- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-64. Tegâbun Sûresi-1-18.ayetler
Tegâbun Suresi, Medine döneminde inmiş olup 18 ayettir. Sûre adını 9. ayette geçen ve "aldanma, karşılıklı aldanma ve kazanç" anlamına gelen "et-Teğâbun" kelimesinden almıştır. Sûrenin temel konuları şunlardır:
- Göklerde ve yerde bulunan her şeyin Allah’ı tesbih ettiği ve mülkün O'na ait olduğu,
- İnsanların yaratılış gayesi, Allah'ın her şeyi hakkıyla bildiği ve gördüğü,
- Geçmişteki kâfirlerin inkârları yüzünden uğradıkları acı akıbet ve peygamberlerin uyarıları,
- Ahiretteki diriliş gerçeği ve "Teğâbun" (aldanma/kazanç) günü,
- İman, salih amel, Allah yolunda infak (mal harcama) ve takva bilinci,
- Dünya malının ve evlatların birer imtihan (fitne) vesilesi olabileceği, eş ve çocuklara karşı uyanık olunması gerektiği,
- Allah'a sığınma, tevekkül, sabır, affedicilik ve güç yetir ölçüsünde O'ndan sakınma.
Tegâbun Sûresi 1-18. Ayetler (Arapça Metin ve Meali)
1. يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
2. هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
3. خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
4. يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
5. أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُ فَذَاقُوا وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
6. ذَلِكَ بِأَنَّهُ كَانَ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُوا أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللَّهُ وَاللَّهُ غَنِيٌّ حَمِيدٌ
7. زَعَمَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنْ لَنْ يُبْعَثُوا قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرٌ
8. فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَالنُّورِ الَّذِي أَنْزَلْنَا وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
9. يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذَلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
10. وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ خَالِدِينَ فِيهَا وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
11. مَا أَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
12. وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
13. اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
14. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ وَأَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ فَاحْذَروهُمْ وَإِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
15. إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللَّهُ عِنْدَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ
16. فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَأَطِيعُوا وَأَنْفِقُوا خَيْرًا لِأَنْفُسِكُمْ وَمَنْ يُوقِ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
17. إِنْ تُقْرِضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ
18. عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
1. Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O, her şeye kadirdir.
2. Sizi yaratan O'dur. Öyle ki, içinizden kâfir olan da vardır, mümin olan da. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
3. Gökleri ve yeri hak ile yarattı, sizi şekillendirdi ve şeklinizi güzel yaptı. Dönüş O'nadır.
4. Göklerde ve yerde olanı bilir; gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilir. Allah kalplerin özünü bilendir.
5. Daha önce inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? İşlerinin vebalini tattılar ve onlar için elem verici bir azap vardır.
6. Bu, kendilerine peygamberleri apaçık deliller getirdiklerinde, "Bize insan mı yol gösterecek?" diyerek inkâr etmeleri ve yüz çevirmelerindendir. Allah da (onlara muhtaç olmadığını gösterip) tenezzül etmedi. Allah zengindir, övülmeye lâyıktır.
7. İnkâr edenler, asla diriltilmeyeceklerini öne sürdüler. De ki: "Hayır, Rabbime yemin ederim ki kesinlikle diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah için çok kolaydır."
8. Öyleyse Allah'a, Resûlü'ne ve indirdiğimiz nura (Kur'an'a) iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
9. O sizi toplama günü için bir araya getireceği gündür; işte o, aldanma günüdür (Teğâbun). Kim Allah'a iman eder ve salih amelde bulunursa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.
10. İnkâr edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateşin halkıdırlar; orada ebedî kalacaklardır. Ne kötü bir dönüş yeridir!
11. Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, Allah onun kalbini hidayete erdirir. Allah her şeyi bilendir.
12. Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, biliniz ki elçimize düşen ancak apaçık bir duyurudur.
13. Allah, Kendisinden başka ilah olmayandır. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.
14. Ey iman edenler! Şüphesiz eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır; onlardan sakının. Eğer affeder, kusurlarını örter ve bağışlarsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
15. Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır (fitnedir). Büyük mükâfat ise Allah katındadır.
16. Gücünüzün yettiği kadar Allah'tan sakının; dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için infak edin. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
17. Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını verendir, halimdir.
18. Görünmeyeni ve görüleni bilendir; mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- الْمُلْكُ (El-Mülk / Mülk, Egemenlik):
Anlamı: Hakimiyet, egemenlik, mülk.
Cümle: لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ (Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur.) - الْحَمْدُ (El-Hamd / Övgü, Şükür):
Anlamı: Övülme, övgü, şükür.
Cümle: وَلَهُ الْحَمْدُ عَلَى كُلِّ حَالٍ (Her halükarda hamd O'na mahsustur.) - صُورَة (Sûret / Şekil):
Anlamı: Biçim, görünüm, şekil.
Cümle: فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ (Şeklinizi güzel yaptı.) - مَصِير (Masîr / Dönüş Yeri):
Anlamı: Varılacak yer, akıbet, dönüş.
Cümle: وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ (Dönüş O'nadır.) - نَبَأ (Neba / Haber):
Anlamı: Önemli haber, bilgi.
Cümle: أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا (İnkâr edenlerin haberi size gelmedi mi?) - عَذَاب (Azâb / Azap):
Anlamı: Sıkıntı, ceza, azap.
Cümle: وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ (Onlar için elem verici bir azap vardır.) - رَسُول (Resûl / Elçi):
Anlamı: Peygamber, elçi.
Cümle: آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ (Allah'a ve Resûlü'ne iman edin.) - يَوْم (Yevm / Gün):
Anlamı: Zaman dilimi, gün.
Cümle: ذَلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ (İşte o, aldanma günüdür.) - جَنَّة (Cenne / Cennet):
Anlamı: Cennet, bahçe.
Cümle: يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ (Onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar.) - مُصِيبَة (Musîbe / Musibet):
Anlamı: Felaket, başa gelen kötü olay.
Cümle: مَا أَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ (Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet isabet etmez.) - قَلْب (Kalb / Kalp):
Anlamı: Yürek, gönül.
Cümle: يَهْدِ قَلْبَهُ (Onun kalbini hidayete erdirir.) - عَدُوّ (Aduvv / Düşman):
Anlamı: Düşman, husumet besleyen.
Cümle: إِنَّ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ وَأَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ (Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır.) - فِتْنَة (Fitne / İmtihan):
Anlamı: Deneme, imtihan, fitne.
Cümle: إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ (Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır.) - أَجْر (Ecr / Mükâfat):
Anlamı: Ücret, ecir, ödül.
Cümle: وَبِاللَّهِ عِنْدَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ (Büyük mükâfat Allah katındadır.) - شَحّ (Şuh / Cimrilik):
Anlamı: Aşırı cimrilik ve hırs.
Cümle: وَمَنْ يُوقِ شُحَّ نَفْسِهِ (Kim nefsinin cimriliğinden korunursa...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- يُسَبِّحُ (Yusebbihu / Tesbih ediyor):
Kökü: س ب ح (Mazi: سَبَّحَ)
Cümle: يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerde ne varsa Allah'ı tesbih eder.) - خَلَقَ (Halaka / Yarattı):
Kökü: خ ل ق (Mazi fiil)
Cümle: هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ (Sizi yaratan O'dur.) - تَعْمَلُونَ (Ta'melûne / Yapıyorsunuz):
Kökü: ع م ل (Muzari fiil)
Cümle: وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ (Allah yaptıklarınızı görmektedir.) - يَعْلَمُ (Ya'lemu / Biliyor):
Kökü: ع ل م (Muzari fiil)
Cümle: يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerde olanı bilir.) - يَأْتِ (Ye'ti / Geliyor):
Kökü: أ ت ي (Muzari fiil)
Cümle: أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَأُ (Size haber gelmedi mi?) - كَفَرَ (Kafere / İnkâr etti):
Kökü: ك ف ر (Mazi fiil)
Cümle: كَفَرُوا مِنْ قَبْلُ (Daha önce inkâr ettiler.) - تَأْتِي (Te'tî / Geliyor):
Kökü: أ ت ي (Muzari fiil)
Cümle: كَانَ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ (Peygamberleri onlara geliyordu.) - يَبْعَثُ (Yeb'atu / Diriltiyor):
Kökü: ب ع ث (Muzari fiil)
Cümle: أَنْ لَنْ يُبْعَثُوا (Asla diriltilmeyeceklerini öne sürdüler.) - آمَنَ (Âmene / İman etti):
Kökü: ء م ن (Mazi fiil)
Cümle: فَآمِنُوا بِاللَّهِ (Allah'a iman edin.) - يُؤْمِنُ (Yu'minu / İman ediyor):
Kökü: ء م ن (Muzari fiil)
Cümle: وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ (Kim Allah'a iman ederse...) - أَصَابَ (Esâbe / İsabet etti):
Kökü: ص ي ب (Mazi fiil)
Cümle: مَا أَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ (Hiçbir musibet isabet etmez.) - أَطَاعَ (Etâa / İtaat etti):
Kökü: ط و ع (Emir/Mazi fiil)
Cümle: وَأَطِيعُوا اللَّهَ (Allah'a itaat edin.) - تَوَكَّلَ (Tevekkele / Tevekkül etti):
Kökü: و ك ل (Fiil)
Cümle: فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ (Müminler tevekkül etsinler.) - عَفَا (Afâ / Affetti):
Kökü: ع ف و (Mazi fiil)
Cümle: وَإِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا (Eğer affeder ve kusurları örterseniz...) - أَنْفَقَ (Enfaka / İnfak etti):
Kökü: ن ف ق (Mazi fiil)
Cümle: وَأَنْفِقُوا خَيْرًا لِأَنْفُسِكُمْ (Kendi iyiliğiniz için infak edin.)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- لِـ (Li - Harf-i cer):
Anlamı: İçin, -e ait.
Cümle: لَهُ الْمُلْكُ (Mülk O'nundur / O'na aittir.) - عَلَى (Alâ - Harf-i cer):
Anlamı: Üzerinde, üzere.
Cümle: وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (O, her şeye kadirdir.) - بِمَا (Bimâ - Harf-i cer + Mâ):
Anlamı: -diği şeyle, -den dolayı.
Cümle: وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ (Allah yaptıklarınızı görmektedir.) - مِنْ (Min - Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan (İbtidâi).
Cümle: فَمِنْكُمْ كَافِرٌ (İçinizden kâfir olan vardır.) - فِي (Fî - Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, de/da.
Cümle: مَا فِي السَّمَاوَاتِ (Göklerde olanlar...)
Tegâbun Sûresi 1-18. Ayetler Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.