- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-78. Nebe Sûresi-1-40.ayetler
Nebe Sûresi, Mekke döneminde inmiş olup 40 ayettir. "Nebe", büyük haber anlamına gelir ve sûre temel olarak ahiret gününün, dirilişin, kıyametin kopacağının ve hesap gününün kesinliğini konu alır. İlk ayetlerde inkârcıların kıyamet ve ahiret hakkındaki şaşkınlıkları ve birbirlerine yönelttikleri sorular ele alınır. Ardından Allah Teâlâ; yeryüzünü döşek yapması, dağları kazık kılmasından geceyi örtü, gündüzü geçim vakti kılmasına, gökleri sağlam bina etmesinden yağmur indirilmesine kadar evrendeki kudret delillerini sıralayarak dirilişin hak olduğunu kanıtlar. Sûrenin ilerleyen bölümlerinde hesap gününün (Yevmü'l-Fasl) kesinliği, azgınlar için hazırlanan Cehennem azabı, muttakiler için hazırlanan cennet nimetleri (bahçeler, pınarlar, akran eşler) detaylandırılır. Sûre, insanın dünyada yaptıklarının hesabını vereceğini hatırlatan ve kâfirlerin pişmanlıkla "Keşke toprak olsaydım!" diyeceği kıyamet sahnesiyle sona erer.
Nebe Sûresi 1-40. Ayetler (Okuma Parçası)
1. عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ
2. عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ
3. الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
4. كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
5. ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
6. أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا
7. وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا
8. وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا
9. وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
10. وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا
11. وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا
12. وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
13. وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
14. وَأَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاءً ثَجَّاجًا
15. لِنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا
16. وَجَنَّاتٍ أَلْفَافًا
17. إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا
18. يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
19. وَفُتِحَتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ أَبْوَابًا
20. وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
21. إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
22. لِلطَّاغِينَ مَآبًا
23. لَابِثِينَ فِيهَا أَحْقَابًا
24. لَا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
25. إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
26. جَزَاءً وِفَاقًا
27. إِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
28. وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كِذَّابًا
29. وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا
30. فَذُوقُوا فَلَنْ نَزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
31. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
32. حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا
33. وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
34. وَكَأْسًا دِهَاقًا
35. لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا
36. جَزَاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَاءً حِسَابًا
37. رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرَّحْمَنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
38. يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا
39. ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا
40. إِنَّا أَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنْتُ تُرَابًا
1. Onlar birbirine neyi soruyorlar?
2. O büyük haberi mi?
3. Ki onlar onda anlaşmazlığa düşmektedirler.
4. Hayır! Yakında bilecekler.
5. Yine hayır! Yakında bilecekler.
6. Biz yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?
7. Dağları da birer kazık?
8. Sizi çiftler halinde yarattık.
9. Uykunuzu bir dinlenme kıldık.
10. Geceyi bir örtü yaptık.
11. Gündüzü de geçim zamanı kıldık.
12. Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.
13. İçine parıl parıl parlayan bir kandil yerleştirdik.
14. Sıkıştıran bulutlardan şarıl şarıl su indirdik.
15. Onunla taneler ve bitkiler çıkaralım diye.
16. Sarmaş dolaş bahçeler.
17. Şüphesiz hüküm ve ayırım günü, belirlenmiş bir vakittir.
18. Sur'a üfleneceği gün, bölük bölük gelirsiniz.
19. Gök açılmış, kapı kapı olmuştur.
20. Dağlar yürütülmüş, serap haline gelmiştir.
21. Şüphesiz Cehennem bir gözetleme yeridir.
22. Azgınlar için bir varış yeridir.
23. Orada çağlar boyu kalacaklardır.
24. Orada bir serinlik ve içecek tatmazlar.
25. Kaynar su ve irin hariç.
26. Uygun bir karşılık olarak.
27. Çünkü onlar hesaptan korkmuyorlardı.
28. Ayetlerimizi yalanladıkça yalanlıyorlardı.
29. Biz ise her şeyi bir kitap olarak sayıp kaydetmişizdir.
30. Haydin tadın! Artık size ancak azap artıracağız.
31. Şüphesiz muttakiler için kurtuluş vardır.
32. Bahçeler ve üzüm bağları.
33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış akran kızlar.
34. Dolu dolu kadehler.
35. Orada ne boş bir söz işitirler ne de yalan.
36. Rabbinden bir karşılık, hesaba göre bir ihsan.
37. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Rahman'ın (katından). O'na karşı hiçbir söz söyleyemezler.
38. Ruhun ve meleklerin saf saf dikileceği gün; Rahman'ın izin verdikleri dışında kimse konuşamaz. Sadece doğru olanı söylerler.
39. İşte o gerçek gündür; dileyen Rabbine bir dönüş yolu tutar.
40. Şüphesiz biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Ki o gün kişi önceden ellerinin yaptıklarına bakar ve kâfir, "Keşke toprak olsaydım!" der.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
النَّبَإِ (En-Nebe' / Haber):
Anlamı: Büyük haber, önemli duyuru.
Cümle: عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ (O büyük haberden dolayı.) -
الْأَرْضَ (El-Ard / Yeryüzü):
Anlamı: Yer, toprak, dünya.
Cümle: أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا (Biz yeryüzünü döşek yapmadık mı?) -
الْجِبَالَ (El-Cibâl / Dağlar):
Anlamı: Dağlar (Cebel kelimesinin çoğulu).
Cümle: وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا (Dağları da birer kazık kıldık.) -
اللَّيْلَ (El-Leyl / Gece):
Anlamı: Karanlık zaman dilimi, gece.
Cümle: وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا (Geceyi bir örtü yaptık.) -
النَّهَارَ (En-Nehâr / Gündüz):
Anlamı: Aydınlık zaman dilimi, gündüz.
Cümle: وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا (Gündüzü geçim zamanı kıldık.) -
مَاءً (Mâen / Su):
Anlamı: Saf su, sıvı.
Cümle: وَأَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاءً ثَجَّاجًا (Bulutlardan şarıl şarıl su indirdik.) -
جَهَنَّمَ (Cehennem / Cehennem):
Anlamı: Ahirette günahkarların cezalandırılacağı yer.
Cümle: إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا (Şüphesiz Cehennem bir gözetleme yeridir.) -
كَأْسًا (Ke'sen / Kadeh):
Anlamı: İçecek dolu kadeh, bardak.
Cümle: وَكَأْسًا دِهَاقًا (Dolu dolu kadehler.) -
الرُّوحُ (Er-Rûh / Ruh):
Anlamı: Ruh, melek (Cebrail).
Cümle: يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ (Ruhun ve meleklerin ayağa kalkacağı gün.) -
تُرَابًا (Turâben / Toprak):
Anlamı: Toprak, toz.
Cümle: يَا لَيْتَنِي كُنْتُ تُرَابًا (Keşke toprak olsaydım!)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
يَتَسَاءَلُونَ (Yetesâelûne / Soruyorlar):
Kökü: س أ ل (Sin-Hemze-Lâm) / Mazi: تَسَاءَلَ
Cümle: عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ (Onlar birbirine neyi soruyorlar?) -
نَجْعَلْ (Nec'alu / Kılıyoruz, yapıyoruz):
Kökü: ج ع ل (Cim-Ayn-Lâm) / Mazi: جَعَلَ
Cümle: أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا (Yeryüzünü döşek kılmadık mı?) -
خَلَقْنَا (Halaknâ / Yarattık):
Kökü: خ ل ق (Hâ-Lâm-Kaf) / Mazi fiil + fail zamiri
Cümle: وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا (Sizi çiftler halinde yarattık.) -
بَنَيْنَا (Beneynâ / Bina ettik, kurduk):
Kökü: ب ن ي (Bâ-Nûn-Yâ) / Mazi: بَنَى
Cümle: وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا (Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.) -
أَنْزَلْنَا (Enzelnâ / İndirdik):
Kökü: ن ز ل (Nûn-Zâ-Lâm) / Mazi: أَنْزَلَ
Cümle: وَأَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاءً (Bulutlardan su indirdik.) -
يُنْفَخُ (Yunfehu / Üflenir - Meçhul):
Kökü: ن ف خ (Nûn-Fâ-Hâ) / Mazi: نَفَخَ
Cümle: يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ (Sur'a üfleneceği gün.) -
يَذُوقُونَ (Yezûkûne / Tatmaktadırlar):
Kökü: ذ و ق (Zâl-Vâv-Kaf) / Mazi: ذَاقَ
Cümle: لَا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا (Orada serinlik tatmazlar.) -
كَذَّبُوا (Kezzebû / Yalanladılar):
Kökü: ك ذ ب (Kaf-Zâl-Bâ) / Mazi: كَذَّبَ
Cümle: وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كِذَّابًا (Ayetlerimizi yalanladılar.) -
يَسْمَعُونَ (Yesme'ûne / İşitiyorlar):
Kökü: س م ع (Sin-Mîm-Ayn) / Mazi: سَمِعَ
Cümle: لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا (Orada boş söz işitmezler.) -
يَنْظُرُ (Yenzuru / Bakıyor):
Kökü: ن ظ ر (Nûn-Zâ-Râ) / Mazi: نَظَرَ
Cümle: يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ (Kişinin baktığı gün...)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
عَمَّ (Amme / Ne hakkında? - عَنْ + مَا):
Anlamı: Ne hakkında?
Cümle: عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ (Onlar neyi soruyorlar?) -
عَنْ (An / -den, -dan):
Anlamı: -den, hakkında.
Cümle: عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ (O büyük haberden.) -
فِي (Fî / İçinde, de/da):
Anlamı: İçinde, de lokasyon/zaman edatı.
Cümle: الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ (Onda ihtilaf etmektedirler.) -
مِنْ (Min / -den, -dan):
Anlamı: Başlangıç bildiren harf-i cer.
Cümle: وَأَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ (Bulutlardan indirdik.) -
بِـ (Bi / İle, -de):
Anlamı: Vasıta ve ilsak anlamı katan harf-i cer.
Cümle: وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا (Ayetlerimizi yalanladılar.) -
لِـ (Li / İçin):
Anlamı: Sebep ve aidiyet bildiren harf-i cer.
Cümle: لِنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا (Çıkarmak için.) -
إِلَّا (İllâ / İstisna edatı):
Anlamı: -den başka, ancak, hariç.
Cümle: إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا (Kaynar su ve irin hariç.) -
لَا (Lâ / Olumsuzluk edatı):
Anlamı: Değil, yok, -me/-ma.
Cümle: لَا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا (Tatmazlar.) -
كَلَّا (Kallâ / Reddediş edatı):
Anlamı: Kesinlikle hayır, asla!
Cümle: كَلَّا سَيَعْلَمُونَ (Asla, yakında bilecekler!) -
ثُمَّ (Summe / Bağlaç):
Anlamı: Sonra, ardından.
Cümle: ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ (Sonra yine hayır, yakında bilecekler!)
Nebe Sûresi 1-40. Ayetler 33 Soruluk Kapsamlı Test



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.