- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-54. Kamer Sûresi-1-55.ayetler
Kamer Suresi, Mekke döneminde nazil olmuştur ve adını ilk ayetinde geçen ve ayın yarıldığını ifade eden "el-Kamer" kelimesinden almıştır. Sure genel olarak kıyametin yakın olduğunu, geçmişteki kavimlerin (Nuh, Âd, Semud, Lut kavimleri ve Firavun hanedanı) peygamberlerini yalanlamaları sebebiyle nasıl helak edildiklerini ibret verici kıssalarla anlatır. Kur'an-ı Kerim'in anlaşılmasının ve öğüt alınmasının kolay olduğu defalarca vurgulanarak inkar edenlerin akıbeti gözler önüne serilir ve son olarak takva sahiplerinin cennetlerde huzur içinde olacakları müjdelenir.
Kamer Suresi 1-55. Ayetler (Tam Metin ve Çeviri)
1. اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ
2. وَإِنْ يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ
3. وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ
4. وَلَقَدْ جَاءَهُمْ مِنَ الْأَنْبَاءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
5. حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُ
6. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ إِلَى شَيْءٍ نُكُرٍ
7. خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌ
8. مُهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
9. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ
10. فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ
11. فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ
12. وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى المَاءُ عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
13. وَحَمَلْنَاهُ عَلَى ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ
14. تَجْرِي بِأَعْيُنِنَا جَزَاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ
15. وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَا آيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
16. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
17. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
18. كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
19. إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّ
20. تَنْزِعُ النَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ
21. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
22. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
23. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ
24. فَقَالُوا أَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُ إِنَّا إِذًا لَفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ
25. أَئُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّبُ أَشِرٌ
26. سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَنِ الْكَذَّبُ الْأَشِرُ
27. إِنَّا مُرْسِلُو النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْ
28. وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ المَاءَ قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُحْتَضَرٌ
29. فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَى فَعَقَرَ
30. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ
31. إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَشِيمِ المُحْتَظِرِ
32. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
33. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ
34. إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّا آلَ لُوطٍ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍ
35. نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَا كَذَلِكَ نَجْزِي مَنْ شَكَرَ
36. وَلَقَدْ أَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
37. وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِهِمْ فَطَمَسْنَا أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ
38. وَلَقَدْ صَبَحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّ
39. فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ
40. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
41. وَلَقَدْ جَاءَ آلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُ
42. كَذَّبُوا بِآيَاتِ çek كُلِّهَا فَأَخَذْنَاهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُقْتَدِرٍ
43. أَئُكْفَارُكُمْ خَيْرٌ مِنْ أُولَئِكُمْ أَمْ لَبَاءَةٌ فِي الزُّبُرِ
44. أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُنْتَصِرٌ
45. سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَوَلُّونَ الدُّبُرَ
46. بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ
47. إِنَّ المُجْرِمِينَ فِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ
48. يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النُّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَسَ سَقَرَ
49. إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
50. وَمَمْرُنَا إِلَّا وَاحِدَةً كَلَمْحٍ بِالْبَصَرَ
51. وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ
52. وَكُلُّ عَمْرٍو فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ
53. وَكُلُّ صَرِيرٍ وَكَبِيرٍ مُسْتَقِرٌّ
54. إِنَّ المُقْتَدِرِينَ فِي جنات وعنه
55. فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِنْدَ مَلِيكٍ مُقْتَدِرٍ
1. Saat yaklaştı ve ay yarıldı.
2. Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir büyüdür" derler.
3. (Peygamberi) yalanladılar, kendi heveslerine uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır (sonuca varacaktır).
4. Andolsun ki, onlara (geçmiş milletlerin kötü akıbetlerinden) içinde caydırıcı dersler bulunan haberler gelmiştir.
5. Bu, üstün bir hikmettir; fakat uyarılar fayda vermiyor.
6. Öyleyse onlardan yüz çevir. Çağırıcının (İsrafil'in) hoş olmayan (korkunç) bir şeye çağırdığı gün,
7. Gözleri zilletten düşük halde kabirlerinden çıkarlar; sanki etrafa yayılmış çekirgeler gibidirler.
8. O çağırıcıya doğru koşarak (giderler). Kâfirler, "Bu çetin bir gündür!" derler.
9. Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulmuzu yalanlamışlar ve "O bir delidir" demişlerdi; baskıya ve hakarete uğramıştı.
10. Bunun üzerine Rabbine, "Şüphesiz ben yenik düştüm, artık bana yardım et" diye dua etti.
11. Biz de şarıl şarıl akan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeryüzünü kaynaklar halinde fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
13. Nuh'u, levhalardan ve çivilerden yapılmış gemi üzerinde taşıdık.
14. Gemi, nankörlük edilen (kavme) bir ceza olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
15. Andolsun ki biz onu bir ibret olarak bıraktık. Hani öğüt alan var mı?
16. Benim azabım ve uyarılarım nasıl çıkmış!
17. Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Hani öğüt alan var mı?
18. Âd (kavmi de) yalanlamıştı. Benim azabım ve uyarılarım nasıl çıkmış!
19. Biz onların üzerine uğursuzluğu sürekli bir günde şiddetli bir kasırga gönderdik.
20. İnsanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi söküp atıyordu.
21. Benim azabım ve uyarılarım nasıl çıkmış!
22. Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Hani öğüt alan var mı?
23. Semud (kavmi de) uyarıları yalanlamıştı.
24. "İçimizden bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz sapıklık ve çılgınlık içinde oluruz" dediler.
25. "Zikir (vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Hayatında o yalancının ve şımarığın biridir."
26. Onlar yalancının ve şımarığın kim olduğunu yarın bileceklerdir.
27. Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olarak dişi deveyi gönderiyoruz; onları gözet ve sabret!
28. Onlara suyun aralarında paylaştırıldığını haber ver. Herkes sırasıyla suyunu alacaktır.
29. Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da (deveyi) ele alıp kesti.
30. Benim azabım ve uyarılarım nasıl çıkmış!
31. Biz onların üzerine korkunç bir ses (sayha) gönderdik; ağıl sahibinin topladığı kuru ot ve çer çöp gibi oldular.
32. Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Hani öğüt alan var mı?
33. Lut kavmi de uyarıları yalanlamıştı.
34. Biz de onlara üzerlerine taş yağdıran bir fırtına gönderdik. Yalnız Lut'un ailesini seher vakti kurtardık.
35. Katımızdan bir nimet olarak (kurtardık). Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.
36. Andolsun ki (Lut) onları bizim azabımızla uyardı; fakat onlar uyarılar konusunda kuşkuya düştüler.
37. Andolsun ki misafirlerinden murat almak istediler de gözlerini kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
38. Andolsun, sabah erkenden kalıcı bir azap onları yakaladı.
39. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).
40. Andolsun biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Hani öğüt alan var mı?
41. Andolsun Firavun ailesine de uyarılar gelmişti.
42. Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Biz de onları güçlü ve kudretli bir yakalayışla yakaladık.
43. Sizin kâfirleriniz onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraat (kurtuluş belgesi) mi var?
44. Yoksa "Biz birbirimizi destekleyen güçlü bir topluluğuz" mu diyorlar?
45. O topluluk yakında bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
46. Bilakis, asıl vaat edilen saat (kıyamet) onların buluşma saatidir. O saat daha korkunç ve daha acıdır.
47. Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedir.
48. O gün yüzüstü ateşte sürüklenirler. "Cehennemin dokunuşunu tadın!" (denilir).
49. Şüphesiz biz her şeyi bir kader (ölçü ve düzen) ile yarattık.
50. Buyruğumuz tek bir sözden ibarettir; göz açıp kapayıncaya (bir an) gibidir.
51. Andolsun ki sizin benzerlerinizi helak ettik. Hani öğüt alan var mı?
52. İşledikleri her şey kitaplarda (amel defterlerinde) kayıtlıdır.
53. Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır.
54. Şüphesiz takva sahipleri cennetlerde ve nehirler başındadır.
55. Hak ve doğruluk meclisinde, mutlak güç sahibi melikin (Allah'ın) katındadırlar.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- السَّاعَةُ (Es-Sâat): Kıyamet saati.
Cümle: اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ (Kıyamet yaklaştı.) - الْقَمَرُ (El-Kamer): Ay.
Cümle: وَانْشَقَّ الْقَمَرُ (Ve ay yarıldı.) - سِحْرٌ (Sihrun): Büyü.
Cümle: هَذَا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ (Bu süre gelen bir büyüdür.) - عَبْدٌ (Abd): Kul.
Cümle: كَذَّبُوا عَبْدَنَا (Kulumuzu yalanladılar.) - سَمَاء (Semâ): Gökyüzü.
Cümle: فَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ (Göğün kapılarını açtık.) - أَرْض (Ard): Yeryüzü, yer.
Cümle: وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا (Yeryüzünü kaynaklar halinde fışkırttık.) - رِيح (Rîh): Rüzgar, kasırga.
Cümle: أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا (Üzerlerine şiddetli bir rüzgar gönderdik.) - نَاقَة (Nâka): Dişi deve.
Cümle: إِنَّا مُرْسِلُو النَّاقَةِ (Biz dişi deveyi gönderenleriz.) - صَيْحَة (Sayha): Şiddetli ses, çığlık.
Cümle: أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً (Üzerlerine tek bir çığlık gönderdik.) - بَشَر (Beşer): İnsan.
Cümle: أَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُ (İçimizden bir beşere mi uyacağız?) - ضَلَال (Dalâl): Sapıklık, delalet.
Cümle: إِنَّا إِذًا لَفِي ضَلَالٍ (O takdirde şüphesiz biz sapıklıktayız.) - عَذَاب (Azâb): Azap, ceza.
Cümle: فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي (Benim azabım nasıl oldu?) - نِعْمَة (Ni'met): Nimet, lütuf.
Cümle: نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَا (Katımızdan bir nimet olarak.) - مَجْنُون (Mecnûn): Deli, cin çarpmış.
Cümle: وَقَالُوا مَجْنُونٌ (O bir delidir dediler.) - قَدَر (Kader): Ölçü, takdir.
Cümle: خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ (Onu bir kaderle yarattık.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- اقْتَرَبَ (İkterebe): Yaklaştı.
Cümle: اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ (Kıyamet yaklaştı.) - انْشَقَّ (İnşakka): Yarıldı.
Cümle: وَانْشَقَّ الْقَمَرُ (Ve ay yarıldı.) - كَذَّبَ (Kezzebe): Yalanladı.
Cümle: كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ (Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı.) - أَرْسَلَ (Arsele): Gönderdi.
Cümle: إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا (Biz üzerlerine bir rüzgar gönderdik.) - دَعَا (Deâ): Dua etti, çağırdı.
Cümle: فَدَعَا رَبَّهُ (Rabbine dua etti.) - فَتَحَ (Feteha): Açtı.
Cümle: فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ (Göğün kapılarını açtık.) - فَجَّرَ (Cerrede / Fecr): Fışkırttı, yardı.
Cümle: وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا (Yeryüzünü kaynaklar halinde fışkırttık.) - حَمَلَ (Hamele): Taşıdı.
Cümle: وَحَمَلْنَاهُ عَلَى ذَاتِ أَلْوَاحٍ (Onu levhalar üzerinde taşıdık.) - يَسَّرَ (Yessere): Kolaylaştırdı.
Cümle: وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ (Andolsun Kur'an'ı kolaylaştırdık.) - أَهْلَكَ (Ehlake): Helak etti.
Cümle: وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا أَشْيَاعَكُمْ (Benzerlerinizi helak ettik.) - خَلَقَ (Haleka): Yarattı.
Cümle: إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ (Biz her şeyi yarattık.) - نَجَّى (Neccâ): Kurtardı.
Cümle: نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍ (Onları seher vakti kurtardık.) - عَقَرَ (Akare): Kesti (deveyi).
Cümle: فَتَعَاطَى فَعَقَرَ (Ele alıp kesti.) - ذَاقَ (Zaka): Tattı.
Cümle: فَذُوقُوا عَذَابِي (Azabımı tadın.) - يَقُولُ (Yekûlu): Diyor, söyler.
Cümle: وَيَقُولُوا سِحْرٌ (Ve "büyüdür" derler.)
3. Arapça Edat Örnekleri (Harfi Cerler Hariç - 5 Adet)
- وَ (Vav - Atıf Edatı): Ve.
Cümle: اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ (Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.) - فَـ (Fe - Atıf / Takip Edatı): -ip, o anda, hemen.
Cümle: فَدَعَا رَبَّهُ (Hemen Rabbine dua etti.) - إِنْ (İn - Şart Edatı): Eğer.
Cümle: وَإِنْ يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا (Ve eğer bir mucize görseler yüz çevirirler.) - بَلْ (Bel - İtiraz / Rücu Edatı): Bilakis, aksine.
Cümle: بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ (Bilakis o yalancının ve şımarığın biridir.) - لَمَّا (Lemmâ - Zaman / Vuslat Edatı): -Dığı zaman, ne zaman ki.
Cümle: فَلَمَّا جَاءَهُمْ أَمْرُنَا (Ne zaman ki emrimiz onlara geldi...)
Kamer Suresi 1-55. Ayetler 33 Soruluk Kapsamlı Test



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.