- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-6. En'âm Sûresi-1-49.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
1. الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- أَرْض (Erd): Yer, yeryüzü.
Cümle: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ (Gökleri ve yeri yarattı.) - سَمَاء (Semâ): Gök, gökyüzü.
Cümle: وَأَرْسَلْنَا السَّمَاءَ عَلَيْهِمْ (Gökten üzerlerine yağmur yağdırdık.) - نُور (Nûr): Nur, aydınlık.
Cümle: وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ (Karanlıkları ve aydınlığı var etti.) - طِين (Tîn): Çamur.
Cümle: خَلَقَكُمْ مِنْ طِينٍ (Sizi çamurdan yarattı.) - أَجَل (Ecel): Süre, ecel.
Cümle: قَضَى أَجَلًا (Bir ecel tayin etti.) - سِرّ (Sırr): Gizli.
Cümle: يَعْلَمُ سِرَّكُمْ (Gizlinizi bilir.) - جَهْر (Cehr): Açık, aşikâr.
Cümle: وَجَهْرَكُمْ (Ve açığınızı bilir.) - آيَة (Âye): Âyet, delil, mucize.
Cümle: مِنْ آيَاتِ رَبِّهِمْ (Rablerinin âyetlerinden...) - حَقّ (Hakk): Hak, gerçek.
Cümle: كَذَّبُوا بِالْحَقِّ (Hakikati yalanladılar.) - قَرْن (Kern): Nesil, çağ.
Cümle: كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ (Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik.) - كِتَاب (Kitâb): Kitap, yazı.
Cümle: كِتَابًا فِي قِرْطَاسٍ (Kâğıt üzerinde yazılı bir kitap...) - رَجُل (Recul): Adam, erkek.
Cümle: لَجَعَلْنَاهُ رَجُلًا (Yine onu adam suretinde kılardık.) - قَوْم (Kavm): Kavim, toplum.
Cümle: أَنْعَمَهَا عَلَى قَوْمٍ (Bir millete verdiği nimeti...) - لَيْل (Leyl): Gece.
Cümle: مَا سَكَنَ فِي اللَّيْلِ (Geceleyin barınan ne varsa...) - نَهَار (Nehâr): Gündüz.
Cümle: وَالنَّهَارِ (Ve gündüzleyin...) - وَلِيّ (Veliyy): Dost, yardımcı.
Cümle: أَتَّخِذُ وَلِيًّا (Dost mu edineyim?) - يَوْم (Yevm): Gün.
Cümle: عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ (Büyük günün azabından...) - خَيْر (Hayr): Hayır, iyilik.
Cümle: وَإِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ (Sana bir hayır verirse...) - قُرْآن (Kur'ân): Kur'an.
Cümle: هَذَا الْقُرْآنُ (Bu Kur'an...) - فِتْنَة (Fitne): Sınav, mazeret.
Cümle: لَمْ تَكُنْ فِتْنَتُهُمْ (Mazeretleri olmadı...) - بَاب (Bâb): Kapı.
Cümle: أَبْوَابَ كُلِّ شَيْءٍ (Her şeyin kapılarını...) - حَيَاة (Hayât): Hayat, yaşam.
Cümle: حَيَاتُنَا الدُّنْيَا (Dünya hayatımız...) - سَاعَة (Sâat): Saat, kıyamet vakti.
Cümle: جَاءَتْهُمُ السَّاعَةُ (Kıyamet başlarına gelince...) - عَالَم (Âlem): Âlem, evren.
Cümle: رَبِّ الْعَالَمِينَ (Âlemlerin Rabbi...) - ظَالِم (Zâlim): Zalim.
Cümle: إِلَّا الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ (Zalim topluluktan başkası...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- خَلَقَ (Haleka): Yarattı.
Kökü: خ ل ق / Cümle: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ (Gökleri yarattı.) - جَعَلَ (Ceale): Kıldı, yaptı.
Kökü: ج ع ل / Cümle: وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ (Karanlıkları var etti.) - كَفَرَ (Kefere): İnkâr etti.
Kökü: ك ف ر / Cümle: ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا (Sonra inkâr edenler...) - قَضَى (Kadâ): Hükmetti, tayin etti.
Kökü: ق ض ي / Cümle: قَضَى أَجَلًا (Ecel tayin etti.) - عَلِمَ (Alime): Bildi.
Kökü: ع ل م / Cümle: يَعْلَمُ سِرَّكُمْ (Gizlinizi bilir.) - كَسَبَ (Kesebe): Kazandı.
Kökü: ك س ب / Cümle: مَا تَكْسِبُونَ (Ne kazandığınızı bilir.) - أَتَى (Etâ): Geldi.
Kökü: أ ت ي / Cümle: وَمَا تَأْتِيهِمْ (Onlara gelmez.) - أَعْرَضَ (A'rada): Yüz çevirdi.
Kökü: ع ر ض / Cümle: مُعْرِضِينَ (Yüz çeviriyorlar.) - كَذَّبَ (Kezzebe): Yalanladı.
Kökü: ك ذ ب / Cümle: كَذَّبُوا بِالْحَقِّ (Hakikati yalanladılar.) - أَهْلَكَ (Ehleke): Helâk etti.
Kökü: ه ل ك / Cümle: أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ (Öncekileri helâk ettik.) - أَرْسَلَ (Ersele): Gönderdi.
Kökü: ر س ل / Cümle: وَأَرْسَلْنَا السَّمَاءَ (Yağmur gönderdik.) - جَرَى (Cerâ): Aktı.
Kökü: ج ر ي / Cümle: تَجْرِي مِنْ تَحْتِهِمْ (Altlarından ırmaklar akar.) - نَزَّلَ (Nezzele): İndirdi.
Kökü: ن ز ل / Cümle: وَلَوْ نَزَّلْنَا (Eğer indirseydik...) - قَالَ (Kâle): Dedİ.
Kökü: ق و ل / Cümle: وَقَالُوا (Dediler ki...) - سَخِرَ (Sahire): Alay etti.
Kökü: س خ ر / Cümle: سَخِرُوا مِنْهُمْ (Onlarla alay ettiler.) - سَارَ (Sâra): Dolaştı.
Kökü: س ي ر / Cümle: سِيرُوا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde dolaşın.) - نَظَرَ (Nazara): Baktı.
Kökü: ن ظ ر / Cümle: ثُمَّ انْظُرُوا (Sonra bakın.) - جَمَعَ (Cemea): Topladı.
Kökü: ج م ع / Cümle: لَيَجْمَعَنَّكُمْ (Sizi toplayacaktır.) - أَطْعَمَ (Et'ame): Doyurdu.
Kökü: ط ع م / Cümle: يُطْعِمُ (Doyurur.) - أَسْلَمَ (Esleme): Müslüman oldu.
Kökü: س ل م / Cümle: أَسْلَمَ (Müslüman olan...) - خَافَ (Hâfe): Korktu.
Kökü: خ و ف / Cümle: أَخَافُ (Korkarım.) - رَحِمَ (Rahime): Merhamet etti.
Kökü: ر ح م / Cümle: رَحِمَهُ (Ona merhamet etmiştir.) - مَسَّ (Messe): Dokundu.
Kökü: م س س / Cümle: وَإِنْ يَمْسَسْكَ (Sana dokunursa...) - شَهِدَ (Şehide): Şahit oldu.
Kökü: ش ه د / Cümle: شَهِدَ (Şahittir.) - أَوْحَى (Evhâ): Vahyetti.
Kökü: و ح ي / Cümle: أُوحِيَ إِلَيَّ (Bana vahyolundu.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ (Gökler ve yer.) - ثُمَّ (Summe): Terhi edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا (Sonra inkâr edenler...) - هُوَ (Huve): Zamir / edat (o).
Cümle: هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ (Sizi yaratan O'dur.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / ilgi edatı (ne / şey).
Cümle: وَمَا تَأْتِيهِمْ (Onlara gelmez.) - إِلَّا (İllâ): İstisna edatı (ancak, başka değil).
Cümle: إِلَّا كَانُوا (Ancak ... idiler.) - لَمَّا (Lemmâ): Zaman edatı (...dığı zaman).
Cümle: لَمَّا جَاءَهُمْ (Onlara geldiği zaman...) - فَسَوْفَ (Fesevfe): İstikbal edatı (yakında).
Cümle: فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ (Yakında onlara gelecektir.) - لَوْ (Lev): Şart edatı (eğer).
Cümle: وَلَوْ نَزَّلْنَا (Eğer indirseydik...) - إِنْ (İn): Şart / olumsuzluk edatı (eğer / değil).
Cümle: إِنْ هَذَا إِلَّا سِحْرٌ (Bu büyüden başka şey değildir.) - لَوْلَا (Levlâ): Levlâ edatı (-seydi / -meli değil miydi?).
Cümle: لَوْلَا أُنْزِلَ (İndirilmeli değil miydi?) - بَلْ (Bel): İtiraz edatı (bilakis, hayır).
Cümle: بَلْ إِيَّاهُ تَدْعُونَ (Bilakis yalnız O'na dua edersiniz.) - إِنَّ (İnne): Tekit edatı (şüphesiz).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (Şüphesiz Allah...) - كَيْفَ (Keyfe): Soru edatı (nasıl).
Cümle: كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ (Akıbetin nasıl olduğuna bakın.) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mi / mı).
Cümle: هَلْ يُهْلَكُ إِلَّا (Helâk olur mu?) - لَيْتَ (Leyte): Temenni edatı (keşke).
Cümle: يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ (Keşke geri döndürülseydik!)
Kuranla-Arapca-6. En'âm Sûresi-50-79.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
50. قُلْ لَا أَقُولُ لَكُمْ عِنْدِي خَزَائِنُ اللَّهِ وَلَا أَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَا أَقُولُ لَكُمْ إِنِّي مَلَكٌ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَى إِلَيَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- خَزَائِن (Hazâin): Hazineler.
Cümle: خَزَائِنُ اللَّهِ (Allah'ın hazineleri) - غَيْب (Gayb): Gizli olan, bilinmeyen.
Cümle: أَعْلَمُ الْغَيْبَ (Gaybı bilirim.) - مَلَك (Melek): Melek.
Cümle: إِنِّي مَلَكٌ (Ben bir meleğim.) - أَعْمَى (A'mâ): Kör.
Cümle: هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَى (Kör bir olur mu?) - بَصِير (Basîr): Gören, basiret sahibi.
Cümle: وَالْبَصِيرُ (Ve gören.) - وَلِيّ (Veliyy): Dost, sahip, koruyucu.
Cümle: وَلِيُّ وَلَا شَفِيعٌ (Ne bir dost ne bir şefaatçi.) - شَفِيع (Şefî'): Şefaatçi.
Cümle: وَلَا شَفِيعٌ (Ve ne de bir şefaatçi.) - غَدَاة (Ğadât): Sabah vakti.
Cümle: بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ (Sabah ve akşam.) - عَشِيّ (Aşiy): Akşam vakti.
Cümle: وَالْعَشِيِّ (Ve akşam.) - وَجْh (Veçh): Yüz, rıza, yön.
Cümle: يُرِيدُونَ وَجْهَهُ (O'nun rızasını isterler.) - حِسَاب (Hisâb): Hesap.
Cümle: حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ (Onların hesabından bir şey.) - شَيْء (Şey'): Şey, nesne.
Cümle: مِنْ شَيْءٍ (Hiçbir şeyden.) - ظَالِم (Zâlim): Zalim, haksızlık eden.
Cümle: مِنَ الظَّالِمِينَ (Zalimlerden.) - سَلَام (Selâm): Esenlik, selam.
Cümle: سَلَامٌ عَلَيْكُمْ (Selam üzerinize olsun.) - رَحْمَة (Rahmet): Merhamet, şefkat.
Cümle: الرَّحْمَةَ (Merhameti.) - سُوء (Sû'): Kötülük.
Cümle: عَمِلَ مِنْكُمْ سُوءًا (Sizden kim bir kötülük yaparsa.) - جَهَالَة (Cehâlet): Cahillik, bilmeyerek yapma.
Cümle: بِجَهَالَةٍ (Bilmeyerek.) - مُجْرِم (Mücrim): Suçlu, günahkâr.
Cümle: سَبِيلُ الْمُجْرِمِينَ (Suçluların yolu.) - هَوَى (Hevâ): Nefsani arzu, heves.
Cümle: أَهْوَاءَكُمْ (Heveslerinize.) - بَيِّنَة (Beyyine): Açık delil, belge.
Cümle: عَلَى بَيِّنَةٍ (Apaçık bir delil üzere.) - حُكْم (Hüküm): Hüküm, karar.
Cümle: إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ (Hüküm ancak Allah'ındır.) - بَرّ (Berr): Kara, karalık.
Cümle: فِي الْبَرِّ (Karada.) - بَحْر (Bahr): Deniz.
Cümle: وَالْبَحْرِ (Ve denizde.) - وَرَقَة (Veraka): Yaprak.
Cümle: مِنْ وَرَقَةٍ (Bir yaprak bile.) - حَبَّة (Habbe): Dane, tane.
Cümle: وَلَا حَبَّةٍ (Ve ne bir tane.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- قَالَ (Kâle): Söyledi, dedi.
Kökü: ق و ل / Cümle: قُلْ لَا أَقُولُ (De ki: "Söylemem".) - عَلِمَ (Alime): Bildi.
Kökü: ع ل م / Cümle: وَلَا أَعْلَمُ الْغَيْبَ (Gaybı bilmem.) - اتَّبَعَ (İttebe'e): Tabi oldu, uydu.
Kökü: ت ب ع / Cümle: إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا (Ancak uyarım.) - أَوْحَى (Evhâ): Vahyetti.
Kökü: و ح ي / Cümle: مَا يُوحَى إِلَيَّ (Bana vahyolunana.) - اسْتَوَى (İstevâ): Eşit oldu.
Kökü: س و ي / Cümle: هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَى (Kör eşit olur mu?) - تَفَكَّرَ (Tefekkere): Düşündü.
Kökü: ف ك ر / Cümle: أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ (Hiç düşünmüyor musunuz?) - أَنْذَرَ (Enzere): Uyardı.
Kökü: ن ذ ر / Cümle: وَأَنْذِرْ بِهِ (Onunla uyar.) - خَافَ (Hâfe): Korktu.
Kökü: خ و ف / Cümle: يَخَافُونَ (Korkarlar.) - حَشَرَ (Haşere): Topladı.
Kökü: ح ش ر / Cümle: أَنْ يُحْشَرُوا (Toplanacaklarından.) - اتَّقَى (İttakâ): Sakındı.
Kökü: و ق ي / Cümle: لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ (Umulur ki sakınırlar.) - طَرَدَ (Tarade): Kovdu.
Kökü: ط ر د / Cümle: وَلَا تَطْرُدِ (Kovma.) - دَعَا (Da'â): Dua etti, çağırdı.
Kökü: د ع و / Cümle: يَدْعُونَ رَبَّهُمْ (Rablerine dua ederler.) - أَرَادَ (Erâde): İstedi.
Kökü: ر و د / Cümle: يُرِيدُونَ وَجْهَهُ (O'nun rızasını isterler.) - فَتَنَ (Fetene): İmtihan etti.
Kökü: ف ت ن / Cümle: فَتَنَّا بَعْضَهُمْ (Bir kısmını imtihan ettik.) - مَنَّ (Menne): Lütfetti, ihsan etti.
Kökü: م ن ن / Cümle: مَنَّ اللَّهُ عَلَيْهِمْ (Allah onlara lütfetti.) - جَاءَ (Câe): Geldi.
Kökü: ج ي ء / Cümle: إِذَا جَاءَكَ (Sana geldiğinde.) - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Kökü: أ م ن / Cümle: يُؤْمِنُونَ (İnanırlar.) - كَتَبَ (Ketebe): Yazdı.
Kökü: ك ت ب / Cümle: كَتَبَ رَبُّكُمْ (Rabbiniz yazdı.) - عَمِلَ (Amile): Yaptı.
Kökü: ع م ل / Cümle: مَنْ عَمِلَ (Kim yaparsa.) - تَابَ (Tâbe): Tövbe etti.
Kökü: ت و ب / Cümle: ثُمَّ تَابَ (Sonra tövbe etti.) - أَصْلَحَ (Aslaha): Dzeltti, ıslah etti.
Kökü: ص ل ح / Cümle: وَأَصْلَحَ (Ve ıslah etti.) - غَفَرَ (Gafere): Bağışladı.
Kökü: غ ف ر / Cümle: فَإَنَّهُ غَفُورٌ (Şüphesiz O bağışlayandır.) - فَصَّلَ (Fassale): Açıkladı, detaylandırdı.
Kökü: ف ص ل / Cümle: نُفَصِّلُ الْآيَاتِ (Ayetleri açıklıyoruz.) - نَهَى (Nehâ): Men etti, yasakladı.
Kökü: ن ه ي / Cümle: نُهِيتُ (Men edildim.) - ضَلَّ (Dalle): Sapıttı.
Kökü: ض ل ل / Cümle: قَدْ ضَلَلْتُ (Şüphesiz sapıttım.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- لَا (Lâ): Olumsuzluk edatı (değil, yok).
Cümle: لَا أَقُولُ لَكُمْ (Söylemiyorum.) - إِنْ (İn): Şart veya olumsuzluk edatı.
Cümle: إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا (Uymuyorum ancak...) - إِلَّا (İllâ): İstisna edatı (ancak, -den başka).
Cümle: إِلَّا مَا يُوحَى (Vahyolunandan başka.) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mi?).
Cümle: هَلْ يَسْتَوِي (Eşit olur mu?) - أَ (E): Soru hemzesi (mi?).
Cümle: أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ (Hiç düşünmüyor musunuz?) - لَعَلَّ (Lealle): Umulur ki, belki.
Cümle: لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ (Umulur ki sakınırlar.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk veya ilgi edatı.
Cümle: مَا عَلَيْكَ (Sana bir şey yoktur.) - أَنَّ (Enne): Tekit edatı (şüphesiz ki, -diğini).
Cümle: أَنَّهُ مَنْ عَمِلَ (Şüphesiz kim yaparsa.) - ثُمَّ (Summe): Bağlaç / tertip edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ تَابَ (Sonra tövbe etti.) - قَدْ (Kad): Teyit edatı (-di, şüphesiz).
Cümle: قَدْ ضَلَلْتُ (Şüphesiz sapıttım.) - إِذًا (İzen): O halde, o takdirde.
Cümle: إِذًا وَمَا أَنَا (O halde ben...) - لَوْ (Lev): Şart edatı (eğer).
Cümle: لَوْ أَنَّ عِنْدِي (Eğer yanımda olsaydı.) - سَوْفَ (Sevfe): Gelecek zaman edatı (-ecek).
Cümle: وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ (Yakında bileceksiniz.) - أَمَّا (Emmâ): Tafsil veya şart edatı (ama).
Cümle: أَمَّا الْيَتِيمَ (Yetim kişiye gelince...) - كَيْفَ (Keyfe): Soru edatı (nasıl).
Cümle: انْظُرْ كَيْفَ (Nasıl olduğuna bak.)
konutesti



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.