- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-6. En'âm Sûresi-80-119.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
80. وَحَاجَّهُ قَوْمُهُ ۚ قَالَ أَتُحَاجُّونِّي فِي اللَّهِ وَقَدْ هَدَانِي ۚ وَلَا أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ رَبِّي شَيْئًا ۗ وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا ۗ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- رَبّ (Rabb): Rab, efendi, terbiye eden.
Cümle: وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا (Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır.) - عِلْم (İlm): İlim, bilgi.
Cümle: وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا (Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır.) - أَمْن (Emn): Güven, emniyet.
Cümle: أُولَئِكَ لَهُمُ الْأَمْنُ (Güven onlarındır.) - دَرَجَة (Derece): Derece, makam.
Cümle: نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَنْ نَشَاءُ (Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz.) - ذُرِّيَّة (Zürriyet): Soy, nesil.
Cümle: وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِ دَاوُودَ (Onun soyundan Davud'u...) - صِرَاط (Sırât): Yol, cadde.
Cümle: إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (Doğru yola...) - كِتَاب (Kitâb): Kitap.
Cümle: آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ (Onlara kitabı verdik.) - أَجْر (Ecr): Ücret, mükâfat.
Cümle: لَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا (Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum.) - بَشَر (Beşer): İnsan.
Cümle: مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى بَشَرٍ (Allah hiçbir beşere bir şey indirmemiştir.) - نُور (Nûr): Nur, ışık.
Cümle: نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ (İnsanlar için bir nur ve hidayet) - قَرَاطِيس (Karâtîs): Kâğıtlar, sayfalar.
Cümle: تَجْعَلُونَهُ قَراطِيسَ (Onu parça parça kâğıtlar yapıyorsunuz.) - مَوْت (Mevt): Ölüm.
Cümle: فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ (Ölüm dalgalanmaları içinde) - حَبّ (Habb): Tane, tohum.
Cümle: فَالِقُ الْحَبِّ وَالنَّوَى (Taneyi ve çekirdeği yarıp çıkaran) - نَوَى (Nevâ): Çekirdek.
Cümle: وَالنَّوَى (Ve çekirdek) - لَيْل (Leyl): Gece.
Cümle: وَجَعَلَ اللَّيْلَ سَكَنًا (Geceyi dinlenme vesilesi kıldı) - شَمْس (Şems): Güneş.
Cümle: وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ (Güneş ve ay) - نُجُوم (Nücûm): Yıldızlar.
Cümle: جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ (Sizin için yıldızları var eden) - مَاء (Mâ'): Su.
Cümle: أَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً (Gökten su indiren) - جَنَّة (Cennet / Cennât): Bağlar, cennetler.
Cümle: وَجَنَّاتٍ مِنْ أَعْنَابٍ (Üzüm bağları) - وَلَد (Veled): Evlat, çocuk.
Cümle: أَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ (Nasıl bir çocuğu olabilir?) - صَاحِبَة (Sâhibet): Eş, zevce.
Cümle: وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ (Eşi olmadığı halde) - بَصَائِر (Basâir): Basiretler, deliller.
Cümle: قَدْ جَاءَكُمْ بَصَائِرُ (Basiretler gelmiştir) - عَدُوّ (Aduvv): Düşman.
Cümle: جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا (Her peygambere düşman kıldık) - ظَنّ (Zann): Zan, varsayım.
Cümle: إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ (Ancak zanna uyuyorlar) - سَبِيل (Sebîl): Yol.
Cümle: عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ (Allah'ın yolundan)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- حَاجَّ (Hâgge / Hacce): Tartıştı.
Kökü: ح ج ج / Cümle: وَحَاجَّهُ قَوْمُهُ (Kavmi onunla tartıştı.) - هَدَى (Hedâ): Hidayet etti, iletti.
Kökü: ه د ي / Cümle: وَقَدْ هَدَانِي (O bana hidayet etti.) - خَافَ (Hâfe): Korktu.
Kökü: خ و ف / Cümle: وَلَا أَخَافُ (Korkmam.) - شَاءَ (Şâe): Diledi.
Kökü: ش ي ئ / Cümle: إِلَّا أَنْ يَشَاءَ رَبِّي (Meğer ki Rabbim dilesin.) - وَسِعَ (Vesi'e): Kuşattı, geniş oldu.
Kökü: و س ع / Cümle: وَسِعَ رَبِّي كُلَّ شَيْءٍ (Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır.) - تَذَكَّرَ (Tezekkera): İbret aldı, düşündü.
Kökü: ذ ك ر / Cümle: أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ (Düşünüp ibret almaz mısınız?) - لَبِسَ (Lebise): Giydi / bulaştırdı.
Kökü: ل ب س / Cümle: وَلَمْ يَلْبِسُوا إِيمَانَهُمْ (İmanlarını zulümle bulaştırmayanlar...) - رَفَعَ (Refe'e): Yükseltti.
Kökü: ر ف ع / Cümle: نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ (Dereceleri yükseltiriz.) - وَهَبَ (Vehebe): Bağışladı, lütfetti.
Kökü: و ه ب / Cümle: وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ (Ona İshak'ı bağışladık.) - فَضَّلَ (Faddale): Üstün kıldı.
Kökü: ف ض ل / Cümle: وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ (Hepsini âlemlere üstün kıldık.) - اجْتَبَى (İctebâ): Seçti, seçkin kıldı.
Kökü: ج ب ي / Cümle: وَاجْتَبَيْنَاهُمْ (Onları seçtik.) - حَبِطَ (Habite): Boşa gitti.
Kökü: ح ب ط / Cümle: لَحَبِطَ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (Amelleri boşa giderdi.) - كَفَرَ (Kafere): İnkâr etti.
Kökü: ك ف ر / Cümle: فَإِنْ يَكْفُرْ بِهَا (Eğer bunları inkâr ederse...) - وَكَّلَ (Vekkale): Vekil kıldı, görevlendirdi.
Kökü: و ك ل / Cümle: فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًا (Biz oraya bir kavmi vekil kılmışızdır.) - اقْتَدَى (İktedâ): Uydu, örnek aldı.
Kökü: ق د و / Cümle: فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ (Sen de onların yoluna uy.) - سَأَلَ (Se'ele): Sordu, istedi.
Kökü: س أ ل / Cümle: لَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا (Sizden bir ücret istemiyorum.) - أَخْرَجَ (Ahrece): Çıkardı.
Kökü: خ ر ج / Cümle: أَخْرِجُوا أَنْفُسَكُمُ (Canlarınızı çıkarın!) - جَاءَ (Câe): Geldi.
Kökü: ج ي ء / Cümle: جِئْتُمُونَا فُرَادَى (Bize teker teker geldiniz.) - تَرَكَ (Tereke): Bıraktı.
Kökü: ت ر ك / Cümle: وَتَرَكْتُمْ مَا خَوْلَنَاكُمْ (Size verdiklerimizi arkanızda bıraktınız.) - زَعَمَ (Zeeme): İddia etti.
Kökü: ز ع م / Cümle: الَّذِينَ زَعَمْتُمْ (İddia ettikleriniz...) - تَقَطَّعَ (Tekatta'e): Koptu, parçalandı.
Kökü: ق ط ع / Cümle: لَقَدْ تَقَطَّعَ بَيْنَكُمْ (Aranızdaki bağlar koptu.) - ضَلَّ (Dalle): Saptı, kayboldu.
Kökü: ض ل ل / Cümle: وَضَلَّ عَنْكُمْ (Sizi bırakıp kayboldu.) - أَنْشَأَ (Enşe'e): Yarattı, inşa etti.
Kökü: ن ش ء / Cümle: أَنْشَأَكُمْ مِنْ نَفْسٍ (Sizi bir nefisten yaratan...) - اتَّبَعَ (İttabe'e): Tabi oldu, uymak.
Kökü: ت ب ع / Cümle: اتَّبِعْ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ (Sana vahyolunana uy.) - أَطَاعَ (Atâa): İtaat etti.
Kökü: ط و ع / Cümle: وَإِنْ تُطِعْ أَكْثَرَ مَنْ فِي الْأَرْضِ (Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan...)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَحَاجَّهُ قَوْمُهُ (Kavmi onunla tartıştı.) - فَـ (Fe): Tertip ve sebep edatı (hemen, o halde).
Cümle: فَأَيُّ الْفَرِيقَيْنِ (O halde hangi grup...) - لَا (Lâ): Olumsuzluk / nehiy edatı (-ma, -me).
Cümle: وَلَا أَخَافُ (Korkmam.) - إِلَّا (İllâ): İstisna edatı (...den başka, ancak).
Cümle: إِلَّا أَنْ يَشَاءَ رَبِّي (Meğer ki Rabbim dilesin.) - أَنَّ (Enne): Tekit / isim cümleç edatı (...dığını, ki).
Cümle: أَنَّكُمْ أَشْرَكْتُم (Ortak koştuğunuzu...) - إِنْ (İn): Şart edatı (eğer).
Cümle: إِنْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ (Eğer biliyorsanız...) - مَا (Mâ): Olumsuzluk veya ism-i mevsûl edatı (şey / ne / -ma).
Cümle: مَا تُشْرِكُونَ (Ortak koştuklarınız...) - قَدْ (Kad): Tahkik / takrib edatı (kesinlik, -miştir).
Cümle: وَقَدْ هَدَانِي (Şüphesiz O bana hidayet etmiştir.) - لَوْ (Lev): Şart edatı (keşke, -seydi).
Cümle: وَلَوْ أَشْرَكُوا (Eğer ortak koysalardı...) - لَمْ (Lem): Cezmeden olumsuzluk edatı (-madı, -mez).
Cümle: مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ (Hakkında hiçbir şey indirmediği...) - إِذَا (İzâ): Zaman edatı (ne zaman ki, -duğunda).
Cümle: إِذْ قَالُوا (Dedikleri zaman...) - بَلْ (Bel): İtiraz / idrab edatı (bilakis, aksine).
Cümle: بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ (Bilakis onlar Rableri katında diridirler.) - أَمْ (Em): Soru / tahsis edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَ (Yoksa hâkim olanlar onlar mıdır?) - ثُمَّ (Summe): Terâhi edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ ذَرْهُمْ (Sonra onları bırak...) - لَئِنْ (Lein): Kasem ve şart edatı (andolsun ki eğer...).
Cümle: لَئِنْ جَاءَتْهُمْ آيَةٌ (Andolsun ki onlara bir mucize gelirse...)
Kuranla-Arapca-6. En'âm Sûresi-120-165.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
120. وَذَرُوا ظَاهِرَ الْإِثْمِ وَبَاطِنَهُ إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الْإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا يَقْتَرِفُونَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- إِثْم (İsm): Günah.
Cümle: وَذَرُوا ظَاهِرَ الْإِثْمِ (Günahın açık olanını bırakın.) - نُور (Nûr): Nur, ışık, aydınlık.
Cümle: وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا (Ve ona bir nur verdik.) - ظُلُمَات (Zulumât): Karanlıklar.
Cümle: فِي الظُّلُمَاتِ (Karanlıklar içinde.) - قَرْيَة (Karye): Şehir, kasaba, memleket.
Cümle: فِي كُلِّ قَرْيَةٍ (Her memlekette...) - صَدْر (Sadr): Göğüs, kalb.
Cümle: يَشْرَحْ صَدْرَهُ (Onun göğsünü açar.) - سَمَاء (Semâ): Gök, gökyüzü.
Cümle: فِي السَّمَاءِ (Gökyüzünde...) - صِرَاط (Sırât): Yol, doğru yol.
Cümle: هَذَا صِرَاطُ رَبِّكَ (İşte bu Rabbinin yoludur.) - دَار (Dâr): Yurt, ev.
Cümle: دَارُ السَّلَامِ (Esenlik yurdu.) - وَلِيّ (Veliyy): Dost, yardımcı.
Cümle: وَهُوَ وَلِيُّهُمْ (O onların dostudur.) - جِنّ (Cinn): Cinler.
Cümle: يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ (Ey cin topluluğu!) - إِنْس (İns): İnsanlar.
Cümle: مِنَ الْإِنْسِ (İnsanlardan...) - حَيَاة (Hayât): Hayat, yaşam.
Cümle: الْحَيَاةُ الدُّنْيَا (Dünya hayatı.) - حَرْث (Hars): Ekin, tarla.
Cümle: مِنَ الْحَرْثِ وَالْأَنْعَامِ (Ekinlerden ve hayvanlardan...) - أَنْعَام (En'âm): Davarlar, hayvanlar.
Cümle: وَهَذِهِ أَنْعَامٌ (Ve bunlar hayvanlardır.) - أَوْلَاد (Evlâd): Çocuklar, evlatlar.
Cümle: قَتْلَ أَوْلَادِهِمْ (Çocuklarını öldürmeyi...) - زَيْتُون (Zeytûn): Zeytin.
Cümle: وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ (Zeytin ve nar...) - رُّمَّان (Rummân): Nar.
Cümle: وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا (Benzer ve benzemez nar...) - ثَمَر (Semer): Meyve, ürün.
Cümle: كُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ (Onun meyvesinden yiyin.) - دَم (Dem): Kan.
Cümle: أَوْ دَمًا مَسْفُوحًا (Ya da akıtılmış kan...) - لَحْم (Lehm): Et.
Cümle: أَوْ لَحْمَ خِنْزِيرٍ (Ya da domuz eti...) - عِلْم (Ilm): Bilgi, ilim.
Cümle: بِغَيْرِ عِلْمٍ (Bilgisizce...) - حُجَّة (Huccet): Delil, kanıt.
Cümle: فَلِلَّهِ الْحُجَّةُ (Kesin delil Allah'ındır.) - كِتَاب (Kitâb): Kitap, yasa.
Cümle: هَذَا كِتَابٌ (Bu bir kitaptır.) - مَال (Mâl): Mal, servet.
Cümle: مَالَ الْيَتِيمِ (Yetimin malı...) - أَرْض (Ard): Yeryüzü, toprak.
Cümle: خَلَائِفَ الْأَرْضِ (Yeryüzünün halifeleri...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- ذَرَوَ (Zerâ): Bıraktı, terk etti.
Kökü: ذ ر و / Cümle: وَذَرُوا ظَاهِرَ الْإِثْمِ (Günahın açık olanını bırakın.) - كَسَبَ (Kesebe): Kazandı.
Kökü: ك س ب / Cümle: يَكْسِبُونَ الْإِثْمَ (Günah kazanırlar.) - أَكَلَ (Ekale): Yedi.
Kökü: أ ك ل / Cümle: وَلَا تَأْكُلُوا (Yemeyin.) - أَحْيَا (Ahyâ): Diriltti.
Kökü: ح ي ي / Cümle: فَأَحْيَيْنَاهُ (Onu dirilttik.) - مَشَى (Meşâ): Yürüdü.
Kökü: م ش ي / Cümle: يَمْشِي بِهِ (Onunla yürür.) - مَكَرَ (Makere): Hile yaptı, tuzak kurdu.
Kökü: م ك ر / Cümle: لِيَمْكُرُوا فِيهَا (Oralarda hile yapsınlar diye...) - شَعَرَ (Şa'ara): Hissetti, farkına vardı.
Kökü: ش ع ر / Cümle: وَمَا يَشْعُرُونَ (Farkına varmazlar.) - جَاءَ (Câe): Geldi.
Kökü: ج ي ء / Cümle: جَاءَتْهُمْ آيَةٌ (Onlara bir ayet geldi.) - أَصَابَ (Asâbe): İsabet etti, erişti.
Kökü: ص و ب / Cümle: سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا (Suç işleyenlere erişecektir.) - أَجْرَمَ (Ecrme): Suç işledi.
Kökü: ج ر م / Cümle: الَّذِينَ أَجْرَمُوا (Suç işleyenler...) - هَدَى (Hedâ): Hidayet etti, iletti.
Kökü: ه د ي / Cümle: أَنْ يَهْدِيَهُ (Onu hidayete erdirmesini...) - شَرَحَ (Şaraha): Açtı, genişletti.
Kökü: ش ر ح / Cümle: يَشْرَحْ صَدْرَهُ (Göğsünü açar.) - أَضَلَّ (Adalle): Saptırdı.
Kökü: ض ل ل / Cümle: أَنْ يُضِلَّهُ (Onu saptırmasını...) - ذَكَرَ (Zakere): Andı, hatırladı.
Kökü: ذ ك ر / Cümle: يَذَّكَّرُونَ (Öğüt alıyorlar.) - حَشَرَ (Haşere): Topladı.
Kökü: ح ش ر / Cümle: يَحْشُرُ جَمِيعًا (Hepsini toplar.) - بَلَغَ (Balega): Ulaştı.
Kökü: ب ل غ / Cümle: وَبَلَغْنَا أَجَلَنَا (Süremize ulaştık.) - غَفَلَ (Gafele): Gafil oldu, habersiz kaldı.
Kökü: غ ف ل / Cümle: وَأَهْلُهَا غَافِلُونَ (Halkı habersizken...) - عَمِلَ (Amile): Yaptı, işledi.
Kökü: ع م ل / Cümle: عَمِلُوا (Yaptılar.) - شَاءَ (Şâe): Delledi, diledi.
Kökü: ش ي ء / Cümle: إِنْ يَشَأْ (Eğer dilerse...) - أَنْشَأَ (Enşee): Yarattı, inşa etti.
Kökü: ن ش أ / Cümle: أَنْشَأَ جَنَّاتٍ (Bahçeler yarattı.) - فلاح (Faleha - Faleha / Yüfliu): Kurtuluşa erdi.
Kökü: ف ل ح / Cümle: لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ (Zalimler kurtuluşa eremez.) - حَكَمَ (Hakeme): Hükmetti.
Kökü: ح ك م / Cümle: يَحْكُمُونَ (Hükmediyorlar.) - حَرَّمَ (Harrame): Haram kıldı.
Kökü: ح ر م / Cümle: حَرَّمَ رَبُّكُمْ (Rabbiniz haram kıldı.) - قَتَلَ / قَاتَلَ (Katale): Öldürdü.
Kökü: ق ت ل / Cümle: قَتَلُوا أَوْلَادَهُمْ (Çocuklarını öldürdüler.) - رَزَقَ (Razaka): Rızıklandırdı.
Kökü: ر ز ق / Cümle: رَزَقَكُمُ اللَّهُ (Allah sizi rızıklandırdı.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- إِنَّ (İnne): Tekit / vurgu edatı (şüphesiz, muhakkak).
Cümle: إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ (Şüphesiz kazananlar...) - لَا (Lâ): Olumsuzluk / nehiy edatı (değil, -ma/-me).
Cümle: لَنْ نُؤْمِنَ (Asla inanmayacağız - len) / وَلَا تَأْكُلُوا (Yemeyin.) - وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَظَاهِرَ الْإِثْمِ وَبَاطِنَهُ (Açık ve gizli günah.) - فَـ (Fe): Tertip ve sebep edatı (hemen, o halde).
Cümle: فَأَحْيَيْنَاهُ (Bunun üzerine onu dirilttik.) - إِذَا (İzâ): Zaman / şart edatı (-dığı zaman, ne zaman ki).
Cümle: وَإِذَا جَاءَتْهُمْ آيَةٌ (Onlara bir ayet geldiğinde...) - لَنْ (Len): Olumsuz gelecek zaman edatı (asla).
Cümle: لَنْ نُؤْمِنَ (Asla inanmayacağız.) - حَتَّى (Hattâ): Gaاية / sınır edatı (-e kadar, -inciye dek).
Cümle: حَتَّى نُؤْتَى (Bize verilinceye kadar...) - مَنْ (Men): İsmi mevsul / şart edatı (kim, ki o).
Cümle: فَمَنْ يُرِدِ اللَّهُ (Kim ki Allah dilerse...) - أَنْ (En): Masdar / nasbeden fiil edatı (-mek, -mak).
Cümle: أَنْ يَهْدِيَهُ (Onu hidayete erdirmesini...) - إِلَّا (İllâ): İstisna edatı (ancak, -den başka).
Cümle: وَمَا يَمْكُرُونَ إِلَّا بِأَنْفُسِهِمْ (Yalnızca kendilerini aldatırlar.) - ثُمَّ (Summe): Terâhi edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ (Sonra onlara bildirecektir.) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mi / mü).
Cümle: هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ عِلْمٍ (Yanınızda bir ilim var mı?) - لَوْ (Lev): Şart edatı (eğer -seydi).
Cümle: لَوْ شَاءَ اللَّهُ (Eğer Allah dileseydi...) - قَدْ (Kad): Tahkik edatı (-miştir, şüphesiz).
Cümle: قَدْ فَصَّلْنَا (Şüphesiz açıkladık.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk / ism-i mevsul edatı (ne, şey).
Cümle: وَمَا يَشْعُرُونَ (Ve farkına varmazlar.)
konutesti



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.