- Nehc1
- Nehc2
- Nehc3
- Nehc4
- Nehc5
- Nehc6
- Nehc
- ☝📖المحمدية📖☝
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦١ - ابْتَعَثَهُ بِالنُّورِ الْمُضِيءِ
Okuma Parçası - Metin
وَأَتَوَكَّلُ عَلَى اللَّهِ تَوَكُّلَ الْإِنَابَةِ إِلَيْهِ وَأَسْتَرْشِدُهُ السَّبِيلَ الْمُؤَدِّيَةَ إِلَى جَنَّتِهِ الْقَاصِدَةَ إِلَى مَحَلِّ رَغْبَتِهِ.
أُوصِيكُمْ عِبَادَ اللَّهِ بِتَقْوَى اللَّهِ وَطَاعَتِهِ، فَإِنَّهَا النَّجَاةُ غَداً وَالْمَنْجَاةُ أَبَداً، رَهَّبَ فَأَبْلَغَ وَرَغَّبَ فَأَسْبَغَ وَوَصَفَ لَكُمُ الدُّنْيَا وَانْقِطَاعَهَا وَزَوَالَهَا وَانْتِقَالَهَا، فَأَعْرِضُوا عَمَّا يُعْجِبُكُمْ فِيهَا لِقِلَّةِ مَا يَصْحَبُكُمْ مِنْهَا، أَقْرَبُ دَارٍ مِنْ سَخَطِ اللَّهِ وَأَبْعَدُهَا مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ، فَغُضُّوا عَنْكُمْ عِبَادَ اللَّهِ غُمُومَهَا وَأَشْغَالَهَا لِمَا قَدْ أَيْقَنْتُمْ بِهِ مِنْ فِرَاقِهَا وَتَصَرُّفِ حَالاتِهَا، فَاحْذَرُوهَا حَذَرَ الشَّفِيقِ النَّاصِحِ وَالْمُجِدِّ الْكَادِحِ.
Onu aydınlatıcı nur, celî burhan, açık minhac, hidayet eden kitap ile gönderdi. Ailesi en hayırlı aile ağacı en hayırlı ağaç dalları mutedil meyveleri sarkık, doğumu Mekke'de hicreti Taybe'de, onunla zikri yüceldi sesi uzadı. Onu kafi hüccet şafi mev'iza telafi edici davet ile gönderdi, onunla meçhul şeriatleri izhar etti müdhal bidatleri kame etti tafsil edilmiş hükümleri beyan etti. Kim İslam'dan başka din ararsa şekaveti tahakkuk eder urvesi kopar kebvesi büyür meabı uzun hüzne vebil azaba olur. Allah'a inabe tevekkülüyle tevekkül ederim cennetine götüren yola irşadını isterim. Ey Allah'ın kulları size Allah takvasını vasiyet ederim çünkü yarın necat ebeden mencattır, korkuttu beliğ kıldı rağbet ettirdi bol verdi. Size dünyanın inkıtaını zevalini intikalini vasfetti, size eşlik edecek azlık için hoşunuza giden şeyden yüz çevirin, Allah'ın gazabına en yakın rıdvanından en uzak evdir, onun gamlarını meşgalelerini gözünüzden düşürün ayrılığına yakinen inandığınız için, onu şefkatli nasihatçi ve ciddi çalışan gibi sakının.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. İsimler (8)
- النُّورِ الْمُضِيءِ - ابْتَعَثَهُ بِالنُّورِ الْمُضِيءِ - Aydınlatıcı nur
- الْبُرْهَانِ الْجَلِيِّ - وَالْبُرْهَانِ الْجَلِيِّ - Celî burhan
- أُسْرَتُهُ خَيْرُ أُسْرَةٍ - أُسْرَتُهُ خَيْرُ أُسْرَةٍ - En hayırlı aile
- مَوْلِدُهُ بِمَكَّةَ - مَوْلِدُهُ بِمَكَّةَ وَهِجْرَتُهُ بِطَيْبَةَ - Mekke'de doğumu
- حُجَّةٍ كَافِيَةٍ - بِحُجَّةٍ كَافِيَةٍ - Kafi hüccet
- تَقْوَى اللَّهِ - أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ - Allah takvası
- الدُّنْيَا - وَوَصَفَ لَكُمُ الدُّنْيَا وَانْقِطَاعَهَا - Dünya
- مَصَارِعِ الْقُرُونِ - بِمَا قَدْ رَأَيْتُمْ مِنْ مَصَارِعِ الْقُرُونِ - Asırların helak yerleri - alseraj.net/الخطبة-١٦١/
2. Fiiller (9)
- ابْتَعَثَهُ - ب ع ث - ابْتَعَثَهُ بِالنُّورِ الْمُضِيءِ - Gönderdi
- عَلَا - ع ل و - عَلَا بِهَا ذِكْرُهُ - Yüceldi
- امْتَدَّ - م د د - وَامْتَدَّ مِنْهَا صَوْتُهُ - Uzadı
- أَظْهَرَ - ظ ه ر - أَظْهَرَ بِهِ الشَّرَائِعَ الْمَجْهُولَةَ - İzhar etti
- قَمَعَ - ق م ع - وَقَمَعَ بِهِ الْبِدَعَ الْمَدْخُولَةَ - Kame etti, bastırdı
- أَتَوَكَّلُ - و ك ل - وَأَتَوَكَّلُ عَلَى اللَّهِ - Tevekkül ederim
- أُوصِيكُمْ - و ص ي - أُوصِيكُمْ عِبَادَ اللَّهِ بِتَقْوَى اللَّهِ - Vasiyet ederim
- أَعْرِضُوا - ع ر ض - فَأَعْرِضُوا عَمَّا يُعْجِبُكُمْ فِيهَا - Yüz çevirin
- احْذَرُوهَا - ح ذ ر - فَاحْذَرُوهَا حَذَرَ الشَّفِيقِ - Sakının - alseraj.net/الخطبة-١٦١/
3. Edatlar (6 - harf-i cer hariç)
- خَيْرُ - أُسْرَتُهُ خَيْرُ أُسْرَةٍ - En hayırlı
- مَنْ - مَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْإِسْلامِ - Şart
- فَـ - فَأَعْرِضُوا عَمَّا يُعْجِبُكُمْ - Fa
- مَا - عَمَّا يُعْجِبُكُمْ فِيهَا - İsmi mevsul
- إِنَّ - فَإِنَّهَا النَّجَاةُ غَداً - Te'kid
- قَدْ - قَدْ رَأَيْتُمْ مِنْ مَصَارِعِ الْقُرُونِ - Tahkik - alseraj.net/الخطبة-١٦١/
Hutbe 161 Test (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٢ - يَا أَخَا بَنِي أَسَدٍ إِنَّكَ لَقَلِقُ الْوَضِينِ
Okuma Parçası - Metin
وَدَعْ عَنْكَ نَهْباً صِيحَ فِي حَجَرَاتِهِ، وَلَكِنْ حَدِيثاً مَا حَدِيثُ الرَّوَاحِلِ! وَهَلُمَّ الْخَطْبَ فِي ابْنِ أَبِي سُفْيَانَ، فَلَقَدْ أَضْحَكَنِي الدَّهْرُ بَعْدَ إِبْكَائِهِ، وَلَا غَرْوَ وَاللَّهِ فَيَا لَهُ خَطْباً يَسْتَفْرِغُ الْعَجَبَ وَيُكْثِرُ الْأَوَدَ، حَاوَلَ الْقَوْمُ إِطْفَاءَ نُورِ اللَّهِ مِنْ مِصْبَاحِهِ وَسَدَّ فَوَّارِهِ مِنْ يَنْبُوعِهِ وَجَدَحُوا بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ شِرْباً وَبِيئاً، فَإِنْ تَرْتَفِعْ عَنَّا وَعَنْهُمْ مِحَنُ الْبَلْوَى أَحْمِلْهُمْ مِنَ الْحَقِّ عَلَى مَحْضِهِ وَإِنْ تَكُنِ الْأُخْرَى، فَلا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَراتٍ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِما يَصْنَعُونَ.
Ey Benî Esed kardeşi sen gevşek eğerlisin isabetsiz atıyorsun, ama sende hısımlık zimmeti ve soru hakkı var, sordun bil: Bu makamda bize karşı istibdad edilmesine gelince biz nesepçe en yüceleriz Resule bağlılıkça en şiddetlileriz, bu bir eseredir ki bir kavmin nefisleri ona cimrilik etti diğerlerinin nefisleri ondan cömertçe vazgeçti. Hakem Allah'tır dönüş günü kıyamettir. Yağma edilip odalarında bağrışılan nehbi bırak, fakat develer hadisi nedir! Haydi hatb İbn Ebi Süfyan'dadır, zaman ağlatmasından sonra beni güldürdü, şaşılmaz vallahi ne hatb ki hayreti tüketir eğriliği çoğaltır. Kavim Allah'ın nurunu kandilinden söndürmeye ve kaynağından fışkırmasını kapatmaya çalıştı aramıza su ve ot için kadehi döktüler, eğer bizden ve onlardan bela mihneti kalkarsa onları hakkın halisine hamlederim diğer olursa nefsin onlara hasretlerle gitmesin Allah yaptıklarını bilir.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. İsimler (8)
- أَخَا بَنِي أَسَدٍ - يَا أَخَا بَنِي أَسَدٍ - Benî Esed kardeşi
- الْوَضِينِ - لَقَلِقُ الْوَضِينِ - Eyer kayışı, gevşek
- الِاسْتِبْدَادُ - أَمَّا الِاسْتِبْدَادُ عَلَيْنَا - İstibdad
- أَثَرَةً - كَانَتْ أَثَرَةً شَحَّتْ - Bencillik, esere
- نَهْباً صِيحَ فِي حَجَرَاتِهِ - وَدَعْ عَنْكَ نَهْباً صِيحَ فِي حَجَرَاتِهِ - Odalarda bağrışılan yağma
- ابْنِ أَبِي سُفْيَانَ - الْخَطْبَ فِي ابْنِ أَبِي سُفْيَانَ - Ebu Süfyan oğlu
- نُورِ اللَّهِ - إِطْفَاءَ نُورِ اللَّهِ مِنْ مِصْبَاحِهِ - Allah'ın nuru
- مِحَنُ الْبَلْوَى - مِحَنُ الْبَلْوَى - Bela mihneti - alseraj.net/الخطبة-١٦٢/
2. Fiiller (9)
- تُرْسِلُ - ر س ل - تُرْسِلُ فِي غَيْر سَدَدٍ - Atmak, göndermek
- اسْتَعْلَمْتَ - ع ل م - وَقَدِ اسْتَعْلَمْتَ فَاعْلَمْ - Sormak, öğrenmek istemek
- شَحَّتْ - ش ح ح - شَحَّتْ عَلَيْهَا نُفُوسُ قَوْمٍ - Cimrilik etmek
- سَخَتْ - س خ و - وَسَخَتْ عَنْهَا نُفُوسُ آخَرِينَ - Cömert davranmak
- أَضْحَكَنِي - ض ح ك - فَلَقَدْ أَضْحَكَنِي الدَّهْرُ - Güldürmek
- حَاوَلَ - ح و ل - حَاوَلَ الْقَوْمُ إِطْفَاءَ نُورِ اللَّهِ - Çalışmak
- سَدَّ - س د د - وَسَدَّ فَوَّارِهِ مِنْ يَنْبُوعِهِ - Kapatmak
- جَدَحُوا - ج د ح - وَجَدَحُوا بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ شِرْباً - Kadehi dökmek
- أَحْمِلْهُمْ - ح م ل - أَحْمِلْهُمْ مِنَ الْحَقِّ عَلَى مَحْضِهِ - Hamletmek - alseraj.net/الخطبة-١٦٢/
3. Edatlar (6 - harf-i cer hariç)
- يَا - يَا أَخَا بَنِي أَسَدٍ - Nida
- إِنَّ - إِنَّكَ لَقَلِقُ الْوَضِينِ - Te'kid
- قَدْ - وَقَدِ اسْتَعْلَمْتَ - Tahkik
- أَمَّا - أَمَّا الِاسْتِبْدَادُ عَلَيْنَا - Tafsil
- إِنْ - فَإِنْ تَرْتَفِعْ عَنَّا - Şart
- فَـ - فَلا تَذْهَبْ نَفْسُكَ - Fa - alseraj.net/الخطبة-١٦٢/
Hutbe 162 Test (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٣ - الْحَمْدُ لِلَّهِ خَالِقِ الْعِبَادِ
Okuma Parçası - Metin
لَمْ يَخْلُقِ الْأَشْيَاءَ مِنْ أُصُولٍ أَزَلِيَّةٍ وَلَا مِنْ أَوَائِلَ أَبَدِيَّةٍ، بَلْ خَلَقَ مَا خَلَقَ فَأَقَامَ حَدَّهُ وَصَوَّرَ فَأَحْسَنَ صُورَتَهُ.
أَيُّهَا الْمَخْلُوقُ السَّوِيُّ وَالْمُنْشَأُ الْمَرْعِيُّ فِي ظُلُمَاتِ الْأَرْحَامِ وَمُضَاعَفَاتِ الْأَسْتَارِ، بُدِئْتَ مِنْ سُلالَةٍ مِنْ طِينٍ وَوُضِعْتَ فِي قَرارٍ مَكِينٍ إِلى قَدَرٍ مَعْلُومٍ وَأَجَلٍ مَقْسُومٍ، تَمُورُ فِي بَطْنِ أُمِّكَ جَنِيناً، لَا تُحِيرُ دُعَاءً وَلَا تَسْمَعُ نِدَاءً، ثُمَّ أُخْرِجْتَ مِنْ مَقَرِّكَ إِلَى دَارٍ لَمْ تَشْهَدْهَا وَلَمْ تَعْرِفْ سُبُلَ مَنَافِعِهَا. فَمَنْ هَدَاكَ لِاجْتِرَارِ الْغِذَاءِ مِنْ ثَدْيِ أُمِّكَ وَعَرَّفَكَ عِنْدَ الْحَاجَةِ مَوَاضِعَ طَلَبِكَ وَإِرَادَتِكَ؟
Hamd kulları yaratan, beşiği döşeyen, vadileri akıtan, yüksek yerleri verimli kılan Allah'a. Evveliyetinin başlangıcı yok ezeliyetinin bitişi yok, O evveldir ve hep var, baki olup eceli yok. Alınlar ona kapandı dudaklar onu birledi. Eşyayı yaratırken ona sınır koydu benzerinden ayrılmak için. Vehimler onu hadler hareketlerle organlar aletlerle takdir edemez. Ona ne zaman denmez ecel için hatta ile müddet vurulmaz. Zahirdir neden denmez batındır nerede denmez. Şahıs değil ki araştırılsın mahcup değil ki ihata edilsin. Eşyaya bitişerek yakın olmadı ayrılarak uzak olmadı. Eşyaları ezelî asıllardan yaratmadı, yarattığını yarattı hadini ikame etti tasvir etti suretini güzelleştirdi. Ey düzgün yaratılmış rahim karanlıklarında gözetilen yaratılmış, çamur sülalesinden başladın sağlam kararda malum kadere kadar. Annenin karnında cenin olarak çalkalanırsın dua edemez nida işitemezsin, sonra görmediğin yurda çıkarıldın. Seni annenin memesinden gıdayı çekmeye kim hidayet etti ihtiyacında istek yerlerini kim bildirdi?
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. İsimler (8)
- خَالِقِ الْعِبَادِ - الْحَمْدُ لِلَّهِ خَالِقِ الْعِبَادِ - Kulları yaratan
- الْمِهَادِ - وَسَاطِحِ الْمِهَادِ - Beşik, döşek
- الْوِهَادِ - وَمُسِيلِ الْوِهَادِ - Vadiler
- أَوَّلِيَّتِهِ - لَيْسَ لِأَوَّلِيَّتِهِ ابْتِدَاءٌ - Evveliyeti
- الْجِبَاهُ - خَرَّتْ لَهُ الْجِبَاهُ - Alınlar
- سُلالَةٍ مِنْ طِينٍ - بُدِئْتَ مِنْ سُلالَةٍ مِنْ طِينٍ - Çamur sülalesi
- قَرارٍ مَكِينٍ - وُضِعْتَ فِي قَرارٍ مَكِينٍ - Sağlam karar
- الْغِذَاءِ - لِاجْتِرَارِ الْغِذَاءِ مِنْ ثَدْيِ أُمِّكَ - Gıda - alseraj.net/الخطبة-١٦٣/
2. Fiiller (9)
- خَرَّتْ - خ ر ر - خَرَّتْ لَهُ الْجِبَاهُ - Kapandı, düştü
- وَحَّدَتْهُ - و ح د - وَوَحَّدَتْهُ الشِّفَاهُ - Birledi
- حَدَّ - ح د د - حَدَّ الْأَشْيَاءَ عِنْدَ خَلْقِهِ - Sınır koydu
- تُقَدِّرُهُ - ق د ر - لَا تُقَدِّرُهُ الْأَوْهَامُ - Takdir etmek
- خَلَقَ - خ ل ق - بَلْ خَلَقَ مَا خَلَقَ - Yarattı
- صَوَّرَ - ص و ر - وَصَوَّرَ فَأَحْسَنَ صُورَتَهُ - Tasvir etti
- بُدِئْتَ - ب د أ - بُدِئْتَ مِنْ سُلالَةٍ مِنْ طِينٍ - Başladın
- تَمُورُ - م و ر - تَمُورُ فِي بَطْنِ أُمِّكَ جَنِيناً - Çalkalanmak
- هَدَاكَ - ه د ي - فَمَنْ هَدَاكَ لِاجْتِرَارِ الْغِذَاءِ - Hidayet etti - alseraj.net/الخطبة-١٦٣/
3. Edatlar (6 - harf-i cer hariç)
- لَيْسَ - لَيْسَ لِأَوَّلِيَّتِهِ ابْتِدَاءٌ - Nefy
- لَا - وَلَا لِأَزَلِيَّتِهِ انْقِضَاءٌ - Nefy
- هُوَ - هُوَ الْأَوَّلُ وَلَمْ يَزَلْ - Zamir
- لَمْ - لَمْ يَقْرُبْ مِنَ الْأَشْيَاءِ - Cezm nefy
- بَلْ - بَلْ خَلَقَ مَا خَلَقَ - İdrab
- مَنْ - فَمَنْ هَدَاكَ لِاجْتِرَارِ الْغِذَاءِ - İstifham - alseraj.net/الخطبة-١٦٣/
Hutbe 163 Test (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٤ - إِنَّ النَّاسَ وَرَائِي وَقَدِ اسْتَسْفَرُونِي
Okuma Parçası - Metin
İnsanlar arkamda beni seninle aralarında elçi kıldılar. Vallahi sana ne diyeceğimi bilmiyorum, senin cahil olduğun bir şeyi bilmiyorum, bilmediğin bir şeye delalet etmiyorum. Bildiğimizi bilirsin, sana haber vereceğimiz bir şeye senden önce geçmedik, sana tebliğ edeceğimiz şeyde yalnız kalmadık. Gördüğümüz gibi gördün işittiğimiz gibi işittin Resulullah'a bizim sohbet ettiğimiz gibi sohbet ettin. Ebu Kuhafe oğlu ve Hattab oğlu hak amelde senden evla değil, sen Resulullah'ın babasına akrabalık bağı ile onlardan daha yakınsın, onun damatlığından onların nail olmadığı şeye nail oldun. Allah Allah nefsin hakkında, sen körlükten basiret verilecek cahillikten öğretilecek değilsin, yollar açıktır din nişanları kaimdir. Bil ki Allah katında kulların en faziletlisi adil imamdır hidayet buldu ve hidayet etti, malum sünneti ikame etti meçhul bidati öldürdü. Sünnetler nurludur nişanları var bidatler zahirdir nişanları var. İnsanların en şerlisi ca'ir imamdır saptı ve onunla saptırıldı, alınmış sünneti öldürdü terkedilmiş bidati diriltti. Resulullah'ın dediğini işittim: Kıyamet günü ca'ir imam getirilir yanında yardımcı ve mazeretçi yoktur cehenneme atılır değirmen gibi döner sonra dibine bağlanır. Allah için yalvarırım bu ümmetin maktul imamı olma, denirdi ki bu ümmette bir imam öldürülür kıyamete kadar katl ve kıtali açar, işlerini karıştırır fitneleri yayar hakkı batıldan göremezler dalga dalga karışırlar. Mervan'a yaşın celalinden ömrün geçmesinden sonra istediği yere süren bir binek olma.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. İsimler (8)
- النَّاسَ وَرَائِي - إِنَّ النَّاسَ وَرَائِي - İnsanlar arkamda
- إِمَامٌ عَادِلٌ - أَفْضَلَ عِبَادِ اللَّهِ إِمَامٌ عَادِلٌ - Adil imam
- إِمَامٌ جَائِرٌ - شَرَّ النَّاسِ إِمَامٌ جَائِرٌ - Ca'ir imam
- سُنَّةً مَعْلُومَةً - فَأَقَامَ سُنَّةً مَعْلُومَةً - Malum sünnet
- بِدْعَةً مَجْهُولَةً - وَأَمَاتَ بِدْعَةً مَجْهُولَةً - Meçhul bidat
- نَارِ جَهَنَّمَ - فَيُلْقَى فِي نَارِ جَهَنَّمَ - Cehennem ateşi
- الرَّحَى - كَمَا تَدُورُ الرَّحَى - Değirmen
- لِمَرْوَانَ سَيِّقَةً - فَلَا تَكُونَنَّ لِمَرْوَانَ سَيِّقَةً - Mervan'a binek - alseraj.net/الخطبة-١٦٤/
2. Fiiller (9)
- اسْتَسْفَرُونِي - س ف ر - قَدِ اسْتَسْفَرُونِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُمْ - Elçi kıldılar
- سَبَقْنَاكَ - س ب ق - مَا سَبَقْنَاكَ إِلَى شَيْءٍ - Önce geçmek
- نُخْبِرَكَ - خ ب ر - فَنُخْبِرَكَ عَنْهُ - Haber vermek
- نُبَلِّغَكَ - ب ل غ - فَنُبَلِّغَكَهُ - Tebliğ etmek
- هَدَى - ه د ي - هُدِيَ وَهَدَى - Hidayet etmek
- أَقَامَ - ق و م - فَأَقَامَ سُنَّةً مَعْلُومَةً - İkame etmek
- أَمَاتَ - م و ت - وَأَمَاتَ بِدْعَةً مَجْهُولَةً - Öldürmek
- يُؤْتَى - أ ت ي - يُؤْتَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِالْإِمَامِ الْجَائِرِ - Getirilir
- يَسُوقُكَ - س و ق - يَسُوقُكَ حَيْثُ شَاءَ - Sürmek - alseraj.net/الخطبة-١٦٤/
3. Edatlar (6 - harf-i cer hariç)
- إِنَّ - إِنَّ النَّاسَ وَرَائِي - Te'kid
- قَدْ - وَقَدِ اسْتَسْفَرُونِي - Tahkik
- مَا - مَا أَدْرِي مَا أَقُولُ - İsmi mevsul / nefy
- لَا - لَا تَعْرِفُهُ - Nefy
- كَمَا - كَمَا رَأَيْنَا - Teşbih
- أَلَّا - أَلَّا تَكُونَ إِمَامَ هَذِهِ الْأُمَّةِ الْمَقْتُولَ - En + la - alseraj.net/الخطبة-١٦٤/
Hutbe 164 Test (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٥ - ابْتَدَعَهُمْ خَلْقاً عَجِيباً
Okuma Parçası - Metin
وَمِنْ أَعْجَبِهَا خَلْقاً الطَّاوُسُ الَّذِي أَقَامَهُ فِي أَحْكَمِ تَعْدِيلٍ وَنَضَّدَ أَلْوَانَهُ فِي أَحْسَنِ تَنْضِيدٍ بِجَنَاحٍ أَشْرَجَ قَصَبَهُ وَذَنَبٍ أَطَالَ مَسْحَبَهُ إِذَا دَرَجَ إِلَى الْأُنْثَى نَشَرَهُ مِنْ طَيِّهِ وَسَمَا بِهِ مُطِلًّا عَلَى رَأْسِهِ كَأَنَّهُ قِلْعُ دَارِيٍّ عَنَجَهُ نُوتِيُّهُ. يَخْتَالُ بِأَلْوَانِهِ وَيَمِيسُ بِزَيَفَانِهِ، يَمْشِي مَشْيَ الْمَرِحِ الْمُخْتَالِ وَيَتَصَفَّحُ ذَنَبَهُ وَجَنَاحَيْهِ فَيُقَهْقِهُ ضَاحِكاً لِجَمَالِ سِرْبَالِهِ.
Onları acip bir yaratılışla ibda etti hayvan ölü sakin hareketli türlerden, latif sanatı ve azim kudretine dair açık deliller ikame etti ki akıllar itiraf ederek teslim oldu ve vahdaniyetine delilleri kulaklarımızda bağırdı. Yerin yarıklarına dağ tepelerine yerleştirdiği muhtelif kuş suretleri farklı kanatlı mütebain heyetli tesir altına alınmış kanat çırpan kuşlar. Onları yokken var etti acip suretlerde gizli mafsallarda terkip etti. En acibi tavus ki en muhkem tadilde ikame etti renklerini en güzel tertip etti. Dişisine yürüdüğünde kuyruğunu açar başına bakar Dâri yelkeni gibi. Renkleriyle çalımlanır salına salına yürür kuyruğunu süzer elbisesinin güzelliğine güler.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. İsimler (8)
- خَلْقاً عَجِيباً - ابْتَدَعَهُمْ خَلْقاً عَجِيباً - Acip yaratılış
- الْأَطْيَارِ - مُخْتَلِفِ صُوَرِ الْأَطْيَارِ - Kuşlar
- الطَّاوُسُ - وَمِنْ أَعْجَبِهَا خَلْقاً الطَّاوُسُ - Tavus kuşu
- جَنَاحٍ - بِجَنَاحٍ أَشْرَجَ قَصَبَهُ - Kanat
- أَلْوَانِهِ - يَخْتَالُ بِأَلْوَانِهِ - Renkleri
- الْجَوِّ الْمُنْفَسِحِ - مَخَارِقِ الْجَوِّ الْمُنْفَسِحِ - Geniş hava
- قَصَبَهُ - مَدَارِيَ مِنْ فِضَّةٍ قَصَبَهُ - Tüy kökü
- الْجَنَّةِ - مِنها في صفة الجنّة - Cennet - alseraj.net/الخطبة-١٦٥/
2. Fiiller (9)
- ابْتَدَعَ - ب د ع - ابْتَدَعَهُمْ خَلْقاً عَجِيباً - İbda etti
- أَقَامَ - ق و م - وَأَقَامَ مِنْ شَوَاهِدِ الْبَيِّنَاتِ - İkame etti
- انْقَادَتْ - ق و د - مَا انْقَادَتْ لَهُ الْعُقُولُ - Boyun eğdi
- نَعَقَتْ - ن ع ق - وَنَعَقَتْ فِي أَسْمَاعِنَا دَلَائِلُهُ - Bağırdı
- ذَرَأَ - ذ ر أ - وَمَا ذَرَأَ مِنْ مُخْتَلِفِ صُوَرِ - Yarattı
- كَوَّنَهَا - ك و ن - كَوَّنَهَا بَعْدَ إِذْ لَمْ تَكُنْ - Var etti
- نَضَّدَ - ن ض د - وَنَضَّدَ أَلْوَانَهُ فِي أَحْسَنِ تَنْضِيدٍ - Dizdi
- يَخْتَالُ - خ ي ل - يَخْتَالُ بِأَلْوَانِهِ - Çalımlanır
- يُقَهْقِهُ - ق ه ق ه - فَيُقَهْقِهُ ضَاحِكاً - Kahkaha atar - alseraj.net/الخطبة-١٦٥/
3. Edatlar (6 - harf-i cer hariç)
- مَا - مَا انْقَادَتْ لَهُ الْعُقُولُ - İsmi mevsul
- إِذْ - بَعْدَ إِذْ لَمْ تَكُنْ - Zaman
- كَـ - كَأَنَّهُ قِلْعُ دَارِيٍّ - Teşbih
- إِذَا - إِذَا دَرَجَ إِلَى الْأُنْثَى - Şart
- أَنَّ - أَنَّ الْخُضْرَةَ مُمْتَزِجَةٌ - Te'kid
- لَا - لَا يُخَالِفُ سَالِفَ أَلْوَانِهِ - Nefy - alseraj.net/الخطبة-١٦٥/
Hutbe 165 Test (10 Soru)
Nehcül Belağa | الخطبة ١٦٦ - لِيَتَأَسَّ صَغِيرُكُمْ بِكَبِيرِكُمْ
Okuma Parçası - Metin
افْتَرَقُوا بَعْدَ أُلْفَتِهِمْ وَتَشَتَّتُوا عَنْ أَصْلِهِمْ، فَمِنْهُمْ آخِذٌ بِغُصْنٍ أَيْنَمَا مَالَ مَالَ مَعَهُ، عَلَى أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى سَيَجْمَعُهُمْ لِشَرِّ يَوْمٍ لِبَنِي أُمَيَّةَ كَمَا تَجْتَمِعُ قَزَعُ الْخَرِيفِ، يُؤَلِّفُ اللَّهُ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَجْمَعُهُمْ رُكَاماً كَرُكَامِ السَّحَابِ ثُمَّ يَفْتَحُ اللَّهُ لَهُمْ أَبْوَاباً، يَسِيلُونَ مِنْ مُسْتَثَارِهِمْ كَسَيْلِ الْجَنَّتَيْنِ حَيْثُ لَمْ تَسْلَمْ عَلَيْهِ قَارَةٌ وَلَمْ تَثْبُتْ عَلَيْهِ أَكَمَةٌ وَلَمْ يَرُدَّ سَنَنَهُ رَصُّ طَوْدٍ وَلَا حِدَابُ أَرْضٍ، يُذَعْذِعُهُمُ اللَّهُ فِي بُطُونِ أَوْدِيَتِهِ ثُمَّ يَسْلُكُهُمْ يَنابِيعَ فِي الْأَرْضِ يَأْخُذُ بِهِمْ مِنْ قَوْمٍ حُقُوقَ قَوْمٍ وَيُمَكِّنُ لِقَوْمٍ فِي دِيَارِ قَوْمٍ، وَ ايْمُ اللَّهِ لَيَذُوبَنَّ مَا فِي أَيْدِيهِمْ بَعْدَ الْعُلُوِّ وَالتَّمْكِينِ كَمَا تَذُوبُ الْأَلْيَةُ عَلَى النَّارِ.
أَيُّهَا النَّاسُ لَوْ لَمْ تَتَخَاذَلُوا عَنْ نَصْرِ الْحَقِّ وَلَمْ تَهِنُوا عَنْ تَوْهِينِ الْبَاطِلِ لَمْ يَطْمَعْ فِيكُمْ مَنْ لَيْسَ مِثْلَكُمْ وَلَمْ يَقْوَ مَنْ قَوِيَ عَلَيْكُمْ، لَكِنَّكُمْ تِهْتُمْ مَتَاهَ بَنِي إِسْرَائِيلَ، وَلَعَمْرِي لَيُضَعَّفَنَّ لَكُمُ التِّيهُ مِنْ بَعْدِي أَضْعَافاً بِمَا خَلَّفْتُمُ الْحَقَّ وَرَاءَ ظُهُورِكُمْ وَقَطَعْتُمُ الْأَدْنَى وَوَصَلْتُمُ الْأَبْعَدَ.
Küçüğünüz büyüğünüze uysun, büyüğünüz küçüğünüze şefkat etsin, cahiliye katıları gibi olmayın ki ne dinde tefekkuh ederler ne Allah'tan aklederler, çukurda yumurta kabuğu gibidir kırılması vebal, kuluçkası şer çıkarır. Ülfetlerinden sonra ayrıldılar aslından dağıldılar, onlardan kimi dala tutunur nereye meylederse onunla meyleder. Allah onları Benî Ümeyye için en şer günde sonbahar bulutu gibi toplayacak, sonra yığacak bulut yığını gibi, sonra kapılar açacak, iki cennet seli gibi akarlar ne kaya selamet kalır ne tepe sabit kalır. Allah onları vadi karınlarında dağıtır sonra yer içinde pınarlar halinde sürer, bir kavimden diğer kavimin haklarını alır, bir kavmi başka kavmin diyarında temkin eder. Vallahi ellerindekiler uluv ve temkinden sonra ateşte kuyruk yağının erimesi gibi eriyecek. Ey insanlar hakka yardımdan gevşemeseniz ve batılı zayıflatmaktan aciz kalmasanız sizden olmayan sizde tamah etmez, size galip olan kuvvetlenmezdi. Ama siz Benî İsrail çölü gibi şaştınız, benden sonra tîhiniz kat kat artacak hakkı arkalarınıza atıp yakını kesip uzağı vaslettiniz.
Kelime ve Dilbilgisi Örnekleri
1. Arapça İsim Örnekleri (8 Adet)
- صَغِيرُكُمْ بِكَبِيرِكُمْ - Küçük büyük - لِيَتَأَسَّ صَغِيرُكُمْ بِكَبِيرِكُمْ - Küçüğünüz büyüğünüze uysun.
- جُفَاةِ الْجَاهِلِيَّةِ - كَجُفَاةِ الْجَاهِلِيَّةِ - Cahiliye katıları
- قَيْضِ بَيْضٍ فِي أَدَاحٍ - كَقَيْضِ بَيْضٍ فِي أَدَاحٍ - Çukurda yumurta kabuğu
- بَنِي أُمَيَّةَ - لِشَرِّ يَوْمٍ لِبَنِي أُمَيَّةَ - Benî Ümeyye
- قَزَعُ الْخَرِيفِ - كَمَا تَجْتَمِعُ قَزَعُ الْخَرِيفِ - Sonbahar bulutu
- رُكَامِ السَّحَابِ - كَرُكَامِ السَّحَابِ - Bulut yığını
- الْأَلْيَةُ عَلَى النَّارِ - كَمَا تَذُوبُ الْأَلْيَةُ عَلَى النَّارِ - Ateşte kuyruk yağı - alseraj.net/الخطبة-١٦٦/
- مَتَاهَ بَنِي إِسْرَائِيلَ - تِهْتُمْ مَتَاهَ بَنِي إِسْرَائِيلَ - Benî İsrail çölü
2. Fiil Örnekleri (9 Adet)
- يَتَأَسَّ - أ س ي - لِيَتَأَسَّ صَغِيرُكُمْ بِكَبِيرِكُمْ - Uysun, örnklensin
- يَرْأَفْ - ر أ ف - وَلْيَرْأَفْ كَبِيرُكُمْ بِصَغِيرِكُمْ - Şefkat etsin
- يَتَفَقَّهُونَ - ف ق ه - لَا فِي الدِّينِ يَتَفَقَّهُونَ - Tefekkuh etmek
- يَعْقِلُونَ - ع ق ل - وَلَا عَنِ اللَّهِ يَعْقِلُونَ - Akletmek
- افْتَرَقُوا - ف ر ق - افْتَرَقُوا بَعْدَ أُلْفَتِهِمْ - Ayrıldılar
- تَشَتَّتُوا - ش ت ت - وَتَشَتَّتُوا عَنْ أَصْلِهِمْ - Dağıldılar
- يَجْمَعُهُمْ - ج م ع - سَيَجْمَعُهُمْ لِشَرِّ يَوْمٍ - Toplayacak
- يَسِيلُونَ - س ي ل - يَسِيلُونَ مِنْ مُسْتَثَارِهِمْ - Akarlar
- يَذُوبَنَّ - ذ و ب - لَيَذُوبَنَّ مَا فِي أَيْدِيهِمْ - Eriyecek - alseraj.net/الخطبة-١٦٦/
3. Edat Örnekleri (6 - harf-i cer hariç)
- لِـ - لِيَتَأَسَّ صَغِيرُكُمْ - Lam-i emir
- لَا - لَا فِي الدِّينِ يَتَفَقَّهُونَ - Nefy
- كَـ - كَجُفَاةِ الْجَاهِلِيَّةِ - Teşbih
- أَيْنَمَا - أَيْنَمَا مَالَ مَالَ مَعَهُ - Şart
- كَمَا - كَمَا تَجْتَمِعُ قَزَعُ الْخَرِيفِ - Teşbih
- لَوْ - لَوْ لَمْ تَتَخَاذَلُوا - Şart - alseraj.net/الخطبة-١٦٦/
Hutbe 166 Test (10 Soru)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.