- Hadis1
- Hadis2
- Hadis3
- Hadis4
- Hadis5
- Hadis6
- Hadis
- ☝📖المحمدية📖☝
Konu Başlığı: إن رحمتي غلبت غضبي - لما قضى الله الخلق - 7553
Kaynak: Sahih-i Buhari 7553 / 3194 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-33908.html - Tekrar: 7404,7412,7453,7553,7554
Ebu Hureyre r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala mahlukatı yaratmayı dilediğinde kendi katında, arşının üzerinde bulunan kitabına şunu yazdı: 'Benim rahmetim gazabımı geçmiştir.'"
شرح الحديث - Şerh (aynı sayfa hadithprophet.com):
(قضى) خلقه وأحكمه وأمضاه وفرغ منه. (كتب في كتابه) أمر القلم أن يكتب في اللوح المحفوظ. (فهو عنده) أي الكتاب. (إن رحمتي غلبت غضبي) أي تعلق رحمتي سابق وغالب تعلق غضبي أو المراد إن رحمتي أكثر من غضبي لأنها وسعت كل شيء. والمراد بالرحمة إرادة الثواب وبالغضب إرادة العقاب أو المراد بهما لازمهما فالمراد بالرحمة الثواب والإحسان وبالغضب الانتقام والعقاب.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- اللَّه (Allah): en yüce isim
Anlamı: Allah Teala
Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ - الْخَلْق (El-Halk): yaratılış
Anlamı: Mahlukat, yaratılanlar
Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ - Allah mahlukatı yaratınca - كِتَاب (Kitab): kitap
Anlamı: Levh-i Mahfuz, yazgı kitabı
Cümle: كَتَبَ فِي كِتَابِهِ - Kitabına yazdı - الْعَرْش (El-Arş): Arş
Anlamı: Allah'ın Arşı, en büyük mahluk
Cümle: فَوْقَ الْعَرْشِ - Arşın üzerinde - رَحْمَة (Rahmet): rahmet
Anlamı: Merhamet, sevap iradesi
Cümle: إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ غَضَبِي - غَضَب (Gadab): gazap
Anlamı: Öfke, azap iradesi
Cümle: غَلَبَتْ غَضَبِي - Gazabımı geçti - قَلَم (Kalem): şerhten
Anlamı: Kalem, yazıcı
Cümle: أَمَرَ الْقَلَمَ أَنْ يَكْتُبَ - Kaleme yazmasını emretti (şerhten) - لَوْح مَحْفُوظ (Levh-i Mahfuz): şerhten
Anlamı: Korunmuş levha
Cümle: فِي اللَّوْحِ الْمَحْفُوظِ
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- قَضَى (Kadâ): ق ض ي - hükmetti, bitirdi
Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ
TR: Allah mahlukatı yaratmayı bitirince - şerh: أحكمه وأمضاه - كَتَبَ (Ketebe): ك ت ب - yazdı
Cümle: كَتَبَ فِي كِتَابِهِ
TR: Kitabına yazdı - غَلَبَتْ (Galebet): غ ل ب - üstün geldi, geçti
Cümle: إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ غَضَبِي
TR: Rahmetim gazabımı geçti - أَحْكَمَ (Ahkeme): ح ك م - sağlam yaptı (şerhten)
Cümle: أَحْكَمَ خَلْقَهُ
TR: Yaratılışını sağlam yaptı - أَمْضَى (Emdâ): م ض ي - yürürlüğe koydu (şerhten)
Cümle: أَمْضَاهُ
TR: Onu yürürlüğe koydu - فَرَغَ (Feraga): ف ر غ - bitirdi (şerhten)
Cümle: فَرَغَ مِنْهُ
TR: Ondan boşaldı, bitirdi - وَسِعَتْ (Vesiat): و س ع - kuşattı, geniş oldu (şerhten)
Cümle: رَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ
TR: Rahmetim her şeyi kuşattı - أَرَادَ (Erâde): ر و د - istedi, diledi (şerhten: إرادة الثواب)
Cümle: إِرَادَةُ الثَّوَابِ
TR: Sevap istemesi - قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
Cümle: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ
TR: Resulullah dedi
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- لَمَّا (Lemmâ): zaman edatı, -ince
Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ
TR: Allah mahlukatı yaratınca - إِنَّ (İnne): tekit edatı
Cümle: إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ
TR: Şüphesiz rahmetim... - فَـ (Fe): atıf/taakib
Cümle: فَهُوَ عِنْدَهُ
TR: İşte o O'nun katındadır - هُوَ (Hüve): fasıl zamiri/edat
Cümle: فَهُوَ عِنْدَهُ
TR: O O'nun katındadır - فَوْقَ (Fevka): mekan zarfı, üzerinde
Cümle: فَوْقَ الْعَرْشِ
TR: Arşın üzerinde - عِنْدَ (İnde): mekan zarfı, katında
Cümle: فَهُوَ عِنْدَهُ
TR: O O'nun katındadır
Hadis 7553 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: أولئك الذين يدعون يبتغون إلى ربهم الوسيلة - كان نفر من الجن أسلموا - 7554
Kaynak: Sahih-i Müslim 7554 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/hadith-52610.html ve https://hadithprophet.com/Hadith-english-52610.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan naklen Allah (Azze ve Celle)'nin: «Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler, Rablerinden vesileyi dileyerek her biri ona daha yakın olmak isterler.» [İsrâ 57] Âyet-i kerîmesi hakkında rivâyette bulundu. Abdullah şöyle demiş: Cinlerden bir cemâat müslüman olmuşlardı. Bunlara tapanlar vardı. Tapanlar ibâdetleri üzere kaldılar, cinlerden bu cemâat müslüman oldu
شرح الحديث - Şerh (aynı sayfa hadithprophet.com):
الآية نزلت في قوم يعبدون الجن، فأسلم الجن وبقي العابدون على عبادتهم. النفر: الجماعة من 3 إلى 10. كانوا يعبدون: أي كان الإنس يعبدون الجن. يبتغون الوسيلة: يطلبون القربى إلى الله. فيه أن المعبود إذا أسلم لا ينفعه عبادة من يعبده، وأن الدعاء عبادة لا تصرف إلا لله.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- نَفَر (Nefer / Grup)
Anlamı: 3-10 kişilik grup
Cümle: كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ - Cinlerden bir grup vardı - الْجِنّ (El-Cinn / Cinler)
Anlamı: Cin taifesi, görünmeyen varlıklar
Cümle: كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ أَسْلَمُوا - عِبَادَة (İbâde / İbadet)
Anlamı: Kulluk, tapınma
Cümle: فَبَقِيَ الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ عَلَى عِبَادَتِهِمْ - الْوَسِيلَة (El-Vesîle / Vesile)
Anlamı: Yakınlık aracı, Allah'a yaklaştıran şey
Cümle: يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ - Rablerine vesile ararlar - رَبّ (Rabb / Rab)
Anlamı: Terbiye eden, sahip
Cümle: يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ - قَوْل (Kavl / Söz)
Anlamı: Söz, ayet hakkında
Cümle: فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ - Azze ve Celle'nin sözü hakkında - الَّذِينَ (Ellezîne / O kimseler)
Anlamı: İsmi mevsul, -enler
Cümle: أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ - Onlar ki dua ederler - أَقْرَب (Akrab / Daha yakın)
Anlamı: İsmi tafdil, en yakın
Cümle: أَيُّهُمْ أَقْرَبُ - Hangisi daha yakındır
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- كَانَ (Kâne): ك و ن - idi
Cümle: كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ
TR: Cinlerden bir grup vardı - أَسْلَمُوا (Eslemû): س ل م - Müslüman oldular
Cümle: أَسْلَمُوا
TR: Müslüman oldular - يُعْبَدُونَ (Yu'bedûne): ع ب د - ibadet ediliyorlardı - meçhul muzari
Cümle: وَكَانُوا يُعْبَدُونَ
TR: Onlara ibadet ediliyordu - بَقِيَ (Bakiye): ب ق ي - kaldı, devam etti
Cümle: فَبَقِيَ الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ
TR: Tapanlar ibadetlerinde kaldılar - يَدْعُونَ (Yed'ûne): د ع و - dua ederler
Cümle: أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ
TR: Dua ettikleri kimseler - يَبْتَغُونَ (Yebtegûne): ب غ ي - ararlar, isterler
Cümle: يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ
TR: Rablerine vesile ararlar - قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
Cümle: قَالَ: كَانَ نَفَرٌ
TR: Dedi ki: Bir grup vardı - كَانُوا (Kânû): ك و ن - idiler - çoğul
Cümle: كَانُوا يَعْبُدُونَ
TR: Tapıyor idiler - يَعْبُدُونَ (Ya'budûne): ع ب د - taparlar
Cümle: الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ
TR: Tapmakta olanlar
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- قَدْ (Kad): tahkik edatı, muhakkak
Cümle: وَقَدْ أَسْلَمَ النَّفَرُ
TR: Halbuki o grup Müslüman olmuştu - وَ (Ve): atıf edatı
Cümle: وَكَانُوا يُعْبَدُونَ
TR: Ve onlara tapılıyordu - أُولَئِكَ (Ulâike): işaret edatı, işte onlar
Cümle: أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ
TR: İşte dua ettikleri o kimseler - الَّذِينَ (Ellezîne): ismi mevsul edatı, -enler
Cümle: الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ
TR: İbadet eden kimseler - أَيُّ (Eyyu): soru/ismin tafdil tamlayanı, hangi
Cümle: أَيُّهُمْ أَقْرَبُ
TR: Hangisi daha yakın - مَا (Mâ): masdariye değil, nekre? Burada nef? - aslında ayette yok ama şerhte
Cümle: مَا زَالَ - şerhten
TR: Devam ediyor (şerh ifadesi) - Metinde بَقِيَ ile aynı
Hadis 7554 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ وَبَيْنَ الْأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Hadis 7555
Kaynak: Sahih-i Buhari 7555 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-37953.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html
Zehdem şöyle demiştir: Cerm kabilesiyle Eş'arîler arasında bir sevgi ve kardeşlik vardı. Cerm kabilesinden olan bizler Ebu Musa el-Eş'arî'nin yanında bulunuyorduk. O sırada ona içinde tavuk eti olan bir yemek yaklaştırıldı. Ebu Musa'nın yanında Teymullah oğullarından, Araplardan başka bir millete mensupmuş gibi olan bir zat vardı. Ebu Musa onu yemeğe çağırdı o da "Ben tavuğu bir kere tiksindiğim pis bir şeyi yerken gördüm, onun etini yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa ona şöyle dedi: Gel de ben sana bu konuda bir hadis nakledeyim. Ben Eş'arîlerden bir topluluk içinde Nebi'nin yanına gitmiş, kendisinden bizlere cihada gitmek üzere binek ve yük taşıma hayvanları vermesini istiyorduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vallahi ben sizleri develere yükleyemem. Benim yanımda sizleri yükleyeceğim develer yoktur" diye yemin etti. Bu arada Nebi'ye bir miktar ganimet develeri getirildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri sorup "O Eş'arîler topluluğu nerede?" dedi. Bizlere hörgüçleri beyaz birkaç tane deve verilmesini emretti. Bundan sonra gittik ve kendi aramızda "Biz ne yaptık? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri develere yüklemeyeceğine ve yanında bizi yükleyecek develer olmadığına yemin etti. Sonra bizleri develere yükledi. Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yeminini unutturduk. Vallahi biz asla felah bulmayız!" dedik. Akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına döndük ve ona bu yeminini hatırlattık. Bunun üzerine o "Sizleri develere yükleyen ben değilim. Lakin sizleri Allah yüklemiştir. Bir de ben vallahi bir şeye yemin eder de sonra yemin ettiğim şeyin zıttını daha hayırlı görürsem muhakkak o hayırlı olan işi yaparım ve yeminimden kefaretle çıkarım" buyurdu
شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com aynı sayfa):
(شيئا) من النجاسة - pis bir şey. (تغفلنا) جئناه على حين غفلة منه وكنا سبب ذهوله عن اليمين - yeminini unutturduk, gaflet anında geldik. (تحللتها) كفّرت عنها - yeminimden kefaretle çıktım, onu helal kıldım.
Açıklama: Bu hadis yemin kefareti hükmünü öğretir. Daha hayırlı bir iş görülünce yeminden dönülüp kefaret verilir. Tavuk eti helaldir, pis şey yemesi onu haram kılmaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- الْحَيّ (el-Hayy / Kabile, mahalle)
Anlamı: Yaşayan topluluk, kabile
Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ - Cerm kabilesinden bu topluluk arasında - وُدّ (Vudd / Sevgi)
Anlamı: Sevgi, muhabbet
Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Sevgi ve kardeşlik vardı - إِخَاء (İhâ' / Kardeşlik)
Anlamı: Kardeşlik bağı
Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ - الطَّعَام (et-Taâm / Yemek)
Anlamı: Yemek, sofra
Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ - Ona yemek yaklaştırıldı - لَحْم (Lahm / Et)
Anlamı: Et
Cümle: فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ - İçinde tavuk eti vardı - دَجَاج (Decâc / Tavuk)
Anlamı: Tavuk
Cümle: لَحْمُ دَجَاجٍ - Tavuk eti - إِبِل (İbil / Develer)
Anlamı: Develer (çoğul)
Cümle: بِنَهْبِ إِبِلٍ - Ganimet develeri getirildi - يَمِين (Yemîn / Yemin)
Anlamı: Yemin, ant
Cümle: لَا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ - Bir yemin üzerine yemin etmem ki
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- كَانَ (Kâne) - idi, vardı - ناقص fiil
Kök: ك و ن
Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ وُدٌّ
TR: Bu kabile arasında sevgi vardı - قُرِّبَ (Kurribe) - yaklaştırıldı - meçhul mazi
Kök: ق ر ب
Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ
TR: Ona yemek yaklaştırıldı - رَأَيْتُ (Raeytu) - gördüm - mazi
Kök: ر أ ي
Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا
TR: Onun bir şey yerken gördüm - حَلَفَ (Halefe) - yemin etti
Kök: ح ل ف
Cümle: حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَحْمِلُنَا
TR: Resulullah bizi yüklemeyeceğine yemin etti - أَتَيْتُ (Eteytu) - geldim, gittim
Kök: أ ت ي
Cümle: إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ
TR: Ben Nebi'ye geldim - سَأَلَ (Seele) - sordu
Kök: س أ ل
Cümle: فَسَأَلَ عَنَّا
TR: Bizleri sordu - أَمَرَ (Emara) - emretti
Kök: أ م ر
Cümle: فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ
TR: Bize beş deve verilmesini emretti - صَنَعَ (Sanea) - yaptı
Kök: ص ن ع
Cümle: قُلْنَا مَا صَنَعْنَا
TR: Ne yaptık biz dedik - تَحَلَّلَ (Tehallele) - kefaretle çözdü, helal kıldı
Kök: ح ل ل
Cümle: وَتَحَلَّلْتُهَا - Şerh: كفّرت عنها
TR: Yeminimden kefaretle çıktım
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِنِّي (İnnî) - muhakkak ben - tekit + zamir
Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ
TR: Muhakkak ben onu gördüm - وَ (Ve) - atıf harfi
Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ
TR: Sevgi ve kardeşlik - ثُمَّ (Summe) - sonra
Cümle: ثُمَّ انْطَلَقْنَا
TR: Sonra yola koyulduk - مَا (Mâ) - nafiye / mevsul - ne, şey
Cümle: وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ
TR: Yanımda sizi yükleyecek şey yok - لَا (Lâ) - olumsuzluk
Cümle: وَاللَّهِ لَا أَحْمِلُكُمْ
TR: Vallahi sizi yüklemeyeceğim - أَيْنَ (Eyne) - nerede? soru edatı
Cümle: أَيْنَ النَّفَرُ الْأَشْعَرِيُّونَ
TR: Eş'arî topluluğu nerede?
Hadis 7555 - Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: وفد عبد القيس - إن بيننا وبينك المشركين من مضر - 7556
Kaynak: Sahih-i Buhari 7556 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-english-37954.html
Ebu Cemre ed-Duba'i şöyle demiştir: Ben İbn Abbas'a (Abdulkays heyeti olayını) sordum, o da şöyle dedi: Abdulkays heyeti, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi ve "Ya Resulallah! Seninle bizim aramızda şu Mudar kabilelerinden olan müşrikler vardır. Bizler sana ancak haram aylarda ulaşabiliyoruz. O halde sen bizlere öyle kestirme birtakım işler emret de bizler onları işleyip, yapmakla cennete girelim ve arkamızda kalanlarımızı da bu işleri yapmaya davet edelim!" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle buyurdu: "Ben sizlere dört şeyi işlemeyi emrediyor ve dört şeyi de işlemeyi yasaklıyorum: Sizlere Allah'a iman etmeyi emrediyorum: Sizler Allah'a iman etmek nedir bilir misiniz? Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, namazı devamlı kılmak, zekatı vermek, ganimetten beşte birini vermektir. Ben sizlere dört şeyi yasaklıyorum: Dubba ve nakir denilen kaplarda, ziftlenmiş kaplarda ve hanteme denilen kapta (şıra) içmeyiniz"
شرح الحديث - Şerhten:
وفد عبد القيس قبيلة من ربيعة، وكانت منازلهم في البحرين، وبينهم وبين مضر عداوات، وكانوا لا يأمنون إلا في الأشهر الحرم (ذو القعدة، ذو الحجة، المحرم، رجب). قدموا قبل فتح مكة، فقالوا: بيننا وبينك كفار مضر. فأمرهم النبي بأربع: الإيمان، الصلاة، الزكاة، وخمس المغنم، ونهاهم عن الانتباذ في الأوعية التي يشتد فيها النبيذ: الدباء (القرع)، النقير (جذع النخل المنقور)، المزفت، والحنتمة.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- وَفْد (Vefd / Heyet): toplu isim
Anlamı: Heyet, kafile
Cümle: قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ - Abdulkays heyeti geldi - عَبْدُ الْقَيْسِ (Abdu'l-Kays): özel isim, kabile adı - ربيعة kabilesinden
Anlamı: Abdulkays kabilesi, Bahrain bölgesinde
Cümle: وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ - الْمُشْرِكِينَ (El-Müşrikîn): çoğul, müşrik kelimesi
Anlamı: Allah'a ortak koşanlar
Cümle: بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ الْمُشْرِكِينَ مِنْ مُضَرَ - مُضَر (Mudar): özel isim, kabile
Anlamı: Mudar kabilesi, Kureyş'in atası
Cümle: الْمُشْرِكِينَ مِنْ مُضَرَ - Mudar'dan müşrikler - أَشْهُرٍ حُرُمٍ (Eşhurin Hurumin): çoğul isim + sıfat
Anlamı: Haram aylar - Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Receb
Cümle: لَا نَصِلُ إِلَيْكَ إِلَّا فِي أَشْهُرٍ حُرُمٍ - الْجَنَّة (El-Cenne): cennet
Anlamı: Cennet, bahçe
Cümle: دَخَلْنَا الْجَنَّةَ - Cennete gireriz - الْإِيمَان (El-İman): masdar
Anlamı: İman, inanma
Cümle: آمُرُكُمْ بِالْإِيمَانِ بِاللَّهِ - الْمَغْنَم (El-Mağnem): ganimet
Anlamı: Savaş ganimeti
Cümle: تُعْطُوا مِنَ الْمَغْنَمِ الْخُمُسَ - Ganimetin beşte birini verin
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- قَدِمَ (Kadime): ق د م - geldi
Cümle: قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ - Heyet geldi
TR: Abdulkays heyeti geldi - قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
Cümle: فَقَالَ: إِنَّ بَيْنَنَا
TR: Dedi ki: Aramızda... - نَصِلُ (Nasilu): و ص ل - ulaşırız
Cümle: لَا نَصِلُ إِلَيْكَ إِلَّا فِي أَشْهُرٍ حُرُمٍ
TR: Ancak haram aylarda sana ulaşabiliyoruz - مُرْنَا (Murnâ): أ م ر - emret bize - emir + nâ zamiri
Cümle: فَمُرْنَا بِجُمَلٍ مِنَ الْأَمْرِ
TR: Bize özlü işler emret - عَمِلَ (Amile): ع م ل - yaptı, işledi
Cümle: إِنْ عَمِلْنَا بِهِ
TR: Eğer onunla amel edersek - دَخَلَ (Dehale): د خ ل - girdi
Cümle: دَخَلْنَا الْجَنَّةَ
TR: Cennete gireriz - نَدْعُو (Ned'û): د ع و - davet ederiz
Cümle: وَنَدْعُو إِلَيْهَا مَنْ وَرَاءَنَا
TR: Arkamızdakileri de ona davet edelim - تَدْرُونَ (Tedrûne): د ر ي - bilir misiniz
Cümle: هَلْ تَدْرُونَ مَا الْإِيمَانُ؟
TR: İman nedir bilir misiniz? - تَشْرَبُوا (Teşrabû): ش ر ب - içmeyin (nehy)
Cümle: لَا تَشْرَبُوا فِي الدُّبَّاءِ
TR: Dubba'da içmeyin
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِنَّ (İnne): tekit edatı
Cümle: إِنَّ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ الْمُشْرِكِينَ
TR: Şüphesiz bizimle senin aranda müşrikler var - بَيْنَ (Beyne): zarf edatı, arasında
Cümle: بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ
TR: Bizimle senin aranda - إِلَّا (İllâ): istisna edatı, ancak
Cümle: لَا نَصِلُ إِلَّا فِي أَشْهُرٍ حُرُمٍ
TR: Ancak haram aylarda ulaşıyoruz - مَا (Mâ): ismi mevsul, şey
Cümle: مَا الْإِيمَانُ بِاللَّهِ؟
TR: Allah'a iman nedir? - هَلْ (Hel): soru edatı, mı/mi
Cümle: هَلْ تَدْرُونَ؟
TR: Bilir misiniz? - لَا (Lâ): nefy/nehy edatı
Cümle: لَا تَشْرَبُوا فِي الدُّبَّاءِ
TR: Dubba kabında içmeyin
Hadis 7556 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ وَبَيْنَ الْأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Hadis 7555
Kaynak: Sahih-i Buhari 7555 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-37953.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html
Zehdem şöyle demiştir: Cerm kabilesiyle Eş'arîler arasında bir sevgi ve kardeşlik vardı. Cerm kabilesinden olan bizler Ebu Musa el-Eş'arî'nin yanında bulunuyorduk. O sırada ona içinde tavuk eti olan bir yemek yaklaştırıldı. Ebu Musa'nın yanında Teymullah oğullarından, Araplardan başka bir millete mensupmuş gibi olan bir zat vardı. Ebu Musa onu yemeğe çağırdı o da "Ben tavuğu bir kere tiksindiğim pis bir şeyi yerken gördüm, onun etini yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa ona şöyle dedi: Gel de ben sana bu konuda bir hadis nakledeyim. Ben Eş'arîlerden bir topluluk içinde Nebi'nin yanına gitmiş, kendisinden bizlere cihada gitmek üzere binek ve yük taşıma hayvanları vermesini istiyorduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vallahi ben sizleri develere yükleyemem. Benim yanımda sizleri yükleyeceğim develer yoktur" diye yemin etti. Bu arada Nebi'ye bir miktar ganimet develeri getirildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri sorup "O Eş'arîler topluluğu nerede?" dedi. Bizlere hörgüçleri beyaz birkaç tane deve verilmesini emretti. Bundan sonra gittik ve kendi aramızda "Biz ne yaptık? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri develere yüklemeyeceğine ve yanında bizi yükleyecek develer olmadığına yemin etti. Sonra bizleri develere yükledi. Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yeminini unutturduk. Vallahi biz asla felah bulmayız!" dedik. Akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına döndük ve ona bu yeminini hatırlattık. Bunun üzerine o "Sizleri develere yükleyen ben değilim. Lakin sizleri Allah yüklemiştir. Bir de ben vallahi bir şeye yemin eder de sonra yemin ettiğim şeyin zıttını daha hayırlı görürsem muhakkak o hayırlı olan işi yaparım ve yeminimden kefaretle çıkarım" buyurdu
شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com aynı sayfa):
(شيئا) من النجاسة - pis bir şey. (تغفلنا) جئناه على حين غفلة منه وكنا سبب ذهوله عن اليمين - yeminini unutturduk, gaflet anında geldik. (تحللتها) كفّرت عنها - yeminimden kefaretle çıktım, onu helal kıldım.
Açıklama: Bu hadis yemin kefareti hükmünü öğretir. Daha hayırlı bir iş görülünce yeminden dönülüp kefaret verilir. Tavuk eti helaldir, pis şey yemesi onu haram kılmaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- الْحَيّ (el-Hayy / Kabile, mahalle)
Anlamı: Yaşayan topluluk, kabile
Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ - Cerm kabilesinden bu topluluk arasında - وُدّ (Vudd / Sevgi)
Anlamı: Sevgi, muhabbet
Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Sevgi ve kardeşlik vardı - إِخَاء (İhâ' / Kardeşlik)
Anlamı: Kardeşlik bağı
Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ - الطَّعَام (et-Taâm / Yemek)
Anlamı: Yemek, sofra
Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ - Ona yemek yaklaştırıldı - لَحْم (Lahm / Et)
Anlamı: Et
Cümle: فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ - İçinde tavuk eti vardı - دَجَاج (Decâc / Tavuk)
Anlamı: Tavuk
Cümle: لَحْمُ دَجَاجٍ - Tavuk eti - إِبِل (İbil / Develer)
Anlamı: Develer (çoğul)
Cümle: بِنَهْبِ إِبِلٍ - Ganimet develeri getirildi - يَمِين (Yemîn / Yemin)
Anlamı: Yemin, ant
Cümle: لَا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ - Bir yemin üzerine yemin etmem ki
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
- كَانَ (Kâne) - idi, vardı - ناقص fiil
Kök: ك و ن
Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ وُدٌّ
TR: Bu kabile arasında sevgi vardı - قُرِّبَ (Kurribe) - yaklaştırıldı - meçhul mazi
Kök: ق ر ب
Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ
TR: Ona yemek yaklaştırıldı - رَأَيْتُ (Raeytu) - gördüm - mazi
Kök: ر أ ي
Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا
TR: Onun bir şey yerken gördüm - حَلَفَ (Halefe) - yemin etti
Kök: ح ل ف
Cümle: حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَحْمِلُنَا
TR: Resulullah bizi yüklemeyeceğine yemin etti - أَتَيْتُ (Eteytu) - geldim, gittim
Kök: أ ت ي
Cümle: إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ
TR: Ben Nebi'ye geldim - سَأَلَ (Seele) - sordu
Kök: س أ ل
Cümle: فَسَأَلَ عَنَّا
TR: Bizleri sordu - أَمَرَ (Emara) - emretti
Kök: أ م ر
Cümle: فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ
TR: Bize beş deve verilmesini emretti - صَنَعَ (Sanea) - yaptı
Kök: ص ن ع
Cümle: قُلْنَا مَا صَنَعْنَا
TR: Ne yaptık biz dedik - تَحَلَّلَ (Tehallele) - kefaretle çözdü, helal kıldı
Kök: ح ل ل
Cümle: وَتَحَلَّلْتُهَا - Şerh: كفّرت عنها
TR: Yeminimden kefaretle çıktım
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı
- إِنِّي (İnnî) - muhakkak ben - tekit + zamir
Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ
TR: Muhakkak ben onu gördüm - وَ (Ve) - atıf harfi
Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ
TR: Sevgi ve kardeşlik - ثُمَّ (Summe) - sonra
Cümle: ثُمَّ انْطَلَقْنَا
TR: Sonra yola koyulduk - مَا (Mâ) - nafiye / mevsul - ne, şey
Cümle: وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ
TR: Yanımda sizi yükleyecek şey yok - لَا (Lâ) - olumsuzluk
Cümle: وَاللَّهِ لَا أَحْمِلُكُمْ
TR: Vallahi sizi yüklemeyeceğim - أَيْنَ (Eyne) - nerede? soru edatı
Cümle: أَيْنَ النَّفَرُ الْأَشْعَرِيُّونَ
TR: Eş'arî topluluğu nerede?
Hadis 7555 - Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi (10 Soru)
Konu Başlığı: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ - Hadis 7557
Kaynak: Sahih-i Buhari, Kitabu'l-Libas - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-37955.html
Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şu suretlerin sahipleri kıyamet gününde azap olunacaklar ve kendilerine 'Haydi yaptığınız suretlere can veriniz!' denilecektir"
English Translation:
Narrated Aisha: Allah's Messenger (ﷺ) said, "The painter of these pictures will be punished on the Day of Resurrection, and it will be said to them, Make alive what you have created"
شرح الحديث - Hadis Şerhi:
قوله: (إن الذين يصنعون هذه الصور يعذبون يوم القيامة، يقال لهم أحيوا ما خلقتم) هو أمر تعجيز، ويستفاد منه صفة تعذيب المصور، وهو أن يكلف نفخ الروح في الصورة التي صورها، وهو لا يقدر على ذلك، فيستمر تعذيبه. Türkçe: Bu söz bir aciz bırakma emridir. Musavvirin azap şeklinden anlaşılır ki, yaptığı surete ruh üflemesi istenecek, buna gücü yetmeyeceği için azabı devam edecektir. Sebebi Allah'ın yaratmasına benzetmeye kalkışmasıdır (مضاهاة بخلق الله).
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet) - Metinden
-
أَصْحَاب (Ashâb): çoğul, müfredi صَاحِب
Anlamı: Sahipler, yapanlar
Cümle: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ - Şu suretlerin sahipleri azap olunurlar. -
الصُّوَر (Es-Suvar): çoğul, müfredi صُورَة
Anlamı: Resimler, tasvirler
Cümle: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ -
يَوْم (Yevm): zaman ismi
Anlamı: Gün
Cümle: يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ -
الْقِيَامَة (El-Kıyâme): kıyam kökünden
Anlamı: Diriliş günü
Cümle: يَوْمَ الْقِيَامَةِ -
رَسُول (Resûl): elçi
Anlamı: Peygamber
Cümle: رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ -
عَائِشَة (Âişe): özel isim
Anlamı: Hz. Aişe validemiz
Cümle: عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا -
اللَّه (Allah): lafzatullah
Anlamı: İbadete layık tek ilah
Cümle: رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا -
خَلْق (Halk): masdar
Anlamı: Yaratma
Cümle: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet) - Metin ve Şerhten
- قَالَ (Kâle): ق و ل - Dedi
Cümle: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ - يُعَذَّبُونَ (Yuazzebûne): ع ذ ب - Azap olunurlar
Cümle: أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ - يُقَالُ (Yukâlu): ق و ل - Denilir
Cümle: وَيُقَالُ لَهُمْ - أَحْيُوا (Ahyû): ح ي ي - Can verin! (emir)
Cümle: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ - خَلَقْتُمْ (Halaktum): خ ل ق - Yarattınız
Cümle: مَا خَلَقْتُمْ - رَضِيَ (Radiye): ر ض ي - Razı oldu
Cümle: رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا - صَلَّى (Sallâ): ص ل و - Salat etti
Cümle: صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - يَصْنَعُونَ (Yasneûne): ص ن ع - Yapıyorlar (şerhten)
Cümle: إِنَّ الَّذِينَ يَصْنَعُونَ هَذِهِ الصُّوَرَ - يُضَاهِئُونَ (Yudâhiûne): ض هـ أ - Benzetmeye çalışıyorlar
Cümle: الَّذِينَ يُضَاهِئُونَ بِخَلْقِ اللَّهِ
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç
- إِنَّ (Tekit): muhakkak ki
Cümle: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ
TR: Şüphesiz suret sahipleri azap olunurlar. - أَنَّ (Masdariye): -dığını
Cümle: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ
TR: Resulullah'ın dediği... - وَ (Atıf): ve
Cümle: وَيُقَالُ لَهُمْ
TR: Ve onlara denilir - مَا (Mevsul): şey
Cümle: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ
TR: Yarattığınız şeyi diriltin - هَا (Tenbih): işte
Cümle: هَذِهِ الصُّوَرِ
TR: İşte bu suretler - الَّذِينَ (Mevsul): -anlar
Cümle: إِنَّ الَّذِينَ يَصْنَعُونَ
TR: Şu suretleri yapan kimseler
Hadis 7557 - Test (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.