- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٧ - إِنَّ اللَّهَ أَنْزَلَ كِتَاباً هَادِياً
Okuma Parçası - Metin
Şüphesiz Allah hidayet eden bir kitap indirdi, onda hayır ve şerri beyan etti. Hayır nehcini tutun hidayet bulursunuz, şerrin yönünden yüz çevirin maksada erersiniz. Farzlar farzlar, onları Allah'a eda edin sizi cennete götürsün. Allah meçhul olmayan haramı haram kıldı, girilmemiş helali helal kıldı, Müslümanın hürmetini bütün hürmetlere üstün kıldı ve ihlas ve tevhid ile Müslümanların haklarını bağlarında sağlamlaştırdı. Müslüman, Müslümanların dilinden ve elinden selamette olduğu kimsedir ancak hak ile müstesna, Müslümana eza ancak vacip olan ile helal olur. Umumun işine ve her birinizin hassası olan ölüme koşun, insanlar önünüzde saat arkanızdan sizi sevk ediyor, hafifleyin yetişesiniz, evvelinizle ahiriniz beklenir. Kulları ve beldeleri hakkında Allah'tan korkun, bika ve behayimden bile sorumlusunuz. Allah'a itaat edin isyan etmeyin, hayrı görünce alın şerri görünce yüz çevirin.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
كِتَاباً هَادِياً - Hidayet eden kitap
Anlamı: rehber kitap
Cümle: أَنْزَلَ كِتَاباً هَادِياً
Türkçe: Hidayet eden kitap indirdi. -
الْخَيْرَ وَالشَّرَّ - Hayır ve şer
Anlamı: iyilik kötülük
Cümle: بَيَّنَ فِيهِ الْخَيْرَ وَالشَّرَّ
Türkçe: Hayır ve şerri beyan etti. -
الْفَرَائِضَ - Farzlar
Anlamı: farizalar
Cümle: الْفَرَائِضَ الْفَرَائِضَ أَدُّوهَا
Türkçe: Farzlar farzlar eda edin. -
حُرْمَةَ الْمُسْلِمِ - Müslümanın hürmeti
Anlamı: dokunulmazlığı
Cümle: وَفَضَّلَ حُرْمَةَ الْمُسْلِمِ عَلَى الْحُرَمِ
Türkçe: Müslüman hürmetini üstün kıldı. -
حُقُوقَ الْمُسْلِمِينَ - Müslümanların hakları
Anlamı: haklar
Cümle: حُقُوقَ الْمُسْلِمِينَ فِي مَعَاقِدِهَا
Türkçe: Hakları bağlarında. -
الْمَوْتُ - Ölüm
Anlamı: vefat
Cümle: وَخَاصَّةَ أَحَدِكُمْ وَهُوَ الْمَوْتُ
Türkçe: Hasseniz ölümdür. -
الْبِقَاعِ - Yerler, bika
Anlamı: araziler
Cümle: حَتَّى عَنِ الْبِقَاعِ وَالْبَهَائِمِ
Türkçe: Bika ve behayimden bile. -
الْبَهَائِمِ - Hayvanlar
Anlamı: behayim
Cümle: عَنِ الْبِقَاعِ وَالْبَهَائِمِ
Türkçe: Bika ve hayvanlardan bile - alseraj.net/الخطبة-١٦٧/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَنْزَلَ - İndirdi
Kökü: ن ز ل
Cümle: أَنْزَلَ كِتَاباً هَادِياً
Türkçe: Hidayet eden kitap indirdi. -
بَيَّنَ - Beyan etti
Kökü: ب ي ن
Cümle: بَيَّنَ فِيهِ الْخَيْرَ وَالشَّرَّ
Türkçe: Hayır şerri beyan etti. -
خُذُوا - Alın, tutun
Kökü: أ خ ذ
Cümle: فَخُذُوا نَهْجَ الْخَيْرِ
Türkçe: Hayır nehcini tutun. -
تَهْتَدُوا - Hidayet bulmak
Kökü: ه د ي
Cümle: فَخُذُوا نَهْجَ الْخَيْرِ تَهْتَدُوا
Türkçe: Hayır yolunu tutun hidayet bulursunuz. -
أَدُّوهَا - Eda edin
Kökü: أ د ي
Cümle: الْفَرَائِضَ أَدُّوهَا إِلَى اللَّهِ
Türkçe: Farzları Allah'a eda edin. -
حَرَّمَ - Haram kıldı
Kökü: ح ر م
Cümle: حَرَّمَ حَرَاماً غَيْرَ مَجْهُولٍ
Türkçe: Meçhul olmayan haramı haram kıldı. -
سَلِمَ - Selamette olmak
Kökü: س ل م
Cümle: مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ
Türkçe: Dilinden Müslümanlar selamette olan. -
بَادِرُوا - Koşun, acele edin
Kökü: ب د ر
Cümle: بَادِرُوا أَمْرَ الْعَامَّةِ
Türkçe: Umumun işine koşun. -
تَخَفَّفُوا - Hafifleyin
Kökü: خ ف ف
Cümle: تَخَفَّفُوا تَلْحَقُوا
Türkçe: Hafifleyin yetişesiniz - alseraj.net/الخطبة-١٦٧/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّ - Te'kid
Cümle: إِنَّ اللَّهَ أَنْزَلَ كِتَاباً
Türkçe: Muhakkak Allah kitap indirdi. -
فَـ - Fa-i istinaf
Cümle: فَخُذُوا نَهْجَ الْخَيْرِ
Türkçe: Hayır nehcini tutun. -
غَيْرَ - Gayr
Cümle: غَيْرَ مَجْهُولٍ
Türkçe: Meçhul olmayan. -
إِلَّا - İstisna
Cümle: إِلَّا بِالْحَقِّ
Türkçe: Hak ile hariç. -
حَتَّى - Hatta
Cümle: حَتَّى عَنِ الْبِقَاعِ وَالْبَهَائِمِ
Türkçe: Bika ve behayimden bile. -
إِذَا - Zaman
Cümle: وَإِذَا رَأَيْتُمُ الْخَيْرَ
Türkçe: Hayrı görünce.
Nehcül Belaga Hutbe 167 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٨ - يَا إِخْوَتَاهْ إِنِّي لَسْتُ أَجْهَلُ
Okuma Parçası - Metin
Ey kardeşlerim! Bildiğinizi ben cahil değilim fakat bana güç nasıl olur da toplanan kavim şevketlerinin zirvesinde iken bizi malik oluyorlar biz onlara malik olamıyoruz. İşte bunlar köleleriniz onlarla birlikte ayaklandı, bedevileriniz onlara iltihak etti, aranızda dilediklerini size tattırıyorlar. İstediğiniz şeye kudret için bir mevzi görüyor musunuz? Bu iş cahiliye işidir ve bu kavmin maddesi vardır. İnsanlar bu iş harekete geçtiğinde işler üzerine fırkalara ayrılır: Bir fırka sizin gördüğünüzü görür, bir fırka sizin görmediğinizi görür, bir fırka ne bunu ne şunu görür. Sabredin ta ki insanlar sakinleşsin ve kalpler yerlerine otursun ve haklar kolayca alınsın. Benden sakin olun ve emrimin size ne getireceğine bakın, kuvveti zayıflatan, minneti düşüren, zaaf ve zillet miras bırakan bir iş yapmayın. İş tutundukça ben de tutacağım, çare bulamazsam son ilaç dağlamaktır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
إِخْوَتَاهْ - Kardeşlerim
Anlamı: kardeşler
Cümle: يَا إِخْوَتَاهْ إِنِّي لَسْتُ أَجْهَلُ
Türkçe: Ey kardeşlerim cahil değilim. -
الْقَوْمُ الْمُجْلِبُونَ - Toplanan kavim
Anlamı: saldıran topluluk
Cümle: وَالْقَوْمُ الْمُجْلِبُونَ عَلَى حَدِّ شَوْكَتِهِمْ
Türkçe: Toplanan kavim şevketinin zirvesinde. -
عِبْدَانُكُمْ - Köleleriniz
Anlamı: hizmetliler
Cümle: قَدْ ثَارَتْ مَعَهُمْ عِبْدَانُكُمْ
Türkçe: Köleleriniz onlarla ayaklandı. -
أَعْرَابُكُمْ - Bedevileriniz
Anlamı: bedeviler
Cümle: وَالْتَفَّتْ إِلَيْهِمْ أَعْرَابُكُمْ
Türkçe: Bedevileriniz onlara katıldı. -
الْقُلُوبُ - Kalpler
Anlamı: gönüller
Cümle: وَتَقَعَ الْقُلُوبُ مَوَاقِعَهَا
Türkçe: Kalpler yerlerine otursun. -
الْحُقُوقُ - Haklar
Anlamı: haklar
Cümle: وَتُؤْخَذَ الْحُقُوقُ مُسْمَحَةً
Türkçe: Haklar kolayca alınsın. -
فِرْقَةٌ - Fırka
Anlamı: grup
Cümle: فِرْقَةٌ تَرَى مَا تَرَوْنَ
Türkçe: Bir fırka gördüğünüzü görür. -
آخِرُ الدَّوَاءِ الْكَيّ - Son ilaç dağlama
Anlamı: atasözü
Cümle: فَآخِرُ الدَّوَاءِ الْكَيّ
Türkçe: Son ilaç dağlamadır - alseraj.net/الخطبة-١٦٨/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَجْهَلُ - Cahil olmak
Kökü: ج ه ل
Cümle: إِنِّي لَسْتُ أَجْهَلُ مَا تَعْلَمُونَ
Türkçe: Bildiğinizi cahil değilim. -
يَمْلِكُونَنَا - Malik olmak
Kökü: م ل ك
Cümle: يَمْلِكُونَنَا وَلاَ نَمْلِكُهُمْ
Türkçe: Bize malik oluyorlar. -
ثَارَتْ - Ayaklanmak
Kökü: ث و ر
Cümle: قَدْ ثَارَتْ مَعَهُمْ عِبْدَانُكُمْ
Türkçe: Köleleriniz ayaklandı. -
الْتَفَّتْ - Katılmak
Kökü: ل ف ف
Cümle: وَالْتَفَّتْ إِلَيْهِمْ أَعْرَابُكُمْ
Türkçe: Bedevileriniz onlara katıldı. -
يَسُومُونَكُمْ - Tattırmak
Kökü: س و م
Cümle: يَسُومُونَكُمْ مَا شَاءُوا
Türkçe: Dilediklerini size tattırıyorlar. -
يَهْدَأَ - Sakinleşmek
Kökü: ه د أ
Cümle: حَتَّى يَهْدَأَ النَّاسُ
Türkçe: İnsanlar sakinleşene kadar. -
تُؤْخَذَ - Alınmak
Kökü: أ خ ذ
Cümle: وَتُؤْخَذَ الْحُقُوقُ مُسْمَحَةً
Türkçe: Haklar kolayca alınsın. -
تُضَعْضِعُ - Zayıflatmak
Kökü: ض ع ض ع
Cümle: فَعْلَةً تُضَعْضِعُ قُوَّةً
Türkçe: Kuvveti zayıflatan iş. -
أُمْسِكُ - Tutmak
Kökü: م س ك
Cümle: وَسَأُمْسِكُ الْأَمْرَ مَا اسْتَمْسَكَ
Türkçe: İş tutundukça tutacağım - alseraj.net/الخطبة-١٦٨/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنِّي - Muhakkak ben
Cümle: إِنِّي لَسْتُ أَجْهَلُ
Türkçe: Muhakkak ben cahil değilim. -
لَسْتُ - Değilim
Cümle: لَسْتُ أَجْهَلُ مَا تَعْلَمُونَ
Türkçe: Bildiğinizi cahil değilim. -
كَيْفَ - Nasıl
Cümle: كَيْفَ لِي بِقُوَّةٍ
Türkçe: Bana güç nasıl olur? -
هَلْ - Soru
Cümle: وَهَلْ تَرَوْنَ مَوْضِعاً لِقُدْرَةٍ
Türkçe: Kudret için mevzi görüyor musunuz? -
حَتَّى - Ta ki
Cümle: حَتَّى يَهْدَأَ النَّاسُ
Türkçe: İnsanlar sakinleşene kadar. -
إِذَا - Zaman
Cümle: إِذَا حُرِّكَ عَلَى أُمُورٍ
Türkçe: İşler üzerine harekete geçtiğinde.
Nehcül Belaga Hutbe 168 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٩ - إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ رَسُولًا هَادِياً
Okuma Parçası - Metin
إِنَّ هَؤُلَاءِ قَدْ تَمَالَئُوا عَلَى سَخْطَةِ إِمَارَتِي وَسَأَصْبِرُ مَا لَمْ أَخَفْ عَلَى جَمَاعَتِكُمْ، فَإِنَّهُمْ إِنْ تَمَّمُوا عَلَى فَيَالَةِ هَذَا الرَّأْيِ انْقَطَعَ نِظَامُ الْمُسْلِمِينَ، وَإِنَّمَا طَلَبُوا هَذِهِ الدُّنْيَا حَسَداً لِمَنْ أَفَاءَهَا اللَّهُ عَلَيْهِ فَأَرَادُوا رَدَّ الْأُمُورِ عَلَى أَدْبَارِهَا. وَلَكُمْ عَلَيْنَا الْعَمَلُ بِكِتَابِ اللَّهِ تَعَالَى وَسِيرَةِ رَسُولِ اللَّهِ وَالْقِيَامُ بِحَقِّهِ وَالنَّعْشُ لِسُنَّتِهِ.
Şüphesiz Allah hidayet eden bir elçiyi, konuşan bir kitap ve kaim bir emir ile gönderdi, ondan helak olandan başkası helak olmaz. Şüpheli bidatlar helak edicilerdir, Allah'ın korudukları hariç. Şüphesiz Allah'ın sultanında işiniz için ismet vardır, ona kınanmayan ve zorlanmayan itaat verin. Vallahi ya yaparsınız ya da Allah İslam sultanını sizden alır sonra ebediyen size geri vermez ta ki iş başkasına dönsün. Bunlar emaretimin gazabına karşı birleştiler, cemaatiniz hakkında korkmadıkça sabredeceğim, eğer bu zayıf görüş üzerine tamamlarlarsa müslümanların nizamı kesilir. Onlar bu dünyayı ancak Allah'ın fey kıldığı kimseye hased ederek talep ettiler ve işleri arkalarına döndürmek istediler. Size karşı bize düşen Allah'ın kitabı ve Resulullah'ın siretiyle amel etmek, hakkını ikame etmek ve sünnetini diriltmektir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
رَسُولًا هَادِياً - Hidayet eden elçi
Anlamı: rehber
Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ رَسُولًا هَادِياً
Türkçe: Allah hidayet eden elçi gönderdi. -
كِتَابٍ نَاطِقٍ - Konuşan kitap
Anlamı: beyan eden
Cümle: بِكِتَابٍ نَاطِقٍ وَأَمْرٍ قَائِمٍ
Türkçe: Konuşan kitap ve kaim emir ile. -
الْمُبْتَدَعَاتِ - Bidatlar
Anlamı: sonradan çıkan
Cümle: إِنَّ الْمُبْتَدَعَاتِ الْمُشَبَّهَاتِ هُنَّ الْمُهْلِكَاتُ
Türkçe: Şüpheli bidatlar helak edicilerdir. -
سُلْطَانِ اللَّهِ - Allah'ın sultanı
Anlamı: otorite
Cümle: إِنَّ فِي سُلْطَانِ اللَّهِ عِصْمَةً
Türkçe: Allah'ın sultanında ismet vardır. -
إِمَارَتِي - Benim emaretim
Anlamı: yönetimim
Cümle: تَمَالَئُوا عَلَى سَخْطَةِ إِمَارَتِي
Türkçe: Emaretime gazaba karşı birleştiler. -
جَمَاعَتِكُمْ - Cemaatiniz
Anlamı: topluluk
Cümle: مَا لَمْ أَخَفْ عَلَى جَمَاعَتِكُمْ
Türkçe: Cemaatiniz hakkında korkmadıkça. -
نِظَامُ الْمُسْلِمِينَ - Müslümanların nizamı
Anlamı: düzen
Cümle: انْقَطَعَ نِظَامُ الْمُسْلِمِينَ
Türkçe: Müslümanların nizamı kesilir. -
سِيرَةِ رَسُولِ اللَّهِ - Resulullah'ın sireti
Anlamı: yol
Cümle: وَسِيرَةِ رَسُولِ اللَّهِ وَالْقِيَامُ بِحَقِّهِ
Türkçe: Resulullah sireti ve hakkını ikame - alseraj.net/الخطبة-١٦٩/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
بَعَثَ - Gönderdi
Kökü: ب ع ث
Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ رَسُولًا هَادِياً
Türkçe: Allah hidayet eden elçi gönderdi. -
يَهْلِكُ - Helak olur
Kökü: ه ل ك
Cümle: لَا يَهْلِكُ عَنْهُ إِلَّا هَالِكٌ
Türkçe: Ondan helak olandan başkası helak olmaz. -
حَفِظَ - Korudu
Kökü: ح ف ظ
Cümle: إِلَّا مَا حَفِظَ اللَّهُ مِنْهَا
Türkçe: Allah'ın korudukları hariç. -
يَنْقُلَنَّ - Alır
Kökü: ن ق ل
Cümle: لَيَنْقُلَنَّ اللَّهُ عَنْكُمْ سُلْطَانَ الْإِسْلَامِ
Türkçe: Allah İslam sultanını sizden alır. -
يَأْرِزَ - Döner
Kökü: أ ر ز
Cümle: حَتَّى يَأْرِزَ الْأَمْرُ إِلَى غَيْرِكُمْ
Türkçe: İş başkasına dönene kadar. -
تَمَالَئُوا - Birleştiler
Kökü: م ل أ
Cümle: تَمَالَئُوا عَلَى سَخْطَةِ إِمَارَتِي
Türkçe: Emaretime karşı birleştiler. -
أَخَفْ - Korkmak
Kökü: خ و ف
Cümle: مَا لَمْ أَخَفْ عَلَى جَمَاعَتِكُمْ
Türkçe: Cemaatiniz hakkında korkmadıkça. -
أَفَاءَهَا - Fey kıldı
Kökü: ف ي أ
Cümle: لِمَنْ أَفَاءَهَا اللَّهُ عَلَيْهِ
Türkçe: Allah'ın kendisine fey kıldığı kimseye. -
النَّعْشُ - Diriltmek
Kökü: ن ع ش
Cümle: وَالنَّعْشُ لِسُنَّتِهِ
Türkçe: Sünnetini diriltmek - alseraj.net/الخطبة-١٦٩/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّ - Te'kid
Cümle: إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ رَسُولًا
Türkçe: Muhakkak Allah elçi gönderdi. -
لَا - Nefy
Cümle: لَا يَهْلِكُ عَنْهُ إِلَّا هَالِكٌ
Türkçe: Helak olandan başkası helak olmaz. -
إِلَّا - İstisna
Cümle: إِلَّا مَا حَفِظَ اللَّهُ
Türkçe: Allah'ın korudukları hariç. -
غَيْرَ - Gayr
Cümle: غَيْرَ مُلَوَّمَةٍ وَلَا مُسْتَكْرَهٍ
Türkçe: Kınanmayan ve zorlanmayan olarak. -
أَوْ - Tahyir
Cümle: أَوْ لَيَنْقُلَنَّ اللَّهُ عَنْكُمْ
Türkçe: Ya da Allah sizden alır. -
حَتَّى - Gaye
Cümle: حَتَّى يَأْرِزَ الْأَمْرُ إِلَى غَيْرِكُمْ
Türkçe: İş başkasına dönene kadar.
Nehcül Belaga Hutbe 169 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٧٠ - أَ رَأَيْتَ لَوْ أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Okuma Parçası - Metin
Gördün mü, eğer arkandakiler seni yağmurun düştüğü yerleri arayan bir öncü olarak gönderseler, sen de onlara dönüp otlak ve su hakkında haber versen, onlar da susuz ve çorak yerlere doğru sana muhalefet etseler, ne yapardın? Adam dedi: Onları bırakır ve otlak ve suya doğru onlara muhalefet ederdim. Bunun üzerine (a.s) dedi: Öyleyse elini uzat. Adam dedi: Vallahi hüccet aleyhimde kaim olunca imtina edemedim, ona biat ettim. Bu adam Kuleyb el-Cermi olarak bilinir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الَّذِينَ وَرَاءَكَ - Arkandakiler
Anlamı: geridekiler
Cümle: الَّذِينَ وَرَاءَكَ بَعَثُوكَ رَائِداً
Türkçe: Arkandakiler seni öncü olarak gönderdi. -
رَائِداً - Öncü, gözcü
Anlamı: keşif yapan
Cümle: بَعَثُوكَ رَائِداً تَبْتَغِي لَهُمْ
Türkçe: Onlar için arayan öncü. -
مَسَاقِطَ الْغَيْثِ - Yağmurun düştüğü yerler
Anlamı: yağmur yağış yerleri
Cümle: تَبْتَغِي لَهُمْ مَسَاقِطَ الْغَيْثِ
Türkçe: Yağmurun düştüğü yerleri aramak. -
الْكَلَإِ وَالْمَاءِ - Otlak ve su
Anlamı: mera ve su
Cümle: أَخْبَرْتَهُمْ عَنِ الْكَلَإِ وَالْمَاءِ
Türkçe: Otlak ve su hakkında haber verdin. -
الْمَعَاطِشِ وَالْمَجَادِبِ - Susuz ve çorak yerler
Anlamı: susuzluk ve kıtlık yerleri
Cümle: فَخَالَفُوا إِلَى الْمَعَاطِشِ وَالْمَجَادِبِ
Türkçe: Susuz ve çorak yerlere muhalefet ettiler. -
قِيَامِ الْحُجَّةِ - Hüccetin kaim olması
Anlamı: delilin sabit olması
Cümle: عِنْدَ قِيَامِ الْحُجَّةِ عَلَيَّ
Türkçe: Hüccet aleyhimde kaim olunca. -
كُلَيْبٍ الْجَرْمِيِ - Kuleyb el-Cermi (isim)
Anlamı: şahsın künyesi
Cümle: يُعْرَفُ بِكُلَيْبٍ الْجَرْمِيِ
Türkçe: Kuleyb el-Cermi olarak bilinir. -
يَدَكَ - Elin
Anlamı: biat için el
Cümle: فَامْدُدْ إِذاً يَدَكَ
Türkçe: Öyleyse elini uzat.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَ رَأَيْتَ - Gördün mü?
Cümle: أَ رَأَيْتَ لَوْ أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Türkçe: Arkandakileri gördün mü? -
بَعَثُوكَ - Seni gönderdiler
Cümle: بَعَثُوكَ رَائِداً
Türkçe: Seni öncü olarak gönderdiler. -
تَبْتَغِي - Arıyorsun, istiyorsun
Cümle: تَبْتَغِي لَهُمْ مَسَاقِطَ الْغَيْثِ
Türkçe: Onlar için yağmur yerlerini arıyorsun. -
فَرَجَعْتَ - Döndün
Cümle: فَرَجَعْتَ إِلَيْهِمْ
Türkçe: Onlara döndün. -
أَخْبَرْتَهُمْ - Onlara haber verdin
Cümle: وَأَخْبَرْتَهُمْ عَنِ الْكَلَإِ
Türkçe: Otlak hakkında haber verdin. -
خَالَفُوا - Muhalefet ettiler
Cümle: فَخَالَفُوا إِلَى الْمَعَاطِشِ
Türkçe: Susuz yerlere muhalefet ettiler. -
كُنْتَ صَانِعاً - كُنْتُ تَارِكَهُمْ - Yapardın - Bırakırdım
Cümle: مَا كُنْتَ صَانِعاً كُنْتُ تَارِكَهُمْ
Türkçe: Ne yapardın? Onları bırakırdım. -
امْدُدْ - Uzat
Cümle: فَامْدُدْ إِذاً يَدَكَ
Türkçe: Öyleyse elini uzat. -
أَمْتَنِعَ - بَايَعْتُهُ - İmtina edeyim - Biat ettim
Cümle: مَا اسْتَطَعْتُ أَنْ أَمْتَنِعَ فَبَايَعْتُهُ
Türkçe: İmtina edemedim, biat ettim.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَ - Soru edatı - mı?
Cümle: أَ رَأَيْتَ
Türkçe: Gördün mü? -
لَوْ - Şart edatı - eğer
Cümle: لَوْ أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Türkçe: Eğer arkandakiler. -
أَنَّ - Te'kid edatı
Cümle: أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Türkçe: Arkandakiler ki. -
مَا - Soru edatı - ne?
Cümle: مَا كُنْتَ صَانِعاً
Türkçe: Ne yapardın? -
إِذاً - O halde edatı
Cümle: فَامْدُدْ إِذاً يَدَكَ
Türkçe: O halde elini uzat. -
فَوَاللَّهِ مَا - Kasem + nefy
Cümle: فَوَاللَّهِ مَا اسْتَطَعْتُ أَنْ أَمْتَنِعَ
Türkçe: Vallahi imtina edemedim.
Nehcül Belaga Hutbe 170 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٧١ - اللَّهُمَّ رَبَّ السَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Okuma Parçası - Metin
أَيْنَ الْمَانِعُ لِلذِّمَارِ وَالْغَائِرُ عِنْدَ نُزُولِ الْحَقَائِقِ مِنْ أَهْلِ الْحِفَاظِ، الْعَارُ وَرَاءَكُمْ وَالْجَنَّةُ أَمَامَكُمْ.
Allah'ım! Yükseltilmiş tavanın ve tutulmuş havanın Rabbi! Onu gece ve gündüz için bir gider, güneş ve ay için bir yörünge, gezegen yıldızlar için bir uğrak yeri kıldın ve onun sakinlerini meleklerinden bir nesil kıldın ki ibadetinden usanmazlar. Ve bu arzın Rabbi! Onu insanlar için bir karargah, haşereler ve hayvanlar ve görünen ve görünmeyen sayılamayan şeyler için bir yol kıldın. Ve sarsılmaz dağların Rabbi! Onları arza kazık ve mahlukata dayanak kıldın. Eğer bizi düşmanımıza galip kılarsan bizi azgınlıktan uzak tut ve hak için doğrult, eğer onları bize galip kılarsan bize şehadeti rızık ver ve bizi fitneden koru.
Himayeyi koruyan ve hakikatler indiğinde gayrete gelen haysiyet ehli nerede? Ar arkanızda, cennet önünüzdedir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
السَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Anlamı: yükseltilmiş tavan - sema
Cümle: رَبَّ السَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Türkçe: Yükseltilmiş tavanın Rabbi. -
الْجَوِّ الْمَكْفُوفِ
Anlamı: tutulmuş hava boşluğu
Cümle: وَالْجَوِّ الْمَكْفُوفِ
Türkçe: Tutulmuş havanın (Rabbi). -
مَغِيضاً لِلَّيْلِ وَالنَّهَارِ
Anlamı: gece gündüzün gidip geldiği yer
Cümle: جَعَلْتَهُ مَغِيضاً لِلَّيْلِ وَالنَّهَارِ
Türkçe: Onu gece gündüz için gider kıldın. -
مَجْرًى لِلشَّمْسِ وَالْقَمَرِ
Anlamı: güneş ve ay yörüngesi
Cümle: وَمَجْرًى لِلشَّمْسِ وَالْقَمَرِ
Türkçe: Güneş ve ay için yörünge. -
النُّجُومِ السَّيَّارَةِ
Anlamı: gezegen yıldızlar
Cümle: وَمُخْتَلَفاً لِلنُّجُومِ السَّيَّارَةِ
Türkçe: Gezegen yıldızlar için uğrak yeri. -
الْجِبَالِ الرَّوَاسِي
Anlamı: sarsılmaz dağlar
Cümle: وَرَبَّ الْجِبَالِ الرَّوَاسِي الَّتِي جَعَلْتَهَا لِلْأَرْضِ أَوْتَاداً
Türkçe: Onları arza kazık kıldığın sarsılmaz dağların Rabbi. -
الشَّهَادَةَ
Anlamı: şehitlik
Cümle: فَارْزُقْنَا الشَّهَادَةَ
Türkçe: Bize şehadeti rızık ver. -
الذِّمَارِ
Anlamı: korunması gereken namus, himaye
Cümle: أَيْنَ الْمَانِعُ لِلذِّمَارِ
Türkçe: Himayeyi koruyan nerede?
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
جَعَلْتَهُ - Kıldın, yaptın
Cümle: الَّذِي جَعَلْتَهُ مَغِيضاً لِلَّيْلِ
Türkçe: Onu gece için gider kıldın. -
لَا يَسْأَمُونَ - Usanmazlar
Cümle: سِبْطاً مِنْ مَلَائِكَتِكَ لَا يَسْأَمُونَ مِنْ عِبَادَتِكَ
Türkçe: İbadetinden usanmayan melekler. -
أَظْهَرْتَنَا - Bizi galip kıldın, izhar ettin
Cümle: إِنْ أَظْهَرْتَنَا عَلَى عَدُوِّنَا
Türkçe: Bizi düşmanımıza galip kılarsan. -
جَنِّبْنَا - Uzak tut
Cümle: فَجَنِّبْنَا الْبَغْيَ
Türkçe: Bizi azgınlıktan uzak tut. -
سَدِّدْنَا - Doğrult, isabet ettir
Cümle: وَسَدِّدْنَا لِلْحَقِّ
Türkçe: Hak için bizi doğrult. -
أَظْهَرْتَهُمْ - Onları galip kıldın
Cümle: وَإِنْ أَظْهَرْتَهُمْ عَلَيْنَا
Türkçe: Onları bize galip kılarsan. -
ارْزُقْنَا - Bize rızık ver
Cümle: فَارْزُقْنَا الشَّهَادَةَ
Türkçe: Bize şehadeti rızık ver. -
اعْصِمْنَا - Koru, ismet et
Cümle: وَاعْصِمْنَا مِنَ الْفِتْنَةِ
Türkçe: Bizi fitneden koru. -
نُزُولِ - İnmesi (masdar fiil anlamında)
Cümle: عِنْدَ نُزُولِ الْحَقَائِقِ
Türkçe: Hakikatler indiğinde.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
الَّذِي - İsmi mevsul
Cümle: الَّذِي جَعَلْتَهُ مَغِيضاً
Türkçe: Onu gider kıldığın (ki o). -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا يَسْأَمُونَ مِنْ عِبَادَتِكَ
Türkçe: İbadetinden usanmazlar. -
مَا - İsmi mevsul / nefy
Cümle: مِمَّا يُرَى وَمَا لَا يُرَى
Türkçe: Görünen ve görünmeyen şeylerden. -
إِنْ - Şart edatı
Cümle: إِنْ أَظْهَرْتَنَا عَلَى عَدُوِّنَا
Türkçe: Bizi düşmanımıza galip kılarsan. -
وَإِنْ - Ve eğer
Cümle: وَإِنْ أَظْهَرْتَهُمْ عَلَيْنَا
Türkçe: Onları bize galip kılarsan. -
أَيْنَ - Soru edatı - nerede
Cümle: أَيْنَ الْمَانِعُ لِلذِّمَارِ
Türkçe: Himayeyi koruyan nerede?
Nehcül Belaga Hutbe 171 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٧٢ - الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَا تُوَارِي
Okuma Parçası - Metin
وَقَدْ قَالَ قَائِلٌ إِنَّكَ عَلَى هَذَا الْأَمْرِ يَا ابْنَ أَبِي طَالِبٍ لَحَرِيصٌ! فَقُلْتُ بَلْ أَنْتُمْ وَاللَّهِ لَأَحْرَصُ وَأَبْعَدُ وَأَنَا أَخَصُّ وَأَقْرَبُ، وَإِنَّمَا طَلَبْتُ حَقّاً لِي وَأَنْتُمْ تَحُولُونَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ وَتَضْرِبُونَ وَجْهِي دُونَهُ، فَلَمَّا قَرَّعْتُهُ بِالْحُجَّةِ فِي الْمَلَإِ الْحَاضِرِينَ هَبَّ كَأَنَّهُ بُهِتَ لَا يَدْرِي مَا يُجِيبُنِي بِهِ.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَعْدِيكَ عَلَى قُرَيْشٍ وَمَنْ أَعَانَهُمْ، فَإِنَّهُمْ قَطَعُوا رَحِمِي وَصَغَّرُوا عَظِيمَ مَنْزِلَتِيَ وَأَجْمَعُوا عَلَى مُنَازَعَتِي أَمْراً هُوَ لِي، ثُمَّ قَالُوا أَلَا إِنَّ فِي الْحَقِّ أَنْ تَأْخُذَهُ وَفِي الْحَقِّ أَنْ تَتْرُكَهُ.
فَخَرَجُوا يَجُرُّونَ حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلی الله علیه وآله كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ عِنْدَ شِرَائِهَا مُتَوَجِّهِينَ بِهَا إِلَى الْبَصْرَةِ، فَحَبَسَا نِسَاءَهُمَا فِي بُيُوتِهِمَا وَأَبْرَزَا حَبِيسَ رَسُولِ اللَّهِ صلی الله علیه وآله لَهُمَا وَلِغَيْرِهِمَا فِي جَيْشٍ مَا مِنْهُمْ رَجُلٌ إِلَّا وَقَدْ أَعْطَانِي الطَّاعَةَ وَسَمَحَ لِي بِالْبَيْعَةِ طَائِعاً غَيْرَ مُكْرَهٍ. فَقَدِمُوا عَلَى عَامِلِي بِهَا وَخُزَّانِ بَيْتِ مَالِ الْمُسْلِمِينَ وَغَيْرِهِمْ مِنْ أَهْلِهَا فَقَتَلُوا طَائِفَةً صَبْراً وَطَائِفَةً غَدْراً. فَوَاللَّهِ لَوْ لَمْ يُصِيبُوا مِنَ الْمُسْلِمِينَ إِلَّا رَجُلًا وَاحِداً مُعْتَمِدِينَ لِقَتْلِهِ بِلَا جُرْمٍ جَرَّهُ، لَحَلَّ لِي قَتْلُ ذَلِكَ الْجَيْشِ كُلِّهِ إِذْ حَضَرُوهُ فَلَمْ يُنْكِرُوا وَلَمْ يَدْفَعُوا عَنْهُ بِلِسَانٍ وَلَا بِيَدٍ، دَعْ مَا أَنَّهُمْ قَدْ قَتَلُوا مِنَ الْمُسْلِمِينَ مِثْلَ الْعِدَّةِ الَّتِي دَخَلُوا بِهَا عَلَيْهِمْ.
Hamd, kendisinden hiçbir göğün bir göğü ve hiçbir yerin bir yeri gizleyemediği Allah'a mahsustur.
Birisi dedi ki: Ey Ebu Talib oğlu, sen bu işe karşı çok hırslısın! Dedim ki: Bilakis Allah'a yemin olsun siz daha hırslı ve daha uzaksınız, ben ise daha has ve daha yakınım. Ben sadece bana ait bir hakkı talep ettim, siz ise benimle onun arasına giriyor ve onu benden yüz çevirttiriyorsunuz. Huzurdaki topluluk içinde hüccetle onu susturunca, şaşkına dönmüş gibi kalktı, bana ne cevap vereceğini bilemedi.
Allah'ım! Kureyş'e ve onlara yardım edenlere karşı senden yardım diliyorum. Çünkü onlar akrabalığımı kestiler, büyük makamımı küçülttüler ve bana ait olan bir işte benimle çekişmekte toplandılar.
Resulullah'ın hürmetini, cariyenin satılırken sürüklendiği gibi sürükleyerek Basra'ya yöneldiler. Kendi kadınlarını evlerinde alıkoydular, Resulullah'ın eşini meydana çıkardılar. Ordularında bana gönüllü biat etmeyen kimse yoktu. Basra'daki amilime ve beytül mal haznedarlarına geldiler, bir taifeyi işkenceyle bir taifeyi aldatmayla öldürdüler. Vallahi bir tek adamı bile kasten öldürseler, hazır bulunup engellemedikleri için o ordunun hepsini öldürmek bana helal olurdu.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- سَمَاءٌ سَمَاءً
Cümle: لَا تُوَارِي عَنْهُ سَمَاءٌ سَمَاءً
Türkçe: Hiçbir gök bir göğü O'ndan gizleyemez. - حَقّاً لِي
Cümle: إِنَّمَا طَلَبْتُ حَقّاً لِي
Türkçe: Sadece kendime ait bir hakkı talep ettim. - قُرَيْشٍ
Cümle: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَعْدِيكَ عَلَى قُرَيْشٍ
Türkçe: Allah'ım Kureyş'e karşı yardım diliyorum. - حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ
Cümle: يَجُرُّونَ حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ
Türkçe: Resulullah'ın hürmetini sürüklüyorlar. - الْأَمَةُ
Cümle: كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ عِنْدَ شِرَائِهَا
Türkçe: Cariyenin satılırken sürüklendiği gibi. - بَيْتِ مَالِ الْمُسْلِمِينَ
Cümle: وَخُزَّانِ بَيْتِ مَالِ الْمُسْلِمِينَ
Türkçe: Beytül mal haznedarları. - طَائِفَةً صَبْراً
Cümle: فَقَتَلُوا طَائِفَةً صَبْراً وَطَائِفَةً غَدْراً
Türkçe: Bir grubu işkenceyle öldürdüler. - الْحُجَّةِ
Cümle: فَلَمَّا قَرَّعْتُهُ بِالْحُجَّةِ فِي الْمَلَإِ
Türkçe: Delille onu susturunca.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- تُوَارِي
Cümle: لَا تُوَارِي عَنْهُ سَمَاءٌ سَمَاءً
Türkçe: Hiçbir gök O'ndan gizleyemez. - قَالَ
Cümle: وَقَدْ قَالَ قَائِلٌ إِنَّكَ لَحَرِيصٌ
Türkçe: Birisi sen hırslısın dedi. - تَحُولُونَ
Cümle: وَأَنْتُمْ تَحُولُونَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ
Türkçe: Benimle onun arasına giriyorsunuz. - قَرَّعْتُهُ
Cümle: فَلَمَّا قَرَّعْتُهُ بِالْحُجَّةِ
Türkçe: Hüccetle susturunca. - أَسْتَعْدِيكَ
Cümle: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَعْدِيكَ عَلَى قُرَيْشٍ
Türkçe: Kureyş'e karşı yardım diliyorum. - قَطَعُوا
Cümle: فَإِنَّهُمْ قَطَعُوا رَحِمِي
Türkçe: Akrabalığımı kestiler. - أَجْمَعُوا
Cümle: وَأَجْمَعُوا عَلَى مُنَازَعَتِي
Türkçe: Benimle çekişmekte toplandılar. - يَجُرُّونَ
Cümle: يَجُرُّونَ حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah hürmetini sürüklüyorlar. - أَعْطَانِي
Cümle: مَا مِنْهُمْ رَجُلٌ إِلَّا وَقَدْ أَعْطَانِي الطَّاعَةَ
Türkçe: Bana itaat vermeyen yoktu.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
- يَا
Cümle: يَا ابْنَ أَبِي طَالِبٍ لَحَرِيصٌ
Türkçe: Ey Ebu Talib oğlu hırslısın. - بَلْ
Cümle: فَقُلْتُ بَلْ أَنْتُمْ لَأَحْرَصُ
Türkçe: Bilakis siz daha hırslısınız. - وَاللَّهِ
Cümle: وَاللَّهِ لَأَحْرَصُ وَأَبْعَدُ
Türkçe: Vallahi daha hırslı ve uzaksınız. - إِنَّمَا
Cümle: إِنَّمَا طَلَبْتُ حَقّاً لِي
Türkçe: Sadece hakkımı talep ettim. - كَمَا
Cümle: كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ عِنْدَ شِرَائِهَا
Türkçe: Cariyenin sürüklendiği gibi. - لَوْ
Cümle: لَوْ لَمْ يُصِيبُوا إِلَّا رَجُلًا وَاحِداً لَحَلَّ لِي قَتْلُ الْجَيْشِ
Türkçe: Bir adamı bile öldürseler orduyu öldürmek helal olurdu.
Nehcül Belaga Hutbe 172 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.