☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Hadislerle Arapça-Sahihi Buhari-Kitabul İman-7553-7557.hadisler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Hadis1
  • Hadis2
  • Hadis3
  • Hadis4
  • Hadis5
  • Hadis6
  • Hadis
  • ☝📖المحمدية📖☝

تعليم اللغة بالكتاب و السنة-للامام سيد محمد هاشمي الموسوي
www.muhammediyye.org | Hadislerle Arapça

Konu Başlığı: إن رحمتي غلبت غضبي - لما قضى الله الخلق - 7553

7553- عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ كَتَبَ فِي كِتَابِهِ فَهُوَ عِنْدَهُ فَوْقَ الْعَرْشِ إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ غَضَبِي»
Kaynak: Sahih-i Buhari 7553 / 3194 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-33908.html - Tekrar: 7404,7412,7453,7553,7554
Türkçe Tercüme (hadithprophet.com):
Ebu Hureyre r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala mahlukatı yaratmayı dilediğinde kendi katında, arşının üzerinde bulunan kitabına şunu yazdı: 'Benim rahmetim gazabımı geçmiştir.'"

شرح الحديث - Şerh (aynı sayfa hadithprophet.com):
(قضى) خلقه وأحكمه وأمضاه وفرغ منه. (كتب في كتابه) أمر القلم أن يكتب في اللوح المحفوظ. (فهو عنده) أي الكتاب. (إن رحمتي غلبت غضبي) أي تعلق رحمتي سابق وغالب تعلق غضبي أو المراد إن رحمتي أكثر من غضبي لأنها وسعت كل شيء. والمراد بالرحمة إرادة الثواب وبالغضب إرادة العقاب أو المراد بهما لازمهما فالمراد بالرحمة الثواب والإحسان وبالغضب الانتقام والعقاب.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • اللَّه (Allah): en yüce isim
    Anlamı: Allah Teala
    Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ
  • الْخَلْق (El-Halk): yaratılış
    Anlamı: Mahlukat, yaratılanlar
    Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ - Allah mahlukatı yaratınca
  • كِتَاب (Kitab): kitap
    Anlamı: Levh-i Mahfuz, yazgı kitabı
    Cümle: كَتَبَ فِي كِتَابِهِ - Kitabına yazdı
  • الْعَرْش (El-Arş): Arş
    Anlamı: Allah'ın Arşı, en büyük mahluk
    Cümle: فَوْقَ الْعَرْشِ - Arşın üzerinde
  • رَحْمَة (Rahmet): rahmet
    Anlamı: Merhamet, sevap iradesi
    Cümle: إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ غَضَبِي
  • غَضَب (Gadab): gazap
    Anlamı: Öfke, azap iradesi
    Cümle: غَلَبَتْ غَضَبِي - Gazabımı geçti
  • قَلَم (Kalem): şerhten
    Anlamı: Kalem, yazıcı
    Cümle: أَمَرَ الْقَلَمَ أَنْ يَكْتُبَ - Kaleme yazmasını emretti (şerhten)
  • لَوْح مَحْفُوظ (Levh-i Mahfuz): şerhten
    Anlamı: Korunmuş levha
    Cümle: فِي اللَّوْحِ الْمَحْفُوظِ

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • قَضَى (Kadâ): ق ض ي - hükmetti, bitirdi
    Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ
    TR: Allah mahlukatı yaratmayı bitirince - şerh: أحكمه وأمضاه
  • كَتَبَ (Ketebe): ك ت ب - yazdı
    Cümle: كَتَبَ فِي كِتَابِهِ
    TR: Kitabına yazdı
  • غَلَبَتْ (Galebet): غ ل ب - üstün geldi, geçti
    Cümle: إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ غَضَبِي
    TR: Rahmetim gazabımı geçti
  • أَحْكَمَ (Ahkeme): ح ك م - sağlam yaptı (şerhten)
    Cümle: أَحْكَمَ خَلْقَهُ
    TR: Yaratılışını sağlam yaptı
  • أَمْضَى (Emdâ): م ض ي - yürürlüğe koydu (şerhten)
    Cümle: أَمْضَاهُ
    TR: Onu yürürlüğe koydu
  • فَرَغَ (Feraga): ف ر غ - bitirdi (şerhten)
    Cümle: فَرَغَ مِنْهُ
    TR: Ondan boşaldı, bitirdi
  • وَسِعَتْ (Vesiat): و س ع - kuşattı, geniş oldu (şerhten)
    Cümle: رَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ
    TR: Rahmetim her şeyi kuşattı
  • أَرَادَ (Erâde): ر و د - istedi, diledi (şerhten: إرادة الثواب)
    Cümle: إِرَادَةُ الثَّوَابِ
    TR: Sevap istemesi
  • قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
    Cümle: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ
    TR: Resulullah dedi

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı

  • لَمَّا (Lemmâ): zaman edatı, -ince
    Cümle: لَمَّا قَضَى اللَّهُ الْخَلْقَ
    TR: Allah mahlukatı yaratınca
  • إِنَّ (İnne): tekit edatı
    Cümle: إِنَّ رَحْمَتِي غَلَبَتْ
    TR: Şüphesiz rahmetim...
  • فَـ (Fe): atıf/taakib
    Cümle: فَهُوَ عِنْدَهُ
    TR: İşte o O'nun katındadır
  • هُوَ (Hüve): fasıl zamiri/edat
    Cümle: فَهُوَ عِنْدَهُ
    TR: O O'nun katındadır
  • فَوْقَ (Fevka): mekan zarfı, üzerinde
    Cümle: فَوْقَ الْعَرْشِ
    TR: Arşın üzerinde
  • عِنْدَ (İnde): mekan zarfı, katında
    Cümle: فَهُوَ عِنْدَهُ
    TR: O O'nun katındadır

Hadis 7553 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)

Hadis 7553 - Kelime ve Gramer Testi

تعليم اللغة بالكتاب و السنة-للامام سيد محمد هاشمي الموسوي
www.muhammediyye.org | Hadislerle Arapça

Konu Başlığı: أولئك الذين يدعون يبتغون إلى ربهم الوسيلة - كان نفر من الجن أسلموا - 7554

7554- عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ: ﴿أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ﴾ [الإسراء: 57] قَالَ: «كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ أَسْلَمُوا، وَكَانُوا يُعْبَدُونَ، فَبَقِيَ الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ عَلَى عِبَادَتِهِمْ، وَقَدْ أَسْلَمَ النَّفَرُ مِنَ الْجِنِّ»
Kaynak: Sahih-i Müslim 7554 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/hadith-52610.html ve https://hadithprophet.com/Hadith-english-52610.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html
Türkçe Tercüme (hadithprophet.com):
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan naklen Allah (Azze ve Celle)'nin: «Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler, Rablerinden vesileyi dileyerek her biri ona daha yakın olmak isterler.» [İsrâ 57] Âyet-i kerîmesi hakkında rivâyette bulundu. Abdullah şöyle demiş: Cinlerden bir cemâat müslüman olmuşlardı. Bunlara tapanlar vardı. Tapanlar ibâdetleri üzere kaldılar, cinlerden bu cemâat müslüman oldu

شرح الحديث - Şerh (aynı sayfa hadithprophet.com):
الآية نزلت في قوم يعبدون الجن، فأسلم الجن وبقي العابدون على عبادتهم. النفر: الجماعة من 3 إلى 10. كانوا يعبدون: أي كان الإنس يعبدون الجن. يبتغون الوسيلة: يطلبون القربى إلى الله. فيه أن المعبود إذا أسلم لا ينفعه عبادة من يعبده، وأن الدعاء عبادة لا تصرف إلا لله.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • نَفَر (Nefer / Grup)
    Anlamı: 3-10 kişilik grup
    Cümle: كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ - Cinlerden bir grup vardı
  • الْجِنّ (El-Cinn / Cinler)
    Anlamı: Cin taifesi, görünmeyen varlıklar
    Cümle: كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ أَسْلَمُوا
  • عِبَادَة (İbâde / İbadet)
    Anlamı: Kulluk, tapınma
    Cümle: فَبَقِيَ الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ عَلَى عِبَادَتِهِمْ
  • الْوَسِيلَة (El-Vesîle / Vesile)
    Anlamı: Yakınlık aracı, Allah'a yaklaştıran şey
    Cümle: يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ - Rablerine vesile ararlar
  • رَبّ (Rabb / Rab)
    Anlamı: Terbiye eden, sahip
    Cümle: يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ
  • قَوْل (Kavl / Söz)
    Anlamı: Söz, ayet hakkında
    Cümle: فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ - Azze ve Celle'nin sözü hakkında
  • الَّذِينَ (Ellezîne / O kimseler)
    Anlamı: İsmi mevsul, -enler
    Cümle: أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ - Onlar ki dua ederler
  • أَقْرَب (Akrab / Daha yakın)
    Anlamı: İsmi tafdil, en yakın
    Cümle: أَيُّهُمْ أَقْرَبُ - Hangisi daha yakındır

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • كَانَ (Kâne): ك و ن - idi
    Cümle: كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ
    TR: Cinlerden bir grup vardı
  • أَسْلَمُوا (Eslemû): س ل م - Müslüman oldular
    Cümle: أَسْلَمُوا
    TR: Müslüman oldular
  • يُعْبَدُونَ (Yu'bedûne): ع ب د - ibadet ediliyorlardı - meçhul muzari
    Cümle: وَكَانُوا يُعْبَدُونَ
    TR: Onlara ibadet ediliyordu
  • بَقِيَ (Bakiye): ب ق ي - kaldı, devam etti
    Cümle: فَبَقِيَ الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ
    TR: Tapanlar ibadetlerinde kaldılar
  • يَدْعُونَ (Yed'ûne): د ع و - dua ederler
    Cümle: أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ
    TR: Dua ettikleri kimseler
  • يَبْتَغُونَ (Yebtegûne): ب غ ي - ararlar, isterler
    Cümle: يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ
    TR: Rablerine vesile ararlar
  • قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
    Cümle: قَالَ: كَانَ نَفَرٌ
    TR: Dedi ki: Bir grup vardı
  • كَانُوا (Kânû): ك و ن - idiler - çoğul
    Cümle: كَانُوا يَعْبُدُونَ
    TR: Tapıyor idiler
  • يَعْبُدُونَ (Ya'budûne): ع ب د - taparlar
    Cümle: الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ
    TR: Tapmakta olanlar

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı

  • قَدْ (Kad): tahkik edatı, muhakkak
    Cümle: وَقَدْ أَسْلَمَ النَّفَرُ
    TR: Halbuki o grup Müslüman olmuştu
  • وَ (Ve): atıf edatı
    Cümle: وَكَانُوا يُعْبَدُونَ
    TR: Ve onlara tapılıyordu
  • أُولَئِكَ (Ulâike): işaret edatı, işte onlar
    Cümle: أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ
    TR: İşte dua ettikleri o kimseler
  • الَّذِينَ (Ellezîne): ismi mevsul edatı, -enler
    Cümle: الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ
    TR: İbadet eden kimseler
  • أَيُّ (Eyyu): soru/ismin tafdil tamlayanı, hangi
    Cümle: أَيُّهُمْ أَقْرَبُ
    TR: Hangisi daha yakın
  • مَا (Mâ): masdariye değil, nekre? Burada nef? - aslında ayette yok ama şerhte
    Cümle: مَا زَالَ - şerhten
    TR: Devam ediyor (şerh ifadesi) - Metinde بَقِيَ ile aynı

Hadis 7554 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)

Hadis 7554 - Kelime ve Gramer Testi

تعليم اللغة بالكتاب و السنة-للامام سيد محمد هاشمي الموسوي
www.muhammediyye.org | Hadislerle Arapça

Konu Başlığı: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ وَبَيْنَ الْأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Hadis 7555

7555- عَنْ ‌زَهْدَمَ قَالَ: «كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ وَبَيْنَ الْأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ، فَكُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى الْأَشْعَرِيِّ، فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ، وَعِنْدَهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ كَأَنَّهُ مِنَ الْمَوَالِي، فَدَعَاهُ إِلَيْهِ، فَقَالَ: إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ لَا آكُلُهُ، فَقَالَ: هَلُمَّ فَلَأُحَدِّثَكَ عَنْ ذَاكَ، إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي نَفَرٍ مِنَ الْأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ قَالَ: وَاللَّهِ لَا أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَسَأَلَ عَنَّا، فَقَالَ: أَيْنَ النَّفَرُ الْأَشْعَرِيُّونَ فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، ثُمَّ انْطَلَقْنَا، قُلْنَا مَا صَنَعْنَا حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَحْمِلُنَا وَمَا عِنْدَهُ مَا يَحْمِلُنَا، ثُمَّ حَمَلَنَا، تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمِينَهُ، وَاللَّهِ لَا نُفْلِحُ أَبَدًا، فَرَجَعْنَا إِلَيْهِ فَقُلْنَا لَهُ، فَقَالَ: لَسْتُ أَنَا أَحْمِلُكُمْ، وَلَكِنَّ اللَّهَ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ لَا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلَّا أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ وَتَحَلَّلْتُهَا.»
Kaynak: Sahih-i Buhari 7555 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-37953.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html
Türkçe Tercüme (hadithprophet.com):
Zehdem şöyle demiştir: Cerm kabilesiyle Eş'arîler arasında bir sevgi ve kardeşlik vardı. Cerm kabilesinden olan bizler Ebu Musa el-Eş'arî'nin yanında bulunuyorduk. O sırada ona içinde tavuk eti olan bir yemek yaklaştırıldı. Ebu Musa'nın yanında Teymullah oğullarından, Araplardan başka bir millete mensupmuş gibi olan bir zat vardı. Ebu Musa onu yemeğe çağırdı o da "Ben tavuğu bir kere tiksindiğim pis bir şeyi yerken gördüm, onun etini yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa ona şöyle dedi: Gel de ben sana bu konuda bir hadis nakledeyim. Ben Eş'arîlerden bir topluluk içinde Nebi'nin yanına gitmiş, kendisinden bizlere cihada gitmek üzere binek ve yük taşıma hayvanları vermesini istiyorduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vallahi ben sizleri develere yükleyemem. Benim yanımda sizleri yükleyeceğim develer yoktur" diye yemin etti. Bu arada Nebi'ye bir miktar ganimet develeri getirildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri sorup "O Eş'arîler topluluğu nerede?" dedi. Bizlere hörgüçleri beyaz birkaç tane deve verilmesini emretti. Bundan sonra gittik ve kendi aramızda "Biz ne yaptık? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri develere yüklemeyeceğine ve yanında bizi yükleyecek develer olmadığına yemin etti. Sonra bizleri develere yükledi. Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yeminini unutturduk. Vallahi biz asla felah bulmayız!" dedik. Akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına döndük ve ona bu yeminini hatırlattık. Bunun üzerine o "Sizleri develere yükleyen ben değilim. Lakin sizleri Allah yüklemiştir. Bir de ben vallahi bir şeye yemin eder de sonra yemin ettiğim şeyin zıttını daha hayırlı görürsem muhakkak o hayırlı olan işi yaparım ve yeminimden kefaretle çıkarım" buyurdu

شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com aynı sayfa):
(شيئا) من النجاسة - pis bir şey. (تغفلنا) جئناه على حين غفلة منه وكنا سبب ذهوله عن اليمين - yeminini unutturduk, gaflet anında geldik. (تحللتها) كفّرت عنها - yeminimden kefaretle çıktım, onu helal kıldım.
Açıklama: Bu hadis yemin kefareti hükmünü öğretir. Daha hayırlı bir iş görülünce yeminden dönülüp kefaret verilir. Tavuk eti helaldir, pis şey yemesi onu haram kılmaz.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْحَيّ (el-Hayy / Kabile, mahalle)
    Anlamı: Yaşayan topluluk, kabile
    Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ - Cerm kabilesinden bu topluluk arasında
  • وُدّ (Vudd / Sevgi)
    Anlamı: Sevgi, muhabbet
    Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Sevgi ve kardeşlik vardı
  • إِخَاء (İhâ' / Kardeşlik)
    Anlamı: Kardeşlik bağı
    Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ
  • الطَّعَام (et-Taâm / Yemek)
    Anlamı: Yemek, sofra
    Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ - Ona yemek yaklaştırıldı
  • لَحْم (Lahm / Et)
    Anlamı: Et
    Cümle: فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ - İçinde tavuk eti vardı
  • دَجَاج (Decâc / Tavuk)
    Anlamı: Tavuk
    Cümle: لَحْمُ دَجَاجٍ - Tavuk eti
  • إِبِل (İbil / Develer)
    Anlamı: Develer (çoğul)
    Cümle: بِنَهْبِ إِبِلٍ - Ganimet develeri getirildi
  • يَمِين (Yemîn / Yemin)
    Anlamı: Yemin, ant
    Cümle: لَا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ - Bir yemin üzerine yemin etmem ki

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • كَانَ (Kâne) - idi, vardı - ناقص fiil
    Kök: ك و ن
    Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ وُدٌّ
    TR: Bu kabile arasında sevgi vardı
  • قُرِّبَ (Kurribe) - yaklaştırıldı - meçhul mazi
    Kök: ق ر ب
    Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ
    TR: Ona yemek yaklaştırıldı
  • رَأَيْتُ (Raeytu) - gördüm - mazi
    Kök: ر أ ي
    Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا
    TR: Onun bir şey yerken gördüm
  • حَلَفَ (Halefe) - yemin etti
    Kök: ح ل ف
    Cümle: حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَحْمِلُنَا
    TR: Resulullah bizi yüklemeyeceğine yemin etti
  • أَتَيْتُ (Eteytu) - geldim, gittim
    Kök: أ ت ي
    Cümle: إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ
    TR: Ben Nebi'ye geldim
  • سَأَلَ (Seele) - sordu
    Kök: س أ ل
    Cümle: فَسَأَلَ عَنَّا
    TR: Bizleri sordu
  • أَمَرَ (Emara) - emretti
    Kök: أ م ر
    Cümle: فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ
    TR: Bize beş deve verilmesini emretti
  • صَنَعَ (Sanea) - yaptı
    Kök: ص ن ع
    Cümle: قُلْنَا مَا صَنَعْنَا
    TR: Ne yaptık biz dedik
  • تَحَلَّلَ (Tehallele) - kefaretle çözdü, helal kıldı
    Kök: ح ل ل
    Cümle: وَتَحَلَّلْتُهَا - Şerh: كفّرت عنها
    TR: Yeminimden kefaretle çıktım

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı

  • إِنِّي (İnnî) - muhakkak ben - tekit + zamir
    Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ
    TR: Muhakkak ben onu gördüm
  • وَ (Ve) - atıf harfi
    Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ
    TR: Sevgi ve kardeşlik
  • ثُمَّ (Summe) - sonra
    Cümle: ثُمَّ انْطَلَقْنَا
    TR: Sonra yola koyulduk
  • مَا (Mâ) - nafiye / mevsul - ne, şey
    Cümle: وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ
    TR: Yanımda sizi yükleyecek şey yok
  • لَا (Lâ) - olumsuzluk
    Cümle: وَاللَّهِ لَا أَحْمِلُكُمْ
    TR: Vallahi sizi yüklemeyeceğim
  • أَيْنَ (Eyne) - nerede? soru edatı
    Cümle: أَيْنَ النَّفَرُ الْأَشْعَرِيُّونَ
    TR: Eş'arî topluluğu nerede?

Hadis 7555 - Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi (10 Soru)

Hadis 7555 Kelime ve Gramer Testi

تعليم اللغة بالكتاب و السنة-للامام سيد محمد هاشمي الموسوي
www.muhammediyye.org | Hadislerle Arapça

Konu Başlığı: وفد عبد القيس - إن بيننا وبينك المشركين من مضر - 7556

7556- حَدَّثَنَا ‌أَبُو جَمْرَةَ الضُّبَعِيُّ قُلْتُ ‌لِابْنِ عَبَّاسٍ فَقَالَ: «قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالُوا: إِنَّ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ الْمُشْرِكِينَ مِنْ مُضَرَ، وَإِنَّا لَا نَصِلُ إِلَيْكَ إِلَّا فِي أَشْهُرٍ حُرُمٍ، فَمُرْنَا بِجُمَلٍ مِنَ الْأَمْرِ إِنْ عَمِلْنَا بِهِ دَخَلْنَا الْجَنَّةَ وَنَدْعُو إِلَيْهَا مَنْ وَرَاءَنَا، قَالَ: آمُرُكُمْ بِأَرْبَعٍ، وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ، آمُرُكُمْ بِالْإِيمَانِ بِاللَّهِ، وَهَلْ تَدْرُونَ مَا الْإِيمَانُ بِاللَّهِ؟ شَهَادَةُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَإِقَامُ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ، وَتُعْطُوا مِنَ الْمَغْنَمِ الْخُمُسَ، وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ: لَا تَشْرَبُوا فِي الدُّبَّاءِ، وَالنَّقِيرِ، وَالظُّرُوفِ الْمُزَفَّتَةِ، وَالْحَنْتَمَةِ.»
Kaynak: Sahih-i Buhari 7556 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-english-37954.html
Türkçe Tercüme (hadithprophet.com):
Ebu Cemre ed-Duba'i şöyle demiştir: Ben İbn Abbas'a (Abdulkays heyeti olayını) sordum, o da şöyle dedi: Abdulkays heyeti, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi ve "Ya Resulallah! Seninle bizim aramızda şu Mudar kabilelerinden olan müşrikler vardır. Bizler sana ancak haram aylarda ulaşabiliyoruz. O halde sen bizlere öyle kestirme birtakım işler emret de bizler onları işleyip, yapmakla cennete girelim ve arkamızda kalanlarımızı da bu işleri yapmaya davet edelim!" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle buyurdu: "Ben sizlere dört şeyi işlemeyi emrediyor ve dört şeyi de işlemeyi yasaklıyorum: Sizlere Allah'a iman etmeyi emrediyorum: Sizler Allah'a iman etmek nedir bilir misiniz? Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, namazı devamlı kılmak, zekatı vermek, ganimetten beşte birini vermektir. Ben sizlere dört şeyi yasaklıyorum: Dubba ve nakir denilen kaplarda, ziftlenmiş kaplarda ve hanteme denilen kapta (şıra) içmeyiniz"

شرح الحديث - Şerhten:
وفد عبد القيس قبيلة من ربيعة، وكانت منازلهم في البحرين، وبينهم وبين مضر عداوات، وكانوا لا يأمنون إلا في الأشهر الحرم (ذو القعدة، ذو الحجة، المحرم، رجب). قدموا قبل فتح مكة، فقالوا: بيننا وبينك كفار مضر. فأمرهم النبي بأربع: الإيمان، الصلاة، الزكاة، وخمس المغنم، ونهاهم عن الانتباذ في الأوعية التي يشتد فيها النبيذ: الدباء (القرع)، النقير (جذع النخل المنقور)، المزفت، والحنتمة.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • وَفْد (Vefd / Heyet): toplu isim
    Anlamı: Heyet, kafile
    Cümle: قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ - Abdulkays heyeti geldi
  • عَبْدُ الْقَيْسِ (Abdu'l-Kays): özel isim, kabile adı - ربيعة kabilesinden
    Anlamı: Abdulkays kabilesi, Bahrain bölgesinde
    Cümle: وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ
  • الْمُشْرِكِينَ (El-Müşrikîn): çoğul, müşrik kelimesi
    Anlamı: Allah'a ortak koşanlar
    Cümle: بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ الْمُشْرِكِينَ مِنْ مُضَرَ
  • مُضَر (Mudar): özel isim, kabile
    Anlamı: Mudar kabilesi, Kureyş'in atası
    Cümle: الْمُشْرِكِينَ مِنْ مُضَرَ - Mudar'dan müşrikler
  • أَشْهُرٍ حُرُمٍ (Eşhurin Hurumin): çoğul isim + sıfat
    Anlamı: Haram aylar - Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Receb
    Cümle: لَا نَصِلُ إِلَيْكَ إِلَّا فِي أَشْهُرٍ حُرُمٍ
  • الْجَنَّة (El-Cenne): cennet
    Anlamı: Cennet, bahçe
    Cümle: دَخَلْنَا الْجَنَّةَ - Cennete gireriz
  • الْإِيمَان (El-İman): masdar
    Anlamı: İman, inanma
    Cümle: آمُرُكُمْ بِالْإِيمَانِ بِاللَّهِ
  • الْمَغْنَم (El-Mağnem): ganimet
    Anlamı: Savaş ganimeti
    Cümle: تُعْطُوا مِنَ الْمَغْنَمِ الْخُمُسَ - Ganimetin beşte birini verin

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • قَدِمَ (Kadime): ق د م - geldi
    Cümle: قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ - Heyet geldi
    TR: Abdulkays heyeti geldi
  • قَالَ (Kâle): ق و ل - dedi
    Cümle: فَقَالَ: إِنَّ بَيْنَنَا
    TR: Dedi ki: Aramızda...
  • نَصِلُ (Nasilu): و ص ل - ulaşırız
    Cümle: لَا نَصِلُ إِلَيْكَ إِلَّا فِي أَشْهُرٍ حُرُمٍ
    TR: Ancak haram aylarda sana ulaşabiliyoruz
  • مُرْنَا (Murnâ): أ م ر - emret bize - emir + nâ zamiri
    Cümle: فَمُرْنَا بِجُمَلٍ مِنَ الْأَمْرِ
    TR: Bize özlü işler emret
  • عَمِلَ (Amile): ع م ل - yaptı, işledi
    Cümle: إِنْ عَمِلْنَا بِهِ
    TR: Eğer onunla amel edersek
  • دَخَلَ (Dehale): د خ ل - girdi
    Cümle: دَخَلْنَا الْجَنَّةَ
    TR: Cennete gireriz
  • نَدْعُو (Ned'û): د ع و - davet ederiz
    Cümle: وَنَدْعُو إِلَيْهَا مَنْ وَرَاءَنَا
    TR: Arkamızdakileri de ona davet edelim
  • تَدْرُونَ (Tedrûne): د ر ي - bilir misiniz
    Cümle: هَلْ تَدْرُونَ مَا الْإِيمَانُ؟
    TR: İman nedir bilir misiniz?
  • تَشْرَبُوا (Teşrabû): ش ر ب - içmeyin (nehy)
    Cümle: لَا تَشْرَبُوا فِي الدُّبَّاءِ
    TR: Dubba'da içmeyin

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı

  • إِنَّ (İnne): tekit edatı
    Cümle: إِنَّ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ الْمُشْرِكِينَ
    TR: Şüphesiz bizimle senin aranda müşrikler var
  • بَيْنَ (Beyne): zarf edatı, arasında
    Cümle: بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ
    TR: Bizimle senin aranda
  • إِلَّا (İllâ): istisna edatı, ancak
    Cümle: لَا نَصِلُ إِلَّا فِي أَشْهُرٍ حُرُمٍ
    TR: Ancak haram aylarda ulaşıyoruz
  • مَا (Mâ): ismi mevsul, şey
    Cümle: مَا الْإِيمَانُ بِاللَّهِ؟
    TR: Allah'a iman nedir?
  • هَلْ (Hel): soru edatı, mı/mi
    Cümle: هَلْ تَدْرُونَ؟
    TR: Bilir misiniz?
  • لَا (Lâ): nefy/nehy edatı
    Cümle: لَا تَشْرَبُوا فِي الدُّبَّاءِ
    TR: Dubba kabında içmeyin

Hadis 7556 - Paragraf Anlama ve Dilbilgisi Testi (10 Soru)

Hadis 7556 - Kelime ve Gramer Testi

تعليم اللغة بالكتاب و السنة-للامام سيد محمد هاشمي الموسوي
www.muhammediyye.org | Hadislerle Arapça

Konu Başlığı: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ وَبَيْنَ الْأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Hadis 7555

7555- عَنْ ‌زَهْدَمَ قَالَ: «كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ وَبَيْنَ الْأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ، فَكُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى الْأَشْعَرِيِّ، فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ، وَعِنْدَهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ كَأَنَّهُ مِنَ الْمَوَالِي، فَدَعَاهُ إِلَيْهِ، فَقَالَ: إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ لَا آكُلُهُ، فَقَالَ: هَلُمَّ فَلَأُحَدِّثَكَ عَنْ ذَاكَ، إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي نَفَرٍ مِنَ الْأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ قَالَ: وَاللَّهِ لَا أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَسَأَلَ عَنَّا، فَقَالَ: أَيْنَ النَّفَرُ الْأَشْعَرِيُّونَ فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، ثُمَّ انْطَلَقْنَا، قُلْنَا مَا صَنَعْنَا حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَحْمِلُنَا وَمَا عِنْدَهُ مَا يَحْمِلُنَا، ثُمَّ حَمَلَنَا، تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمِينَهُ، وَاللَّهِ لَا نُفْلِحُ أَبَدًا، فَرَجَعْنَا إِلَيْهِ فَقُلْنَا لَهُ، فَقَالَ: لَسْتُ أَنَا أَحْمِلُكُمْ، وَلَكِنَّ اللَّهَ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ لَا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلَّا أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ وَتَحَلَّلْتُهَا.»
Kaynak: Sahih-i Buhari 7555 - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-37953.html - hadithprophet.com/hadith-book-3.html
Türkçe Tercüme (hadithprophet.com):
Zehdem şöyle demiştir: Cerm kabilesiyle Eş'arîler arasında bir sevgi ve kardeşlik vardı. Cerm kabilesinden olan bizler Ebu Musa el-Eş'arî'nin yanında bulunuyorduk. O sırada ona içinde tavuk eti olan bir yemek yaklaştırıldı. Ebu Musa'nın yanında Teymullah oğullarından, Araplardan başka bir millete mensupmuş gibi olan bir zat vardı. Ebu Musa onu yemeğe çağırdı o da "Ben tavuğu bir kere tiksindiğim pis bir şeyi yerken gördüm, onun etini yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa ona şöyle dedi: Gel de ben sana bu konuda bir hadis nakledeyim. Ben Eş'arîlerden bir topluluk içinde Nebi'nin yanına gitmiş, kendisinden bizlere cihada gitmek üzere binek ve yük taşıma hayvanları vermesini istiyorduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vallahi ben sizleri develere yükleyemem. Benim yanımda sizleri yükleyeceğim develer yoktur" diye yemin etti. Bu arada Nebi'ye bir miktar ganimet develeri getirildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri sorup "O Eş'arîler topluluğu nerede?" dedi. Bizlere hörgüçleri beyaz birkaç tane deve verilmesini emretti. Bundan sonra gittik ve kendi aramızda "Biz ne yaptık? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri develere yüklemeyeceğine ve yanında bizi yükleyecek develer olmadığına yemin etti. Sonra bizleri develere yükledi. Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yeminini unutturduk. Vallahi biz asla felah bulmayız!" dedik. Akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına döndük ve ona bu yeminini hatırlattık. Bunun üzerine o "Sizleri develere yükleyen ben değilim. Lakin sizleri Allah yüklemiştir. Bir de ben vallahi bir şeye yemin eder de sonra yemin ettiğim şeyin zıttını daha hayırlı görürsem muhakkak o hayırlı olan işi yaparım ve yeminimden kefaretle çıkarım" buyurdu

شرح الحديث - Şerh (hadithprophet.com aynı sayfa):
(شيئا) من النجاسة - pis bir şey. (تغفلنا) جئناه على حين غفلة منه وكنا سبب ذهوله عن اليمين - yeminini unutturduk, gaflet anında geldik. (تحللتها) كفّرت عنها - yeminimden kefaretle çıktım, onu helal kıldım.
Açıklama: Bu hadis yemin kefareti hükmünü öğretir. Daha hayırlı bir iş görülünce yeminden dönülüp kefaret verilir. Tavuk eti helaldir, pis şey yemesi onu haram kılmaz.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden ve Şerhten

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْحَيّ (el-Hayy / Kabile, mahalle)
    Anlamı: Yaşayan topluluk, kabile
    Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ مِنْ جُرْمٍ - Cerm kabilesinden bu topluluk arasında
  • وُدّ (Vudd / Sevgi)
    Anlamı: Sevgi, muhabbet
    Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ - Sevgi ve kardeşlik vardı
  • إِخَاء (İhâ' / Kardeşlik)
    Anlamı: Kardeşlik bağı
    Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ
  • الطَّعَام (et-Taâm / Yemek)
    Anlamı: Yemek, sofra
    Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ - Ona yemek yaklaştırıldı
  • لَحْم (Lahm / Et)
    Anlamı: Et
    Cümle: فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ - İçinde tavuk eti vardı
  • دَجَاج (Decâc / Tavuk)
    Anlamı: Tavuk
    Cümle: لَحْمُ دَجَاجٍ - Tavuk eti
  • إِبِل (İbil / Develer)
    Anlamı: Develer (çoğul)
    Cümle: بِنَهْبِ إِبِلٍ - Ganimet develeri getirildi
  • يَمِين (Yemîn / Yemin)
    Anlamı: Yemin, ant
    Cümle: لَا أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ - Bir yemin üzerine yemin etmem ki

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • كَانَ (Kâne) - idi, vardı - ناقص fiil
    Kök: ك و ن
    Cümle: كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَيِّ وُدٌّ
    TR: Bu kabile arasında sevgi vardı
  • قُرِّبَ (Kurribe) - yaklaştırıldı - meçhul mazi
    Kök: ق ر ب
    Cümle: فَقُرِّبَ إِلَيْهِ الطَّعَامُ
    TR: Ona yemek yaklaştırıldı
  • رَأَيْتُ (Raeytu) - gördüm - mazi
    Kök: ر أ ي
    Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا
    TR: Onun bir şey yerken gördüm
  • حَلَفَ (Halefe) - yemin etti
    Kök: ح ل ف
    Cümle: حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَحْمِلُنَا
    TR: Resulullah bizi yüklemeyeceğine yemin etti
  • أَتَيْتُ (Eteytu) - geldim, gittim
    Kök: أ ت ي
    Cümle: إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ
    TR: Ben Nebi'ye geldim
  • سَأَلَ (Seele) - sordu
    Kök: س أ ل
    Cümle: فَسَأَلَ عَنَّا
    TR: Bizleri sordu
  • أَمَرَ (Emara) - emretti
    Kök: أ م ر
    Cümle: فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ
    TR: Bize beş deve verilmesini emretti
  • صَنَعَ (Sanea) - yaptı
    Kök: ص ن ع
    Cümle: قُلْنَا مَا صَنَعْنَا
    TR: Ne yaptık biz dedik
  • تَحَلَّلَ (Tehallele) - kefaretle çözdü, helal kıldı
    Kök: ح ل ل
    Cümle: وَتَحَلَّلْتُهَا - Şerh: كفّرت عنها
    TR: Yeminimden kefaretle çıktım

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç, Hepsi Farklı

  • إِنِّي (İnnî) - muhakkak ben - tekit + zamir
    Cümle: إِنِّي رَأَيْتُهُ
    TR: Muhakkak ben onu gördüm
  • وَ (Ve) - atıf harfi
    Cümle: وُدٌّ وَإِخَاءٌ
    TR: Sevgi ve kardeşlik
  • ثُمَّ (Summe) - sonra
    Cümle: ثُمَّ انْطَلَقْنَا
    TR: Sonra yola koyulduk
  • مَا (Mâ) - nafiye / mevsul - ne, şey
    Cümle: وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ
    TR: Yanımda sizi yükleyecek şey yok
  • لَا (Lâ) - olumsuzluk
    Cümle: وَاللَّهِ لَا أَحْمِلُكُمْ
    TR: Vallahi sizi yüklemeyeceğim
  • أَيْنَ (Eyne) - nerede? soru edatı
    Cümle: أَيْنَ النَّفَرُ الْأَشْعَرِيُّونَ
    TR: Eş'arî topluluğu nerede?

Hadis 7555 - Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi (10 Soru)

Hadis 7555 Kelime ve Gramer Testi

تعليم اللغة بالكتاب و السنة-للامام سيد محمد هاشمي الموسوي
www.muhammediyye.org | Hadislerle Arapça

Konu Başlığı: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ - Hadis 7557

7557- عَنْ ‌عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَيُقَالُ لَهُمْ: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ.»
Kaynak: Sahih-i Buhari, Kitabu'l-Libas - hadithprophet.com - https://hadithprophet.com/Hadith-translation-37955.html
Türkçe Tercüme (hadithprophet.com):
Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şu suretlerin sahipleri kıyamet gününde azap olunacaklar ve kendilerine 'Haydi yaptığınız suretlere can veriniz!' denilecektir"

English Translation:
Narrated Aisha: Allah's Messenger (ﷺ) said, "The painter of these pictures will be punished on the Day of Resurrection, and it will be said to them, Make alive what you have created"

شرح الحديث - Hadis Şerhi:
قوله: (إن الذين يصنعون هذه الصور يعذبون يوم القيامة، يقال لهم أحيوا ما خلقتم) هو أمر تعجيز، ويستفاد منه صفة تعذيب المصور، وهو أن يكلف نفخ الروح في الصورة التي صورها، وهو لا يقدر على ذلك، فيستمر تعذيبه. Türkçe: Bu söz bir aciz bırakma emridir. Musavvirin azap şeklinden anlaşılır ki, yaptığı surete ruh üflemesi istenecek, buna gücü yetmeyeceği için azabı devam edecektir. Sebebi Allah'ın yaratmasına benzetmeye kalkışmasıdır (مضاهاة بخلق الله).

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet) - Metinden

  • أَصْحَاب (Ashâb): çoğul, müfredi صَاحِب
    Anlamı: Sahipler, yapanlar
    Cümle: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ - Şu suretlerin sahipleri azap olunurlar.
  • الصُّوَر (Es-Suvar): çoğul, müfredi صُورَة
    Anlamı: Resimler, tasvirler
    Cümle: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ
  • يَوْم (Yevm): zaman ismi
    Anlamı: Gün
    Cümle: يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
  • الْقِيَامَة (El-Kıyâme): kıyam kökünden
    Anlamı: Diriliş günü
    Cümle: يَوْمَ الْقِيَامَةِ
  • رَسُول (Resûl): elçi
    Anlamı: Peygamber
    Cümle: رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
  • عَائِشَة (Âişe): özel isim
    Anlamı: Hz. Aişe validemiz
    Cümle: عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا
  • اللَّه (Allah): lafzatullah
    Anlamı: İbadete layık tek ilah
    Cümle: رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا
  • خَلْق (Halk): masdar
    Anlamı: Yaratma
    Cümle: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet) - Metin ve Şerhten

  • قَالَ (Kâle): ق و ل - Dedi
    Cümle: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ
  • يُعَذَّبُونَ (Yuazzebûne): ع ذ ب - Azap olunurlar
    Cümle: أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ
  • يُقَالُ (Yukâlu): ق و ل - Denilir
    Cümle: وَيُقَالُ لَهُمْ
  • أَحْيُوا (Ahyû): ح ي ي - Can verin! (emir)
    Cümle: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ
  • خَلَقْتُمْ (Halaktum): خ ل ق - Yarattınız
    Cümle: مَا خَلَقْتُمْ
  • رَضِيَ (Radiye): ر ض ي - Razı oldu
    Cümle: رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا
  • صَلَّى (Sallâ): ص ل و - Salat etti
    Cümle: صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
  • يَصْنَعُونَ (Yasneûne): ص ن ع - Yapıyorlar (şerhten)
    Cümle: إِنَّ الَّذِينَ يَصْنَعُونَ هَذِهِ الصُّوَرَ
  • يُضَاهِئُونَ (Yudâhiûne): ض هـ أ - Benzetmeye çalışıyorlar
    Cümle: الَّذِينَ يُضَاهِئُونَ بِخَلْقِ اللَّهِ

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet) - Harf-i Cer Hariç

  • إِنَّ (Tekit): muhakkak ki
    Cümle: إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ
    TR: Şüphesiz suret sahipleri azap olunurlar.
  • أَنَّ (Masdariye): -dığını
    Cümle: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ
    TR: Resulullah'ın dediği...
  • وَ (Atıf): ve
    Cümle: وَيُقَالُ لَهُمْ
    TR: Ve onlara denilir
  • مَا (Mevsul): şey
    Cümle: أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ
    TR: Yarattığınız şeyi diriltin
  • هَا (Tenbih): işte
    Cümle: هَذِهِ الصُّوَرِ
    TR: İşte bu suretler
  • الَّذِينَ (Mevsul): -anlar
    Cümle: إِنَّ الَّذِينَ يَصْنَعُونَ
    TR: Şu suretleri yapan kimseler

Hadis 7557 - Test (10 Soru)

Hadis 7557 Kelime ve Gramer Testi

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Hadislerle Arapça-Sahihi Buhari-Kitabul İman-7553-7557.hadisler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.