- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-86. Târik Sûresi
Târik Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 86. suresi olup Mekke döneminde nazil olmuştur ve 17 ayetten oluşur. Sûre, adını ilk ayetinde geçen ve gece gelen, delen, parlayan yıldız manasına gelen الطَّارِق kelimesinden almıştır. Gökyüzüne ve Târik'e yapılan yeminle başlar; her insanın üzerinde gözetleyici bir melek bulunduğunu, insanın zayıf bir sudan yaratıldığını ve Allah'ın onu tekrar diriltmeye kâdir olduğunu vurgular. Kıyamet gününde gizlenen sırların ortaya döküleceğini, Kur'an'ın hak ile bâtılı ayıran kesin bir kelam olduğunu ve inkârcıların tuzaklarının karşılıksız kalmayacağını bildirerek teselli ve uyarıda bulunur.
Târik Suresi 1-17. Ayetler (Okuma Parçası)
1. وَالسَّمَاءِ وَالطَّارِقِ
2. وَمَا أَدْرَاكَ مَا الطَّارِقُ
3. النَّجْمُ الثَّاقِبُ
4. إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
5. فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَ
6. خُلِقَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ
7. يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ
8. إِنَّهُ عَلَى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ
9. يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ
10. فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
11. وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الرَّجْعِ
12. وَالْأَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِ
13. إِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
14. وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِ
15. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
16. وَأَكِيدُ كَيْدًا
17. فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا
1. Andolsun göğe ve Târik'e!
2. Târik'in ne olduğunu sana bildiren nedir?
3. O, karanlığı delen yıldızdır.
4. Hiçbir nefis yoktur ki üzerinde bir koruyucu bulunmasın.
5. Öyleyse insan neyden yaratıldığına bir baksın!
6. Atılan bir sudan yaratılmıştır.
7. O su, belkemiği ile göğüs kafesi (kaburgalar) arasından çıkar.
8. Şüphesiz Allah, onu tekrar döndürmeye (diriltmeye) elbette kâdirdir.
9. O gün gizlenen sırlar sınanıp ortaya dökülür.
10. Artık insan için ne bir güç ne de bir yardımsever (yardımcı) vardır.
11. Andolsun dönen (yağmur veren) göğe,
12. Andolsun (bitkilerle) yarılan yere!
13. Şüphesiz o (Kur'an), hak ile bâtılı ayıran kesin bir sözdür.
14. O, asla bir şaka değildir.
15. Şüphesiz onlar bir tuzak kuruyorlar.
16. Ben de bir düzen kuruyorum.
17. Öyleyse kâfirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanıyın.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
السَّمَاءِ (Es-Semâ):
Anlamı: Göğüs, gökyüzü.
Cümle: وَالسَّمَاءِ وَالطَّارِقِ (Andolsun göğe ve Târik'e!) -
الطَّارِق (Et-Târik):
Anlamı: Gece gelen, kapı çalan, delip geçen yıldız.
Cümle: وَمَا أَدْرَاكَ مَا الطَّارِقُ (Târik'in ne olduğunu bilir misin?) -
نَجْم (Necm):
Anlamı: Yıldız.
Cümle: النَّجْمُ الثَّاقِبُ (O, delen parlak yıldızdır.) -
نَفْس (Nefs):
Anlamı: Can, ruh, kişi.
Cümle: إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ (Her nefis üzerinde bir koruyucu vardır.) -
حَافِظ (Hâfız):
Anlamı: Koruyucu, muhafız, gözetleyici.
Cümle: عَلَيْهَا حَافِظٌ (Onun üzerinde koruyucu vardır.) -
إِنْسَان (İnsân):
Anlamı: İnsan.
Cümle: فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَ (İnsan neden yaratıldığına baksın!) -
مَاء (Mâ'):
Anlamı: Su, sıvı.
Cümle: خُلِقَ مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ (Atılan bir sudan yaratıldı.) -
صُلْب (Sulb):
Anlamı: Belkemiği, sırt.
Cümle: يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ (Belkemiğinden çıkar.) -
تَرَائِب (Terâib):
Anlamı: Göğüs kemikleri, kaburgalar.
Cümle: وَالتَّرَائِبِ (Ve göğüs kafesinden...) -
قُوَّة (Kuvveh):
Anlamı: Güç, kuvvet, kudret.
Cümle: فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ (Onun için hiçbir güç yoktur.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
أَدْرَى (Edrâ):
Anlamı: Bildirdi, kavrayışına sundu.
Cümle: وَمَا أَدْرَاكَ مَا الطَّارِقُ (Târik'in ne olduğunu sana bildiren nedir?) -
ثَقَبَ (Sakabe):
Anlamı: Deldi, delip geçti, parlak oldu.
Cümle: النَّجْمُ الثَّاقِبُ (Delip geçen parlak yıldız.) -
يَنْظُرُ (Yenzuru):
Anlamı: Bakar, nazar eder.
Cümle: فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ (İnsan baksın!) -
خُلِقَ (Hulika):
Anlamı: Yaratıldı (edilgen/meçhul).
Cümle: مِمَّ خُلِقَ (Neden yaratıldı?) -
يَخْرُجُ (Yahrucu):
Anlamı: Çıkar.
Cümle: يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ (Belkemiğinden çıkar.) -
رَجَعَ (Recece / Rac'a):
Anlamı: Döndü, geri çevirdi.
Cümle: عَلَى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ (Onu döndürmeye kâdirdir.) -
تَبْلَى (Tublâ):
Anlamı: Sınanır, imtihan edilir, ortaya dökülür.
Cümle: يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ (Sırların sınanıp döküleceği gün.) -
يَكِيدُونَ (Yekîdûne):
Anlamı: Tuzak kuruyorlar, plan yapıyorlar.
Cümle: إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا (Şüphesiz onlar tuzak kuruyorlar.) -
مَهَّلَ (Mehhile):
Anlamı: Mühlet verdi, süre tanıdı.
Cümle: فَمَهِّلِ الْكَافِرِينَ (Kâfirlere mühlet ver!) -
أَمْهَلَ (Emhele):
Anlamı: Mühlet vermek, süre tanımak.
Cümle: أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا (Onlara biraz mühlet ver.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
وَ (Vâv - Kasem edatı):
Anlamı: Andolsun, ve.
Cümle: وَالسَّمَاءِ وَالطَّارِقِ (Göğe ve Târik'e yemin olsun!) -
مَا (Mâ - İstifham / Olumsuzluk):
Anlamı: Ne, değil.
Cümle: وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِ (O bir şaka değildir.) -
إِنْ (İn - Olumsuzluk / Nafi):
Anlamı: Değildir.
Cümle: إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ (Hiçbir nefis yoktur ki...) -
لَمَّا (Lemmâ):
Anlamı: Kesinlik / -den başka değil (vurgu edatı).
Cümle: لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ (Elbette üzerinde koruyucu vardır.) -
عَلَى (Alâ - Harf-i cer):
Anlamı: Üzerinde, üzere.
Cümle: عَلَى رَجْعِهِ لَقَادِرٌ (Onu döndürmeye kâdirdir.) -
مِنْ (Min - Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan.
Cümle: مِنْ مَاءٍ دَافِقٍ (Atılan bir sudan...) -
بَيْنَ (Beyne - Zarf edatı):
Anlamı: Arasında.
Cümle: مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ (Belkemiği arasından...) -
لَ (Lâm-ı Tekit):
Anlamı: Kesinlik, elbette (pekiştirme harfi).
Cümle: لَقَادِرٌ (Elbette kâdirdir.) -
يَوْمَ (Yevme - Zaman zarfı):
Anlamı: Gününda, o gün.
Cümle: يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ (Sırların döküleceği gün.) -
لَا (Lâ - Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Yok, asla, -mez.
Cümle: وَلَا نَاصِرٍ (Ve hiçbir yardımcı yoktur.)
Târik Suresi Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.