- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-50-99.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
50. وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَأَنْجَيْنَاكُمْ وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَوْنَ وَأَنْتُمْ تَنْظُرُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- بَحْر (Bahr): Deniz.
Cümle: فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ (Sizin için denizi yardık.) - عِجْل (İcl): Buzağı.
Cümle: اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ (Buzağıyı edindiniz.) - كِتَاب (Kitâb): Kitap.
Cümle: آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ (Musa'ya kitabı verdik.) - قَوْم (Kavm): Kavim, topluluk.
Cümle: قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ (Musa kavmine dedi ki.) - سَمَاء (Semâ): Gök.
Cümle: رِجْزًا مِنَ السَّمَاءِ (Gökten bir azap.) - أَرْض (Ard): Yer, yeryüzü.
Cümle: لَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkarmayın.) - طَعَام (Taâm): Yemek.
Cümle: لَنْ نَصْبِرَ عَلَى طَعَامٍ (Bir yemeğe katlanamayız.) - عَدَس (Ades): Mercimek.
Cümle: مِنْ بَقْلِهَا وَعَدَسِهَا (Sebzesinden ve mercimeğinden.) - بَصَل (Basal): Soğan.
Cümle: وَبَصَلِهَا (Ve soğanından.) - يَوْم (Yevm): Gün.
Cümle: وَالْيَوْمِ الْآخِرِ (Ahiret gününe.) - أَجْر (Ecr): Mükâfat, ecir.
Cümle: فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ (Onların mükâfatı vardır.) - خَوْف (Havf): Korku.
Cümle: وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ (Onlara korku yoktur.) - قِرَدَة (Kırade): Maymunlar.
Cümle: كُونُوا قِرَدَةً (Maymunlar olun.) - بَقَرَة (Bakarah): Sığır, inek.
Cümle: أَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً (Bir sığır kesmenizi emrediyor.) - نَفْس (Nefs): Can, nefis.
Cümle: وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا (Bir nefis öldürmüştünüz.) - قَلْب (Kalb): Kalp, yürek.
Cümle: ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ (Sonra kalpleriniz katılaştı.) - حَجَر (Hacer): Taş.
Cümle: فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ (Taş gibidirler.) - نَهَر (Nehr): Nehir, ırmak.
Cümle: يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْأَنْهَارُ (İçinden ırmaklar kaynar.) - كَلاَم (Kelâm): Söz, kelam.
Cümle: يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللَّهِ (Allah'ın kelamını işitiyorlar.) - نَار (Nâr): Ateş.
Cümle: لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ (Ateş bize dokunmayacaktır.) - جَنَّة (Cenneh): Cennet.
Cümle: أَصْحَابُ الْجَنَّةِ (Cennet ehlidirler.) - صَلَاة (Salât): Namaz.
Cümle: وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ (Namazı kılın.) - زَكَاة (Zekât): Zekât.
Cümle: وَآتُوا الزَّكَاةَ (Zekâtı verin.) - مَوْت (Mevt): Ölüm.
Cümle: فَتَمَنَّوُوا الْمَوْتَ (Ölümü temenni edin.) - عَدُوّ (Aduvv): Düşman.
Cümle: مَنْ كَانَ عَدُوًّا (Kim düşman olursa.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- فَرَقَ (Fereka): Yardı, ayırdı.
Kökü: ف ر ق / Cümle: فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ (Denizi yardık.) - أَنْجَى (Encâ): Kurtardı.
Kökü: ن ج و / Cümle: فَأَنْجَيْنَاكُمْ (Sizi kurtardık.) - أَغْرَقَ (Egraka): Suda boğdu.
Kökü: غ ر ق / Cümle: وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَوْنَ (Firavun hanedanını boğduk.) - تَنْظُرُ (Tenzuru): Bakıyorsunuz.
Kökü: ن ظ ر / Cümle: وَأَنْتُمْ تَنْظُرُونَ (Bakıp duruyordunuz.) - وَاَعَدَ (Vâede): Sözleşti.
Kökü: و ع د / Cümle: وَاعَدْنَا مُوسَى (Musa ile sözleşmiştik.) - اتَّخَذَ (İttehaze): Edindi, kabul etti.
Kökü: أ خ ذ / Cümle: اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ (Buzağıyı edindiniz.) - عَفَا (Afâ): Affetti.
Kökü: ع ف و / Cümle: عَفَوْنَا عَنْكُمْ (Sizi affettik.) - شَكَرَ (Şakere): Şükretti.
Kökü: ش ك ر / Cümle: لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ (Şükredesiniz diye.) - آتَى (Âtâ): Verdi.
Kökü: أ ت ي / Cümle: آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ (Musa'ya kitabı verdik.) - اهْتَدَى (İhtedâ): Doğru yolu buldu.
Kökü: ه د ي / Cümle: لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ (Doğru yolu bulasınız diye.) - ظَلَمَ (Zaleme): Zulmetti.
Kökü: ظ ل م / Cümle: ظَلَمْتُمْ أَنْفُسَكُمْ (Kendinize zulmettiniz.) - تَابَ (Tâbe): Tövbe etti.
Kökü: ت و ب / Cümle: فَتَابَ عَلَيْكُمْ (Tövbenizi kabul etti.) - قَتَلَ (Katale): Öldürdü.
Kökü: ق ت ل / Cümle: وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ (Peygamberleri öldürüyorlar.) - أَخَذَ (Ehaze): Aldı, yakaladı.
Kökü: أ خ ذ / Cümle: فَأَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ (Yıldırım çarptı.) - بَعَثَ (Bease): Diriltti, gönderdi.
Kökü: ب ع ث / Cümle: بَعَثْنَاكُمْ (Sizi dirilttik.) - أَنْزَلَ (Enzele): İndirdi.
Kökü: ن ز ل / Cümle: وَأَنْزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ (Size kudret helvası indirdik.) - أَكَلَ (Ekale): Yedi.
Kökü: أ ك ل / Cümle: كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ (Temiz şeylerden yiyin.) - دَخَلَ (Dehale): Girdi.
Kökü: د خ ل / Cümle: ادْخُلُوا هَذِهِ الْقَرْيَةَ (Kasabaya girin.) - غَفَرَ (Gafere): Bağışladı.
Kökü: غ ف ر / Cümle: نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ (Hatalarınızı bağışlayalım.) - بَدَّلَ (Beddele): Değiştirdi.
Kökü: ب د ل / Cümle: فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُوا (Zalimler değiştirdi.) - ضَرَبَ (Darabe): Vurdu.
Kökü: ض ر ب / Cümle: اضْرِبْ بِعَصَاكَ (Asanla vur.) - شَرِبَ (Şeribe): İçti.
Kökü: ش ر ب / Cümle: وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللَّهِ (İçin.) - صَبَرَ (Sabere): Sabretti.
Kökü: ص ب ر / Cümle: لَنْ نَصْبِرَ (Katlanamayacağız.) - عَمِلَ (Amile): Amel işledi, yaptı.
Kökü: ع م ل / Cümle: وَعَمِلَ صَالِحًا (Salih amel işledi.) - ذَبَحَ (Zabeha): Kesti.
Kökü: ذ ب ح / Cümle: أَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً (Sığır kesmenizi.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَأَنْجَيْنَاكُمْ وَأَغْرَقْنَا (Sizi kurtardık ve boğduk.) - ثُمَّ (Summe): Terhipli atıf edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ (Sonra buzağıyı edindiniz.) - لَعَلَّ (Lealle): Umut / ümit edatı (-e ki, olur ki).
Cümle: لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ (Şükredesiniz diye.) - إِنَّ (İnne): Tekit / vurgu edatı (şüphesiz, muhakkak ki).
Cümle: إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ (Şüphesiz O tövbeleri kabul edendir.) - لَنْ (Len): Olumsuzluk / gelecekte asla anlamı veren edat (asla -ecek).
Cümle: لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ (Sana asla inanmayız.) - حَتَّى (Hattâ): Gazâî/nihayet edatı (-e kadar).
Cümle: حَتَّى نَرَى اللَّهَ (Allah'ı görene kadar.) - فَـ (Fe): Tertip ve sebep edatı (böylece, o halde).
Cümle: فَأَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ (Bunun üzerine sizi yıldırım çarptı.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk veya ilgi edatı (değil, şey).
Cümle: وَمَا ظَلَمُونَا (Bize zulmetmediler.) - لَوْلَا (Levlâ): Şart / imtina edatı (olmasaydı).
Cümle: فَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ (Allah'ın lütfu olmasaydı.) - قَدْ (Kad): Tahkik / pekiştirme edatı (gerçekten, kesinlikle).
Cümle: وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى (Andolsun ki Musa'ya verdik.) - أَمْ (Em): Istıfaham edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ تَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ (Yoksa Allah hakkında mı söylüyorsunuz?) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mi, mI?).
Cümle: هَلْ جِئْتَ (Geldin mi?) - إِلَّا (İllâ): İstisna edatı (ancak, -den başka).
Cümle: لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ (Yalnızca Allah'a ibadet edeceksiniz.) - بَلْ (Bel): İdrab edatı (aksine, bilakis).
Cümle: بَلْ لَعَنَهُمُ اللَّهُ (Bilakis Allah onları lanetlemiştir.) - كَأَنَّ (Keenne): Benzetme edatı (sanki).
Cümle: كَأَنَّهُمْ جُدُرٌ (Sanki onlar duvarlardır.)
Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-1-49.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
1. الم
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- كِتَاب (Kitâb): Kitap.
Cümle: ذَلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ (Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır.) - هُدًى (Hüden): Hidayet, rehber.
Cümle: هُدًى لِلْمُتَّقِينَ (Muttakiler için hidayettir.) - غَيْب (Ğayb): Gayp, gizli olan.
Cümle: الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ (Onlar gaybe inanırlar.) - صَلَاة (Salât): Namaz.
Cümle: وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ (Namazı dosdoğru kılarlar.) - رَبّ (Rabb): Rab, sahip.
Cümle: مِنْ رَبِّهِمْ (Rablerinden.) - آخِرَة (Âhiret): Ahiret yurdu.
Cümle: وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ (Ahirete kesin inanırlar.) - عَذَاب (Azâb): Azap, ceza.
Cümle: وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ (Onlar için büyük azap vardır.) - سَمْع (Sem'): Kulak, işitme.
Cümle: وَعَلَى سَمْعِهِمْ (Ve kulakları üzerine...) - بَصَر (Basar): Göz, görme.
Cümle: وَعَلَى أَبْصَارِهِمْ (Gözleri üzerinde...) - مَرَض (Marad): Hastalık.
Cümle: فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ (Kalplerinde hastalık vardır.) - أَرْض (Ard): Yeryüzü, yer.
Cümle: لَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkarmayın.) - نَاس (Nâs): İnsanlar.
Cümle: كَمَا آمَنَ النَّاسُ (İnsanların inandığı gibi...) - طُغْيَان (Tuğyân): Azgınlık.
Cümle: فِي طُغْيَانِهِمْ (Azgınlıkları içinde...) - نَار (Nâr): Ateş.
Cümle: أَصْحَابُ النَّارِ (Cehennem ehlidirler.) - عَهْد (Ahd): Söz, antlaşma.
Cümle: عَهْدَ اللَّهِ (Allah'ın ahdini...) - خَلِيفَة (Halîfe): Halife.
Cümle: جَاعِلٌ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً (Yeryüzünde halife yaratacağım.) - شَجَرَة (Şecere): Ağaç.
Cümle: هَذِهِ الشَّجَرَةَ (Bu ağaç...) - ظَالِم (Zâlim): Zalim.
Cümle: مِنَ الظَّالِمِينَ (Zalimlerden olursunuz.) - عَدُوّ (Aduvv): Düşman.
Cümle: بَعْضُكُمْ لِعَدُوٍّ (Birbirinize düşman olarak...) - كَلِمَة (Kelime): Söz, kelime.
Cümle: كَلِمَاتٍ (Kelimeler...) - إِسْرَائِيل (İsrâîl): İsrail (Hz. Yakup).
Cümle: يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ (Ey İsrailoğulları!) - نِعْمَة (Ni'met): Nimet.
Cümle: اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ (Nimetimi hatırlayın.) - زَكَاة (Zekât): Zekât.
Cümle: وَآتُوا الزَّكَاةَ (Zekâtı verin.) - صَبْر (Sabr): Sabır.
Cümle: وَاسْتَعِينُوا بِصَبْرٍ (Sabırla yardım dileyin.) - فِرْعَوْن (Fir'avn): Firavun.
Cümle: آلِ فِرْعَوْنَ (Firavun ailesi...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- آمَنَ (Âmene): İman etti.
Kökü: أ م ن / Cümle: يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ (Gaybe inanırlar.) - أَقَامَ (Ekâme): Dosdoğru kıldı.
Kökü: ق و م / Cümle: وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ (Namazı kılarlar.) - رَزَقَ (Razaka): Rızıklandırdı.
Kökü: ر ز ق / Cümle: رَزَقْنَاهُمْ (Onları rızıklandırdık.) - أَنْزَلَ (Enzele): İndirdi.
Kökü: ن ز ل / Cümle: أُنْزِلَ إِلَيْكَ (Sana indirildi.) - أَوْقَنَ (Evkane): Kesin inandı.
Kökü: ي ق ن / Cümle: يُوقِنُونَ (Kesin inanırlar.) - كَفَرَ (Kefere): İnkâr etti.
Kökü: ك ف ر / Cümle: إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا (Kâfir olanlar...) - أَنْذَرَ (Enzere): Uyardı.
Kökü: ن ذ ر / Cümle: أَأَنْذَرْتَهُمْ (Onları uyardın mı?) - خَتَمَ (Hateme): Mühürledi.
Kökü: خ ت م / Cümle: خَتَمَ اللَّهُ (Allah mühürlemiştir.) - قَالَ (Kâle): Dedi.
Kökü: ق و ل / Cümle: يَقُولُ آمَنَّا (İnandık derler.) - خَدَعَ (Hadaa): Aldattı.
Kökü: خ د ع / Cümle: يُخَادِعُونَ اللَّهَ (Allah'ı aldatırlar.) - شَعَرَ (Şaara): Hissetti, bildi.
Kökü: ش ع ر / Cümle: وَمَا يَشْعُرُونَ (Farkında değillerdir.) - زَادَ (Zâده / Zâde): Artırdı.
Kökü: ز ي د / Cümle: فَزَادَهُمُ اللَّهُ (Allah artırdı.) - كَذَبَ (Kezebە): Yalan söyledi.
Kökü: ك ذ ب / Cümle: كَانُوا يَكْذِبُونَ (Yalan söylüyorlardı.) - أَفْسَدَ (Efsede): Fesat çıkardı.
Kökü: ف س د / Cümle: لَا تُفْسِدُوا (Fesat çıkarmayın.) - أَصْلَحَ (Aslaha): Islah etti.
Kökü: ص ل ح / Cümle: نَحْنُ مُصْلِحُونَ (Biz ıslah edicileriz.) - عَلِمَ (Alime): Bildi.
Kökü: ع ل م / Cümle: لَا يَعْلَمُونَ (Bilmezler.) - لَقِيَ (Lakiye): Karşılaştı.
Kökü: ل ق ي / Cümle: وَإِذَا لَقُوا (Karşılaştıklarında...) - خَلَا (Halâ): Yalnız kaldı.
Kökü: خ ل و / Cümle: إِذَا خَلَوْا (Yalnız kaldıklarında...) - هَزَأَ (Hezeə): Alay etti.
Kökü: ه ز ء / Cümle: مُسْتَهْزِئُونَ (Alay ediyorlar.) - اشْتَرَى (İşterâ): Satın aldı.
Kökü: ش ر ي / Cümle: اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ (Sapıklığı satın aldılar.) - رَبِحَ (Rabiha): Kâr etti.
Kökü: ر ب ح / Cümle: فَمَا رَبِحَتْ (Kâr etmedi.) - أَبْصَرَ (Absara): Gördü.
Kökü: ب ص ر / Cümle: لَا يُبْصِرُونَ (Göremezler.) - خَلَقَ (Halaqa): Yarattı.
Kökü: خ ل ق / Cümle: خَلَقَكُمْ (Sizi yarattı.) - عَبَدَ (Abede): İbadet etti.
Kökü: ع ب د / Cümle: اعْبُدُوا رَبَّكُمْ (Rabbinize ibadet edin.) - نَجَّى (Neccehä): Kurtardı.
Kökü: ن ج و / Cümle: نَجَّيْنَاكُمْ (Sizi kurtardık.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ (Ve inananlar...) - فَـ (Fe): Tertip ve sebep edatı (o halde, hemen).
Cümle: فَاتَّقُونِ (O halde benden sakının.) - لَا (Lâ): Olumsuzluk / Nehiy edatı (değil, sakın).
Cümle: لَا رَيْبَ فِيهِ (Şüphe yoktur.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk veya mevsul edatı (değil, şey).
Cümle: وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ (Mümin değildirler.) - إِنَّ (İnne): Tekit edatı (şüphesiz, muhakkak).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ (Şüphesiz Allah...) - أَمْ (Em): Soru / Atıf edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ (Yoksa uyarmasan da...) - أَنْ (En): Masdar / Nasb edatı (-mek, -mak).
Cümle: أَنْ يُوصَلَ (Birleştirilmesini...) - لَمْ (Lem): Cezm edatı (değil, -medi).
Cümle: فَإِنْ لَمْ تَفْعَلُوا (Eğer yapamazsanız...) - لَنْ (Len): İstikbal olumsuzluk edatı (asla ... -meyecek).
Cümle: وَلَنْ تَفْعَلُوا (Asla yapamayacaksınız.) - قَدْ (Kad): Tahkik edatı (-miş, katiyetle).
Cümle: قَدْ أَفْلَحَ (Şüphesiz kurtuluşa ermiştir.) - سَـ (Sa): İstikbal edatı (yakın gelecek, ecek/acak).
Cümle: سَنَزِيدُ (Artıracağız.) - كَيْفَ (Keyfe): Soru edatı (nasıl).
Cümle: كَيْفَ تَكْفُرُونَ (Nasıl inkâr edersiniz?) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mı, mi).
Cümle: هَلْ عِلْمَ (Bilginiz var mı?) - لَوْ (Lev): Şart edatı (-seydi).
Cümle: وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ (Eğer Allah dileseydi...) - إِذْ (İz): Zarf / Zaman edatı (hani, o zaman).
Cümle: وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ (Hani Rabbin demişti ki...)
"Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-1-99.ayetler"
Konu Özeti:
Bakara Sûresi'nin ilk 99 âyeti, Kur'ân-ı Kerîm'in temel hidayet ilkelerini ve insan gruplarının manevi portrelerini ele alır:
- 1-5. Âyetler: Müttakîlerin (gayba inanan, namazı kılan, infak eden ve vahye iman eden müminlerin) nitelikleri ve ebedi kurtuluşları.
- 6-7. Âyetler: İnkârcıların (kâfirlerin) kalplerinin ve kulaklarının mühürlenmesi.
- 8-20. Âyetler: Münafıkların (ikiyüzlülerin) psikolojik durumları, kalplerindeki maraz ve benzetmeli darb-ı meseller (ateş yakan adam ve karanlıkta sağanak yağmur).
- 21-29. Âyetler: Tüm insanlığa tevhid ve ibadet çağrısı, yaratılış delilleri ve sivrisinek misaliyle ilahi hikmet.
- 30-39. Âyetler: Hz. Âdem'in (a.s.) yeryüzünde halife kılınışı, meleklere isimlerin öğretilmesi, İblis'in kibri ve cennetten yeryüzüne iniş kıssası.
- 40-86. Âyetler: İsrailoğullarına verilen nimetler, Mısır'dan kurtuluş, buzağıya tapma sapkınlığı, cumartesi yasağı ve Bakara (sığır) kesme emri.
- 87-99. Âyetler: Peygamberlerin yalanlanması, kalplerin kılıflı olduğu iddiası ve ilahi ahitlerin bozulması.
Okuma Parçası (Bakara Sûresi Metin Seçkisi)
الم ﴿١﴾ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ ﴿٢﴾ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ﴿٣﴾ وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ﴿٤﴾ اُو۬لٰئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿٥﴾
Meal Özeti (1-5): Elif, Lâm, Mîm. Bu, kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan, muttakîler için bir hidayet rehberi olan Kitap'tır. Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inanırlar; ahirete de kesin olarak iman ederler. İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.
وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰئِكَةِ اِنّ۪ي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَل۪يفَةًۜ ... وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰئِكَةِ ... ﴿٣٠-٣١﴾
Meal Özeti (30-31): Hani Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Allah Âdem'e bütün isimleri (varlıkların hakikatini) öğretti, sonra onları meleklere arz edip bildirmelerini istedi...
Önemli Kelime Örnekleri (Tahlil ve Ezber)
| Arapça Kelime | Kök / Okunuş | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| الْمُتَّقِينَ | و-ق-ي (el-Muttakîn) | Takva sahipleri, sakınanlar |
| يُنْفِقُونَ | ن-ف-ق (Yunfikûn) | Allah yolunda harcarlar |
| الْمُفْلِحُونَ | ف-ل-ح (el-Müflihûn) | Kurtuluşa erenler |
| خَتَمَ | خ-ت-م (Khatama) | Mühürledi |
| مُصْلِحُونَ | ص-ل-ح (Muslihûn) | Düzelticiler, ıslah edenler |
| بَعُوضَةً | ب-ع-ض (Ba'ûdah) | Sivrisinek |
| خَلِيفَةً | خ-ل-ف (Khalîfah) | Halife, temsilci |
| بَقَرَةً | ب-ق-ر (Bakarah) | Sığır, inek |
Bakara Suresi 1-99. Ayetler Dilbilgisi ve Kelime Testi (40 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.