- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-72. Cinn Sûresi-1-28
Cinn Suresi, Mekke döneminde inmiş olup 28 ayetten oluşur. Adını ilk ayetlerde Kur'an'ı büyük bir dikkat ve hayranlıkla dinleyip iman eden cin topluluğundan alır. Surede cinlerin Kur'an karşısındaki duyarlılığı, Hz. Peygamber'e (SAV) olan inançları, tevhit inancının esasları, gayb bilgisinin yalnızca Allah'a ait olduğu ve Hz. Muhammed'in tebliğ görevi detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.
Cinn Suresi 1-28. Ayetler (Okuma Parçası)
1. قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا
2. يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَا أَحَدًا
3. وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا
4. وَأَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى اللَّهِ شَطَطًا
5. وَأَنَّا ظَنَنَّا أَنْ لَنْ تَقُولَ الْإِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا
6. وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْإِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا
7. وَأَنَّهُمْ ظَنَّوكُمۡ كَمَا ظَنَنتُمۡ أَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللَّهُ أَحَدًا
8. وَأَنَّا لَمَسْنَا السَّمَاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرْسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا
9. وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْآنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا
10. وَأَنَّا لَا نَدْرِي أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَنْ فِي الْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا
11. وَأَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَلِكَ كُنَّا طَرَائِقَ قِدَدًا
12. وَأَنَّا ظَنَنَّا أَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللَّهَ فِي الْأَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًا
13. وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدَى آمَنَّا بِهِ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهِ فَلَا يَخَافُ بَحْسًا وَلَا رَهَقًا
14. وَأَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُولَئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا
15. وَأَنَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًا
16. وَأَلَّوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَاهُمْ مَاءً غَدَقًا
17. لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا
18. وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَدًا
19. وَأَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
20. قُلْ إِنَّمَا أَدْعُو رَبِّي وَلَا أُشْرِكُ بِهِ أَحَدًا
21. قُلْ إِنِّي لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
22. قُلْ إِنِّي لَنْ يُجِيرَنِي مِنَ اللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِنْ دُونِهِ مُلْتَحَدًا
23. إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا
24. حَتَّى إِذَا رَأَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا
25. قُلْ إِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ مَا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبِّي أَمَدًا
26. عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَى غَيْبِهِ أَحَدًا
27. إِلَّا مَنِ ارْتَضَى مِنْ رَسُولٍ فَإِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ رَصَدًا
28. لِيَعْلَمَ أَنْ قَدْ أَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا
1. De ki: Bana vahyolundu ki, gerçekten bir cin topluluğu (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dediler: "Şüphesiz biz harikulade bir Kur'an dinledik."
2. "O, doğru yola iletiyor; bu yüzden ona iman ettik. Rabbimize asla hiç kimseyi ortak koşmayacağız."
3. "Şüphesiz Rabbimizin şanı yücedir; O ne bir eş edinmiştir ne de bir çocuk."
4. "Meğer bizim beyinsiz olanımız (İblis veya gafil cin), Allah hakkında saçma sapan şeyler söylüyormuş!"
5. "Hlbuki biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini zannetmiştik."
6. "Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da, onların şımarıklıklarını artırırlardı."
7. "Şüphesiz onlar da sizin zannettiğiniz gibi Allah'ın hiç kimseyi asla diriltmeyeceğini zannetmişlerdi."
8. "Şüphesiz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve alev toplarıyla dolmuş bulduk."
9. "Şüphesiz biz (daha önce) göğün bazı yerlerinde dinlemek için oturacak yerler bulurduk. Fakat şimdi her kim dinlemek isterse, kendini gözetleyen alev topları bulur."
10. "Bilmiyoruz, yeryüzündekilere bir kötülük mü irade edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
11. "Gerçekten bizden salih kimseler var; bizden bunun dışında olanlar da var. Biz türlü türlü yollar koluyduk."
12. "Şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde Allah'ı asla aciz bırakamayız, kaçarak da O'nu asla atlatamayız."
13. "Şüphesiz biz hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne hakkının eksiltilmesinden ne de haksızlığa uğramaktan korkar."
14. "Ve şüphesiz bizden müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar (kasıtlar) da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayıp bulanlardır."
15. "Yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır."
16. "Eğer onlar (o yol üzerinde) istikamet üzere yutsalardı, elbette onları bol su ile sular/rızıklandırırdık."
17. "Onları bununla imtihan edelim diye. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Allah) onu giderek artan sarp bir azaba sokar."
18. "Şüphesiz mescitler yalnız Allah'ındır. Öyleyse Allah ile birlikte başka hiç kimseye yalvarmayın."
19. "Şu bir gerçek ki, Allah'ın kulu (Muhammed) kalkıp O'na ibadet edince, neredeyse etrafında keçe gibi birbirine geçip yığılıyorlardı."
20. "De ki: Ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmam."
21. "De ki: Şüphesiz ben size ne bir zarar vermeye ne de doğru yolu göstermeye malik değilim."
22. "De ki: Gerçekten beni Allah'tan (O'nun azabından) hiç kimse asla kurtaramaz ve ben O'ndan başka asla sığınacak bir yer bulamam."
23. "Ancak Allah'tan gelen bir tebliği ve O'nun mesajlarını ulaştırabilirim. Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse, şüphesiz onlar için içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır."
24. "Nihayet tehdit edildikleri şeyi gördüklerinde, kimin yardımcısı daha zayıf, sayısı daha azmış bilecekler."
25. "De ki: Bilmiyorum, vaad olunduğunuz azap yakın mı, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi tayin eder?"
26. "O, gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını aşikâr etmez."
27. "Ancak razı olduğu bir peygamber müstesna; çünkü O, bunun önünden ve arkasından gözetleyiciler (melekler) salar."
28. "Öyle ki (Allah), peygamberlerin Rablerinin risaletlerini tebliğ ettiklerini bilsin; (Allah) onların nezdinde olanları kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır."
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (15 Adet)
- الْجِنّ (El-Cinn / Cinler):
Anlamı: Görünmeyen varlık türü, cinler.
Cümle: اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ (Cinlerden bir topluluk kulak verip dinledi.) - قُرْآن (Kur'ân / Okunan metin, Kur'an):
Anlamı: Okunan kitap, ilahi kelam.
Cümle: سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا (Harikulade bir Kur'an dinledik.) - رُشْد (Ruşd / Doğru yol):
Anlamı: Doğru yol, hidayet, olgunluk.
Cümle: يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ (Doğru yola iletiyor.) - صَاحِبَة (Sâhibe / Eş, zevce):
Anlamı: Hanım, eş, zevce.
Cümle: مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً (Eş edinmemiştir.) - كَذِب (Kežib / Yalan):
Anlamı: Gerçek dışı söz, yalan.
Cümle: لَنْ تَقُولَ الْإِنْسُ كَذِبًا (İnsanlar yalan söylemezler.) - سَمَاء (Semâ / Gökyüzü):
Anlamı: Gök, sema alemi.
Cümle: لَمَسْنَا السَّمَاءَ (Göğe dokunduk/ulaşmak istedik.) - شِهَاب (Şihâb / Alev topu, yıldız kayması):
Anlamı: Parlak ateş parçası, meteor.
Cümle: يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا (Gözetleyen bir şihap bulur.) - طَرَائِق (Tarâik / Yollar):
Anlamı: Çeşitli yollar, kollar (Tekili: Tarîka).
Cümle: كُنَّا طَرَائِقَ قِدَدًا (Çeşit çeşit yollardaydık.) - هَرَب (Hereb / Kaçış):
Anlamı: Firar, kaçma.
Cümle: وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًا (Kaçarak da O'nu aciz bırakamayız.) - رَهَق (Rehak / Sıkıntı, zulüm):
Anlamı: Eziklik, zorluk, haksızlık.
Cümle: فَلَا يَخَافُ بَحْسًا وَلَا رَهَقًا (Ne eksiltmeden ne de rehaftan korkar.) - مَسَاجِد (Mesâcid / Mescitler):
Anlamı: Secde edilen yerler, camiler.
Cümle: وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ (Şüphesiz mescitler Allah'ındır.) - عَبْد (Abd / Kul):
Anlamı: Köle, kul.
Cümle: قَامَ عَبْدُ اللَّهِ (Allah'ın kulu kalktı.) - ضَرّ (Darr / Zarar):
Anlamı: Ziyan, kötülük, sıkıntı.
Cümle: لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا (Size bir zarar vermeye malik değilim.) - عَدَد (Aded / Sayı):
Anlamı: Miktar, sayı.
Cümle: وَأَحْصَى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا (Her şeyi sayı olarak saymıştır.) - رَسُول (Resûl / Elçi):
Anlamı: Peygamber, elçi.
Cümle: مِنْ رَسُولٍ (Bir peygamberden...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (15 Adet)
- أُوحِيَ (Ühiye / Vahyedildi):
Kökü: و ح ي / Mazi meçhul fiil.
Cümle: أُوحِيَ إِلَيَّ (Bana vahyolundu.) - اسْتَمَعَ (İstemea / Dinledi):
Kökü: س م ع / Mazi fiil.
Cümle: اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ (Cinlerden bir topluluk dinledi.) - يَهْدِي (Yehdî / Hidayet eder):
Kökü: ه د ي / Muzari fiil.
Cümle: يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ (Doğru yola iletiyor.) - تَعَالَى (Teâlâ / Yücedir):
Kökü: ع ل و / Mazi fiil.
Cümle: تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا (Rabbimizin şanı yücedir.) - أَتَّخَذَ (Ettehaze / Edindi):
Kökü: أ خ ذ / Mazi fiil.
Cümle: مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً (Eş edinmemiştir.) - ظَنَنَّا (Zannedennâ / Zannettik):
Kökü: ظ ن ن / Mazi fiil + zamir.
Cümle: وَأَنَّا ظَنَنَّا (Şüphesiz biz zannetmiştik.) - لَمَسْنَا (Lemensâ / Dokunduk):
Kökü: ل م س / Mazi fiil.
Cümle: لَمَسْنَا السَّمَاءَ (Göğe dokunduk/ulaştık.) - يَسْتَمِعْ (Yestemi' / Dinler):
Kökü: س م ع / Muzari mezum.
Cümle: فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْآنَ (Her kim şimdi dinlerse...) - أُرِيدَ (Ürİde / İrade edildi):
Kökü: ر و د / Mazi meçhul fiil.
Cümle: أَشَرٌّ أُرِيدَ (Bir kötülük mü irade edildi?) - نُعْجِزَ (Nu'ciz / Aciz bırakırız):
Kökü: ع ج ز / Muzari fiil.
Cümle: لَنْ نُعْجِزَ اللَّهَ (Allah'ı asla aciz bırakamayız.) - يُؤْمِنْ (Yu'min / İnanır):
Kökü: أ م ن / Muzari mezum.
Cümle: فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهِ (Kim Rabbine inanırsa...) - أَسْلَمَ (Esleme / Müslüman oldu):
Kökü: س ل م / Mazi fiil.
Cümle: فَمَنْ أَسْلَمَ (Kim teslim/müslüman olduysa...) - يَعْصِ (Ya'sî / İsyan eder):
Kökü: ع ص ي / Muzari mezum.
Cümle: وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ (Kim Allah'a isyan ederse...) - يُظْهِرُ (Yuzhiru / Ortaya çıkarır):
Kökü: ظ ه ر / Muzari fiil.
Cümle: فَلَا يُظْهِرُ عَلَى غَيْبِهِ أَحَدًا (Gaybını kimseye aşikâr etmez.) - أَحْصَى (Ahsâ / Saydı, kuşattı):
Kökü: ح ص ي / Mazi fiil.
Cümle: وَأَحْصَى كُلَّ شَيْءٍ (Her şeyi sayıp kuşatmıştır.)
3. Arapça Edat Örnekleri (5 Adet)
- مِنْ (Min / Harf-i cer):
Anlamı: -den, -dan (İbtidâ).
Cümle: نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ (Cinlerden bir topluluk) - إِلَى (İlâ / Harf-i cer):
Anlamı: -e, -a doğru, kadar.
Cümle: يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ (Doğru yola iletiyor.) - فِي (Fî / Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, de/da.
Cümle: مَنْ فِي الْأَرْضِ (Yeryüzünde olan kimse) - بِـ (Bi / Harf-i cer):
Anlamı: İle, -e / -de.
Cümle: آمَنَّا بِهِ (Ona iman ettik.) - لِـ (Li / Harf-i cer):
Anlamı: İçin, ait.
Cümle: الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ (Mescitler Allah'ındır.)
Cinn Suresi 1-28. Ayetler Testi (33 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.