- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-63. Munâfikûn Sûresi-1-11.ayetler
Medine döneminde inen Münâfikûn Suresi 11 ayettir. Adını ilk ayette geçen ve ikiyüzlülük yapanları ifade eden "münâfikûn" kelimesinden almıştır. Sûrede münafıkların yalan yere şahitlikleri, yeminlerini haksızlıklarına kalkan yapmaları, dış görünüşlerine aldanılmaması gereken ama iç dünyaları korkak ve bozuk olan karakterleri ele alınmıştır. Ayrıca müminlerin mallarının ve evlatlarının kendilerini Allah'ı zikirden alıkoymaması gerektiği vurgulanarak ölüm gelmeden önce infakta bulunulması öğütlenmiştir.
Münâfikûn Sûresi 1-11. Ayetler (Okuma Parçası)
1. إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ
2. اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ إِنَّهُمْ سَاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
3. ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ آمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
4. وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
5. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ لَوَّوْا رُؤُوسَهُمْ وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ
6. سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ أَمْ لَمْ تُسْتَغْفِرْ لَهُمْ لَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
7. هُمُ الَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنْفِقُوا عَلَى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ حَتَّى يَنْفَضُّوا وَلِلَّهِ خَزَائِنُ السَّمَاوَاتِ وَلِأَرْضِ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَفْقَهُونَ
8. يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ
9. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ أَمْوَالُكُمْ وَلَا أَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
10. وَأَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا أَخَّرْتَنِي إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُنْ مِنَ الصَّالِحِينَ
11. وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَاءَ أَجَلُهَا وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
1. Münafıklar sana geldiklerinde, "Şahitlik ederiz ki sen kesinlikle Allah’ın elçisisin" derler. Allah da bilir ki sen kesinlikle O’nun elçisisin. Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
2. Yeminlerini kalkan yapıp Allah’ın yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yapageldiği şeyler ne kötüdür!
3. Bu, onların inanıp sonra inkâr etmeleri yüzündendir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir; artık onlar anlamazlar.
4. Onları gördüğün zaman cüsseleri hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Sanki onlar (duvara) dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü aleyhlerinde sanırlar. Düşman odur; onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar?
5. Onlara, "Gelin, Allah’ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve onların büyüklük taslayarak engellediklerini görürsün.
6. Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları asla bağışlamaz. Şüphesiz Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
7. Onlar, "Allah’ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır; fakat münafıklar anlamazlar.
8. "Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, en üstün olan, en zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlar. Oysa izzet (güç ve onur) Allah’a, Resûlüne ve müminlere mahsustur; fakat münafıklar bunu bilmezler.
9. Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
10. Herhangi birinize ölüm gelip de, "Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de sadaka verip salihlerden olsaydım!" diyeceği günden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.
11. Allah, eceli geldiğinde hiçbir nefsi asla ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- الْمُنَafiqûn (El-Münafıkûn): Münafıklar, ikiyüzlüler.
Cümle: إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ (Münafıklar sana geldiklerinde...) - رَسُول (Resul): Elçi, peygamber.
Cümle: إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ (Sen kesinlikle Allah’ın elçisisin.) - يَمِين (Yemin): Ant, söz verme.
Cümle: اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً (Yeminlerini kalkan edindiler.) - جُنَّة (Cünnet): Kalkan, siper.
Cümle: جَعَلَ الْقُرْآنَ جُنَّةً لَهُ (Kur'an'ı kendisine kalkan kıldı.) - سَبِيل (Sebil): Yol, cadde.
Cümle: صَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ (Allah'ın yolundan alıkoydular.) - قَلْب (Kalb): Kalp, gönül.
Cümle: طُبِعَ عَلَى قُلُوبِهِمْ (Kalpleri mühürlenmiştir.) - عَدُوّ (Aduvv): Düşman.
Cümle: هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ (Onlar düşmandır, onlardan sakın!) - مَدِينَة (Medine): Şehir.
Cümle: رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ (Medine'ye döndük.) - عِزَّة (İzzet): Üstünlük, şeref, onur.
Cümle: وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ (İzzet Allah'ındır.) - أَمْوَال (Emvâl): Mallar, servetler.
Cümle: لَا تُلْهِكُمْ أَمْوَالُكُمْ (Mallarınız sizi alıkoymasın.) - أَوْلَاد (Evlâd): Çocuklar, evlatlar.
Cümle: وَلَا أَوْلَادُكُمْ (Ve evlatlarınız da...) - ذِكْر (Zikir): Anma, hatırlama.
Cümle: عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ (Allah'ı zikretmekten...) - مَوْت (Mevt): Ölüm.
Cümle: قَبْلَ أَنْ يَأْتِيَكُمُ الْمَوْتُ (Ölüm size gelmeden önce...) - أَجَل (Ecel): Vakit, süre, ecel.
Cümle: إِذَا جَاءَ أَجَلُهَا (Eceli geldiği zaman...) - صَالِح (Salih): İyi, dürüst kimse.
Cümle: وَأَكُنْ مِنَ الصَّالِحِينَ (Salihlerden olayım.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- جَاءَ (Câe): Geldi.
Cümle: إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ (Münafıklar sana geldiğinde...) - قَالَ (Kâle): Söyledi.
Cümle: قَالُوا نَشْهَدُ (Şahitlik ederiz dediler.) - شَهِدَ (Şehide): Şahitlik etti.
Cümle: نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ (Şahitlik ederiz ki sen Resulullah'sın.) - عَلِمَ (Alime): Bildi.
Cümle: وَاللَّهُ يَعْلَمُ (Allah bilir.) - اتَّخَذَ (İttehaze): Edindi.
Cümle: اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً (Yeminlerini kalkan edindiler.) - صَدَّ (Sadda): Alıkoydu, engelledi.
Cümle: فَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ (Allah'ın yolundan alıkoydular.) - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Cümle: بِأَنَّهُمْ آمَنُوا (İman etmeleri sebebiyle...) - كَفَرَ (Kafere): İnkâr etti.
Cümle: ثُمَّ كَفَرُوا (Sonra inkâr ettiler.) - رَأَى (Reâ): Gördü.
Cümle: وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ (Onları gördüğün zaman...) - سَمِعَ (Semi'a): İşitti, duydu.
Cümle: تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ (Sözlerini dinlersin/işitirsin.) - غَفَرَ (Ğafere): Bağışladı.
Cümle: لَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ (Allah onları asla bağışlamaz.) - أَنْفَقَ (Enfaka): İnfak etti, harcadı.
Cümle: لَا تُنْفِقُوا (Harcamayın, infak etmeyin.) - خَرَجَ (Harace): Çıktı.
Cümle: خَرَجَ الطَّالبُ مِنَ البَيتِ (Öğrenci evden çıktı.) - فَعَلَ (Feale): yaptı.
Cümle: وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ (Kim bunu yaparsa...) - أَتَى (Etâ): Geldi.
Cümle: قَبْلَ أَنْ يَأْتِيَ الْمَوْتُ (Ölüm gelmeden önce...)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- فِي (Fî - Harf-i cer): İçinde, de/da.
Cümle: مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerde olanlar...) - عَلَى (Alâ - Harf-i cer): Üzerinde, üzere.
Cümle: عَلَى قُلُوبِهِمْ (Kalpleri üzerine / kalplerine...) - مِنْ (Min - Harf-i cer): -den, -dan.
Cümle: مِنْ قَبْلِ (Önce / -den önce...) - إِلَى (İlâ - Harf-i cer): -e, -a doğru, kadar.
Cümle: إِلَى الْمَدِينَةِ (Medine'ye doğru...) - لَا (Lâ): Olumsuzluk edatı (değil / -mez).
Cümle: لَا يَفْقَهُونَ (Anlamazlar / kavramazlar.)
Münâfikûn Sûresi 1-11. Ayetler Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.