- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-49. Hucurât Sûresi-1-18.ayetler
Hucurât Sûresi, Medine döneminde inmiş olup 18 ayetten oluşur. Sûre adını 4. ayette geçen ve "odalar" anlamına gelen "el-Hucurât" kelimesinden almıştır. Bu sûre genel olarak İslam ahlakının temel esaslarını, toplumsal ilişkilerde dikkat edilmesi gereken nezaket kurallarını, Hz. Peygamber'e karşı duyulması gereken hürmeti, haberlerin doğruluğunu araştırmayı (tebeyyün), müminlerin kardeşliğini, birbirleriyle alay etmeyi, kötü lakap takmayı, zan ve gıybet gibi kötü huylardan sakınmayı, insanlığın ortak kökenden gelip tanışma amacını taşıdığını ve hakiki iman ile İslam arasındaki farkı ele alan son derece mühim ahlaki ve hukuki prensipler ihtiva eder.
Hucurât Sûresi 1-18. Ayetler (Okuma Parçası)
1. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
2. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَنْ تَحْبَطَ أَعْمَالُكُمْ وَأَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ
3. إِنَّ الَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ أُولَئِكَ الَّذِينَ امْتَحَنَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوَى لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ
4. إِنَّ الَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَاءِ الْحُجُرَاتِ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
5. وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتَّى تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
6. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوا أَنْ تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ
7. وَاعْلَمُوا أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ اللَّهِ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِي كَثِيرٍ مِنَ الْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ وَزَيَّنَهُ فِي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ أُولَئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ
8. فَضْلًا مِنَ اللَّهِ وَنِعْمَةً وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
9. وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا فَإِنْ بَغَتْ إِحْدَاهُمَا عَلَى الْأُخْرَى فَقَاتِلُوا الَّتِي تَبْغِي حَتَّى تَفِيءَ إِلَى أَمْرِ اللَّهِ فَإِنْ فَاءَتْ فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَأَقْسِطُوا إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ
10. إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
11. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسَى أَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَاءٌ مِنْ نِسَاءٍ عَسَى أَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوا أَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
12. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَحِيمٌ
13. يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
14. قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِنْ قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِنْ تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
15. إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُولَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ
16. قُلْ أَتُعَلِّمُونَ اللَّهَ بِدِينِكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
17. يَمُنُونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا قُلْ لَا تَمُنُّوا عَلَيَّ إِسْلَامَكُمْ بَلِ اللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَاكُمْ لِلْإِيمَانِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
18. إِنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
1. Ey iman edenler! Allah'ın ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, ona da yüksek sesle konuşmayın; yoksa farkında olmadan amelleriniz boşa gider.
3. Şüphesiz, Allah'ın Resûlünün yanında seslerini kıkanlar, o kimselerdir ki Allah kalplerini takva ile sınamıştır. Onlar için bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
4. Sana odaların arkasından seslenenlerin çoğunun aklı ermez.
5. Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette onlar için daha hayırlı olurdu. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
6. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip de yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.
7. Bilin ki, aranızda Allah'ın Resûlü bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinizde süslemiş; küfrü, fıskı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.
8. (Bu,) Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
9. Eğer müminlerden iki grup birbiriyle vuruşursa aralarını düzeltin. Şayet biri diğerine saldırırsa, saldıran tarafla, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar savaşın. Eğer dönerse, adaletle aralarını düzeltin ve insaflı davranın. Şüphesiz Allah adil davrananları sever.
10. Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki merhamet olunasınız.
11. Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; belki de o alay edilenler kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da diğer kadınları alay etmesin; belki de o alay edilenler kendilerinden daha hayırlıdırlar. Birbirinizi karalamayın, birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tevbe etmezse, işte onlar zalimlerin kendileridir.
12. Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah tevbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
13. Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kabileler ve sülaleler kıldık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeyden haberdardır.
14. Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, fakat 'Boyun eğdik / Müslüman olduk' deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resûlüne itaat ederseniz, amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
15. Müminler ancak o kimselerdir ki Allah'a ve Resûlüne iman ederler, sonra hiç şüpheye düşmezler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler. İşte onlar dosdoğru olanların kendileridir.
16. De ki: "Dininizi Allah'a siz mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir."
17. Müslüman olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis, eğer doğru kimselerseniz, sizi imana ilettiği için Allah size lütfûnda bulunmuştur."
18. Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
-
رَسُول (Resûl):
Anlamı: Elçi, peygamber.
Cümle: أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ اللَّهِ (Aranızda Allah'ın Resûlü bulunmaktadır.) -
صَوْت (Savt):
Anlamı: Ses, nida.
Cümle: لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ (Seslerinizi yükseltmeyin.) -
قَلْب (Kalb):
Anlamı: Kalp, gönül, yürek.
Cümle: امْتَحَنَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ (Allah kalplerini imtihan etmiştir.) -
حُجُرَات (Hucurât):
Anlamı: Odalar, hücreler.
Cümle: مِنْ وَرَاءِ الْحُجُرَاتِ (Odaların arkasından.) -
فَاسِق (Fâsık):
Anlamı: Günahkâr, yoldan çıkan.
Cümle: إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ (Size bir fasık haber getirirse.) -
نَبَأ (Neba'):
Anlamı: Haber, önemli bilgi.
Cümle: جَاءَ بِنَبَإٍ عَظِيمٍ (Büyük bir haberle geldi.) -
قَوْم (Kavm):
Anlamı: Topluluk, millet, kavim.
Cümle: أَنْ تُصِيبُوا قَوْمًا (Bir topluluğa zarar vermeyesiniz diye.) -
أَمْر (Emr):
Anlamı: İş, buyruk, konu.
Cümle: فِي كَثِيرٍ مِنَ الْأَمْرِ (Birçok işte.) -
إِيمَان (İman):
Anlamı: İnanma, tasdik etme.
Cümle: حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ (İmanı size sevdirmiştir.) -
كُفْر (Kufr):
Anlamı: İnkâr, imansızlık.
Cümle: وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ الْكُفْرَ (Küfrü size çirkin gösterdi.) -
أَخ (Ah):
Anlamı: Kardeş.
Cümle: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ (Müminler ancak kardeştirler.) -
ظَنّ (Zan):
Anlamı: Zan, varsayım, kuşku.
Cümle: اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ (Zannın çoğundan sakının.) -
نَاس (Nâs):
Anlamı: İnsanlar.
Cümle: يَا أَيُّهَا النَّاسُ (Ey insanlar!) -
ذَكَر (Zeker):
Anlamı: Erkek.
Cümle: مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثَى (Bir erkek ve bir dişiden.) -
أُنْثَى (Unfâ/Ünsâ):
Anlamı: Dişi, kadın.
Cümle: خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَأُنْثَى (Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
-
آمَنَ (Âmene / İman etti):
Kökü: ء م ن / Tür: Mazi fiil
Cümle: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا (Ey iman edenler!) -
قَدَّمَ (Kaddeme / Öne geçirdi):
Kökü: ق د م / Tür: Mazi fiil
Cümle: لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ (Öne geçmeyin.) -
اِتَّقَى (İttakâ / Sakındı, korundu):
Kökü: و ق ي / Tür: Mazi fiil
Cümle: وَاتَّقُوا اللَّهَ (Allah'tan sakının.) -
رَفَعَ (Rafa'a / Yükseltti):
Kökü: ر ف ع / Tür: Mazi fiil
Cümle: لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ (Seslerinizi yükseltmeyನ್.) -
جَهَرَ (Cahara / Yüksek sesle konuştu):
Kökü: ج ه ر / Tür: Mazi fiil
Cümle: وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ (Ona yüksek sesle konuşmayın.) -
حَبِطَ (Habita / Boşa gitti):
Kökü: ح ب ط / Tür: Mazi fiil
Cümle: أَنْ تَحْبَطَ أَعْمَالُكُمْ (Amellerinizin boşa gitmesi [tehlikesi vardır].) -
صَبَرَ (Sabara / Sabretti):
Kökü: ص ب ر / Tür: Mazi fiil
Cümle: وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا (Eğer onlar sabretselerdi.) -
خَرَجَ (Haraca / Çıktı):
Kökü: خ ر ج / Tür: Mazi fiil
Cümle: حَتَّى تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ (Sen yanlarına çıkıncaya kadar.) -
جَاءَ (Câe / Geldi):
Kökü: ج ي ء / Tür: Mazi fiil
Cümle: إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ (Size bir fasık gelirse.) -
تَبَيَّنَ (Tebeyyene / Araştırdı, netleştirdi):
Kökü: ب ي ن / Tür: Mazi fiil
Cümle: فَتَبَيَّنُوا (Araştırın, doğrulayın.) -
أَطَاعَ (Atâ'a / İtaat etti):
Kökü: ط و ع / Tür: Mazi fiil
Cümle: وَإِنْ تُطِيعُوا اللَّهَ (Eğer Allah'a itaat ederseniz.) -
خَلَقَ (Halaqa / Yarattı):
Kökü: خ ل ق / Tür: Mazi fiil
Cümle: إِنَّا خَلَقْنَاكُمْ (Şüphesiz biz sizi yarattık.) -
جَعَلَ (Ca'ale / Kıldı, yarattı):
Kökü: ج ع ل / Tür: Mazi fiil
Cümle: وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا (Sizi halklar kıldık.) -
تَابَ (Tâbe / Tevbe etti):
Kökü: ت و ب / Tür: Mazi fiil
Cümle: وَمَنْ لَمْ يَتُبْ (Kim tevbe etmezse.) -
يَعْلَمُ (Ya'lemu / Biliyor, bilir):
Kökü: ع ل م / Tür: Muzari fiil
Cümle: وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Allah göktekileri bilir.)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّ (İnne - Tekit edatı):
Anlamı: Şüphesiz, muhakkak.
Cümle: إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ (Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, bilendir.) -
لَا (Lâ - Olumsuzluk / Nehy edatı):
Anlamı: Asla, -me/-ma (olumsuzluk).
Cümle: لَا تَرْفَعُوا أَصْوَاتَكُمْ (Seslerinizi yükseltmeyin.) -
مَا (Mâ - Mefûl / Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Şey, -diği şey / değil.
Cümle: وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ (Sana indirilen şey.) -
وَلَكِنَّ (Lekinne - İstidrak edatı):
Anlamı: Lakin, fakat, ancak.
Cümle: وَلَكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ (Fakat Allah size imanı sevdirdi.) -
إِنَّمَا (İnnemâ - Hasr edatı):
Anlamı: Ancak, sadece.
Cümle: إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ (Müminler ancak kardeştirler.)
Hucurât Sûresi 1-18. Ayetler Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.