- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-65. Talâk Sûresi-1-12.ayetler
Talâk Suresi Medine'de nazil olmuştur ve adını ilk ayetlerinde geçen boşanma (talâk) hukukuyla ilgili hükümlerden almıştır. 1-12. ayetler arasında özetle; boşanma ve bekleme süresi (iddet) kuralları, kadınların haklarının gözetilmesi, takva sahibi olmanın ve Allah'a tevekkül etmenin önemi, Allah'ın rızıklandırması, hamile kadınların nafakası, geçmişte azgınlık eden kavimlerin akıbeti ve Hz. Muhammed'in (SAV) hidayet rehberi olarak gönderildiği gerçeği, göklerin ve yerin yaratılış kudreti ele alınmaktadır.
Talâk Suresi 1-12. Ayetler (Metin ve Meali)
1. يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَلِكَ أَمْرًا
2. فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا
3. وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا
4. وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِنْ نِسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِي لَمْ يَحِضْنَ وَأُولَاتُ الْحَمَالِ أَجَلُهُنَّ أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا
5. ذَلِكَ أَمْرُ اللَّهِ أَنْزَلَهُ إِلَيْكُمْ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُعْظِمْ لَهُ أَجْرًا
6. أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَارِّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّ وَإِنْ كُنَّ أُولَاتِ حَمْلٍ فَأَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتَّى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍ وَإِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَستُرْضِعُ لَهُ أُخْرَى
7. لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهِ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنْفِقْ مِمَّا آتَاهُ اللَّهُ لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَا آتَاهَا سَيَجْعَلُ اللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا
8. وَكَأَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَبْنَاهَا عَذَابًا نُكْرًا
9. فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا
10. أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فَاتَّقُوا اللَّهَ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ الَّذِينَ آمَنُوا قَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ إِلَيْكُمْ ذِكْرًا
11. رَسُولًا يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِ اللَّهِ مُبَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنَ الظَّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللَّهِ وَعَمِلْ صَالِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا قَدْ أَحْسَنَ اللَّهُ لَهُ رِزْقًا
12. اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ وَمِنَ الْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ الْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا
1. Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın; kendileri açık bir ahlaksızlık yapmadıkça onlar da evlerinden çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, olur ki Allah bundan sonra bir durum ortaya çıkarır.
2. Sürelerini doldurduklarına yakın onları meşru ölçüler içinde tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dürüstçe yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Kim Allah'tan sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu açar.
3. Onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.
4. Kadınlarınız içinden adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenlerden şüphe edenlerin iddeti üç aydır. Hamile olanların iddeti ise doğum yapmalarıdır. Kim Allah'tan sakınırsa, (Allah) ona işinde bir kolaylık sağlar.
5. İşte bu, Allah'ın size indirdiği buyrusudur. Kim Allah'tan sakınırsa, (Allah) onun kötülüklerini örter ve mükâfatını büyütür.
6. Gücünüz ölçüsünde barındığınız yerde onları barındırın, onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için çocuğunuzu emzirirlerse, ücretlerini verin. aranızda güzellikle konuşup anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu babası için bir başka kadın emzirecektir.
7. Geniş imkânları olan kimse imkânlarına göre nafaka versin. Rızkı daraltılmış olan kimse de Allah'ın kendisine verdiği,den infak etsin. Allah hiçbir nefse verdiği imkândan fazlasını yüklemez. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.
8. Nice memleket vardır ki Rabbinin ve peygamberlerinin emrine başkaldırdı da biz onları çetin bir hesaba çektik ve benzeri görülmemiş bir azaba uğrattık.
9. Böylece işlerinin cezasını tattılar. İşlerinin sonu hüsran oldu.
10. Allah onlar için çetin bir azap hazırladı. Ey akıl sahipleri, iman edenler! Allah'tan korkun. Allah gerçekten size bir zikir (Kur'an) indirdi.
11. İman edip salih ameller işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak üzere size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir elçi gönderdi. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, (Allah) onu altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah ona gerçekten güzel bir rızık vermiştir.
12. Allah, yedi göğü ve yerden de bir o kadarını yaratandır. Emir bunların arasında inip durmaktadır ki, Allah'ın her şeye gücünün yettiğini ve Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
-
النَّبِيُّ (En-Nebî / Peygamber):
Anlamı: Kendisine vahiy gelen haberci, peygamber.
Cümle: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ (Ey Peygamber, kadınları boşayacağınız zaman...) -
عِدَّة (İddet):
Anlamı: Kadının boşanma veya ölüm sonrası beklemek zorunda olduğu süre.
Cümle: فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ (Onları iddetleri için boşayın.) -
حُدُود (Hudûd):
Anlamı: Sınırlar, yasaklar, kurallar.
Cümle: وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ (Bunlar Allah'ın sınırlarıdır.) -
أَمْر (Emr):
Anlamı: İş, buyruk, durum, mesele.
Cümle: لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَلِكَ أَمْرًا (Belki de Allah bundan sonra bir iş (durum) meydana getirir.) -
مَخْرَج (Mahrec):
Anlamı: Çıkış yolu, kurtuluş çaresi.
Cümle: يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا (Ona bir çıkış yolu kılar.) -
يَوْم (Yevm):
Anlamı: Gün, zaman dilimi.
Cümle: وَالْيَوْمِ الْآخِرِ (Ahiret gününe...) -
قَدْر (Kadr):
Anlamı: Ölçü, miktar, değer.
Cümle: قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا (Allah her şey için bir ölçü kılmıştır.) -
شَهْر (Şehr - Çoğulu: Eşhur):
Anlamı: Ay (takvim ayı).
Cümle: فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ (Onların iddeti üç aydır.) -
أَجْر (Ecr):
Anlamı: Sevap, ücret, mükâfat.
Cümle: وَيُعْظِمْ لَهُ أَجْرًا (Ve onun ecrini (mükâfatını) büyütür.) -
سَعَة (Sece):
Anlamı: Genişlik, bolluk, varlıklı olmak.
Cümle: لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهِ (Geniş imkân sahibi olan imkânına göre infak etsin.) -
عُسْر (Usr):
Anlamı: Zorluk, güçlük.
Cümle: سَيَجْعَلُ اللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا (Allah bir güçlükten sonra kolaylık kılacaktır.) -
قَرْيَة (Karye):
Anlamı: Şehir, kasaba, yerleşim yeri.
Cümle: وَكَأَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ (Nice memleket (şehir) halkı başkaldırdı...) -
عَذَاب (Azâb):
Anlamı: İşkence, ceza, azap.
Cümle: وَعَذَبْنَاهَا عَذَابًا نُكْرًا (Onu şiddetli bir azapla cezalandırdık.) -
أَلْبَاب (Elbâb - Tekili: Lüb):
Anlamı: Özler, akıllar.
Cümle: فَاتَّقُوا اللَّهَ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ (Ey akıl sahipleri, Allah'tan korkun.) -
نُور (Nûr):
Anlamı: Işık, aydınlık, hidayet.
Cümle: مِنَ الظَّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ (Karanlıklardan nura (aydınlığa) çıkarır.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
-
طَلَّقْتُمُ (Tallaqtum / Boşadınız):
Kökü: ط ل ق (Tâ-Lâm-Kaf) / Mazi fiil
Cümle: إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ (Kadınları boşadığınız zaman...) -
اتَّقُوا (İttakû / Sakının, korkun):
Kökü: و ق ي (Vâv-Kaf-Yâ) / Emir fiili
Cümle: وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ (Rabbiniz olan Allah'tan sakının.) -
يَتَعَدَّ (Yeteadda / Sınırı aşar):
Kökü: ع د و (Ayın-Dâl-Vâv) / Muzari fiil
Cümle: وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ (Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa...) -
بَلَغْنَ (Belegne / Ulaştılar - Kadınlar):
Kökü: ب ل غ (Bâ-Lâm-Ğayn) / Mazi fiil
Cümle: فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ (Sürelerini doldurdukları zaman...) -
يَتَوَكَّلْ (Yetevekkel / Tevekkül eder):
Kökü: و ك ل (Vâv-Kâf-Lâm) / Muzari cazim fiil
Cümle: وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ (Kim Allah'a tevekkül ederse...) -
يَئِسْنَ (Yeisne / Ümit kestiler / Adetten kesildiler):
Kökü: ي أ س (Yâ-Hemze-Sin) / Mazi fiil
Cümle: وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ (Adetten kesilmiş olan kadınlar...) -
يَضَعْنَ (Yeda'ne / Doğururlar / Koyarlar):
Kökü: و ض ع (Vâv-Dâd-Ayın) / Muzari fiil
Cümle: أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ (Yüklerini (çocuklarını) doğurmalarına kadar...) -
أَنْزَلَهُ (Enzelehu / Onu indirdi):
Kökü: ن ز ل (Nûn-Zâ-Lâm) / Mazi fiil + zamir
Cümle: أَنْزَلَهُ إِلَيْكُمْ (Onu size indirdi.) -
يُكَفِّرْ (Yukeffir / Örter, keffaret eder):
Kökü: ك ف ر (Kâf-Fâ-Râ) / Muzari cazim fiil
Cümle: يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ (Onun günahlarını örter.) -
أَسْكِنُوهُنَّ (Eskinûhunne / Onları barındırın, iskân edin):
Kökü: س ك ن (Sin-Kâf-Nûn) / Emir fiili
Cümle: أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ (Onları oturduğunuz yerin bir kısmında barındırın.) -
أَرْضَعْنَ (Erda'ne / Emzirdiler):
Kökü: ر ض ع (Râ-Dâd-Ayın) / Mazi fiil
Cümle: فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ (Eğer sizin için emzirirlerse...) -
يَتْلُو (Yetlû / Okuyor, tilavet ediyor):
Kökü: ت ل و (Tâ-Lâm-Vâv) / Muzari fiil
Cümle: رَسُولًا يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِ اللَّهِ (Size Allah'ın ayetlerini okuyan bir elçi...) -
يُدْخِلْهُ (Yudhılhu / Onu sokar):
Kökü: د خ ل (Dâl-Hâ-Lâm) / Muzari cazim fiil
Cümle: يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ (Onu cennetlere sokar.) -
خَلَقَ (Halaqa / Yarattı):
Kökü: خ ل ق (Hâ-Lâm-Kaf) / Mazi fiil
Cümle: اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ (Yedi göğü yaratan Allah'tır.) -
أَحَاطَ (Ehâta / Kuşattı):
Kökü: ح و ط (Hâ-Vâv-Ṭâ) / Mazi fiil
Cümle: وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا (Ve Allah her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
-
إِذَا (İzâ - Zaman zarfı / şart edatı):
Anlamı: -diği zaman, ne zaman ki.
Cümle: إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ (Kadınları boşadığınız zaman...) -
مِنْ (Min - Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan.
Cümle: مِنْ بُيُوتِهِنَّ (Evlerinden...) -
إِلَّا (İllâ - İstisna edatı):
Anlamı: -den başka, ancak, -den müstesna.
Cümle: وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ (Açık bir edepsizlik yapmadıkça çıkmasınlar.) -
عَلَى (Alâ - Harf-i cer):
Anlamı: Üzerinde, -e göre.
Cümle: وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ (Kim Allah'a tevekkül ederse...) -
لِـ (Li - Harf-i cer / Lam-ı ta'lil):
Anlamı: İçin, -e ait.
Cümle: لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ (Geniş imkân sahibi infak etsin / etmesi için...)
Talâk Suresi 1-12. Ayetler Paragraf, Dilbilgisi ve Kelime Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.