☝📖İbrahimi ﷺ Muhammedi ﷺ Hanif İslam📖☝﷽𐰃𐰠𐰯☝📖المحمدية☝Muhammediyye📖☝𐰃𐰠𐰯༺الله أكبر ༻

Güncel Duyuru Eylül -Ekim 2026

Nehvul Vazıh 2.Merhale Derslerimiz Çok Yakında Eylül itibariyle Başlayacak Ekim itibariyle devam edecek inşallah!Nehcül Belağa Dersleri sitemize ekleniyor,Kur'anla Arapça Dilbilgisi derslerimiz ve 116 tane Arapça dilbilgisi konu testi sitemize eklendi..

☝المحمدية☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي 📖 ☝

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية-📖

Teoriye göre;İlluminati(hizbüşşeytan) yani uzaylı ve insan melezi ırklar,yarı vampir,yılan,ejderha vs melez soylardan oluşan topluluk,masonik, illuminatik firavun ve nemrud soylarının hipnoz,büyü,zihin kontrolü,algı yönetimi ile bireyler ve toplumları yönetmesi,hizbüşşeytan illumiatinin küresel illuminatik sistemi; siyaset,medya,sivil toplum,terör örgütleri,mafya,enerji,silah,ilaç,gıda tekeli alanlarda illuminati vardır!

Destek olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-13-18.Hutbeler

☝https://www.muhammediyye.org/☝
📖-المحمدية علي الكتاب و السنة الصحيحة-📖
Üye olmak isteyen kardeşlerimiz iletişim formundan bize yazınız Allah razı olsun.Kardeşlerimize Önemli :
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
 بسم الله الرحمان الرحيم
 الحمد لله رب العالمين و الصلاة و السلام علي امامنا محمد
 و آله و اهل بيته و صحبه و امته اجمعين
Euzü billahi mineşeydanirracimi ve min hizbihi..
Bismillahirrahmanirrahiym
Allahım cc Şeytandan ve onun hizbi tağutlardan
marid ve hannaslardan,cibt ve belamlardan sana sığınırız.Rahman ve rahiym olan Allahın cc adıyla.. 
Ahmedilik,kadıyanilik,bahailik,Vahhabilik,Şiilik,
illuminati,masonluk,yahudilik,nasırilik,nusayrilik,yezidilik,
sağcılık,solculuk,islamcılık,ateizm,deizm, budizm,hinduizm gibi  İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif İslama aykırı dini,felsefi ve ideolojik akımlardan imanımızı ve dinimizi koruyalım!     
İbrahimi  ﷺ Muhammedi  ﷺ hanif din islamdır!
İslam ise; peygamberler peygamberi cenabı Muhammed ﷺ  dinidir!..
Nemrut,Firavun,İsis,ra ve el gibi tağutlar(illuminati) ve onların günümüzdeki soylarının ve taraftarlarının dini(inanış,felsefe,ideolojilerinin) değil!
𐰃𐰠𐰯Kur'an ve sahih sünnetin izinde Muhammediyiz𐰃𐰠𐰯
📖☝ المحمدية علي الكتاب و السنة☝📖 Arapça Dersleri☝İslami Sohbetler☝İslami İlimler☝Manevi Rehberlik☝  instagram: https://www.instagram.com/muhammediyye
  • Nehc1
  • Nehc2
  • Nehc3
  • Nehc4
  • Nehc5
  • Nehc6
  • Nehc
  • ☝📖المحمدية📖☝

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٣ - كُنْتُمْ جُنْدَ الْمَرْأَةِ وَأَتْبَاعَ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-١٣/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - في ذم أهل البصرة بعد وقعة الجمل
كُنْتُمْ جُنْدَ الْمَرْأَةِ وَأَتْبَاعَ الْبَهِيمَةِ، رَغَا فَأَجَبْتُمْ وَعُقِرَ فَهَرَبْتُمْ. أَخْلَاقُكُمْ دِقَاقٌ وَعَهْدُكُمْ شِقَاقٌ وَدِينُكُمْ نِفَاقٌ وَمَاؤُكُمْ زُعَاقٌ وَالْمُقِيمُ بَيْنَ أَظْهُرِكُمْ مُرْتَهَنٌ بِذَنْبِهِ وَالشَّاخِصُ عَنْكُمْ مُتَدَارَكٌ بِرَحْمَةٍ مِنْ رَبِّهِ. كَأَنِّي بِمَسْجِدِكُمْ كَجُؤْجُؤِ سَفِينَةٍ قَدْ بَعَثَ اللَّهُ عَلَيْهَا الْعَذَابَ مِنْ فَوْقِهَا وَمِنْ تَحْتِهَا وَغَرِقَ مَنْ فِي ضِمْنِهَا.

وَفِي رِوَايَةٍ وَايْمُ اللَّهِ لَتَغْرَقَنَّ بَلْدَتُكُمْ حَتَّى كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى مَسْجِدِهَا كَجُؤْجُؤِ سَفِينَةٍ أَوْ نَعَامَةٍ جَاثِمَةٍ؛ وَفِي رِوَايَةٍ كَجُؤْجُؤِ طَيْرٍ فِي لُجَّةِ بَحْرٍ.

وَفِي رِوَايَةٍ أُخْرَى: بِلَادُكُمْ أَنْتَنُ بِلَادِ اللَّهِ تُرْبَةً أَقْرَبُهَا مِنَ الْمَاءِ وَأَبْعَدُهَا مِنَ السَّمَاءِ وَبِهَا تِسْعَةُ أَعْشَارِ الشَّرِّ الْمُحْتَبَسُ فِيهَا بِذَنْبِهِ وَالْخَارِجُ بِعَفْوِ اللَّهِ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى قَرْيَتِكُمْ هَذِهِ قَدْ طَبَّقَهَا الْمَاءُ حَتَّى مَا يُرَى مِنْهَا إِلَّا شُرَفُ الْمَسْجِدِ كَأَنَّهُ جُؤْجُؤُ طَيْرٍ فِي لُجَّةِ بَحْرٍ!
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Siz kadının askeri ve hayvanın takipçileriydiniz; (deve) bağırdı icabet ettiniz, boğazlandı kaçtınız. Ahlakınız ince (aşağılık), ahdiniz ayrılık, dininiz nifak, suyunuz çoraktır. Aranızda ikamet eden günahıyla rehindir, sizden çıkan Rabbinin rahmetiyle kurtulur. Sanki mescidinizi gemi göğsü gibi görüyorum, Allah üzerine azabı üstünden ve altından göndermiş ve içinde olan boğulmuş.
Bir rivayette: Vallahi beldeniz boğulacak, hatta sanki mescidine gemi göğsü veya çökmüş devekuşu gibi bakıyorum; başka rivayette deniz dalgasında kuşun göğsü gibi.
Başka rivayette: Beldeleriniz Allah'ın toprağı en pis beldeleridir, suya en yakın, göğe en uzak; onda şerrin onda dokuzu var. Orada hapsedilen günahıyla, çıkan Allah'ın affıyla. Sanki bu köyünüze bakıyorum, suyu onu kaplamış, ondan mescidin şerefelerinden başka bir şey görünmüyor, sanki deniz dalgasında kuşun göğsü gibi!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • جُنْدَ الْمَرْأَةِ - Kadının askeri
    Kelime Anlamı: Ayşe'nin ordusu
    Cümle: كُنْتُمْ جُنْدَ الْمَرْأَةِ
    Türkçe: Kadının askeriydiniz.
  • الْبَهِيمَةِ - Hayvan (Cemel devesi)
    Kelime Anlamı: deve
    Cümle: وَأَتْبَاعَ الْبَهِيمَةِ
    Türkçe: Hayvanın takipçileri.
  • أَخْلَاقُكُمْ - Ahlakınız
    Kelime Anlamı: huylar
    Cümle: أَخْلَاقُكُمْ دِقَاقٌ
    Türkçe: Ahlakınız incedir (düşük).
  • عَهْدُكُمْ - Ahdiniz
    Kelime Anlamı: sözünüz
    Cümle: وَعَهْدُكُمْ شِقَاقٌ
    Türkçe: Ahdiniz ayrılıktır.
  • دِينُكُمْ - Dininiz
    Kelime Anlamı: inanç
    Cümle: وَدِينُكُمْ نِفَاقٌ
    Türkçe: Dininiz nifaktır.
  • زُعَاقٌ - Acı, tuzlu su
    Kelime Anlamı: içilmez
    Cümle: وَمَاؤُكُمْ زُعَاقٌ
    Türkçe: Suyunuz acıdır.
  • جُؤْجُؤِ سَفِينَةٍ - Gemi göğsü
    Kelime Anlamı: pruva
    Cümle: كَأَنِّي بِمَسْجِدِكُمْ كَجُؤْجُؤِ سَفِينَةٍ
    Türkçe: Mescidiniz gemi göğsü gibi.
  • بَلْدَتُكُمْ - Beldemiz (Basra)
    Kelime Anlamı: şehir
    Cümle: لَتَغْرَقَنَّ بَلْدَتُكُمْ
    Türkçe: Beldemiz boğulacak.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • كُنْتُمْ - İdiniz
    Kökü: ك و ن
    Cümle: كُنْتُمْ جُنْدَ الْمَرْأَةِ
    Türkçe: Kadının askeri idiniz.
  • رَغَا - Böğürdü, bağırdı
    Kökü: ر غ و
    Cümle: رَغَا فَأَجَبْتُمْ
    Türkçe: Bağırdı icabet ettiniz.
  • أَجَبْتُمْ - İcabet ettiniz
    Kökü: ج و ب
    Cümle: رَغَا فَأَجَبْتُمْ
    Türkçe: Bağırdı icabet ettiniz.
  • عُقِرَ - Boğazlandı (meçhul)
    Kökü: ع ق ر
    Cümle: وَعُقِرَ فَهَرَبْتُمْ
    Türkçe: Boğazlandı kaçtınız.
  • هَرَبْتُمْ - Kaçtınız
    Kökü: ه ر ب
    Cümle: وَعُقِرَ فَهَرَبْتُمْ
    Türkçe: Boğazlandı kaçtınız.
  • بَعَثَ - Gönderdi
    Kökü: ب ع ث
    Cümle: قَدْ بَعَثَ اللَّهُ عَلَيْهَا الْعَذَابَ
    Türkçe: Allah üzerine azap gönderdi.
  • غَرِقَ - Boğuldu
    Kökü: غ ر ق
    Cümle: وَغَرِقَ مَنْ فِي ضِمْنِهَا
    Türkçe: İçinde olan boğuldu.
  • لَتَغْرَقَنَّ - Elbette boğulacak
    Kökü: غ ر ق
    Cümle: وَاللَّهِ لَتَغْرَقَنَّ بَلْدَتُكُمْ
    Türkçe: Vallahi beldeniz boğulacak.
  • طَبَّقَهَا - Onu kapladı
    Kökü: ط ب ق
    Cümle: قَدْ طَبَّقَهَا الْمَاءُ
    Türkçe: Su onu kapladı.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • وَ - Atıf edatı
    Cümle: وَأَتْبَاعَ الْبَهِيمَةِ
    Türkçe: Ve hayvanın takipçileri.
  • فَـ - Fa-i takibiye
    Cümle: رَغَا فَأَجَبْتُمْ
    Türkçe: Bağırdı da icabet ettiniz.
  • كَأَنِّي - Teşbih edatı
    Cümle: كَأَنِّي بِمَسْجِدِكُمْ كَجُؤْجُؤِ سَفِينَةٍ
    Türkçe: Sanki mescidinizi gemi göğsü gibi görüyorum.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: قَدْ بَعَثَ اللَّهُ عَلَيْهَا الْعَذَابَ
    Türkçe: Allah azap gönderdi.
  • حَتَّى - Gaye edatı
    Cümle: حَتَّى كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى مَسْجِدِهَا
    Türkçe: Hatta sanki mescidine bakıyorum.
  • مَا - Nefy / mevsul edatı
    Cümle: حَتَّى مَا يُرَى مِنْهَا إِلَّا شُرَفُ الْمَسْجِدِ
    Türkçe: Ondan mescidin şerefelerinden başka bir şey görünmeyinceye kadar.

Nehcül Belaga Hutbe 13 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 13)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٥ - وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ قَدْ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-١٥/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - سيرد المال الذي وهبه عثمان لأهله وعشيرته
وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ وَمُلِكَ بِهِ الْإِمَاءُ لَرَدَدْتُهُ. فَإنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً وَمَنْ ضَاقَ عَلَيْهِ الْعَدْلُ فَالْجَوْرُ عَلَيْهِ أَضْيَقُ!
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Vallahi, eğer onunla kadınlara mehir verilmiş ve cariyelere sahip olunmuş olarak bulsam bile onu geri döndürürdüm. Çünkü adalette genişlik vardır ve adalet kendisine dar gelen kimseye zulüm daha da dar gelir!
Bağlam: İmam Ali (a.s) Osman'ın ehline ve aşiretine hesapsızca hibe ettiği malları, beytülmalden gaspedilen serveti, müsriflere dağıtılan vergileri eşit dağıtım ilkesiyle geri alacağını beyan ediyor ve "min eyne leke haza?" ilkesini uyguluyor.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • النِّسَاءُ - Kadınlar
    Kelime Anlamı: zevceler
    Cümle: قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ
    Türkçe: Onunla kadınlara evlenildi (mehir verildi).
  • الْإِمَاءُ - Cariyeler
    Kelime Anlamı: köle kadınlar
    Cümle: وَمُلِكَ بِهِ الْإِمَاءُ
    Türkçe: Onunla cariyelere sahip olundu.
  • الْعَدْلِ - Adalet
    Kelime Anlamı: insaf
    Cümle: فَإِنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً
    Türkçe: Adalette genişlik vardır.
  • سَعَةً - Genişlik
    Kelime Anlamı: bolluk
    Cümle: فَإِنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً
    Türkçe: Adalette genişlik vardır.
  • الْجَوْرُ - Zulüm, cevr
    Kelime Anlamı: haksızlık
    Cümle: فَالْجَوْرُ عَلَيْهِ أَضْيَقُ
    Türkçe: Zulüm ona daha dardır.
  • الْمَالِ - Mal (metin dışında açıklama)
    Kelime Anlamı: beytülmal
    Cümle: الْمَالِ الَّذِي وَهَبَهُ عُثْمَانُ
    Türkçe: Osman'ın hibe ettiği mal (şerh).
  • أَهْلِهِ - Ehli, ailesi
    Kelime Anlamı: akraba
    Cümle: وَهَبَهُ لِأَهْلِهِ وَعَشِيرَتِهِ
    Türkçe: Ehline ve aşiretine hibe etti (şerh).
  • بَيْتِ الْمَالِ - Beytülmal
    Kelime Anlamı: devlet hazinesi
    Cümle: مَا انْتَهَبَهُ الْمُسْتَغِلُّونَ مِنْ بَيْتِ الْمَالِ
    Türkçe: İstismarcıların beytülmalden gasp ettikleri.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • وَجَدْتُهُ - Onu bulsam
    Kökü: و ج د
    Cümle: وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ
    Türkçe: Vallahi onu bulsam.
  • تُزُوِّجَ - Evlendirildi (meçhul tef'il)
    Kökü: ز و ج
    Cümle: قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ
    Türkçe: Onunla kadınlara mehir verildi.
  • مُلِكَ - Sahip olundu (meçhul)
    Kökü: م ل ك
    Cümle: وَمُلِكَ بِهِ الْإِمَاءُ
    Türkçe: Cariyelere sahip olundu.
  • لَرَدَدْتُهُ - Onu elbette geri döndürürdüm
    Kökü: ر د د
    Cümle: لَرَدَدْتُهُ
    Türkçe: Onu geri döndürürdüm.
  • ضَاقَ - Dar geldi
    Kökü: ض ي ق
    Cümle: وَمَنْ ضَاقَ عَلَيْهِ الْعَدْلُ
    Türkçe: Adalet kendisine dar gelen kimse.
  • وَهَبَهُ - Onu hibe etti
    Kökü: و ه ب
    Cümle: الْمَالِ الَّذِي وَهَبَهُ عُثْمَانُ
    Türkçe: Osman'ın hibe ettiği mal.
  • انْتَهَبَهُ - Onu gasp etti
    Kökü: ن ه ب
    Cümle: مَا انْتَهَبَهُ الْمُسْتَغِلُّونَ
    Türkçe: İstismarcıların gasp ettiği.
  • يَرَى - Görüyor, düşünüyor
    Kökü: ر أ ي
    Cümle: كَانَ لَا يَرَى بَأْساً
    Türkçe: Sakınca görmüyordu.
  • يَسْكُتَ - Sussun
    Kökü: س ك ت
    Cümle: أَنْ يَسْكُتَ وَيَتَجَاهَلَ
    Türkçe: Susması ve görmezden gelmesi.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • وَاللَّهِ - Yemin edatı
    Cümle: وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ
    Türkçe: Vallahi bulsam.
  • لَوْ - Şart edatı
    Cümle: لَوْ وَجَدْتُهُ قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ
    Türkçe: Eğer onunla evlenilmiş bulsam.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ
    Türkçe: Kadınlara mehir verilmiş.
  • لَـ - Lam-ı cevab-ı şart
    Cümle: لَرَدَدْتُهُ
    Türkçe: Elbette onu geri döndürürdüm.
  • فَإِنَّ - Ta'lil edatı
    Cümle: فَإِنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً
    Türkçe: Çünkü adalette genişlik vardır.
  • مَنْ - Şart ismi
    Cümle: وَمَنْ ضَاقَ عَلَيْهِ الْعَدْلُ
    Türkçe: Kim ki adalet kendisine dar gelir.

Nehcül Belaga Hutbe 15 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 15)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٥ - وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ قَدْ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-١٥/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - سيرد المال الذي وهبه عثمان لأهله وعشيرته
وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ وَمُلِكَ بِهِ الْإِمَاءُ لَرَدَدْتُهُ. فَإنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً وَمَنْ ضَاقَ عَلَيْهِ الْعَدْلُ فَالْجَوْرُ عَلَيْهِ أَضْيَقُ!
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Vallahi, eğer onunla kadınlara mehir verilmiş ve cariyelere sahip olunmuş olarak bulsam bile onu geri döndürürdüm. Çünkü adalette genişlik vardır ve adalet kendisine dar gelen kimseye zulüm daha da dar gelir!
Bağlam: İmam Ali (a.s) Osman'ın ehline ve aşiretine hesapsızca hibe ettiği malları, beytülmalden gaspedilen serveti, müsriflere dağıtılan vergileri eşit dağıtım ilkesiyle geri alacağını beyan ediyor ve "min eyne leke haza?" ilkesini uyguluyor.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • النِّسَاءُ - Kadınlar
    Kelime Anlamı: zevceler
    Cümle: قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ
    Türkçe: Onunla kadınlara evlenildi (mehir verildi).
  • الْإِمَاءُ - Cariyeler
    Kelime Anlamı: köle kadınlar
    Cümle: وَمُلِكَ بِهِ الْإِمَاءُ
    Türkçe: Onunla cariyelere sahip olundu.
  • الْعَدْلِ - Adalet
    Kelime Anlamı: insaf
    Cümle: فَإِنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً
    Türkçe: Adalette genişlik vardır.
  • سَعَةً - Genişlik
    Kelime Anlamı: bolluk
    Cümle: فَإِنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً
    Türkçe: Adalette genişlik vardır.
  • الْجَوْرُ - Zulüm, cevr
    Kelime Anlamı: haksızlık
    Cümle: فَالْجَوْرُ عَلَيْهِ أَضْيَقُ
    Türkçe: Zulüm ona daha dardır.
  • الْمَالِ - Mal (metin dışında açıklama)
    Kelime Anlamı: beytülmal
    Cümle: الْمَالِ الَّذِي وَهَبَهُ عُثْمَانُ
    Türkçe: Osman'ın hibe ettiği mal (şerh).
  • أَهْلِهِ - Ehli, ailesi
    Kelime Anlamı: akraba
    Cümle: وَهَبَهُ لِأَهْلِهِ وَعَشِيرَتِهِ
    Türkçe: Ehline ve aşiretine hibe etti (şerh).
  • بَيْتِ الْمَالِ - Beytülmal
    Kelime Anlamı: devlet hazinesi
    Cümle: مَا انْتَهَبَهُ الْمُسْتَغِلُّونَ مِنْ بَيْتِ الْمَالِ
    Türkçe: İstismarcıların beytülmalden gasp ettikleri.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • وَجَدْتُهُ - Onu bulsam
    Kökü: و ج د
    Cümle: وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ
    Türkçe: Vallahi onu bulsam.
  • تُزُوِّجَ - Evlendirildi (meçhul tef'il)
    Kökü: ز و ج
    Cümle: قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ
    Türkçe: Onunla kadınlara mehir verildi.
  • مُلِكَ - Sahip olundu (meçhul)
    Kökü: م ل ك
    Cümle: وَمُلِكَ بِهِ الْإِمَاءُ
    Türkçe: Cariyelere sahip olundu.
  • لَرَدَدْتُهُ - Onu elbette geri döndürürdüm
    Kökü: ر د د
    Cümle: لَرَدَدْتُهُ
    Türkçe: Onu geri döndürürdüm.
  • ضَاقَ - Dar geldi
    Kökü: ض ي ق
    Cümle: وَمَنْ ضَاقَ عَلَيْهِ الْعَدْلُ
    Türkçe: Adalet kendisine dar gelen kimse.
  • وَهَبَهُ - Onu hibe etti
    Kökü: و ه ب
    Cümle: الْمَالِ الَّذِي وَهَبَهُ عُثْمَانُ
    Türkçe: Osman'ın hibe ettiği mal.
  • انْتَهَبَهُ - Onu gasp etti
    Kökü: ن ه ب
    Cümle: مَا انْتَهَبَهُ الْمُسْتَغِلُّونَ
    Türkçe: İstismarcıların gasp ettiği.
  • يَرَى - Görüyor, düşünüyor
    Kökü: ر أ ي
    Cümle: كَانَ لَا يَرَى بَأْساً
    Türkçe: Sakınca görmüyordu.
  • يَسْكُتَ - Sussun
    Kökü: س ك ت
    Cümle: أَنْ يَسْكُتَ وَيَتَجَاهَلَ
    Türkçe: Susması ve görmezden gelmesi.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • وَاللَّهِ - Yemin edatı
    Cümle: وَاللَّهِ لَوْ وَجَدْتُهُ
    Türkçe: Vallahi bulsam.
  • لَوْ - Şart edatı
    Cümle: لَوْ وَجَدْتُهُ قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ
    Türkçe: Eğer onunla evlenilmiş bulsam.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: قَدْ تُزُوِّجَ بِهِ النِّسَاءُ
    Türkçe: Kadınlara mehir verilmiş.
  • لَـ - Lam-ı cevab-ı şart
    Cümle: لَرَدَدْتُهُ
    Türkçe: Elbette onu geri döndürürdüm.
  • فَإِنَّ - Ta'lil edatı
    Cümle: فَإِنَّ فِي الْعَدْلِ سَعَةً
    Türkçe: Çünkü adalette genişlik vardır.
  • مَنْ - Şart ismi
    Cümle: وَمَنْ ضَاقَ عَلَيْهِ الْعَدْلُ
    Türkçe: Kim ki adalet kendisine dar gelir.

Nehcül Belaga Hutbe 15 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 15)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٦ - ذِمَّتِي بِمَا أَقُولُ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-١٦/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - لما بويع في المدينة
ذِمَّتِي بِمَا أَقُولُ رَهِينَةٌ وَأَنَا بِهِ زَعِيمٌ إِنَّ مَنْ صَرَّحَتْ لَهُ الْعِبَرُ عَمَّا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْمَثُلَاتِ حَجَزَتْهُ التَّقْوَى عَنْ تَقَحُّمِ الشُّبُهَاتِ. أَلَا وَإِنَّ بَلِيَّتَكُمْ قَدْ عَادَتْ كَهَيْئَتِهَا يَوْمَ بَعَثَ اللَّهُ نَبِيَّهُ وَالَّذِي بَعَثَهُ بِالْحَقِّ لَتُبَلْبَلُنَّ بَلْبَلَةً وَلَتُغَرْبَلُنَّ غَرْبَلَةً وَلَتُسَاطُنَّ سَوْطَ الْقِدْرِ حَتَّى يَعُودَ أَسْفَلُكُمْ أَعْلَاكُمْ وَأَعْلَاكُمْ أَسْفَلَكُمْ وَلَيَسْبِقَنَّ سَابِقُونَ كَانُوا قَصَّرُوا وَلَيُقَصِّرَنَّ سَبَّاقُونَ كَانُوا سَبَقُوا. وَاللَّهِ مَا كَتَمْتُ وَشْمَةً وَلَا كَذَبْتُ كِذْبَةً وَلَقَدْ نُبِّئْتُ بِهَذَا الْمَقَامِ وَهَذَا الْيَوْمِ. أَلَا وَإِنَّ الْخَطَايَا خَيْلٌ شُمُسٌ حُمِلَ عَلَيْهَا أَهْلُهَا وَخُلِعَتْ لُجُمُهَا فَتَقَحَّمَتْ بِهِمْ فِي النَّارِ، أَلَا وَإِنَّ التَّقْوَى مَطَايَا ذُلُلٌ حُمِلَ عَلَيْهَا أَهْلُهَا وَأُعْطُوا أَزِمَّتَهَا فَأَوْرَدَتْهُمُ الْجَنَّةَ. حَقٌّ وَبَاطِلٌ وَلِكُلٍّ أَهْلٌ، فَلَئِنْ أَمِرَ الْبَاطِلُ لَقَدِيماً فَعَلَ وَلَئِنْ قَلَّ الْحَقُّ فَلَرُبَّمَا وَلَعَلَّ وَلَقَلَّمَا أَدْبَرَ شَيْءٌ فَأَقْبَلَ!

شُغِلَ مَنِ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ أَمَامَهُ، سَاعٍ سَرِيعٌ نَجَا وَطَالِبٌ بَطِيءٌ رَجَا وَمُقَصِّرٌ فِي النَّارِ هَوَى. الْيَمِينُ وَالشِّمَالُ مَضَلَّةٌ وَالطَّرِيقُ الْوُسْطَى هِيَ الْجَادَّةُ، عَلَيْهَا بَاقِي الْكِتَابِ وَآثَارُ النُّبُوَّةِ وَمِنْهَا مَنْفَذُ السُّنَّةِ وَإِلَيْهَا مَصِيرُ الْعَاقِبَةِ. هَلَكَ مَنِ ادَّعَى وَخابَ مَنِ افْتَرى. مَنْ أَبْدَى صَفْحَتَهُ لِلْحَقِّ هَلَكَ وَكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلًا أَلَّا يَعْرِفَ قَدْرَهُ. لَا يَهْلِكُ عَلَى التَّقْوَى سِنْخُ أَصْلٍ وَلَا يَظْمَأُ عَلَيْهَا زَرْعُ قَوْمٍ. فَاسْتَتِرُوا فِي بُيُوتِكُمْ وَأَصْلِحُوا ذاتَ بَيْنِكُمْ وَالتَّوْبَةُ مِنْ وَرَائِكُمْ. وَلَا يَحْمَدْ حَامِدٌ إِلَّا رَبَّهُ وَلَا يَلُمْ لَائِمٌ إِلَّا نَفْسَهُ.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Zimmetim söylediğime rehindir ve ben ona kefilim. Şüphesiz önündeki ibret verici cezalardan ibretler kendisine açıkça beyan edilen kimseyi takva, şüpheli şeylere dalmaktan alıkoyar. Dikkat edin, belanız, Allah'ın peygamberini gönderdiği gündeki hali gibi geri döndü. Onu hak ile gönderen Zata and olsun ki şiddetle karıştırılacaksınız, şiddetle eleneceksiniz ve tencerenin karıştırılması gibi karıştırılacaksınız, ta ki en altınızdakiler en üstünüz ve en üstünüzdekiler en altınız oluncaya kadar ve önceden kusur eden öncekiler öne geçecek, önde olanlar da geride kalacak. Vallahi hiçbir izi gizlemedim ve hiçbir yalan söylemedim, bu makam ve bu gün bana haber verildi. Dikkat edin, hatalar huysuz atlardır, ehli üzerine bindirilmiş ve gemleri çıkarılmış, onları ateşe daldırmıştır. Dikkat edin takva ise uysal bineklerdir, ehli üzerine bindirilmiş ve yularları onlara verilmiş, onları cennete götürmüştür. Hak var batıl var ve her birinin ehli var. Batıl üstün gelse de eskiden de yapmıştı, hak azalsa da belki ve umulur ki... Az şey vardır ki geri gidip sonra öne gelmesin!
Cennet ve cehennem önünde olan kimse meşguldür: hızlı koşan kurtuldu, yavaş talep eden umdu, kusur eden ateşe düştü. Sağ ve sol saptırır, orta yol ise caddedir; üzerinde Kitabın bakiyesi ve nübüvvetin eserleri vardır, sünnetin menfezi oradandır ve akıbetin varacağı yer orasıdır. İddia eden helak oldu, iftira eden hüsrana uğradı. Yüzünü hakka gösteren helak olur (cahiller yanında). Kişiye cahillik olarak haddini bilmemesi yeter. Takva üzere asıl kök helak olmaz ve onun üzere kavmin ekinliği susuz kalmaz. Evlerinizde gizlenin, aranızı ıslah edin, tövbe arkanızdadır. Öven ancak Rabbini övsün, kınayan ancak nefsini kınasın.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • ذِمَّتِي - Zimmetim
    Kelime Anlamı: sorumluluğum
    Cümle: ذِمَّتِي بِمَا أَقُولُ رَهِينَةٌ
    Türkçe: Zimmetim söylediğime rehindir.
  • الْعِبَرُ - İbretler
    Kelime Anlamı: dersler
    Cümle: إِنَّ مَنْ صَرَّحَتْ لَهُ الْعِبَرُ
    Türkçe: İbretler kendisine açık olan kimse.
  • الْمَثُلَاتِ - İbretlik cezalar
    Kelime Anlamı: müsle
    Cümle: عَمَّا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْمَثُلَاتِ
    Türkçe: Önündeki ibretlik cezalardan.
  • بَلِيَّتَكُمْ - Belanız, imtihanınız
    Kelime Anlamı: fitne
    Cümle: أَلَا وَإِنَّ بَلِيَّتَكُمْ قَدْ عَادَتْ
    Türkçe: Belanız geri döndü.
  • الْخَطَايَا - Hatalar, günahlar
    Kelime Anlamı: hatalar
    Cümle: أَلَا وَإِنَّ الْخَطَايَا خَيْلٌ شُمُسٌ
    Türkçe: Hatalar huysuz atlardır.
  • التَّقْوَى - Takva
    Kelime Anlamı: sakınma
    Cümle: أَلَا وَإِنَّ التَّقْوَى مَطَايَا ذُلُلٌ
    Türkçe: Takva uysal bineklerdir.
  • الْجَادَّةُ - Cadde, orta yol
    Kelime Anlamı: anayol
    Cümle: وَالطَّرِيقُ الْوُسْطَى هِيَ الْجَادَّةُ
    Türkçe: Orta yol caddedir.
  • الْكِتَابِ - Kitap
    Kelime Anlamı: Kur'an
    Cümle: عَلَيْهَا بَاقِي الْكِتَابِ
    Türkçe: Üzerinde Kitabın bakiyesi vardır.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • صَرَّحَتْ - Açıkça beyan etti
    Kökü: ص ر ح
    Cümle: إِنَّ مَنْ صَرَّحَتْ لَهُ الْعِبَرُ
    Türkçe: İbretler kendisine açıkça beyan edilen.
  • حَجَزَتْهُ - Onu alıkoydu
    Kökü: ح ج ز
    Cümle: حَجَزَتْهُ التَّقْوَى عَنْ تَقَحُّمِ الشُّبُهَاتِ
    Türkçe: Takva onu şüphelere dalmaktan alıkoydu.
  • لَتُبَلْبَلُنَّ - Kesinlikle karıştırılacaksınız
    Kökü: ب ل ب ل
    Cümle: لَتُبَلْبَلُنَّ بَلْبَلَةً
    Türkçe: Şiddetle karıştırılacaksınız.
  • لَتُغَرْبَلُنَّ - Kesinlikle eleneceksiniz
    Kökü: غ ر ب ل
    Cümle: وَلَتُغَرْبَلُنَّ غَرْبَلَةً
    Türkçe: Eleneceksiniz.
  • حُمِلَ - Bindirildi (meçhul)
    Kökü: ح م ل
    Cümle: حُمِلَ عَلَيْهَا أَهْلُهَا
    Türkçe: Ehli üzerine bindirildi.
  • خُلِعَتْ - Çıkarıldı (meçhul)
    Kökü: خ ل ع
    Cümle: وَخُلِعَتْ لُجُمُهَا
    Türkçe: Gemleri çıkarıldı.
  • فَتَقَحَّمَتْ - Daldı, atladı
    Kökü: ق ح م
    Cümle: فَتَقَحَّمَتْ بِهِمْ فِي النَّارِ
    Türkçe: Onları ateşe daldırdı.
  • أَوْرَدَتْهُمُ - Onları götürdü, vardırdı
    Kökü: و ر د
    Cümle: فَأَوْرَدَتْهُمُ الْجَنَّةَ
    Türkçe: Onları cennete vardırdı.
  • هَلَكَ - Helak oldu
    Kökü: ه ل ك
    Cümle: هَلَكَ مَنِ ادَّعَى
    Türkçe: İddia eden helak oldu.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • بِمَا - Bi + ma edatı
    Cümle: ذِمَّتِي بِمَا أَقُولُ رَهِينَةٌ
    Türkçe: Söylediğim şeye zimmetim rehindir.
  • أَلَا - Dikkat edatı
    Cümle: أَلَا وَإِنَّ بَلِيَّتَكُمْ قَدْ عَادَتْ
    Türkçe: Dikkat edin belanız geri döndü.
  • قَدْ - Tahkik edatı
    Cümle: بَلِيَّتَكُمْ قَدْ عَادَتْ
    Türkçe: Belanız geri döndü.
  • لَـ - Tevkit lamı
    Cümle: لَتُبَلْبَلُنَّ بَلْبَلَةً
    Türkçe: Kesinlikle karıştırılacaksınız.
  • حَتَّى - Gaye edatı
    Cümle: حَتَّى يَعُودَ أَسْفَلُكُمْ أَعْلَاكُمْ
    Türkçe: Altınız üstünüz oluncaya kadar.
  • إِنَّ - Tevkit edatı
    Cümle: إِنَّ مَنْ صَرَّحَتْ لَهُ الْعِبَرُ
    Türkçe: Şüphesiz ibretler kendisine açık olan.

Nehcül Belaga Hutbe 16 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 16)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٧ - إِنَّ أَبْغَضَ الْخَلَائِقِ إِلَى

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-١٧/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - في صفة من يتصدى للحكم بين الأمة وليس بأهل - أبغض الخلائق إلى الله صنفان
إِنَّ أَبْغَضَ الْخَلَائِقِ إِلَى اللَّهِ رَجُلَانِ: رَجُلٌ وَكَلَهُ اللَّهُ إِلَى نَفْسِهِ فَهُوَ جَائِرٌ عَنْ قَصْدِ السَّبِيلِ مَشْغُوفٌ بِكَلَامِ بِدْعَةٍ وَدُعَاءِ ضَلَالَةٍ فَهُوَ فِتْنَةٌ لِمَنِ افْتَتَنَ بِهِ ضَالٌّ عَنْ هَدْيِ مَنْ كَانَ قَبْلَهُ مُضِلٌّ لِمَنِ اقْتَدَى بِهِ فِي حَيَاتِهِ وَبَعْدَ وَفَاتِهِ حَمَّالٌ خَطَايَا غَيْرِهِ رَهْنٌ بِخَطِيئَتِهِ.

وَرَجُلٌ قَمَشَ جَهْلًا مُوضِعٌ فِي جُهَّالِ الْأُمَّةِ عَادٍ فِي أَغْبَاشِ الْفِتْنَةِ عَمٍ بِمَا فِي عَقْدِ الْهُدْنَةِ قَدْ سَمَّاهُ أَشْبَاهُ النَّاسِ عَالِماً وَلَيْسَ بِهِ بَكَّرَ فَاسْتَكْثَرَ مِنْ جَمْعٍ مَا قَلَّ مِنْهُ خَيْرٌ مِمَّا كَثُرَ حَتَّى إِذَا ارْتَوَى مِنْ مَاءٍ آجِنٍ وَاكْتَثَرَ مِنْ غَيْرِ طَائِلٍ، جَلَسَ بَيْنَ النَّاسِ قَاضِياً ضَامِناً لِتَخْلِيصِ مَا الْتَبَسَ عَلَى غَيْرِهِ فَإِنْ نَزَلَتْ بِهِ إِحْدَى الْمُبْهَمَاتِ هَيَّأَ لَهَا حَشْواً رَثًّا مِنْ رَأْيِهِ ثُمَّ قَطَعَ بِهِ فَهُوَ مِنْ لَبْسِ الشُّبُهَاتِ فِي مِثْلِ نَسْجِ الْعَنْكَبُوتِ، لَا يَدْرِي أَصَابَ أَمْ أَخْطَأَ فَإِنْ أَصَابَ خَافَ أَنْ يَكُونَ قَدْ أَخْطَأَ وَإِنْ أَخْطَأَ رَجَا أَنْ يَكُونَ قَدْ أَصَابَ جَاهِلٌ خَبَّاطُ جَهَالاتٍ.

عَاشٍ رَكَّابُ عَشَوَاتٍ لَمْ يَعَضَّ عَلَى الْعِلْمِ بِضِرْسٍ قَاطِعٍ يَذْرُ الرِّوَايَاتِ ذَرْوَ الرِّيحِ الْهَشِيمَ. لَا مَلِيٌّ وَاللَّهِ إِصْدَارِ مَا وَرَدَ عَلَيْهِ وَلَا أَهْلٌ لِمَا قُرِّظَ بِهِ لَا يَحْسَبُ الْعِلْمَ فِي شَيْءٍ مِمَّا أَنْكَرَهُ وَلَا يَرَى أَنَّ مِنْ وَرَاءِ مَا بَلَغَ مَذْهَباً لِغَيْرِهِ وَإِنْ أَظْلَمَ عَلَيْهِ أَمْرٌ اكْتَتَمَ بِهِ لِمَا يَعْلَمُ مِنْ جَهْلِ نَفْسِهِ تَصْرُخُ مِنْ جَوْرِ قَضَائِهِ الدِّمَاءُ وَتَعَجُّ مِنْهُ الْمَوَارِيثُ. إِلَى اللَّهِ أَشْكُو مِنْ مَعْشَرٍ يَعِيشُونَ جُهَّالًا وَيَمُوتُونَ ضُلَّالًا لَيْسَ فِيهِمْ سِلْعَةٌ أَبْوَرُ مِنَ الْكِتَابِ إِذَا تُلِيَ حَقَّ تِلَاوَتِهِ وَلَا سِلْعَةٌ أَنْفَقُ بَيْعاً وَلَا أَغْلَى ثَمَناً مِنَ الْكِتَابِ إِذَا حُرِّفَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَلَا عِنْدَهُمْ أَنْكَرُ مِنَ الْمَعْرُوفِ وَلَا أَعْرَفُ مِنَ الْمُنْكَرِ!
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Allah'ın yaratıklarının en buğz ettiği iki adamdır: Biri, Allah'ın kendi nefsine bıraktığı adamdır; o, doğru yolun kasdından sapmıştır, bidat sözüne ve dalalet davetine düşkündür. O, kendisine fitne olan için fitnedir, kendinden öncekinin hidayetinden sapmıştır, hayatında ve vefatından sonra kendisine uyanı saptırandır, başkasının günahlarının hamalıdır, kendi günahıyla rehindir.
İkinci adam ise cehalet devşirmiş, ümmetin cahilleri içinde yer almış, fitnenin karanlıklarında koşan, sulh akdindekinin körü olan adamdır. İnsan benzerleri ona alim demiş ama o alim değildir. Azı, çoğundan daha hayırlı olan şeyi çokça toplamaya erkenden koyuldu, kokuşmuş sudan kana kana içip faydasız şeyden çok biriktirinceye kadar. Sonra insanlar arasında kadı olarak oturdu, başkasına karışık geleni halletmeyi garanti etti. Ona müphem meselelerden biri inince, kendi reyinden çürük dolgu hazırlar sonra onunla hükmü keser. O, şüphelerin giydirilmesinden örümcek ağı misali bir şey içindedir. İsabet etti mi hata mı etti bilmez; isabet etse hata etmiş olmaktan korkar, hata etse isabet etmiş olmayı umar. Cahil, cehaletleri karıştıran.
Gece körü gibi rastgele binen, ilme keskin dişle ısırmamış, rivayetleri kuru otu rüzgarın savurması gibi savuran. Vallahi kendisine gelen şeyi sadır etmeye (çıkarmaya) ehil değil ve kendisine havale edilen şey için ehil değil. İnkar ettiği şeyde ilim olduğunu hesap etmez ve ulaştığının ötesinde başkası için bir mezhep olduğunu görmez. Bir iş ona karanlık gelse cehaletini bildiği için onu gizler. Onun cevri قضasından kanlar feryad eder, miraslar ondan inler. Allah'a şikayet ediyorum, cahil olarak yaşayan ve sapık olarak ölen bir topluluktan. Onlarda, hak tilavetiyle okunduğunda Kitaptan daha değersiz meta yoktur, yerinden saptırıldığında Kitaptan daha revaçta, daha pahalı meta yoktur. Onlarda maruftan daha münker, münkerden daha maruf yoktur!

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْخَلَائِقِ - Yaratıklar
    Kelime Anlamı: mahluklar
    Cümle: إِنَّ أَبْغَضَ الْخَلَائِقِ إِلَى اللَّهِ رَجُلَانِ
    Türkçe: Yaratıkların Allah'a en buğz edilen iki adamdır.
  • قَصْدِ السَّبِيلِ - Yolun kasdı, doğrusu
    Kelime Anlamı: orta yol
    Cümle: جَائِرٌ عَنْ قَصْدِ السَّبِيلِ
    Türkçe: Doğru yoldan sapan.
  • بِدْعَةٍ - Bidat
    Kelime Anlamı: sonradan uydurma
    Cümle: مَشْغُوفٌ بِكَلَامِ بِدْعَةٍ
    Türkçe: Bidat sözüne düşkün.
  • ضَلَالَةٍ - Dalalet
    Kelime Anlamı: sapıklık
    Cümle: وَدُعَاءِ ضَلَالَةٍ
    Türkçe: Dalalet daveti.
  • حَمَّالٌ خَطَايَا - Günah hamalı
    Kelime Anlamı: yük taşıyıcı
    Cümle: حَمَّالٌ خَطَايَا غَيْرِهِ
    Türkçe: Başkasının günahlarının hamalı.
  • قَاضِياً - Kadı
    Kelime Anlamı: hakim
    Cümle: جَلَسَ بَيْنَ النَّاسِ قَاضِياً
    Türkçe: İnsanlar arasında kadı olarak oturdu.
  • نَسْجِ الْعَنْكَبُوتِ - Örümcek ağı
    Kelime Anlamı: zayıf örgü
    Cümle: فِي مِثْلِ نَسْجِ الْعَنْكَبُوتِ
    Türkçe: Örümcek ağı gibi.
  • الْكِتَابِ - Kitap
    Kelime Anlamı: Kur'an
    Cümle: أَبْوَرُ مِنَ الْكِتَابِ إِذَا تُلِيَ حَقَّ تِلَاوَتِهِ
    Türkçe: Hak tilavetiyle okunduğunda Kitaptan daha değersiz.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • وَكَلَهُ - Onu bıraktı, havale etti
    Kökü: و ك ل
    Cümle: رَجُلٌ وَكَلَهُ اللَّهُ إِلَى نَفْسِهِ
    Türkçe: Allah'ın kendi nefsine bıraktığı adam.
  • جَائِرٌ - Sapan, caver eden (ism-i fail)
    Kökü: ج و ر
    Cümle: فَهُوَ جَائِرٌ عَنْ قَصْدِ السَّبِيلِ
    Türkçe: Doğru yoldan sapan.
  • افْتَتَنَ - Fitneye düştü
    Kökü: ف ت ن
    Cümle: فَهُوَ فِتْنَةٌ لِمَنِ افْتَتَنَ بِهِ
    Türkçe: Ona fitne olan için fitnedir.
  • اقْتَدَى - Uydu, iktidâ etti
    Kökü: ق د و
    Cümle: مُضِلٌّ لِمَنِ اقْتَدَى بِهِ
    Türkçe: Ona uyanı saptıran.
  • قَمَشَ - Topladı, devşirdi
    Kökü: ق م ش
    Cümle: وَرَجُلٌ قَمَشَ جَهْلًا
    Türkçe: Cehalet devşiren adam.
  • ارْتَوَى - Kana kana içti
    Kökü: ر و ي
    Cümle: حَتَّى إِذَا ارْتَوَى مِنْ مَاءٍ آجِنٍ
    Türkçe: Kokuşmuş sudan içinceye kadar.
  • جَلَسَ - Oturdu
    Kökü: ج ل س
    Cümle: جَلَسَ بَيْنَ النَّاسِ قَاضِياً
    Türkçe: İnsanlar arasında kadı olarak oturdu.
  • يَعَضَّ - Isırmadı
    Kökü: ع ض ض
    Cümle: لَمْ يَعَضَّ عَلَى الْعِلْمِ بِضِرْسٍ قَاطِعٍ
    Türkçe: İlme keskin dişle ısırmadı.
  • أَشْكُو - Şikayet ediyorum
    Kökü: ش ك و
    Cümle: إِلَى اللَّهِ أَشْكُو مِنْ مَعْشَرٍ
    Türkçe: Allah'a şikayet ediyorum bir topluluktan.

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • إِنَّ - Tevkit edatı
    Cümle: إِنَّ أَبْغَضَ الْخَلَائِقِ إِلَى اللَّهِ رَجُلَانِ
    Türkçe: Şüphesiz yaratıkların en buğz edilen iki adamdır.
  • إِلَى - İstisna? Aslında harf-i cer değil kullanım - yön edatı
    Cümle: أَبْغَضَ الْخَلَائِقِ إِلَى اللَّهِ
    Türkçe: Allah'a en buğz edilen.
  • عَنْ - Uzaklaşma edatı
    Cümle: جَائِرٌ عَنْ قَصْدِ السَّبِيلِ
    Türkçe: Doğru yoldan sapan.
  • لِمَنِ - Li + men edatı
    Cümle: فِتْنَةٌ لِمَنِ افْتَتَنَ بِهِ
    Türkçe: Ona fitne olan için fitnedir.
  • حَتَّى - Gaye edatı
    Cümle: حَتَّى إِذَا ارْتَوَى مِنْ مَاءٍ آجِنٍ
    Türkçe: Kokuşmuş sudan kana kana içinceye kadar.
  • إِذَا - Zaman zarfı edatı
    Cümle: إِذَا تُلِيَ حَقَّ تِلَاوَتِهِ
    Türkçe: Hak tilavetiyle okunduğunda.

Nehcül Belaga Hutbe 17 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 17)

نهج البلاغة لامامنا علي عليه السلام
www.muhammediyye.org
Hadislerle Arapça

Nehcül Belağa | الخطبة ١٨ - تَرِدُ عَلَى أَحَدِهِمُ الْقَضِيَّةُ

Okuma Parçası - Metin

Kaynak: alseraj.net/nahj_al-balagha/الخطبة-١٨/ - خذ نفس المتن كلها تحت الموضوع - ذم اختلاف العلماء في الفتيا
تَرِدُ عَلَى أَحَدِهِمُ الْقَضِيَّةُ فِي حُكْمٍ مِنَ الْأَحْكَامِ فَيَحْكُمُ فِيهَا بِرَأْيِهِ ثُمَّ تَرِدُ تِلْكَ الْقَضِيَّةُ بِعَيْنِهَا عَلَى غَيْرِهِ فَيَحْكُمُ فِيهَا بِخِلَافِ قَوْلِهِ ثُمَّ يَجْتَمِعُ الْقُضَاةُ بِذَلِكَ عِنْدَ الْإِمَامِ الَّذِي اسْتَقْضَاهُمْ فَيُصَوِّبُ آرَاءَهُمْ جَمِيعاً وَإِلَهُهُمْ وَاحِدٌ وَنَبِيُّهُمْ وَاحِدٌ وَكِتَابُهُمْ وَاحِدٌ أَ فَأَمَرَهُمُ اللَّهُ سُبْحَانَهُ بِالاخْتِلَافِ فَأَطَاعُوهُ أَمْ نَهَاهُمْ عَنْهُ فَعَصَوْهُ!

أَمْ أَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ دِيناً نَاقِصاً فَاسْتَعَانَ بِهِمْ عَلَى إِتْمَامِهِ أَمْ كَانُوا شُرَكَاءَ لَهُ فَلَهُمْ أَنْ يَقُولُوا وَعَلَيْهِ أَنْ يَرْضَى، أَمْ أَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ دِيناً تَامّاً فَقَصَّرَ الرَّسُولُ صلی الله علیه وآله عَنْ تَبْلِيغِهِ وَأَدَائِهِ؟ وَاللَّهُ سُبْحَانَهُ يَقُولُ «ما فَرَّطْنا فِي الْكِتابِ مِنْ شَيْءٍ» وَفِيهِ تِبْيَانٌ لِكُلِّ شَيْءٍ وَذَكَرَ أَنَّ الْكِتَابَ يُصَدِّقُ بَعْضُهُ بَعْضاً وَأَنَّهُ لَا اخْتِلَافَ فِيهِ، فَقَالَ سُبْحَانَهُ «وَلَوْ كانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللَّهِ لَوَجَدُوا فِيهِ اخْتِلافاً كَثِيراً». وَإِنَّ الْقُرْآنَ ظَاهِرُهُ أَنِيقٌ وَبَاطِنُهُ عَمِيقٌ لَا تَفْنَى عَجَائِبُهُ وَلَا تَنْقَضِي غَرَائِبُهُ وَلَا تُكْشَفُ الظُّلُمَاتُ إِلَّا بِهِ.
Türkçe Çevirisi (Tam Metin):
Onlardan birine hükümlerden bir hüküm hakkında bir dava gelir, o da kendi reyiyle hükmeder. Sonra aynı dava bir başkasına gelir, o da onun sözünün aksine hükmeder. Sonra kadılar bununla, kendilerini kadı tayin eden imamın yanında toplanırlar, o da onların görüşlerinin hepsini doğru bulur. Halbuki onların ilahı bir, peygamberi bir, kitabı birdir. Allah onları ihtilafa mı emretti de ona itaat ettiler, yoksa ondan nehyetti de ona isyan mı ettiler!

Yoksa Allah noksan bir din mi indirdi de onu tamamlamak için onlardan yardım istedi? Yoksa onlar O'nun ortakları mıydı da söylemek onlara ait, razı olmak O'na ait? Yoksa Allah tam bir din indirdi de Resul onun tebliğinde ve edasında mı kusur etti? Allah şöyle buyuruyor: "Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık" ve onda her şeyin beyanı vardır ve Kitabın bir kısmı bir kısmını tasdik ettiğini ve onda ihtilaf olmadığını zikretti, şöyle buyurdu: "Eğer o Allah'tan başkasının katından olsaydı onda çok ihtilaf bulurlardı". Şüphesiz Kur'an'ın zahiri zarif, batını derindir; harikaları tükenmez, gariplikleri bitmez ve karanlıklar ancak onunla açılır.

Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri - Metinden

1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)

  • الْقَضِيَّةُ - Dava, mesele
    Kelime Anlamı: hüküm konusu
    Cümle: تَرِدُ عَلَى أَحَدِهِمُ الْقَضِيَّةُ
    Türkçe: Onlardan birine dava gelir.
  • حُكْمٍ - Hüküm
    Kelime Anlamı: karar
    Cümle: فِي حُكْمٍ مِنَ الْأَحْكَامِ
    Türkçe: Hükümlerden bir hüküm hakkında.
  • رَأْيِهِ - Onun reyi, görüşü
    Kelime Anlamı: şahsi görüş
    Cümle: فَيَحْكُمُ فِيهَا بِرَأْيِهِ
    Türkçe: Reyi ile hükmeder.
  • الْقُضَاةُ - Kadılar
    Kelime Anlamı: hakimler
    Cümle: ثُمَّ يَجْتَمِعُ الْقُضَاةُ بِذَلِكَ
    Türkçe: Sonra kadılar bununla toplanır.
  • دِيناً نَاقِصاً - Noksan din
    Kelime Anlamı: eksik din
    Cümle: أَمْ أَنْزَلَ اللَّهُ دِيناً نَاقِصاً
    Türkçe: Allah noksan bir din mi indirdi?
  • شُرَكَاءَ - Ortaklar
    Kelime Anlamı: şerik
    Cümle: أَمْ كَانُوا شُرَكَاءَ لَهُ
    Türkçe: Onlar O'nun ortakları mıydı?
  • الْكِتَابِ - Kitap
    Kelime Anlamı: Kur'an
    Cümle: مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ
    Türkçe: Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.
  • الْقُرْآنَ - Kur'an
    Kelime Anlamı: zahiri anik batını amik
    Cümle: وَإِنَّ الْقُرْآنَ ظَاهِرُهُ أَنِيقٌ
    Türkçe: Kur'an'ın zahiri zariftir.

2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)

  • تَرِدُ - Geliyor, varid oluyor
    Kökü: و ر د
    Cümle: تَرِدُ عَلَى أَحَدِهِمُ الْقَضِيَّةُ
    Türkçe: Birine dava geliyor.
  • يَحْكُمُ - Hükmediyor
    Kökü: ح ك م
    Cümle: فَيَحْكُمُ فِيهَا بِرَأْيِهِ
    Türkçe: Reyi ile hükmeder.
  • يَجْتَمِعُ - Toplanıyor
    Kökü: ج م ع
    Cümle: ثُمَّ يَجْتَمِعُ الْقُضَاةُ
    Türkçe: Kadılar toplanır.
  • اسْتَقْضَاهُمْ - Onları kadı tayin etti
    Kökü: ق ض ي
    Cümle: عِنْدَ الْإِمَامِ الَّذِي اسْتَقْضَاهُمْ
    Türkçe: Onları kadı tayin eden imam yanında.
  • يُصَوِّبُ - Doğru buluyor
    Kökü: ص و ب
    Cümle: فَيُصَوِّبُ آرَاءَهُمْ جَمِيعاً
    Türkçe: Görüşlerinin hepsini doğru bulur.
  • أَطَاعُوهُ - Ona itaat ettiler
    Kökü: ط و ع
    Cümle: أَ فَأَمَرَهُمُ اللَّهُ بِالاخْتِلَافِ فَأَطَاعُوهُ
    Türkçe: Allah ihtilafı mı emretti de itaat ettiler?
  • فَعَصَوْهُ - Ona isyan ettiler
    Kökü: ع ص ي
    Cümle: أَمْ نَهَاهُمْ عَنْهُ فَعَصَوْهُ
    Türkçe: Yoksa nehyetti de isyan mı ettiler?
  • أَنْزَلَ - İndirdi
    Kökü: ن ز ل
    Cümle: أَمْ أَنْزَلَ اللَّهُ دِيناً نَاقِصاً
    Türkçe: Allah noksan din mi indirdi?
  • قَصَّرَ - Kusur etti, eksik bıraktı
    Kökü: ق ص ر
    Cümle: فَقَصَّرَ الرَّسُولُ عَنْ تَبْلِيغِهِ
    Türkçe: Resul tebliğinde kusur mu etti?

3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)

  • ثُمَّ - Sonra - atıf edatı
    Cümle: ثُمَّ تَرِدُ تِلْكَ الْقَضِيَّةُ
    Türkçe: Sonra aynı dava gelir.
  • بِعَيْنِهَا - Aynısıyla - tekit edatı
    Cümle: تِلْكَ الْقَضِيَّةُ بِعَيْنِهَا
    Türkçe: Aynı dava bizzat.
  • أَ - Soru / istifham edatı
    Cümle: أَ فَأَمَرَهُمُ اللَّهُ بِالاخْتِلَافِ
    Türkçe: Allah ihtilafa mı emretti?
  • أَمْ - Yoksa - atıf edatı
    Cümle: أَمْ نَهَاهُمْ عَنْهُ فَعَصَوْهُ
    Türkçe: Yoksa nehyetti de isyan mı ettiler?
  • لَوْ - Şart edatı
    Cümle: وَلَوْ كانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللَّهِ
    Türkçe: Eğer Allah'tan başkasının katından olsaydı.
  • إِنَّ - Tevkit edatı
    Cümle: وَإِنَّ الْقُرْآنَ ظَاهِرُهُ أَنِيقٌ
    Türkçe: Şüphesiz Kur'an'ın zahiri zariftir.

Nehcül Belaga Hutbe 18 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)

Arapça Kelime ve Gramer Testi (Hutbe 18)

S.Muhammed Kayaalp (el-Haşimi) Ks

الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي

Arapça Dersleri-İslami Sohbetler-Tevhid-Tefsir-Hadis-Fıkıh-Fetvalar-İrşadlar

Arapça Metinler-نهج البلاغة-Nehcül Belağa-Hutbe-13-18.Hutbeler Rating: 4.5 Diposkan Oleh: ☝الاامام سيد محمد هاشمي الموسوي☝المحمدية☝

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.