Sadeka): Doğru söyledi, doğruladı.
    Cümle: لَقَدْ صَدَقَ اللَّهُ رَسُولَهُ (Andolsun ki Allah elçisini doğruladı.)
  • أَطَاعَ (Ata'a): İtaat etti.
    Cümle: فَإِن تُطِيعُوا (Eğer itaat ederseniz.)
  • نَكَثَ (Nekethe): Bozdu (ahdi).
    Cümle: فَمَن نَّكَثَ (Kim ahdini bozarsa.)

3. Arapça Edat Örnekleri (Harf-i Cerler Hariç - 5 Adet)

  • إِنَّ (İnne - Tekit edatı): Şüphesiz, muhakkak.
    Cümle: إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ (Şüphesiz biz sana fethettik.)
  • لَنْ (Len - Olumsuzluk edatı): Asla, kat'iyyen (-ecek/acak değil).
    Cümle: وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلاً (Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.)
  • قَدْ (Kad - Tahkik/Takrib edatı): Kesinlik / -imiz, -di bile.
    Cümle: لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ (Andolsun ki Allah razı olmuştur.)
  • بَلْ (Bel - İtiraz/Atıf edatı): Bilakis, aksine.
    Cümle: بَلْ ظَنَنتُمْ (Bilakis siz zannetmiştiniz.)
  • ثُمَّ (Summe - Atıf edatı): Sonra, daha sonra.
    Cümle: ثُمَّ لا يَجِدُونَ وَلِيًّا (Sonra hiçbir dost bulamazlar.)

Fetih Suresi 1-29. Ayetler Testi (33 Soru)

Fetih Suresi 1-29. Ayetler Testi
33 questions
www.muhammediyye.org

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Kuranla-Arapca-48. Fetih Sûresi Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.