- Hadis1
- Hadis2
- Hadis3
- Hadis4
- Hadis5
- Hadis6
- Hadis
- ☝📖المحمدية📖☝
Konu Başlığı: كان النبي متواريا بمكة يرفع صوته فسب المشركون القرآن - ولا تجهر بصلاتك - 7547
Kaynak: Sahih-i Buhari 7547 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-english-37945.html
İbn Abbas radiyallahu anh şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de iken gizlenmişti. Namaz kılarken sesini yükseltirdi. Müşrikler Kur'an'ı işittikleri zaman hem Kur'an'a hem onu getirene söverlerdi. Bunun üzerine Yüce Allah Nebiine: "Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut" (İsra 110) buyurdu
شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com Fethu'l-Bari):
(متواريا بمكة) أي مستترا خوفا من المشركين. (يرفع صوته) أي يجهر بالقراءة في الصلاة. (سبوا القرآن ومن جاء به) أي شتموا القرآن والنبي. (ولا تجهر بصلاتك ولا تخافت بها) أي لا تجهر جهرا شديدا يؤذي المشركين فيسبوا، ولا تخافت مخافتة لا يسمع أصحابك، وابتغ بين ذلك سبيلا وسطا.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- ابْنُ عَبَّاسٍ (İbn Abbas): sahabi
Anlamı: Abdullah bin Abbas
Cümle: عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ - İbn Abbas'tan - النَّبِيّ (Nebi): peygamber
Anlamı: Nebi, peygamber
Cümle: كَانَ النَّبِيُّ مُتَوَارِيًا - Peygamber gizleniyordu - مَكَّة (Mekke): şehir ismi
Anlamı: Mekke-i Mükerreme
Cümle: مُتَوَارِيًا بِمَكَّةَ - Mekke'de gizli - صَوْت (Savt): ses
Anlamı: Ses
Cümle: وَكَانَ يَرْفَعُ صَوْتَهُ - Sesini yükseltiyordu - مُشْرِكُون (Müşrikûn): müşrikler
Anlamı: Ortak koşanlar
Cümle: فَإِذَا سَمِعَ الْمُشْرِكُونَ - Müşrikler işitince - قُرْآن (Kur'an): Kur'an
Anlamı: Kur'an-ı Kerim
Cümle: سَبُّوا الْقُرْآنَ - Kur'an'a sövdüler - اللَّه عَزَّ وَجَلَّ (Allah Azze ve Celle): Allah
Anlamı: Yüce Allah
Cümle: فَقَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ - Yüce Allah dedi ki - صَلَاة (Salât): namaz
Anlamı: Namaz
Cümle: وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ - Namazında yüksek sesle okuma
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- كَانَ (Kâne): ك و ن - idi
Cümle: كَانَ النَّبِيُّ مُتَوَارِيًا
TR: Peygamber gizli idi - تَوَارَى (Tevârâ): و ر ي - gizlendi
Cümle: مُتَوَارِيًا - Gizlenen
TR: Gizlenmiş halde - يَرْفَعُ (Yerfeu): ر ف ع - yükseltiyor
Cümle: يَرْفَعُ صَوْتَهُ
TR: Sesini yükseltiyordu - سَمِعَ (Semia): س م ع - işitti
Cümle: فَإِذَا سَمِعَ الْمُشْرِكُونَ
TR: Müşrikler işitince - سَبَّ (Sebbe): س ب ب - sövdü
Cümle: سَبُّوا الْقُرْآنَ
TR: Kur'an'a sövdüler - جَاءَ (Câe): ج ي أ - geldi, getirdi
Cümle: وَمَنْ جَاءَ بِهِ
TR: Onu getiren (peygamber) - قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
Cümle: فَقَالَ اللَّهُ
TR: Allah dedi ki - تَجْهَرْ (Tec-her): ج ه ر - açıktan okuma
Cümle: وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ
TR: Namazında yüksek sesle okuma - تُخَافِتْ (Tuhâfit): خ ف ت - gizli/kısık oku
Cümle: وَلَا تُخَافِتْ بِهَا
TR: Onu gizli de okuma
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِذَا (İzâ): şart edatı, -ınca
Cümle: فَإِذَا سَمِعَ الْمُشْرِكُونَ
TR: Müşrikler işitince - وَ (Vav): atıf edatı, ve
Cümle: الْقُرْآنَ وَمَنْ جَاءَ بِهِ
TR: Kur'an'a ve onu getirene - فَـ (Fe): sebep edatı
Cümle: فَقَالَ اللَّهُ
TR: Bunun üzerine Allah dedi - مَنْ (Men): ismi mevsul, -an
Cümle: وَمَنْ جَاءَ بِهِ
TR: Onu getiren kişi - لَا (Lâ): nehiy/nefy edatı, -ma
Cümle: وَلَا تَجْهَرْ
TR: Yüksek sesle okuma - عَزَّ وَجَلَّ (Azze ve Celle): tazim edatı
Cümle: اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ
TR: Azîz ve Celîl olan Allah
Hadis 7547 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: إني أراك تحب الغنم والبادية فإذا كنت في غنمك فأذنت فارفع صوتك - 7548
Kaynak: Sahih-i Buhari 7548 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-english-37946.html
Abdurrahman b. Ebi Sa'sa'a el-Ensari el-Mazini, oğlu Abdullah'a şöyle haber vermiştir: Ebu Said el-Hudrı kendisine "Seni görüyorum ki koyun beslemeyi ve çölde oturmayı seviyorsun. Davarların başında yahut çölünde iken namaz için ezan okuyacak olduğun zaman yüksek sesle nida et. Çünkü müezzin sesinin yetiştiği yere kadar insan, cin, hatta hiçbir şey yoktur ki ezanı duymuş olsun da kıyamet gününde müezzin için güzel şehadette bulunmasın" demiştir. Ebu Said, ben bu hadisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemtan işittim demiştir
شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com):
(تحب الغنم والبادية) لأن فيهما التواضع والبعد عن الرياء. (فارفع صوتك بالنداء) أي بالأذان بصوت عال. (مدى صوت المؤذن) أي غاية ما ينتهي إليه صوته. (إلا شهد له يوم القيامة) تشهد له كل هذه المخلوقات بفضل أذانه. وفيه فضل الأذان وأنه سبب لشهادة المخلوقات.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- غَنَم (Ganem): koyun, davar
Anlamı: Koyun sürüsü
Cümle: إِنِّي أَرَاكَ تُحِبُّ الْغَنَمَ - Koyunu sevdiğini görüyorum - بَادِيَة (Bâdiye): çöl, kır
Anlamı: Çöl, badiye
Cümle: تُحِبُّ الْغَنَمَ وَالْبَادِيَةَ - Koyun ve çölü seviyorsun - صَلَاة (Salât): namaz
Anlamı: Namaz
Cümle: فَأَذَّنْتَ لِلصَّلَاةِ - Namaz için ezan okursan - صَوْت (Savt): ses
Anlamı: Ses, seda
Cümle: فَارْفَعْ صَوْتَكَ بِالنِّدَاءِ - Sesini yükselt - نِدَاء (Nidâ): ezan, çağrı
Anlamı: Çağrı, nida
Cümle: فَارْفَعْ صَوْتَكَ بِالنِّدَاءِ - مُؤَذِّن (Müezzin): ezan okuyan
Anlamı: Ezan okuyucu
Cümle: مَدَى صَوْتِ الْمُؤَذِّنِ - Müezzinin sesinin ulaştığı yer - جِنّ (Cinn): cinler
Anlamı: Cin topluluğu
Cümle: لَا يَسْمَعُ ... جِنٌّ وَلَا إِنْسٌ - Ne cin ne insan - يَوْمُ الْقِيَامَةِ (Yevmül Kıyame): kıyamet günü
Anlamı: Kıyamet günü
Cümle: إِلَّا شَهِدَ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ - Kıyamet günü şahitlik eder
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- أَرَى (Erâ): ر أ ي - görüyorum
Cümle: إِنِّي أَرَاكَ تُحِبُّ
TR: Seni severken görüyorum - تُحِبُّ (Tuhibbu): ح ب ب - seviyorsun
Cümle: تُحِبُّ الْغَنَمَ وَالْبَادِيَةَ
TR: Koyun ve çölü seviyorsun - كُنْتَ (Kunte): ك و ن - oldun, bulundun
Cümle: فَإِذَا كُنْتَ فِي غَنَمِكَ
TR: Koyunlarının içinde olunca - أَذَّنْتَ (Ezzente): أ ذ ن - ezan okudun
Cümle: فَأَذَّنْتَ لِلصَّلَاةِ
TR: Namaz için ezan okursan - ارْفَعْ (İrfa'): ر ف ع - yükselt - emir
Cümle: فَارْفَعْ صَوْتَكَ
TR: Sesini yükselt - يَسْمَعُ (Yesmeu): س م ع - işitir, duyar
Cümle: لَا يَسْمَعُ مَدَى صَوْتِ الْمُؤَذِّنِ
TR: Müezzinin sesini işiten hiçbir şey yoktur ki - شَهِدَ (Şehide): ش ه د - şahitlik etti
Cümle: إِلَّا شَهِدَ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
TR: Kıyamet günü ona şahitlik eder - سَمِعْتُ (Semi'tu): س م ع - işittim
Cümle: سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ
TR: Onu Resulullah'tan işittim - أَخْبَرَ (Ahbere): خ ب ر - haber verdi
Cümle: أَنَّهُ أَخْبَرَهُ
TR: Ona haber verdi
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِنَّ (İnne): tekit edatı, şüphesiz
Cümle: إِنِّي أَرَاكَ تُحِبُّ
TR: Şüphesiz seni sever görüyorum - إِذَا (İzâ): zaman/şart edatı
Cümle: فَإِذَا كُنْتَ فِي غَنَمِكَ
TR: Koyunlarının içinde olduğunda - فَـ (Fe): sebep/atıp edatı
Cümle: فَأَذَّنْتَ
TR: Ezan okursan - أَوْ (Ev): tahyir edatı, veya
Cümle: فِي غَنَمِكَ أَوْ بَادِيَتِكَ
TR: Koyunlarında veya badiyende - لَا (Lâ): nefy edatı, yok
Cümle: لَا يَسْمَعُ
TR: İşitmez - إِلَّا (İllâ): istisna edatı, ancak
Cümle: إِلَّا شَهِدَ لَهُ
TR: Ancak ona şahitlik eder
Hadis 7548 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: كانت الأنصار إذا حجوا فرجعوا لم يدخلوا البيوت إلا من ظهورها - 7549
Kaynak: Sahih-i Müslim 7549 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-english-52605.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html?page=70
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu"be'den, O da Ebû İshak'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ben Berâ'ı şunu söylerken işittim: Ensâr haccedip döndükten sonra evlere ancak arka taraflarından girerlerdi. Sonra ensardan bir adam gelerek kapısından girdi ve kendisine bu hususta lâf söylendi. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme indi: «Evlere arka taraflarından gelmeniz ibâdet değildir.» [Bakara 189]
شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com):
كانت الأنصار في الجاهلية إذا أحرموا لا يدخلون البيوت من أبوابها، يرون ذلك من البر، يأتونها من ظهورها ينقبون نقبا في ظهر البيت. فجاء رجل فدخل من بابه على خلاف عادتهم فعابوه. فنزلت ﴿وليس البر بأن تأتوا البيوت من ظهورها ولكن البر من اتقى وأتوا البيوت من أبوابها﴾ أي ليس البر ما أنتم عليه من خرافة، بل البر تقوى الله وإتيان الأمور من وجوهها الصحيحة.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- الْأَنْصَار (Ensar): Medineli yardımcılar
Anlamı: Yardımcılar, Ensar
Cümle: كَانَتِ الْأَنْصَارُ إِذَا حَجُّوا - Ensar hac yapınca - الْبَرَاء (Bera): sahabi ismi
Anlamı: Bera bin Azib
Cümle: سَمِعْتُ الْبَرَاءَ يَقُولُ - Bera'yı derken işittim - بُيُوت (Büyût): evler
Anlamı: Beyt çoğulu, evler
Cümle: لَمْ يَدْخُلُوا الْبُيُوتَ إِلَّا مِنْ ظُهُورِهَا - ظُهُور (Zuhur): arkalar, sırtlar
Anlamı: Zahr çoğulu, arka taraf
Cümle: مِنْ ظُهُورِهَا - Arkalarından - رَجُل (Racul): adam
Anlamı: Bir adam, kişi
Cümle: فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الْأَنْصَارِ - Ensardan bir adam geldi - بَاب (Bab): kapı
Anlamı: Kapı, giriş
Cümle: فَدَخَلَ مِنْ بَابِهِ - Kapısından girdi - آيَة (Âye): ayet, işaret
Anlamı: Kur'an ayeti
Cümle: فَنَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ - Bu ayet indi - الْبِرّ (El-Birr): iyilik, ibadet
Anlamı: Takva, iyilik
Cümle: وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا - İyilik evlere arkadan gelmeniz değildir
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- سَمِعْتُ (Semi'tu): س م ع - işittim
Cümle: سَمِعْتُ الْبَرَاءَ يَقُولُ
TR: Bera'yı söylerken işittim - حَجُّوا (Haccû): ح ج ج - hac yaptılar
Cümle: كَانَتِ الْأَنْصَارُ إِذَا حَجُّوا
TR: Ensar hac yapınca - رَجَعُوا (Raceû): ر ج ع - döndüler
Cümle: إِذَا حَجُّوا فَرَجَعُوا
TR: Hac yapıp döndüklerinde - يَدْخُلُوا (Yedhulû): د خ ل - girerlerdi
Cümle: لَمْ يَدْخُلُوا الْبُيُوتَ
TR: Evlere girmezlerdi - جَاءَ (Câe): ج ي أ - geldi
Cümle: فَجَاءَ رَجُلٌ
TR: Bir adam geldi - دَخَلَ (Dahale): د خ ل - girdi
Cümle: فَدَخَلَ مِنْ بَابِهِ
TR: Kapısından girdi - قِيلَ (Kîle): ق و ل - denildi - meçhul
Cümle: فَقِيلَ لَهُ فِي ذَلِكَ
TR: Bu konuda ona bir şeyler denildi - نَزَلَتْ (Nezelet): ن ز ل - indi
Cümle: فَنَزَلَتْ هَذِهِ الْآيَةُ
TR: Bu ayet indi - تَأْتُوا (Te'tû): أ ت ي - gelmek, yapmak
Cümle: وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ
TR: Evlere gelmeniz iyilik değildir
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِذَا (İzâ): şart/zaman edatı, -ınca
Cümle: إِذَا حَجُّوا فَرَجَعُوا
TR: Hac yapıp dönünce - لَمْ (Lem): olumsuzluk, -medi
Cümle: لَمْ يَدْخُلُوا الْبُيُوتَ
TR: Evlere girmezlerdi - إِلَّا (İllâ): istisna edatı, ancak
Cümle: إِلَّا مِنْ ظُهُورِهَا
TR: Ancak arkalarından girerlerdi - فَـ (Fe): atıf, sonra
Cümle: فَجَاءَ رَجُلٌ
TR: Sonra bir adam geldi - لَيْسَ (Leyse): olumsuzluk fiili/edat, değil
Cümle: وَلَيْسَ الْبِرُّ
TR: İyilik değildir - أَنْ (En): mastar edatı, -mek
Cümle: بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ
TR: Evlere gelmeniz
Hadis 7549 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: سمعت هشام بن حكيم يقرأ سورة الفرقان - إن هذا القرآن أنزل على سبعة أحرف - 7550
Kaynak: Sahih-i Buhari 7550 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-english-37948.html
Ömer b. el-Hattab şöyle demiştir: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayatında bir kere Hişam b. Hakım'i namazda el-Furkan suresini okurken işittim. Onun kıraatini dinledim. Hişam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana okutup öğretmediği birçok Arap şivesiyle okuyordu. Az kaldı namazı bozacaktım, fakat selam verinceye kadar zor sabrettim ve selam verir vermez hemen ridasını göğsünün üzerinde toparlayıp "Bu sureyi okuduğunu işittiğim şekilde sana kim okuttu?" diye sordum. O da "Bunu bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem okuttu!" diye cevap verdi. Ben derhal "Yalan söylüyorsun! Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sureyi bana senin okuduğun lugattan başka bir lehçeyle okutup öğretti" dedim ve onu sürükleyerek Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna götürdüm ve "Ya Resulallah! Ben bu adamın Furkan suresini senin bana öğrettiğin lugattan başka lugatlarla okuduğunu işittim!" diye şikayet ettim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ya Ömer! Hele onun yakasını bırak!" buyurdu ve Hişam'a "Ya Hişam! Oku bakayım!" diye emretti. O da benim kendisinden işittiğim okuyuşla okudu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine "Bu sure böyle indirildi" dedi. Sonra bana "Ya Ömer! Sen de oku bakayım!" buyurdu. Ben de kendisinin bana okutmuş olduğu okuyuşla okudum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana da "Bu sure böyle indirildi!" diye okuyuşumu doğru buldu ve "Şüphesiz bu Kur'an yedi lugat üzerine indirilmiştir. Bunlardan kolayınıza gelen lugatı okuyunuz!" buyurdu.
شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com Fethu'l-Bari):
(فكدت أساوره) أي أواثبه. (فلببته بردائه) أي جمعت ثوبه في عنقه وجره. (على حروف كثيرة) أي على لغات وقراءات مختلفة. (سبعة أحرف) أي سبع لغات من لغات العرب أو سبعة أوجه من المعاني أو سبع قراءات، والمراد التيسير والتوسعة. (فاقرءوا ما تيسر منه) أي ما سهل عليكم من القراءات.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ (Ömer bin Hattab): sahabi
Anlamı: İkinci halife
Cümle: عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ - هِشَامُ بْنُ حَكِيمٍ (Hişam bin Hakim): sahabi
Anlamı: Genç sahabi
Cümle: سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمٍ يَقْرَأُ - سُورَةُ الْفُرْقَانِ (Furkan suresi): sure ismi
Anlamı: 25. sure, Furkan
Cümle: يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ - حُرُوف (Hurûf): harfler, lehçeler
Anlamı: Harf çoğulu, kıraat şekilleri
Cümle: يَقْرَأُ عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ - Birçok harf üzere okuyor - صَلَاة (Salat): namaz
Anlamı: Namaz
Cümle: فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلَاةِ - Namazda üzerine atılacaktım - رِدَاء (Ridâ): elbise, cübbe
Anlamı: Üst giysi
Cümle: فَلَبَّبْتُهُ بِرِدَائِهِ - Ridasından tuttum - قُرْآن (Kur'ân): Kur'an-ı Kerim
Anlamı: Allah'ın kitabı
Cümle: إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ أُنْزِلَ - سَبْعَةُ أَحْرُفٍ (Seb'atu Ahruf): yedi harf
Anlamı: Yedi lehçe/kıraat
Cümle: أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ - Yedi harf üzere indirildi
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- سَمِعْتُ (Semi'tu): س م ع - işittim
Cümle: سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمٍ
TR: Hişam bin Hakim'i işittim - يَقْرَأُ (Yekra'u): ق ر أ - okuyor
Cümle: يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ
TR: Furkan suresini okuyor - اسْتَمَعْتُ (İstema'tu): س م ع - dinledim
Cümle: فَاسْتَمَعْتُ لِقِرَاءَتِهِ
TR: Kıraatini dinledim - أَقْرَأَ (Akra'e): ق ر أ - okuttu, öğretti
Cümle: مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ؟
TR: Bu sureyi sana kim okuttu? - كَذَبْتَ (Kezebte): ك ذ ب - yalan söyledin
Cümle: كَذَبْتَ
TR: Yalan söyledin - انْطَلَقْتُ (İntalaktu): ط ل ق - gittim, yola çıktım
Cümle: فَانْطَلَقْتُ بِهِ أَقُودُهُ
TR: Onu sürükleyerek götürdüm - أَرْسِلْهُ (Ersilhu): ر س ل - onu bırak, sal
Cümle: أَرْسِلْهُ، اقْرَأْ يَا هِشَامُ
TR: Onu bırak, oku ey Hişam! - أُنْزِلَ (Ünzile): ن ز ل - indirildi - meçhul
Cümle: كَذَلِكَ أُنْزِلَتْ
TR: Böyle indirildi - تَيَسَّرَ (Teyessere): ي س ر - kolay geldi
Cümle: فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ
TR: Ondan kolayınıza geleni okuyun
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِذَا (İzâ): zaman edatı, -ince, -diğinde
Cümle: فَإِذَا هُوَ يَقْرَأُ
TR: Bir de baktım ki o okuyor - لَمْ (Lem): cezm ve nefy edatı
Cümle: لَمْ يُقْرِئْنِيهَا
TR: Bana okutmamıştı - كَادَ (Kâde): yaklaşma fiili/edat, az kaldı
Cümle: فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ
TR: Neredeyse üzerine atılacaktım - حَتَّى (Hattâ): gaye edatı, -inceye kadar
Cümle: حَتَّى سَلَّمَ
TR: Selam verinceye kadar - مَنْ (Men): soru ismi, kim?
Cümle: مَنْ أَقْرَأَكَ؟
TR: Sana kim okuttu? - إِنَّ (İnne): tekit edatı, şüphesiz
Cümle: إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ أُنْزِلَ
TR: Şüphesiz bu Kur'an indirildi
Hadis 7550 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: فيما يعمل العاملون - كل ميسر لما خلق له - 7551
Kaynak: Sahih-i Buhari 7551 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-english-37949.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html?page=70
İmran b. Husayn şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! (Cennetlik ve cehennemlik ezelde belli olduğuna göre) çalışanlar neye çalışıyorlar?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Herkes ne için yaratıldıysa ona kolaylaştırılıp, hazırlanmıştır" buyurdu
شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com aynı sayfa ve ilgili bab):
(فيما يعمل العاملون) أي إذا كان القدر سابقا فما فائدة العمل؟ (كل ميسر لما خلق له) أي كل أحد مهيأ وسهل له طريق ما كتب له من سعادة أو شقاوة، فأهل السعادة ييسرون لعمل أهل السعادة، وأهل الشقاوة ييسرون لعمل أهل الشقاوة، كما قال تعالى: فأما من أعطى واتقى وصدق بالحسنى فسنيسره لليسرى. يقال ميسر مهيأ.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- رَسُول (Resûl / Elçi)
Anlamı: Peygamber, elçi
Cümle: يَا رَسُولَ اللَّهِ - Ya Resulallah! - عَامِل (Âmil / Çalışan)
Anlamı: Amel eden, çalışan - çoğul العاملون
Cümle: فِيمَا يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ؟ - Çalışanlar ne için çalışıyor? - عَمَل (Amel / İş)
Anlamı: İş, amel, çaba
Cümle: فِيمَا يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ - Hangi şeyde amel ediyorlar? - كُلّ (Kullun / Herkes)
Anlamı: Her, hepsi, her biri
Cümle: كُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ - Herkes yaratıldığı şeye kolaylaştırılmıştır - مُيَسَّر (Muyesser / Kolaylaştırılmış)
Anlamı: İsmi mef'ul, kolay kılınmış, hazırlanmış
Cümle: كُلٌّ مُيَسَّرٌ - Herkes kolaylaştırılmıştır
Şerh: يقال ميسر مهيأ - سَعَادَة (Saâde / Mutluluk)
Anlamı: Şerhten: أهل السعادة - cennet ehli
Cümle: أهل السعادة ييسرون لعمل أهل السعادة - شَقَاوَة (Şekâve / Bedbahtlık)
Anlamı: Şerhten: أهل الشقاوة - cehennem ehli
Cümle: أهل الشقاوة ييسرون لعمل أهل الشقاوة - قَدَر (Kader / Ölçü, takdir)
Anlamı: Şerhten: إذا كان القدر سابقا
Cümle: إذا كان القدر سابقا فما فائدة العمل؟ - Kader önceden yazıldıysa amelin faydası ne?
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- قُلْتُ (Kultu): ق و ل - dedim
Cümle: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ
TR: Dedim ki: Ya Resulallah! - يَعْمَلُ (Ya'melu): ع م ل - çalışıyor, yapıyor
Cümle: فِيمَا يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ
TR: Çalışanlar ne hususta çalışıyor? - قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
Cümle: قَالَ: كُلٌّ مُيَسَّرٌ
TR: Dedi ki: Herkes kolaylaştırılmıştır - خُلِقَ (Hulika): خ ل ق - yaratıldı - meçhul mazi
Cümle: لِمَا خُلِقَ لَهُ
TR: Kendisi için yaratıldığı şeye - يُيَسَّرُ (Yuyesseru): ي س ر - kolaylaştırılır - muzari meçhul
Cümle: فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى - ayetten şerhte
TR: Onu kolaya kolaylaştırırız - أَعْطَى (A'tâ): ع ط ي - verdi
Cümle: فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى - Veren ve sakınan kimse
TR: Ayetten - اتَّقَى (İttekâ): و ق ي - sakındı
Cümle: وَاتَّقَى
TR: Takva sahibi oldu - صَدَّقَ (Saddaka): ص د ق - tasdik etti
Cümle: وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى
TR: En güzeli tasdik etti - هَيَّأَ (Heyyee): ه ي أ - hazırladı
Cümle: مُيَسَّرٌ مُهَيَّأٌ - şerh
TR: Kolaylaştırılmış, hazırlanmış demektir
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- يَا (Yâ): nida edatı, ey
Cümle: يَا رَسُولَ اللَّهِ
TR: Ey Allah'ın Resulü! - فِيمَا (Fîmâ): soru edatı + mâ, ne hususta?
Cümle: فِيمَا يَعْمَلُ الْعَامِلُونَ؟
TR: Çalışanlar hangi şeyde çalışıyor? - كُلّ (Kull): kapsama edatı, her
Cümle: كُلٌّ مُيَسَّرٌ
TR: Herkes kolaylaştırılmıştır - لِمَا (Limâ): sebep + ismi mevsul, -dığı şey için
Cümle: لِمَا خُلِقَ لَهُ
TR: Kendisi için yaratıldığı şeye - أَمَّا (Emmâ): tafsil edatı, -e gelince
Cümle: فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى
TR: Verene gelince - فَـ (Fe): sebep-sonuç, o halde
Cümle: فَسَنُيَسِّرُهُ
TR: Biz de onu kolaylaştırırız
Hadis 7551 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: كان عبد الله بن أبي ابن سلول يقول لجارية له اذهبي فابغينا - 7552
Kaynak: Sahih-i Müslim 7552 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-52608.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html?page=70
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb beraber Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. (Dediki): Biz: Ebû Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Ubey İbni Selul bir cariyesine: Git de bizim için biraz zina et, derdi. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle); «Dünya hayâtının metâını elde etmek için iffetli olmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Her kim onları zorlarsa, iyi bilsin ki, onları zorladıktan sonra Allah ğafûr, rahimdir.» [Nur 33] âyet-i kerimesini indirdi
شرح الحديث - Şerh (aynı sayfa hadithprophet.com):
عبد الله بن أبي رأس المنافقين، كان له جوار يكرههن على البغاء ليكسب من ورائهن. اذهبي فابغينا: أي اكسبي لنا المال بالزنا. فتياتكم: إماؤكم، الشابات. البغاء: الزنا بأجرة. تحصنا: تعففا. عرض الحياة الدنيا: متاعها الزائل. ومن يكرههن فإن الله من بعد إكراههن غفور رحيم: أي للمكرهات، لا إثم عليهن، والإثم على المكرِه.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَيٍّ (Abdullah bin Ubeyy): özel isim - münafıkların reisi
Anlamı: Abdullah bin Ubey bin Selul
Cümle: كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَيٍّ - جَارِيَة (Cariye): genç kız, köle kız
Anlamı: Cariye, hizmetçi kız
Cümle: يَقُولُ لِجَارِيَةٍ لَهُ - Cariyesine diyordu - شَيْء (Şey'): şey, mal
Anlamı: Bir şey, kazanç
Cümle: فَابْغِينَا شَيْئًا - Bize bir şey kazandır - فَتَيَات (Feteyat): genç kızlar, cariyeler
Anlamı: Çoğul, genç kadınlar
Cümle: وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ - Cariyelerinizi zorlamayın - الْبِغَاء (El-Biga'): fuhuş, zina
Anlamı: Ücret karşılığı zina
Cümle: عَلَى الْبِغَاءِ - Fuhşa zorlamayın - تَحَصُّن (Tehassun): iffet, korunma
Anlamı: İffetli olma, kendini koruma
Cümle: إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا - İffetli olmak isterlerse - عَرَضُ الْحَيَاةِ (Aradu'l-Hayah): dünya malı
Anlamı: Dünya hayatının geçici menfaati
Cümle: لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا - غَفُورٌ رَحِيمٌ (Gafurun Rahim): çok bağışlayan
Anlamı: Allah'ın iki ismi, bağışlayıcı
Cümle: فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ - Allah bağışlayıcıdır
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- كَانَ (Kâne): ك و ن - idi
Cümle: كَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَقُولُ
TR: Abdullah şöyle diyordu - يَقُولُ (Yekûlu): ق و ل - diyor
Cümle: يَقُولُ لِجَارِيَةٍ لَهُ
TR: Cariyesine diyordu - اذْهَبِي (İzhebî): ذ ه ب - git (müennes emir)
Cümle: اذْهَبِي فَابْغِينَا
TR: Git de bize kazandır - ابْغِينَا (İbğînâ): ب غ ي - bize kazandır, iste
Cümle: فَابْغِينَا شَيْئًا
TR: Bize bir şey kazan - أَنْزَلَ (Enzele): ن ز ل - indirdi
Cümle: فَأَنْزَلَ اللَّهُ
TR: Allah indirdi - تُكْرِهُوا (Tukrihû): ك ر ه - zorlamayın
Cümle: وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ
TR: Cariyelerinizi zorlamayın - أَرَدْنَ (Aradne): ر و د - istediler (müennes çoğul)
Cümle: إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا
TR: İffetli olmak isterlerse - تَبْتَغُوا (Tebtegû): ب غ ي - aramak, elde etmek istemek
Cümle: لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ
TR: Dünya malını elde etmek için - يُكْرِهْهُنَّ (Yukrih-hunne): ك ر ه - onları zorlarsa
Cümle: وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ
TR: Kim onları zorlarsa
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِنْ (İn): şart edatı, eğer
Cümle: إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا
TR: Eğer iffetli olmak isterlerse - لَا (Lâ): nehiy edatı, -mayın
Cümle: وَلَا تُكْرِهُوا
TR: Zorlamayın - مَنْ (Men): şart ismi, kim
Cümle: وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ
TR: Kim onları zorlarsa - فَإِنَّ (Fe-inne): tahkik edatı, muhakkak ki
Cümle: فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
TR: Muhakkak Allah bağışlayıcıdır - وَ (Ve): atıf edatı
Cümle: وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ
TR: Ve kim zorlarsa - فَـ (Fe): sebep/atıp edatı, sonra
Cümle: فَابْغِينَا شَيْئًا
TR: Sonra bize kazandır / öyleyse
Hadis 7552 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.