☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül 2026

Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Kuranla-Arapca-32. Secde Sûresi

☝https://www.muhammediyye.org/
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed   dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Ders
  • Konular
  • Testler
  • Arapça Dersler
  • Arapça Ders Kitapları
  • ☝📖المحمدية📖☝

Kuranla-Arapca-32. Secde Sûresi-1-30.ayetler

Konu Özeti:
Secde Suresi, Kur'an-ı Kerim'in Allah katından indirildiğini beyan ederek başlar. Yüce Allah'ın gökleri ve yeri yaratması, insanı çamurdan ve hakir bir sudan şekillendirip ona kendi ruhundan üflemesi, kulak, göz ve gönül nimetlerini bahşetmesi vurgulanır. Yeniden dirilişi inkâr eden suçluların ahiretteki pişmanlıkları ve başlarını öne eğerek geri dönme istekleri anlatılır. Gerçek müminlerin gece ibadetleri, korku ve ümit içinde dua etmeleri, kendilerine verilen rızıktan infak etmeleri ve onlar için hazırlanan göz aydınlığı müjdeler dile getirilir. Son kısımda Hz. Musa'ya verilen Kitap'tan, İsrailoğullarına sabırları karşılığında önderler kılınmasından ve inkârcıların sonundan ibret alınması gerektiğinden bahsedilerek fetih/hüküm gününün kaçınılmazlığı bildirilir.

Secde Suresi 1-30. Ayetler (Okuma Parçası - Tam Metin)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1. الم
2. تَنْزِيلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ
3. أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا أَتَاهُمْ مِنْ نَذِيرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
4. اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَفِيعٍ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
5. يُدَبِّرُ الْأَمْرَ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ أَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ
6. ذَلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
7. الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنْسَانِ مِنْ طِينٍ
8. ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَاءٍ مَهِينٍ
9. ثُمَّ سَوَّاهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِنْ رُوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ
10. وَقَالُوا أَإِذَا ضَلَلْنَا فِي الْأَرْضِ أَإِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ بَلْ هُمْ بِلِقَاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ
11. قُلْ يَتَوَفَّاكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذِي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلَى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
12. وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُوسِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ
13. وَلَوْ شِئْنَا لَآتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَاهَا وَلَكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنِّي لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
14. فَذُوقُوا بِمَا نَسِيتُمْ لِقَاءَ يَوْمِكُمْ هَذَا إِنَّا نَسِينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
15. إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
16. تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
17. فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
18. أَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ فَاسِقًا لَا يَسْتَوُونَ
19. أَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوَى نُزُلًا بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
20. وَأَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوَاهُمُ النَّارُ كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ
21. وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْأَدْنَى دُونَ الْعَذَابِ الْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
22. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَا إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنْتَقِمُونَ
23. وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَائِهِ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنِي إِسْرَائِيلَ
24. وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا وَكَانُوا بِآيَاتِنَا يُوقِنُونَ
25. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
26. أَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ فِي مَسَاكِنِهِمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ أَفَلَا يَسْمَعُونَ
27. أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا نَسُوقُ الْمَاءَ إِلَى الْأَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهِ زَرْعًا تَأْكُلُ مِنْهُ أَنْعَامُهُمْ وَأَنْفُسُهُمْ أَفَلَا يُبْصِرُونَ
28. وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْفَتْحُ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
29. قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذِينَ كَفَرُوا إِيمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
30. فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانْتَظِرْ إِنَّهُمْ مُنْتَظِرُونَ
Türkçe Meali (Tam Çeviri):
1. Elif, Lâm, Mîm.
2. Bu Kitab'ın indirilmesi, âlemlerin Rabbindendir; bunda hiçbir şüphe yoktur.
3. Yoksa "O'nu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için Rabbinden gelen hak gerçektir. Umulur ki hidayete ererler.
4. Allah, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva edendir. Sizin O'ndan başka hiçbir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almaz mısınız?
5. Gökten yere kadar her işi O düzenleyip yürütür. Sonra o iş, sizin saymakta olduğunuz bin yıl tutan bir günde O'na yükselir.
6. İşte O, gaybı da görünen âlemi de bilen, mutlak güç sahibi, çok merhametli olandır.
7. O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı.
8. Sonra onun neslini, hakir bir suyun özünden süzülmüş bir hülasadan yaptı.
9. Sonra onu düzeltip şekillendirdi, ona kendi ruhundan üfledi; sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!
10. Onlar: "Biz toprakta kaybolup gittiğimiz zaman, gerçekten yeni bir yaratılış içinde mi olacağız?" dediler. Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.
11. De ki: "Size müvekkil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."
12. O suçluların, Rablerinin huzurunda başlarını öne eğerek: "Rabbimiz! Gördük ve işittik, bizi geri döndür de salih amel işleyelim, artık biz kesin olarak inandık" dediklerini bir görsen!
13. Biz dileseydik her nefse hidayetini verirdik. Fakat benden: "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım" sözü hak olmuştur.
14. Öyleyse bu gününüze kavuşmayı unutmanızın cezasını tadın! Şüphesiz biz de sizi unuttuk; yapmakta olduğunuz ameller sebebiyle ebedî azabı tadın!
15. Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine ayetlerimiz hatırlatıldığı zaman secdeye kapanan, Rablerini hamd ile tesbih eden ve büyüklük taslamayan kimseler iman ederler.
16. Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.
17. Yaptıklarına karşılık olarak onlar için göz aydınlığı kabilinden ne müjdeler saklandığını hiçbir kimse bilemez.
18. Hiç mümin olan kimse, fasık olan kimse gibi olur mu? Bunlar eşit olamazlar.
19. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, yaptıklarına karşılık bir konaklama yeri olarak onlar için Me'vâ cennetleri vardır.
20. Yoldan çıkanlara (fasıklara) gelince, onların barınağı ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya döndürülürler ve onlara: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!" denir.
21. Belki dönerler diye onlara o en büyük azaptan (ahiret azabından) önce, mutlaka daha yakın azaptan (dünyadaki dert ve musibetlerden) da tattıracağız.
22. Rabbinin ayetleriyle öğüt verildikten sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz biz suçlulardan intikam alıcılarız.
23. Andolsun biz Musa'ya Kitabı (Tevrat'ı) verdik. (Ey Muhammed!) Sana da ona kavuşmaktan şüphede olma. Ve onu İsrailoğullarına bir hidayet rehberi kıldık.
24. Sabrettikleri ve ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle hidayete erdiren önderler kıldık.
25. Şüphesiz ki Rabbin, hakkında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hususunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
26. Kendilerinden önce yurtlarında gezip dolaştıkları nice neselleri helak etmiş olmamız onlara yol göstermedi mi? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ işitmiyorlar mı?
27. Onlar, suyu kurak toprağa sevk edip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yediği ekinleri çıkardığımızı görmediler mi? Hâlâ görmüyorlar mı?
28. Ve "Eğer doğru söyleyenler iseniz bu fetih (hüküm) günü ne zaman?" diyorlar.
29. De ki: "Fetih gününde, inkâr edenlere iman etmeleri fayda vermez ve onlara mühlet de verilmez."
30. Artık sen onlardan yüz çevir ve bekle; zira onlar da beklemektedirler.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri

1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)

  • تَنْزِيلٌ (Tenzîl / İndirilme):
    Anlamı: Parça parça indirme, indirilen kitap.
    Cümle: تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ (Kitabın indirilmesi mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındandır.)
  • الْحَقُّ (El-Hakk / Hak, Gerçek):
    Anlamı: Gerçek, doğru, varlığı kesin olan.
    Cümle: بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ (Hayır, o Rabbinden gelen hak gerçektir.)
  • السَّمَاوَاتُ (Es-Samâvât / Gökler):
    Anlamı: Gökler (سَمَاء kelimesinin çoğulu).
    Cümle: خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ (Allah gökleri ve yeri hak ile yarattı.)
  • شَفِيعٌ (Şefî' / Şefaatçi):
    Anlamı: Bağışlanma için aracı olan, şefaat eden.
    Cümle: مَا لَكُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَفِيعٍ (Sizin O'ndan başka ne bir dostunuz ne de bir şefaatçiniz vardır.)
  • طِينٌ (Tîn / Çamur):
    Anlamı: Çamur, ıslak toprak.
    Cümle: وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنْسَانِ مِنْ طِينٍ (İnsanı yaratmaya çamurdan başladı.)
  • السَّمْعُ (Es-Sam' / İşitme duyusu):
    Anlamı: Kulak, işitme kabiliyeti.
    Cümle: وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ (Ve sizin için işitme duyusunu ve gözleri var etti.)
  • الْأَبْصَارُ (El-Ebsâr / Gözler):
    Anlamı: Gözler, görme duyuları (بَصَر kelimesinin çoğulu).
    Cümle: إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا (Şüphesiz kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.)
  • الْأَفْئِدَةُ (El-Ef'ide / Gönüller):
    Anlamı: Kalpler, gönüller (فُؤَاد kelimesinin çoğulu).
    Cümle: قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ الْأَفْئِدَةَ (Gönüller için ne kadar az şükrediyorsunuz!)
  • الْمَوْتُ (El-Mevt / Ölüm):
    Anlamı: Ölüm, hayatın sona ermesi.
    Cümle: قُلْ يَتَوَفَّاكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ (De ki: Size müvekkil kılınan ölüm meleği canınızı alacaktır.)
  • الْمُجْرِمُونَ (El-Mucrimûn / Suçlular):
    Anlamı: Günahkârlar, suç işleyenler (مُجْرِم kelimesinin çoğulu).
    Cümle: إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنْتَقِمُونَ (Şüphesiz biz suçlulardan intikam alıcılarız.)
  • الْعَذَابُ (El-'Azâb / Azap):
    Anlamı: Ceza, işkence, eziyet.
    Cümle: فَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ (Ebedîlik azabını tadın!)
  • جَنَّاتٌ (Cennât / Cennetler):
    Anlamı: Bahçeler, cennetler (جَنَّة kelimesinin çoğulu).
    Cümle: فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوَى (Onlar için Me'vâ cennetleri vardır.)
  • أَئِمَّةٌ (Eimmeh / Önderler):
    Anlamı: Liderler, rehberler (إِمَام kelimesinin çoğulu).
    Cümle: وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا (Ve içlerinden emrimizle hidayete erdiren önderler kıldık.)
  • الْقِيَامَةُ (El-Kiyâme / Kıyamet):
    Anlamı: Diriliş günü, kıyamet vakti.
    Cümle: يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ (Kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.)
  • الْفَتْحُ (El-Feth / Fetih, Hüküm):
    Anlamı: Zafer, ayırma, nihai hüküm günü.
    Cümle: قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذِينَ كَفَرُوا إِيمَانُهُمْ (De ki: Fetih gününde kâfirlere iman etmeleri fayda vermez.)

2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)

  • يَفْتَرِي (Yaftarî / Uyduruyor):
    Kök / Form: ف ت ر (İfti'âl babı muzari fiil)
    Cümle: أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ (Yoksa "O'nu uydurdu" mu diyorlar?)
  • تُنْذِرُ (Tundiru / Uyarıyorsun):
    Kök / Form: ن ذ ر (İf'âl babı muzari fiil)
    Cümle: لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا أَتَاهُمْ مِنْ نَذِيرٍ (Kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için.)
  • خَلَقَ (Khalaqa / Yarattı):
    Kök / Form: خ ل ق (Mücerred mazi fiil)
    Cümle: الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ (Gökleri ve yeri yaratan Allah'tır.)
  • يُدَبِّرُ (Yudabbiru / Yönetir, evirip çevirir):
    Kök / Form: د ب ر (Tef'îl babı muzari fiil)
    Cümle: يُدَبِّرُ الْأَمْرَ مِنَ السَّمَاءِ إِلَى الْأَرْضِ (Gökten yere kadar her işi O yönetir.)
  • يَعْرُجُ (Ya'ruju / Yükselir, çıkar):
    Kök / Form: ع ر ج (Mücerred muzari fiil)
    Cümle: ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ (Sonra o iş bir günde O'na yükselir.)
  • أَحْسَنَ (Ahsana / Güzel yaptı, mükemmel kıldı):
    Kök / Form: ح س ن (İf'âl babı mazi fiil)
    Cümle: الَّذِي أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ (O yarattığı her şeyi güzel yapandır.)
  • بَدَأَ (Bada'a / Başladı):
    Kök / Form: ب د أ (Mücerred mazi fiil)
    Cümle: وَبَدَأَ خَلْقَ الْإِنْسَانِ مِنْ طِينٍ (Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı.)
  • نَفَخَ (Nafakha / Üfledi):
    Kök / Form: ن ف خ (Mücerred mazi fiil)
    Cümle: وَنَفَخَ فِيهِ مِنْ رُوحِهِ (Ve ona kendi ruhundan üfledi.)
  • يَتَوَفَّى (Yatawaffâ / Vefat ettirir, canı alır):
    Kök / Form: و ف ي (Tefe''ul babı muzari fiil)
    Cümle: قُلْ يَتَوَفَّاكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ (De ki: Canınızı ölüm meleği alacaktır.)
  • أَبْصَرْنَا (Absarnâ / Gördük):
    Kök / Form: ب ص ر (İf'âl babı mazi fiil + Mütekellim ma'al-gayr zamiri)
    Cümle: رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا (Rabbimiz! Gördük ve işittik.)
  • يَتَجَافَى (Yatajâfâ / Uzaklaşır, ayrılır):
    Kök / Form: ج ف و (Tefâ'ul babı muzari fiil)
    Cümle: تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ (Yanları yataklarından uzaklaşır.)
  • يَدْعُونَ (Yad'ûne / Dua ederler, çağırırlar):
    Kök / Form: د ع و (Mücerred muzari çoğul fiil)
    Cümle: يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا (Korku ve ümitle Rablerine dua ederler.)
  • ذُوقُوا (Zhûqû / Tatın):
    Kök / Form: ذ و ق (Emir fiil çoğul)
    Cümle: فَذُوقُوا بِمَا نَسِيتُمْ لِقَاءَ يَوْمِكُمْ هَذَا (Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanızın cezasını tadın!)
  • يَهْدُونَ (Yahdûne / Yol gösterirler, hidayet ederler):
    Kök / Form: هـ د ي (Mücerred muzari çoğul fiil)
    Cümle: وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا (Ve emrimizle doğru yolu gösteren önderler kıldık.)
  • يَخْتَلِفُونَ (Yakhtalifûne / Anlaşmazlığa düşerler):
    Kök / Form: خ ل ف (İfti'âl babı muzari çoğul fiil)
    Cümle: يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ (Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verir.)

3. Arapça Edat Örnekleri (Harf-i Cerler Hariç 5 Adet)

  • إِنَّ (İnne - Tekit Edatı):
    Anlamı: Şüphesiz, muhakkak ki (cümleyi pekiştirir).
    Cümle: إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ (Şüphesiz Rabbin onların aralarında hüküm verecektir.)
  • قَدْ (Kad - Tahkik / Pekiştirme Edatı):
    Anlamı: Andolsun ki, gerçekten, -miş bulunuyor.
    Cümle: وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ (Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik.)
  • لَمَّا (Lammâ - Zaman Edatı):
    Anlamı: -diği zaman, zaman, -ince.
    Cümle: وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا (Sabrettikleri zaman onları önderler kıldık.)
  • لَوْ (Lev - Şart / Temenni Edatı):
    Anlamı: Keşke, eğer ...sa/se.
    Cümle: وَلَوْ شِئْنَا لَآتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَاهَا (Biz dileseydik her nefse hidayetini verirdik.)
  • أَمْ (Em - İstifham / Muayyenleştirme Edatı):
    Anlamı: Yoksa, yahut.
    Cümle: أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ (Yoksa "O'nu uydurdu" mu diyorlar?)

Secde Suresi 1-30. Ayetler Dilbilgisi ve Kelime Testi (33 Soru)

Secde Suresi (1-30. Ayetler) Arapça Kelime ve Gramer Testi
33 Soru

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Kuranla-Arapca-32. Secde Sûresi Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.