- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-62. Cuma Sûresi-1-11.ayetler
Cuma Suresi'nin ilk 11 ayeti, kainattaki her şeyin Allah'ı tesbih ettiğini, Hz. Muhammed'in ümmiler arasından peygamber olarak gönderilişinin hikmetini, Tevrat'ın sorumluluğunu taşıyıp gereğini yapmayanların durumunu, Yahudilerin iddialarını ve ölümden kaçamayacaklarını konu alır. Ayrıca 9. ve 11. ayetler arasında Cuma namazı çağrısı yapıldığında alışverişin bırakılıp Allah'ın zikrine koşulmasını, namaz sonrasında ise yeryüzüne dağılıp rızık aranmasını emreder; dünya menfaati uğruna ibadetin terk edilmemesi gerektiğini vurgular.
Cuma Suresi 1-11. Ayetler (Okuma Parçası)
1. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
2. هُوَ الَّذِي بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا مِن قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ
3. وَآخَرِينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
4. ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاءُ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ
5. مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
6. قُلْ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ هَادُوا إِن زَعَمْتُمْ أَنَّكُمْ أَوْلِيَاءُ لِلَّهِ مِن دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
7. وَلَا يَتَمَّنَوْنَهُ أَبَدًا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ
8. قُلْ إِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّ مِنْهُ فَإِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
9. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
10. فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
11. وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللَّهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
1. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi; mülkün sahibi, eksiklikten uzak, mutlak güç sahibi (Azîz) ve hüküm ve hikmet sahibi (Hakîm) olan Allah'ı tesbih eder.
2. Ümmîler arasından kendilerinden bir peygamber gönderen O'dur. O, onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
3. (O, bu peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmamış olan diğer insanlara da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. Bu, Allah'ın lütfudur; onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
5. Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (gerekleriyle) taşımayanların durumu, ciltlerce kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan topluluğun durumu ne kötüdür! Allah zalim topluluğu hidayete erdirmez.
6. De ki: "Ey yahudi olansınız! Eğer diğer insanlardan ayrı olarak yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, iddianızda doğru iseniz haydi ölümü dileyin!"
7. Ama önceden işledikleri günahlar sebebiyle onu asla istemezler. Allah zalimleri çok iyi bilir.
8. De ki: "Şüphesiz kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, kesinkes sizinle karşılaşacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen (Allah)'a döndürüleceksiniz de O, yaptıklarınızı size bildirecektir."
9. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine (namaza) koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.
10. Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın, Allah'ın lütfundan (rızkınızı) arayın ve Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.
11. Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hemen oraya dağılıverirler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: "Allah katında olan, eğlenceden de ticaretten de hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır."
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- السَّمَاوَات (Es-Semâvât): Gökler.
Cümle: مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ (Göklerde ve yerdekiler...) - الْأَرْض (El-Ard): Yeryüzü, yer.
Cümle: فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzüne dağılın.) - الْمَلِك (El-Melik): Mülk sahibi, hükümdar.
Cümle: هُوَ اللَّهُ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ (O, Melik ve Kuddûs olan Allah'tır.) - الْقُدُّوس (El-Kuddûs): Eksiklikten ve kusurdan münezzeh.
Cümle: الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ (Kuddûs ve Azîz olan...) - الْعَزِيز (El-Azîz): Mutlak güç sahibi, üstün.
Cümle: وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (O, Azîz ve Hakîm'dir.) - الْحَكِيم (El-Hakîm): Hikmet sahibi.
Cümle: اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ (Allah Azîz ve Hakîm'dir.) - رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: بَعَثَ رَسُولًا مِّنْهُمْ (Onlardan bir elçi gönderdi.) - الْكِتَاب (El-Kitâb): Kitap, Kur'an.
Cümle: وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ (Onlara Kitap'ı öğretir.) - الْحِكْمَة (El-Hikmet): Hikmet.
Cümle: وَالْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا (Ve hikmeti...) - ضَلَال (Dalâl): Sapıklık, delalet.
Cümle: لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ (Apaçık bir sapıklıktadırlar.) - فَضْل (Fazl): Lütuf, ihsan, bolluk.
Cümle: ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ (Bu Allah'ın lütfudur.) - التَّوْرَاة (Et-Tevrât): Tevrat kitabı.
Cümle: حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ (Tevrat ile yükümlü tutuldular.) - الْحِمَار (El-Himâr): Eşek.
Cümle: كَمَثَلِ الْحِمَارِ (Eşek gibidir.) - الْمَوْت (El-Mevt): Ölüm.
Cümle: فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ (Ölümü dileyin.) - الْجُمُعَة (El-Cumu'a): Cuma günü.
Cümle: مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ (Cuma gününden...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- يُسَبِّحُ (Yusebbihu / Tesbih eder):
Cümle: يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerdeki her şey Allah'ı tesbih eder.) - بَعَثَ (Bease / Gönderdi):
Cümle: بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا (Ümmîler arasında bir elçi gönderdi.) - يَتْلُونَ (Yetlûne / Okuyorlar):
Cümle: يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ (Ayetlerini onlara okuyorlar.) - يُزَكِّيهِمْ (Yuzekkîhim / Onları arındırıyor):
Cümle: وَيُزَكِّيهِمْ مِنْ الْأَدْنَاسِ (Onları günahlardan arındırır.) - يُعَلِّمُ (Yuallimu / Öğretiyor):
Cümle: يُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ (Onlara kitabı öğretir.) - كَانُوا (Kânû / Oldular):
Cümle: وَإِن كَانُوا مِن قَبْلُ (Oysa onlar daha önce...) - يَحْمِلُوهَا (Yahmilûhâ / Onu taşıdılar/yüklendiler):
Cümle: ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا (Sonra onu taşımadılar.) - كَذَّبُوا (Kezzebû / Yalanladılar):
Cümle: الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِ اللَّهِ (Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar.) - يَهْدِي (Yehdî / Hidayet eder):
Cümle: وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ (Allah topluluğu hidayete erdirmez.) - زَعَمْتُمْ (Ze'amtum / İddia ettiniz):
Cümle: إِن زَعَمْتُمْ أَنَّكُمْ أَوْلِيَاءُ (Eğer dost olduğunuzu iddia ettiyseniz.) - تَفِرُّونَ (Tefirrûne / Kaçıyorsunuz):
Cümle: الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّ مِنْهُ (Kendisinden kaçtığınız ölüm.) - تُرَدُّونَ (Tureddûne / Döndürüleceksiniz):
Cümle: ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ (Sonra gaybı bilene döndürüleceksiniz.) - نُودِيَ (Nûdiye / Nida edildi, çağrıldı):
Cümle: إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ (Namaz için çağrı yapıldığında.) - فَاسْعَوْا (Fas'av / Hemen koşun):
Cümle: فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ (Allah'ın zikrine koşun.) - انْفَضُّوا (İnfeddû / Dağılıverdiler):
Cümle: انْفَضُّوا إِلَيْهَا (Oraya doğru dağılıverdiler.)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- فِي (Fî - Harf-i cer): İçinde, de/da.
Cümle: مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerde olanlar...) - مِنْ (Min - Harf-i cer): -den, -dan.
Cümle: رَسُولًا مِّنْهُمْ (Onlardan bir elçi...) - عَلَى (Alâ - Harf-i cer): Üzerinde, üzere.
Cümle: يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ (Onlara okuyorlar.) - إِلَى (İlâ - Harf-i cer): -e, -a doğru, kadar.
Cümle: إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ (Allah'ın zikrine doğru.) - لِـ (Li - Harf-i cer): İçin, ait.
Cümle: لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerdeki her şey Allah'a aittir.)
Cuma Suresi 1-11. Ayetler Dilbilgisi ve Anlama Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.