- Ders1
- Ders2
- Konu Testi
- Sureler
- Arapça Dersler
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-7. A'râf Sûresi-1-49.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
1. المص
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- كِتَاب (Kitâب): Kitap, yasa.
Cümle: كِتَابٌ أُنْزِلَ إِلَيْكَ ((Bu) sana indirilen bir kitaptır.) - صَدْر (Sadr): Göğüs, yürek.
Cümle: فَلَا يَكُنْ فِي صَدْرِكَ حَرَجٌ (Göğsünde bir sıkıntı olmasın.) - قَرْيَة (Karye): Şehir, memleket.
Cümle: وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا (Nice memleketleri helak ettik.) - بَأْس (Ba's): Azap, güç, şiddet.
Cümle: فَجَاءَهَا بَأْسُنَا (Azabımız onlara geldi.) - ظَالِم (Zâlim): Haksızlık eden.
Cümle: إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ (Biz zalimler olmuştuk.) - رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: وَلَنَسْأَلَنَّ الْمُرْسَلِينَ (Peygamberlere de elbette soracağız.) - وَزْن (Vezn): Tartı, ölçü.
Cümle: وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ (O gün tartı haktır.) - مِيزَان (Mîzân): Terazi.
Cümle: فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ (Kimlerin tartıları ağır gelirse...) - أَرْض (Ard): Yeryüzü, yer.
Cümle: مَكَّنَّاكُمْ فِي الْأَرْضِ (Sizi yeryüzünde yerleşik kıldık.) - مَعِيشَة (Meîşe): Geçim, rızık.
Cümle: جَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ (Orada geçimlikler yarattık.) - مَلَائِكَة (Melâike): Melekler.
Cümle: قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا (Meleklere secde edin dedik.) - طِين (Tîn): Çamur, balçık.
Cümle: خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ (Beni ateşten, onu çamurdan yarattın.) - صَغِير (Sağîr): Aşağılıklardan olan.
Cümle: إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ (Sen hor görülenlerdensin.) - يَوْم (Yevm): Gün.
Cümle: إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ (Diriltilecekleri güne kadar.) - صِرَاط (Sirât): Yol.
Cümle: صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ (Dosdoğru yolun üzerinde...) - جَهَنَّم (Cehennem): Cehennem.
Cümle: لَأَمْلَئَنَّ جَهَنَّمَ مِنْكُمْ (Cehennemi sizlerle dolduracağım.) - زَوْج (Zevc): Eş.
Cümle: اسْكُنْ أَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ (Sen ve eşin cennete yerleşin.) - شَجَرَة (Şecere): Ağaç.
Cümle: وَلَا تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ (Bu ağaca yaklaşmayın.) - وَرَق (Varak): Yaprak.
Cümle: مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ (Cennet yaprağından...) - لِبَاس (Libâs): Elbise, giysi.
Cümle: أَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا (Üzerinize elbise indirdik.) - تَقْوَى (Takvâ): Sakınma, takva.
Cümle: وَلِبَاسُ التَّقْوَى ذَلِكَ خَيْرٌ (Takva elbisesi daha hayırlıdır.) - مَسْجِد (Mescid): Mescit, secde yeri.
Cümle: عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ (Her mescitte / secde yerinde...) - رِزْق (Rızk): Rızık, nimet.
Cümle: وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ (Temiz rızıklardan...) - أُمَّة (Umme): Ümmet, topluluk.
Cümle: وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ (Her ümmetin bir eceli vardır.) - جَنَّة (Cenne): Cennet.
Cümle: أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ (İşte onlar cennet ehlidirler.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- أَنْزَلَ (Enzele): İndirdi.
Kökü: ن ز ل / Cümle: كِتَابٌ أُنْزِلَ إِلَيْكَ (Sana bir kitap indirildi.) - كَذَّبَ (Kezzabe): Yalanladı.
Kökü: ك ذ ب / Cümle: وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا (Ayetlerimizi yalanlayanlar...) - أَهْلَكَ (Ehleke): Helak etti.
Kökü: ه ل ك / Cümle: قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا (Nice memleketleri helak ettik.) - سَأَلَ (Seale): Sordu.
Kökü: س أ ل / Cümle: وَلَنَسْأَلَنَّ الْمُرْسَلِينَ (Peygamberlere de elbette soracağız.) - وَزَنَ (Vezene): Tarttı.
Kökü: و ز ن / Cümle: وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ (O gün tartı haktır.) - خَسِرَ (Hasire): Ziyana uğradı.
Kökü: خ س ر / Cümle: أُولَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُوا أَنْفُسَهُمْ (Kendilerini ziyana sokanlar...) - شَكَرَ (Şakere): Şükretti.
Kökü: ش ك ر / Cümle: قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ (Ne kadar az şükrediyorsunuz!) - خَلَقَ (Halaka): Yarattı.
Kökü: خ ل ق / Cümle: وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ (Andolsun sizi yarattık.) - سَجَدَ (Sacede): Secde etti.
Kökü: س ج د / Cümle: فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ (İblis hariç secde ettiler.) - أَمَرَ (Amere): Emretti.
Kökü: أ م ر / Cümle: إِذْ أَمَرْتُكَ (Sana emrettiğim zaman...) - أَهْبَطَ (Ehbeta): İndirdi.
Kökü: ه ب ط / Cümle: فَاهْبِطْ مِنْهَا (Oradan in!) - أَغْوَى (Agvâ): Azdirdi.
Kökü: غ و ي / Cümle: فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي (Beni azdırmana karşılık...) - قَعَدَ (Kaade): Oturdu.
Kökü: ق ع د / Cümle: لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ (Yolunda oturacağım.) - وَسْوَسَ (Vesvese): Vesvese verdi.
Kökü: و س و س / Cümle: فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ (Şeytan vesvese verdi.) - ذَاقَ (Zâka): Tattı.
Kökü: ذ و ق / Cümle: فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ (Ağacı tattıklarında...) - نَادَى (Nâdâ): Seslendi.
Kökü: ن د و / Cümle: وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا (Rableri onlara seslendi.) - غَفَرَ (Gafere): Bağışladı.
Kökü: غ ف ر / Cümle: وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا (Eğer bizi bağışlamazsan...) - رَحِمَ (Rahime): Merhamet etti.
Kökü: ر ح م / Cümle: وَتَرْحَمْنَا (Bize merhamet etmezsen...) - حَيِيَ (Hayiye): Yaşadı.
Kökü: ح ي ي / Cümle: فِيهَا تَحْيَوْنَ (Orada yaşayacaksınız.) - مَاتَ (Mâte): Öldü.
Kökü: م و ت / Cümle: وَفِيهَا تَمُوتُونَ (Orada öleceksiniz.) - أَخْرَجَ (Ahrece): Çıkardı.
Kökü: خ ر ج / Cümle: كَمَا أَخْرَجَ أَبَوَيْكُمْ (Babanızı çıkardığı gibi...) - رَأَى (Raâ): Gördü.
Kökü: ر أ ي / Cümle: إِنَّهُ يَرَاكُمْ (O sizi görür.) - دَعَا (Deâ): Yalvardı.
Kökü: د ع و / Cümle: وَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ (O'na ihlasla yalvarın.) - أَكَلَ (Ekele): Yedi.
Kökü: أ ك ل / Cümle: وَكُلُوا وَاشْرَبُوا (Yiyin ve için...) - شَرِبَ (Şeribe): İçti.
Kökü: ش ر ب / Cümle: وَكُلُوا وَاشْرَبُوا (Yiyin ve için...)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: كِتَابٌ أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَذِكْرَى (Sana indirilen kitap ve öğüt...) - فَـ (Fe): Tertip ve sebep edatı (hemen, o halde).
Cümle: فَجَاءَهَا بَأْسُنَا (Azabımız hemen geldi.) - ثُمَّ (Summe): Terâhi edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ (Sonra size şekil verdik.) - لَا (Lâ): Olumsuzluk / nehiy edatı (-ma / -me / yok).
Cümle: فَلَا يَكُنْ فِي صَدْرِكَ (Göğsünde sıkıntı olmasın.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk veya mevsûl edatı (ne / şeyler).
Cümle: مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ (Size indirilen şey...) - إِنْ (İn): Şart edatı (eğer).
Cümle: وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا (Eğer bizi bağışlamazsan...) - إِذَا (İzâ): Zaman şart edatı (-duğunda).
Cümle: وَإِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً (Bir kötülük yaptıkları zaman...) - لَمْ (Lem): Cezmeden olumsuzluk edatı (-madı / -mez).
Cümle: لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدِينَ (Secde edenlerden olmadı.) - لَنْ (Len): Olumsuz gelecek zaman edatı (asla).
Cümle: لَنْ يَنَالُهُمُ اللَّهُ (Allah onlara asla erişmez.) - قَدْ (Kad): Tahkik / takrib edatı (-şüphesiz).
Cümle: قَدْ أَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا (Şüphesiz elbise indirdik.) - أَمْ (Em): Soru edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَ (Yoksa hâkim olanlar onlar mı?) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mi / mü).
Cümle: فَهَلْ وَجَدْتُمْ (Gerçek buldunuz mu?) - لَوْ (Lev): Şart edatı (keşke / -seydi).
Cümle: لَوْلَا أَنْ هَدَانَا اللَّهُ (Allah bize hidayet etmeseydi...) - بَلْ (Bel): İtiraz edatı (bilakis).
Cümle: بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ (Bilakis onlar diridirler.) - إِنَّ (İnne): Tekit edatı (şüphesiz).
Cümle: إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ (Şüphesiz Allah israf edenleri sevmez.)
www.muhammediyye.org
Derleyen: S.Muhammed El-Haşimi Musevi
Kuranla-Arapca-7. A'râf Sûresi-50-99.ayetler
Ayetler ve Türkçe Çevirileri
50. وَنَادَى أَصْحَابُ النَّارِ أَصْحَابَ الْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَاءِ أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِرِينَ
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (25 Adet)
- مَاء (Mâ): Su.
Cümle: أَفِيضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَاءِ (Bize sudan akıtın.) - رِزْق (Rızk): Rızık, nimet.
Cümle: مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ (Allah'ın size verdiği rızıktan...) - كَافِر (Kâfir): İnkârcı, kâfir.
Cümle: عَلَى الْكَافِرِينَ (Kâfirlere haram kılmıştır.) - حَيَاة (Hayât): Hayat, yaşam.
Cümle: الْحَيَاةُ الدُّنْيَا (Dünya hayatı...) - يَوْم (Yevm): Gün.
Cümle: لِقَاءَ يَوْمِهِمْ هَذَا (Bu günlerine kavuşmayı...) - عِلْم (İlm): İlim, bilgi.
Cümle: فَصَّلْنَاهُ عَلَى عِلْمٍ (Onu bir ilim üzere açıkladık.) - رَحْمَة (Rahmet): Rahmet, merhamet.
Cümle: هُدًى وَرَحْمَةً (Hidayet ve rahmet olarak.) - رَسُول (Resûl): Elçi, peygamber.
Cümle: جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا (Rabbimizin elçileri geldi.) - عَرْش (Arş): Arş, büyük makam.
Cümle: اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Arş'a hükmetti.) - شَمْس (Şems): Güneş.
Cümle: وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ (Güneş ve ay...) - نَجْم (Necm / Nücûm): Yıldızlar.
Cümle: وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ (Yıldızlar boyun eğdirilmiştir.) - رِيح (Rîh / Riyâh): Rüzgar.
Cümle: يُرْسِلُ الرِّيَاحَ (Rüzgarları gönderir.) - سَحَاب (Sehâb): Bulut.
Cümle: أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا (Ağır bulutlar yüklenince...) - بَلَد ( Beled): Belde, şehir.
Cümle: لِبَلَدٍ مَيِّتٍ (Ölü bir beldeye...) - ثَمَرَة (Semere / Semerât): Meyveler, ürünler.
Cümle: مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ (Her türlü meyveden...) - نَبَات (Nebât): Bitki.
Cümle: يَخْرُجُ نَبَاتُهُ (Bitkisi çıkar.) - قَوْم (Kavm): Topluluk, millet.
Cümle: يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ (Ey kavmim, Allah'a ibadet edin.) - عَذَاب (Azâb): Azap, ceza.
Cümle: عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ (Büyük bir günün azabı.) - فُلْك (Fulk): Gemiler, gemi.
Cümle: فِي الْفُلْكِ (Gemide...) - خَلِيفَة (Halîfe / Hulefâ): Halifeler, yerine geçenler.
Cümle: جَعَلَكُمْ خُلَفَاءَ (Sizi halifeler kıldı.) - قَصْر (Kasr / Kusûr): Köşkler, saraylar.
Cümle: تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُورًا (Ovalarında köşkler ediniyorsunuz.) - جَبَل (Cebel / Jibâl): Dağlar.
Cümle: وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ (Dağları yontuyorsunuz.) - نَاقَة (Nâka): Deve.
Cümle: هَذِهِ نَاقَةُ اللَّهِ (İşte Allah'ın devesi.) - مِيزَان (Mîzân): Terazi, ölçü.
Cümle: وَأَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ (Ölçüyü ve tartıyı tam yapın.) - بَرَكَة (Bereket): Bereket.
Cümle: بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَاءِ (Gökten bereketler...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (25 Adet)
- نَادَى (Nâdâ): Seslendi.
Kökü: ن د و / Cümle: وَنَادَى أَصْحَابُ النَّارِ (Cehennem ehli seslendi.) - أَفَاضَ (Efâda): Akıttı, bolca verdi.
Kökü: ف ي ض / Cümle: أَفِيضُوا عَلَيْنَا (Bize akıtın.) - رَزَقَ (Razaka): Rızıklandırdı.
Kökü: ر ز ق / Cümle: رَزَقَكُمُ اللَّهُ (Allah sizi rızıklandırdı.) - حَرَّمَ (Harreme): Haram kıldı.
Kökü: ح ر م / Cümle: حَرَّمَهُمَا (Onları haram kıldı.) - اتَّخَذَ (İtteleze / İttenaze -> İttehaze): Edindi.
Kökü: أ خ ذ / Cümle: اتَّخَذُوا دِينَهُمْ (Dinlerini edindiler.) - غَرَّ (Garre): Aldattı.
Kökü: غ ر ر / Cümle: وَغَرَّتْهُمُ الْحَيَاةُ (Hayat onları aldattı.) - نَسِيَ (Nesiye): Unuttu.
Kökü: ن س ي / Cümle: نَسُوا لِقَاءَ يَوْمِهِمْ (Bu günlerine kavuşmayı unuttular.) - فَصَّلَ (Fassale): Açıkladı, detaylandırdı.
Kökü: ف ص ل / Cümle: فَصَّلْنَاهُ عَلَى عِلْمٍ (Onu ilimle açıkladık.) - نَظَرَ (Nazara): Baktı, bekledi.
Kökü: ن ظ ر / Cümle: هَلْ يَنْظُرُونَ (Bekliyorlar mı?) - أَتَى (Etâ): Geldi.
Kökü: أ ت ي / Cümle: يَوْمَ يَأْتِي تَأْوِيلُهُ (Tevili geldiği gün.) - شَفَعَ (Şefa'a): Şefaat etti.
Kökü: ش ف ع / Cümle: فَيَشْفَعُوا لَنَا (Bize şefaat etsinler.) - رَدَّ (Redde): Geri çevirdi.
Kökü: ر د د / Cümle: أَوْ نُرَدُّ (Veya geri çevrilsek.) - خَلَقَ (Halaka): Yarattı.
Kökü: خ ل ق / Cümle: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ (Gökleri yarattı.) - اسْتَوَى (İstevâ): Istiva etti, hükmetti.
Kökü: س و ي / Cümle: ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Sonra arşa hükmetti.) - أَغْشَى (Eğşâ): Bürüdü, örttü.
Kökü: غ ش ي / Cümle: يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ (Geceyi gündüze bürür.) - دَعَا (Deâ): Dua etti, çağırdı.
Kökü: د ع و / Cümle: ادْعُوا رَبَّكُمْ (Rabbinize dua edin.) - أَفْسَدَ (Efsede): Fesat çıkardı.
Kökü: ف س د / Cümle: وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkarmayın.) - أَرْسَلَ (Ersale): Gönderdi.
Kökü: ر س ل / Cümle: أَرْسَلْنَا نُوحًا (Nuh'u gönderdik.) - عَبَدَ (Abede): İbadet etti.
Kökü: ع ب د / Cümle: اعْبُدُوا اللَّهَ (Allah'a ibadet edin.) - خَافَ (Hâfe): Korktu.
Kökü: خ و ف / Cümle: إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ (Ben üzerinize korkarım.) - أَنْجَى (Encâ): Kurtardı.
Kökü: ن ج و / Cümle: فَأَنْجَيْنَاهُ (Onu kurtardık.) - أَغْرَقَ (Eğrake): Boğdu.
Kökü: غ ر ق / Cümle: وَأَغْرَقْنَا الَّذِينَ كَذَّبُوا (Yalanlayanları boğduk.) - نَحَتَ (Nahate): Yonttu.
Kökü: ن ح ت / Cümle: وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ (Dağları yontuyorsunuz.) - أَوْفَى (Evfâ): Tam yaptı, yerine getirdi.
Kökü: و ف ي / Cümle: فَأَوْفُوا الْكَيْلَ (Ölçüyü tam yapın.) - آمَنَ (Âmene): İman etti.
Kökü: أ م ن / Cümle: آمَنُوا وَاتَّقَوْا (İman edip sakındılar.)
3. Arapça Edat Örnekleri - Harfi Cerler Hariç (15 Adet)
- وَ (Ve): Atıf edatı (ve).
Cümle: وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ (Güneşi ve ayı boyun eğdirdi.) - فَـ (Fe): Tertip ve sebep edatı (hemen, o halde).
Cümle: فَأَنْزَلْنَا بِهِ الْمَاءَ (Hemen orada suyu indirdik.) - ثُمَّ (Summe): Terâhi edatı (sonra).
Cümle: ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ (Sonra arşa hükmetti.) - لَا (Lâ): Olumsuzluk / nehiy edatı (-ma / -me / yok).
Cümle: وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde fesat çıkarmayın.) - مَا (Mâ): Olumsuzluk veya ism-i mevsûl edatı (ne / şey).
Cümle: مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ (Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeyden...) - إِنْ (İn): Şart edatı (eğer).
Cümle: إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ (Eğer doğru söyleyenlerden isen...) - هَلْ (Hel): Soru edatı (mi / mü).
Cümle: هَلْ لَنَا مِنْ شُفَعَاءَ (Bizim için şefaatçiler var mı?) - أَنْ (En): Masdar / edat (ki, -mek).
Cümle: أَنْ أَفِيضُوا عَلَيْنَا (Bize akıtmanızı...) - إِذَا (İzâ): Zaman edatı (-dığı zaman, ne zaman ki).
Cümle: حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا (Nihayet bulut yüklendikleri zaman...) - قَدْ (Kad): Tahkik / yaklaştırma edatı (kesinlikle / -miştir).
Cümle: قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ (Şüphesiz size açık delil geldi.) - بَلْ (Bel): İtiraz / idrab edatı (bilakis, aksine).
Cümle: بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ (Bilakis siz aşırı giden bir kavimsiniz.) - لَوْ (Lev): Şart edatı (keşke, -seydi).
Cümle: أَوْ لَوْ كُنَّا كَارِهِينَ (İstemesek de mi?) - أَمْ (Em): Soru / denklik edatı (yoksa).
Cümle: أَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَ (Yoksa onlar mı hâkimdirler?) - كَأَنَّ (Keenne): Benzetme edatı (sanki).
Cümle: كَأَنْ لَمْ يَغْنَوْا فِيهَا (Sanki orada hiç var olmamışlar gibi.) - لَمْ (Lem): Cezmeden olumsuzluk edatı (-madı / -mez).
Cümle: لَمْ يُؤْمِنُوا (İnanmadılar.)
konutesti



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.