- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-61. Saff Sûresi-1-14.ayetler
Saff Suresi, Medine döneminde inmiş olup 14 ayettir. Adını 4. ayette geçen ve Allah yolunda kenetlenerek saf bağlayan müminleri öven "es-Saff" kelimesinden alır. Sûrede iman edip de söylediklerini yaşamayanların eleştirilmesi, Allah yolunda birlik ve beraberlik içinde cihad etmenin önemi, Hz. Musa ve Hz. İsa'nın tebliğ mücadeleleri, Hz. Muhammed'in (SAV) geleceğinin müjdelenmesi, Allah'ın nurunun tamamlanacağı ve mal ile canla yapılan ticaretin (cihadın) en büyük kurtuluş vesilesi olduğu anlatılmaktadır.
61. Saff Sûresi 1-14. Ayetler (Okuma Parçası)
1. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۖ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
2. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
3. كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
4. إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنيَانٌ مَّرْصُوصٌ
5. وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ ۖ فَلَمَّا زاغوا أَزَاغَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ ۚ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
6. وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ ۖ فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُبِينٌ
7. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَى إِلَى الْإِسْلَامِ ۚ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
8. يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
9. هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ
10. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
11. تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ۚ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
12. يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ۚ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
13. وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا ۖ نَصْرٌ مِّنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ ۗ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
14. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنْصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ ۖ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ فَآمَنَتْ طَائِفَةٌ مِّنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَكَفَرَتْ طَائِفَةٌ ۖ فَأَيَّدْنَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَى عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ
1. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.
2. Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
3. Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir öfkeyle karşılanır.
4. Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki kurşun kaynatılmış bir bina gibi saflar halinde çarpışanları sever.
5. Hani Musa kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
6. Hani Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, size Allah'ın elçisiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, adı Ahmed olan bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." Fakat o, kendilerine apaçık delillerle gelince, "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
7. İslam'a çağrıldığı halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
8. Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
9. O, Resûlünü hidayet ve hak din ile gönderdi; onu bütün dinlerin üstün kılacak, isterse müşrikler hoşlanmasınlar.
10. Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret yolunu göstereyim mi?
11. Allah'a ve Resûlüne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.
12. (Böyle yaparsanız) günahlarınızı bağışlar ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.
13. Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih. Müminleri müjdele.
14. Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nasıl ki Meryem oğlu İsa havarilere, "Allah yolunda benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler de, "Biz Allah'ın yardımcılarıyız" demişlerdi. İsrailoğullarından bir taife iman etmiş, bir taife de kâfir olmuştu. Sonunda biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, böylece üstün geldiler.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- السَّمَاوَات (Es-Semâvât): Gökler.
Cümle: مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ - الْأَرْض (El-Erd): Yeryüzü, yer.
Cümle: مَا فِي الْأَرْضِ - صَفّ (Saff): Saf, sıra.
Cümle: يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا - بُنْيَان (Bunyân): Bina, yapı.
Cümle: كَأَنَّهُم بُنيَانٌ مَّرْصُوصٌ - رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ - التَّوْرَاة (Et-Tevrât): Tevrat kitabı.
Cümle: مِنَ التَّوْرَاةِ - بَيِّنَات (Beyyinât): Apaçık deliller, mucizeler.
Cümle: بِالْبَيِّنَاتِ - نُور (Nûr): Işık, nur, hidayet.
Cümle: نُورَ اللَّهِ - تِجَارَة (Ticâret): Ticaret, kazanç yolu.
Cümle: عَلَى تِجَارَةٍ - عَذَاب (Azâb): Azap, ceza.
Cümle: مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ - أَمْوَال (Emtâl): Mallar, servetler.
Cümle: بِأَمْوَالِكُمْ - أَنْفُس (Enfus): Canlar, nefisler.
Cümle: وَأَنْفُسِكُمْ - جَنَّات (Cennât): Cennetler.
Cümle: جَنَّاتٍ تَجْرِي - نَصْر (Nasr): Yardım, zafer.
Cümle: نَصْرٌ مِّنَ اللَّهِ - عَدُوّ (Aduv): Düşman.
Cümle: عَلَى عَدُوِّهِمْ
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- سَبَّحَ (Sebbeha): Tesbih etti, yüceltti.
Cümle: سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Cümle: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا - تَقُولُونَ (Tekûlûne): Söylüyorsunuz.
Cümle: لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ - تَفْعَلُونَ (Tef'alûne): Yapıyorsunuz.
Cümle: مَا لَا تَفْعَلُونَ - يُحِبُّ (Yuhibbu): Sever.
Cümle: إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ - يُقَاتِلُونَ (Yukâtilûne): Savaşıyorlar, çarpışıyorlar.
Cümle: يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ - قَالَ (Kâle): Dediki.
Cümle: وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ - تُؤْذُونَنِي (Tu'zûnenî): Beni incitiyorsunuz.
Cümle: لِمَ تُؤْذُونَنِي - تَعْلَمُونَ (Ta'lemûne): Biliyorsunuz.
Cümle: وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ - يُبَشِّرُ (Yubeşşiru): Müjdeliyor.
Cümle: وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ - يَأْتِي (Ye'tî): Geliyor.
Cümle: يَأْتِي مِنْ بَعْدِي - يُرِيدُونَ (Yurîdûne): İstiyorlar.
Cümle: يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا - أَرْسَلَ (Ersale): Gönderdi.
Cümle: هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ - تُنْجِي (Tuncî): Kurtarıyor.
Cümle: تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ - يَغْفِرُ (Yagfiru): Bağışlar.
Cümle: يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- فِي (Fî - Harf-i cer): İçinde, de/da.
Cümle: مَا فِي السَّمَاوَاتِ - لِـ (Li - Harf-i cer): İçin, -e ait.
Cümle: سَبَّحَ لِلَّهِ - مِنْ (Min - Harf-i cer): -den, -dan.
Cümle: مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ - عَلَى (Alâ - Harf-i cer): Üzerinde, üzere.
Cümle: عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ - بِـ (Bi - Harf-i cer): İle, -de.
Cümle: بِالْبَيِّنَاتِ
Saff Suresi 1-14. Ayetler Dilbilgisi ve Anlama Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.