- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla-Arapca-93. Duhâ Sûresi
Duhâ Sûresi (Okuma Parçası)
1. وَالضُّحَىٰ
2. وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ
3. مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ
4. وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَىٰ
5. وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰ
6. أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَآوَىٰ
7. وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدَىٰ
8. وَوَجَدَكَ عَائِلًا فَأَغْنَىٰ
9. فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ
10. وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ
11. وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
1. Andolsun kuşluk vaktine,
2. Ve sükûna erdiğinde (karanlığı yayıldığında) geceye ki,
3. Rabbin seni terk etmedi ve darılmadı.
4. Kesinlikle sonuncu (ahiret hayatı), senin için ilk dünyadan daha hayırlıdır.
5. Elbette Rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın.
6. O, seni bir yetim bulup barındırmadı mı?
7. Seni yolunu kaybetmiş bulup hidayet etmedi mi?
8. Seni bir fakir bulup zengin etmedi mi?
9. Öyleyse sakın yetime kahretme (ezme)!
10. İsteyeni de sakın azarlama!
11. Ve Rabbinin nimetini anlat (şükret)!
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
الضُّحَىٰ (Ed-Duhâ / Kuşluk Vakti):
Anlamı: Güneşin yükseldiği kuşluk vakti.
Cümle: وَالضُّحَىٰ وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ (Andolsun kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye.) -
اللَّيْل (El-Leyl / Gece):
Anlamı: Karanlık zaman dilimi, gece.
Cümle: أُحِبُّ الصَّلَاةَ فِي هُدُوءِ اللَّيْلِ (Gecenin huzurunda namaz kılmayı severim.) -
الْآخِرَة (El-Âhire / Ahiret):
Anlamı: Ebedi ahiret yurdu.
Cümle: وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَىٰ (Ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.) -
الْأُولَىٰ (El-Ulâ / İlk):
Anlamı: İlk olan, dünya hayatı.
Cümle: نَسْعَى لِلسَّعَادَةِ فِي الْأُولَى وَالْآخِرَةِ (Dünyada ve ahirette mutluluk için çalışırız.) -
يَتِيم (Yetim / Babasız):
Anlamı: Babası vefat etmiş çocuk.
Cümle: أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَآوَىٰ (O, seni bir yetim bulup barındırmadı mı?) -
ضَالّ (Dâll / Yolunu kaybetmiş):
Anlamı: Doğru yoldan sapan veya arayışta olan.
Cümle: وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدَىٰ (Seni yolunu kaybetmiş bulup hidayet etmedi mi?) -
عَائِل (Âil / Fakir):
Anlamı: Geçim sıkıntısı çeken, yoksul.
Cümle: وَوَجَدَكَ عَائِلًا فَأَغْنَىٰ (Seni bir fakir bulup zengin etmedi mi?) -
سَائِل (Sâil / İsteyen):
Anlamı: Dilenci, yardım isteyen.
Cümle: وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ (İsteyeni de sakın azarlama!) -
نِعْمَة (Ni'me / Nimet):
Anlamı: İhsan, bağış, güzellik.
Cümle: وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ (Rabbinin nimetini anlat.) -
رَبّ (Rabb / Rab):
Anlamı: Terbiye eden, yaratan Allah.
Cümle: مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ (Rabbin seni terk etmedi.)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
سَجَىٰ (Secâ / Sükûnet buldu):
Kökü: س ج و / Mazi fiil
Cümle: وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ (Sükûna erdiğinde geceye...) -
وَدَّعَ (Vadda'a / Terk etti):
Kökü: و د ع / Mazi fiil
Cümle: مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ (Rabbin seni terk etmedi.) -
قَلَىٰ (Kalâ / Darıldı):
Kökü: ق ل ي / Mazi fiil
Cümle: وَمَا قَلَىٰ (Ve darılmadı.) -
يُعْطِيكَ (Yu'tîke / Sana veriyor):
Kökü: ع ط و / Muzari fiil
Cümle: وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ (Elbette Rabbin sana verecek.) -
يَجِدْ (Yecid / Bulur):
Kökü: و ج د / Muzari fiil (Cezm hali)
Cümle: أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا (Seni yetim bulmadı mı?) -
آوَىٰ (Âvâ / Barındırdı):
Kökü: أ و ي / Mazi fiil
Cümle: فَآوَىٰ (Barındırdı.) -
هَدَىٰ (Hedâ / Hidayet etti):
Kökü: ه د ي / Mazi fiil
Cümle: فَهَدَىٰ (Ve hidayet etti.) -
أَغْنَىٰ (Ağnâ / Zengin etti):
Kökü: غ ن ي / Mazi fiil
Cümle: فَأَغْنَىٰ (Zengin etti.) -
تَقْهَرْ (Takher / Kahredersin):
Kökü: ق ه ر / Muzari fiil (Nehiy ile cezm olmuş)
Cümle: فَلَا تَقْهَرْ (Sakın kahretme.) -
حَدِّثْ (Haddis / Anlat):
Kökü: ح د ث / Emir fiil
Cümle: فَحَدِّثْ (Anlat, bahset.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
وَ (Vâv / Kasem ve Atıf Vavı):
Anlamı: Andolsun, ve.
Cümle: وَالضُّحَىٰ (Kuşluk vaktine andolsun.) -
إِذَا (İzâ / Zaman Zarfı):
Anlamı: -dığı zaman, ne zaman ki.
Cümle: إِذَا سَجَىٰ (Sükûna erdiği zaman.) -
مَا (Mâ / Olumsuzluk Edatı):
Anlamı: -me/-ma, değil.
Cümle: مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ (Rabbin seni terk etmedi.) -
لَـ (Lâm / Tekit Edatı):
Anlamı: Kesinlikle, elbette.
Cümle: وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ (Elbette ahiret daha hayırlıdır.) -
مِنْ (Min / Harf-i Cer):
Anlamı: -den, -dan.
Cümle: مِنَ الْأُولَىٰ (İlk dünyadan...) -
سَوْفَ (Sevfe / İstikbal Edatı):
Anlamı: Gelecek zaman eki (-ecek / -acak).
Cümle: وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ (Elbette verecektir.) -
أَلَمْ (E-lem / Soru ve Cezm Edatı):
Anlamı: -madi mi? / değil mi?
Cümle: أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا (Seni yetim bulmadı mı?) -
فَـ (Fâ / Rabt ve Atıf Harfi):
Anlamı: O halde, o zaman, böylece.
Cümle: فَهَدَىٰ (Böylece hidayet etti.) -
أَمَّا (Emmâ / Şart ve Tafsil Edatı):
Anlamı: -e gelince, amma ve lâkin.
Cümle: فَأَمَّا الْيَتِيمَ (Yetime gelince...) -
لَا (Lâ / Nehiy Edatı):
Anlamı: Sakın yapma, -me / -ma.
Cümle: فَلَا تَقْهَرْ (Sakın kahretme.)
Duhâ Sûresi 33 Soruluk Kapsamlı Test



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.