- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-13. Ra'd Sûresi-1-23.ayetler
Ra'd Sûresi 1-23. Ayetler (Okuma Parçası)
1. الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَالَّذِي أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- الْكِتَابُ (El-Kitâb):
Anlamı: Kitap, Kur'an.
Cümle: تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ (Bunlar Kitab'ın ayetleridir.) - رَبّ (Rabb):
Anlamı: Rab, terbiye eden.
Cümle: مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ (Sana Rabbinden gelen gerçektir.) - سَمَاوَات (Semâvât):
Anlamı: Gökler.
Cümle: رَفَعَ السَّمَاوَاتِ (Gökleri yükseltti.) - عَمَد (Amed):
Anlamı: Direk, sütun.
Cümle: بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا (Gördüğünüz direksiz olarak.) - عَرْش (Arş):
Anlamı: Arş, büyük taht.
Cümle: اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Arş üzerine istiva etti.) - شَمْس (Şems):
Anlamı: Güneş.
Cümle: وَسَخَّرَ الشَّمْسَ (Güneşi boyun eğdirdi.) - قَمَر (Kamer):
Anlamı: Ay.
Cümle: وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي (Ay da akıp gitmektedir.) - أَجَل (Ecel):
Anlamı: Belirlenmiş süre.
Cümle: لِأَجَلٍ مُسَمًّى (Belirli bir süreye kadar.) - أَرْض (Ard):
Anlamı: Yeryüzü, yer.
Cümle: مَدَّ الْأَرْضَ (Yeryüzünü döşedi.) - رَوَاسِي (Revâsî):
Anlamı: Sabit dağlar.
Cümle: وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ (Onda dağlar yarattı.) - أَنْهَار (Enhâr):
Anlamı: Nehirler, ırmaklar.
Cümle: وَأَنْهَارًا (Ve nehirler kıldı.) - ثَمَرَات (Semerât):
Anlamı: Meyveler, ürünler.
Cümle: مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ (Her türlü meyveden.) - زَوْج (Zevc):
Anlamı: Çift, eş.
Cümle: زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ (İkişer çift kıldı.) - لَيْل (Leyl):
Anlamı: Gece.
Cümle: يُغْشِي اللَّيْلَ (Geceyi örtüyor.) - نَهَار (Nehâr):
Anlamı: Gündüz.
Cümle: النَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ (Gündüzü... Şüphesiz bunda.) - تُرَاب (Turâb):
Anlamı: Toprak.
Cümle: أَإِذَا كُنَّا تُرَابًا (Toprak olduğumuz zaman mı?) - خَلْق (Halk):
Anlamı: Yaratılış.
Cümle: فِي خَلْقٍ جَدِيدٍ (Yeni bir yaratılışta mı?) - أَغْلَال (Ağlâl):
Anlamı: Boyun halkaları, kelepçeler.
Cümle: الْأَغْلَالُ فِي أَعْنَاقِهِمْ (Boyunlarında kelepçeler.) - نَار (Nâr):
Anlamı: Ateş, cehennem.
Cümle: أَصْحَابُ النَّارِ (Ateşin (cehennemin) halkı.) - مَغْفِرَة (Mağfiret):
Anlamı: Bağışlama, mağfiret.
Cümle: لَذُو مَغْفِرَةٍ (Şüphesiz bağışlama sahibidir.) - عِقَاب (İkāb):
Anlamı: Ceza, azap.
Cümle: شَدِيدُ الْعِقَابِ (Cezası çok şiddetlidir.) - آيَة (Âye):
Anlamı: Delil, ayet, mucize.
Cümle: أُنْزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ (Ona bir ayet indirilmeli değil miydi?) - غَيْب (Gayb):
Anlamı: Gizli olan, duyularla algılanamayan.
Cümle: عَالِمُ الْغَيْبِ (Gaybı bilen.) - شَهَادَة (Şehâdet):
Anlamı: Şahit olunan, görünen alem.
Cümle: وَالشَّهَادَةِ (Ve şehadeti bilendir.) - بَرْق (Berk):
Anlamı: Şimşek.
Cümle: يُرِيكُمُ الْبَرْقَ (Size şimşeği gösteriyor.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- أَنْزَلَ (Enzele):
Anlamı: İndirdi.
Cümle: أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ (Sana Rabbinden indirildi.) - يُؤْمِنُونَ (Yu'minûne):
Anlamı: İnanıyorlar.
Cümle: لَا يُؤْمِنُونَ (İnanmazlar.) - رَفَعَ (Rafea):
Anlamı: Yükseltti.
Cümle: رَفَعَ السَّمَاوَاتِ (Gökleri yükseltti.) - تَرَوْنَ (Terovne):
Anlamı: Görüyorsunuz.
Cümle: تَرَوْنَهَا (Onu görüyorsunuz.) - اسْتَوَى (İsteva):
Anlamı: İstiva etti, yöneldi.
Cümle: اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Arşa istiva etti.) - سَخَّرَ (Sehhara):
Anlamı: Emre amade kıldı, boyun eğdirdi.
Cümle: وَسَخَّرَ الشَّمْسَ (Güneşi boyun eğdirdi.) - يَجْرِي (Yecrî):
Anlamı: Akıp gidiyor, yürüyor.
Cümle: كُلٌّ يَجْرِي (Her biri akıp gidiyor.) - يُدَبِّرُ (Yedebbiru):
Anlamı: Tedbir ediyor, yönetiyor.
Cümle: يُدَبِّرُ الْأَمْرَ (İşi düzenleyip yönetiyor.) - يُفَصِّلُ (Yufassilu):
Anlamı: Açıklıyor, tafsilatlı kılıyor.
Cümle: يُفَصِّلُ الْآيَاتِ (Ayetleri açıklıyor.) - تُوقِنُونَ (Tûkinûne):
Anlamı: Kesin olarak biliyorsunuz/inanıyorsunuz.
Cümle: تُوقِنُونَ (Kesin olarak inanasınız.) - مَدَّ (Medde):
Anlamı: Uzattı, döşedi.
Cümle: مَدَّ الْأَرْضَ (Yeryüzünü döşedi.) - جَعَلَ (Câale):
Anlamı: Kıldı, yarattı.
Cümle: وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ (Onda dağlar kıldı.) - يُغْشِي (Yuğşî):
Anlamı: Örtüyor, bürüyor.
Cümle: يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ (Geceyi gündüze örtüyor.) - يَتَفَكَّرُونَ (Yetefekkerûne):
Anlamı: Düşünüyorlar.
Cümle: لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ (Düşünen bir toplum için.) - يُسْقَى (Yüskâ):
Anlamı: Sulanıyor.
Cümle: يُسْقَى بِمَاءٍ وَاحِدٍ (Bir su ile sulanıyor.) - يَعْقِلُونَ (Ya'kılûne):
Anlamı: Akıl ediyorlar.
Cümle: لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ (Akıl eden bir toplum için.) - تَعْجَبْ (Ta'ceb):
Anlamı: Şaşıyorsun.
Cümle: وَإِنْ تَعْجَبْ (Eğer şaşacaksan.) - كَفَرُوا (Keferû):
Anlamı: İnkar ettiler.
Cümle: الَّذِينَ كَفَرُوا (İnkar edenler.) - يَسْتَعْجِلُونَ (Yesta'cilûne):
Anlamı: Acele istiyorlar.
Cümle: وَيَسْتَعْجِلُونَكَ (Senden acele isterler.) - خَلَتْ (Halet):
Anlamı: Gelip geçti.
Cümle: وَقَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمُ (Onlardan önce gelip geçmiştir.) - يَعْلَمُ (Ya'lemu):
Anlamı: Biliyor.
Cümle: اللَّهُ يَعْلَمُ (Allah bilir.) - تَحْمِلُ (Tahmilü):
Anlamı: Taşır, gebe kalır.
Cümle: مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنْثَى (Her dişinin neye gebe kaldığını.) - تَغِيضُ (Tağıdu):
Anlamı: Eksilir, azalır.
Cümle: وَمَا تَغِيضُ الْأَرْحَامُ (Rahimlerin eksilttiği.) - أَسْرَّ (Esrre):
Anlamı: Gizledi.
Cümle: مَنْ أَسْرَّ الْقَوْلَ (Sözü gizleyen kimse.) - يَحْفَظُونَ (Yahfazûne):
Anlamı: Koruyorlar.
Cümle: يَحْفَظُونَهُ (Onu koruyorlar.)
3. Arapça Edat Örnekleri (Harf-i Cerler Hariç - 15 Adet)
- وَ (Vâv - Atıf Harfi):
Anlamı: Ve.
Cümle: وَالَّذِي أُنْزِلَ (Ve indirilen şey.) - لَكِنَّ (Lâkinne - İstidrak Harfi):
Anlamı: Lakin, fakat.
Cümle: وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ (Fakat insanların çoğu.) - ثُمَّ (Summe - Terahî Harfi):
Anlamı: Sonra.
Cümle: ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Sonra arşa istiva etti.) - أَوْ (Ev - Terdit/Seçenek Edatı):
Anlamı: Veya, ya da.
Cümle: أَوْ مَتَاعٍ (Veya bir eşya.) - لَا (Lâ - Nefy Edatı):
Anlamı: -me, -ma, değil (olumsuzluk).
Cümle: لَا يُؤْمِنُونَ (İnanmazlar.) - مَا (Mâ - Nefy / Mevsule Edatı):
Anlamı: -diği şey, değil / ne.
Cümle: وَمَا تَغِيضُ الْأَرْحَامُ (Ve rahimlerin noksanlaştırdığı şey.) - إِنْ (İn - Şart Edatı):
Anlamı: Eğer.
Cümle: وَإِنْ تَعْجَبْ (Eğer şaşacaksan.) - هَلْ (Hel - İstifham Edatı):
Anlamı: Mı / mi? (Soru edatı).
Cümle: هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَى (Kör olan eşit olur mu?) - قَدْ (Kad - Tahkik Edatı):
Anlamı: Kesinlik, -miş / -di.
Cümle: وَقَدْ خَلَتْ (Gerçekten gelip geçmiştir.) - أَمْ (Em - Muadele/İstifham Harfi):
Anlamı: Yoksa?
Cümle: أَمْ هَلْ يَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ (Yoksa karanlıklar eşit olur mu?) - سَ (Se - İstikbal Ekleri):
Anlamı: -ecek / -acak (yakın gelecek).
Cümle: سَيَعْلَمُونَ (Yakında bilecekler.) - لَنْ (Len - Nasb Edatı):
Anlamı: Asla, kat'iyyen -meyecek.
Cümle: لَنْ يَخْلُقُوا (Asla yaratamazlar.) - بَلْ (Bel - İdrâb Harfi):
Anlamı: Bilakis, aksine.
Cümle: بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ (Bilakis onlar şüphe içindedirler.) - كَأَنَّ (Keenne - Teşbih Harfi):
Anlamı: Sanki, tıpkı... gibi.
Cümle: كَأَنَّهُمْ جُدُرٌ (Sanki onlar duvar gibidirler.) - إِذَا (İzâ - Zaman Zarfı / Şart):
Anlamı: -dığı zaman, eğer.
Cümle: أَإِذَا كُنَّا تُرَابًا (Toprak olduğumuz zaman mı?)
Kuranla-Arapca-13. Ra'd Sûresi-24-43.ayetler
Ra'd Sûresi 24-43. Ayetler (Okuma Parçası)
24. سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- عُقْبَى (Ukby): Akıbet, son, sonuç.
Cümle: فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ (Dünya yurdunun sonucu ne güzeldir!) - دَار (Dâr): Yurt, ev.
Cümle: وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ (Yurdun kötüsü onlaradır.) - عَهْد (Ahd): Söz, anlaşma.
Cümle: يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ (Allah’ın ahdini bozarlar.) - مِيثَاق (Mîsâk): Sağlam söz, ahit.
Cümle: مِنْ بَعْدِ مِيثَاقِهِ (Misakından sonra.) - أَرْض (Ard): Yeryüzü, toprak.
Cümle: وَيُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkarırlar.) - لَعْنَة (La'net): Lanet, rahmetten uzaklaşma.
Cümle: أُولَئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ (Lanet onlaradır.) - رِزْق (Rızık): Geçim, nasip.
Cümle: يَبْسُطُ الرِّزْقَ (Rızkı genişletir.) - حَيَاة (Hayât): Yaşam.
Cümle: وَفَرِحُوا بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا (Dünya hayatıyla sevindiler.) - آخِرَة (Âhiret): Son yurd, öteki alem.
Cümle: وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا فِي الْآخِرَةِ إِلَّا مَتَاعٌ (Dünya hayatı ahiretin yanında ancak geçimliktir.) - مَتَاع (Metâ'): Geçici fayda, meta.
Cümle: إِلَّا مَتَاعٌ (Ancak bir geçimliktir.) - قَلْب (Kalb): Yürek, gönül.
Cümle: وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ (Kalpleri huzur bulur.) - ذِكْر (Zikr): Anma, hatırlama.
Cümle: بِذِكْرِ اللَّهِ (Allah’ın zikriyle.) - أُمَّة (Ümmet): Topluluk, millet.
Cümle: فِي أُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ (Bir ümmet içinde ki gelip geçmiştir.) - جَبَل (Cebel): Dağ.
Cümle: سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ (Onunla dağlar yürütülmüştür.) - مَيِّت (Meyyit): Ölü.
Cümle: أَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتَى (Veya ölüler konuşturuldu.) - قَارِعَة (Kârice): Çarpıcı bela, musibet.
Cümle: تُصِيبُهُمْ قَارِعَةٌ (Onlara bir bela isabet eder.) - نَفْس (Nefs): Can, kişi, nefis.
Cümle: عَلَى كُلِّ نَفْسٍ (Her nefis üzerine.) - شَرِيك (Şerîk): Ortak.
Cümle: وَجَعَلُوا لِلَّهِ شُرَكَاءَ (Allah’a ortaklar koştular.) - مَكْر (Mekr): Tuzak, hile.
Cümle: فَلِلَّهِ الْمَكْرُ جَمِيعًا (Bütün tuzaklar Allah’ındır.) - جَنَّة (Cenne): Cennet, bahçe.
Cümle: مَثَلُ الْجَنَّةِ (Cennetin misali.) - نَهَر (Nehr / Nehar): Nehir, akarsu.
Cümle: تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ (Altından nehirler akar.) - عِلْم ('İlm): Bilgi, ilim.
Cümle: بَعْدَ مَا جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ (Sana ilim geldikten sonra.) - زَوْج (Zevc): Eş, zevce.
Cümle: وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا (Onlara eşler kıldık.) - ذُرِّيَّة (Zurriyyet): Nesil, soy, çocuk.
Cümle: وَذُرِّيَّةً (Ve zürriyetler.) - كِتَاب (Kitâb): Yazı, kitap.
Cümle: وَعِنْدَهُ أُمُّ الْكِتَابِ (Ana kitap O’nun katındadır.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- صَبَرَ (Sabera / Sabretti):
Cümle: بِمَا صَبَرْتُمْ (Sabrettiğiniz şey sebebiyle.) - نَقَضَ (Nakada / Bozdu):
Cümle: يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ (Allah’ın ahdini bozarlar.) - قَطَعَ (Kata'a / Kesti):
Cümle: وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ (Allah’ın emrettiğini keserler.) - أَمَرَ (Amara / Emretti):
Cümle: مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ (Allah’ın emrettiği şey.) - أَوْصَلَ (Evsile / Ulaştırdı, bağladı):
Cümle: أَنْ يُوصَلَ (Birleştirilmesi/bağlanması.) - أَفْسَدَ (Efsede / Fesat çıkardı):
Cümle: وَيُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkarırlar.) - بَسَطَ (Besata / Genişletti):
Cümle: اللَّهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ (Allah rızkı genişletir.) - قَدَرَ (Kadera / Ölçülü verdi, daralttı):
Cümle: وَيَقْدِرُ (Ve daraltır/ölçer.) - فَرِحَ (Feriha / Sevindi):
Cümle: وَفَرِحُوا بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا (Dünya hayatıyla sevindiler.) - قَالَ (Kâle / Söyledi):
Cümle: وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا (İnkâr edenler der ki.) - كَفَرَ (Kafere / İnkâr etti):
Cümle: الَّذِينَ كَفَرُوا (İnkâr edenler.) - أَنْزَلَ (Enzele / İndirdi):
Cümle: لَوْلَا أُنْزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ (Ona bir ayet indirilseydi ya.) - أَضَلَّ (Edalle / Saptırdı):
Cümle: إِنَّ اللَّهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَاءُ (Şüphesiz Allah dilediğini saptırır.) - هَدَى (Hedâ / Hidayet etti):
Cümle: وَيَهْدِي إِلَيْهِ (Ona hidayet eder.) - أَنَابَ (Enâbe / Yöneldi, tevbe etti):
Cümle: مَنْ أَنَابَ (Yönelen kimse.) - آمَنَ (Âmene / İman etti):
Cümle: الَّذِينَ آمَنُوا (İman edenler.) - اطْمَئَنَّ (İtmeenne / Huzur buldu):
Cümle: وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ (Kalpleri huzur bulur.) - عَمِلَ (Amile / Amel etti, yaptı):
Cümle: وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ (Salih ameller işlediler.) - أَرْسَلَ (Ersels / Gönderdi):
Cümle: أَرْسَلْنَاكَ فِي أُمَّةٍ seni bir ümmete gönderdik. - خَلَا (Halâ / Gelip geçti):
Cümle: قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَا (Ondan önce gelip geçmiştir.) - تَلَا (Telâ / Okudu):
Cümle: لِتَتْلُوَ عَلَيْهِمْ (Onlara okuyasın diye.) - أَوْحَى (Evhâ / Vahyetti):
Cümle: مَا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ (Sana vahyettiğimiz şey.) - تَوَكَّلَ (Tevekkale / Tevekkül etti):
Cümle: عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ (Yalnız O’na tevekkül ettim.) - سَيَّرَ (Seyyere / Yürüttü):
Cümle: سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ (Onunla dağlar yürütüldü.) - كَسَبَ (Kesebe / Kazandı):
Cümle: مَا كَسَبَتْ (Kazandığı şey.)
3. Arapça Edat Örnekleri (15 Adet - Harf-i Cerler Hariç)
- لَوْلَا (Levlâ - Teveccüh/İstimdad edatı): Keşke / Olsa ya.
Cümle: لَوْلَا أُنْزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ (Ona bir ayet indirilseydi ya.) - إِنَّ (İnne - Tekit edatı): Şüphesiz, muhakkak.
Cümle: إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ (Şüphesiz Allah sözünden dönmez.) - أَلَا (Elâ - Tenbih edatı): Haberiniz olsun, iyi bilin ki.
Cümle: أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ (İyi bilin ki kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.) - مَا (Mâ - Olumsuzluk / MeVSûl edatı): Değil / Şey ki.
Cümle: وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا مَتَاعٌ (Dünya hayatı ancak bir geçimliktir.) - إِلَّا (İllâ - İstisna edatı): Ancak, -den başka.
Cümle: لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ (Ondan başka ilah yoktur.) - قَدْ (Kad - Tahkik/Takrib edatı): Kesinlikle / -mış.
Cümle: قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهَا (Kesinlikle gelip geçmiştir.) - لَوْ (Lev - Şart edatı): Eğer.
Cümle: أَنْ لَوْ يَشَاءُ اللَّهُ لَهَدَى (Eğer Allah dileseydi hidayet ederdi.) - بَلْ (Bel - İrad edatı / İضراب): Bilakis, aksine.
Cümle: بَلْ لِلَّهِ الْأَمْرُ جَمِيعًا (Bilakis emir bütünüyle Allah’a aittir.) - أَمْ (Em - İstifham/Atıf edatı): Yoksa?
Cümle: أَمْ تُنَبِّئُونَهُ (Yoksa O’na haber mi veriyorsunuz?) - أَلَمْ / لَمْ (Lem / Elem - Cezm / Olumsuzluk edatı): -medi / Değil mi?
Cümle: أَوَلَمْ يَرَوْا (Görmediler mi?) - سَـ (Sîne - İstikbal edatı): Yakında / -ecek.
Cümle: وَسَيَعْلَمُ الْكُفَّارُ (Kâfirler yakında bileceklerdir.) - هَلْ (Hel - İstifham edatı): Mi / Mı?
Cümle: هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللَّهِ (Allah’tan başka yaratıcı var mı?) - لَا (Lâ - Nefy edatı): Hayır / Yok / Değil.
Cümle: لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ (Sözünden dönmez.) - كَذَلِكَ (Kezâlike - Teşbih edatı): İşte böylece.
Cümle: كَذَلِكَ أَرْسَلْنَاكَ (İşte böylece seni gönderdik.) - أَنَّ (Enne - Harf-i müşebbehe bil-fiil / Bağlaç): -ki / -diğini.
Cümle: أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ (Yeryüzüne geldiğimizi.)
Kuranla-Arapca-13. Ra'd Sûresi
Konu Özeti
Ra'd Suresi, Medine döneminde inmiş olan ve 43 ayetten oluşan bir suredir. Surenin temel temaları arasında Allah'ın yüceliği, kâinattaki muazzam düzen, ilahi ilmin kuşatıcılığı, peygamberlik müessesesi, tevhid inancı ve ahiret ahvali yer alır. Göklerin direksiz olarak yükseltilmesi, gece ile gündüzün birbirini izlemesi, yeryüzünün uzatılıp dağların yerleştirilmesi gibi kozmik delillerle Allah'ın varlığı ve birliği kanıtlanır. İnsanların gizledikleri ile açığa vurdukları her şeyi Allah'ın eksiksiz bildiği vurgulanırken, hidayeti arayanların kalplerinin ancak Allah'ı anmakla huzur bulacağı ifade edilir.
20 Önemli Arapça Kelime ve Örnek Cümleler
Örnek: يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ (Gök gürültüsü O'na hamd ile tesbih eder.)
Örnek: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ (Gökleri ve yeri yarattı.)
Örnek: رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ (Gökleri direksiz yükseltti.)
Örnek: وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ (Güneşi ve ayı emre amade kıldı.)
Örnek: كُلٌّ يَجْرِي لِأَجَلٍ مُسَمًّى (Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir.)
Örnek: يُدَبِّرُ الْأَمْرَ (İşi düzenleyip yönetir.)
Örnek: يُفَصِّلُ الْآيَاتِ (Ayetleri açıklar.)
Örnek: تُوقِنُونَ بِلِقَاءِ رَبِّكُمْ (Rabbinizle karşılaşacağınıza kesin olarak inanıyorsunuz.)
Örnek: وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا (Yeryüzünü döşedik.)
Örnek: وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ (Orada sabit dağlar yarattık.)
Örnek: وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فِيهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ (Orada her türlü meyveden ikişer çift yarattı.)
Örnek: وَمِنْ بَخْتِهِ غِشَاوَةٌ (Gözlerinde perde vardır.)
Örnek: يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ (Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.)
Örnek: هَلْ يَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ (Karanlıklarla aydınlık bir olur mu?)
Örnek: ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ (Çünkü Allah, O'dur hak olan.)
Örnek: إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا (Şüphesiz batıl yok olmaya mahkumdur.)
Örnek: وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَا أَصَابَهُمْ (Başlarına gelenlere sabredenler.)
Örnek: نِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ (Dünya yurdunun sonu ne güzeldir.)
Örnek: وَمَا لَهُ مِنَ اللَّهِ مِنْ وَاقٍ (Ona Allah'tan başka koruyucu yoktur.)
Örnek: أُولَئِكَ عَلَى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ (İşte onlar Rablerinden bir hidayet üzerindedirler.)
Ra'd Sûresi Paragraf Anlama, Dilbilgisi ve Kelime Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.