- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ١٤٣ - أَلَا وَإِنَّ الْأَرْضَ الَّتِي
Okuma Parçası - Metin
Dikkat! Sizi taşıyan yer ve sizi gölgeleyen gök Rabbinize itaat edendir, size bereketleriyle cömertlik etmeleri size acıdıklarından değil ve size yakınlık için değil ve sizden umdukları hayır için değil fakat menfaatlerinizle emrolundular itaat ettiler ve maslahatlarınız sınırları üzerine dikildiler durdular. Allah kullarını kötü ameller yanında meyvelerin noksanlığı ve bereketlerin hapsolması ve hayır hazinelerinin kapanmasıyla imtihan eder ta ki tevbe eden tevbe etsin vazgeçen vazgeçsin hatırlayan hatırlasın sakınan sakınsın. Allah sübhanehu istiğfarı rızkın bol olmasına ve halkın rahmetine sebep kıldı, dedi ki Rabbinizden mağfiret dileyin o ğaffardır semayı üzerinize bol bol gönderir ve sizi mallar ve oğullarla imdat eder ve size cennetler kılar ve size nehirler kılar. Allah rahmet etsin tevbesini karşılayan ve hatasını ikale eden ve ölümüne koşan kişiye. Allahım biz sana perdeler ve sığınaklar altından ve hayvanların ve çocukların feryadından sonra çıktık rahmetine rağbet ederek ve nimetinin fazlını umarak ve azabından ve intikamından korkarak. Allahım bize ğaysını içir ve bizi kanitinden kılma ve bizi yıllarla helak etme ve bizden sefihlerin yaptığıyla bizi muaheze etme ya erhamer rahimin. Allahım biz sana çıktık sana şikayet ediyoruz sana gizli olmayanı dar geçitler bize iltica ettirdiğinde ve kurak çorak kıtlıklar bize geldiğinde ve zor istekler bizi aciz bıraktığında ve çetin fitneler üzerimize yapıştığında. Allahım senden istiyoruz bizi haybetle reddetmemeni ve bizi kederli çevirmemeni ve bizi günahlarımızla muhatap etmemeni ve bizi amellerimizle mukayese etmemeni. Allahım üzerimize ğaysını bereketini rızkını rahmetini yay ve bize faydalı doyurucu ot bitirici sulama ile sula onunla kaçanı bitirirsin ve onunla ölmüş olanı diriltirsin yağmuru faydalı toplanması çok olan vadileri sulayan iç dereleri akıtan ağaçları yapraklatan fiyatları ucuzlatan, sen dilediğin şeye kadirsin.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الْأَرْضَ الَّتِي تُقِلُّكُمْ - Sizi taşıyan yer
Anlamı: arz
Cümle: أَلَا وَإِنَّ الْأَرْضَ الَّتِي تُقِلُّكُمْ
Türkçe: Sizi taşıyan yer. -
السَّمَاءَ الَّتِي تُظِلُّكُمْ - Sizi gölgeleyen gök
Anlamı: sema
Cümle: وَالسَّمَاءَ الَّتِي تُظِلُّكُمْ
Türkçe: Sizi gölgeleyen gök. -
الثَّمَرَاتِ - Meyveler
Anlamı: ürün
Cümle: بِنَقْصِ الثَّمَرَاتِ
Türkçe: Meyvelerin noksanlığı ile. -
الِاسْتِغْفَارَ - İstiğfar
Anlamı: mağfiret dileme
Cümle: جَعَلَ اللَّهُ الِاسْتِغْفَارَ سَبَباً
Türkçe: Allah istiğfarı sebep kıldı. -
غَيْثَكَ - Ğaysın, yağmurun
Anlamı: yağmur
Cümle: فَاسْقِنَا غَيْثَكَ
Türkçe: Bize ğaysını içir. -
الْقَانِطِينَ - Ümitsizler
Anlamı: kanit
Cümle: وَلَا تَجْعَلْنَا مِنَ الْقَانِطِينَ
Türkçe: Bizi kanitinden kılma. -
الْمَضَايِقُ الْوَعْرَةُ - Sarp geçitler
Anlamı: darlıklar
Cümle: حِينَ أَلْجَأَتْنَا الْمَضَايِقُ الْوَعْرَةُ
Türkçe: Sarp geçitler bize iltica ettirdiğinde. -
سُقْيَا نَاقِعَةً - Faydalı sulama
Anlamı: içirici
Cümle: وَاسْقِنَا سُقْيَا نَاقِعَةً
Türkçe: Faydalı sulama ile sula - alseraj.net/الخطبة-١٤٣/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
تُقِلُّكُمْ - Sizi taşır
Kökü: ق ل ل
Cümle: الْأَرْضَ الَّتِي تُقِلُّكُمْ
Türkçe: Sizi taşıyan yer. -
تُظِلُّكُمْ - Sizi gölgeler
Kökü: ظ ل ل
Cümle: وَالسَّمَاءَ الَّتِي تُظِلُّكُمْ
Türkçe: Sizi gölgeleyen gök. -
تَجُودَانِ - Cömertlik eder
Kökü: ج و د
Cümle: تَجُودَانِ لَكُمْ بِبَرَكَتِهِمَا
Türkçe: Bereketleriyle cömertlik eder. -
يَبْتَلِي - İmtihan eder
Kökü: ب ل و
Cümle: إِنَّ اللَّهَ يَبْتَلِي عِبَادَهُ
Türkçe: Allah kullarını imtihan eder. -
اسْتَغْفِرُوا - İstiğfar edin
Kökü: غ ف ر
Cümle: اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ
Türkçe: Rabbinizden mağfiret dileyin. -
يُرْسِلِ - Gönderir
Kökü: ر س ل
Cümle: يُرْسِلِ السَّماءَ عَلَيْكُمْ مِدْراراً
Türkçe: Semayı üzerinize bol gönderir. -
اسْتَقْبَلَ - Karşıladı
Kökü: ق ب ل
Cümle: امْرَأً اسْتَقْبَلَ تَوْبَتَهُ
Türkçe: Tevbesini karşılayan kişi. -
فَاسْقِنَا - Bize içir
Kökü: س ق ي
Cümle: اللَّهُمَّ فَاسْقِنَا غَيْثَكَ
Türkçe: Allahım bize ğaysını içir. -
أَلْجَأَتْنَا - Bize iltica ettirdi
Kökü: ل ج أ
Cümle: حِينَ أَلْجَأَتْنَا الْمَضَايِقُ
Türkçe: Dar geçitler bize iltica ettirdiğinde - alseraj.net/الخطبة-١٤٣/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
أَلَا - Dikkat tembih
Cümle: أَلَا وَإِنَّ الْأَرْضَ
Türkçe: Dikkat yer. -
إِنَّ - Muhakkak
Cümle: إِنَّ اللَّهَ يَبْتَلِي
Türkçe: Muhakkak Allah imtihan eder. -
لِـ - Ta lil lamı
Cümle: لِيَتُوبَ تَائِبٌ
Türkçe: Tevbe eden tevbe etsin diye. -
قَدْ - Tahkik
Cümle: وَقَدْ جَعَلَ اللَّهُ
Türkçe: Allah kıldı muhakkak. -
حِينَ - Zaman zarfı
Cümle: حِينَ أَلْجَأَتْنَا الْمَضَايِقُ
Türkçe: Dar geçitler iltica ettirdiğinde. -
أَلَّا - Olmaması için
Cümle: أَلَّا تَرُدَّنَا خَائِبِينَ
Türkçe: Bizi haybetle reddetmemen için.
Nehcül Belaga Hutbe 143 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٤٤ - بَعَثَ اللَّهُ رُسُلَهُ بِمَا
Okuma Parçası - Metin
Allah resullerini vahyiyle gönderdi hüccet olsun, ilimde rasikun iddiası yalan, imamlar Kureyş Haşim'den, fasık münkerle ülfet etti.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
رُسُلَهُ - Resulleri
Anlamı: elçiler
Cümle: بَعَثَ اللَّهُ رُسُلَهُ
Türkçe: Allah resullerini gönderdi. -
وَحْيِهِ - Vahyi
Anlamı: ilham
Cümle: بِمَا خَصَّهُمْ بِهِ مِنْ وَحْيِهِ
Türkçe: Vahyinden has kıldığı. -
الرَّاسِخُونَ - Rasikun
Anlamı: köklü
Cümle: أَنَّهُمُ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ
Türkçe: İlimde rasikun. -
الْأَئِمَّةَ - İmamlar
Anlamı: önderler
Cümle: إِنَّ الْأَئِمَّةَ مِنْ قُرَيْشٍ
Türkçe: İmamlar Kureyştendir. -
الْحُطَامِ - Enkaz
Anlamı: dünya malı
Cümle: ازْدَحَمُوا عَلَى الْحُطَامِ
Türkçe: Enkaz üzerine yığıldılar. -
الْمُنْكَرَ - Münker
Anlamı: çirkin
Cümle: صَحِبَ الْمُنْكَرَ فَأَلِفَهُ
Türkçe: Münkerle arkadaş oldu. -
الْهَشِيمِ - Kuru ot
Anlamı: çalı
Cümle: كَوَقْعِ النَّارِ فِي الْهَشِيمِ
Türkçe: Kuru ottaki ateş gibi. -
الشَّيْطَانُ - Şeytan
Anlamı: iblis
Cümle: وَدَعَاهُمُ الشَّيْطَانُ
Türkçe: Şeytan davet etti - alseraj.net/الخطبة-١٤٤/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
بَعَثَ - Gönderdi
Kökü: ب ع ث
Cümle: بَعَثَ اللَّهُ رُسُلَهُ
Türkçe: Allah resullerini gönderdi. -
خَصَّهُمْ - Has kıldı
Kökü: خ ص ص
Cümle: بِمَا خَصَّهُمْ
Türkçe: Onlara has kıldığı. -
كَشَفَ - Açtı
Kökü: ك ش ف
Cümle: قَدْ كَشَفَ الْخَلْقَ
Türkçe: Halkı açtı. -
زَعَمُوا - İddia ettiler
Kökü: ز ع م
Cümle: زَعَمُوا أَنَّهُمُ الرَّاسِخُونَ
Türkçe: Rasikun olduklarını iddia ettiler. -
آثَرُوا - Tercih ettiler
Kökü: أ ث ر
Cümle: آثَرُوا عَاجِلًا
Türkçe: Aceleyi tercih ettiler. -
أَخَّرُوا - Ertelediler
Kökü: أ خ ر
Cümle: وَأَخَّرُوا آجِلًا
Türkçe: Sonrayı ertelediler. -
شَرِبُوا - İçtiler
Kökü: ش ر ب
Cümle: وَشَرِبُوا آجِناً
Türkçe: Bulanığı içtiler. -
أَلِفَهُ - Ülfet etti
Kökü: أ ل ف
Cümle: فَأَلِفَهُ
Türkçe: Ülfet etti. -
ازْدَحَمُوا - Yığıldılar
Kökü: ز ح م
Cümle: ازْدَحَمُوا عَلَى الْحُطَامِ
Türkçe: Enkaz üzerine yığıldılar - alseraj.net/الخطبة-١٤٤/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
لِئَلَّا - Ta ki olmasın
Cümle: لِئَلَّا تَجِبَ الْحُجَّةُ
Türkçe: Hüccet vacip olmasın diye. -
أَلَا - Dikkat
Cümle: أَلَا إِنَّ اللَّهَ
Türkçe: Dikkat Allah. -
لَا - Nefy
Cümle: لَا أَنَّهُ جَهِلَ
Türkçe: Cahil olduğu için değil. -
أَيْنَ - Nerede
Cümle: أَيْنَ الَّذِينَ زَعَمُوا
Türkçe: İddia edenler nerede. -
كَـ - Teşbih
Cümle: كَأَنِّي أَنْظُرُ
Türkçe: Sanki bakıyorum. -
لَا يُبَالِي - Umursamaz
Cümle: لَا يُبَالِي مَا غَرَّقَ
Türkçe: Neyi boğdu umursamaz.
Nehcül Belaga Hutbe 144 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٤٥ - أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا أَنْتُمْ
Okuma Parçası - Metin
Ey insanlar! Siz ancak bu dünyada ölümlerin yarışarak ok attığı bir hedefsiniz, her yudumda boğulma ve her lokmada tıkanma vardır, ondan bir nimet elde etmezsiniz ancak başka bir ayrılıkla, sizden ömür süren bir gün ömründen yaşamaz ancak ecelinden bir diğerini yıkmakla, yiyeceğinde ona bir fazlalık yenilenmez ancak rızkından öncesinin tükenmesiyle, ona bir eser hayat bulmaz ancak ona bir eserin ölmesiyle, ona yeni bir şey yenilenmez ancak yenisi eskidikten sonra, ona bir bitki kalkmaz ancak ondan biçilmiş olarak düşer ve asıllar geçti biz onların dallarıyız, aslı gittikten sonra dalın bekası ne? Hiçbir bidat ihdas edilmedi ancak onunla bir sünnet terk edildi, bidatlerden sakının ve açık yola sarılın, işlerin azimetleri en faziletlisidir ve ihdas edilenleri en şerlileridir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
غَرَضٌ - Hedef
Anlamı: nişan
Cümle: أَنْتُمْ فِي هَذِهِ الدُّنْيَا غَرَضٌ
Türkçe: Bu dünyada hedefsiniz. -
الْمَنَايَا - Ölümler
Anlamı: ecel
Cümle: تَنْتَضِلُ فِيهِ الْمَنَايَا
Türkçe: Ölümler yarışır. -
جَرْعَةٍ - Yudum
Anlamı: içim
Cümle: مَعَ كُلِّ جَرْعَةٍ شَرَقٌ
Türkçe: Her yudumda boğulma. -
نِعْمَةً - Nimet
Anlamı: iyilik
Cümle: لَا تَنَالُونَ مِنْهَا نِعْمَةً
Türkçe: Nimet elde etmezsiniz. -
أُصُولٌ - Asıllar
Anlamı: kökler
Cümle: وَقَدْ مَضَتْ أُصُولٌ
Türkçe: Asıllar geçti. -
فُرُوعُهَا - Dalları
Anlamı: şubeler
Cümle: نَحْنُ فُرُوعُهَا
Türkçe: Biz dallarıyız. -
بِدْعَةٌ - Bidat
Anlamı: uydurma
Cümle: وَمَا أُحْدِثَتْ بِدْعَةٌ
Türkçe: Bidat ihdas edilmedi. -
الْمَهْيَعَ - Açık yol
Anlamı: geniş yol
Cümle: وَالْزَمُوا الْمَهْيَعَ
Türkçe: Açık yola sarılın - alseraj.net/الخطبة-١٤٥/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
تَنْتَضِلُ - Ok atışır
Kökü: ن ض ل
Cümle: غَرَضٌ تَنْتَضِلُ فِيهِ الْمَنَايَا
Türkçe: Ölümler ok atışır. -
تَنَالُونَ - Elde edersiniz
Kökü: ن ي ل
Cümle: لَا تَنَالُونَ مِنْهَا نِعْمَةً
Türkçe: Nimet elde etmezsiniz. -
يُعَمَّرُ - Ömür sürer
Kökü: ع م ر
Cümle: وَلَا يُعَمَّرُ مُعَمَّرٌ
Türkçe: Ömür süren yaşamaz. -
مَضَتْ - Geçti
Kökü: م ض ي
Cümle: وَقَدْ مَضَتْ أُصُولٌ
Türkçe: Asıllar geçti. -
أُحْدِثَتْ - İhdas edildi
Kökü: ح د ث
Cümle: وَمَا أُحْدِثَتْ بِدْعَةٌ
Türkçe: Bidat ihdas edilmedi. -
تُرِكَ - Terk edildi
Kökü: ت ر ك
Cümle: إِلَّا تُرِكَ بِهَا سُنَّةٌ
Türkçe: Sünnet terk edildi. -
اتَّقُوا - Sakının
Kökü: و ق ي
Cümle: فَاتَّقُوا الْبِدَعَ
Türkçe: Bidatlerden sakının. -
الْزَمُوا - Sarılın
Kökü: ل ز م
Cümle: وَالْزَمُوا الْمَهْيَعَ
Türkçe: Açık yola sarılın. -
تَقُومُ - Kalkar
Kökü: ق و م
Cümle: وَلَا تَقُومُ لَهُ نَابِتَةٌ
Türkçe: Bitki kalkmaz - alseraj.net/الخطبة-١٤٥/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
إِنَّمَا - Ancak
Cümle: إِنَّمَا أَنْتُمْ فِي هَذِهِ الدُّنْيَا غَرَضٌ
Türkçe: Ancak bu dünyada hedefsiniz. -
مَعَ - Beraber
Cümle: مَعَ كُلِّ جَرْعَةٍ شَرَقٌ
Türkçe: Her yudumla boğulma. -
لَا - Nefy
Cümle: لَا تَنَالُونَ مِنْهَا نِعْمَةً
Türkçe: Nimet elde etmezsiniz. -
إِلَّا - Hariç
Cümle: إِلَّا بِفِرَاقِ أُخْرَى
Türkçe: Başka ayrılık hariç. -
قَدْ - Tahkik
Cümle: وَقَدْ مَضَتْ أُصُولٌ
Türkçe: Asıllar geçti. -
مَا - Soru
Cümle: فَمَا بَقَاءُ فَرْعٍ
Türkçe: Dalın bekası ne?
Nehcül Belaga Hutbe 145 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٤٦ - إِنَّ هَذَا الْأَمْرَ لَمْ
Okuma Parçası - Metin
Bu işin zaferi ve yardımsız kalması çoklukla ve azlıkla olmadı, o Allah'ın izhar ettiği dini ve hazırlayıp desteklediği ordusudur ta ki ulaştığı yere ulaştı ve doğduğu yerden doğdu, biz Allah'tan bir vaad üzereyiz ve Allah vaadini yerine getirendir ve ordusuna yardım edendir. İşin başında duranın yeri gerdanlıktaki ipin yeri gibidir onu toplar ve birleştirir, eğer ip koparsa boncuklar dağılır ve gider sonra bütünüyle asla bir araya gelmez, Araplar bugün az olsalar da İslam ile çokturlar toplanma ile azizdirler, kutup ol ve değirmeni Araplarla döndür ve savaş ateşini onların önüne koy, çünkü sen bu topraktan çıkarsan Araplar etraflarından ve bölgelerinden sana karşı ayaklanır ta ki geride bıraktığın açıklar senin için önünde olandan daha önemli olur. Acemler yarın sana bakarlarsa derler ki bu Arapların aslı, onu keserseniz rahatlarsınız, bu onlara karşı hırslarını ve sana karşı tamahlarını daha şiddetli kılar. Kavmin Müslümanlarla savaşmaya gidişini zikretmene gelince Allah sübhanehu onların gidişini senden daha çok kerih görür ve kerih gördüğünü değiştirmeye daha kadirdir. Sayılarını zikretmene gelince biz geçmişte çoklukla savaşmıyorduk ancak yardım ve muavenetle savaşıyorduk.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
نَصْرُهُ - Zaferi
Anlamı: yardım
Cümle: لَمْ يَكُنْ نَصْرُهُ وَلَا خِذْلَانُهُ
Türkçe: Zaferi ve yardımsız kalması. -
دِينُ اللَّهِ - Allah'ın dini
Anlamı: İslam
Cümle: وَهُوَ دِينُ اللَّهِ الَّذِي أَظْهَرَهُ
Türkçe: O Allah'ın izhar ettiği dinidir. -
الْقَيِّمِ بِالْأَمْرِ - İşin başındaki
Anlamı: yönetici
Cümle: وَمَكَانُ الْقَيِّمِ بِالْأَمْرِ مَكَانُ النِّظَامِ
Türkçe: İşin başında duranın yeri ipin yeri gibidir. -
النِّظَامِ مِنَ الْخَرَزِ - Boncuk dizisi ipi
Anlamı: düzen
Cümle: مَكَانُ النِّظَامِ مِنَ الْخَرَزِ
Türkçe: Boncuk ipinin yeri. -
قُطْباً - Kutup, merkez
Anlamı: eksen
Cümle: فَكُنْ قُطْباً وَاسْتَدِرِ الرَّحَى
Türkçe: Kutup ol ve değirmeni döndür. -
الرَّحَى - Değirmen
Anlamı: değirmen taşı
Cümle: وَاسْتَدِرِ الرَّحَى بِالْعَرَبِ
Türkçe: Değirmeni Araplarla döndür. -
الْأَعَاجِمَ - Acemler
Anlamı: Arap olmayanlar
Cümle: إِنَّ الْأَعَاجِمَ إِنْ يَنْظُرُوا إِلَيْكَ
Türkçe: Acemler sana bakarsa. -
عَدَدِهِمْ - Sayıları
Anlamı: adet
Cümle: وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ عَدَدِهِمْ
Türkçe: Sayılarını zikretmene gelince - alseraj.net/الخطبة-١٤٦/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
أَظْهَرَهُ - İzhar etti
Kökü: ظ ه ر
Cümle: وَهُوَ دِينُ اللَّهِ الَّذِي أَظْهَرَهُ
Türkçe: Allah'ın izhar ettiği dini. -
أَعَدَّهُ - Hazırladı
Kökü: ع د د
Cümle: وَجُنْدُهُ الَّذِي أَعَدَّهُ وَأَمَدَّهُ
Türkçe: Hazırlayıp desteklediği ordusu. -
بَلَغَ - Ulaştı
Kökü: ب ل غ
Cümle: حَتَّى بَلَغَ مَا بَلَغَ
Türkçe: Ulaştığı yere ulaştı. -
يَجْمَعُهُ - Toplar
Kökü: ج م ع
Cümle: يَجْمَعُهُ وَيَضُمُّهُ
Türkçe: Onu toplar ve birleştirir. -
انْقَطَعَ - Koptu
Kökü: ق ط ع
Cümle: فَإِنِ انْقَطَعَ النِّظَامُ
Türkçe: Eğer ip koparsa. -
تَفَرَّقَ - Dağıldı
Kökü: ف ر ق
Cümle: تَفَرَّقَ الْخَرَزُ وَذَهَبَ
Türkçe: Boncuklar dağılır gider. -
كُنْ - Ol
Kökü: ك و ن
Cümle: فَكُنْ قُطْباً
Türkçe: Kutup ol. -
انْتَقَضَتْ - Ayaklandı, bozuldu
Kökü: ن ق ض
Cümle: انْتَقَضَتْ عَلَيْكَ الْعَرَبُ
Türkçe: Araplar sana karşı ayaklanır. -
نُقَاتِلُ - Savaşırız
Kökü: ق ت ل
Cümle: فَإِنَّا لَمْ نَكُنْ نُقَاتِلُ بِالْكَثْرَةِ
Türkçe: Biz çoklukla savaşmıyorduk - alseraj.net/الخطبة-١٤٦/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
لَمْ - Cezm nefy
Cümle: لَمْ يَكُنْ نَصْرُهُ
Türkçe: Zaferi olmadı. -
لَا - Nefy
Cümle: وَلَا بِقِلَّةٍ
Türkçe: Azlıkla da değil. -
حَتَّى - Ta ki
Cümle: حَتَّى بَلَغَ مَا بَلَغَ
Türkçe: Ulaştığı yere ulaşana kadar. -
فَإِنِ - Eğer
Cümle: فَإِنِ انْقَطَعَ النِّظَامُ
Türkçe: Eğer ip koparsa. -
إِنْ - Eğer
Cümle: إِنْ شَخَصْتَ مِنْ هَذِهِ الْأَرْضِ
Türkçe: Bu topraktan çıkarsan. -
أَمَّا - Ama
Cümle: فَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ مَسِيرِ الْقَوْمِ
Türkçe: Kavmin gidişini zikretmene gelince.
Nehcül Belaga Hutbe 146 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٤٧ - فَبَعَثَ اللَّهُ مُحَمَّداً بِالْحَقِّ
Okuma Parçası - Metin
وَإِنَّهُ سَيَأْتِي عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِي زَمَانٌ لَيْسَ فِيهِ شَيْءٌ أَخْفَى مِنَ الْحَقِّ وَلَا أَظْهَرَ مِنَ الْبَاطِلِ وَلَا أَكْثَرَ مِنَ الْكَذِبِ عَلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَلَيْسَ عِنْدَ أَهْلِ ذَلِكَ الزَّمَانِ سِلْعَةٌ أَبْوَرَ مِنَ الْكِتَابِ إِذَا تُلِيَ حَقَّ تِلَاوَتِهِ وَلَا أَنْفَقَ مِنْهُ إِذَا حُرِّفَ عَنْ مَوَاضِعِهِ، وَلَا فِي الْبِلَادِ شَيْءٌ أَنْكَرَ مِنَ الْمَعْرُوفِ وَلَا أَعْرَفَ مِنَ الْمُنْكَرِ، فَقَدْ نَبَذَ الْكِتَابَ حَمَلَتُهُ وَتَنَاسَاهُ حَفَظَتُهُ، فَالْكِتَابُ يَوْمَئِذٍ وَأَهْلُهُ طَرِيدَانِ مَنْفِيَّانِ وَصَاحِبَانِ مُصْطَحِبَانِ فِي طَرِيقٍ وَاحِدٍ لَا يُؤْوِيهِمَا مُؤْوٍ، فَالْكِتَابُ وَأَهْلُهُ فِي ذَلِكَ الزَّمَانِ فِي النَّاسِ وَلَيْسَا فِيهِمْ وَمَعَهُمْ وَلَيْسَا مَعَهُمْ، لِأَنَّ الضَّلَالَةَ لَا تُوَافِقُ الْهُدَى وَإِنِ اجْتَمَعَا، فَاجْتَمَعَ الْقَوْمُ عَلَى الْفُرْقَةِ وَافْتَرَقُوا عَلَى الْجَمَاعَةِ كَأَنَّهُمْ أَئِمَّةُ الْكِتَابِ وَلَيْسَ الْكِتَابُ إِمَامَهُمْ، فَلَمْ يَبْقَ عِنْدَهُمْ مِنْهُ إِلَّا اسْمُهُ وَلَا يَعْرِفُونَ إِلَّا خَطَّهُ وَزَبْرَهُ. وَمِنْ قَبْلُ مَا مَثَّلُوا بِالصَّالِحِينَ كُلَّ مُثْلَةٍ وَسَمَّوْا صِدْقَهُمْ عَلَى اللَّهِ فِرْيَةً وَجَعَلُوا فِي الْحَسَنَةِ عُقُوبَةَ السَّيِّئَةِ. وَإِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِطُولِ آمَالِهِمْ وَتَغَيُّبِ آجَالِهِمْ، حَتَّى نَزَلَ بِهِمُ الْمَوْعُودُ الَّذِي تُرَدُّ عَنْهُ الْمَعْذِرَةُ وَتُرْفَعُ عَنْهُ التَّوْبَةُ وَتَحُلُّ مَعَهُ الْقَارِعَةُ وَالنِّقْمَةُ.
أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّهُ مَنِ اسْتَنْصَحَ اللَّهَ وُفِّقَ وَمَنِ اتَّخَذَ قَوْلَهُ دَلِيلًا هُدِيَ لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ، فَإِنَّ جَارَ اللَّهِ آمِنٌ وَعَدُوَّهُ خَائِفٌ. وَإِنَّهُ لَا يَنْبَغِي لِمَنْ عَرَفَ عَظَمَةَ اللَّهِ أَنْ يَتَعَظَّمَ فَإِنَّ رِفْعَةَ الَّذِينَ يَعْلَمُونَ مَا عَظَمَتُهُ أَنْ يَتَوَاضَعُوا لَهُ وَسَلَامَةَ الَّذِينَ يَعْلَمُونَ مَا قُدْرَتُهُ أَنْ يَسْتَسْلِمُوا لَهُ. فَلَا تَنْفِرُوا مِنَ الْحَقِّ نِفَارَ الصَّحِيحِ مِنَ الْأَجْرَبِ وَالْبَارِئِ مِنْ ذِي السَّقَمِ. وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ لَنْ تَعْرِفُوا الرُّشْدَ حَتَّى تَعْرِفُوا الَّذِي تَرَكَهُ وَلَنْ تَأْخُذُوا بِمِيثَاقِ الْكِتَابِ حَتَّى تَعْرِفُوا الَّذِي نَقَضَهُ وَلَنْ تَمَسَّكُوا بِهِ حَتَّى تَعْرِفُوا الَّذِي نَبَذَهُ؛ فَالْتَمِسُوا ذَلِكَ مِنْ عِنْدِ أَهْلِهِ، فَإِنَّهُمْ عَيْشُ الْعِلْمِ وَمَوْتُ الْجَهْلِ هُمُ الَّذِينَ يُخْبِرُكُمْ حُكْمُهُمْ عَنْ عِلْمِهِمْ وَصَمْتُهُمْ عَنْ مَنْطِقِهِمْ وَظَاهِرُهُمْ عَنْ بَاطِنِهِمْ، لَا يُخَالِفُونَ الدِّينَ وَلَا يَخْتَلِفُونَ فِيهِ فَهُوَ بَيْنَهُمْ شَاهِدٌ صَادِقٌ وَصَامِتٌ نَاطِقٌ.
Allah Muhammed'i -sallallahu aleyhi ve alihi- hak ile gönderdi ki kullarını putlara ibadetten kendi ibadetine ve şeytana itaatten kendi itaatine çıkarsın, beyan edip muhkem kıldığı Kur'an ile, kullar Rablerini cahil kaldıklarında bilsinler ve inkar ettikten sonra ikrar etsinler ve reddettikten sonra ispat etsinler diye. Sübhan olan Allah kitabında onlara tecelli etti kendisini görmedikleri halde onlara kudretinden gösterdikleriyle ve satvetinden korkutmasıyla ve nasıl ibretlerle mahvettiğini ve azaplarla biçtiğini. Şüphesiz benden sonra üzerinize bir zaman gelecek ki onda haktan daha gizli, batıldan daha zahir, Allah ve Resulüne yalandan daha çok şey olmayacak, o zaman ehli yanında Kitap'tan daha kesatsız mal olmayacak hak tilavetiyle okunduğunda ve yerlerinden tahrif edildiğinde ondan daha revaclı olmayacak, beldelerde maruftan daha münker ve münkerden daha maruf şey olmayacak, Kitap hamileri onu atmış ve hafızları unutmuş, Kitap o gün ve ehli iki kovulmuş sürgün ve bir yolda beraber giden iki arkadaş, onları barındıran yok, Kitap ve ehli o zamanda insanlar içinde ama onlarda değil ve onlarla beraber ama onlarla değil, çünkü dalalet hidayete uymaz bir araya gelseler bile, topluluk ayrılık üzerine toplandı ve cemaat üzerine ayrıldı sanki onlar Kitabın imamları ve Kitap imamları değil, yanlarında ondan isminden başka bir şey kalmadı ve hattından ve yazısından başkasını tanımıyorlar. Bundan önce salihlere her türlü müsle yaptılar ve Allah'a sadakatlerini iftira diye adlandırdılar ve hasenede seyyienin cezasını kıldılar. Sizden öncekiler ancak emellerinin uzunluğu ve ecellerinin gizliliğiyle helak oldular ta ki mazeretin geri çevrildiği ve tevbenin kaldırıldığı ve bela ve intikamın indiği vaat onlara indi. Ey insanlar! Kim Allah'tan nasihat isterse muvaffak olur ve kim sözünü delil edinirse en doğruya hidayet olur, Allah'ın komşusu emniyette ve düşmanı korkudadır. Allah'ın azametini bilen kimsenin büyüklük taslaması gerekmez, azametini bilenlerin yüceliği O'na tevazu etmeleridir ve kudretini bilenlerin selameti O'na teslim olmalarıdır. Haktan sağlam kişinin uyuzludan ve afiyetlinin hastadan kaçması gibi kaçmayın. Bilin ki siz doğruyu onu terk edeni tanıyıncaya kadar tanıyamazsınız ve Kitabın misakını onu bozanı tanıyıncaya kadar alamazsınız ve ona onu atan kimseyi tanıyıncaya kadar tutunamazsınız; onu ehlinden isteyin, onlar ilmin yaşaması ve cehaletin ölümüdür, hükümleri size ilimlerinden, susmaları mantıklarından, zahirleri batınlarından haber verir, dine muhalefet etmezler ve onda ihtilaf etmezler, o aralarında sadık şahit ve suskun konuşandır.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
عِبَادَةِ الْأَوْثَانِ - Putlara ibadet
Anlamı: putperestlik
Cümle: مِنْ عِبَادَةِ الْأَوْثَانِ إِلَى عِبَادَتِهِ
Türkçe: Putlara ibadetten O'na ibadete. -
الْكِتَابِ - Kitap
Anlamı: Kur'an
Cümle: فَتَجَلَّى لَهُمْ فِي كِتَابِهِ
Türkçe: Kitabında onlara tecelli etti. -
قُدْرَتِهِ - Kudreti
Anlamı: güç
Cümle: بِمَا أَرَاهُمْ مِنْ قُدْرَتِهِ
Türkçe: Kudretinden gösterdikleriyle. -
زَمَانٌ - Zaman
Anlamı: devir
Cümle: سَيَأْتِي عَلَيْكُمْ زَمَانٌ
Türkçe: Üzerinize bir zaman gelecek. -
الْحَقِّ - Hak
Anlamı: doğru
Cümle: لَيْسَ فِيهِ شَيْءٌ أَخْفَى مِنَ الْحَقِّ
Türkçe: Haktan daha gizli bir şey yok. -
الْبَاطِلِ - Batıl
Anlamı: yanlış
Cümle: وَلَا أَظْهَرَ مِنَ الْبَاطِلِ
Türkçe: Batıldan daha zahir. -
الْقَارِعَةُ - Vuran bela
Anlamı: şiddetli musibet
Cümle: وَتَحُلُّ مَعَهُ الْقَارِعَةُ وَالنِّقْمَةُ
Türkçe: Onunla bela ve intikam iner. -
عَيْشُ الْعِلْمِ - İlmin yaşaması
Anlamı: ilim hayatı
Cümle: فَإِنَّهُمْ عَيْشُ الْعِلْمِ وَمَوْتُ الْجَهْلِ
Türkçe: Onlar ilmin yaşaması ve cehaletin ölümüdür - alseraj.net/الخطبة-١٤٧/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
بَعَثَ - Gönderdi
Kökü: ب ع ث
Cümle: فَبَعَثَ اللَّهُ مُحَمَّداً بِالْحَقِّ
Türkçe: Allah Muhammed'i hak ile gönderdi. -
بَيَّنَهُ - Beyan etti
Kökü: ب ي ن
Cümle: بِقُرْآنٍ قَدْ بَيَّنَهُ وَأَحْكَمَهُ
Türkçe: Beyan edip muhkem kıldığı Kur'an. -
تَجَلَّى - Tecelli etti
Kökü: ج ل و
Cümle: فَتَجَلَّى لَهُمْ سُبْحَانَهُ فِي كِتَابِهِ
Türkçe: Sübhan olan kitabında tecelli etti. -
مَحَقَ - Mahvetti
Kökü: م ح ق
Cümle: وَكَيْفَ مَحَقَ مَنْ مَحَقَ بِالْمَثُلَاتِ
Türkçe: Nasıl ibretlerle mahvetti. -
احْتَصَدَ - Biçti
Kökü: ح ص د
Cümle: وَاحْتَصَدَ مَنِ احْتَصَدَ بِالنَّقِمَاتِ
Türkçe: Azaplarla biçti. -
سَيَأْتِي - Gelecek
Kökü: أ ت ي
Cümle: وَإِنَّهُ سَيَأْتِي عَلَيْكُمْ زَمَانٌ
Türkçe: Üzerinize bir zaman gelecek. -
نَبَذَ - Attı
Kökü: ن ب ذ
Cümle: فَقَدْ نَبَذَ الْكِتَابَ حَمَلَتُهُ
Türkçe: Kitap hamileri onu attı. -
هَلَكَ - Helak oldu
Kökü: ه ل ك
Cümle: وَإِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ
Türkçe: Sizden öncekiler helak oldu. -
اسْتَنْصَحَ - Nasihat istedi
Kökü: ن ص ح
Cümle: مَنِ اسْتَنْصَحَ اللَّهَ وُفِّقَ
Türkçe: Allah'tan nasihat isteyen muvaffak olur - alseraj.net/الخطبة-١٤٧/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
لِـ - Lam ta'lil
Cümle: لِيُخْرِجَ عِبَادَهُ
Türkçe: Kullarını çıkarsın diye. -
إِذْ - İz zarf
Cümle: إِذْ جَهِلُوهُ
Türkçe: Cahil kaldıklarında. -
بَعْدَ - Sonra
Cümle: بَعْدَ إِذْ جَحَدُوهُ
Türkçe: İnkar ettikten sonra. -
مِنْ غَيْرِ - Olmaksızın
Cümle: مِنْ غَيْرِ أَنْ يَكُونُوا رَأَوْهُ
Türkçe: Onu görmeksizin. -
سَـ - İstikbal
Cümle: سَيَأْتِي عَلَيْكُمْ
Türkçe: Üzerinize gelecek. -
إِنَّهُ - Te'kid
Cümle: إِنَّهُ مَنِ اسْتَنْصَحَ اللَّهَ
Türkçe: Şüphesiz Allah'tan nasihat isteyen.
Nehcül Belaga Hutbe 147 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٤٨ - كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا يَرْجُو
Okuma Parçası - Metin
Her biri emri kendisi için umar ve onu arkadaşından ayrı olarak kendine çeker, Allah'a bir iple uzanmazlar ve O'na bir sebeple ulaşmazlar. Her biri arkadaşına karşı içinde kin besler ve az sonra onunla perdesi açılacak. Vallahi eğer istediklerini elde ederlerse biri diğerinin canını çekip alacak ve biri diğerinin üzerine gelecek. Bağî grup ayağa kalktı, hani nerede sevap umanlar? Onlar için sünnetler açıklandı ve haber önceden verildi. Her sapkınlığın bir illeti ve her ahdini bozanın bir şüphesi vardır. Vallahi ben yüzüne vuran kimseyi dinleyen gibi olmayacağım ki ağıtçıyı dinler ve ağlayanı hazır bulunur sonra ibret almaz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
-
الْأَمْرَ - Emir, iş
Anlamı: hilafet
Cümle: يَرْجُو الْأَمْرَ لَهُ
Türkçe: Emri kendisi için umar. -
حَبْلٍ - İp
Anlamı: bağ
Cümle: لَا يَمُتَّانِ إِلَى اللَّهِ بِحَبْلٍ
Türkçe: Allah'a bir iple uzanmazlar. -
سَبَبٍ - Sebep
Anlamı: vesile
Cümle: وَلَا يَمُدَّانِ إِلَيْهِ بِسَبَبٍ
Türkçe: O'na bir sebeple ulaşmazlar. -
ضَبٍّ - Kin
Anlamı: gizli düşmanlık
Cümle: حَامِلُ ضَبٍّ لِصَاحِبِهِ
Türkçe: Arkadaşına kin besler. -
قِنَاعُهُ - Perdesi, maskesi
Anlamı: örtü
Cümle: يُكْشَفُ قِنَاعُهُ بِهِ
Türkçe: Perdesi onunla açılacak. -
الْفِئَةُ الْبَاغِيَةُ - Bağî grup
Anlamı: azgın topluluk
Cümle: قَدْ قَامَتِ الْفِئَةُ الْبَاغِيَةُ
Türkçe: Bağî grup ayağa kalktı. -
ضَلَّةٍ - Sapkınlık
Anlamı: dalalet
Cümle: وَلِكُلِّ ضَلَّةٍ عِلَّةٌ
Türkçe: Her sapkınlığın bir illeti var. -
نَاكِثٍ - Ahid bozan
Anlamı: bozguncu
Cümle: وَلِكُلِّ نَاكِثٍ شُبْهَةٌ
Türkçe: Her ahdini bozanın bir şüphesi var - alseraj.net/الخطبة-١٤٨/
2. Arapça Fiil Örnekleri (9 Adet)
-
يَرْجُو - Umar
Kökü: ر ج و
Cümle: يَرْجُو الْأَمْرَ لَهُ
Türkçe: Emri kendisi için umar. -
يَعْطِفُهُ - Çeker
Kökü: ع ط ف
Cümle: وَيَعْطِفُهُ عَلَيْهِ دُونَ صَاحِبِهِ
Türkçe: Onu arkadaşından ayrı kendine çeker. -
يَمُتَّانِ - Uzanırlar
Kökü: م ت ت
Cümle: لَا يَمُتَّانِ إِلَى اللَّهِ بِحَبْلٍ
Türkçe: Allah'a bir iple uzanmazlar. -
يَمُدَّانِ - Uzatırlar
Kökü: م د د
Cümle: وَلَا يَمُدَّانِ إِلَيْهِ بِسَبَبٍ
Türkçe: O'na bir sebeple uzanmazlar. -
يُكْشَفُ - Açılır
Kökü: ك ش ف
Cümle: يُكْشَفُ قِنَاعُهُ بِهِ
Türkçe: Perdesi açılacak. -
أَصَابُوا - İsabet ettiler, elde ettiler
Kökü: ص و ب
Cümle: لَئِنْ أَصَابُوا الَّذِي يُرِيدُونَ
Türkçe: Eğer istediklerini elde ederlerse. -
يَنْتَزِعَنَّ - Çekip alacak
Kökü: ن ز ع
Cümle: لَيَنْتَزِعَنَّ هَذَا نَفْسَ هَذَا
Türkçe: Biri diğerinin canını çekip alacak. -
قَامَتِ - Kalktı
Kökü: ق و م
Cümle: قَدْ قَامَتِ الْفِئَةُ الْبَاغِيَةُ
Türkçe: Bağî grup ayağa kalktı. -
سُنَّتْ - Açıklandı, sünnet kılındı
Kökü: س ن ن
Cümle: فَقَدْ سُنَّتْ لَهُمُ السُّنَنُ
Türkçe: Onlar için sünnetler açıklandı - alseraj.net/الخطبة-١٤٨/
3. Arapça Edat Örnekleri (6 Adet - Harf-i Cer Hariç)
-
كُلُّ - Her
Cümle: كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا
Türkçe: Her biri. -
لَا - Nefy
Cümle: لَا يَمُتَّانِ إِلَى اللَّهِ
Türkçe: Allah'a uzanmazlar. -
وَ - Atıf
Cümle: وَلَا يَمُدَّانِ
Türkçe: Ve uzanmazlar. -
عَمَّا - An ma
Cümle: وَعَمَّا قَلِيلٍ
Türkçe: Ve az sonra. -
لَئِنْ - And olsun eğer
Cümle: وَاللَّهِ لَئِنْ أَصَابُوا
Türkçe: Vallahi eğer elde ederlerse. -
قَدْ - Tahkik
Cümle: قَدْ قَامَتِ الْفِئَةُ
Türkçe: Muhakkak grup kalktı.
Nehcül Belaga Hutbe 148 - Paragraf Anlama ve Kelime Testi (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.