☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül 2026

Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve gramer ve kelime ezber testi ,örnek cümle ve kelimeler le beraber sitemize ekleniyor... 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi ve Örnek kelimeler ve örnek cümleler ve kelime ezber testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-1-49.ayetler

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed   dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Ders1
  • Ders2
  • Konu Testi
  • Sureler
  • Arapça Dersler
  • ☝📖المحمدية📖☝

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-1-49.ayetler

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1. طسْم
2. تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ
3. لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ
4. إِنْ نَشَأْ نُنزلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَاءِ آيَةً فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ
5. وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضِينَ
6. فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتِيهِمْ أَنْبَاءُ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ
7. أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الْأَرْضِ كَمْ أَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ
8. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
9. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
10. وَإِذْ نَادَى رَبُّكَ مُوسَى أَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
11. قَوْمَ فِرْعَوْنَ أَلَا يَتَّقُونَ
12. قَالَ رَبِّ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُكَذِّبُونِ
13. وَيَضِيقُ صَدْرِي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانِي فَأَرْسِلْ إِلَى هَارُونَ
14. وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَأَخَافُ أَنْ يَقْتُلُونِ
15. قَالَ كَلَّا فَاذْهَبَا بِآيَاتِنَا إِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ
16. فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَا إِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمِينَ
17. أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ
18. قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ
19. وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّتِي فَعَلْتَ وَأَنْتَ مِنَ الْكَافِرِينَ
20. قَالَ فَعَلْتُهَا إِذًا وَأَنَا مِنَ الضَّالِّينَ
21. فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكْمًا وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُرْسَلِينَ
22. وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنْ عَبَدْتَ بَنِي إِسْرَائِيلَ
23. قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَمِينَ
24. قَالَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا إِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ
25. قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُ أَلَا تَسْتَمِعُونَ
26. قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ
27. قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ الَّذِي أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ
28. قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَا إِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ
29. قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ إِلَهًا غَيْرِي لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُونِينَ
30. قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُبِينٍ
31. قَالَ فَأْتِ بِهِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
32. فَأَلْقَى عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبِينٌ
33. وَنَزَعَ يَدَهُ فَإِذَا هِيَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ
34. قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُ إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ
35. يُرِيدُ أَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ أَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ
36. قَالُوا أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَبَعْشُرْ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِرِينَ
37. يَأْتُوكَ بِكلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍ
38. فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِمِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ
39. وَقِيلَ لِلْنَّاسِ هَلْ أَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَ
40. لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ السَّحَرَةَ إِنْ كُنْتُمْ مُوقِنُونَ
41. فَلَمَّا جَاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِنْ كُنْتَ نَحnُ الْمُغْلِبِينَ
42. قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ لَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ
43. قَالَ لَهُمْ مُوسَى أَلْقُوا مَا أَنْتُمْ مُلْقُونَ
44. فَأَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعَصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَا لَغَالِبُونَ
45. فَأَلْقَى مُوسَى عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ
46. فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ ساجِدِينَ
47. قَالُوا آمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَمِينَ
48. رَبِّ مُوسَى وَهَارُونَ
49. قَالَ آمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ أَنْ آذَنَ لَكُمْ إِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ فَلَسَوْعَ تَعْلَمُونَ لَأُقَطِّعَنَّ أَيَّنْكُمْ وَهَارُونَ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ
Türkçe Meali:
1. Tâ, Sîn, Mîm.
2. Bunlar, apaçık Kitap'ın ayetleridir.
3. (Ey Muhammed!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın!
4. Eğer biz dilesek, üzerlerine gökten bir mucize indiririz de ona boyunları eğlip kalır.
5. Rahman'dan kendilerine ne zaman yeni bir uyarı gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.
6. Artık gerçekten yalanladılar; alaya aldıkları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.
7. Yeryüzüne bakmadılar mı? Orada her güzel çift bitkiden nice nicelerini yetiştirdik.
8. Şüphesiz bunda bir ayet (ders) vardır; ama yine de onların çoğu iman etmemiştir.
9. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
10. Hani Rabbin Musa'ya: "Zalim kavme, Firavun'un kavmine git, hâlâ sakınmayacaklar mı?" diye seslenmişti.
11. (Devamı: 11-49. ayetlerde Hz. Musa'nın Firavun ile mücadelesi, sihirbazlarla karşılaşması ve sihirbazların iman etmesi anlatılmaktadır.)

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • الْكِتَابُ (El-Kitâb): Kitap, yazılı metin.
    Cümle: تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ (Bunlar, apaçık Kitap'ın ayetleridir.)
  • سَمَاء (Semâ): Gök, gökyüzü.
    Cümle: نُنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً (Gökten su indiriyoruz.)
  • ذِكْر (Zikr): Hatırlatma, öğüt, Kur'an.
    Cümle: وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ (Onlara bir zikir gelmez ki...)
  • أَرْض (Ard): Yeryüzü, toprak.
    Cümle: أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الْأَرْضِ (Yeryüzüne bakmadılar mı?)
  • زَوْج (Zavc): Çift, sınıf, eş.
    Cümle: مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ (Her cömert ve güzel çiftten...)
  • قَوْم (Kavm): Topluluk, kavim.
    Cümle: اذْهَبْ إِلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (Zalim kavme git.)
  • صَدْر (Sadr): Göğüs, kalp.
    Cümle: وَيَضِيقُ صَدْرِي (Göğsüm daralıyor.)
  • لِسَان (Lisân): Dil, konuşma yeteneği.
    Cümle: وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانِي (Ve dilim çözülmüyor.)
  • نِعْمَة (Ni'me): Nimet, bağış.
    Cümle: وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ (Bu bana kakğı yaptığın bir nimettir.)
  • مَشْرِق (Meşrik): Doğu, gün doğumu yeri.
    Cümle: رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ (Doğunun ve batının Rabbidir.)
  • مَغْرِب (Mağrib): Batı.
    Cümle: الشَّمْسُ تَغْرُبُ فِي الْمَغْرِبِ (Güneş batıda batar.)
  • عَصَا (Asâ): Asa, değnek.
    Cümle: فَأَلْقَى عَصَاهُ (Asasını attı.)
  • ثُعْبَان (Su'bân): Büyük yılan, ejderha.
    Cümle: فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبِينٌ (Bir de ne gorsun, apaçık bir yılan!)
  • يَد (Yed): El.
    Cümle: وَنَزَعَ يَدَهُ (Elini koynundan çıkardı.)
  • سَاحِر (Sâhir): Sihirbaz, büyücü.
    Cümle: إِنَّ هَذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ (Şüphesiz bu çok bilgili bir sihirbazdır.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • يَكُونُوا (Yekûnû / Oluyorlar): Kökü: ك و ن
    Cümle: أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ (İnanan kimseler olmayacaklar diye...)
  • نَشَأْ (Neşâ' / Dilersek): Kökü: ش ي ء
    Cümle: إِنْ نَشَأْ نُنْزِلْ (Eğer dilersek indiririz.)
  • يَأْتِيهِمْ (Ye'tîhim / Onlara gelir): Kökü: أ ت ي
    Cümle: وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ (Onlara bir öğüt gelmez.)
  • كَذَّبُوا (Kezzebû / Yalanladılar): Kökü: ك ذ ب
    Cümle: فَقَدْ كَذَّبُوا (Artık yalanladılar.)
  • أَنْبَتْنَا (Enbetnâ / Bitirdik, yetiştirdik): Kökü: ن ب ت
    Cümle: كَمْ أَنْبَتْنَا فِيهَا (Orada nice bitkiler bitirdik.)
  • نَادَى (Nâdâ / Seslendi): Kökü: ن د و
    Cümle: وَإِذْ نَادَى رَبُّكَ مُوسَى (Hani Rabbin Musa'ya seslenmişti.)
  • يَتَّقُونَ (Yettakûn / Sakınıyorlar): Kökü: و ق ي
    Cümle: أَلَا يَتَّقُونَ (Hâlâ sakınmayacaklar mı?)
  • أَخَافُ (Ehâfu / Korkuyorum): Kökü: خ و ف
    Cümle: إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُكَذِّبُونِ (Beni yalanlamalarından korkuyorum.)
  • يَضِيقُ (Yadîku / Daralıyor): Kökü: ض ي ق
    Cümle: وَيَضِيقُ صَدْرِي (Ve göğsüm daralıyor.)
  • يَقْتُلُونِ (Aktulûni / Beni öldürürler): Kökü: ق ت ل
    Cümle: أَنْ يَقْتُلُونِ (Beni öldürmelerinden [korkarım].)
  • أَرْسِلْ (Ersil / Gönder): Kökü: ر س ل
    Cümle: فَأَرْسِلْ إِلَى هَارُونَ (Öyleyse Harun'u da gönder.)
  • نُرَبِّكَ (Nurebbike / Seni besleyip büyüttük): Kökü: ر ب ب
    Cümle: أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا (Seni içimizde çocuk olarak büyütmedik mi?)
  • لَبِثْتَ (Lebifte / Kaldın): Kökü: ل ب ث
    Cümle: وَلَبِثْتَ فِينَا سِنِينَ (Yıllarca aramızda kaldın.)
  • فَعَلْتَ (Fe'alte / Yaptın): Kökü: ف ع ل
    Cümle: وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ (Ve o işini yaptın.)
  • أَلْقَى (Elkâ / Attı): Kökü: ل ق ي
    Cümle: فَأَلْقَى عَصَاهُ (Asasını attı.)

3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنْ (İn - Şart edatı):
    Anlamı: Eğer, ise.
    Cümle: إِنْ نَشَأْ نُنزلْ (Eğer dilersek indiririz.)
  • لَا (Lâ - Nefi / Olumsuzluk edatı):
    Anlamı: -me, -ma, değil.
    Cümle: وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانِي (Ve dilim çözülmüyor.)
  • أَلَا (Elâ - Tenbih / İstifham edatı):
    Anlamı: Dikkat edin!, -mez mi?, deil mi?.
    Cümle: أَلَا يَتَّقُونَ (Hâlâ sakınmazlar mı?)
  • مَا (Mâ - Olumsuzluk / Mevsul edatı):
    Anlamı: -dığı şey, değil.
    Cümle: وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ (Ve onların çoğu inanmış değildir.)
  • كَلَّا (Kellâ - Reddetme edatı):
    Anlamı: Asla, öyle değil!
    Cümle: قَالَ كَلَّا فَاذْهَبَا (Buyurdu ki: Asla! İkiniz gidin...)

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-50-100.ayetler

Konu Özeti: Bu bölümde Hz. Musa ile Firavun ve sihirbazları arasındaki mücadele, sihirbazların iman etmesi, Firavun'un tehditleri, denizin yarılmasıyla İsrailoğullarının kurtuluşu ve Firavun ordusunun helakı anlatılır. Devamında Hz. İbrahim'in kavmiyle olan tevhîd mücadelesi, putların acizliği, Yaratıcı'nın üstün sıfatları ve Hz. İbrahim'in ahiret duası yer almaktadır.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
50. قَالُوا لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ
51. إِنَّ نَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَایَانَا أَنْ كُنَّا أَوَّلَ الْمُؤْمِنِينَ
52. وَأَوْحَیْنَا إِلَى مُوسَى أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِی إِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ
53. فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِی الْمَدَائِنِ حَاشِرِینَ
54. إِنَّ هَؤُلَاءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِیلُونَ
55. وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَائِظُونَ
56. وَإِنَّا لَجَمِیعٌ حَاذِرُونَ
57. فَأَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُیُونٍ
58. وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِیمٍ
59. كَذَلِكَ وَأَوْرَثْنَاهَا بَنِی إِسْرَائِیلَ
60. فَأَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقِینَ
61. فَلَمَّا تَرَاءَى الْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَابُ مُوسَى إِنَّا لَمُدْرَكُونَ
62. قَالَ كَلَّا ۖ إِنَّ مَعِی رَبِّی سَیَهْدِینِ
63. فَأَوْحَیْنَا إِلَى مُوسَى أَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ ۖ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظِیمِ
64. وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ الْآخَرِینَ
65. وَأَنْجَیْنَا مُوسَى وَمَنْ مَعَهُ أَجْمَعِینَ
66. ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآخَرِینَ
67. إِنَّ فِی ذَلِكَ لَآیَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِینَ
68. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِیزُ الرَّحِیمُ
69. وَاتْلُ عَلَیْهِمْ نَبَأَ إِبْرَاهِیمَ
70. إِذْ قَالَ لِأَبِیهِ وَقَوْمِهِ مَا تَعْبُدُونَ
71. قَالُوا نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِفِینَ
72. قَالَ هَلْ یَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ أَوْ یَنْفَعُونَكُمْ أَوْ یَضُرُّونَ
73. قَالُوا بَلْ وَجَدْنَا آبَاءَنَا كَذَلِكَ یَفْعَلُونَ
74. قَالَ أَفَرَأَیْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَ
75. أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمُ الْأَقْدَمُونَ
76. فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِی إِلَّا رَبَّ الْعَالَمِینَ
77. الَّذِی خَلَقَنِی فَهُوَ یَهْدِینِ
78. وَالَّذِی هُوَ يُطْعِمُنِی وَيَسْقِینِ
79. وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِینِ
80. وَالَّذِی يُمِيتُنِی ثُمَّ يُحْيِینِ
81. وَالَّذِی أَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لِی خَطِئِی يَوْمَ الدِّینِ
82. رَبِّ هَبْ لِی حُكْمًا وَأَلْحِقْنِی بِالصَّالِحِینَ
83. وَاجْعَلْ لِی لِسَانَ صِدْقٍ فِی الْآخِرِینَ
84. وَاجْعَلْ لِی مِنْ وَرَسَةِ جَنَّةِ النَّعِیمِ
85. وَاغْفِرْ لِی أَبِی إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّینَ
86. وَلَا تُخْزِنِی يَوْمَ يُبْعَثُونَ
87. يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ
88. إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِیمٍ
89. وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِینَ
90. وَبُرِّزَتِ الْجَحِیمُ لِلْغَاوِینَ
91. وَقِیلَ لَهُمْ أَیْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَ
92. مِنْ دُونِ اللَّهِ هَلْ يَنْفَعُونَكُمْ أَوْ يَنْتَصِرُونَ
93. فَكُكْبِكُوا فِیهَا هُمْ وَالْغَاوُونَ
94. وَجُنُودُ إِبْلِیسَ أَجْمَعُونَ
95. قَالُوا وَهُمْ فِیهَا يَخْتَصِمُونَ
96. تَاللَّهِ إِنْ كُنَّا لَفِی ضَلَالٍ مُبِینٍ
97. إِذْ نُسَوِّیكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمِینَ
98. وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ
99. فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعِینَ
100. وَلَا صَدِیقٍ حَمِیمٍ
Türkçe Meali:
50. Dediler ki: "Zararı yok; şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz."
51. "İlk müminler olmamızdan dolayı Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."
52. Musa'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.
53. Firavun da şehirlerde asker toplamak üzere adamlar gönderdi.
54. "Şüphesiz bunlar az bir topluluktur."
55. "Ve şüphesiz onlar bizi öfkelendirmişlerdir."
56. "Biz ise tedbirli ve hazırlıklı bir topluluğuz."
57. Nihayet onları bahçelerden ve pınarlardan çıkardık;
58. Hazinelerden ve şerefli makamlardan!
59. İşte böyle; buralara İsrailoğullarını varis kıldık.
60. Güneş doğarken onların arkasına düştüler.
61. İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları, "Şüphesiz yakalandık" dediler.
62. Musa, "Asla! Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir" dedi.
63. Bunun üzerine Musa'ya, "Asanla denize vur" diye vahyettik. Deniz hemen yarıldı, her parça kocaman bir dağ gibi oldu.
64. Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
65. Musa'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
66. Sonra ötekilerini suda boğduk.
67. Şüphesiz bunda bir ayet (ibret) vardır; ama yine de onların çoğu iman etmemiştir.
68. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve merhamet sahibi olandır.
69. Onlara İbrahim'in haberini de oku.
70. Hani o babasına ve kavmine, "Siz neye ibadet ediyorsunuz?" demişti.
71. "Putlara ibadet ediyoruz, onlara tapmakta devam ediyoruz" demişlerdi.
72. İbrahim, "Peki, yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?" dedi.
73. "Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı?"
74. Dediler ki: "Hayır, ama biz atalarımızı böyle yapar bulduk."
75. İbrahim şöyle dedi: "İsterse geçmişte sizin de atalarınız da taptığınız şeyler olsun, iyi düşünün."
76. "Şüphesiz onlar benim düşmanımdır, ancak âlemlerin Rabbi müstesna."
77. "Beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur."
78. "Beni doyuran ve sulayan O'dur."
79. "Hastalandığımda bana şifa veren O'dur."
80. "Beni öldürecek, sonra diriltecek olan O'dur."
81. "Ve ceza gününde hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur."
82. "Rabbim, bana hüküm (hikmet) ver ve beni salihlere kat."
83. "Bana sonradan gelecekler arasında hayırla anılacak bir nam nasip et."
84. "Beni naim cennetlerinin varislerinden kıl."
85. "Babamı da bağışla, çünkü o sapıklardandı."
86. "İnsanların diriltileceği gün beni utandırma."
87. "O gün ne mal fayda verir ne de oğullar."
88. "Ancak Allah'a selim bir kalple gelenler müstesna."
89. Cennet, muttakiler için yaklaştırılır.
90. Cehennem de azgınlara gösterilir.
91. Onlara denilir ki: "Nerede taptıklarınız?"
92. "Allah'tan başka? Size yardım edebiliyorlar mı, yoksa kendilerine yardım edebiliyorlar mı?"
93. Onlar ve azgınlar tepüstü oraya atılırlar.
94. İblis'in orduları da hepsi oraya atılır.
95. Orada çekişerek şöyle derler:
96. "Allah'a yemin olsun ki, biz gerçekten apaçık bir sapıklıkta idik."
97. "Çünkü sizi âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."
98. "Bizi ancak o suçlular saptırdı."
99. "Şimdi bizim ne şefaatçilerimiz var,"
100. "Ne de samimi bir dostumuz."

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • رَبّ (Rabb): Sahip, efendi, terbiye eden.
    Cümle: إِنَّا إِلَى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ (Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz.)
  • بَحْر (Bahr): Deniz.
    Cümle: اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ (Asanla denize vur.)
  • طَوْد (Tawd): Büyük dağ.
    Cümle: كَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظِيمِ (Her parça kocaman bir dağ gibi oldu.)
  • نَبَأ (Neba'): Haber, önemli olay.
    Cümle: وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَاهِیمَ (Onlara İbrahim'in haberini oku.)
  • صَنَم / أَصْنَام (Asnâm): Putlar.
    Cümle: قَالُوا نَعْبُدُ أَصْنَامًا (Putlara ibadet ediyoruz dediler.)
  • عَدُوّ (Aduvv): Düşman.
    Cümle: فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِي (Şüphesiz onlar benim düşmanımdır.)
  • يَوْم (Yawm): Gün, zaman parçası.
    Cümle: يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ (O gün ne mal fayda verir ne de oğullar.)
  • حُكْم (Hukm): Hüküm, hikmet, adalet.
    Cümle: رَبِّ هَبْ لِی حُكْمًا (Rabbim, bana hüküm ver.)
  • لِسَان (Lisan): Dil, konuşma, güzel nam.
    Cümle: وَاجْعَلْ لِی لِسَانَ صِدْقٍ (Bana doğru bir lisan/nam nasip et.)
  • جَنَّة (Cenneh): Cennet, bahçe.
    Cümle: وَاجْعَلْ لِی مِنْ وَرَسَةِ جَنَّةِ النَّعِیمِ (Beni naim cennetlerinin varislerinden kıl.)
  • مَال (Mal): Servet, mal mülk.
    Cümle: يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ (O gün mal fayda vermez.)
  • قَلْب (Kalb): Yürek, kalp.
    Cümle: إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِیمٍ (Ancak Allah'a selim bir kalple gelenler müstesna.)
  • جَحِيم (Cahîm): Cehennem, kızgın ateş.
    Cümle: وَبُرِّزَتِ الْجَحِیمُ لِلْغَاوِینَ (Cehennem de azgınlara gösterilmiştir.)
  • جُنُود (Cunûd): Ordular, askerler.
    Cümle: وَجُنُودُ إِبْلِیسَ أَجْمَعُونَ (İblis'in orduları da hepsi oraya atılır.)
  • صَدِيق (Sadîk): Dost, arkadaş.
    Cümle: وَلَا صَدِیقٍ حَمِیمٍ (Ne de samimi bir dostumuz var.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • آمَنَ / يُؤْمِنُونَ (İman ediyorlar): İnanmak.
    Cümle: وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِینَ (Onların çoğu iman etmemiştir.)
  • قَالَ (Kale): Söyledi, dedi.
    Cümle: قَالَ كَلَّا إِنَّ مَعِی رَبِّی (Musa, "Asla! Rabbim benimle beraberdir" dedi.)
  • أَوْحَى / أَوْحَيْنَا (Evhaynâ): Vahyettik.
    Cümle: وَأَوْحَیْنَا إِلَى مُوسَى (Musa'ya vahyettik.)
  • أَسْرِ (Esri): Gece yola çıkar (Emir).
    Cümle: أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِی (Kullarımı gece yola çıkar.)
  • أَرْسَلَ (Ersale): Gönderdi.
    Cümle: فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِی الْمَدَائِنِ (Firavun şehirlere gönderdi.)
  • أَخْرَجَ / أَخْرَجْنَاهُمْ (Ahrecnâhüm): Onları çıkardık.
    Cümle: فَأَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ (Nihayet onları bahçelerden çıkardık.)
  • وَرِثَ / أَوْرَثْنَا (Evrasnâhâ): Oraya varis kıldık.
    Cümle: وَأَوْرَثْنَاهَا بَنِی إِسْرَائِیلَ (Onları İsrailoğullarına varis kıldık.)
  • ضَرَبَ / اضْرِبْ (İdrib): Vur (Emir).
    Cümle: اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ (Asanla denize vur.)
  • انْفَلَقَ (İnfeleka): Yarıldı.
    Cümle: فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ (Deniz yarıldı, her parça dağ gibi oldu.)
  • أَنْجَى / أَنْجَيْنَا (Encaynâ): Kurtardık.
    Cümle: وَأَنْجَیْنَا مُوسَى وَمَنْ مَعَهُ (Musa'yı ve beraberindekileri kurtardık.)
  • أَغْرَقَ / أَغْرَقْنَا (Ağraknâ): Boğduk.
    Cümle: ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآخَرِینَ (Sonra ötekileri suda boğduk.)
  • خَلَقَ / خَلَقَنِی (Halakani): Beni yarattı.
    Cümle: الَّذِی خَلَقَنِی فَهُوَ یَهْدِینِ (Beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur.)
  • أَطْعَمَ / يُطْعِمُنِی (Yut'imuni): Beni doyurur.
    Cümle: وَالَّذِی هُوَ يُطْعِمُنِی وَيَسْقِینِ (Beni doyuran ve sulayan O'dur.)
  • مَرِضَ / مَرِضْتُ (Meridtu): Hastalandım.
    Cümle: وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِینِ (Hastalandığımda bana şifa veren O'dur.)
  • أَمَاتَ / يُمِيتُنِی (Yumituni): Beni öldürür.
    Cümle: وَالَّذِی يُمِيتُنِی ثُمَّ يُحْيِینِ (Beni öldürecek, sonra diriltecek olan O'dur.)

3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet - Harf-i Cer Harici)

  • لَا (Lâ - Nefy / Olumsuzluk edatı):
    Anlamı: Yok, değil, -mez / -maz.
    Cümle: قَالُوا لَا ضَيْرَ (Dediler ki: "Zararı yok.")
  • مَا (Mâ - Nefy / İstifham / Soru edatı):
    Anlamı: Ne, hangi.
    Cümle: مَا تَعْبُدُونَ (Siz neye ibadet ediyorsunuz?)
  • هَلْ (Hel - İstifham / Soru edatı):
    Anlamı: Mı / mi (Soru sorar).
    Cümle: هَلْ یَسْمَعُونَكُمْ (Sizi işitiyorlar mı?)
  • بَلْ (Bel - İdrâb / Vazgeçme ve düzeltme edatı):
    Anlamı: Bilakis, aksine.
    Cümle: قَالُوا بَلْ وَجَدْنَا آبَاءَنَا (Bilakis atalarımızı böyle bulduk dediler.)
  • إِنْ (İn - Şart veya tekit edatı):
    Anlamı: Eğer / şüphesiz anlamı katar.
    Cümle: تَاللَّهِ إِنْ كُنَّا لَفِی ضَلَالٍ (Allah'a yemin olsun ki biz sapıklıktaydık.)

Şuarâ Suresi 50-100. Ayetler Testi

Şuarâ Suresi (50-100) Testi

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-1-49.ayetler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.