☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül 2026

Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve gramer ve kelime ezber testi ,örnek cümle ve kelimeler le beraber sitemize ekleniyor... 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi ve Örnek kelimeler ve örnek cümleler ve kelime ezber testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-150-227.ayetler

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed   dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Ders1
  • Ders2
  • Sureler
  • Arapça Dersler
  • Arapça Ders Kitapları
  • ☝📖المحمدية📖☝

Yazan: S.Muhammed El-Haşimi Musevi
Derleyen: S.Muhammed El-Haşimi Musevi

Şuarâ Suresi 150-200. Ayetler (Okuma Parçası)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
150. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
151. وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ
152. الَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
153. قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ
154. مَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا فَأْتِ بِآيَةٍ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
155. قَالَ هَذِهِ نَاقَةٌ لَهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَعْلُومٍ
156. وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ
157. فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا نَادِمِينَ
158. فَأَخَذَهُمُ الْعَذَابُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
159. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
160. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ الْمُرْسَلِينَ
161. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
162. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
163. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
164. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ
165. أَتَاتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمِينَ
166. وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
167. قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجِينَ
168. قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالِينَ
169. رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ
170. فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ
171. إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ
172. ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ
173. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا فَسَاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرِينَ
174. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
175. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
176. كَذَّبَ أَصْحَابُ الْأَيْكَةِ الْمُرْسَلِينَ
177. إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ
178. إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
179. فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ
180. وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ
181. أَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ
182. وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ
183. وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
184. وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ
185. قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ
186. وَمَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَنَظُنُّكَ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ
187. فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِنَ السَّمَاءِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
188. قَالَ رَبِّي أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ
189. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ إِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
190. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
191. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
192. وَإِنَّهُ لَتَنْزِيلُ رَبِّ الْعَالَمِينَ
193. نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ
194. عَلَى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرِينَ
195. بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبِينٍ
196. وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ
197. أَوَّلَمْ يَكُنْ لَهُمْ آيَةً أَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمَاءُ بَنِي إِسْرَائِيلَ
198. وَلَوْ نَزَلْنَاهُ عَلَى بَعْضِ الْأَعْجَمِينَ
199. فَقَرَأَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانُوا بِهِ مُؤْمِنِينَ
200. كَذَلِكَ سَلَكْنَاهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ
150. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
151. Haddi aşanların emrine itaat etmeyin.
152. Onlar ki yeryüzünde fesat çıkarırlar, iyileştirme/ıslah etmezler.
153. Dediler ki: "Sen ancak büyülenmiş birisin."
154. "Sen ancak bizim gibi bir beşersin; eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir."
155. (Salih) dedi ki: "İşte bu bir dişi devedir; su içme hakkı bir gün onun, belli bir gün de sizindir."
156. "Sakın ona bir kötülük dokundurmayın, yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."
157. Derken onu kestiler de pişmanlık duyanlardan oldular.
158. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama çokları iman etmemişlerdir.
159. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi, çok merhametli olandır.
160. Lût kavmi de elçileri yalanladı.
161. Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
162. "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
163. "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
164. "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir."
165. "İnsanlar içinden erkeklere mi yaklaşım gösteriyorsunuz?"
166. "Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Haydi siz sınırı aşmış bir topluluksunuz."
167. Dediler ki: "Ey Lût! (Bu işe) son vermezsen, mutlaka sürgün edilenlerden olacaksın."
168. (Lût) dedi ki: "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu işten tiksinenlerdenim."
169. "Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar."
170. Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
171. Yalnız geride kalanlar arasında bir ihtiyar kadın hariç.
172. Sonra da diğerlerini helak ettik.
173. Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, uyarılanların yağmuru ne kadar kötü idi!
174. Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama çokları iman etmemişlerdir.
175. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi, çok merhametli olandır.
176. Eyke halkı da elçileri yalanladı.
177. Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
178. "Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
179. "Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
180. "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir."
181. "Ölçüyü tam yapın, eksultanlardan olmayın."
182. "Doğru terazi ile tartın."
183. "İnsanların haklarını eksiltmeyin, yeryüzünde fesat çıkararak bozgunculuk yapmayın."
184. "Sizi ve önceki nesilleri yaratan Allah'a karşı gelmekten sakının."
185. Dediler ki: "Sen ancak büyülenmiş birisin."
186. "Sen ancak bizim gibi bir beşersin. Kesinlikle senin yalancılardan olduğunu zannediyoruz."
187. "Eğer doğru söyleyenlerden isen, üzerimize gökten parçalar yağdır."
188. (Şuayb) dedi ki: "Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir."
189. Derken onu yalanladılar; bunun üzerine onları gölge gününün azabı yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.
190. Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama çokları iman etmemişlerdir.
191. Ve şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi, çok merhametli olandır.
192. Şüphesiz bu (Kur'an), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
193. Onu güvenilir Ruh (Cebrail) indirmiştir.
194. Uyarıcılardan olasın diye senin kalbine indirilmiştir.
195. Apaçık bir Arap diliyle.
196. Şüphesiz o, önceki kitaplarda da vardır.
197. Beni İsrail âlimlerinin onu bilmesi onlar için bir delil değil midir?
198. Eğer biz onu Arapça bilmeyen birine indirseydিক,
199. Ve onu onlara okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
200. İşte biz onu günahkarların kalplerine böyle soktuk.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • الْأَرْضِ (El-Ard): Yeryüzü.
    Cümle: يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkarırlar.)
  • بَشَر (Beşer): İnsan, beşer.
    Cümle: مَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا (Sen ancak bizim gibi bir beşersin.)
  • آيَة (Âye): Mucize, delil, ayet.
    Cümle: فَأْتِ بِآيَةٍ (Bir mucize getir.)
  • نَاقَة (Nâka): Dişi deve.
    Cümle: هَذِهِ نَاقَةٌ لَهَا شِرْبٌ (Bu, su içme hakkı olan bir dişi devedir.)
  • شِرْب (Şirb): Su içme hakkı/payı.
    Cümle: وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَعْلُومٍ (Belli bir günün su içme hakkı sizindir.)
  • عَذَاب (Azap): Ceza, azap.
    Cümle: فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ (Büyük bir günün azabı sizi yakalar.)
  • أَخ (Ah): Kardeş.
    Cümle: قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ (Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti.)
  • رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
    Cümle: إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ (Şüphesiz ben size güvenilir bir elçiyim.)
  • أَجْر (Ecr): Ücret, karşılık.
    Cümle: وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ (Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.)
  • كَيْل (Keyl): Ölçü, tartı.
    Cümle: أَوْفُوا الْكَيْلَ (Ölçüyü tam yapın.)
  • قِسْطَاس (Kıstâs): Doğru terazi.
    Cümle: وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ (Doğru terazi ile tartın.)
  • سَمَاء (Semâ): Gök, gökyüzü.
    Cümle: كِسَفًا مِنَ السَّمَاءِ (Gökten parçalar.)
  • رُوح (Rûh): Cebrail (Ruhü'l-emin).
    Cümle: نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ (Onu güvenilir Ruh indirmiştir.)
  • قَلْب (Kalb): Kalp, gönül.
    Cümle: عَلَى قَلْبِكَ (Kalbine indirmiştir.)
  • لِسَان (Lisan): Dil, lisan.
    Cümle: بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبِينٍ (Apaçık Arap diliyle.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • تُطِيعُوا (Tütîû): İtaat ediyorsunuz / İtaat etmeyin (Kök: ط و ع)
    Cümle: وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ (Haddi aşanların emrine itaat etmeyin.)
  • يُفْسِدُونَ (Yüfsidûne): Fesat çıkarıyorlar (Kök: ف س د)
    Cümle: الَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkaranlar.)
  • يُصْلِحُونَ (Yuslihûne): Islah ediyorlar, düzeltiyorlar (Kök: ص ل ح)
    Cümle: وَلَا يُصْلِحُونَ (Ve ıslah etmezler.)
  • قَالُوا (Kâlû): Dediler (Kök: ق و ل)
    Cümle: قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ (Dediler ki: Sen ancak...)
  • كُنْتَ (Künte): Oldun, isen (Kök: ك و ن)
    Cümle: إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ (Eğer doğru söyleyenlerden isen.)
  • عَقَرُوهَا (Akarûhâ): Onu (deveyi) kestiler (Kök: ع ق ر)
    Cümle: فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا نَادِمِينَ (Onu kestiler de pişman oldular.)
  • تَتَّقُونَ (Tettekûne): Sakınırsınız (Kök: و ق ي)
    Cümle: أَلَا تَتَّقُونَ (Sakınmaz mısınız?)
  • أَسْأَلُكُمْ (Es'elüküm): Sizden istiyorum (Kök: س أ ل)
    Cümle: وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ (Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.)
  • أَوْفُوا (Evfû): Tam yapın, ödeyin (Kök: و ف ي)
    Cümle: أَوْفُوا الْكَيْلَ (Ölçüyü tam yapın.)
  • تَبْخَسُوا (Tabhasû): Eksiltmeyin (Kök: ب خ س)
    Cümle: وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ (İnsanların haklarını eksiltmeyin.)
  • خَلَقَكُمْ (Halakaküm): Sizi yarattı (Kök: خ ل ق)
    Cümle: وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ (Sizi yaratan Allah'tan sakının.)
  • نَزَلَ (Nezele): İndirdi (Kök: ن ز ل)
    Cümle: نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ (Onu güvenilir Ruh indirdi.)
  • يَعْلَمَهُ (Ya'lemehû): Onu bilsin (Kök: ع ل م)
    Cümle: أَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمَاءُ بَنِي إِسْرَائِيلَ (Beni İsrail âlimlerinin onu bilmesi...)
  • نَزَلْنَاهُ (Nezelnâhü): Onu indirdik (Kök: ن ز ل)
    Cümle: وَلَوْ نَزَلْنَاهُ عَلَى بَعْضِ (Eğer biz onu indirseydik...)
  • فَقَرَأَهُ (Fekarâehû): Onu okudu (Kök: ق ر أ)
    Cümle: فَقَرَأَهُ عَلَيْهِمْ (Ve onu onlara okusa idi...)

3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)

  • إِنَّمَا (İnnemâ): Sadece, ancak.
    Cümle: إِنَّمَا أَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ (Sen ancak büyülenmiş birisin.)
  • مَا (Mâ): Olumsuzluk edatı.
    Cümle: مَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ (Sen ancak bir beşersin.)
  • إِلَّا (İllâ): -den başka, ancak.
    Cümle: وَمَا أَسْأَلُكُمْ... إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ (Ücretim ancak âlemlerin Rabbine aittir.)
  • إِنْ (İn): Şart edatı (Eğer).
    Cümle: إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ (Eğer doğru söyleyenlerden isen.)
  • لَا (Lâ): Nehy / Olumsuzluk edatı.
    Cümle: وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ (Haddi aşanların emrine itaat etmeyin.)
  • بَلْ (Bel): Bilakis, aksine (İtiraz/İstidrak edatı).
    Cümle: بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ (Bilakis siz sınırı aşmış bir topluluksunuz.)
  • لَوْ (Lev): Şart edatı (Keşke / Eğer).
    Cümle: وَلَوْ نَزَلْنَاهُ عَلَى بَعْضِ الْأَعْجَمِينَ (Eğer biz onu Arapça bilmeyenlere indirseydik...)
  • لَـ (Lam-ı Tekit): Tekit / pekiştirme harfi.
    Cümle: وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ (Şüphesiz senin Rabbin muhakkak mutlak güç sahibidir.)
  • قَدْ (Kad): Tahkik edatı.
    Cümle: قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir.)
  • وَ (Vav): Atıf edatı (Ve).
    Cümle: فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا نَادِمِينَ (Onu kestiler ve pişman oldular.)

Şuarâ Suresi 150-200. Ayetler Testi

Şuarâ Suresi 150-200. Ayetler Testi

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-201-227.ayetler

Konu Özeti

Şuarâ Sûresi'nin 201-227. ayetleri, inkârcıların kendilerine vaad edilen acıklı azabı görünceye kadar iman etmeyeceklerini, azap ansızın geldiğinde ise çaresizce mühlet isteyeceklerini bildirir. Vahyin şeytanlar tarafından indirildiği iddiası reddedilerek Kur'an-ı Kerim'in ilahı kaynağı vurgulanır. Hz. Peygamber'e (s.a.v.) önce en yakın akrabalarını uyarması, müminlere karşı mütevazı ve şefkatli olması, Yüce Allah'a tevekkül etmesi emredilir. Son bölümde ise batıl peşinde koşan ve yapmadıklarını söyleyen şairler eleştirilirken; iman edip salih amel işleyen ve haksızlığa karşı hakkı savunan şairler bu durumdan istisna tutulur.

Şuarâ Sûresi 201-227. Ayetler (Okuma Parçası)

201. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ حَتَّىٰ يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
202. فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
203. فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ
204. أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
205. أَفَرَأَيْتَ إِن مَّتَّعْنَاهُمْ سِنِينَ
206. ثُمَّ جَاءَهُم مَّا كَانُوا يُوعَدُونَ
207. مَا أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا يُمَتَّعُونَ
208. وَمَا أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ
209. ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَالِمِينَ
210. وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطِينُ
211. وَمَا يَنبَغِي لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ
212. إِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ
213. فَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّبِينَ
214. وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ
215. وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
216. فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّي بَرِيءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ
217. وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ
218. الَّذِي يَرَاكَ حِينَ تَقُومُ
219. وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ
220. إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
221. هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ الشَّيَاطِينُ
222. تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ
223. يُلْقُونَ السَّمَعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَ
224. وَالشُّعَرَاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُونَ
225. أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ
226. وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ
227. إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللَّهَ كَثِيرًا وَانتَصَرُوا مِن بَعْدِ مَا ظُلِمُوا ۗ وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ
201. O acıklı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.
202. İşte bu azap, farkında olmadan onlara ansızın gelecektir.
203. O zaman "Acaba bize mühlet verilir mi?" diyeceklerdir.
204. Yine de onlar azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?
205. Ne dersin; biz onları yıllarca yaşatıp faydalandırsak,
206. Sonra tehdit edildikleri şey başlarına gelse,
207. Faydalandırıldıkları o nimetler kendilerine ne fayda sağlar?
208. Biz hiçbir memleketi, uyarıcıları olmadan helak etmedik.
209. Bu bir hatırlatmadır ve biz asla zalim değiliz.
210. O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir.
211. Bu onlara hem yakışmaz hem de buna güçleri yetmez.
212. Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
213. Öyleyse Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarma; yoksa azap edilenlerden olursun.
214. Önce en yakın akrabalarını uyar.
215. Sana uyan müminlere kanatlarını indir (şefkat göster).
216. Eğer sana karşı gelirlerse, "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım" de.
217. Mutlak güç sahibi ve çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.
218. O ki, namaza kalktığın zaman seni görür,
219. Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da görür.
220. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
221. Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?
222. Onlar, her yalancı ve günahkâr kimseye inerler.
223. Onlar kulak verirler, fakat çoğu yalancıdır.
224. Şairlere gelince, azgınlar onların peşine düşer.
225. Görmez misin ki onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?
226. Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.
227. Ancak iman edip salih ameller işleyenler, Allah'ı çokça ananlar ve haksızlığa uğradıktan sonra kendilerini savunanlar müstesnadır. Zulmedenler ise nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında bileceklerdir.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • الْعَذَابُ (El-Azâb / Azap):
    Cümle: حَتَّىٰ يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ (Acıklı azabı görünceye kadar inanmazlar.)
  • قَرْيَةٍ (Karyeh / Şehir, Belde):
    Cümle: وَمَا أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَ (Biz uyarıcısı olmayan hiçbir beldeyi helak etmedik.)
  • الشَّيَاطِينُ (Eş-Şeyâtîn / Şeytanlar):
    Cümle: وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطِينُ (O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir.)
  • عَشِيرَتَكَ (Aşîrateke / Seninkilerin akrabaları/aşireti):
    Cümle: وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ (İlk önce yakın akrabalarını uyar.)
  • جَنَاحَكَ (Cenâhake / Kanat, Şefkat kolu):
    Cümle: وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ (Müminlere mütevazı ol ve şefkat kanatlarını indir.)
  • الْمُؤْمِنِينَ (El-Mu'minîn / İnananlar):
    Cümle: إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُؤْمِنِينَ (Şüphesiz Allah müminleri sever.)
  • الْعَزِيزِ (El-Azîz / Mutlak güç sahibi olan Allah):
    Cümle: وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ (Aziz ve Rahim olan Allah'a güvenip tevekkül et.)
  • السَّاجِدِينَ (Es-Sâcidîn / Secde edenler):
    Cümle: وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ (Secde edenler arasındaki durumunu görür.)
  • السَّمِيعُ (Es-Semî' / Hakkıyla işiten):
    Cümle: إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ (Şüphesiz O hakkıyla işiten ve bilendir.)
  • أَفَّاكٍ (Affâk / Çok yalancı, İftiracı):
    Cümle: تَنَزَّلُ عَلَى كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ (Şeytanlar her yalancı günahkâra inerler.)
  • أَثِيمٍ (Eşîm / Günahkâr kimse):
    Cümle: وَوَيْلٌ لِكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ (Yalancı ve günahkâr kimselerin vay haline!)
  • الشُّعَرَاءُ (Eş-Şu'arâ / Şairler):
    Cümle: وَالشُّعَرَاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُونَ (Şairlere ancak yolunu şaşırmışlar uyar.)
  • وَادٍ (Vâdin / Vadi, Mecazi anlamda konu/yol):
    Cümle: أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ (Onların her vadide şaşkın dolaştıklarını görmedin mi?)
  • الصَّالِحَاتِ (Es-Sâlihât / Salih işler, İyilikler):
    Cümle: الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ (İman edip salih ameller işleyenler.)
  • مُنْقَلَبٍ (Munkalab / Dönülecek yer, Varış noktası):
    Cümle: أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ (Nasıl bir akıbete döneceklerini bileceklerdir.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • يُؤْمِنُونَ (Yu'minûne / İnanıyorlar):
    Kök: ء م ن / Muzari fiil
    Cümle: لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ حَتَّىٰ يَرَوُا الْعَذَابَ (Azabı görünceye kadar inanmazlar.)
  • يَسْتَعْجِلُونَ (Yestac'ilûne / Acele istiyorlar):
    Kök: ع ج ل / Muzari fiil
    Cümle: أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ (Yoksa azabımızı acele mi istiyorlar?)
  • أَهْلَكْنَا (Ehlebnâ / Helak ettik):
    Kök: هـ ل ك / Mazi fiil
    Cümle: وَمَا أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَ (Uyarıcısı olmadan hiçbir beldeyi helak etmedik.)
  • تَنَزَّلَتْ (Tenezzelet / İndi):
    Kök: ن ز ل / Mazi fiil
    Cümle: وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطِينُ (Onu şeytanlar indirmedi.)
  • يَسْتَطِيعُونَ (Yestatî'ûne / Güç yetirirler):
    Kök: ط و ع / Muzari fiil
    Cümle: وَمَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعَهُ (Onu duymaya güç yetiremezler.)
  • أَنْذِرْ (Endir / Uyar!):
    Kök: ن ذ ر / Emir fiil
    Cümle: وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ (En yakın akrabalarını uyar!)
  • اخْفِضْ (Ihfıd / Alçalt, İndir!):
    Kök: خ ف ض / Emir fiil
    Cümle: وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ (Müminlere karşı alçakgönüllü ol!)
  • عَصَوْكَ (Asavke / Sana isyan ettiler):
    Kök: ع ص ي / Mazi fiil
    Cümle: فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّي بَرِيءٌ (Eğer sana karşı gelirlerse, 'ben uzağım' de.)
  • تَوَكَّلْ (Tevekkel / Tevekkül et!):
    Kök: و ك ل / Emir fiil
    Cümle: وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ (Aziz ve Rahim olana güven.)
  • تَقُومُ (Tekûmu / Kalkıyorsun):
    Kök: ق و م / Muzari fiil
    Cümle: الَّذِي يَرَاكَ حِينَ تَقُومُ (O, namaza kalktığın zaman seni görür.)
  • يُلْقُونَ (Yulkûne / Kulak kabartırlar, Atarlar):
    Kök: ل ق ي / Muzari fiil
    Cümle: يُلْقُونَ السَّمَعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَ (Kulak verirler fakat çoğu yalancıdır.)
  • يَهِيمُونَ (Yehîmûne / Şaşkın dolaşırlar):
    Kök: هـ ي م / Muzari fiil
    Cümle: أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ (Şüphesiz onlar her vadide şaşkınca dolaşırlar.)
  • يَقُولُونَ (Yekûlûne / Söylüyorlar):
    Kök: ق و ل / Muzari fiil
    Cümle: يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ (Yapmadıkları şeyleri söylerler.)
  • انْتَصَرُوا (Intasarû / Kendilerini savundular / Öç aldılar):
    Kök: ن ص ر / Mazi fiil
    Cümle: وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا (Zulme uğradıktan sonra haklarını savundular.)
  • يَنْقَلِبُونَ (Yenkalibûne / Dönecekler):
    Kök: ق ل ب / Muzari fiil
    Cümle: وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ (Zulmedenler nasıl bir yere döneceklerini bileceklerdir.)

3. Arapça Edat Örnekleri - Harf-i Cerler Hariç (10 Adet)

  • فَـ (Atıf/Takip Edatı - Bağlaç):
    Anlamı: Bunun üzerine, hemen ardından.
    Cümle: فَيَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً (Hemen ardından bu azap onlara ansızın gelecektir.)
  • هَلْ (Soru Edatı):
    Anlamı: -mı, -mi soru eki.
    Cümle: فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَ (Acaba bize mühlet verilir mi diyecekler?)
  • إِنْ (Şart Edatı):
    Anlamı: Eğer, şayet.
    Cümle: إِنْ مَّتَّعْنَاهُمْ سِنِينَ (Eğer biz onları yıllarca yaşatıp faydalandırsak...)
  • ثُمَّ (Atıf Edatı):
    Anlamı: Sonra, daha sonra.
    Cümle: ثُمَّ جَاءَهُمْ مَا كَانُوا يُوعَدُونَ (Sonra tehdit edildikleri şey başlarına gelse...)
  • مَا (Nefiy / Olumsuzluk Edatı):
    Anlamı: -medi, -madı (Olumsuzluk katar).
    Cümle: مَا أَغْنَى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَ (Faydalandıkları nimetler kendilerine yarar sağlamadı.)
  • إِلَّا (İstisna Edatı):
    Anlamı: -den başka, hariç, ancak.
    Cümle: وَمَا أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَ (Uyarıcıları olanlar dışında hiçbir beldeyi helak etmedik.)
  • إِنَّ (Tevkid / Vurgu Edatı):
    Anlamı: Şüphesiz, muhakkak.
    Cümle: إِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ (Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzaklaştırılmışlardır.)
  • لَا (Nehiy / Olumsuzluk Edatı):
    Anlamı: Değil, etme, yapma.
    Cümle: فَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ (Allah ile birlikte başka ilaha dua etme!)
  • أَلَمْ (Soru + Nefiy Edatı):
    Anlamı: -medi mi?, görmedin mi?
    Cümle: أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ (Görmedin mi onlar her vadide şaşkınca dolaşırlar?)
  • أَنَّ (Tevkid / Bağlaç Edatı):
    Anlamı: Olduğunu, ki şüphesiz.
    Cümle: وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ (Ve onların yapmadıkları şeyleri söylediklerini görürsün.)
Şuarâ Sûresi 201-227. Ayetler Testi (20 Soru)
Şuarâ Sûresi 201-227 Değerlendirme Testi

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Kuranla-Arapca-26. Şuarâ Sûresi-150-227.ayetler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.