- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-66. Tahrîm Sûresi-1-12.ayetler
Tahrîm Suresi Medine döneminde inmiş olup 12 ayettir. Sûre, Hz. Peygamber'in eşleriyle olan bazı özel durumlarını, aile içi iletişimi, yeminlerin keffaretini, samimi tövbenin (tevbe-i nasûh) önemini, müminler ile kâfirlerin âhiretteki durumlarını ve ayrıca geçmişten örnekler (Hz. Nuh'un ve Hz. Lut'un inkârcı eşleri, Firavun'un mümin eşi Asiye ve iffetiyle övülen Hz. Meryem) üzerinden iman ve sadakat derslerini ele alır.
Tahrîm Suresi 1-12. Ayetler (Okuma Parçası)
1. يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ تَبْتَغِي مَرْضَاتَ أَزْوَاجِكَ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
2. قَدْ فَرَضَ اللَّهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ أَيْمَانِكُمْ وَاللَّهُ مَوْلاكُمْ وَهُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
3. وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِ وَأَظْهَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَأَرَضَّ عَنْ بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِ قَالَتْ مَنْ أَنْبَأَكَ هَذَا قَالَ نَبَّأَنِي الْعَلِيمُ الْخَبِيرُ
4. إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِنْ تَظَاهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ مَوْلَاهُ وَجِبْرِيلُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمَلَائِكَةُ بَعْدَ ذَلِكَ ظَهِيرٌ
5. عَسَى رَبُّهُ إِنْ طَلَّقَكُنَّ أَنْ يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِنْكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا
6. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
7. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
8. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
9. يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
10. ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِلَّذِينَ كَفَرُوا امْرَأَتَ نُوحٍ وَامْرَأَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئًا وَقِيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ
11. وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِلَّذِينَ آمَنُوا امْرَأَتَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
12. وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ
1. Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, merhamet edendir.
2. Allah, yeminlerinizi çözmeyi (keffaretle serbest kalmayı) size meşru kılmıştır. Sizin dostunuz Allah'tır. O, bilendir, hikmet sahibidir.
3. Hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. O da bunu (başkasına) haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, (Peygamber) bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona söyleyince, (eşi) "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber, "Bunu bana her şeyi bilen ve haberdar olan bildirdi" dedi.
4. Eğer ikiniz de Allah'a tövbe ederseniz (ne iyi); çünkü kalpleriniz eğrilmişti. Ve eğer ona karşı birbirinize destek olursanız, bilin ki onun dostu Allah'tır, Cebrail'dir, müminlerin salih olanlarıdır; bunların ardından melekler de yardımcıdır.
5. Eğer o sizi boşarsa, olur ki Rabbi ona sizden daha hayırlı; müslüman, mümin, itaatkar, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan (veya hicret eden) dul ve bakire eşler verir.
6. Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insan ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında iri yarı, sert, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredileni yapan melekler vardır.
7. Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin. Siz ancak yapmakta olduklarınızla cezalandırılıyorsunuz.
8. Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamber'i ve onunla birlikte inananları utandırmayacak. Nurları önlerinde ve sağlarında koşar; "Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; şüphesiz senin her şeye gücün yeter" derler.
9. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihat et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir!
10. Allah, inkâr edenlere Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek gösterdi. İkisi de kullarımızdan iki salih kulun nikâhı altında idiler; ama onlara hıyanet ettiler. Kocaları, Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savunamadı. Onlara, "Girenlerle birlikte ateşe girin!" denildi.
11. Allah, inananlara da Firavun'un karısını örnek gösterdi. Hani o, "Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun amelinden kurtar ve beni zalimler topluluğundan kurtar!" demişti.
12. İffetini korumuş olan İmran kızı Meryem'i de (örnek gösterdi). Biz ona ruhumuzdan üfledik; Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, itaat edenlerden biri idi.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- النَّبِيُّ (En-Nebiyy / Peygamber):
Anlamı: Haber getiren elçi, peygamber.
Cümle: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ (Ey Peygamber, niçin haram kılıyorsun?) - زَوْج (Zavc / Eş):
Anlamı: Eş, zevç, çift.
Cümle: تَبْتَغِي مَرْضَاتَ أَزْوَاجِكَ (Eşlerinin rızasını arıyorsun.) - يَمِين (Yamin / Yemin):
Anlamı: Sağ el, yemin, ant.
Cümle: تَحِلَّةَ أَيْمَانِكُمْ (Yeminlerinizin kefaretini/çözülmesini sağladı.) - مَوْلَى (Mevlâ / Dost, sahip):
Anlamı: Efendi, dost, yardımcı.
Cümle: وَاللَّهُ مَوْلاكُمْ (Sizin dostunuz Allah'tır.) - حَدِيث (Hadîs / Söz):
Anlamı: Söz, haber, yeni söz.
Cümle: أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا (Peygamber eşlerinden birine bir söz gizlice söylemişti.) - قَلْب (Kalb / Kalp):
Anlamı: Yürek, kalp.
Cümle: فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا (Şüphesiz kalpleriniz eğrilmişti.) - نَار (Nâr / Ateş):
Anlamı: Ateş, cehennem ateşi.
Cümle: قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا (Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.) - أَهْل (Ehl / Aile):
Anlamı: Aile, yakınlar, hane halkı.
Cümle: وَأَهْلِيكُمْ نَارًا (Ve ailenizi de ateşten...) - مَلَك (Melek / Melek):
Anlamı: Melek varlığı.
Cümle: عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ (Üzerinde sert melekler vardır.) - تَوْبَة (Tevbe / Tövbe):
Anlamı: Günahlardan dönüş, pişmanlık.
Cümle: تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا (Samimi bir tövbe ile Allah'a dönün.) - جَنَّة (Cenne / Cennet):
Anlamı: Cennet, bahçe.
Cümle: وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ (Ve sizi cennetlere sokar.) - كَافِر (Kâfir / İnkârcı):
Anlamı: Gerçeği örten, inkar eden.
Cümle: جَاهِدِ الْكُفَّارَ (Kâfirlerle cihat et.) - مُنَافِق (Münâfık):
Anlamı: İkiyüzlü, münafık.
Cümle: وَالْمُنَافِقِينَ (Ve münafıklarla...) - بَيْت (Beyt / Ev):
Anlamı: Ev, mesken.
Cümle: ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتًا (Bana katında bir ev yap.) - رُوح (Rûh / Ruh):
Anlamı: Can, ruh.
Cümle: فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا (Ona ruhumuzdan üfledik.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- تُحَرِّمُ (Tuharrimu / Haram kılıyorsun):
Kökü: ح ر م / Mazi: حَرَّمَ
Cümle: لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ (Allah'ın helal kıldığını niçin haram kılıyorsun?) - أَحَلَّ (Ahalle / Helal kıldı):
Kökü: ح ل ل
Cümle: مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ (Allah'ın sana helal kıldığı şey) - فَرَضَ (Farada / Farz kıldı):
Kökü: ف ر ض
Cümle: قَدْ فَرَضَ اللَّهُ لَكُمْ (Allah sizin için meşru kıldı / farz kıldı) - أَسَرَّ (Esarra / Gizledi):
Kökü: س ر ر
Cümle: وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ (Hani Peygamber gizli bir söz söylemişti) - نَبَّأَتْ (Nebbe'et / Haber verdi):
Kökü: ن ب أ
Cümle: فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِ (O bunu haber verince) - تَتُوبَا (Tetûbâ / İkiniz tövbe edersiniz):
Kökü: ت و ب
Cümle: إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ (Eğer ikiniz Allah'a tövbe ederseniz) - طَلَّقَ (Talleka / Boşadı):
Kökü: ط ل ق
Cümle: إِنْ طَلَّقَكُنَّ (Eğer sizi boşarsa) - قُوا (Qû / Koruyun - Emir):
Kökü: و ق ي
Cümle: قُوا أَنْفُسَكُمْ (Kendinizi koruyun) - أَمَرَ (Emere / Emretti):
Kökü: أ م ر
Cümle: مَا أَمَرَهُمْ (Onlara emrettiği şey) - يَفْعَلُونَ (Yef'alûne / Yapıyorlar):
Kökü: ف ع ل
Cümle: وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ (Ve emrolundukları şeyi yaparlar) - تُجْزَوْنَ (Tuczevne / Cezalandırılıyorsunuz):
Kökü: ج ز ي
Cümle: إِنَّمَا تُجْزَوْنَ (Siz ancak cezalandırılıyorsunuz) - تَجْرِي (Tejrî / Akıyor):
Kökü: ج ر ي
Cümle: تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ (Altından nehirler akar) - ضَرَبَ (Darabe / Örnek verdi):
Kökü: ض ر ب
Cümle: ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا (Allah bir örnek verdi) - خَانَتَا (Hânatâ / İkisi ihanet etti):
Kökü: خ و ن
Cümle: فَخَانَتَاهُمَا (İkisi de onlara hıyanet etti) - ابْنِ (İbni / Yap - Emir):
Kökü: ب ن ي
Cümle: رَبِّ ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتًا (Rabbim, bana katında bir ev yap)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- لِمَ (Li-me / Niçin):
Anlamı: Soru edatı / niye, neden.
Cümle: لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ (Niçin haram kılıyorsun?) - إِلَى (İlâ / -e, -e doğru):
Anlamı: Harf-i cer (yönelme).
Cümle: إِلَى اللَّهِ (Allah'a doğru / Allah'a) - مِنْ (Min / -den, -dan):
Anlamı: Harf-i cer (başlangıç).
Cümle: مِنْ رُوحِنَا (Ruhumuzdan) - فِي (Fî / İçinde, de/da):
Anlamı: Harf-i cer (bulunma).
Cümle: فِي الْجَنَّةِ (Cennette) - عَلَى (Alâ / Üzerinde):
Anlamı: Harf-i cer (isti'la).
Cümle: عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (Her şeye kadirdir.)
Tahrîm Suresi 1-12. Ayetler Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.