- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-71. Nûh Sûresi-1-28
Nûh Sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 71. suresi olup Mekke döneminde inmiştir ve 28 ayettir. Sure, Hz. Nûh'un (a.s.) kendi kavmini Allah'ın birliğine inanmaya, O'na ibadet etmeye ve günahlardan sakınmaya gece gündüz, gizli ve açık şekillerde uzun yıllar boyunca nasıl davet ettiğini anlatır. Kavminin büyüklük taslayarak, kulaklarını tıkatıp elbiselerine bürünerek bu çağrıya sırt çevirdiğini, mal ve evlatlarının onları azdırdığını ve putlarına (Vud, Suva, Yegûs, Yeûk, Nasr) sımsıkı sarıldıklarını belirtir. Son bölümde ise Hz. Nûh'un kavminin hidayete ermeyeceğini anlayarak Rabbine yaptığı sitem dolu yakarışı, ilahi azapla tufanda boğulmalarını ve kendisi, inananlar ve ana-babası için yaptığı bağışlanma duasıyla sona erer.
Nûh Sûresi 1-28. Ayetler (Okuma Parçası)
1. إِنَّا أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ أَنْ أَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
2. قَالَ يَا قَوْمِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ
3. أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ
4. يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذَا جَاءَ لَا يُؤَخِّرُ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
5. قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلاً وَنَهَاراً
6. فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَاراً
7. وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَاراً
8. ثُمَّ إِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَاراً
9. ثُمَّ إِنِّي أَعْلَنْتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَاراً
10. فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّاراً
11. يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَاراً
12. وَيُمْدِدْكُمْ بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ أَنْهَاراً
13. مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَاراً
14. وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَاراً
15. أَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقاً
16. وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُوراً وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجاً
17. وَاللَّهُ أَنْبَتَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ نَبَاتاً
18. ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجاً
19. وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ بِسَاطاً
20. لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلاً فِجَاجاً
21. قَالَ نُوحٌ رَبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِي وَاتَّبَعُوا مَنْ لَمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُ إِلَّا خَسَاراً
22. وَمَكَرُوا مَكْراً كُبَّاراً
23. وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ آلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدّاً وَلَا سُوَاعاً وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْراً
24. وَقَدْ أَضَلُّوا كَثِيراً وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا ضَلَالاً
25. مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَاراً فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَنْصَاراً
26. وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرَ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّاراً
27. إِنَّكَ إِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِراً كَفَّاراً
28. رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِناً وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَاراً
1. Şüphesiz biz Nûh'u, "Kavmini, kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce uyar" diye gazetemize (elçi olarak) gönderdik.
2. Nûh dedi ki: "Ey kavmim! Muhakkak ki ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
3. "Allah'a ibadet edin, O'ndan sakının ve bana itaat edin."
4. "Ki (böyle yaparsanız) Allah günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirlenmiş bir süreye kadar ertelesin. Şüphesiz Allah'ın takdir ettiği ecel geldiği zaman ertelenmez; keşke bilseydiniz!"
5. Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (iman ve hidayete) davet ettim."
6. "Fakat benim davetim onların sadece kaçışlarını artırdı."
7. "Şüphesiz ki sen onları bağışlayasın diye ne zaman kendilerini davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, (inkârda) direttiler ve aşırı derecede kibirlendiler."
8. "Sonra ben onları açıkça davet ettim."
9. "Sonra onlara hem açıktan açığa söyledim hem de gizliden gizliye fısıldadım."
10. "Dedim ki: 'Rabbinizden bağışlanma dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.'"
11. "(Bağışlanma dileyin ki) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin."
12. "Size mallar ve oğullar ile yardım etsin, sizin için bahçeler versin, sizin için ırmaklar var etsin."
13. "Size ne oluyor ki Allah için bir vakar (büyüklük/azamet) beklemiyorsunuz?"
14. "Oysa O, sizi evreler halinde (aşama aşama) yaratmıştır."
15. "Görmediniz mi Allah yedi göğü birbiri üzerine nasıl yaratmıştır?"
16. "İçlerinde kameri (ayı) bir nur kıl-mış, güneşi de bir kandil (lamba) yapmıştır."
17. "Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirmiştir."
18. "Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (oradan tekrar) çıkaracaktır."
19. "Allah yeryüzünü sizin için bir yaygı (beşik) yapmıştır."
20. "Öyle ki ondan geniş yollarda yürüyesiniz."
21. Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler; malı ve çocuğu kendisinin sadece ziyanını artıran kimselere uydular."
22. "Çok büyük bir tuzak kurdular."
23. "Ve dediler ki: 'Sakın ilahlarınızı bırakmayın; özellikle Vedd'i, Suva'yı, Yegûs'u, Yeûk'u ve Nasr'ı asla terk etmeyin!'"
24. "(Çünkü bu putlar) pek çoklarını saptırdılar. (Ey Rabbim!) Sen de o zalimlerin sadece sapıklıklarını artır."
25. İşledikleri hatalar yüzünden suda boğuldular, ardından ateşe sokuldular. Kendileri için Allah'tan başka hiçbir yardımcı da bulamadılar.
26. Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden hiçbir daytar (ev de bark da bırakma, kimseyi) bırakma!"
27. "Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve inkârcı çocuklar dünyaya getirirler."
28. "Ey Rabbim! Beni, ana-babamı, evime mümin olarak girenleri, mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla; zalimlerin de sadece helakini artır!"
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- نُوح (Nûh): Özel isim, Hz. Nûh.
Cümle: إِنَّا أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ (Şüphesiz biz Nûh'u kavmine gönderdik.) - قَوْم (Kavm): Topluluk, millet.
Cümle: قَالَ يَا قَوْمِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ (Ey kavmim, ben sizin için uyarıcıyım dedi.) - عَذَاب (Azâb): Sıkıntı, ceza.
Cümle: يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ (Onlara elem dolu bir azap gelir.) - لَيْل (Leyl): Gece.
Cümle: دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلاً وَنَهَاراً (Kavmimi gece gündüz davet ettim.) - نَهَار (Nehâr): Gündüz.
Cümle: أَدْعُو قَوْمي نَهَاراً (Gündüz kavmimi davet ediyorum.) - أَصَابِع (Esâbi'): Parmaklar.
Cümle: جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ (Parmaklarını kulaklarına tıkadılar.) - أَذَان (Âzân): Kulaklar (Tekili: üzün).
Cümle: فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ (Kulaklarında ağırlık vardır.) - ثِيَاب (Siyâb): Elbiseler.
Cümle: وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ (Elbiselerine büründüler.) - سَمَاء (Semâ'): Gök, gökyüzü.
Cümle: يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ (Gökten üzerinize yağmur indirsin.) - أَمْوَال (Emvâl): Mallar, servetler.
Cümle: وَيُمْدِدْكُمْ بِأَمْوَالٍ (Sizi mallarla desteklesin.) - بَنِين (Benîn): Oğullar, evlatlar.
Cümle: وَالْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ (Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür.) - جَنَّات (Cennât): Bahçeler, cennetler.
Cümle: وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ (Sizin için cennetler/bahçeler var etsin.) - أَنْهَار (Enhâr): Irmaklar, nehirler.
Cümle: وَيَجْعَلْ لَكُمْ أَنْهَاراً (Ve sizin için ırmaklar kılsın.) - قَمَر (Kamer): Ay.
Cümle: وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُوراً (Ayı onlarda bir nur kıldı.) - شَمْس (Şems): Güneş.
Cümle: وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجاً (Güneşi de bir kandil yaptı.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- أَرْسَلْنَا (Erselnâ / Gönderdik): Mazi fiil.
Cümle: إِنَّا أَرْسَلْنَا نُوحًا (Şüphesiz biz Nûh'u gönderdik.) - أَنْذِرْ (Enzhir / Uyar): Emir fiili.
Cümle: أَنْذِرْ قَوْمَكَ (Kavmini uyar.) - اعْبُدُوا (İ'budû / İbadet edin): Emir fiili.
Cümle: اعْبُدُوا اللَّهَ (Allah'a ibadet edin.) - يَغْفِرْ (Yagfir / Bağışlasın): Muzari meczup fiil.
Cümle: يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ (Günahlarınızı bağışlasın.) - دَعَوْتُ (De'avtü / Davet ettim): Mazi fiil.
Cümle: دَعَوْتُ قَوْمِي (Kavmimi davet ettim.) - تَغْفِرَ (Tagfire / Bağışlaman için): Muzari mansup.
Cümle: لِتَغْفِرَ لَهُمْ (Onları bağışlaman için.) - أَصَرُّوا (Esorrû / Direttiler): Mazi fiil.
Cümle: وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا (Direttiler ve kibirlendiler.) - أَعْلَنْتُ (E'lentu / Açıkladım): Mazi fiil.
Cümle: إِنِّي أَعْلَنْتُ لَهُمْ (Ben onlara açıkladım.) - اسْتَغْفِرُوا (İstagfirû / Bağışlanma dileyin): Emir fiili.
Cümle: اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ (Rabbinizden mağfiret dileyin.) - يُرْسِلِ (Yürsili / Göndersin/indirsin): Muzari meczup.
Cümle: يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ (Gökten üzerinize yağmur indirsin.) - خَلَقَ (Halaka / Yarattı): Mazi fiil.
Cümle: وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَاراً (O sizi evreler halinde yarattı.) - أَنْبَتَ (enbete / Bitirdi, yetiştirdi): Mazi fiil.
Cümle: وَاللَّهُ أَنْبَتَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ (Allah sizi yerden bitirdi.) - يُعِيدُ (Yuîdu / Döndürür / iade eder): Muzari fiil.
Cümle: ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا (Sonra sizi yine oraya döndürecek.) - تَسْلُكُوا (Tesluku / Yürüyesiniz): Muzari mansup.
Cümle: لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلاً (Ondan yollar tutasınız/yürüyesiniz diye.) - أُغْرِقُوا (Uğrikû / Suda boğuldular): Mazi meçhul fiil.
Cümle: خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا (Hatalarından ötürü boğuldular.)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- إِلَى (İlâ - Harf-i cer): -e, -e doğru.
Cümle: أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ (Nûh'u kavmine gönderdik.) - مِنْ (Min - Harf-i cer): -den, -dan.
Cümle: مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُمْ (Onlara gelmeden önce.) - فِي (Fî - Harf-i cer): İçinde, de/da.
Cümle: جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ (Parmaklarını kulaklarına tıkadılar.) - لِـ (Li - Harf-i cer): İçin, -e ait.
Cümle: لِتَغْفِرَ لَهُمْ (Onları bağışlaman için.) - عَلَى (Alâ - Harf-i cer): Üzerinde, üzere.
Cümle: يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ (Üzerinize gökten yağmur indirsin.)
Nûh Suresi 1-28. Ayetler Paragraf, Dilbilgisi ve Kelime Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.