- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-57. Hadîd Sûresi-1-29.ayetler
Hadîd Suresi, Medine döneminde nazil olmuş ve 29 ayetten oluşan bir suredir. Adını 25. ayette geçen ve "demir" anlamına gelen "el-Hadîd" kelimesinden alır. Sure, temel olarak Allah'ın uluhiyetini, göklerdeki ve yerdeki her şeyin O'nu tespih ettiğini, ilminin ve kudretinin kuşatıcılığını vurgular. Müminleri Allah yolunda infaka (mal harcamaya) teşvik eder, dünya hayatının geçici oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu hatırlatarak ahiret için yarışmaya davet eder. Ayrıca geçmiş peygamberlerin kıssalarına ve tevhid mücadelesine değinir.
Hadîd Suresi 1-29. Ayetler (Okuma Parçası)
1. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
2. لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ يُحْيِي وَيُمِيتُ ۖ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
3. هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
4. هُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ ۚ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِي الْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا ۖ وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنْتُمْ ۚ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
5. لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ
6. يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ ۚ وَهُوَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
7. آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنْفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُمْ مُسْتَخْلَفِينَ فِيهِ ۖ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَأَنْفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ
8. وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ ۙ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَاقَكُمْ إن كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
9. هُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ عَلَى عَبْدِهِ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظَّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ ۚ وَإِنَّ اللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌ رَحِيمٌ
10. وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنْفِقُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَاثُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ لَا يَسْتَوِي مِنْكُمْ مَنْ أَنْفَقَ مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَ ۚ أُولَئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِنَ الَّذِينَ أَنْفَقُوا مِنْ بَعْدُ وَقَاتَلُوا ۚ وَكُلَّا وَعَدَ اللَّهُ الْحُسْنَى ۚ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
11. مَنْ ذَا الَّذِي يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَاعِفَهُ لَهُ وَلَهُ أَجْرٌ كَرِيمٌ
12. يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعَى نُورُهُمْ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ بُشْرَاكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ۚ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
13. يَوْمَ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ لِلَّذِينَ آمَنُوا انْظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِنْ نُورِكُمْ قِيلَ ارْجِعُوا وَرَاءَكُمْ فَالْتَمِسُوا نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌ بَاطِنُهُ فِيهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ من قِبَلِهِ الْعَذَابُ
14. يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْ ۖ قَالُوا بَلَى وَلَكِنَّكُمْ فَتَنْتُمْ أَنْفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَارْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ الْأَمَانِيُّ حَتَّى جَاءَ أَمْرُ اللَّهِ وَغَرَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ
15. فَالْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا ۚ مَأْوَاكُمُ النَّارُ هِيَ مَوْلَاكُمْ ۖ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
16. أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُ لِذِكْرِ اللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْأَمَدُ فَقَسَوْت قلوبهم ۖ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ
17. اعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا ۚ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
18. إِنَّ الْمُصَّدِّقِينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَأَقْرَضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ
19. وَالَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُلِهِ أُولَئِكَ هُمُ الصِّدِّيقُونَ وَالشُّهَدَاءُ عِنْدَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ ۖ وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ
20. اعْلَمُوا أَنَّ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْأَمْوَالِ وَالْأَوْلَادِ ۖ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَاهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَامًا ۖ وَفِي الْآخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانٌ ۚ وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
21. سَابِقُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ آمَنُوا عَرْضُ لِلَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُلِهِ ۚ ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ ۚ وَاللَّهُ ذُو الفضل العظيم
22. مَا أَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي أَنْفُسِكُمْ إِلَّا فِي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ أن نَبْرَأَهَا ۚ إِنَّ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
23. لِكَيْ لَا تَأْسَوْا عَلَى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَا آتَاكُمْ ۗ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ
24. الَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ ۗ وَمَنْ يَتَوَفَّ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ
25. لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَأَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمِيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ ۖ وَأَنْزَلْنَا الْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرَسُلَهُ بِالْغَيْبِ ۚ وَإِنَّ اللَّهَ عَذَابٌ شَدِيدٌ إِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
26. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَاهِيمَ وَجَعَلْنَا ذَرِّيَّتَهُمَا النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ ۖ فَمِنْهُمُُمْ مُهْتَدٍ ۖ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ
27. ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَى آثَارِهِمْ بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَآتَيْنَاهُ الْإِنْجِيلَ وَجَعَلْنَا ذَرِّيَّتَهُمْ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرُهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللَّهِ فَمَا رَحْمَةً بَعْدَهَا... (29. ayete kadar devam eder)
1. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tespih etmiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
3. O, ilk ve son, açık ve gizlidir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
4. O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden... O nerede olursanız olun sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
5. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. İşler yalnız Allah'a döndürülür.
6. Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, kalplerin özünü çok iyi bilendir.
7. Allah'a ve Resûlüne iman edin; sizi üzerlerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de harcayanlar var ya, onlar için büyük mükafat vardır.
8. Size ne oluyor ki Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa Peygamber sizi Rabbinize iman etmeye çağırıyor.
9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O'dur.
10. Size ne oluyor ki Allah yolunda harcamıyorsunuz? Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır.
11. Kim Allah'a güzel bir borç verecek olursa, Allah onu kat kat fazlasıyla öder ve ona cömertçe bir mükafat vardır.
12. Mümin erkeklerin ve mümin kadınların nurlarının önlerinde ve sağlarında koştuğu günü unutmayın.
13. Münafık erkeklerle münafık kadınların müminlere "Bize bakın da nurunuzdan alalım" diyeceği gün aralarına kapılı bir sur çekilir.
14. Münafıklar onlara "Biz sizinle değil miydik?" diye seslenirler. Onlar da "Evet ama siz kendinizi yaktınız, fitneye düştünüz" derler.
15. Artık bugün ne sizden ne de inkâr edenlerden fidye kabul edilir. Barınağınız ateştir.
16. İnananların kalplerinin Allah'ın zikrine ve inen gerçeğe karşı yumuşama vakti gelmedi mi?
17. Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir.
18. Sadaka veren erkek ve kadınlar ile Allah'a güzel borç verenlerin ecirleri kat kat artırılır.
19. Allah'a ve peygamberlerine inananlar var ya, işte onlar sıddîklar ve şehitlerdir.
20. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal-evlat çoğaltma yarışıdır.
21. Rabbinizin bağışına ve genişliği gökle yer kadar olan cennete doğru yarışın.
22. Yeryüzünde ve nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın.
23. Elinizden çıkana üzülmemeniz ve size verdiğiyle şımarmamanız için (böyle takdir ettik).
24. Cimrilik edenler ve insanlara cimriliği emredenler (bilsinler ki) Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmeye layıktır.
25. Andolsun ki peşlerinden elçilerimizi açık delillerle gönderdik, adalet ayakta dursun diye kitap ve mizan indirdik. Demir de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır.
26. Andolsun Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soyuna verdik.
27. Arkalarından Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığı ise biz onlara yazmamıştık.
28. Ey iman edenler! Allah'tan korkun, O'nun elçisine inanın ki size rahmetinden iki pay versin ve sizinle yürüyeceğiniz bir nur lütfetsin.
29. Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye sahip olamayacaklarını ve lütfun tamamen Allah'ın elinde, onu dilediğine vereceğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- الْأَرْض (El-Ard / Yeryüzü):
Cümle: مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ (Göklerin ve yerin mülkü O'nundur.) - السَّمَاوَات (Es-Semâvât / Gökler):
Cümle: سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerde olanlar Allah'ı tespih etmiştir.) - الْعَزِيز (El-Azîz / Üstün, mutlak güç sahibi):
Cümle: وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.) - الْحَكِيم (El-Hakîm / Hikmet sahibi):
Cümle: إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (Şüphesiz Allah Alim ve Hakim'dir.) - مُلْك (Mülk / Egemenlik, mülk):
Cümle: لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ (Göklerin mülkü O'nundur.) - قَرْض (Qard / Borç):
Cümle: يُقْرِضُ اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا (Allah'a güzel bir borç verir.) - نُور (Nûr / Nur, ışık):
Cümle: يَسْعَى نُورُهُمْ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ (Nurları önlerinde koşar.) - حَدِيد (Hadîd / Demir):
Cümle: وَأَنْزَلْنَا الْحَدِيدَ (Ve demiri indirdik.) - حَيَاة (Hayât / Yaşam):
Cümle: إِنَّ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا لَعِبٌ (Dünya hayatı ancak bir oyundur.) - أَجْر (Ajr / Ödül, ecir):
Cümle: لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ (Onlar için büyük bir mükafat vardır.) - كِتَاب (Kitâb / Kitap, yazı):
Cümle: إِلَّا فِي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ (Mutlaka bir kitapta yazılıdır.) - مِيزَان (Mîzân / Terazi, adalet ölçüsü):
Cümle: وَأَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمِيزَانَ (Kitabı ve mizanı indirdik.) - رَحْمَة (Rahmah / Rahmet):
Cümle: بَاطِنُهُ فِيهِ الرَّحْمَةُ (İç yüzünde rahmet vardır.) - عِلْم (İlm / İlim, bilgi):
Cümle: وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (Allah her şeyi bilir.) - سَاعَة (Sâah / Zaman, saat):
Cümle: جَاءَتِ السَّاعَةُ (Kıyamet saati geldi.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- سَبَّحَ (Sebbeha / Tespih etti):
Cümle: سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerde olanlar Allah'ı tespih etti.) - خَلَقَ (Halaqa / Yarattı):
Cümle: الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ (Gökleri ve yeri yaratan...) - يُحْيِي (Yuhyî / Diriltiyor):
Cümle: يُحْيِي وَيُمِيتُ (Diriltir ve öldürür.) - يُمِيتُ (Yumîtu / Öldürüyor):
Cümle: اللَّهُ يُحْيِي وَيُمِيتُ (Allah diriltir ve öldürür.) - آمَنَ (Âmene / İman etti):
Cümle: آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ (Allah'a ve Resûlüne iman edin.) - أَنْفَقَ (Enfeqa / İnfak etti):
Cümle: وَمَنْ أَنْفَقَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ (Kim Allah yolunda infak ederse...) - تُرْجَعُ (Turca'u / Döndürülür):
Cümle: وَإِلَى اللَّهِ تُرْجَعُ الْأُمُورُ (İşler yalnız Allah'a döndürülür.) - عَلِمَ (Alime / Bildi):
Cümle: عَلِمَ اللَّهُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ (Allah kalplerinizdekini bildi.) - كَتَبَ (Keteba / Yazdı):
Cümle: كَتَبَ اللَّهُ لَغَلِبَنَّ (Allah, "Şüphesiz ben ve elçilerim galip geleceğiz" diye yazmıştır.) - فَازَ (Fâza / Başardı, kurtuldu):
Cümle: فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا (Büyük bir kurtuluşa erdi.) - تَابَ (Tâbe / Tövbe etti):
Cümle: وَتَابَ عَلَيْهِمْ (Ve onların tövbesini kabul etti.) - أَرْسَلَ (Ersale / Gönderdi):
Cümle: لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا (Andolsun elçilerimizi gönderdik.) - تَرَكَ (Tereke / Bıraktı):
Cümle: مَا تَرَكَ مِنْ شَيْءٍ (Hiçbir şey bırakmadı.) - ضَرَبَ (Darabe / Vurdu, örnek verdi):
Cümle: ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا (Allah bir örnek verdi.) - إِسْتَوَى (İstevâ / İstiva etti, yöneldi):
Cümle: ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Sonra arşa istiva etti.)
3. Arapça Edat Örnekleri (Harf-i Cerler Hariç - 5 Adet)
- وَ (Vâv / Atıf edatı - ve):
Cümle: السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ (Gökler ve yer.) - فَـ (Fâ / Atıf/Takip edatı - o halde, peşinden):
Cümle: فَالَّذِينَ آمَنُوا (O halde iman edenler...) - ثُمَّ (Summe / Atıf edatı - sonra):
Cümle: ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Sonra arşa istiva etti.) - لَا (Lâ / Olumsuzluk edatı - asla, yok):
Cümle: لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ (Sizden hiçbir fidye alınmaz.) - مَا (Mâ / Olumsuzluk veya ismi mevsul edatı - şey):
Cümle: مَا عِنْدَكُمْ يَنْفَدُ (Sizin yanınızda olan tükenir.)
Hadîd Suresi 1-29. Ayetler Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.