- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
ders içeriği 1
ders içeriği 2
ders içerik 3
Nehcül Belağa | الخطبة ١٧٠ - أَ رَأَيْتَ لَوْ أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Okuma Parçası - Metin
Gördün mü, eğer arkandakiler seni yağmurun düştüğü yerleri arayan bir öncü olarak gönderseler, sen de onlara dönüp otlak ve su hakkında haber versen, onlar da susuz ve çorak yerlere doğru sana muhalefet etseler, ne yapardın? Adam dedi: Onları bırakır ve otlak ve suya doğru onlara muhalefet ederdim. Bunun üzerine (a.s) dedi: Öyleyse elini uzat. Adam dedi: Vallahi hüccet aleyhimde kaim olunca imtina edemedim, ona biat ettim. Bu adam Kuleyb el-Cermi olarak bilinir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الَّذِينَ وَرَاءَكَ - Arkandakiler
Anlamı: geridekiler
Cümle: الَّذِينَ وَرَاءَكَ بَعَثُوكَ رَائِداً
Türkçe: Arkandakiler seni öncü olarak gönderdi. -
رَائِداً - Öncü, gözcü
Anlamı: keşif yapan
Cümle: بَعَثُوكَ رَائِداً تَبْتَغِي لَهُمْ
Türkçe: Onlar için arayan öncü. -
مَسَاقِطَ الْغَيْثِ - Yağmurun düştüğü yerler
Anlamı: yağmur yağış yerleri
Cümle: تَبْتَغِي لَهُمْ مَسَاقِطَ الْغَيْثِ
Türkçe: Yağmurun düştüğü yerleri aramak. -
الْكَلَإِ وَالْمَاءِ - Otlak ve su
Anlamı: mera ve su
Cümle: أَخْبَرْتَهُمْ عَنِ الْكَلَإِ وَالْمَاءِ
Türkçe: Otlak ve su hakkında haber verdin. -
الْمَعَاطِشِ وَالْمَجَادِبِ - Susuz ve çorak yerler
Anlamı: susuzluk ve kıtlık yerleri
Cümle: فَخَالَفُوا إِلَى الْمَعَاطِشِ وَالْمَجَادِبِ
Türkçe: Susuz ve çorak yerlere muhalefet ettiler. -
قِيَامِ الْحُجَّةِ - Hüccetin kaim olması
Anlamı: delilin sabit olması
Cümle: عِنْدَ قِيَامِ الْحُجَّةِ عَلَيَّ
Türkçe: Hüccet aleyhimde kaim olunca. -
كُلَيْبٍ الْجَرْمِيِ - Kuleyb el-Cermi (isim)
Anlamı: şahsın künyesi
Cümle: يُعْرَفُ بِكُلَيْبٍ الْجَرْمِيِ
Türkçe: Kuleyb el-Cermi olarak bilinir. -
يَدَكَ - Elin
Anlamı: biat için el
Cümle: فَامْدُدْ إِذاً يَدَكَ
Türkçe: Öyleyse elini uzat.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَ رَأَيْتَ - Gördün mü?
Cümle: أَ رَأَيْتَ لَوْ أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Türkçe: Arkandakileri gördün mü? -
بَعَثُوكَ - Seni gönderdiler
Cümle: بَعَثُوكَ رَائِداً
Türkçe: Seni öncü olarak gönderdiler. -
تَبْتَغِي - Arıyorsun, istiyorsun
Cümle: تَبْتَغِي لَهُمْ مَسَاقِطَ الْغَيْثِ
Türkçe: Onlar için yağmur yerlerini arıyorsun. -
فَرَجَعْتَ - Döndün
Cümle: فَرَجَعْتَ إِلَيْهِمْ
Türkçe: Onlara döndün. -
أَخْبَرْتَهُمْ - Onlara haber verdin
Cümle: وَأَخْبَرْتَهُمْ عَنِ الْكَلَإِ
Türkçe: Otlak hakkında haber verdin. -
خَالَفُوا - Muhalefet ettiler
Cümle: فَخَالَفُوا إِلَى الْمَعَاطِشِ
Türkçe: Susuz yerlere muhalefet ettiler. -
كُنْتَ صَانِعاً - كُنْتُ تَارِكَهُمْ - Yapardın - Bırakırdım
Cümle: مَا كُنْتَ صَانِعاً كُنْتُ تَارِكَهُمْ
Türkçe: Ne yapardın? Onları bırakırdım. -
امْدُدْ - Uzat
Cümle: فَامْدُدْ إِذاً يَدَكَ
Türkçe: Öyleyse elini uzat. -
أَمْتَنِعَ - بَايَعْتُهُ - İmtina edeyim - Biat ettim
Cümle: مَا اسْتَطَعْتُ أَنْ أَمْتَنِعَ فَبَايَعْتُهُ
Türkçe: İmtina edemedim, biat ettim.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَ - Soru edatı - mı?
Cümle: أَ رَأَيْتَ
Türkçe: Gördün mü? -
لَوْ - Şart edatı - eğer
Cümle: لَوْ أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Türkçe: Eğer arkandakiler. -
أَنَّ - Te'kid edatı
Cümle: أَنَّ الَّذِينَ وَرَاءَكَ
Türkçe: Arkandakiler ki. -
مَا - Soru edatı - ne?
Cümle: مَا كُنْتَ صَانِعاً
Türkçe: Ne yapardın? -
إِذاً - O halde edatı
Cümle: فَامْدُدْ إِذاً يَدَكَ
Türkçe: O halde elini uzat. -
فَوَاللَّهِ مَا - Kasem + nefy
Cümle: فَوَاللَّهِ مَا اسْتَطَعْتُ أَنْ أَمْتَنِعَ
Türkçe: Vallahi imtina edemedim.
Nehcül Belaga Hutbe 170 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٧١ - اللَّهُمَّ رَبَّ السَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Okuma Parçası - Metin
أَيْنَ الْمَانِعُ لِلذِّمَارِ وَالْغَائِرُ عِنْدَ نُزُولِ الْحَقَائِقِ مِنْ أَهْلِ الْحِفَاظِ، الْعَارُ وَرَاءَكُمْ وَالْجَنَّةُ أَمَامَكُمْ.
Allah'ım! Yükseltilmiş tavanın ve tutulmuş havanın Rabbi! Onu gece ve gündüz için bir gider, güneş ve ay için bir yörünge, gezegen yıldızlar için bir uğrak yeri kıldın ve onun sakinlerini meleklerinden bir nesil kıldın ki ibadetinden usanmazlar. Ve bu arzın Rabbi! Onu insanlar için bir karargah, haşereler ve hayvanlar ve görünen ve görünmeyen sayılamayan şeyler için bir yol kıldın. Ve sarsılmaz dağların Rabbi! Onları arza kazık ve mahlukata dayanak kıldın. Eğer bizi düşmanımıza galip kılarsan bizi azgınlıktan uzak tut ve hak için doğrult, eğer onları bize galip kılarsan bize şehadeti rızık ver ve bizi fitneden koru.
Himayeyi koruyan ve hakikatler indiğinde gayrete gelen haysiyet ehli nerede? Ar arkanızda, cennet önünüzdedir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
السَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Anlamı: yükseltilmiş tavan - sema
Cümle: رَبَّ السَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Türkçe: Yükseltilmiş tavanın Rabbi. -
الْجَوِّ الْمَكْفُوفِ
Anlamı: tutulmuş hava boşluğu
Cümle: وَالْجَوِّ الْمَكْفُوفِ
Türkçe: Tutulmuş havanın (Rabbi). -
مَغِيضاً لِلَّيْلِ وَالنَّهَارِ
Anlamı: gece gündüzün gidip geldiği yer
Cümle: جَعَلْتَهُ مَغِيضاً لِلَّيْلِ وَالنَّهَارِ
Türkçe: Onu gece gündüz için gider kıldın. -
مَجْرًى لِلشَّمْسِ وَالْقَمَرِ
Anlamı: güneş ve ay yörüngesi
Cümle: وَمَجْرًى لِلشَّمْسِ وَالْقَمَرِ
Türkçe: Güneş ve ay için yörünge. -
النُّجُومِ السَّيَّارَةِ
Anlamı: gezegen yıldızlar
Cümle: وَمُخْتَلَفاً لِلنُّجُومِ السَّيَّارَةِ
Türkçe: Gezegen yıldızlar için uğrak yeri. -
الْجِبَالِ الرَّوَاسِي
Anlamı: sarsılmaz dağlar
Cümle: وَرَبَّ الْجِبَالِ الرَّوَاسِي الَّتِي جَعَلْتَهَا لِلْأَرْضِ أَوْتَاداً
Türkçe: Onları arza kazık kıldığın sarsılmaz dağların Rabbi. -
الشَّهَادَةَ
Anlamı: şehitlik
Cümle: فَارْزُقْنَا الشَّهَادَةَ
Türkçe: Bize şehadeti rızık ver. -
الذِّمَارِ
Anlamı: korunması gereken namus, himaye
Cümle: أَيْنَ الْمَانِعُ لِلذِّمَارِ
Türkçe: Himayeyi koruyan nerede?
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
جَعَلْتَهُ - Kıldın, yaptın
Cümle: الَّذِي جَعَلْتَهُ مَغِيضاً لِلَّيْلِ
Türkçe: Onu gece için gider kıldın. -
لَا يَسْأَمُونَ - Usanmazlar
Cümle: سِبْطاً مِنْ مَلَائِكَتِكَ لَا يَسْأَمُونَ مِنْ عِبَادَتِكَ
Türkçe: İbadetinden usanmayan melekler. -
أَظْهَرْتَنَا - Bizi galip kıldın, izhar ettin
Cümle: إِنْ أَظْهَرْتَنَا عَلَى عَدُوِّنَا
Türkçe: Bizi düşmanımıza galip kılarsan. -
جَنِّبْنَا - Uzak tut
Cümle: فَجَنِّبْنَا الْبَغْيَ
Türkçe: Bizi azgınlıktan uzak tut. -
سَدِّدْنَا - Doğrult, isabet ettir
Cümle: وَسَدِّدْنَا لِلْحَقِّ
Türkçe: Hak için bizi doğrult. -
أَظْهَرْتَهُمْ - Onları galip kıldın
Cümle: وَإِنْ أَظْهَرْتَهُمْ عَلَيْنَا
Türkçe: Onları bize galip kılarsan. -
ارْزُقْنَا - Bize rızık ver
Cümle: فَارْزُقْنَا الشَّهَادَةَ
Türkçe: Bize şehadeti rızık ver. -
اعْصِمْنَا - Koru, ismet et
Cümle: وَاعْصِمْنَا مِنَ الْفِتْنَةِ
Türkçe: Bizi fitneden koru. -
نُزُولِ - İnmesi (masdar fiil anlamında)
Cümle: عِنْدَ نُزُولِ الْحَقَائِقِ
Türkçe: Hakikatler indiğinde.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
الَّذِي - İsmi mevsul
Cümle: الَّذِي جَعَلْتَهُ مَغِيضاً
Türkçe: Onu gider kıldığın (ki o). -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا يَسْأَمُونَ مِنْ عِبَادَتِكَ
Türkçe: İbadetinden usanmazlar. -
مَا - İsmi mevsul / nefy
Cümle: مِمَّا يُرَى وَمَا لَا يُرَى
Türkçe: Görünen ve görünmeyen şeylerden. -
إِنْ - Şart edatı
Cümle: إِنْ أَظْهَرْتَنَا عَلَى عَدُوِّنَا
Türkçe: Bizi düşmanımıza galip kılarsan. -
وَإِنْ - Ve eğer
Cümle: وَإِنْ أَظْهَرْتَهُمْ عَلَيْنَا
Türkçe: Onları bize galip kılarsan. -
أَيْنَ - Soru edatı - nerede
Cümle: أَيْنَ الْمَانِعُ لِلذِّمَارِ
Türkçe: Himayeyi koruyan nerede?
Nehcül Belaga Hutbe 171 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٧٢ - الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَا تُوَارِي
Okuma Parçası - Metin
وَقَدْ قَالَ قَائِلٌ إِنَّكَ عَلَى هَذَا الْأَمْرِ يَا ابْنَ أَبِي طَالِبٍ لَحَرِيصٌ! فَقُلْتُ بَلْ أَنْتُمْ وَاللَّهِ لَأَحْرَصُ وَأَبْعَدُ وَأَنَا أَخَصُّ وَأَقْرَبُ، وَإِنَّمَا طَلَبْتُ حَقّاً لِي وَأَنْتُمْ تَحُولُونَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ وَتَضْرِبُونَ وَجْهِي دُونَهُ، فَلَمَّا قَرَّعْتُهُ بِالْحُجَّةِ فِي الْمَلَإِ الْحَاضِرِينَ هَبَّ كَأَنَّهُ بُهِتَ لَا يَدْرِي مَا يُجِيبُنِي بِهِ.
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَعْدِيكَ عَلَى قُرَيْشٍ وَمَنْ أَعَانَهُمْ، فَإِنَّهُمْ قَطَعُوا رَحِمِي وَصَغَّرُوا عَظِيمَ مَنْزِلَتِيَ وَأَجْمَعُوا عَلَى مُنَازَعَتِي أَمْراً هُوَ لِي، ثُمَّ قَالُوا أَلَا إِنَّ فِي الْحَقِّ أَنْ تَأْخُذَهُ وَفِي الْحَقِّ أَنْ تَتْرُكَهُ.
فَخَرَجُوا يَجُرُّونَ حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلی الله علیه وآله كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ عِنْدَ شِرَائِهَا مُتَوَجِّهِينَ بِهَا إِلَى الْبَصْرَةِ، فَحَبَسَا نِسَاءَهُمَا فِي بُيُوتِهِمَا وَأَبْرَزَا حَبِيسَ رَسُولِ اللَّهِ صلی الله علیه وآله لَهُمَا وَلِغَيْرِهِمَا فِي جَيْشٍ مَا مِنْهُمْ رَجُلٌ إِلَّا وَقَدْ أَعْطَانِي الطَّاعَةَ وَسَمَحَ لِي بِالْبَيْعَةِ طَائِعاً غَيْرَ مُكْرَهٍ. فَقَدِمُوا عَلَى عَامِلِي بِهَا وَخُزَّانِ بَيْتِ مَالِ الْمُسْلِمِينَ وَغَيْرِهِمْ مِنْ أَهْلِهَا فَقَتَلُوا طَائِفَةً صَبْراً وَطَائِفَةً غَدْراً. فَوَاللَّهِ لَوْ لَمْ يُصِيبُوا مِنَ الْمُسْلِمِينَ إِلَّا رَجُلًا وَاحِداً مُعْتَمِدِينَ لِقَتْلِهِ بِلَا جُرْمٍ جَرَّهُ، لَحَلَّ لِي قَتْلُ ذَلِكَ الْجَيْشِ كُلِّهِ إِذْ حَضَرُوهُ فَلَمْ يُنْكِرُوا وَلَمْ يَدْفَعُوا عَنْهُ بِلِسَانٍ وَلَا بِيَدٍ، دَعْ مَا أَنَّهُمْ قَدْ قَتَلُوا مِنَ الْمُسْلِمِينَ مِثْلَ الْعِدَّةِ الَّتِي دَخَلُوا بِهَا عَلَيْهِمْ.
Hamd, kendisinden hiçbir göğün bir göğü ve hiçbir yerin bir yeri gizleyemediği Allah'a mahsustur.
Birisi dedi ki: Ey Ebu Talib oğlu, sen bu işe karşı çok hırslısın! Dedim ki: Bilakis Allah'a yemin olsun siz daha hırslı ve daha uzaksınız, ben ise daha has ve daha yakınım. Ben sadece bana ait bir hakkı talep ettim, siz ise benimle onun arasına giriyor ve onu benden yüz çevirttiriyorsunuz. Huzurdaki topluluk içinde hüccetle onu susturunca, şaşkına dönmüş gibi kalktı, bana ne cevap vereceğini bilemedi.
Allah'ım! Kureyş'e ve onlara yardım edenlere karşı senden yardım diliyorum. Çünkü onlar akrabalığımı kestiler, büyük makamımı küçülttüler ve bana ait olan bir işte benimle çekişmekte toplandılar.
Resulullah'ın hürmetini, cariyenin satılırken sürüklendiği gibi sürükleyerek Basra'ya yöneldiler. Kendi kadınlarını evlerinde alıkoydular, Resulullah'ın eşini meydana çıkardılar. Ordularında bana gönüllü biat etmeyen kimse yoktu. Basra'daki amilime ve beytül mal haznedarlarına geldiler, bir taifeyi işkenceyle bir taifeyi aldatmayla öldürdüler. Vallahi bir tek adamı bile kasten öldürseler, hazır bulunup engellemedikleri için o ordunun hepsini öldürmek bana helal olurdu.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- سَمَاءٌ سَمَاءً
Cümle: لَا تُوَارِي عَنْهُ سَمَاءٌ سَمَاءً
Türkçe: Hiçbir gök bir göğü O'ndan gizleyemez. - حَقّاً لِي
Cümle: إِنَّمَا طَلَبْتُ حَقّاً لِي
Türkçe: Sadece kendime ait bir hakkı talep ettim. - قُرَيْشٍ
Cümle: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَعْدِيكَ عَلَى قُرَيْشٍ
Türkçe: Allah'ım Kureyş'e karşı yardım diliyorum. - حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ
Cümle: يَجُرُّونَ حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ
Türkçe: Resulullah'ın hürmetini sürüklüyorlar. - الْأَمَةُ
Cümle: كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ عِنْدَ شِرَائِهَا
Türkçe: Cariyenin satılırken sürüklendiği gibi. - بَيْتِ مَالِ الْمُسْلِمِينَ
Cümle: وَخُزَّانِ بَيْتِ مَالِ الْمُسْلِمِينَ
Türkçe: Beytül mal haznedarları. - طَائِفَةً صَبْراً
Cümle: فَقَتَلُوا طَائِفَةً صَبْراً وَطَائِفَةً غَدْراً
Türkçe: Bir grubu işkenceyle öldürdüler. - الْحُجَّةِ
Cümle: فَلَمَّا قَرَّعْتُهُ بِالْحُجَّةِ فِي الْمَلَإِ
Türkçe: Delille onu susturunca.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- تُوَارِي
Cümle: لَا تُوَارِي عَنْهُ سَمَاءٌ سَمَاءً
Türkçe: Hiçbir gök O'ndan gizleyemez. - قَالَ
Cümle: وَقَدْ قَالَ قَائِلٌ إِنَّكَ لَحَرِيصٌ
Türkçe: Birisi sen hırslısın dedi. - تَحُولُونَ
Cümle: وَأَنْتُمْ تَحُولُونَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ
Türkçe: Benimle onun arasına giriyorsunuz. - قَرَّعْتُهُ
Cümle: فَلَمَّا قَرَّعْتُهُ بِالْحُجَّةِ
Türkçe: Hüccetle susturunca. - أَسْتَعْدِيكَ
Cümle: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَعْدِيكَ عَلَى قُرَيْشٍ
Türkçe: Kureyş'e karşı yardım diliyorum. - قَطَعُوا
Cümle: فَإِنَّهُمْ قَطَعُوا رَحِمِي
Türkçe: Akrabalığımı kestiler. - أَجْمَعُوا
Cümle: وَأَجْمَعُوا عَلَى مُنَازَعَتِي
Türkçe: Benimle çekişmekte toplandılar. - يَجُرُّونَ
Cümle: يَجُرُّونَ حُرْمَةَ رَسُولِ اللَّهِ
Türkçe: Resulullah hürmetini sürüklüyorlar. - أَعْطَانِي
Cümle: مَا مِنْهُمْ رَجُلٌ إِلَّا وَقَدْ أَعْطَانِي الطَّاعَةَ
Türkçe: Bana itaat vermeyen yoktu.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
- يَا
Cümle: يَا ابْنَ أَبِي طَالِبٍ لَحَرِيصٌ
Türkçe: Ey Ebu Talib oğlu hırslısın. - بَلْ
Cümle: فَقُلْتُ بَلْ أَنْتُمْ لَأَحْرَصُ
Türkçe: Bilakis siz daha hırslısınız. - وَاللَّهِ
Cümle: وَاللَّهِ لَأَحْرَصُ وَأَبْعَدُ
Türkçe: Vallahi daha hırslı ve uzaksınız. - إِنَّمَا
Cümle: إِنَّمَا طَلَبْتُ حَقّاً لِي
Türkçe: Sadece hakkımı talep ettim. - كَمَا
Cümle: كَمَا تُجَرُّ الْأَمَةُ عِنْدَ شِرَائِهَا
Türkçe: Cariyenin sürüklendiği gibi. - لَوْ
Cümle: لَوْ لَمْ يُصِيبُوا إِلَّا رَجُلًا وَاحِداً لَحَلَّ لِي قَتْلُ الْجَيْشِ
Türkçe: Bir adamı bile öldürseler orduyu öldürmek helal olurdu.
Nehcül Belaga Hutbe 172 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.