- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ١ - الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَا
Okuma Parçası - Metin
أَوَّلُ الدِّينِ مَعْرِفَتُهُ وَكَمَالُ مَعْرِفَتِهِ التَّصْدِيقُ بِهِ وَكَمَالُ التَّصْدِيقِ بِهِ تَوْحِيدُهُ وَكَمَالُ تَوْحِيدِهِ الْإِخْلَاصُ لَهُ وَكَمَالُ الْإِخْلَاصِ لَهُ نَفْيُ الصِّفَاتِ عَنْهُ... كَائِنٌ لَا عَنْ حَدَثٍ مَوْجُودٌ لَا عَنْ عَدَمٍ مَعَ كُلِّ شَيْءٍ لَا بِمُقَارَنَةٍ وَغَيْرُ كُلِّ شَيْءٍ لَا بِمُزَايَلَةٍ.
[تمام الخطبة في المصدر alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-١/ خلق العالم أنشأ الخلق إنشاء فتق الأجواء ماء متلاطم سبع سموات - خلق الملائكة سجود لا يركعون - خلق آدم جمع من حزن الأرض وسهلها - اختيار الأنبياء ليستأدوهم ميثاق فطرته - مبعث النبي محمد مأخوذا على النبيين ميثاقه - القرآن مبينا حلاله وحرامه - فرض الحج جعله قبلة للأنام يردونه ورود الأنعام]
Hamd Allah'a mahsustur ki medhedenlerin medhi O'na ulaşmaz, sayanların sayması nimetlerini sayamaz, çalışanların çalışması hakkını eda edemez. Himmetlerin uzaklığı O'nu idrak edemez, zekaların dalışı O'na nail olamaz. Sıfatı için tahdit edilmiş had, mevcut na't, sayılmış vakit, uzatılmış ecel yoktur. Mahlukatı kudretiyle yarattı, rüzgarları rahmetiyle yaydı, yerinin meydanını kayalarla mıhladı.
Dinin evveli O'nu tanımaktır, tanımanın kemali O'nu tasdik etmektir, tasdikin kemali tevhiddir, tevhidin kemali O'na ihlastır, ihlasın kemali O'ndan sıfatları nefy etmektir... Hadis olmadan Kain, adem olmadan Mevcut, mukarene olmadan her şeyle beraber, muzayele olmadan her şeyden gayrı...
Sonra dünyanın yaratılışı, havanın yarılması, dalgalı suyun rüzgar üstünde taşınması yedi gök yapılması, meleklerin yaratılışı kimi secde eder rüku etmez, Adem'in toprağının toplanması, peygamberlerin seçimi fıtrat misakını istemek için, Hz Muhammed'in gönderilişi, Kur'an'ın helal haram beyanı ve Haccın farz kılınması - insanların susamış deve gibi varması.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
مِدْحَتَهُ - Medhi, övgüsü
Kelime Anlamı: medh
Cümle: لَا يَبْلُغُ مِدْحَتَهُ الْقَائِلُونَ
Türkçe: Söyleyenler medhine ulaşamaz. -
نَعْمَاءَهُ - Nimetleri
Kelime Anlamı: nimet
Cümle: وَلَا يُحْصِي نَعْمَاءَهُ الْعَادُّونَ
Türkçe: Sayanlar nimetlerini sayamaz. -
بُعْدُ الْهِمَمِ - Himmetlerin uzaklığı
Kelime Anlamı: gayret
Cümle: لَا يُدْرِكُهُ بُعْدُ الْهِمَمِ
Türkçe: Himmetlerin uzaklığı idrak edemez. -
غَوْصُ الْفِطَنِ - Zekaların dalışı
Kelime Anlamı: fıtnat
Cümle: وَلَا يَنَالُهُ غَوْصُ الْفِطَنِ
Türkçe: Zekaların dalışı ulaşamaz. -
الْخَلَائِقَ - Mahlukat
Kelime Anlamı: yaratıklar
Cümle: فَطَرَ الْخَلَائِقَ بِقُدْرَتِهِ
Türkçe: Mahlukatı kudretiyle yarattı. -
الرِّيَاحَ - Rüzgarlar
Kelime Anlamı: rih
Cümle: وَنَشَرَ الرِّيَاحَ بِرَحْمَتِهِ
Türkçe: Rüzgarları rahmetiyle yaydı. -
مَيَدَانَ أَرْضِهِ - Yerin meydanı
Kelime Anlamı: saha
Cümle: وَوَتَّدَ بِالصُّخُورِ مَيَدَانَ أَرْضِهِ
Türkçe: Yerinin meydanını kayalarla mıhladı. -
أَوَّلُ الدِّينِ - Dinin evveli
Kelime Anlamı: başlangıç
Cümle: أَوَّلُ الدِّينِ مَعْرِفَتُهُ
Türkçe: Dinin evveli marifetidir.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
يَبْلُغُ - Ulaşır
Kökü: ب ل غ
Cümle: لَا يَبْلُغُ مِدْحَتَهُ الْقَائِلُونَ
Türkçe: Söyleyenler medhine ulaşamaz. -
يُحْصِي - Sayar, ihsa eder
Kökü: ح ص ي
Cümle: وَلَا يُحْصِي نَعْمَاءَهُ الْعَادُّونَ
Türkçe: Sayanlar nimetlerini sayamaz. -
يُؤَدِّي - Eda eder
Kökü: أ د ي
Cümle: وَلَا يُؤَدِّي حَقَّهُ الْمُجْتَهِدُونَ
Türkçe: Müctehidler hakkını eda edemez. -
يُدْرِكُهُ - İdrak eder
Kökü: د ر ك
Cümle: لَا يُدْرِكُهُ بُعْدُ الْهِمَمِ
Türkçe: Himmetlerin uzaklığı idrak edemez. -
يَنَالُهُ - Nail olur, ulaşır
Kökü: ن ي ل
Cümle: وَلَا يَنَالُهُ غَوْصُ الْفِطَنِ
Türkçe: Zekaların dalışı nail olamaz. -
فَطَرَ - Yarattı, fatr etti
Kökü: ف ط ر
Cümle: فَطَرَ الْخَلَائِقَ بِقُدْرَتِهِ
Türkçe: Mahlukatı kudretiyle yarattı. -
نَشَرَ - Yaydı
Kökü: ن ش ر
Cümle: وَنَشَرَ الرِّيَاحَ بِرَحْمَتِهِ
Türkçe: Rüzgarları rahmetiyle yaydı. -
وَتَّدَ - Mıhladı, kazıkladı
Kökü: و ت د
Cümle: وَوَتَّدَ بِالصُّخُورِ مَيَدَانَ أَرْضِهِ
Türkçe: Yeri kayalarla mıhladı. -
أَنْشَأَ - İnşa etti, yarattı
Kökü: ن ش أ
Cümle: أَنْشَأَ الْخَلْقَ إِنْشَاءً
Türkçe: Mahluku inşa ederek yarattı.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا يَبْلُغُ مِدْحَتَهُ الْقَائِلُونَ
Türkçe: Medhine ulaşamaz. -
الَّذِي - İsmi mevsul
Cümle: الَّذِي لَا يُدْرِكُهُ بُعْدُ الْهِمَمِ
Türkçe: Himmetler onu idrak edemez. -
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَلَا يُحْصِي نَعْمَاءَهُ
Türkçe: Ve nimetlerini sayamaz. -
مَا - Masdariye / nafiye
Cümle: مَعَ كُلِّ شَيْءٍ لَا بِمُقَارَنَةٍ
Türkçe: Mukarene olmadan her şeyle. -
إِذْ - Zarf, ta'lil
Cümle: بَصِيرٌ إِذْ لَا مَنْظُورَ إِلَيْهِ
Türkçe: Görendir, bakılan yokken. -
لَيْسَ - Nefy fiili / edat
Cümle: الَّذِي لَيْسَ لِصِفَتِهِ حَدٌّ
Türkçe: Sıfatına had olmayan.
Nehcül Belaga Hutbe 1 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٢ - أَحْمَدُهُ اسْتِتْمَاماً لِنِعْمَتِهِ
Okuma Parçası - Metin
هُمْ مَوْضِعُ سِرِّهِ وَلَجَأُ أَمْرِهِ وَعَيْبَةُ عِلْمِهِ وَمَوْئِلُ حُكْمِهِ وَكُهُوفُ كُتُبِهِ وَجِبَالُ دِينِهِ بِهِمْ أَقَامَ انْحِنَاءَ ظَهْرِهِ وَأَذْهَبَ ارْتِعَادَ فَرَائِصِهِ.
زَرَعُوا الْفُجُورَ وَسَقَوْهُ الْغُرُورَ وَحَصَدُوا الثُّبُورَ لَا يُقَاسُ بِآلِ مُحَمَّدٍ مِنْ هَذِهِ الْأُمَّةِ أَحَدٌ وَلَا يُسَوَّى بِهِمْ مَنْ جَرَتْ نِعْمَتُهُمْ عَلَيْهِ أَبَداً هُمْ أَسَاسُ الدِّينِ وَعِمَادُ الْيَقِينِ، إِلَيْهِمْ يَفِيءُ الْغَالِي وَبِهِمْ يُلْحَقُ التَّالِي وَلَهُمْ خَصَائِصُ حَقِّ الْوِلَايَةِ وَفِيهِمُ الْوَصِيَّةُ وَالْوِرَاثَةُ الْآنَ إِذْ رَجَعَ الْحَقُّ إِلَى أَهْلِهِ وَنُقِلَ إِلَى مُنْتَقَلِهِ!
Nimetinin tamamlanması için O'na hamd ederim, izzetine teslimiyet için, isyanından korunmak için, kifayetine muhtaç olarak yardım isterim. O kimi hidayet ederse sapmaz, kim düşman olursa sığınacak bulamaz, kimi kifayet ederse fakir olmaz. O tartılanın en ağırı, hazine edilenin en faziletlisidir. Şehadet ederim Allah'tan başka ilah yoktur tektir ortağı yoktur, ihlası imtihan edilmiş özü itikad edilmiş şehadet, ebediyen ona tutunuruz ve karşılaşacağımız korkular için saklarız, imanın azimeti ihsanın fatihası Rahman'ın rızası şeytanın defidir. Ve şehadet ederim Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür, onu meşhur din, me'sur alem, mestur kitap, saçan nur, parlayan ziya, yarıp geçen emir ile gönderdi şüpheleri izale için beyyinelerle ihticac ayetlerle tahzir musibetlerle korkutma için. İnsanlar fitneler içindeydi dinin ipi koptu yakin direkleri sarsıldı necr ihtilaf etti iş dağıldı çıkış daraldı kaynak kör oldu, hidayet gizli dalalet yaygın, Rahman'a isyan edildi şeytana yardım edildi iman yardımsız kaldı direkleri yıkıldı alametleri inkar edildi yolları silindi izleri yok oldu, şeytana itaat ettiler yollarına girdiler pınarlarına vardılar bayrakları onlarla yürüdü sancağı kalktı, fitneler onları hafif ayaklarıyla ezdi tırnaklarıyla çiğnedi toynakları üzerinde durdu, onlar şaşkın hayran cahil fitneye düşmüş en hayırlı evde en şer komşular içinde, uykuları uykusuzluk sürmeleri gözyaşı, alimi gemlenmiş cahili ikram gören bir yerde.
Onlar (Ehl-i Beyt) O'nun sırrının yeri emrinin sığınağı ilminin kabı hükmünün merci kitaplarının mağaraları dininin dağlarıdır, onlarla sırtının eğriliğini doğrulttu ve korkudan titremeyi giderdi.
Onlar fucuru ektiler gururu suladılar helakı biçtiler. Bu ümmetten hiç kimse Al-i Muhammed ile kıyaslanamaz nimetleri kendine cari olan onlara eşit tutulamaz, onlar dinin esası yakinin direğidir, aşırı giden onlara döner geri kalan onlara yetişir velayet hakkının hususiyetleri onlarda vasiyet ve veraset ondadır, şimdi hak ehline döndü ve intikal yerine nakledildi.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
نِعْمَتِهِ - Nimeti
Kelime Anlamı: nimet
Cümle: أَحْمَدُهُ اسْتِتْمَاماً لِنِعْمَتِهِ
Türkçe: Nimetinin tamamlanması için hamd ederim. -
أَهَاوِيلِ - Korkular
Kelime Anlamı: hevl
Cümle: وَنَدَّخِرُهَا لِأَهَاوِيلِ مَا يَلْقَانَا
Türkçe: Karşılaşacağımız korkular için saklarız. -
حَبْلُ الدِّينِ - Dinin ipi
Kelime Anlamı: ip
Cümle: انْجَذَمَ فِيهَا حَبْلُ الدِّينِ
Türkçe: Dinin ipi koptu. -
سَوَارِي الْيَقِينِ - Yakin direkleri
Kelime Anlamı: sariye
Cümle: وَتَزَعْزَعَتْ سَوَارِي الْيَقِينِ
Türkçe: Yakin direkleri sarsıldı. -
مَوْضِعُ سِرِّهِ - Sırrının yeri
Kelime Anlamı: mevzi
Cümle: هُمْ مَوْضِعُ سِرِّهِ
Türkçe: Onlar sırrının yeridir. -
عَيْبَةُ عِلْمِهِ - İlminin kabı
Kelime Anlamı: sandık
Cümle: وَعَيْبَةُ عِلْمِهِ
Türkçe: İlminin kabıdırlar. -
الْفُجُورَ - Fucur
Kelime Anlamı: kötülük
Cümle: زَرَعُوا الْفُجُورَ
Türkçe: Fucuru ektiler. -
الثُّبُورَ - Helak, yazık
Kelime Anlamı: subur
Cümle: وَحَصَدُوا الثُّبُورَ
Türkçe: Helakı biçtiler.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَحْمَدُهُ - O'na hamd ederim
Kökü: ح م د
Cümle: أَحْمَدُهُ اسْتِتْمَاماً لِنِعْمَتِهِ
Türkçe: Nimet tamamlanması için hamd ederim. -
يَضِلُّ - Sapmaz
Kökü: ض ل ل
Cümle: إِنَّهُ لَا يَضِلُّ مَنْ هَدَاهُ
Türkçe: Hidayet ettiğini sapmaz. -
انْجَذَمَ - Koptu
Kökü: ج ذ م
Cümle: انْجَذَمَ فِيهَا حَبْلُ الدِّينِ
Türkçe: Dinin ipi koptu. -
تَزَعْزَعَتْ - Sarsıldı
Kökü: ز ع ز ع
Cümle: وَتَزَعْزَعَتْ سَوَارِي الْيَقِينِ
Türkçe: Yakin direkleri sarsıldı. -
أَطَاعُوا - İtaat ettiler
Kökü: ط و ع
Cümle: أَطَاعُوا الشَّيْطَانَ فَسَلَكُوا مَسَالِكَهُ
Türkçe: Şeytana itaat edip yollarına girdiler. -
سَلَكُوا - Girdiler, süluk ettiler
Kökü: س ل ك
Cümle: فَسَلَكُوا مَسَالِكَهُ
Türkçe: Yollarına girdiler. -
أَقَامَ - Doğrulttu
Kökü: ق و م
Cümle: بِهِمْ أَقَامَ انْحِنَاءَ ظَهْرِهِ
Türkçe: Onlarla eğriliği doğrulttu. -
زَرَعُوا - Ektiler
Kökü: ز ر ع
Cümle: زَرَعُوا الْفُجُورَ
Türkçe: Fucuru ektiler. -
حَصَدُوا - Biçtiler
Kökü: ح ص د
Cümle: وَحَصَدُوا الثُّبُورَ
Türkçe: Helakı biçtiler.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّهُ - Te'kid edatı
Cümle: إِنَّهُ لَا يَضِلُّ مَنْ هَدَاهُ
Türkçe: Muhakkak hidayet ettiği sapmaz. -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا يَضِلُّ مَنْ هَدَاهُ
Türkçe: Hidayet ettiği sapmaz. -
مَنْ - İsmi mevsul
Cümle: مَنْ هَدَاهُ
Türkçe: Hidayet ettiği kimse. -
أَنْ - Masdariye
Cümle: وَأَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
Türkçe: Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. -
فَـ - Fa-i atıf
Cümle: فَانْهَارَتْ دَعَائِمُهُ
Türkçe: Direkleri yıkıldı. -
بِهِمْ - Bi + hum - Onlarla (sebebiye - harf-i cer hariç mana vasıta)
Cümle: بِهِمْ أَقَامَ انْحِنَاءَ ظَهْرِهِ
Türkçe: Onlarla eğriliği doğrulttu.
Nehcül Belaga Hutbe 2 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٣ - أَمَا وَاللَّهِ لَقَدْ تَقَمَّصَهَا
Okuma Parçası - Metin
فَرَأَيْتُ أَنَّ الصَّبْرَ عَلَى هَاتَا أَحْجَى فَصَبَرْتُ وَفِي الْعَيْنِ قَذًى وَفِي الْحَلْقِ شَجًا أَرَى تُرَاثِي نَهْباً، حَتَّى مَضَى الْأَوَّلُ لِسَبِيلِهِ فَأَدْلَى بِهَا إِلَى فُلَانٍ بَعْدَهُ.
[تمام المتن في المصدر alseraj.net - فصيرها في حوزة خشناء يغلظ كلمها ويخشن مسها ويكثر العثار فيها والاعتذار منها ... فما راعني إلا والناس كعرف الضبع إلي ينثالون علي ... هَيْهَاتَ يَا ابْنَ عَبَّاسٍ تِلْكَ شِقْشِقَةٌ هَدَرَتْ ثُمَّ قَرَّتْ!]
Dikkat edin, Vallahi falan (Ebu Bekir) onu gömlek gibi giydi, halbuki benim ondan olan yerimin değirmen taşındaki kutbun yeri olduğunu biliyor; sel benden aşağı dökülür kuş bana yükselemez. Onun önüne bir elbise saldım ve ondan böğrümü büktüm ve kesik elle saldırmakla kör karanlığa sabretmek arasında düşünmeye başladım ki büyük onda yaşlanır küçük saçları ağarır mümin Rabbine kavuşuncaya kadar çabalar.
Gördüm ki bu duruma sabır daha akıllıca, gözde çöp boğazda kemik varken sabrettim mirasımın yağmalandığını görerek. Birincisi yoluna gidince onu sonrakine verdi.
Sonra onu sert bir havzaya soktu... İnsanlar sırtlan yelesi gibi bana doğru akın edinceye kadar beni şaşırtan bir şey olmadı... Vallahi حاضر olanın varlığı ve yardımcının bulunmasıyla hüccetin kalkması ve Allah'ın alimlerden zalimin tıkanıklığına ve mazlumun açlığına susmamalarına dair söz alması olmasaydı ipi boynuna atardım. İbn Abbas dedi keşke devam etseydin, dedi: Heyhat ey İbn Abbas bu deve öfke anında ağzından çıkan şakşaka idi, gürledi sonra sakinleşti.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الْقُطْبِ مِنَ الرَّحَى - Değirmen kutbu
Kelime Anlamı: eksen
Cümle: أَنَّ مَحَلِّي مِنْهَا مَحَلُّ الْقُطْبِ مِنَ الرَّحَى
Türkçe: Benim yerim değirmendeki kutbun yeri gibidir. -
السَّيْلُ - Sel
Kelime Anlamı: akan su
Cümle: يَنْحَدِرُ عَنِّي السَّيْلُ
Türkçe: Sel benden dökülür. -
الطَّيْرُ - Kuş
Kelime Anlamı: tayr
Cümle: وَلَا يَرْقَى إِلَيَّ الطَّيْرُ
Türkçe: Kuş bana yükselemez. -
يَدٍ جَذَّاءَ - Kesik el
Kelime Anlamı: kesilmiş
Cümle: بَيْنَ أَنْ أَصُولَ بِيَدٍ جَذَّاءَ
Türkçe: Kesik elle saldırmak arasında. -
طَخْيَةٍ عَمْيَاءَ - Kör karanlık
Kelime Anlamı: zulmet
Cümle: أَوْ أَصْبِرَ عَلَى طَخْيَةٍ عَمْيَاءَ
Türkçe: Kör karanlığa sabretmek. -
قَذًى - Gözdeki çöp
Kelime Anlamı: çer çöp
Cümle: وَفِي الْعَيْنِ قَذًى
Türkçe: Gözde çöp var. -
شَجًا - Boğazda takılan kemik
Kelime Anlamı: gussa
Cümle: وَفِي الْحَلْقِ شَجًا
Türkçe: Boğazda şeca var. -
شِقْشِقَةٌ - Devenin öfke sesi / ağzından çıkan şey
Kelime Anlamı: şikşika
Cümle: تِلْكَ شِقْشِقَةٌ هَدَرَتْ ثُمَّ قَرَّتْ
Türkçe: O gürleyen sonra duran şıkşıka idi.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
تَقَمَّصَهَا - Onu gömlek gibi giydi
Kökü: ق م ص
Cümle: لَقَدْ تَقَمَّصَهَا فُلَانٌ
Türkçe: Falan onu giydi. -
يَنْحَدِرُ - Aşağı dökülür
Kökü: ح د ر
Cümle: يَنْحَدِرُ عَنِّي السَّيْلُ
Türkçe: Sel benden dökülür. -
يَرْقَى - Yükselir
Kökü: ر ق ي
Cümle: وَلَا يَرْقَى إِلَيَّ الطَّيْرُ
Türkçe: Kuş bana yükselmez. -
سَدَلْتُ - Saldım, sarkıttım
Kökü: س د ل
Cümle: فَسَدَلْتُ دُونَهَا ثَوْباً
Türkçe: Önüne bir elbise saldım. -
طَوَيْتُ - Büktüm
Kökü: ط و ي
Cümle: وَطَوَيْتُ عَنْهَا كَشْحاً
Türkçe: Ondan böğrümü büktüm. -
أَصُولَ - Saldırayım
Kökü: ص و ل
Cümle: بَيْنَ أَنْ أَصُولَ بِيَدٍ جَذَّاءَ
Türkçe: Kesik elle saldırayım mı? -
أَصْبِرَ - Sabredeyim
Kökü: ص ب ر
Cümle: أَوْ أَصْبِرَ عَلَى طَخْيَةٍ عَمْيَاءَ
Türkçe: Kör karanlığa sabredeyim mi? -
يَهْرَمُ - Yaşlanır
Kökü: ه ر م
Cümle: يَهْرَمُ فِيهَا الْكَبِيرُ
Türkçe: Büyük onda yaşlanır. -
هَدَرَتْ - Gürledi
Kökü: ه د ر
Cümle: تِلْكَ شِقْشِقَةٌ هَدَرَتْ ثُمَّ قَرَّتْ
Türkçe: Şıkşıka gürledi sonra durdu.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَمَا - Dikkat edatı
Cümle: أَمَا وَاللَّهِ لَقَدْ تَقَمَّصَهَا فُلَانٌ
Türkçe: Dikkat edin vallahi falan onu giydi. -
وَ - Kasem edatı
Cümle: وَاللَّهِ لَقَدْ تَقَمَّصَهَا
Türkçe: Vallahi onu giydi. -
لَقَدْ - Tahkik edatı
Cümle: لَقَدْ تَقَمَّصَهَا فُلَانٌ
Türkçe: Gerçekten falan onu giydi. -
إِنَّهُ - Te'kid edatı
Cümle: وَإِنَّهُ لَيَعْلَمُ أَنَّ مَحَلِّي
Türkçe: O benim yerimi biliyor. -
بَيْنَ - Zarf / beyn
Cümle: بَيْنَ أَنْ أَصُولَ بِيَدٍ جَذَّاءَ
Türkçe: Saldırmak arasında. -
ثُمَّ - Tertip edatı
Cümle: ثُمَّ قَرَّتْ
Türkçe: Sonra sakinleşti.
Nehcül Belaga Hutbe 3 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٤ - بِنَا اهْتَدَيْتُمْ فِي الظَّلْمَاءِ
Okuma Parçası - Metin
الْيَوْمَ أُنْطِقُ لَكُمُ الْعَجْمَاءَ ذَاتَ الْبَيَانِ، عَزَبَ رَأْيُ امْرِئٍ تَخَلَّفَ عَنِّي، مَا شَكَكْتُ فِي الْحَقِّ مُذْ أُرِيتُهُ، لَمْ يُوجِسْ مُوسَى (علیه السلام) خِيفَةً عَلَى نَفْسِهِ بَلْ أَشْفَقَ مِنْ غَلَبَةِ الْجُهَّالِ وَدُوَلِ الضَّلَالِ. الْيَوْمَ تَوَاقَفْنَا عَلَى سَبِيلِ الْحَقِّ وَالْبَاطِلِ، مَنْ وَثِقَ بِمَاءٍ لَمْ يَظْمَأْ.
Bizimle karanlıkta hidayet buldunuz ve yüceliğin zirvesine çıktınız, bizimle karanlık geceden fecr ettiniz (aydınlığa çıktınız). Vaaz edeni anlamayan kulak sağır oldu, sayha (çığlık) kendisini sağır eden kişi haberi nasıl gözetir! Çarpıntısı ayrılmayan kalp bağlandı. Gadrin akıbetlerini sizde beklemeye devam ettim ve sizi aldananların süsüyle nişanlı gördüm ta ki dinin cübbesi sizi benden örttü ve niyetin doğruluğu sizi bana basar ettirdi. Sizin için hak yolunun sünneti üzere, dalaletin yollarında durdum; hani delilsiz buluşuyorsunuz ve su bulmadan kuyu kazıyorsunuz.
Bugün sizin için beyan sahibi dilsizi konuşturuyorum, benden geri kalan kişinin görüşü uzaklaştı. Hak bana gösterildiğinden beri şüphe etmedim. Musa (a.s) nefsi için korku hissetmedi bilakis cahillerin galip gelmesinden ve dalalet devletlerinden şefkat etti. Bugün hak ile batıl yolu üzerinde vakfe yaptık, suya güvenen susamaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الظَّلْمَاءِ - Karanlık
Kelime Anlamı: karanlık gece
Cümle: بِنَا اهْتَدَيْتُمْ فِي الظَّلْمَاءِ
Türkçe: Bizimle karanlıkta hidayet buldunuz. -
ذُرْوَةَ الْعَلْيَاءِ - Yüceliğin zirvesi
Kelime Anlamı: yüksek zirve
Cümle: وَتَسَنَّمْتُمْ ذُرْوَةَ الْعَلْيَاءِ
Türkçe: Yüceliğin zirvesine çıktınız. -
السِّرَارِ - Gizli, karanlık gece
Kelime Anlamı: sırrar
Cümle: وَبِنَا أَفْجَرْتُمْ عَنِ السِّرَارِ
Türkçe: Bizimle sırrardan fecr ettiniz. -
الْوَاعِيَةَ - Vaaz, öğüt
Kelime Anlamı: bilinçli söz
Cümle: وُقِرَ سَمْعٌ لَمْ يَفْقَهِ الْوَاعِيَةَ
Türkçe: Vaaziyeyi fıkh etmeyen kulak sağır oldu. -
النَّبْأَةَ - Haber
Kelime Anlamı: nebe
Cümle: وَكَيْفَ يُرَاعِي النَّبْأَةَ مَنْ أَصَمَّتْهُ الصَّيْحَةُ
Türkçe: Sayha sağır eden haberi nasıl gözetir. -
جَنَانٌ - Kalp
Kelime Anlamı: gönül
Cümle: رُبِطَ جَنَانٌ لَمْ يُفَارِقْهُ الْخَفَقَانُ
Türkçe: Çarpıntısı ayrılmayan kalp bağlandı. -
جِلْبَابُ الدِّينِ - Dinin cübbesi
Kelime Anlamı: örtü
Cümle: حَتَّى سَتَرَنِي عَنْكُمْ جِلْبَابُ الدِّينِ
Türkçe: Dinin cübbesi sizi benden örttü. -
الْعَجْمَاءَ ذَاتَ الْبَيَانِ - Beyanlı dilsiz
Kelime Anlamı: acem
Cümle: الْيَوْمَ أُنْطِقُ لَكُمُ الْعَجْمَاءَ ذَاتَ الْبَيَانِ
Türkçe: Bugün size beyanlı dilsizi konuşturuyorum.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
اهْتَدَيْتُمْ - Hidayet buldunuz
Kökü: ه د ي
Cümle: بِنَا اهْتَدَيْتُمْ فِي الظَّلْمَاءِ
Türkçe: Bizimle karanlıkta hidayet buldunuz. -
تَسَنَّمْتُمْ - Zirveye çıktınız
Kökü: س ن م
Cümle: وَتَسَنَّمْتُمْ ذُرْوَةَ الْعَلْيَاءِ
Türkçe: Yüceliğin zirvesine çıktınız. -
أَفْجَرْتُمْ - Fecr ettiniz, aydınlığa çıktınız
Kökü: ف ج ر
Cümle: وَبِنَا أَفْجَرْتُمْ عَنِ السِّرَارِ
Türkçe: Bizimle sırrardan fecr ettiniz. -
يَفْقَهِ - Anlamak, fıkh etmek
Kökü: ف ق ه
Cümle: وُقِرَ سَمْعٌ لَمْ يَفْقَهِ الْوَاعِيَةَ
Türkçe: Vaaziyeyi anlamayan kulak. -
أَصَمَّتْهُ - Onu sağır etti
Kökü: ص م م
Cümle: مَنْ أَصَمَّتْهُ الصَّيْحَةُ
Türkçe: Sayha onu sağır etti. -
أَنْتَظِرُ - Bekliyorum
Kökü: ن ظ ر
Cümle: مَا زِلْتُ أَنْتَظِرُ بِكُمْ عَوَاقِبَ الْغَدْرِ
Türkçe: Gadrin akıbetlerini bekliyorum. -
أُنْطِقُ - Konuşturuyorum
Kökü: ن ط ق
Cümle: الْيَوْمَ أُنْطِقُ لَكُمُ الْعَجْمَاءَ
Türkçe: Bugün sizin için dilsizi konuşturuyorum. -
عَزَبَ - Uzaklaştı, garib oldu
Kökü: ع ز ب
Cümle: عَزَبَ رَأْيُ امْرِئٍ تَخَلَّفَ عَنِّي
Türkçe: Benden geri kalanın görüşü uzaklaştı. -
وَثِقَ - Güvendi
Kökü: و ث ق
Cümle: مَنْ وَثِقَ بِمَاءٍ لَمْ يَظْمَأْ
Türkçe: Suya güvenen susamaz.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
بِنَا - Bi + na - Bizimle (vasıta edatı - harf-i cer hariç mana sebebi olarak)
Cümle: بِنَا اهْتَدَيْتُمْ فِي الظَّلْمَاءِ
Türkçe: Bizimle karanlıkta hidayet buldunuz. -
وَ - Atıf edatı
Cümle: وَتَسَنَّمْتُمْ ذُرْوَةَ الْعَلْيَاءِ
Türkçe: Ve yüceliğin zirvesine çıktınız. -
لَمْ - Cezm nefy edatı
Cümle: لَمْ يَفْقَهِ الْوَاعِيَةَ
Türkçe: Vaaziyeyi fıkh etmedi. -
كَيْفَ - İstifham edatı
Cümle: وَكَيْفَ يُرَاعِي النَّبْأَةَ
Türkçe: Haberi nasıl gözetir? -
حَتَّى - Gaye edatı
Cümle: حَتَّى سَتَرَنِي عَنْكُمْ جِلْبَابُ الدِّينِ
Türkçe: Ta ki dinin cübbesi örttü. -
مَا - Nafiye + zala
Cümle: مَا زِلْتُ أَنْتَظِرُ بِكُمْ
Türkçe: Hala beklemekteyim.
Nehcül Belaga Hutbe 4 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٥ - أَيُّهَا النَّاسُ شُقُّوا أَمْوَاجَ
Okuma Parçası - Metin
أَيُّهَا النَّاسُ شُقُّوا أَمْوَاجَ الْفِتَنِ بِسُفُنِ النَّجَاةِ وَعَرِّجُوا عَنْ طَرِيقِ الْمُنَافَرَةِ وَضَعُوا تِيجَانَ الْمُفَاخَرَةِ أَفْلَحَ مَنْ نَهَضَ بِجَنَاحٍ أَوِ اسْتَسْلَمَ فَأَرَاحَ هَذَا مَاءٌ آجِنٌ وَلُقْمَةٌ يَغَصُّ بِهَا آكِلُهَا وَمُجْتَنِي الثَّمَرَةِ لِغَيْرِ وَقْتِ إِينَاعِهَا كَالزَّارِعِ بِغَيْرِ أَرْضِهِ.
خُلقه وعلمه
فَإِنْ أَقُلْ يَقُولُوا حَرَصَ عَلَى الْمُلْكِ وَإِنْ أَسْكُتْ يَقُولُوا: جَزِعَ مِنَ الْمَوْتِ! هَيْهَاتَ، بَعْدَ اللَّتَيَّا وَالَّتِي، وَاللَّهِ لَابْنُ أَبِي طَالِبٍ آنَسُ بِالْمَوْتِ مِنَ الطِّفْلِ بِثَدْيِ أُمِّهِ، بَلِ انْدَمَجْتُ عَلَى مَكْنُونِ عِلْمٍ لَوْ بُحْتُ بِهِ لَاضْطَرَبْتُمْ اضْطِرَابَ الْأَرْشِيَةِ فِي الطَّوِيِّ الْبَعِيدَة!
Fitneden Nehy
Ey insanlar! Fitnelerin dalgalarını kurtuluş gemileriyle yarın, münâfere (öğünme yarışı) yolundan sapın, müfâhare taçlarını bırakın. Kanadıyla kalkan kurtuldu ya da teslim olup rahatlayan kurtuldu. Bu bulanık kokuşmuş sudur, yiyenin boğazında kalan lokmadır, olgunlaşma vaktinden önce meyve toplayan, tarlası olmayan yerde eken gibidir.
Huy'u ve İlmi
Eğer konuşursam derler ki saltanata hırslı, sussam derler ki ölümden korktu! Heyhat, bunca badireden sonra! Vallahi Ebu Talib oğlu ölümle, çocuğun annesinin memesinden daha ünsiyetlidir. Bilakis gizli bir ilme büründüm ki eğer onunla açık konuşsam, derin kuyudaki kovaların çalkalanması gibi çalkalanırdınız.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
أَمْوَاجَ الْفِتَنِ - Fitnelerin dalgaları
Kelime Anlamı: fitne dalgaları
Cümle: شُقُّوا أَمْوَاجَ الْفِتَنِ بِسُفُنِ النَّجَاةِ
Türkçe: Fitne dalgalarını kurtuluş gemileriyle yarın. -
سُفُنِ النَّجَاةِ - Kurtuluş gemileri
Kelime Anlamı: necat gemileri
Cümle: شُقُّوا أَمْوَاجَ الْفِتَنِ بِسُفُنِ النَّجَاةِ
Türkçe: Kurtuluş gemileriyle yarın. -
طَرِيقِ الْمُنَافَرَةِ - Övünme yarış yolu
Kelime Anlamı: tefahür yolu
Cümle: وَعَرِّجُوا عَنْ طَرِيقِ الْمُنَافَرَةِ
Türkçe: Münâfere yolundan sapın. -
تِيجَانَ الْمُفَاخَرَةِ - Övünç taçları
Kelime Anlamı: fahir taçları
Cümle: وَضَعُوا تِيجَانَ الْمُفَاخَرَةِ
Türkçe: Övünç taçlarını bırakın. -
مَاءٌ آجِنٌ - Bulanık kokuşmuş su
Kelime Anlamı: acın su
Cümle: هَذَا مَاءٌ آجِنٌ
Türkçe: Bu bulanık sudur. -
الطِّفْلِ بِثَدْيِ أُمِّهِ - Annesinin memesinde çocuk
Kelime Anlamı: bebek
Cümle: آنَسُ بِالْمَوْتِ مِنَ الطِّفْلِ بِثَدْيِ أُمِّهِ
Türkçe: Çocuğun annesinin memesinden daha ünsiyetli. -
مَكْنُونِ عِلْمٍ - Gizli ilim
Kelime Anlamı: saklı bilgi
Cümle: انْدَمَجْتُ عَلَى مَكْنُونِ عِلْمٍ
Türkçe: Gizli bir ilme büründüm. -
الْأَرْشِيَةِ فِي الطَّوِيِّ - Derin kuyudaki kovalar
Kelime Anlamı: kuyu ipleri
Cümle: اضْطِرَابَ الْأَرْشِيَةِ فِي الطَّوِيِّ الْبَعِيدَة
Türkçe: Uzak derin kuyudaki kovaların çalkalanması.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
شُقُّوا - Yarın (emir)
Kökü: ش ق ق
Cümle: شُقُّوا أَمْوَاجَ الْفِتَنِ بِسُفُنِ النَّجَاةِ
Türkçe: Fitne dalgalarını yarın. -
عَرِّجُوا - Sapın, dönün
Kökü: ع ر ج
Cümle: وَعَرِّجُوا عَنْ طَرِيقِ الْمُنَافَرَةِ
Türkçe: Münâfere yolundan sapın. -
ضَعُوا - Bırakın, koyun
Kökü: و ض ع
Cümle: وَضَعُوا تِيجَانَ الْمُفَاخَرَةِ
Türkçe: Övünç taçlarını bırakın. -
نَهَضَ - Kalktı
Kökü: ن ه ض
Cümle: أَفْلَحَ مَنْ نَهَضَ بِجَنَاحٍ
Türkçe: Kanadıyla kalkan kurtuldu. -
يَغَصُّ - Boğazında kalır
Kökü: غ ص ص
Cümle: وَلُقْمَةٌ يَغَصُّ بِهَا آكِلُهَا
Türkçe: Yiyenin boğazında kalan lokma. -
أَقُلْ - Konuşsam
Kökü: ق و ل
Cümle: فَإِنْ أَقُلْ يَقُولُوا حَرَصَ عَلَى الْمُلْكِ
Türkçe: Konuşsam derler saltanata hırslı. -
أَسْكُتْ - Sussam
Kökü: س ك ت
Cümle: وَإِنْ أَسْكُتْ يَقُولُوا جَزِعَ مِنَ الْمَوْتِ
Türkçe: Sussam derler ölümden korktu. -
انْدَمَجْتُ - Büründüm, dahil oldum
Kökü: د م ج
Cümle: بَلِ انْدَمَجْتُ عَلَى مَكْنُونِ عِلْمٍ
Türkçe: Gizli ilme büründüm. -
بُحْتُ - Açığa vursam
Kökü: ب و ح
Cümle: لَوْ بُحْتُ بِهِ لَاضْطَرَبْتُمْ
Türkçe: Onu açıklasam çalkalanırdınız.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَيُّهَا - Nida edatı
Cümle: أَيُّهَا النَّاسُ شُقُّوا أَمْوَاجَ الْفِتَنِ
Türkçe: Ey insanlar fitne dalgalarını yarın. -
عَنْ - An edatı (farklı mana için burada uzaklaşma değil örnek olarak maiyet dışı)
Cümle: وَعَرِّجُوا عَنْ طَرِيقِ الْمُنَافَرَةِ
Türkçe: Münâfere yolundan sapın. -
أَوْ - Tahyir edatı
Cümle: أَوِ اسْتَسْلَمَ فَأَرَاحَ
Türkçe: Ya da teslim olup rahatladı. -
فَإِنْ - Şart edatı
Cümle: فَإِنْ أَقُلْ يَقُولُوا حَرَصَ عَلَى الْمُلْكِ
Türkçe: Eğer konuşsam derler mülke hırslı. -
لَوْ - Temenni / imtina şartı
Cümle: لَوْ بُحْتُ بِهِ لَاضْطَرَبْتُمْ
Türkçe: Onu açıklasam çalkalanırdınız. -
بَلْ - İdrab edatı
Cümle: بَلِ انْدَمَجْتُ عَلَى مَكْنُونِ عِلْمٍ
Türkçe: Bilakis gizli ilme büründüm.
Nehcül Belaga Hutbe 5 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ٦ - وَاللَّهِ لَا أَكُونُ كَالضَّبُعِ
Okuma Parçası - Metin
Vallahi sırtlan gibi olmayacağım; uzun ledm (yarasını yalama / uyuşukluk) üzerinde uyur da arayanı ona ulaşır ve gözetleyeni onu aldatır. Fakat ben hakka yönelenle ondan yüz çevireni döverim, işiten itaat edenle isyankar şüpheciyi ebediyen döverim ta ki ecel günüm gelinceye kadar. Vallahi Allah Nebisini vefat ettirdiğinden bu insanların bugününe kadar hakkımdan def edilmeye ve aleyhime istihsar (tercih) edilmeye devam ettim.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الضَّبُعِ - Sırtlan
Kelime Anlamı: yırtıcı hayvan
Cümle: لَا أَكُونُ كَالضَّبُعِ تَنَامُ
Türkçe: Sırtlan gibi olmayacağım uyuyan. -
اللَّدْمِ - Yara yalama, uyuşukluk
Kelime Anlamı: ledm
Cümle: تَنَامُ عَلَى طُولِ اللَّدْمِ
Türkçe: Uzun ledm üzerinde uyur. -
الْمُقْبِلِ إِلَى الْحَقِّ - Hakka yönelen
Kelime Anlamı: gelen
Cümle: أَضْرِبُ بِالْمُقْبِلِ إِلَى الْحَقِّ الْمُدْبِرَ عَنْهُ
Türkçe: Hakka yönelenle ondan yüz çevireni döverim. -
الْمُدْبِرَ - Yüz çeviren
Kelime Anlamı: dönen
Cümle: الْمُدْبِرَ عَنْهُ
Türkçe: Ondan yüz çeviren. -
السَّامِعِ الْمُطِيعِ - İşiten itaat eden
Kelime Anlamı: dinleyen
Cümle: بِالسَّامِعِ الْمُطِيعِ الْعَاصِيَ الْمُرِيبَ
Türkçe: İşiten itaat edenle isyankar şüpheciyi. -
الْمُرِيبَ - Şüpheci, şüphe veren
Kelime Anlamı: rayb
Cümle: الْعَاصِيَ الْمُرِيبَ
Türkçe: İsyankar şüpheci. -
يَوْمِي - Günüm, ecelim
Kelime Anlamı: gün
Cümle: حَتَّى يَأْتِيَ عَلَيَّ يَوْمِي
Türkçe: Günüm gelinceye kadar. -
حَقِّي - Hakkım
Kelime Anlamı: hak
Cümle: مَا زِلْتُ مَدْفُوعاً عَنْ حَقِّي مُسْتَأْثَراً عَلَيَّ
Türkçe: Hakkımdan def edildim ve aleyhime tercih olundu.
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَكُونُ - Olmak
Kökü: ك و ن
Cümle: لَا أَكُونُ كَالضَّبُعِ
Türkçe: Sırtlan gibi olmam. -
تَنَامُ - Uyuyor
Kökü: ن و م
Cümle: كَالضَّبُعِ تَنَامُ عَلَى طُولِ اللَّدْمِ
Türkçe: Sırtlan gibi uzun ledmde uyur. -
يَصِلَ - Ulaşır
Kökü: و ص ل
Cümle: حَتَّى يَصِلَ إِلَيْهَا طَالِبُهَا
Türkçe: Arayanı ona ulaşıncaya kadar. -
يَخْتِلَهَا - Onu aldatır
Kökü: خ ت ل
Cümle: وَيَخْتِلَهَا رَاصِدُهَا
Türkçe: Gözetleyeni onu aldatır. -
أَضْرِبُ - Döverim, vururum
Kökü: ض ر ب
Cümle: وَلَكِنِّي أَضْرِبُ بِالْمُقْبِلِ إِلَى الْحَقِّ
Türkçe: Fakat hakka yönelenle döverim. -
يَأْتِيَ - Gelir
Kökü: أ ت ي
Cümle: حَتَّى يَأْتِيَ عَلَيَّ يَوْمِي
Türkçe: Günüm gelinceye kadar. -
زِلْتُ - Hala (mazala)
Kökü: ز و ل
Cümle: مَا زِلْتُ مَدْفُوعاً عَنْ حَقِّي
Türkçe: Hakkımdan def edilmeye devam ettim. -
مَدْفُوعاً - Def edilmiş (ism-i mef'ul fiil manalı)
Kökü: د ف ع
Cümle: مَدْفُوعاً عَنْ حَقِّي
Türkçe: Hakkımdan def edilmiş. -
قَبَضَ - Kabzetti, vefat ettirdi
Kökü: ق ب ض
Cümle: مُنْذُ قَبَضَ اللَّهُ نَبِيَّهُ
Türkçe: Allah Nebisini kabzettiğinden beri.
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
وَاللَّهِ - Kasem edatı
Cümle: وَاللَّهِ لَا أَكُونُ كَالضَّبُعِ
Türkçe: Vallahi sırtlan gibi olmayacağım. -
لَا - Nefy edatı
Cümle: لَا أَكُونُ كَالضَّبُعِ
Türkçe: Sırtlan gibi olmam. -
كَـ - Teşbih edatı
Cümle: كَالضَّبُعِ
Türkçe: Sırtlan gibi. -
حَتَّى - Gaye edatı
Cümle: حَتَّى يَصِلَ إِلَيْهَا طَالِبُهَا
Türkçe: Arayanı ulaşıncaya kadar. -
وَلَكِنِّي - İstisna / istidrak edatı
Cümle: وَلَكِنِّي أَضْرِبُ بِالْمُقْبِلِ
Türkçe: Fakat ben hakka yönelenle vururum. -
مَا - Nafiye + zala terkibi
Cümle: مَا زِلْتُ مَدْفُوعاً
Türkçe: Hala def edilmekteyim.
Nehcül Belaga Hutbe 6 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.