- Ders
- Konular
- Testler
- Arapça Dersler
- Arapça Ders Kitapları
- ☝📖المحمدية📖☝
Kuranla Arapça - 95. Tîn Sûresi (Okuma Parçası)
1. وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ
2. وَطُورِ سِينِينَ
3. وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ
4. لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
5. ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
6. إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
7. فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ
8. أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
1. İncire ve zeytine yemin olsun,
2. Sina dağcığına (Tûr-i Sînîn'e) yemin olsun,
3. Ve bu güvenli şehre (Mekke'ye) yemin olsun ki,
4. Biz gerçekten insanı en güzel biçimde (kıvamda) yarattık.
5. Sonra onu aşağıların aşağısına (en aşağı dereceye) çevirdik.
6. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka; onlar için kesintisiz bir ecir (ödül) vardır.
7. Öyleyse bundan sonra dini (hesap gününü) sana ne yalanlatabilir?
8. Allah, hükmedenlerin en adili değil midir?
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (10 Adet)
-
التِّينُ (Et-Tîn / İncir):
Anlamı: İncir meyvesi.
Cümle: وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ (İncire ve zeytine yemin olsun.) -
الزَّيْتُونُ (Ez-Zeytûn / Zeytin):
Anlamı: Zeytin ağacı veya meyvesi.
Cümle: آكُلُ الزَّيْتُونَ كُلَّ صَبَاحٍ (Her sabah zeytin yerim.) -
طُور (Tûr / Dağ):
Anlamı: Dağ, özellikle Hz. Musa'nın vahiy aldığı dağ.
Cümle: وَطُورِ سِينِينَ (Sina dağcığına yemin olsun.) -
سِينِين (Sînîn / Sina):
Anlamı: Sina yarımadası veya bölgesi.
Cümle: يَقَعُ طُورُ سِينِينَ فِي مِصْرَ (Tûr-i Sînîn Mısır'da yer alır.) -
الْبَلَد (El-Beled / Şehir):
Anlamı: Belde, şehir, memleket.
Cümle: وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ (Ve bu güvenli şehre yemin olsun.) -
الْأَمِين (El-Emîn / Güvenli, Emin):
Anlamı: Emniyette olan, güvenilir.
Cümle: المَكَانُ هُنَا أَمِينٌ (Buradaki yer emniyetlidir.) -
الْإِنْسَان (El-İnsân / İnsan):
Anlamı: Beşer, insan varlığı.
Cümle: خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ (İnsanı en güzel biçimde yarattık.) -
تَقْوِيم (Takvîm / Biçim, Kıvam):
Anlamı: Doğrultma, en güzel biçim, kıvam.
Cümle: لِلْإِنْسَانِ تَقْوِيمٌ حَسَنٌ (İnsanın güzel bir kıvamı vardır.) -
أَجْر (Ecr / Ödül, Karşılık):
Anlamı: Ücret, sevap, ecir.
Cümle: فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ (Onlar için kesintisiz bir ecir vardır.) -
دِين (Dîn / Din, Hesap Günü):
Anlamı: Din, inanç, ceza ve hesap günü.
Cümle: يَوْمِ الدِّينِ مَالِكِ (Din gününün maliki...)
2. Arapça Fiil Örnekleri (10 Adet)
-
خَلَقْنَا (Halaknâ / Yarattık):
Kökü: خ ل ق / Mazi fiil + fail zamiri
Cümle: لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ (Biz gerçekten insanı yarattık.) -
رَدَدْنَا (Radadnâ / Çevirdik, İade Ettik):
Kökü: ر د د / Mazi fiil
Cümle: ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ (Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik.) -
آمَنُوا (Âmenû / İman Ettiler):
Kökü: ء م ن / Mazi fiil (Cem'i müzekker)
Cümle: إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا (İman edenler hariç...) -
عَمِلُوا (Amilû / Amel İşlediler, Yaptılar):
Kökü: ع م ل / Mazi fiil
Cümle: وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ (Ve salih ameller işlediler.) -
يُكَذِّبُ (Yukezzibu / Yalanlıyor):
Kökü: ك ذ ب / Muzari fiil
Cümle: فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ (Bundan sonra seni ne yalanlandırır?) -
كَانَ (Kâne / Oldu, İdi):
Kökü: ك و ن / Mazi naksiz fiil
Cümle: كَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا (Allah bağışlayan ve merhamet edendir.) -
قَالَ (Kâle / Dediki):
Kökü: ق و ل / Mazi fiil
Cümle: قَالَ الرَّجُلُ الحَقَّ (Adam hakkı söyledi.) -
عَلِمَ (Alime / Bildi):
Kökü: ع ل م / Mazi fiil
Cümle: عَلِمَ اللَّهُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ (Allah kalplerinizdekini bilir.) -
جَاءَ (Câe / Geldi):
Kökü: ج ي ء / Mazi fiil
Cümle: جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ البَاطِلُ (Hak geldi, batıl zail oldu.) -
نَظَرَ (Nazara / Baktı):
Kökü: ن ظ ر / Mazi fiil
Cümle: نَظَرَ إِلَى السَّمَاءِ (Gökyüzüne baktı.)
3. Arapça Edat Örnekleri (10 Adet)
-
وَ (Vau / Yemin ve Atıf Vavı):
Anlamı: -e yemin olsun, ve.
Cümle: وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ (İncire ve zeytine yemin olsun.) -
فِي (Fî / Harf-i cer):
Anlamı: İçinde, -de, -da.
Cümle: فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ (En güzel biçimde.) -
ثُمَّ (Summe / Bağlaç):
Anlamı: Sonra, daha sonra (terti̇b ve terahi bildirir).
Cümle: ثُمَّ رَدَدْنَاهُ (Sonra onu çevirdik.) -
إِلَّا (İllâ / İstisna Edatı):
Anlamı: Ancak, -den başka.
Cümle: إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا (İman edenler hariç / ancak iman edenler.) -
لَقَدْ (Lekad / Vurgu Edatı):
Anlamı: Andolsun ki, gerçekten.
Cümle: لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ (Gerçekten biz insanı yarattık.) -
بِـ (Bi / Harf-i cer):
Anlamı: İle, -de, vasıta veya kasem.
Cümle: بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ (Hükmedenlerin en adili ile / hükmedenlerin en adili değil midir?) -
مَا (Mâ / Olumsuzluk veya Soru Edatı):
Anlamı: Değil, ne.
Cümle: فَمَا يُكَذِّبُكَ (Seni ne yalanlatabilir?) -
بَعْدُ (Ba'du / Zarf-Edat):
Anlamı: Bundan sonra, sonrasında.
Cümle: بَعْدَ الشِّدَّةِ فَرَجٌ (Zorluktan sonra ferahlık vardır.) -
أَلَيْسَ (Eleyse / Soru ve Olumsuzluk Edatı):
Anlamı: ... değil midir?
Cümle: أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ (Allah kuluna kafi değil midir?) -
عَلَى (Alâ / Harf-i cer):
Anlamı: Üzerinde, -e göre.
Cümle: عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (Her şeye kadirdir.)
Tîn Suresi 33 Soruluk Dilbilgisi ve Kelime Testi



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.