- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-3. Âli İmrân Sûresi-100-149.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
100. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تُطِيعُوا فَرِيقًا مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ يَرُدُّوكُمْ بَعْدَ إِيمَانِكُمْ كَافِرِينَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: وَفِيكُمْ رَسُولُهُ (Aranızda O'nun elçisi vardır.) - كِتَاب (Kitâb): Kitap.
Cümle: أُوتُوا الْكِتَابَ (Kendilerine kitap verilenler.) - إِيمَان (İmân): İman, inanç.
Cümle: بَعْدَ إِيمَانِكُمْ (İmanınızdan sonra.) - صِرَاط (Sirât): Yol.
Cümle: إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (Dosdoğru yola.) - حَبْل (Habl): İp, bağ.
Cümle: بِحَبْلِ اللَّهِ (Allah'ın ipine.) - حُفْرَة (Hufre): Çukur.
Cümle: حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ (Ateş çukuru.) - خَيْر (Hayr): Hayır, iyilik.
Cümle: إِلَى الْخَيْرِ (Hayra çağırın.) - مَعْرُوف (Ma'rûf): İyilik, güzel iş.
Cümle: بِالْمَعْرُوفِ (İyiliği emrederler.) - مُنْكَر (Munker): Kötülük.
Cümle: عَنِ الْمُنْكَرِ (Kötülükten sakındırırlar.) - عَذَاب (Azâb): Azap, ceza.
Cümle: عَذَابٌ عَظِيمٌ (Büyük bir azap vardır.) - رَحْمَة (Rahmet): Rahmet, merhamet.
Cümle: فِي رَحْمَةِ اللَّهِ (Allah'ın rahmeti içindedirler.) - أَمْر (Emr): İş, emir, husus.
Cümle: تُرْجَعُ الْأُمُورُ (Bütün işler döndürülür.) - أُمَّة (Ummet): Ümmet, topluluk.
Cümle: خَيْرَ أُمَّةٍ (Hayırlı bir ümmet oldunuz.) - أَدْبَار (Edbâr): Arkalar, sırtlar.
Cümle: يُوَلِّوكُمُ الْأَدْبَارَ (Size arkalarını dönüp kaçarlar.) - ذِلَّة (Zillet): Zillet, alçaklık.
Cümle: ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ (Üzerlerine zillet damgası vurulmuştur.) - غَضَب (Ğadab): Gazap, öfke.
Cümle: بَاءُوا بِغَضَبٍ (Gazaba uğradılar.) - أَنْبِيَاء (Enbiyâ): Peygamberler.
Cümle: يَقْتُلُونَ الْأَنْبِيَاءَ (Peygamberleri öldürürler.) - لَيْل (Leyl): Gece.
Cümle: آنَاءَ اللَّيْلِ (Gece saatlerinde.) - صَالِح (Sâlih): Salih, iyilik sahibi.
Cümle: مِنَ الصَّالِحِينَ (Salihlerdendir.) - مَال (Mâl): Mal, servet.
Cümle: أَمْوَالُهُمْ (Malları.) - وَلَد (Veled / Evlâd): Evlat, çocuk.
Cümle: أَوْلَادُهُمْ (Evlatları.) - نَار (Nâr): Ateş, cehennem.
Cümle: أَصْحَابُ النَّارِ (Ateş ehlidirler.) - حَيَاة (Hayât): Hayat.
Cümle: الْحَيَاةِ الدُّنْيَا (Dünya hayatı.) - رِيح (Rîh): Rüzgâr.
Cümle: رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ (Kavurucu soğuk rüzgâr.) - حَرْث (Hars): Ekin.
Cümle: حَرْثَ قَوْمٍ (Bir kavmin ekini.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- آمَنَ (Âmene): İman etti.
Kökü: أ م ن / Cümle: آمَنُوا (İman ettiler.) - تَفَرَّقَ (Tefarraka): Parçalandı, ayrıldı.
Kökü: ف ر ق / Cümle: وَلَا تَفَرَّقُوا (Parçalanıp ayrılmayın.) - أَصْبَحَ (Asbaha): Oldu.
Kökü: ص ب ح / Cümle: فَأَصْبَحْتُمْ (Kardeşler olmuştunuz.) - أَنْقَذَ (Enkaze): Kurtardı.
Kökü: ن ق ذ / Cümle: فَأَنْقَذَكُمْ مِنْهَا (Oradan sizi kurtardı.) - دَعَا (Deâ): Davet etti, çağırdı.
Kökü: د ع و / Cümle: يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ (Hayra çağırırlar.) - أَمَرَ (Amere): Emretti.
Kökü: أ م ر / Cümle: يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ (İyiliği emrederler.) - نَهَى (Nehâ): Men etti, yasakladı.
Kökü: ن ه ي / Cümle: يَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ (Kötülükten men ederler.) - كَفَرَ (Kafere): İnkar etti, kâfir oldu.
Kökü: ك ف ر / Cümle: أَكَفَرْتُمْ (İnkâr ettiniz mi?) - بَيَّضَ (Beyyada): Ağarttı.
Kökü: ب ي ض / Cümle: تَبْيَضُّ وُجُوهٌ (Yüzler ağarır.) - اِسْوَدَّ (Isvedde): Karardı.
Kökü: س و د / Cümle: تَسْوَدُّ وُجُوهٌ (Yüzler kararır.) - قَتَلَ (Katale): Öldürdü.
Kökü: ق ت ل / Cümle: يَقْتُلُونَ الْأَنْبِيَاءَ (Peygamberleri öldürürler.) - عَصَى (Asâ): İsyan etti.
Kökü: ع ص ي / Cümle: عَصَوْا (İsyan ettiler.) - تَلَا (Talâ): Okudu.
Kökü: ت ل و / Cümle: يَتْلُونَ آيَاتِ اللَّهِ (Allah'ın âyetlerini okurlar.) - سَجَدَ (Sacede): Secde etti.
Kökü: س ج د / Cümle: هُمْ يَسْجُدُونَ (Onlar secde ederler.) - سَارَعَ (Sâra'a): Yarıştı, acele etti.
Kökü: س ر ع / Cümle: وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ (Hayırlarda yarışırlar.) - أَغْنَى (Ağnâ): Fayda sağladı.
Kökü: غ ن ي / Cümle: لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ (Onlara asla fayda sağlamaz.) - ظَلَمَ (Zaleme): Zulmetti.
Kökü: ظ ل م / Cümle: ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ (Nefislerine zulmettiler.) - أَخْفَى (Ahfâ): Gizledi.
Kökü: خ ف ي / Cümle: تُخْفِي صُدُورُهُمْ (Sinelerinin gizlediği...) - صَبَرَ (Sabere): Sabretti.
Kökü: ص ب ر / Cümle: إِنْ تَصْبِرُوا (Eğer sabrederseniz.) - اتَّقَى (İttakâ): Sakındı.
Kökü: و ق ي / Cümle: وَتَتَّقُوا (Ve sakınırsanız.) - نَصَرَ (Nasara): Yardım etti.
Kökü: ن ص ر / Cümle: نَصَرَكُمُ اللَّهُ (Allah size yardım etti.) - جَعَلَ (Cale): Kıldı, yaptı.
Kökü: ج ع ل / Cümle: وَمَا جَعَلَهُ اللَّهُ (Allah onu kılmadı.) - غَفَرَ (Ğafere): Bağışladı.
Kökü: غ ف ر / Cümle: يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ (Dilediğini bağışlar.) - أَكلَ (Ekale): Yedi.
Kökü: أ ك ل / Cümle: لَا تَأْكُلُوا الرِّبَا (Faiz yemeyin.) - هَدَى (Hedâ): Hidayet etti.
Kökü: ه د ي / Cümle: فَقَدْ هُدِيَ (Kesinlikle doğru yola iletilmiştir.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- لَا (Lâ): Olumsuzluk / nehiy edatı (değil, -me/-ma).
Cümle: وَلَا تَفَرَّقُوا (Parçalanıp ayrılmayın.) - إِنْ (İn): Şart edatı (eğer).
Cümle: إِنْ تُطِيعُوا (Eğer itaat ederseniz.) - وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَاعْتَصِمُوا (Ve sımsıkı sarılın.) - أَمْ (Em): Soru / inkıta edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ حَسِبْتُمْ (Yoksa sandınız mı?) - قَدْ (Kad): Tahkik / takrib edatı (-di, şüphesiz).
Cümle: قَدْ خَلَتْ (Geçip gitmiştir.) - لَمَّا (Lemmâ): Cef / olumsuzluk edatı (henüz -medi).
Cümle: وَلَمَّا يَعْلَمِ اللَّهُ (Henüz bilmedi / sınamadı.) - إِذْ (İz): Zaman zarfı / edatı (de hani / olduğu zaman).
Cümle: وَإِذْ غَدَوْتَ (Hani sabah erkenden ayrılmıştın.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / mevsul edatı (değil / ne / şey).
Cümle: وَمَا جَعَلَهُ (Onu kılmadı.) - لَنْ (Len): Kat'î olumsuzluk edatı (asla -ecek).
Cümle: لَنْ يَضُرُّوكُمْ (Size asla zarar veremezler.) - ثُمَّ (Summe): Tertip ve terhi edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ (Sonra yardım edilmezler.) - أَنَّ (Enne): Tekit / mastar edatı (ki, -ğini).
Cümle: أَنَّ اللَّهَ (Şüphesiz Allah...) - إِنَّ (İnne): Tekit edatı (şüphesiz, muhakkak).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ (Şüphesiz Allah bilendir.) - فَـ (Fe): Rabıt / sebebiyet edatı (o halde, hemen).
Cümle: فَسِيرُوا (Yeryüzünde gezin.) - بَلَى (Belâ): Tasdik edatı (bilakis, evet).
Cümle: بَلَى إِنْ تَصْبِرُوا (Evet, eğer sabrederseniz...) - لَوْ (Lev): Şart edatı (-seydi, -sa).
Cümle: وَلَوْ آمَنَ (Eğer inansalardı...)
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
150. بَلِ اللَّهُ مَوْلَاكُمْ وَهُوَ خَيْرُ النَّاصِرِينَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- مَوْلَى (Mevlâ): Efendi, yardımcı.
Cümle: بَلِ اللَّهُ مَوْلَاكُمْ (Mevlânız Allah'tır.) - نَاصِر (Nâsır): Yardımcı.
Cümle: وَهُوَ خَيْرُ النَّاصِرِينَ (O, yardımcıların en hayırlısıdır.) - قَلْب (Kalb): Kalp, yürek.
Cümle: فِي قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُوا (İnkâr edenlerin kalplerinde...) - نَار (Nâr): Ateş, cehennem.
Cümle: وَمَأْوَاهُمُ النَّارُ (Onların varacağı yer ateştir.) - ظَالِم (Zâlim): Zalim.
Cümle: مَثْوَى الظَّالِمِينَ (Zalimlerin kalacağı yer...) - وَعْد (Va'd): Söz, vaat.
Cümle: صَدَقَكُمُ اللَّهُ وَعْدَهُ (Allah size vaadini doğruladı.) - أَمْر (Emr): İş, buyruk.
Cümle: وَتَنَازَعْتُمْ فِي الْأَمْرِ (İş hakkında çekiştiniz.) - دُنْيَا (Dünyâ): Dünya.
Cümle: مَنْ يُرِيدُ الدُّنْيَا (Dünyayı isteyenler...) - آخِرَة (Âhiret): Ahiret.
Cümle: وَمِنْكُمْ مَنْ يُرِيدُ الْآخِرَةَ (...Ve kimi de ahireti istiyordu.) - فَضْل (Fadl): Lütuf, ihsan.
Cümle: وَاللَّهُ ذُو فَضْلٍ (Allah lütuf sahibidir.) - مُؤْمِن (Mü'min): İnanan kimse.
Cümle: عَلَى الْمُؤْمِنِينَ (Müminlerin üzerine...) - غَمّ (Ğamm): Keder, tasa.
Cümle: فَأَثَابَكُمْ غَمًّا (Size keder verdi.) - أَمَنَة (Emenet): Güvenlik, huzur.
Cümle: أَمَنَةً نُعَاسًا (Bir güven ve uyku...) - نُعَاس (Nu'âs): Hafif uyku.
Cümle: يَغْشَى طَائِفَةً (Bir grubu saran uyku...) - طَائِفَة (Tâife): Grup, topluluk.
Cümle: طَائِفَةً مِنْكُمْ (Sizden bir grup...) - بَيْت (Beyt): Ev.
Cümle: فِي بُيُوتِكُمْ (Evlerinizde...) - قَتْل (KatL): Öldürülme.
Cümle: كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ (Üzerlerine ölüm yazılmış olanlar...) - صَدْر (Sadr): Göğüs, kalpteki duygu.
Cümle: بِذَاتِ الصُّدُورِ (Göğüslerin özünü bilen...) - إِخْوَان (İhvân): Kardeşler.
Cümle: لِإِخْوَانِهِمْ (Kardeşleri için...) - أَرْض (Ard): Yeryüzü, yer.
Cümle: ضَرَبُوا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde sefere çıkanlar...) - رَحْمَة (Rahmet): Merhamet, rahmet.
Cümle: وَرََحْمَةٌ خَيْرٌ (Rahmet daha hayırlıdır.) - نَبِيّ (Nebiyy): Peygamber.
Cümle: وَمَا كَانَ لِنَبِيٍّ (Hiçbir peygambere yaraşmaz.) - قِيَامَة (Kıyâme): Kıyamet.
Cümle: يَوْمَ الْقِيَامَةِ (Kıyamet günü...) - رِضْوَان (Rıdvân): Rıza, hoşnutluk.
Cümle: رِضْوَانَ اللَّهِ (Allah'ın rızası...) - مُصِيبَة (Musîbe): Musibet, felaket.
Cümle: أَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةٌ (Başınıza bir musibet geldiğinde...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- كَانَ (Kâne): Oldu.
Kökü: ك و ن / Cümle: وَمَا كَانَ لِنَبِيٍّ (Peygambere yaraşmaz / olmadı.) - خَرَجَ (Harace): Çıktı.
Kökü: خ ر ج / Cümle: خَرَجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ (Yurtlarından çıktılar.) - قَالَ (Kâle): Söyledi, dedi.
Kökü: ق و ل / Cümle: وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمْ (Ve demişti ki...) - عَلِمَ (Alime): Bildi.
Kökü: ع ل م / Cümle: وَاللَّهُ عَلِيمٌ (Allah bilendir.) - عَفَا (Afa): Affetti.
Kökü: ع ف و / Cümle: وَلَقَدْ عَفَا عَنْكُمْ (Andolsun sizi affetti.) - صَبَرَ (Sabara): Sabretti.
Kökü: ص ب ر / Cümle: اصْبِرُوا وَصَابِرُوا (Sabredin ve yarışın.) - نَصَرَ (Nasara): Yardım etti.
Kökü: ن ص ر / Cümle: إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ (Eğer Allah size yardım ederse...) - شَكَرَ (Şakara): Şükretti.
Kökü: ش ك ر / Cümle: وَسَيَجْزِي الشَّاكِرِينَ (Şükredenleri ödüllendirecektir.) - هَدَى (Hedâ): Hidayet etti.
Kökü: ه د ي / Cümle: وَاللَّهُ يَهْدِي (Allah hidayet eder.) - كَفَرَ (Kafere): İnkar etti.
Kökü: ك ف ر / Cümle: الَّذِينَ كَفَرُوا (İnkâr edenler...) - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Kökü: أ م ن / Cümle: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا (Ey iman edenler!) - قَتَلَ (Katale): Öldürdü.
Kökü: ق ت ل / Cümle: وَمَا قُتِلُوا (Öldürülmediler.) - مَاتَ (Mâte): Öldü.
Kökü: م و ت / Cümle: كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ (Her can ölümü tadacaktır.) - سَمِعَ (Sami'a): İşitti.
Kökü: س م ع / Cümle: لَقَدْ سَمِعَ اللَّهُ (Allah işitti.) - رَأَى (Raâ): Gördü.
Kökü: ر أ ي / Cümle: إِنِّي أَرَى (Ben görüyorum.) - أَخَذَ (Ahaze): Aldı.
Kökü: أ خ ذ / Cümle: أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ (Allah söz aldı.) - جَاءَ (Câe): Geldi.
Kökü: ج ي ء / Cümle: لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ (Size bir elçi geldi.) - عَمِلَ (Amile): Yaptı, çalıştı.
Kökü: ع م ل / Cümle: بِمَا تَعْمَلُونَ (Yaptığınız şeyleri...) - خَلَقَ (Halaqa): Yarattı.
Kökü: خ ل ق / Cümle: مَا خَلَقْتَ بَاطِلًا (Boşuna yaratmadın.) - فَكَّرَ (Fekkere): Düşündü.
Kökü: ف ك ر / Cümle: وَيَتَفَكَّرُونَ (Derin düşünürler.) - اسْتَجَابَ (İstecâbe): İcabet etti.
Kökü: ج و ب / Cümle: فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ (Rableri onlara icabet etti.) - هَاجَرَ (Hâğere): Hicret etti.
Kökü: ه ج ر / Cümle: فَالَّذِينَ هَاجَرُوا (Hicret edenler...) - أَصَابَ (Esâbe): İsabet etti.
Kökü: ص و ب / Cümle: وَمَا أَصَابَكُمْ (Başınıza gelenler...) - حَزِنَ (Hazina): Üzüldü.
Kökü: ح ز ن / Cümle: وَلَا تَحْزَنُوا (Üzülmeyin.) - رَجَعَ (Race'a): Döndü.
Kökü: ر ج ع / Cümle: فَانْقَلَبُوا (رَجَعُوا) (Geri döndüler.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- إِنَّ (İnne): Tekit edatı (şüphesiz, muhakkak).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ (Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.) - لَا (Lâ): Nehiy / olumsuzluk edatı (sakın yapmayın / değil).
Cümle: وَلَا تَنَازَعُوا (Çekişmeyin.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / mevsul edatı (değil, ne / şey).
Cümle: وَمَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ (Allah katında olanlar daha hayırlıdır.) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mı, mü).
Cümle: هَلْ لَنَا مِنَ الْأَمْرِ مِنْ شَيْءٍ (Bizim bu işten bir yetkimiz var mı?) - قَدْ (Kad): Tahkik edatı (kesinlikle, -di).
Cümle: لَقَدْ صَدَقَكُمُ اللَّهُ (Andolsun ki Allah doğruladı.) - لَوْ (Lev): Şart edatı (eğer).
Cümle: لَوْ كَانَ عِنْدَنَا مَا قُتِلُوا (Eğer bizim yanımızda görselerdi öldürülmezlerdi.) - أَمْ (Em): Muadil / atıf edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تَدْخُلُوا (Yoksa cennete gireceğinizi mi sandınız?) - بَلْ (Bel): İdrab edatı (bilakis).
Cümle: بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ (Bilakis onlar Rableri katında diridirler.) - كَيْفَ (Keyfe): Soru edatı (nasıl).
Cümle: فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَاهُمْ (Onları topladığımız zaman nasıl olacak?) - إِذْ (İz): Zaman zarfı edatı (o zaman, -dığı zaman).
Cümle: وَإِذْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ (Hani Allah söz almıştı...) - إِذَا (İzâ): Şart / zaman edatı (şayet, olduğunda).
Cümle: فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ (Karar verdiğin zaman tevekkül et.) - أَنَّ (Enne): Tekit edatı (-ki, -olduğunu).
Cümle: وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ (Ve Allah'ın asla zulmedici olmadığını...) - لَكِنْ (Lâkin): İstidrak edatı (fakat, lakin).
Cümle: لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْا (Fakat takva sahibi olanlar...) - لَمْ (Lem): Cezmeden olumsuzluk edatı (-medi, -mez).
Cümle: لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُوءٌ (Onlara hiçbir kötülük dokunmadı.) - لَنْ (Len): Gelecek zaman olumsuzluk edatı (asla -meyecek).
Cümle: لَنْ يَضُرُُّوا اللَّهَ شَيْئًا (Asla Allah'a hiçbir zarar veremezler.)
konutesti



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.