- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ١١١ - أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي أُحَذِّرُكُمُ
Okuma Parçası - Metin
Amma bad, şüphesiz ben sizi dünyadan sakındırırım çünkü o tatlı ve yeşildir, şehvetlerle kuşatılmıştır ve acile ile sevdirilmiştir ve az ile göz alıcı olmuştur ve emellerle süslenmiştir ve gururla ziynetlenmiştir, ne sevinci devam eder ne de faciasından emin olunur. Aldatıcı, zarar verici, hali değişen, zail olan, tükenen, yok olan, yiyen, helak eden.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الدُّنْيَا - dünya
Kelime Anlamı: aşağı hayat
Cümle: فَإِنِّي أُحَذِّرُكُمُ الدُّنْيَا
Türkçe: Sizi dünyadan sakındırırım. -
حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ - tatlı yeşil
Kelime Anlamı: hoş taze
Cümle: فَإِنَّهَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ
Türkçe: O tatlı ve yeşildir. -
الشَّهَوَاتِ - şehvetler
Kelime Anlamı: arzular
Cümle: حُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ
Türkçe: Şehvetlerle kuşatılmıştır. -
الْآمَالِ - emeller
Kelime Anlamı: umutlar
Cümle: وَتَحَلَّتْ بِالْآمَالِ
Türkçe: Emellerle süslendi. -
الْغُرُورِ - gurur
Kelime Anlamı: aldanış
Cümle: وَتَزَيَّنَتْ بِالْغُرُورِ
Türkçe: Gururla ziynetlenmiştir. -
حَبْرَتُهَا - sevinci
Kelime Anlamı: neşesi
Cümle: لَا تَدُومُ حَبْرَتُهَا
Türkçe: Sevinci devam etmez. -
فَجْعَتُهَا - faciası
Kelime Anlamı: musibeti
Cümle: وَلَا تُؤْمَنُ فَجْعَتُهَا
Türkçe: Faciasından emin olunmaz. -
غَرَّارَةٌ - aldatıcı
Kelime Anlamı: çok aldatan
Cümle: غَرَّارَةٌ ضَرَّارَةٌ حَائِلَةٌ زَائِلَةٌ
Türkçe: Aldatıcı, zarar verici, değişen, zail olan.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أُحَذِّرُكُمُ - sizi sakındırırım
Kökü: ح ذ ر
Cümle: فَإِنِّي أُحَذِّرُكُمُ الدُّنْيَا
Türkçe: Sizi dünyadan sakındırırım. -
حُفَّتْ - kuşatıldı
Kökü: ح ف ف
Cümle: حُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ
Türkçe: Şehvetlerle kuşatıldı. -
تَحَبَّبَتْ - sevdirildi
Kökü: ح ب ب
Cümle: وَتَحَبَّبَتْ بِالْعَاجِلَةِ
Türkçe: Acele ile sevdirildi. -
رَاقَتْ - göz aldı, beğendirdi
Kökü: ر و ق
Cümle: وَرَاقَتْ بِالْقَلِيلِ
Türkçe: Az ile göz alıcı oldu. -
تَحَلَّتْ - süslendi
Kökü: ح ل ي
Cümle: وَتَحَلَّتْ بِالْآمَالِ
Türkçe: Emellerle süslendi. -
تَزَيَّنَتْ - ziynetlendi
Kökü: ز ي ن
Cümle: وَتَزَيَّنَتْ بِالْغُرُورِ
Türkçe: Gururla ziynetlenmiştir. -
تَدُومُ - devam eder
Kökü: د و م
Cümle: لَا تَدُومُ حَبْرَتُهَا
Türkçe: Sevinci devam etmez. -
تُؤْمَنُ - emin olunur
Kökü: أ م ن
Cümle: وَلَا تُؤْمَنُ فَجْعَتُهَا
Türkçe: Faciasından emin olunmaz. -
نَافِدَةٌ بَائِدَةٌ - tükenen yok olan
Kökü: ن ف د / ب ي د
Cümle: نَافِدَةٌ بَائِدَةٌ أَكَّالَةٌ غَوَّالَةٌ
Türkçe: Tükenen yok olan yiyen helak eden.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَمَّا بَعْدُ - amma badu
Cümle: أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي أُحَذِّرُكُمُ الدُّنْيَا
Türkçe: Amma sonra şüphesiz sizi sakındırırım. -
فَإِنِّي - şüphesiz ben
Cümle: فَإِنِّي أُحَذِّرُكُمُ الدُّنْيَا
Türkçe: Şüphesiz ben sizi dünyadan sakındırırım. -
قَدْ - gizli te'kid
Cümle: حُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ
Türkçe: Muhakkak kuşatıldı (manada). -
وَ - atıf
Cümle: وَتَحَبَّبَتْ بِالْعَاجِلَةِ وَرَاقَتْ بِالْقَلِيلِ
Türkçe: Ve acelecilikle sevdirildi ve az ile göz aldı. -
لَا - nefy
Cümle: لَا تَدُومُ حَبْرَتُهَا
Türkçe: Sevinci devam etmez. -
أَنْ - en-i mastariyye değil nefy sonrası
Cümle: وَلَا تُؤْمَنُ فَجْعَتُهَا
Türkçe: Faciasından emin olunmaz.
Nehcül Belaga Hutbe 111 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١١٢ - هَلْ تُحِسُّ بِهِ إِذَا
Okuma Parçası - Metin
Bir menzile girdiğinde onu hissediyor musun? Yoksa birini vefat ettirdiğinde onu görüyor musun? Bilakis cenini annesinin karnında nasıl vefat ettirir? Annesinin bazı azalarından ona girer mi, yoksa ruh Rabbinin izniyle ona icabet mi etti? Yoksa o, ahşasında onunla birlikte sakin midir? Kendisi gibi bir mahlukun sıfatından aciz olan, ilahını nasıl vasfeder!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
مَنْزِلًا - menzil, ev
Kelime Anlamı: mesken
Cümle: هَلْ تُحِسُّ بِهِ إِذَا دَخَلَ مَنْزِلًا
Türkçe: Bir menzile girdiğinde onu hissediyor musun? -
أَحَداً - birini
Kelime Anlamı: kimse
Cümle: أَمْ هَلْ تَرَاهُ إِذَا تَوَفَّى أَحَداً
Türkçe: Birini vefat ettirdiğinde onu görüyor musun? -
الْجَنِينَ - cenin
Kelime Anlamı: fetus
Cümle: بَلْ كَيْفَ يَتَوَفَّى الْجَنِينَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ
Türkçe: Cenini annesinin karnında nasıl vefat ettirir? -
بَطْنِ أُمِّهِ - annesinin karnı
Kelime Anlamı: karın
Cümle: فِي بَطْنِ أُمِّهِ
Türkçe: Annesinin karnında. -
جَوَارِحِهَا - azaları
Kelime Anlamı: organlar
Cümle: أَ يَلِجُ عَلَيْهِ مِنْ بَعْضِ جَوَارِحِهَا
Türkçe: Bazı azalarından ona girer mi? -
الرُّوحُ - ruh
Kelime Anlamı: can
Cümle: أَمْ الرُّوحُ أَجَابَتْهُ بِإِذْنِ رَبِّهَا
Türkçe: Ruh Rabbinin izniyle ona icabet mi etti? -
أَحْشَائِهَا - ahşası, iç organları
Kelime Anlamı: bağırsaklar
Cümle: أَمْ هُوَ سَاكِنٌ مَعَهُ فِي أَحْشَائِهَا
Türkçe: Ahşasında onunla birlikte sakin midir? -
مَخْلُوقٍ - mahluk
Kelime Anlamı: yaratılmış
Cümle: مَنْ يَعْجَزُ عَنْ صِفَةِ مَخْلُوقٍ مِثْلِهِ
Türkçe: Kendisi gibi bir mahlukun sıfatından aciz olan.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
تُحِسُّ - hissediyorsun
Kökü: ح س س
Cümle: هَلْ تُحِسُّ بِهِ إِذَا دَخَلَ مَنْزِلًا
Türkçe: Bir menzile girdiğinde onu hissediyor musun? -
دَخَلَ - girdi
Kökü: د خ ل
Cümle: إِذَا دَخَلَ مَنْزِلًا
Türkçe: Menzile girdiğinde. -
تَرَاهُ - onu görüyorsun
Kökü: ر أ ي
Cümle: أَمْ هَلْ تَرَاهُ إِذَا تَوَفَّى أَحَداً
Türkçe: Birini vefat ettirdiğinde onu görüyor musun? -
تَوَفَّى - vefat ettirdi
Kökü: و ف ي
Cümle: إِذَا تَوَفَّى أَحَداً
Türkçe: Birini vefat ettirdiğinde. -
يَتَوَفَّى - vefat ettirir
Kökü: و ف ي
Cümle: بَلْ كَيْفَ يَتَوَفَّى الْجَنِينَ فِي بَطْنِ أُمِّهِ
Türkçe: Cenini nasıl vefat ettirir? -
يَلِجُ - girer, dahil olur
Kökü: و ل ج
Cümle: أَ يَلِجُ عَلَيْهِ مِنْ بَعْضِ جَوَارِحِهَا
Türkçe: Bazı azalarından ona girer mi? -
أَجَابَتْهُ - ona icabet etti
Kökü: ج و ب
Cümle: أَمْ الرُّوحُ أَجَابَتْهُ بِإِذْنِ رَبِّهَا
Türkçe: Ruh Rabbinin izniyle ona icabet mi etti? -
يَصِفُ - vasfeder
Kökü: و ص ف
Cümle: كَيْفَ يَصِفُ إِلَهَهُ
Türkçe: İlahını nasıl vasfeder? -
يَعْجَزُ - aciz olur
Kökü: ع ج ز
Cümle: مَنْ يَعْجَزُ عَنْ صِفَةِ مَخْلُوقٍ مِثْلِهِ
Türkçe: Mahlukun sıfatından aciz olan kimse.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
هَلْ - soru edatı
Cümle: هَلْ تُحِسُّ بِهِ إِذَا دَخَلَ مَنْزِلًا
Türkçe: Bir menzile girdiğinde onu hissediyor musun? -
إِذَا - zaman zarfı
Cümle: إِذَا دَخَلَ مَنْزِلًا
Türkçe: Menzile girdiğinde. -
أَمْ - atıf + soru
Cümle: أَمْ هَلْ تَرَاهُ إِذَا تَوَفَّى أَحَداً
Türkçe: Yoksa onu görüyor musun? -
بَلْ - idrab edatı
Cümle: بَلْ كَيْفَ يَتَوَفَّى الْجَنِينَ
Türkçe: Bilakis cenini nasıl vefat ettirir? -
كَيْفَ - soru ismi
Cümle: كَيْفَ يَصِفُ إِلَهَهُ
Türkçe: İlahını nasıl vasfeder? -
مَنْ - ismi mevsul
Cümle: مَنْ يَعْجَزُ عَنْ صِفَةِ مَخْلُوقٍ
Türkçe: Mahlukun sıfatından aciz olan kimse.
Nehcül Belaga Hutbe 112 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١١٣ - وَأُحَذِّرُكُمُ الدُّنْيَا فَإِنَّهَا مَنْزِلُ
Okuma Parçası - Metin
Sizi dünyadan sakındırırım çünkü o göçme menzili olup otlak yurdu değildir, gururuyla süslenmiş ve ziynetiyle aldatmıştır. Onun evi Rabbine karşı değersiz oldu da helalini haramına, hayrını şerrine, hayatını ölümüne, tatlısını acısına karıştırmıştır, Allah Teala onu evliyasına saf kılmadı ve düşmanlarına karşı da cimri davranmadı. Hayrı azdır, şerri hazırdır, toplamı tükenir, mülkü soyulur, mamuru harap olur, bina yıkılışı gibi yıkılan bir evin, azık tükenişi gibi içinde ömrün tükendiği ve yolculuk kesilişi gibi müddeti kesilen bir evin ne hayrı var!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الدُّنْيَا - dünya
Kelime Anlamı: yakın hayat
Cümle: وَأُحَذِّرُكُمُ الدُّنْيَا فَإِنَّهَا مَنْزِلُ قُلْعَةٍ
Türkçe: Sizi dünyadan sakındırırım çünkü o göçme menzilidir. -
مَنْزِلُ قُلْعَةٍ - göçme menzili
Kelime Anlamı: kopma yeri
Cümle: فَإِنَّهَا مَنْزِلُ قُلْعَةٍ
Türkçe: Göçme menzilidir. -
دَارِ نُجْعَةٍ - otlak yurdu
Kelime Anlamı: yaylak
Cümle: وَلَيْسَتْ بِدَارِ نُجْعَةٍ
Türkçe: Otlak yurdu değildir. -
غُرُورِهَا - gururu
Kelime Anlamı: aldatma
Cümle: قَدْ تَزَيَّنَتْ بِغُرُورِهَا
Türkçe: Gururuyla süslendi. -
حَلَالَهَا - helali
Kelime Anlamı: helal kısım
Cümle: فَخَلَطَ حَلَالَهَا بِحَرَامِهَا
Türkçe: Helalini haramına karıştırdı. -
خَيْرُهَا - hayrı
Kelime Anlamı: iyilik
Cümle: خَيْرُهَا زَهِيدٌ وَشَرُّهَا عَتِيدٌ
Türkçe: Hayrı az, şerri hazır. -
جَمْعُهَا - cem'i
Kelime Anlamı: birikim
Cümle: وَجَمْعُهَا يَنْفَدُ
Türkçe: Birikimi tükenir. -
عَامِرُهَا - mamuru
Kelime Anlamı: bayındır yeri
Cümle: وَعَامِرُهَا يَخْرَبُ
Türkçe: Mamuru harap olur.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أُحَذِّرُكُمُ - sizi sakındırırım
Kökü: ح ذ ر
Cümle: وَأُحَذِّرُكُمُ الدُّنْيَا
Türkçe: Sizi dünyadan sakındırırım. -
تَزَيَّنَتْ - süslendi
Kökü: ز ي ن
Cümle: قَدْ تَزَيَّنَتْ بِغُرُورِهَا
Türkçe: Gururuyla süslendi. -
غَرَّتْ - aldattı
Kökü: غ ر ر
Cümle: وَغَرَّتْ بِزِينَتِهَا
Türkçe: Ziynetiyle aldattı. -
هَانَتْ - değersiz oldu
Kökü: ه و ن
Cümle: دَارُهَا هَانَتْ عَلَى رَبِّهَا
Türkçe: Evi Rabbine değersiz oldu. -
خَلَطَ - karıştırdı
Kökü: خ ل ط
Cümle: فَخَلَطَ حَلَالَهَا بِحَرَامِهَا
Türkçe: Helalini haramına karıştırdı. -
يُصْفِهَا - saf kılmadı
Kökü: ص ف و
Cümle: لَمْ يُصْفِهَا اللَّهُ لِأَوْلِيَائِهِ
Türkçe: Allah onu evliyasına saf kılmadı. -
يَنْفَدُ - tükenir
Kökü: ن ف د
Cümle: وَجَمْعُهَا يَنْفَدُ
Türkçe: Toplamı tükenir. -
يُسْلَبُ - soyulur, alınır
Kökü: س ل ب
Cümle: وَمُلْكُهَا يُسْلَبُ
Türkçe: Mülkü soyulur. -
يَخْرَبُ - harap olur
Kökü: خ ر ب
Cümle: وَعَامِرُهَا يَخْرَبُ
Türkçe: Mamuru harap olur.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
فَإِنَّهَا - çünkü muhakkak o
Cümle: فَإِنَّهَا مَنْزِلُ قُلْعَةٍ
Türkçe: Çünkü o göçme menzilidir. -
قَدْ - tahkik
Cümle: قَدْ تَزَيَّنَتْ بِغُرُورِهَا
Türkçe: Muhakkak süslendi. -
وَ - atıf
Cümle: وَغَرَّتْ بِزِينَتِهَا
Türkçe: Ve ziynetiyle aldattı. -
لَمْ - cezmeden nefy
Cümle: لَمْ يُصْفِهَا اللَّهُ لِأَوْلِيَائِهِ
Türkçe: Allah onu evliyasına saf kılmadı. -
فَـ - fa-i sebep
Cümle: فَخَلَطَ حَلَالَهَا بِحَرَامِهَا
Türkçe: Böylece helalini haramına karıştırdı. -
مَا - ismi mevsul soru değil
Cümle: فَمَا خَيْرُ دَارٍ تُنْقَضُ نَقْضَ الْبِنَاءِ
Türkçe: Yıkılan bir evin ne hayrı var.
Nehcül Belaga Hutbe 113 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١١٤ - الْحَمْدُ لِلَّهِ الْوَاصِلِ الْحَمْدَ
Okuma Parçası - Metin
Hamd, hamdi nimetlere ve nimetleri şükre vasıl eden Allah'a mahsustur, onu alaları üzerine hamd ettiğimiz gibi belası üzerine de hamd ederiz ve bu nefislere karşı ondan yardım dileriz ki emrolundukları şeyde yavaş, nehyedildikleri şeye hızlıdırlar ve ilmihinin ihata ettiği ve kitabının ihsa ettiği şeyden mağfiret dileriz, ilim ki kasır değil ve kitap ki mugadir değil. Ve ona gaybları muayene eden ve mev'ud üzerine vakıf olan kimsenin imanı gibi iman ederiz, öyle bir iman ki ihlası şirki ve yakini şekki nefyetti. Ve şehadet ederiz ki Allah'tan başka ilah yoktur tektir ortağı yoktur ve Muhammed s.a.a. onun kulu ve resulüdür, iki şehadet ki sözü yükseltir ve ameli kaldırır, içine konuldukları mizan hafiflemez ve kendisinden kaldırıldıkları mizan ağırlaşmaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الْحَمْدُ - hamd
Kelime Anlamı: övgü
Cümle: الْحَمْدُ لِلَّهِ الْوَاصِلِ الْحَمْدَ بِالنِّعَمِ
Türkçe: Hamdi nimetlere vasıl eden Allah'a hamd. -
النِّعَمِ - nimetler
Kelime Anlamı: iyilikler
Cümle: الْوَاصِلِ الْحَمْدَ بِالنِّعَمِ وَالنِّعَمَ بِالشُّكْرِ
Türkçe: Hamdi nimetlere, nimetleri şükre vasıl eden. -
آلَائِهِ - alaları, nimetleri
Kelime Anlamı: ihsanlar
Cümle: نَحْمَدُهُ عَلَى آلَائِهِ كَمَا نَحْمَدُهُ عَلَى بَلَائِهِ
Türkçe: Alaları üzerine hamd ederiz, belası üzerine hamd ettiğimiz gibi. -
النُّفُوسِ - nefisler
Kelime Anlamı: canlar
Cümle: وَنَسْتَعِينُهُ عَلَى هَذِهِ النُّفُوسِ الْبِطَاءِ
Türkçe: Bu yavaş nefislere karşı yardım dileriz. -
الْغُيُوبَ - gaybler
Kelime Anlamı: görünmeyenler
Cümle: إِيمَانَ مَنْ عَايَنَ الْغُيُوبَ
Türkçe: Gaybları muayene edenin imanı gibi. -
الشِّرْكَ - şirk
Kelime Anlamı: ortak koşma
Cümle: نَفَى إِخْلَاصُهُ الشِّرْكَ وَيَقِينُهُ الشَّكَّ
Türkçe: İhlası şirki nefyetti, yakini şekki. -
شَهَادَتَيْنِ - iki şehadet
Kelime Anlamı: şahitlikler
Cümle: شَهَادَتَيْنِ تُصْعِدَانِ الْقَوْلَ وَتَرْفَعَانِ الْعَمَلَ
Türkçe: Sözü yükselten, ameli kaldıran iki şehadet. -
مِيزَانٌ - mizan, terazi
Kelime Anlamı: ölçek
Cümle: لَا يَخِفُّ مِيزَانٌ تُوضَعَانِ فِيهِ
Türkçe: İçine konuldukları mizan hafiflemez.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
الْوَاصِلِ - vasıl eden
Kökü: و ص ل
Cümle: الْحَمْدُ لِلَّهِ الْوَاصِلِ الْحَمْدَ بِالنِّعَمِ
Türkçe: Hamdi nimetlere vasıl eden Allah'a hamd. -
نَحْمَدُهُ - ona hamd ederiz
Kökü: ح م د
Cümle: نَحْمَدُهُ عَلَى آلَائِهِ
Türkçe: Alaları üzerine hamd ederiz. -
نَسْتَعِينُهُ - ondan yardım dileriz
Kökü: ع و ن
Cümle: وَنَسْتَعِينُهُ عَلَى هَذِهِ النُّفُوسِ
Türkçe: Bu nefislere karşı yardım dileriz. -
أُمِرَتْ - emrolundu
Kökü: أ م ر
Cümle: الْبِطَاءِ عَمَّا أُمِرَتْ بِهِ
Türkçe: Emrolunduğu şeyde yavaş. -
نُهِيَتْ - nehyedildi
Kökü: ن ه ي
Cümle: السِّرَاعِ إِلَى مَا نُهِيَتْ عَنْهُ
Türkçe: Nehyedildiğine hızlı. -
أَحَاطَ - ihata etti
Kökü: ح و ط
Cümle: مِمَّا أَحَاطَ بِهِ عِلْمُهُ
Türkçe: İlminin ihata ettiği şey. -
عَايَنَ - muayene etti, gözle gördü
Kökü: ع ي ن
Cümle: إِيمَانَ مَنْ عَايَنَ الْغُيُوبَ
Türkçe: Gaybları gözle görenin imanı. -
تُصْعِدَانِ - yükseltirler
Kökü: ص ع د
Cümle: شَهَادَتَيْنِ تُصْعِدَانِ الْقَوْلَ
Türkçe: Sözü yükselten iki şehadet. -
تُوضَعَانِ - konulurlar
Kökü: و ض ع
Cümle: لَا يَخِفُّ مِيزَانٌ تُوضَعَانِ فِيهِ
Türkçe: İçine konuldukları mizan hafiflemez.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
كَمَا - gibi
Cümle: كَمَا نَحْمَدُهُ عَلَى بَلَائِهِ
Türkçe: Belası üzerine hamd ettiğimiz gibi. -
عَمَّا - an + ma
Cümle: الْبِطَاءِ عَمَّا أُمِرَتْ بِهِ
Türkçe: Emrolunduğu şeyden yavaş. -
مِمَّا - min + ma
Cümle: مِمَّا أَحَاطَ بِهِ عِلْمُهُ
Türkçe: İlminin ihata ettiğinden. -
غَيْرُ - değil
Cümle: عِلْمٌ غَيْرُ قَاصِرٍ وَكِتَابٌ غَيْرُ مُغَادِرٍ
Türkçe: Kasır olmayan ilim, mugadir olmayan kitap. -
مَنْ - ismi mevsul
Cümle: إِيمَانَ مَنْ عَايَنَ الْغُيُوبَ
Türkçe: Gaybları gören kimsenin imanı. -
لَا - nefy
Cümle: لَا يَخِفُّ مِيزَانٌ تُوضَعَانِ فِيهِ
Türkçe: Mizan hafiflemez.
Nehcül Belaga Hutbe 114 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١١٥ - اللَّهُمَّ قَدِ انْصَاحَتْ جِبَالُنَا
Okuma Parçası - Metin
Allah'ım dağlarımız yarıldı, yerimiz tozlandı ve davarlarımız susadı ve merabidlarında şaşırdı ve evlatları üzerine sevakiller gibi bağırdı ve mera'larında dolaşmaktan ve su kaynaklarına hasretten usandı, Allah'ım inleyenin iniltisine ve hasret çekenin hasretine merhamet et, Allah'ım mezheplerindeki şaşkınlığına ve mevalicindeki iniltisine merhamet et. Allah'ım senelerimizin zayıf develeri üzerimize karardığında ve cömertlik alametleri bizi boş çıkardığında sana çıktık, sen müpteis için reca ve mültemis için belag oldun, insanlar ümitsiz kaldığında ve bulut men edildiğinde ve davarlar helak olduğunda sana dua ediyoruz, bizi amellerimizle muahaze etme ve günahlarımızla alma, ve üzerimize rahmetini fışkıran bulut ve bol bahar ve güzel bitki ile yay, bol sağanak olarak onunla ölmüş olanı dirilt ve kaçmış olanı geri getir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
جِبَالُنَا - dağlarımız
Kelime Anlamı: dağlar
Cümle: قَدِ انْصَاحَتْ جِبَالُنَا
Türkçe: Dağlarımız yarıldı. -
أَرْضُنَا - yerimiz
Kelime Anlamı: toprak
Cümle: وَاغْبَرَّتْ أَرْضُنَا
Türkçe: Yerimiz tozlandı. -
دَوَابُّنَا - davarlarımız
Kelime Anlamı: hayvanlar
Cümle: وَهَامَتْ دَوَابُّنَا
Türkçe: Davarlarımız susadı. -
الثَّكَالَى - evlat acısı çekenler
Kelime Anlamı: sevakiller
Cümle: عَجِيجَ الثَّكَالَى عَلَى أَوْلَادِهَا
Türkçe: Evlatları üzerine sevakiller gibi bağırma. -
حَدَابِيرُ السِّنِينَ - senelerin zayıf develeri
Kelime Anlamı: kurak seneler
Cümle: حِينَ اعْتَكَرَتْ عَلَيْنَا حَدَابِيرُ السِّنِينَ
Türkçe: Senelerin zayıfları üzerimize karardığında. -
الْأَنَامُ - insanlar
Kelime Anlamı: mahlukat
Cümle: حِينَ قَنَطَ الْأَنَامُ
Türkçe: İnsanlar ümitsiz kaldığında. -
السَّحَابِ الْمُنْبَعِقِ - fışkıran bulut
Kelime Anlamı: patlayan bulut
Cümle: بِالسَّحَابِ الْمُنْبَعِقِ وَالرَّبِيعِ الْمُغْدِقِ
Türkçe: Fışkıran bulut ve bol bahar ile. -
السَّوَامُ - salma davarlar
Kelime Anlamı: otlayan hayvan
Cümle: وَهَلَكَ السَّوَامُ
Türkçe: Davarlar helak oldu.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
انْصَاحَتْ - yarıldı
Kökü: ص و ح
Cümle: قَدِ انْصَاحَتْ جِبَالُنَا
Türkçe: Dağlarımız yarıldı. -
اغْبَرَّتْ - tozlandı
Kökü: غ ب ر
Cümle: وَاغْبَرَّتْ أَرْضُنَا
Türkçe: Yerimiz tozlandı. -
هَامَتْ - susadı
Kökü: ه ي م
Cümle: وَهَامَتْ دَوَابُّنَا
Türkçe: Davarlarımız susadı. -
تَحَيَّرَتْ - şaşırdı
Kökü: ح ي ر
Cümle: وَتَحَيَّرَتْ فِي مَرَابِضِهَا
Türkçe: Merabidlarında şaşırdı. -
عَجَّتْ - bağırdı
Kökü: ع ج ج
Cümle: وَعَجَّتْ عَجِيجَ الثَّكَالَى
Türkçe: Sevakiller gibi bağırdı. -
فَارْحَمْ - merhamet et
Kökü: ر ح م
Cümle: فَارْحَمْ أَنِينَ الْآنَّةِ
Türkçe: İnleyenin iniltisine merhamet et. -
اعْتَكَرَتْ - karardı, bulanıklaştı
Kökü: ع ك ر
Cümle: حِينَ اعْتَكَرَتْ عَلَيْنَا حَدَابِيرُ السِّنِينَ
Türkçe: Seneler üzerimize karardığında. -
قَنَطَ - ümitsiz kaldı
Kökü: ق ن ط
Cümle: حِينَ قَنَطَ الْأَنَامُ
Türkçe: İnsanlar ümitsiz kaldığında. -
تُحْيِي - diriltirsin
Kökü: ح ي ي
Cümle: تُحْيِي بِهِ مَا قَدْ مَاتَ
Türkçe: Onunla ölmüş olanı dirilt.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
قَدْ - Tahkik edatı
Cümle: قَدِ انْصَاحَتْ جِبَالُنَا
Türkçe: Dağlarımız yarıldı (muhakkak). -
عَلَى - İle anlamında edat (farklı kullanım)
Cümle: عَجَّتْ عَجِيجَ الثَّكَالَى عَلَى أَوْلَادِهَا
Türkçe: Evlatları üzerine bağırdı. -
حِينَ - Zarf-ı zaman
Cümle: حِينَ اعْتَكَرَتْ عَلَيْنَا حَدَابِيرُ السِّنِينَ
Türkçe: Seneler karardığında. -
لِـ - Lam-ı ta'lil
Cümle: فَكُنْتَ الرَّجَاءَ لِلْمُبْتَئِسِ
Türkçe: Müpteis için reca oldun. -
أَلَّا - En + la
Cümle: أَلَّا تُؤَاخِذَنَا بِأَعْمَالِنَا
Türkçe: Amellerimizle muahaze etmemen için. -
مَا - İsmi mevsul
Cümle: تُحْيِي بِهِ مَا قَدْ مَاتَ
Türkçe: Ölmüş olan şeyi diriltirsin.
Nehcül Belaga Hutbe 115 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١١٦ - أَرْسَلَهُ دَاعِياً إِلَى الْحَقِّ
Okuma Parçası - Metin
وَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ مِمَّا طُوِيَ عَنْكُمْ غَيْبُهُ إذاً لَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ تَبْكُونَ عَلَى أَعْمَالِكُمْ وَتَلْتَدِمُونَ عَلَى أَنْفُسِكُمْ وَلَتَرَكْتُمْ أَمْوَالَكُمْ لَا حَارِسَ لَهَا وَلَا خَالِفَ عَلَيْهَا وَلَهَمَّتْ كُلَّ امْرِئٍ مِنْكُمْ نَفْسُهُ لَا يَلْتَفِتُ إِلَى غَيْرِهَا، وَلَكِنَّكُمْ نَسِيتُمْ مَا ذُكِّرْتُمْ وَأَمِنْتُمْ مَا حُذِّرْتُمْ فَتَاهَ عَنْكُمْ رَأْيُكُمْ وَتَشَتَّتَ عَلَيْكُمْ أَمْرُكُمْ.
وَلَوَدِدْتُ أَنَّ اللَّهَ فَرَّقَ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَأَلْحَقَنِي بِمَنْ هُوَ أَحَقُّ بِي مِنْكُمْ قَوْمٌ وَاللَّهِ مَيَامِينُ الرَّأْيِ مَرَاجِيحُ الْحِلْمِ مَقَاوِيلُ بِالْحَقِّ مَتَارِيكُ لِلْبَغْيِ، مَضَوْا قُدُماً عَلَى الطَّرِيقَةِ وَأَوْجَفُوا عَلَى الْمَحَجَّةِ فَظَفِرُوا بِالْعُقْبَى الدَّائِمَةِ وَالْكَرَامَةِ الْبَارِدَةِ. أَمَا وَاللَّهِ لَيُسَلَّطَنَّ عَلَيْكُمْ غُلَامُ ثَقِيفٍ الذَّيَّالُ الْمَيَّالُ يَأْكُلُ خَضِرَتَكُمْ وَيُذِيبُ شَحْمَتَكُمْ، إِيهٍ أَبَا وَذَحَةَ!
Onu hakka davetçi ve halk üzerine şahit olarak gönderdi, Rabbinin risaletlerini gevşeklik göstermeden ve kusur etmeden tebliğ etti ve Allah yolunda düşmanlarıyla zaaf göstermeden ve mazeret göstermeden cihad etti, takva edenin imamı ve hidayet bulan kimsenin basireti.
Eğer sizden gaybı dürülmüş olan şeyden benim bildiğimi bilseydiniz o zaman meydanlara çıkardınız, amellerinize ağlayarak ve nefislerinize vurarak ve mallarınızı bekçisi ve ardılı olmadan terk ederdiniz ve her kişinin nefsi kendisiyle ilgilenirdi başkasına iltifat etmezdi, fakat siz size hatırlatılanı unuttunuz ve sakındırıldığınız şeyden emin oldunuz, görüşünüz sizden şaştı ve işiniz üzerinize dağıldı.
Ve diledim ki Allah benimle sizin aranızı ayırsın ve beni benden size göre daha hak sahibi olana ilhak etsin, vallahi görüşleri bereketli, hilmleri ağır, hak ile konuşan, bagyı terk eden bir kavim, yol üzere ileri gittiler ve mahacce üzerinde koştular, daimi akıbet ve serin keramet ile zafer buldular. Dikkat edin vallahi Sakif'in eteğini sürüyen, meyleden genci size musallat edilecek, yeşilliğinizi yiyecek ve yağınızı eritecek, hey Ebu Vezaha!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden Tamamı
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
دَاعِياً إِلَى الْحَقِّ - hakka davetçi
Kelime Anlamı: çağıran
Cümle: أَرْسَلَهُ دَاعِياً إِلَى الْحَقِّ
Türkçe: Hakka davetçi olarak gönderdi. -
رِسَالاتِ رَبِّهِ - Rabbinin risaletleri
Kelime Anlamı: mesajlar
Cümle: فَبَلَّغَ رِسَالاتِ رَبِّهِ
Türkçe: Rabbinin risaletlerini tebliğ etti. -
الصُّعُدَاتِ - meydanlar, yollar
Kelime Anlamı: açık alanlar
Cümle: لَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ تَبْكُونَ
Türkçe: Meydanlara ağlayarak çıkardınız. -
أَمْوَالَكُمْ - mallarınız
Kelime Anlamı: mülkler
Cümle: وَلَتَرَكْتُمْ أَمْوَالَكُمْ لَا حَارِسَ لَهَا
Türkçe: Mallarınızı bekçisiz terk ederdiniz. -
مَيَامِينُ الرَّأْيِ - görüşleri bereketli
Kelime Anlamı: mübarek görüşlü
Cümle: قَوْمٌ مَيَامِينُ الرَّأْيِ مَرَاجِيحُ الْحِلْمِ
Türkçe: Görüşleri bereketli, hilmleri ağır kavim. -
الْمَحَجَّةِ - açık yol, cadde
Kelime Anlamı: menhec
Cümle: وَأَوْجَفُوا عَلَى الْمَحَجَّةِ
Türkçe: Açık yol üzerinde koştular. -
غُلَامُ ثَقِيفٍ - Sakif genci (Haccac)
Kelime Anlamı: genç
Cümle: لَيُسَلَّطَنَّ عَلَيْكُمْ غُلَامُ ثَقِيفٍ
Türkçe: Sakif genci size musallat edilecek. -
أَبَا وَذَحَةَ - bok böceği babası, kinaye
Kelime Anlamı: hunfusa
Cümle: إِيهٍ أَبَا وَذَحَةَ
Türkçe: Hey Ebu Vezaha (Haccac'a kinaye).
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَرْسَلَهُ - onu gönderdi
Kökü: ر س ل
Cümle: أَرْسَلَهُ دَاعِياً إِلَى الْحَقِّ
Türkçe: Hakka davetçi olarak gönderdi. -
بَلَّغَ - tebliğ etti
Kökü: ب ل غ
Cümle: فَبَلَّغَ رِسَالاتِ رَبِّهِ غَيْرَ وَانٍ
Türkçe: Gevşek olmadan tebliğ etti. -
جَاهَدَ - cihad etti
Kökü: ج ه د
Cümle: وَجَاهَدَ فِي اللَّهِ أَعْدَاءَهُ
Türkçe: Allah yolunda düşmanlarıyla cihad etti. -
تَعْلَمُونَ - biliyorsunuz
Kökü: ع ل م
Cümle: وَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ
Türkçe: Benim bildiğimi bilseydiniz. -
طُوِيَ - dürüldü
Kökü: ط و ي
Cümle: مِمَّا طُوِيَ عَنْكُمْ غَيْبُهُ
Türkçe: Gaybı sizden dürülmüş olan. -
تَبْكُونَ - ağlıyorsunuz
Kökü: ب ك ي
Cümle: لَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ تَبْكُونَ
Türkçe: Meydanlara ağlayarak çıkardınız. -
نَسِيتُمْ - unuttunuz
Kökü: ن س ي
Cümle: نَسِيتُمْ مَا ذُكِّرْتُمْ
Türkçe: Hatırlatılanı unuttunuz. -
فَرَّقَ - ayırsın
Kökü: ف ر ق
Cümle: وَلَوَدِدْتُ أَنَّ اللَّهَ فَرَّقَ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ
Türkçe: Allah aramızı ayırsın diledim. -
لَيُسَلَّطَنَّ - musallat edilecek
Kökü: س ل ط
Cümle: لَيُسَلَّطَنَّ عَلَيْكُمْ غُلَامُ ثَقِيفٍ
Türkçe: Sakif genci size musallat edilecek.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
غَيْرَ - değil, dışında
Cümle: غَيْرَ وَانٍ وَلَا مُقَصِّرٍ
Türkçe: Gevşek olmadan ve kusur etmeden. -
وَلَوْ - eğer
Cümle: وَلَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ
Türkçe: Eğer bildiğimi bilseydiniz. -
مَا - ismi mevsul
Cümle: مَا أَعْلَمُ مِمَّا طُوِيَ عَنْكُمْ
Türkçe: Benim bildiğim şey. -
إِذاً - o zaman
Cümle: إِذاً لَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ
Türkçe: O zaman meydanlara çıkardınız. -
لَا - nefy
Cümle: لَا حَارِسَ لَهَا وَلَا خَالِفَ
Türkçe: Ne bekçisi ne ardılı. -
أَمَا - dikkat edatı
Cümle: أَمَا وَاللَّهِ لَيُسَلَّطَنَّ عَلَيْكُمْ
Türkçe: Dikkat edin vallahi size musallat edilecek.
Nehcül Belaga Hutbe 116 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.