- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-100-149.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
100. أَوَكُلَّمَا عَاهَدُوا عَهْدًا نَبَذَهُ فَرِيقٌ مِنْهُمْ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: جَاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ (Onlara Allah katından bir elçi geldi.) - كِتَاب (Kitâb): Kitap, yazı.
Cümle: نَبَذَ فَرِيقٌ كِتَابَ اللَّهِ (Bir grup Allah'ın kitabını attı.) - شَيْطَان (Şeytân): Şeytan.
Cümle: مَا تَتْلُوا الشَّيَاطِينُ (Şeytanların okuduğu/uydurduğu şeyler.) - سُلَيْمَان (Suleymân): Süleyman (peygamber).
Cümle: عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ (Süleyman'ın mülkü üzerine.) - سِحْر (Sihr): Sihir, büyü.
Cümle: يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ (İnsanlara sihir öğretiyorlar.) - مَلَك (Melek): Melek.
Cümle: عَلَى الْمَلَكَيْنِ (İki melek üzerine.) - فِتْنَة (Fitnet): Fitne, imtihan.
Cümle: إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ (Biz ancak bir fitneyiz.) - زَوْج (Zavc): Eş.
Cümle: بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ (Kişi ile eşinin arasını...) - آخِرَة (Âhiret): Ahiret, öbür dünya.
Cümle: مَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ (Onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.) - عَذَاب (Azâb): Azap, işkence.
Cümle: عَذَابٌ أَلِيمٌ (Elem verici azap.) - رَحْمَة (Rahmet): Rahmet, merhamet.
Cümle: يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِ مَنْ يَشَاءُ (Rahmetini dilediğine tahsis eder.) - فَضْل (FadL): Lütuf, ihsan.
Cümle: وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ (Allah büyük lütuf sahibidir.) - شَيْء (Şey'): Şey, nesne.
Cümle: عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (Her şeye gücü yetendir.) - صَلَاة (Salât): Namaz.
Cümle: وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ (Namazı kılın.) - زَكَاة (Zekât): Zekât.
Cümle: وَآتُوا الزَّكَاةَ (Zekâtı verin.) - جَنَّة (Cennet): Cennet.
Cümle: لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ (Cennete asla giremez.) - مَسْجِد (Mescid): Mescit, cami.
Cümle: مَسَاجِدَ اللَّهِ (Allah'ın mescitleri.) - مَشْرِق (Meşrik): Doğu.
Cümle: وَلِلَّهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ (Doğu da batı da Allah'ındır.) - مَغْرِب (Mağrib): Batı.
Cümle: الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ (Doğu ve batı.) - وَلَد (Veled): Çocuk, evlat.
Cümle: اتَّخَذَ اللَّهُ وَلَدًا (Allah çocuk edindi.) - سَمَاء (Semâ'): Gök, gökyüzü.
Cümle: فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ (Göklerde ve yerde.) - أَرْض (Ard): Yer, yeryüzü.
Cümle: مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ (Göklerin ve yerin mülkü.) - يَوْم (Yevm): Gün.
Cümle: يَوْمَ الْقِيَامَةِ (Kıyamet günü.) - بَيْت (Beyt): Ev, Kabe.
Cümle: جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً (Evi toplanma yeri kıldık.) - إِمَام (İmâm): Önder, lider.
Cümle: جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا (Seni insanlara önder yapacağım.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- عَاهَدَ (Âhede): Ahdetti, sözleşme yaptı.
Cümle: عَاهَدُوا عَهْدًا (Bir ahit yaptılar.) - نَبَذَ (Nebeze): Attı, bozdu.
Cümle: نَبَذَهُ فَرِيقٌ مِنْهُمْ (Onu içlerinden bir grup attı.) - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Cümle: لَا يُؤْمِنُونَ (İman etmezler.) - جَاءَ (Câe): Geldi.
Cümle: جَاءَهُمْ رَسُولٌ (Onlara bir elçi geldi.) - اتَّبَعَ (İttebece): Tabi oldu, uktu.
Cümle: وَاتَّبَعُوا مَا تَتْلُوا (Uydular...) - كَفَرَ (Kafere): İnkâr etti, kâfir oldu.
Cümle: وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ (Süleyman kâfir olmadى.) - عَلَّمَ (Ğalleme): Öğretti.
Cümle: يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ (İnsanlara sihir öğretiyorlar.) - أَنْزَلَ (Enzele): İndirdi.
Cümle: وَمَا أُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ (İki meleğe indirilenler.) - قَالَ (Kâle): Dedİ.
Cümle: حَتَّى يَقُولَا (Ta ki ikisi desin ki...) - فَرَّقَ (Ferrake): Ayırdı.
Cümle: يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ (Onunla arayı ayırırlar.) - ضَرَّ (Darra): Zarar verdi.
Cümle: وَمَا هُمْ بِضَارِّينَ بِهِ (Onlar onunla zarar veremezler.) - نَفَعَ (Nefea): Fayda verdi.
Cümle: وَلَا يَنْفَعُهُمْ (Onlara fayda vermez.) - اشْتَرَى (İşterâ): Satın aldı.
Cümle: لَمَنِ اشْتَرَاهُ (Onu satın alan kimse...) - اتَّقَى (İtteka): Sakındı.
Cümle: وَاتَّقَوْا (Ve sakındılar.) - أَقَامَ (Ekâme): Kıldı, ikame etti.
Cümle: وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ (Namazı kılın.) - آتَى (Âtâ): Verdi, getirdi.
Cümle: وَآتُوا الزَّكَاةَ (Zekâtı verin.) - دَخَلَ (Dehale): Girdi.
Cümle: لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ (Cennete asla giremez.) - حَكَمَ (Hakeme): Hükmetti.
Cümle: فَاللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ (Allah aralarında hükmeder.) - خَلَقَ (Halaka): Yarattı.
Cümle: بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ (Gökleri yaratan...) - أَرْسَلَ (Ersale): Gönderdi.
Cümle: إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ (Şüphesiz biz seni gönderdik.) - ذَكَرَ (Zekere): Andı, hatırladı.
Cümle: اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ (Nimetimi hatırlayın.) - ظَلَمَ (Zaleme): Zulmetti.
Cümle: عَهْدِي الظَّالِمِينَ (Ahdime zalimler erişemez.) - سَأَلَ (Seele): Sordu.
Cümle: أَنْ تَسْأَلُوا رَسُولَكُمْ (Peygamberinize sormanızı...) - هَدَى (Hedâ): Hidayet etti.
Cümle: يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ (Dilediğini hidayete erdirir.) - عَرَفَ (Arafa): Bildi, tanıdı.
Cümle: يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءَهُمْ (O'nu oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- لَا (Lâ): Olumsuzluk edatı (değil, yok).
Cümle: لَا يُؤْمِنُونَ (İman etmezler.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / mevsul edatı.
Cümle: وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ (Süleyman kâfir olmadı.) - إِنَّ (İnne): Teveccüh/tekit edatı (şüphesiz).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.) - لَوْ (Lev): Şart / temenni edatı (keşke, eğer).
Cümle: لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ (Keşke bilselerdi!) - أَمْ (Em): Soru / bağlaç edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ تُرِيدُونَ (Yoksa istiyor musunuz?) - بَلْ (Bel): İtiraz / edatı (bilakis, aksine).
Cümle: بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ (Bilakis onların çoğu iman etmez.) - حَتَّى (Hattâ): Edat (-e kadar, ta ki).
Cümle: حَتَّى يَقُولَا (Ta ki ikisi desin ki...) - إِلَّا (İllâ): İstisna edatı (ancak, -den başka).
Cümle: إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ (Ancak Allah'ın izniyle.) - لَنْ (Len): Gelecek zaman olumsuzluk edatı (asla).
Cümle: لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ (Cennete asla giremez.) - أَيْنَ (Eyne): Mekân zarfı / soru edatı (nerede).
Cümle: أَيْنَمَا تُوَلَّوْا (Nereye dönerseniz...) - سَـ (Se-): İstikbal edatı (yakında).
Cümle: فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللَّهُ (Allah sana onlara karşı yeter.) - فَـ (Fe-): Tertip edatı (o halde, hemen).
Cümle: فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا (O halde affedin ve hoşgörün.) - قَدْ (Kad): Tahkik edatı (kesinlikle, şüphesiz).
Cümle: قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ (Yüzünün çevrildiğini görüyoruz.) - وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَالسَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ (Gökler ve yer.) - إِذْ (İz): Zaman zarfı (hani, o zaman).
Cümle: وَإِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ (Hani Evi kılmıştık...)
Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-150-199.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
150. وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنْتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلَّا الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِي وَلِأُتِمَّ نِعْمَتِي عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا (Aranızda bir elçi gönderdik.) - كِتَاب (Kitâb): Kitap, yazı.
Cümle: وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ (Size kitabı öğretir.) - حِكْمَة (Hikmet): Hikmet, doğru hüküm.
Cümle: وَالْحِكْمَةَ (Hikmeti de öğretir.) - صَبْر (Sabr): Sabır, dayanma gücü.
Cümle: اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ (Sabırla yardım dileyin.) - صَلَاة (Salât): Namaz.
Cümle: وَالصَّلَاةِ (Namazla da yardım dileyin.) - أَمْوَال (Emmvâl): Mallar.
Cümle: وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ (Mallardan eksiltme ile...) - أَنْفُس (Enfus): Canlar, nefisler.
Cümle: وَالْأَنْفُسِ (Canlardan...) - ثَمَرَات (Semerât): Ürünler, meyveler.
Cümle: وَالثَّمَرَاتِ (Ürünlerden de...) - مُصِيبَة (Musîbe): Musibet, felaket.
Cümle: إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ (Başlarına musibet geldiğinde...) - بَيْت (Beyt): Ev, Kâbe.
Cümle: مَنْ حَجَّ الْبَيْتَ (Kâbe'yi hacceden...) - هُدَى (Hüdâ): Hidayet, doğru yol.
Cümle: هُدًى لِلنَّاسِ (İnsanlar için hidayettir.) - عَدُوّ (Aduvv): Düşman.
Cümle: عَدُوٌّ مُبِينٌ (Apaçık bir düşmandır.) - سُوء (Sû'): Kötülük.
Cümle: بِالسُّوءِ (Kötülüğü emreder.) - مَيْتَة (Meyte): Leş, ölü et.
Cümle: حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ (Ölü eti size haram kıldı.) - دَم (Dem): Kan.
Cümle: وَالدَّمَ (Kanı da haram kıldı.) - خِنْزِير (Hinzîr): Domuz.
Cümle: وَلَحْمَ الْخِنْزِيرِ (Domuz etini de...) - قِيَامَة (Kiyâme): Kıyamet.
Cümle: يَوْمَ الْقِيَامَةِ (Kıyamet gününde...) - عَذَاب (Azâb): Azap, ceza.
Cümle: عَذَابٌ أَلِيمٌ (Elem verici bir azap vardır.) - بَرّ (Berr): İyilik, takva.
Cümle: لَيْسَ الْبِرَّ (İyilik bu değildir.) - قِصَاص (Kısâs): Kısas.
Cümle: كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ (Kısas farz kılındı.) - شَهْر (Şehr): Ay (zaman).
Cümle: شَهْرُ رَمَضَانَ (Ramazan ayı...) - قُرْآن (Kur'ân): Kur'an.
Cümle: أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ (Kur'an onda indirildi.) - عَفْو (Afv): Affetme.
Cümle: فَمَنْ عُفِيَ لَهُ (Kime affedilirse...) - فَضْل (Fadl): Lütuf.
Cümle: أَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا (Lütuf istemenizde...) - أَلْبَاب (Elbâb): Akıllar, özler.
Cümle: يَا أُولِي الْأَلْبَابِ (Ey akıl sahipleri!)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- خَرَجَ (Harace): Çıktı.
Cümle: وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ (Nereden çıktınsa...) - وَلَّى (Vellâ): Çevirdi, yöneltti.
Cümle: فَوَلِّ وَجْهَكَ (Yüzünü çevir.) - أَرْسَلَ (Ersale): Gönderdi.
Cümle: أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا (Bir elçi gönderdik.) - تَلَا (Telâ): Okudu.
Cümle: يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا (Ayetlerimizi okuyor.) - زَكَّى (Zekkâ): Arındırdı.
Cümle: وَيُزَكِّيكُمْ (Sizi arıtıyor.) - عَلَّمَ (Alleme): Öğretti.
Cümle: وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ (Size kitabı öğretir.) - ذَكَرَ (Zekere): Andı, hatırladı.
Cümle: فَاذْكُرُونِي (Beni anın.) - شَكَرَ (Şakere): Şükretti.
Cümle: وَاشْكُرُوا لِي (Bana şükredin.) - كَفَرَ (Kafere): İnkâr etti.
Cümle: وَلَا تَكْفُرُونِ (Nankörlük etmeyin.) - اسْتَعَانَ (İsteâne): Yardım diledi.
Cümle: اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ (Sabırla yardım dileyin.) - قَتَلَ (Katale): Öldürdü.
Cümle: يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ (Allah yolunda öldürülen...) - بَلَا (Belâ): Denedi.
Cümle: وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ (Sizi deneriz.) - أَصَابَ (Esâbe): İsabet etti.
Cümle: إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ (Musibet geldiğinde...) - حَجَّ (Hacce): Hac yaptı.
Cümle: مَنْ حَجَّ الْبَيْتَ (Kâbe'yi hacceden...) - كَتَمَ (Keteme): Gizledi.
Cümle: الَّذِينَ يَكْتُمُونَ (Gizleyenler...) - تَابَ (Tâbe): Tevbe etti.
Cümle: إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا (Tevbe edenler müstesna...) - خَلَقَ (Halaka): Yarattı.
Cümle: فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ (Göklerin yaratılışında...) - أَحْيَا (Ahyâ): Diriltti.
Cümle: فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ (Yeryüzünü diriltti.) - أَكَلَ (Ekale): Yedi.
Cümle: كُلُوا مِمَّا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünden yiyin.) - حَرَّمَ (Harreme): Haram kıldı.
Cümle: حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ (Ölü eti haram kıldı.) - اشْتَرَى (İşterâ): Satın aldı.
Cümle: اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ (Dalaleti satın aldılar.) - صَامَ (Sâme): Oruç tuttu.
Cümle: كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ (Oruç farz kılındı.) - أَنْزَلَ (Enzele): İndirdi.
Cümle: أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ (Kur'an indirildi.) - سَأَلَ (Seele): Sordu.
Cümle: وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي (Kullarım sorduğunda...) - قَاتَلَ (Kātale): Savaştı.
Cümle: وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ (Savaşın.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ (İlâhınız tek bir ilâhtır.) - فَـ (Fe): Rabıt / tertip edatı (hemen, o halde).
Cümle: فَوَلِّ وَجْهَكَ (O halde yüzünü çevir.) - ثُمَّ (Summe): Terhiş edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ يُمِيتُكُمْ (Sonra sizi öldürür.) - لَا (Lâ): Olumsuzluk edatı (değil, yok).
Cümle: لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ (O'ndan başka ilâh yoktur.) - إِنَّ (İnne): Tekit edatı (şüphesiz).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ (Şüphesiz Allah sabredenlerledir.) - لِئَلَّا (Liellâ): Gerekçe edatı (-mesin diye).
Cümle: لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ (İnsanların aleyhinde delil olmasın diye...) - أَوْ (Ev): Alternatif edatı (veya).
Cümle: أَوِ اعْتَمَرَ (Veya umre yaparsa...) - إِلَّا (İllâ): İstisna edatı (ancak, -den başka).
Cümle: إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا (Tevbe edenler müstesna...) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / mevsul edatı (ne, -diği şey).
Cümle: وَمَا أَنْزَلَ اللَّهُ (Allah'ın indirdiği şeyler...) - بَلْ (Bel): Dönüş edatı (bilakis).
Cümle: بَلْ أَحْيَاءٌ (Bilakis onlar diridirler.) - لَوْ (Lev): Şart edatı (keşke).
Cümle: وَلَوْ يَرَى الَّذِينَ ظَلَمُوا (Zulmedenler keşke görselerdi...) - كَيْفَ (Keyfe): İstifham edatı (nasıl).
Cümle: كَيْفَ تَكْفُرُونَ (Nasıl inkâr ediyorsunuz?) - أَمْ (Em): İstifham edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ حَسِبْتُمْ (Yoksa sandınız mı?) - قَدْ (Kad): Tahkik edatı (gerçekten).
Cümle: قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (Müminler kurtuluşa ermiştir.) - لِـ (Li): Amaç / bildirme edatı (...için).
Cümle: لِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ (Sayısını tamamlamanız için...)
"Kuranla-Arapca-2. Bakara Sûresi-100-199.ayetler"
Bakara Suresi 100-199. Ayetler Konu Özeti
Bakara Sûresi'nin 100 ile 199. ayetleri arasındaki bölüm, İslam toplumunun inanç, ibadet, hukuk ve ahlak esaslarının temellerini atan çok önemli hükümleri içerir:
- Nesh ve İlahî Kudret (106-115): Ayetlerin neshedilmesi ilkesi, Allah'ın mutlak mülk sahibi oluşu ve mescitlerde Allah'ın adının anılmasına engel olanların durumu anlatılır.
- Hz. İbrahim'in Mirası ve Kâbe (124-141): Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in Kâbe'yi inşası, duaları ve hanif din anlayışı vurgulanır.
- Kıblenin Değişmesi ve Vasat Ümmet (142-152): Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram'a yöneliş (Tahvil-i Kıble) ve Müslümanların adil/dengeli bir ümmet oluşu bildirilir.
- İmtihan, Sabır ve Şeâir (153-167): Sabır ve namazla yardım dileme, şehitlik mertebesi, korku ve açlıkla imtihan, Safa ile Merve'nin Allah'ın sembollerinden oluşu açıklanır.
- Helal-Haram ve Birr (168-182): Temiz rızıklar, haram kılınan yiyecekler, gerçek iyiliğin (Birr) tanımı ve Kısas hukuku düzenlenir.
- Oruç, Ramazan ve Hac Hükümleri (183-199): Ramazan ayında orucun farz kılınışı, dua ayeti, hilaller, savunma savaşı ilkeleri ile Hac ibadetinin rükünleri beyan edilir.
20 Önemli Arapça Kelime ve Örnek Cümleler
-
مَا نَنْسَخْ (İlga etmek / Hükmünü kaldırmak):
مَا نَنْسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنْسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِنْهَا
(Biz bir ayetin hükmünü kaldırır veya onu unutturursak, ondan daha hayırlısını getiririz.) -
وَلِيّ (Dost / Koruyucu):
وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
(Sizin Allah'tan başka hiçbir dostunuz ve yardımcınız yoktur.) -
سَوَاءَ السَّبِيلِ (Doğru yol / Dengeli yol):
فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ
(Şüphesiz o, doğru yoldan sapmış olur.) -
مَقَامُ إِبْرَاهِيمَ (İbrahim'in makamı):
وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى
(İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin.) -
صِبْغَةَ اللَّهِ (Allah'ın boyası / Dini):
صِبْغَةَ اللَّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللَّهِ صِبْغَةً
(Allah'ın boyasıyla boyandık. Boyası Allah'ınkinden daha güzel olan kim vardır?) -
قِبْلَة (Yönelinen cihet / Kıble):
فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ
(Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.) -
أُمَّةً وَسَطًا (Adil ve dengeli bir toplum):
وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا
(İşte böylece sizi adil ve dengeli bir ümmet kıldık.) -
اسْتَعِينُوا (Yardım isteyin):
اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ
(Sabır ve namazla yardım dileyin.) -
الشَّعَائِر (Semboller / Dini nişaneler):
إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ
(Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın nişanelerindendir.) -
الْبِرّ (Gerçek erdem ve iyilik):
لَيْسَ الْبِرَّ أَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ
(İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmenizden ibaret değildir.) -
الْقِصَاص (Suça denk ceza / Kısas):
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى
(Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı.) -
الصِّيَام (Oruç ibadeti):
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ
(Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de farz kılındı.) -
شَهْرُ رَمَضَانَ (Ramazan ayı):
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ
(Ramazan ayı, içinde Kur'an'ın indirildiği aydır.) -
الْفَجْر (Tan yeri / Şafak vakti):
حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ
(Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yeyin için.) -
الْأَهِلَّة (Hilaller / Yeni aylar):
يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْأَهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ
(Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.) -
التَّهْلُكَة (Tehlike / Kendi eliyle helake sürüklenme):
وَلَا تُلْقُوا بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ
(Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.) -
خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ (Şeytanın adımları):
وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ
(Şeytanın adımlarına uymayın.) -
شَهَادَة (Tanıklık / Şahitlik):
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللَّهِ
(Allah'tan olan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir?) -
الْفِتْنَة (Baskı / Bozgunculuk):
وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ
(Fitne, adam öldürmekten daha beterdir.) -
التَّقْوَى (Allah'a karşı sorumluluk / Sakınma):
وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى
(Ahiret için azık edinin; bilin ki azığın en hayırlısı takvadır.)
Bakara Suresi 100-199. Ayetler Dilbilgisi ve Kelime Testi
www.muhammediyye.org



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.