- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-99. Zilzâl Sûresi
Zilzâl Suresi (Okuma Parçası)
1. إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
2. وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا
3. وَقَالَ الْإِنْسَانُ مَا لَهَا
4. يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا
5. بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا
6. يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا لِيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ
7. فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
8. وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
1. Yer o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,
2. Yer, ağırlıklarını dışarı çıkardığı,
3. Ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman,
4. O gün (yer), haberlerini anlatır.
5. Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.
6. O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkarlar.
7. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onu görür.
8. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse, onu görür.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
الْأَرْضُ (El-Arz / Yer):
Anlamı: Yer, yeryüzü, dünya.
Cümle: إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا (Yer sarsıldığı zaman...) -
زِلْزَال (Zilzâl / Sarsıntı):
Anlamı: Şiddetli deprem, sarsıntı.
Cümle: كَانَ الزِّلْزَالُ شَدِيدًا (Deprem şiddetliydi.) -
أَثْقَال (Eskâl / Ağırlıklar):
Anlamı: Değerli madenler, hazineler, defineler.
Cümle: وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا (Yer ağırlıklarını dışarı çıkardı.) -
الْإِنْسَان (El-İnsân / İnsan):
Anlamı: Beşer, insan.
Cümle: وَقَالَ الْإِنْسَانُ مَا لَهَا (Ve insan "Ona ne oluyor?" dedi.) -
يَوْم (Yevm / Gün):
Anlamı: Gün, zaman dilimi.
Cümle: يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا (O gün haberlerini anlatır.) -
أَخْبَار (Ahbâr / Haberler):
Anlamı: Haberler, olaylar, bilgiler.
Cümle: تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا (Haberlerini anlatır.) -
رَبّ (Rabb / Rab):
Anlamı: Terbiye eden, sahip, Yaratıcı.
Cümle: بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا (Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.) -
نَاس (Nâs / İnsanlar):
Anlamı: Halk, insanlar topluluğu.
Cümle: يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا (İnsanlar bölük bölük çıkarlar.) -
أَعْمَال (A'mâl / Ameller):
Anlamı: İşler, davranışlar, eylemler.
Cümle: لِيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ (Amelleri kendilerine gösterilsin diye.) -
ذَرَّة (Zerre / Zerre):
Anlamı: Çok küçük parça, atom, zerre.
Cümle: مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ (Zerre ağırlığınca hayır yapan onu görür.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
زُلْزِلَتْ (Zulzilet / Sarsıldı):
Kökü: ز ل ز ل / Mazi meçhul fiil
Cümle: إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ (Yer sarsıldığı zaman...) -
أَخْرَجَتْ (Ahrecet / Dışarı çıkardı):
Kökü: خ ر ج / Mazi fiil
Cümle: وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا (Yer ağırlıklarını dışarı çıkardı.) -
قَالَ (Kâle / Dedi):
Kökü: ق و ل / Mazi fiil
Cümle: وَقَالَ الْإِنْسَانُ مَا لَهَا (Ve insan "Ona ne oluyor?" dedi.) -
تُحَدِّثُ (Tuhaddisu / Anlatır):
Kökü: ح د ث / Muzari fiil
Cümle: يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا (O gün haberlerini anlatır.) -
أَوْحَى (Evhâ / Vahyetti):
Kökü: و ح ي / Mazi fiil
Cümle: بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا (Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.) -
يَصْدُرُ (Yasduru / Çıkar, döner):
Kökü: ص د ر / Muzari fiil
Cümle: يَصْدُرُ النَّاسُ أَشْتَاتًا (İnsanlar bölük bölük çıkarlar.) -
لِيُرَوْا (Lî-yurav / Gösterilsin diye):
Kökü: ر أ ي / Muzari meçhul mansub fiil
Cümle: لِيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ (Amelleri kendilerine gösterilsin diye.) -
يَعْمَلْ (Ya'mel / İşler):
Kökü: ع م ل / Muzari mezum fiil
Cümle: فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ (Kim zerre miktarı işlerse...) -
يَرَهُ (Yerahu / Onu görür):
Kökü: ر أ ي / Muzari mezum fiil
Cümle: خَيْرًا يَرَهُ (Hayrı olan onu görür.) -
كَانَ (Kâne / Oldu):
Kökü: ك و ن / Mazi fiil
Cümle: كَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا (Allah bağışlayan ve merhamet edendir.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
إِذَا (İzâ / Şart edatı):
Anlamı: -dığı zaman, ne zaman ki.
Cümle: إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ (Yer sarsıldığı zaman...) -
مَا (Mâ / Soru / Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Ne, ne için.
Cümle: مَا لَهَا (Ona ne oluyor?) -
بِـ (Bi / Harf-i cer):
Anlamı: İle, sebebiyle, -de.
Cümle: بِأَنَّ رَبَّكَ (Çünkü Rabbin sebebiyle...) -
أَنَّ (Enne / Harf-i müşebbehe bil-fiil):
Anlamı: -diğini, çünkü.
Cümle: بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَى لَهَا (Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.) -
لِـ (Li / Harf-i cer / Lam-ı ta'lil):
Anlamı: İçin, -e.
Cümle: لِيُرَوْا أَعْمَالَهُمْ (Amelleri gösterilsin diye.) -
مَنْ (Men / Şart edatı):
Anlamı: Kim, her kim ki.
Cümle: فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ (Her kim zerre miktarı işlerse...) -
مِنْ (Min / Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan.
Cümle: مِنْ خَيْرٍ (Hayırdan...) -
فَـ (Fe / Atıf ve Rabt edatı):
Anlamı: O halde, bu yüzden, -ip.
Cümle: فَمَنْ يَعْمَلْ (O halde kim işlerse...) -
وَ (Vâv / Atıf harfi):
Anlamı: Ve, ile.
Cümle: وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ (Ve yer dışarı çıkardı...) -
فِي (Fî / Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, de/da.
Cümle: فِي الْقُرْآنِ (Kur'an'da...)
Zilzâl Suresi Dilbilgisi ve Kelime Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.