- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Konu: Kuranla-Arapca-80. Abese Sûresi-1-42.ayetler
Abese Suresi, Mekke döneminde nazil olmuştur ve 42 ayettir. Adını ilk ayetinde geçen ve "yüzünü ekşitti, surat astı" anlamına gelen "عَبَسَ" kelimesinden almıştır. Surede temel olarak; Hz. Peygamber'in İslam'ı henüz yeni benimseyen ileri gelenleri irşat etmeye çalışırken, görme engelli sahabi Abdullah İbn Ümmü Mektum'un gelmesiyle meşgul olması ve bu durum üzerine Allah Teâlâ tarafından nazikçe uyarılması ele alınır. Devamında insanın hakikate karşı gösterdiği nankörlük, Allah'ın kainattaki nimetleri (su, bitkiler, üzüm, zeytin, hurma vb.), insanın yaratılış safhaları ve kıyamet günü insanların birbirlerinden kaçacağı o dehşet dolu sahneler tasvir edilmektedir.
Abese Suresi 1-42. Ayetler (Okuma Parçası)
1. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰ
2. أَنْ جَاءَهُ الْأَعْمَىٰ
3. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّىٰ
4. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرَىٰ
5. أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَىٰ
6. فَأَنْتَ لَهُ تَصَدَّىٰ
7. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
8. وَأَمَّا مَنْ جَاءَكَ يَسْعَىٰ
9. وَهُوَ يَخْشَىٰ
10. فَأَنْتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
11. كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
12. فَمَنْ شَاءَ ذَكَرَهُ
13. فِي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍ
14. مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍ
15. بِأَيْدِي سَفَرَةٍ
16. كِرَامٍ بَرَرَةٍ
17. قُتِلَ الْإِنْسَانُ مَا أَكْفَرَهُ
18. مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ
19. مِنْ نُطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ
20. ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
21. ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ
22. ثُمَّ إِذَا شَاءَ أَنْشَرَهُ
23. كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ
24. فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ إِلَى طَعَامِهِ
25. أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا
26. ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا
27. فَأَنْبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
28. وَعِنَبًا وَقَضْبًا
29. وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
30. وَحَدَائِقَ غُلْبًا
31. وَفَاكِهَةً وَأَبًّا
32. مَتَاعًا لَكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
33. فَإِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ
34. يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
35. وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ
36. وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
37. لِكُرُئِّ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
38. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ
39. ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ
40. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ يَوْمَئِذٍ عَلَى وَجْهِهَا قَتَرَةٌ
41. تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
42. أُولَئِكَ هُمُ الْفَفَرَةُ الْكَفَرَةُ
1. Yüzünü ekşitti ve döndü;
2. Kendisine kör (bir kimse) geldiği için.
3. Nereden bileceksin, belki o arınacak?
4. Yahut öğüt alacak da o öğüt kendisine fayda verecek?
5. Ama kendisini tenzih edene (tenezzül etmeyene/tenzih eden zengine gelince),
6. Sen ona yöneliyorsun.
7. Oysa onun arınmamasından sana ne!
8. Fakat sana koşarak gelen,
9. (Allah'tan) korkmakta olan kimseye gelince,
10. Sen onunla ilgilenmiyorsun.
11. Hayır, sakın bir daha (bunu) yapma! Kuşkusuz o (Kur'an) bir öğüttür.
12. Artık dileyen onu hatırlar (öğüt alır).
13. (O) mukaddes kılınmış sahifelerdedir;
14. Yücedir, tertemizdir,
15. Değerli, itaatkâr yazıcı meleklerin ellerindedir.
16. Kirâm-ı Berede (elçiler) eliyle (yazılmıştır).
17. Kahrolası insan! Ne kadar da nankördür!
18. (Allah) onu hangi şeyden yarattı?
19. Bir nutfeden (sNudradan) yarattı da onu ölçülü biçimli kıldı.
20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
21. Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
22. Sonra dilediği zaman onu diriltip yayacaktır.
23. Hayır! (İnsan) O'nun kendisine emrettiğini henüz yerine getirmedi.
24. İnsan yediği yemeğe bir baksın!
25. Gerçekten biz suyu gökten şılak şılak akıttık (indirdik).
26. Sonra toprağı yararak yardık.
27. Orada taneler bitirdik,
28. Üzümler, yoncalar,
29. Zeytinler, hurmalıklar,
30. Sık ağaçlı bahçeler,
31. Meyveler ve otlaklar.
32. Bunlar sizin ve hayvanlarınızın geçimliği (faydalanmanız) içindir.
33. Kulakları sağır eden o ses (kıyamet) geldiği vakit,
34. O gün kişi kardeşinden kaçar;
35. Annesinden ve babasından,
36. Eşinden ve çocuklarından.
37. O gün, onlardan her birinin kendine yetecek bir işi (derdi) vardır.
38. O gün birtakım yüzler pırıl pırıl parlar,
39. Güler, müjde alır.
40. O gün birtakım yüzlerin de üzerinde toz toprak vardır.
41. Onları bir karartı bürür.
42. İşte onlar kâfirlerin, ahlaksızların ta kendileridir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
- الْأَعْمَىٰ (El-A'mâ / Kör):
Anlamı: Görme engelli kimse.
Cümle: أَنْ جَاءَهُ الْأَعْمَىٰ (Kendisine kör kimse geldi.) - الْإِنْسَانُ (El-İnsân / İnsan):
Anlamı: Beşer, insan.
Cümle: قُتِلَ الْإِنْسَانُ مَا أَكْفَرَهُ (Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!) - نُطْفَة (Nutfe):
Anlamı: Saf su, sperm, başlangıç aşamasındaki hücre.
Cümle: مِنْ نُطْفَةٍ خَلَقَهُ (Onu bir nutfeden yarattı.) - طَعَام (Taâm):
Anlamı: Yemek, yiyecek.
Cümle: فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ إِلَى طَعَامِهِ (İnsan yediği yemeğe bir baksın!) - مَاء (Mâ'):
Anlamı: Su.
Cümle: أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا (Biz suyu gökten şılak şılak akıttık.) - أَرْض (Ard):
Anlamı: Yer, toprak, yeryüzü.
Cümle: ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا (Sonra toprağı yarıp yardık.) - عِنَب (İneb):
Anlamı: Üzüm.
Cümle: وَعِنَبًا وَقَضْبًا (Üzümler ve yoncalar bitirdik.) - زَيْتُون (Zeytûn):
Anlamı: Zeytin.
Cümle: وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا (Zeytinler ve hurmalıklar bitirdik.) - أَخ (Ech / Kardeş):
Anlamı: Kardeş.
Cümle: يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ (O gün kişi kardeşinden kaçar.) - وَجْh (Vecih / Yüz):
Anlamı: Yüz, çehre.
Cümle: وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ (O gün birtakım yüzler parıl parıl parlar.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
- عَبَسَ (Abese / Surat astı):
Kökü: ع ب س
Cümle: عَبَسَ وَتَوَلَّىٰ (Yüzünü ekşitti ve yüz çevirdi.) - جَاءَ (Câe / Geldi):
Kökü: ج ي ء
Cümle: أَنْ جَاءَهُ الْأَعْمَىٰ (Kendisine kör kimse geldiği için.) - خَلَقَ (Halaka / Yarattı):
Kökü: خ ل ق
Cümle: مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ (Onu hangi şeyden yarattı?) - أَمَاتَ (Emâte / Öldürdü):
Kökü: م و ت
Cümle: ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ (Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.) - نَشَرَ (Neşere / Diriltti, yaydı):
Kökü: ن ش ر
Cümle: ثُمَّ إِذَا شَاءَ أَنْشَرَهُ (Sonra dilediği zaman onu diriltip yayacaktır.) - صَبَّ (Sabbe / Akıttı):
Kökü: ص ب ب
Cümle: أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا (Biz suyu akıttıkça akıttık.) - شَقَّ (Şakka / Yardı):
Kökü: ش ق ق
Cümle: ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا (Sonra toprağı yararak yardık.) - أَنْبَتَ (Enbete / Bitirdi):
Kökü: ن ب ت
Cümle: فَأَنْبَتْنَا فِيهَا حَبًّا (Orada taneler bitirdik.) - فَرَّ (Ferra / Kaçtı):
Kökü: ف ر ر
Cümle: يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ (O gün kişi kardeşinden kaçar.) - ضَحِكَ (Dahike / Güldü):
Kökü: ض ح ك
Cümle: ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ (Güler, müjde alır.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
- أَنْ (En - Harf / Edat):
Anlamı: -diği için, -mek (Masdar edatı).
Cümle: أَنْ جَاءَهُ الْأَعْمَىٰ (Geldigi için / gelmesinden ötürü.) - لَعَلَّ (Lealle - Umut/Beklenti edatı):
Anlamı: Belki, umulur ki.
Cümle: لَعَلَّهُ يَزَّكَّىٰ (Belki o arınır.) - أَمَّا (Emmâ - Şart / Detay edatı):
Anlamı: -e gelince, ama.
Cümle: أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَىٰ (Kite tenezzül etmeyene gelince...) - مَا (Mâ - Olumsuzluk / Soru edatı):
Anlamı: Ne, -ecek, değil.
Cümle: وَمَا يُدْرِيكَ (Nereden bileceksin?) - كَلَّا (Kellâ - Reddediş edatı):
Anlamı: Asla, hayır, sakın!
Cümle: كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ (Asla! Şüphesiz o bir öğüttür.) - فِي (Fî - Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, de/da.
Cümle: فِي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍ (Mukaddes sahifelerdedir.) - مِنْ (Min - Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan.
Cümle: مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ (Hangi şeyden yarattı?) - ثُمَّ (Summe - Bağlaç/Zarf edatı):
Anlamı: Sonra.
Cümle: ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ (Sonra yolu ona kolaylaştırdı.) - إِذَا (İzâ - Zaman edatı):
Anlamı: -diği zaman, ne zaman ki.
Cümle: فَإِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ (O kulakları sağır eden ses geldiği vakit...) - عَلَى (Alâ - Harf-i cer):
Anlamı: Üzerinde, üzere.
Cümle: عَلَى وَجْهِهَا قَتَرَةٌ (Yüzünün üzerinde toz toprak vardır.)
Abese Suresi 1-42. Ayetler Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.